Tapu Tahsis Belgesine Dayalı Tapu İptali ve Tescil

by Avukat Erdal Ersoy
Tapu Tahsis Belgesine Dayalı Tapu İptali ve Tescil

Tapu Tahsis Belgesinin Hukuki Niteliği ve Düzenlenmesi

Tapu tahsis belgesi, mülkiyet nakleden bir belge niteliğinde olmayıp fiili kullanımı belirleyen, zilyetliği ve hak sahipliği statüsünü gösteren ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir belgedir. Bu belge; belediye, Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi kamu idarelerince yürütülen hak sahipliği tespiti, tahsis ve şerh işlemleri sonucunda idari nitelikte tanzim edilir.

2981 sayılı Kanun m. 10/a hükmüne göre Hazine, belediye, il özel idaresine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare ettiği arsa ve araziler üzerindeki yapılar tespit edildikten sonra kayıt maliki kamu kuruluşunca hak sahibine tahsis edilir ve durum tapu sicilinin beyanlar hanesinde gösterilerek tapu tahsis belgesi verilir. Bu belge, ıslah imar planı veya kadastro planları yapıldıktan sonra hak sahiplerine verilecek tapuya esas teşkil eder. Belirlenen alanlarda tapu tahsis belgesi yerine hak sahiplerine doğrudan tapu verilebilmesi de mümkündür.

2981 sayılı İMAR VE GECEKONDU MEVZUATINA AYKIRI YAPILARA UYGULANACAK BAZI İŞLEMLER VE 6785 SAYILI İMAR KANUNUNUN BİR MADDESİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN m. 10Kaynağı aç
Madde 10 – (Değişik : 22/5/1986 – 3290/4 md.) a) Bu Kanun hükümlerine göre hazine, belediye, il özel idaresine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare ettiği arsa veya araziler üzerinde, gecekondu sahiplerince yapılmış yapılar, 12 nci madde hükümlerine göre tespit ettirildikten sonra, kayıt maliki kamu kuruluşunca bu yer hak sahibine tahsis edilir ve bu tahsisin yapıldığı tapu sicilinin beyanlar hanesinde gösterilerek ilgilisine "Tapu Tahsis Belgesi" verilir. Tapu tahsis belgesi, ıslah imar planı veya kadastro planları yapıldıktan sonra hak sahiplerine verilecek tapuya esas teşkil eder. (Ek : 18/5/1987 – 3366/4 md.) Ancak islah imar planı veya kadastro planları ile belirlenen alanlarda tapu tahsis belgesi yerine hak sahiplerine doğrudan tapuları verilebilir. b) Üzerinde imar mavzuatına aykırı olarak toplu binalar inşa edilmiş hisseli veya özel parselasyona dayalı arsa veya arazilerde, kişilerin hisse miktarları ve fiili kullanma durumları dikkate alınarak valilik veya belediyelerin talebi üzerine: 1. Henüz kadastrosu yapılmamış yerlerde, kadastro müdürlüklerince bu Kanunda belirtilen mülkiyet tespitine dair hükümler de uygulanarak, 2. Kadastrosu veya tapulaması tamamlanmış yerlerde ise bu Kanunla verilen yetkiler kadastro müdürlüklerince kullanılarak, Islah imar planlarının yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın: onayların alınmasına ve ilanların yapılmasına (askı ilanları hariç), komisyonların kurulmasına lüzum kalmaksızın 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri veya 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre hak sahipleri tespit veya yeniden tayin edilerek adlarına tescil edilir. Bu tespit sırasında özel parselasyon planında görülen veya hisseli satışlar sonucu fiilen oluşan yol, meydan, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha vs hizmetlere ayrılan yerler ile bunlara ilişkin hisseler bedelsiz olarak resen tapudan terkin; okul, ibadet yeri ve benzer kamu hizmetlerine ayrılan yerler ise, bedelsiz olarak ilgili idareler adına tespit ve tescil edilir. Hazine, belediye veya il özel idarelerine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare ettiği arsa veya arazileri üzerinde yapıldığı tespit edilen gecekondular hakkında da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. (Ek : 18/5/1987 – 3366/4 md.) Belediye, hazine, özel idare veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare ettiği arsa ve araziler üzerine gecekondu yapıldıktan sonra tespit edilerek kira kontratı düzenlenmiş gecekondu hak sahiplerine tapu tahsis belgesi ve tapuları verilir. Hak sahibi olmadığı halde tapu verilen kişilerin tapuları resen iptal edilir. c) İmar mevzuatına aykırı bina yapılmış, hisseli arsa ve araziler veya özel parselasyona dayalı arazilerde, imar adası veya parseli olabilecek büyüklükteki alanlarda, binalı veya binasız arsa ve arazileri birbirleriyle, yol fazlalarıyla veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerle birleştirmeye bunları yeniden ada ve parsellere ayırmaya, yapılara yeniden doğan imar ada veya parseli içinde kalanları —————————— (1) Bu hükmün uygulanmasında ek 3 üncü maddeye bakınız. 6357 yapı sahiplerine, yapı olmayanları diğer hisse sahiplerine müstakil veya hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre vermeye, bunlar adına tescil ettirmeye ve tescil işlemi dışında kalanların hisselerini 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa göre tespit edilecek bedeli peşin ödenmek veya parsel sahipleri aleyhine kanuni ipotek tesis edilerek, tapu sicilinden terkin ettirmeye belediye veya valilikler resen yetkilidir. Belediye veya valiliklerin talebi halinde bu yetkiler kadastro müdürlüklerince de kullanılır. Bu gibi arazilerde hisse sahiplerinin malik olduğu hisse üzerindeki temliki tasurruflar ve bunlarla ilgili takyitler 11/6/1945 tarih ve 4753, 19/7/1943 tarih ve 4486 sayılı Kanunlar, 775 sayılı Gecekondu Kanunundaki hükümler dahil, uygulamayı durdurmaz. Bu gibİ işlemlerde takyitler hisse sahibine isabet edecek müstakil parsele aynen nakledilir ve yapılan işlem Medeni Kanunun 927 nci maddesine göre hak sahibine bildirilir. Islah imar planı ile düzenlemeye tabi tutulan arsa ve arazilerin yeni sahiplerine verilmesinde valilik veya belediyelerce arsa ve arazilerin durumuna göre düzenleme ortaklık payı alınabilir. Bu gibi yerlere ait yapılmış olan özel parselasyon planı, ıslah imar planı olabilecek nitelikte olduğu belediye veya valiliklerce uygun görüldüğü takdirde aynen kabul edilerek tescil edilir. Üzerinde yapılanma bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler valiliğin talebi üzerine, belediye veya özel idareler adına resen tapuya tescil edilir. Islah imar planlarında genel bütçeye dahil dairelerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere ayrılan veya ayrılacak olan veya bir kamu hizmeti için lüzumlu görülen arsa veya araziler eski sahibi kamu idarelerine veya o işe tahsil edilmek üzere hazineye aynı şartlarla geri verilir. Islah imar planı yapılmış ve yapılacak bölgelerde bu Kanun kapsamına giren ve tapu tahsis belgesi verilen hazine arsa ve arazileri, iktisap tarihine bakılmaksızın aynı amaçta kullanılmak üzere ilgili belediyelere devredilir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Değerlendirme Esasları Muhafazası mümkün yapılara ruhsat ve kullanma izni verilmesi:

Kamu arazileri üzerinde yapı yapıldıktan sonra tespit edilerek kira kontratı bağlanmış gecekondu hak sahiplerine 2981 sayılı Kanun m. 10/b uyarınca tapu tahsis belgesi ve tapuları verilir; ancak hak sahibi olmadığı halde tapu verilen kişilerin tapuları resen iptal edilir. Tapu tahsis belgesine dayalı tescil isteminde bulunabilmek için idarece düzenlenmiş ve hukuki geçerliliğini koruyan bir belgenin bulunması şarttır. Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2015/1160, K. 2015/2539 sayılı kararında belirtildiği üzere davacı adına yetkili idare tarafından verilmiş bir tapu tahsis belgesi bulunmadığı takdirde edinme koşulları oluşmayacağından dava reddedilir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/11985, K. 2018/3151Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2015/11985 E.  ,  2018/3151 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.10.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.04.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili ile davacılar vekili temyiz etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için; -Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması, -Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması, -İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması, -Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması, -Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması, -Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması. -İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir, -Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karaı verilmelidir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Dosya içerisindeki 24.12.1993 tarihli tapu tahsis belgesi ile davacıların murisi …'a 1449 parsel sayılı taşınmazdan 271,90 m2'lik yer tahsis edilmiştir. Ancak dosya içerisinde bulunan tahsis belgesinde onay mühür ve imza bulunmadığı sadece yetkili Mal Müdürü …'e ait imza bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacılar bu tahsis belgesine dayanarak tahsise konu yerin miras payı oranında adlarına tescilini talep etmektedir. Ne var ki; mahkemece tahsise dayalı tescil isteğine ilişkin yasal koşulların oluşup oluşmadığının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece Dairemizin yukarıda sözü edilen ilkeleri dikkate alınarak araştırma yapılarak öncelikle, tapu tahsis belgesini veren makam olan … belediyesinin de davada taraf olara yer alması sağlanmalı, tapu tahsis belgesinin geçerliliği … belediyesinden sorulmalı, tapu tahsis belgesi hukuki anlamda geçerliliğini koruyorsa dava konusu taşınmazın imar ıslah planı yapılıp yapılmadığı, imar planındaysa hangi alanda kaldığı, DOP oranı kesilip kesilmediği, kesildiyse hangi oranda kesildiği ve bu oranın alınacak bilirkişi raporunda tapu tahsis belgesindeki alana da oranlanması yapılmalıdır. Son olarak bedelin ödenip ödenmediği de kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, ödenmediğinin anlaşılması halinde rayiç bedel depo ettirildikten sonra diğer tüm koşullar da oluştuğu takdirde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde davacılara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/1160, K. 2015/2539Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2015/1160 E.  ,  2015/2539 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 27.12.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.12.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı Belediye vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili, 9814 ada 9 parsel imar ile 9814 ada 33 parselde davalı belediye adına kayıtlı hisseden 140 m2'lik kısmın 24.07.2007 tarihli belediye encümen kararına göre taşınmaz üzerinde gecekondusu bulunan ve 2981 sayılı Kanuna göre davacıların murisi … oğlu …'a 28.12.2006, 24.07.2007 ve 30.10.2007 tarihli encümen kararları ile satıldığını, davacıların murisinin bu suretle hak sahibi olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Davacılar, dava sırasında 09.12.2013 tarihinde haklarını davacı …'e temlik etmiş, temlik alan davanın kabulünü istemiştir. Davalı belediye vekili öncelikle idari yargının görevli olduğu nedeniyle yargı yolu yönünden, ayrıca davacıların murisinin tahsis bedelini ödemediğini, 2981 sayılı Kanuna göre davacıların ve temlik alanın hak sahibi olmadığını belirterek esastan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacıların murisine tapu tahsis belgesi verildiği, taraflar arasında tapu tahsis belgesine dayalı olarak müracaatlar üzerine çıkartılan rayiç bedel ödenmediğinden davacılar adına tescil hakkı doğduğu, temlik alanın tapu tahsis belgesindeki haklardan yararlanabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, depo edilen 350.000,00 TL bedelin davalı belediyeye ödenmesine karar verilmiştir. Hükmü davacı vekili davalı bedeliye vekili temyiz etmiştir. Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı Kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için; -Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması, -Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması, -İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması, -Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması, -Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması, -Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması. -İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir, -Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; davalı belediye başkanlığının dosya içerisindeki cevabi yazılarına ve taşınmazın satışına dair belediyece düzenlenen belgelere göre davacı mirasçılar ve dava sırasında temlik edenlerin murisi …'a davalı belediye tarafından verilmiş bir tapu tahsis belgesi bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı yararına tapu tahsis belgesine dayalı edinme koşulları oluşmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı belediye vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tabliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Hak Sahipliği Şartları ve Kişisel Hakkın Devri

Gecekondu sahibinin hak sahibi olabilmesi için kendisinin, eşinin veya reşit olmayan çocuğunun ilgili belediye ve mücavir alan sınırları içinde ev yapmaya elverişli bir arsasının ya da konut niteliğinde bir yapısının bulunmaması aranır. Hak sahipliği incelemesinde tapu tahsis belgesinin düzenlendiği tarih ile af müracaatı tarihi ölçüleri birlikte dikkate alınmaktadır.

Tapu tahsis belgesinden doğan kişisel haklar mirasçılara intikal edebilir ve belirli koşullar çerçevesinde devir ve temlike konu olabilir. Hakların devri veya temliki durumunda devir işleminin hukuki geçerliliği ve ispatı ile devralan kişinin hak sahipliği koşullarını taşıyıp taşımadığı mahkemece incelenir.

Tescil Kararı Verilebilmesi İçin Aranan Yasal Koşullar

Tapu tahsis belgesine dayalı tescil hükmü kurulabilmesi için tahsise konu yerde 3194 sayılı Kanun m. 18 uyarınca imar planı veya 2981 sayılı Kanun uyarınca ıslah imar planlarının yapılmış olması, imar parsellerinin oluşması ve tescile elverişli bir parselasyonun bulunması aranır. 2981 sayılı Kanun m. 10/c gereğince ıslah imar planı yapılmış ve yapılacak bölgelerde kanun kapsamına giren ve tapu tahsis belgesi verilen Hazine taşınmazları, iktisap tarihine bakılmaksızın aynı amaçta kullanılmak üzere ilgili belediyelere devredilir.

Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış olması ve imar planına göre konut alanında kalması tescil şartlarındandır; yol, park, okul, yeşil alan veya spor alanı gibi kamu hizmetine ayrılan alanlarda tescil genellikle mümkün görülmez. Ayrıca hak sahibine tapu tahsis belgesi gereğince başka bir yerden tahsis yapılmamış olması zorunludur.

Yargılama sırasında tapu tahsis belgesinde tarif edilen alan ile tescili talep edilen güncel ada ve parselin aynı yer olup olmadığının ve taşınmaz niteliklerinin tespiti amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif icra edilir.

Arsa Bedeli ve Düzenleme Ortaklık Payı Kesintisi

Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması tescil için aranan unsurlar arasındadır. Bedelin ödenmediği veya taksitlerin tamamlanmadığı durumlarda mahkemece taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri bilirkişi aracılığıyla saptanır ve hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo ettirilir. Depo şartı yerine getirilmediğinde dava reddedilebilir.

2981 sayılı Kanun m. 10/c uyarınca ıslah imar planı ile düzenlemeye tabi tutulan yerlerin yeni sahiplerine verilmesinde düzenleme ortaklık payı alınabilir. Uygulanan düzenleme ortaklık payı oranı davacıyı bağlayıcı nitelikte olduğundan, tahsis miktarından bu oranda indirim yapılarak kalan kısmın tesciline karar verilir. 3194 sayılı Kanun m. 18 f. 8 kapsamında, 2981 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi uyarınca yapılan uygulamalarda önceki umumi hizmet kesintilerinin parselasyon planındaki paydan az olması halinde fark kadar tamamlayıcı kesinti yapılabilir; toplam kesinti oranı yüzde kırk beşi geçemez.

3194 sayılı İMAR KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez.[19][20] (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik birinci cümle:5/12/2024-7534/6 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, kamuya ait kreş ve gündüz bakım evleri, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, bölgenin geneline hizmet veren spor alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, kamu hizmeti için planlanan teknik altyapı ve trafo alanları, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları, resmî kurum alanı, uygulama imar planı kararı ile getirilen diğer umumi ve kamu hizmet alanları, otogar alanından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının, bu fıkrada belirtilen kullanımlar için düzenleme ortaklık payı düşülmesini müteakip kalan Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanması esastır. Ancak taşkın kontrol tesisi için yeterli alanın ayrılamaması durumunda, düzenleme ortaklık payının ikinci fıkrada belirtilen oranı aşmaması şartıyla, düzenlemeye tabi diğer arazi ve arsaların yüz ölçümlerinden bu fıkradaki kullanımlar için öncelikle düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra ikinci fıkrada belirtilen orana kadar taşkın kontrol tesisi için de ayrıca pay ayrılır. Kapanan imar ve kadastro yollarının öncelikle düzenleme ortaklık payına ayrılan toplam alandan düşülmesi esastır. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Üçüncü fıkrada belirtilen, bölgenin ihtiyacına ayrılan alanlardan belediye hizmetleri ile ilgili olanlar bu amaçlarla kullanılmak kaydıyla ilgili belediyesi adına, diğer alanlar ise imar planındaki kullanım amacı doğrultusunda bu amacı gerçekleştirecek olan idareye tahsis edilmek üzere Hazine adına tescil edilir. (Değişik fıkra:5/12/2024-7534/6 md.) Düzenleme sahasında üçüncü fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için ayrılması gereken alanların toplamının, ikinci fıkrada belirtilen düzenleme ortaklık payından fazla olması veya daha öncesinde parselasyon planı tescil olmuş alanlarda ikinci kez düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılamaması nedeniyle kamu eline geçişi sağlanamayan umumi ve kamu hizmet alanlarının 13 üncü maddede belirtilen yöntemlerle kamuya geçişi sağlanır. Umumi ve kamu hizmet alanlarının kamulaştırma yoluyla kamu eline geçirilecek olması halinde, uygulamaya giren parsellerin, imar planında kamulaştırmaya konu kamu ve umumi hizmet alanlarına denk gelen kısımları ilgili idarece kamulaştırılır. Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır. (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu madde hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır. Ancak, her türlü imar planı kararı ile yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması hâlinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması kaydıyla, daha önceki imar uygulamalarında yapılan terk veya kesintiler dikkate alınmak suretiyle ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını % 45’e kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir.[21] (Ek sekizinci fıkra:18/7/2021-7333/10 md.) 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında yapılan uygulamalarda; umumi hizmet alanları için yapılan her türlü terk ve kesintinin, parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı kesintisinden az olması durumunda, önceki terk ve kesintilerin oranını parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan fark kadar düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir. Yapılan bu kesinti tamamlayıcı mahiyette olup mükerrer uygulama olarak değerlendirilmez. Ancak toplam kesinti oranı her halükarda %45’i geçemez. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Parselasyon planı yapılmadan ifraz ve tevhit edilerek tescil edilen parsellerden, imar planında umumi hizmet alanlarına rastladığı için terk edilen veya bağışlanan alanların toplam parsel alanına oranı, yeni yapılacak parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan farkı kadar düzenleme ortaklık payı alınır.[22] (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Mevcut yapılar nedeniyle parsellerden düzenleme ortaklık payı alınamadığı hâllerde bu payın miktarı, (…)[23] bedele dönüştürülebilir. (Ek cümle:5/12/2024-7534/6 md.) Parselasyonu onaylayan idare tarafından alınan bu bedel, fazladan düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmak zorunda kalınan diğer parsel sahiplerine ödenir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik fıkra:5/12/2024-7534/6 md.) Bedel takdiri 2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen bedel tespiti esasları da gözetilerek 6362 sayılı Kanuna göre lisans almış gayrimenkul değerleme uzmanları veya ilgili idare takdir komisyonlarınca raporlandırılarak tespit edilir. Tespit edilen bedel ödenmedikçe tapuda herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilir ve bu bedelin tamamı tescil tarihinden itibaren en geç 1 yıl içerisinde ödenir. Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında güncellenmek suretiyle ödenmedikçe devri yapılamaz ve yapı ruhsatı verilemez, tapuda herhangi bir işlem tesis edilemez. Bedelin tamamen ödenmesi hâlinde taşınmaz maliki ya da idarenin talebi üzerine terkin edilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme sonucu taşınmaz maliklerine verilecek parseller; öncelikle düzenlemeye alınan taşınmazın bulunduğu yerden, mümkün olmuyor ise en yakınındaki eşdeğer alandan verilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme alanında bulunan imar adalarında, asgari parsel büyüklüğünü karşılamak kaydıyla, imar uygulama alanında kalan hisseli arsa ve araziler; hisse sahiplerinin muvafakati hâlinde veya fiilî kullanım esasına göre müstakil hâle getirilebilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Uygulama imar planında hüküm bulunmaması hâlinde yönetmelikte belirlenen asgari parsel büyüklüklerinin altında parsel oluşturulamaz. (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır. Düzenlenmiş arsalarda bulunan yapılara, ilgili parsel sahiplerinin muvafakatları olmadığı veya plan ve mevzuat hükümlerine göre mahzur bulunduğu takdirde, küçük ölçüdeki zaruri tamirler dışında ilave, değişiklik ve esaslı tamir izni verilemez. Düzenlemeye tabi tutulması gerektiği halde, bu madde hükümlerinin tatbiki mümkün olmayan hallerde imar planı ve yönetmelik hükümlerine göre müstakil inşaata elverişli olan kadastral parsellere plana göre inşaat ruhsatı verilebilir. Bu maddenin tatbikinde belediye veya valilik, ödeyecekleri kamulaştırma bedeli yerine ilgililerin muvafakatı halinde kamulaştırılması gereken yerlerine karşılık, plan ve mevzuat hükümlerine göre yapı yapılması mümkün olan belediye veya valiliğe ait sahalardan yer verebilirler. Veraset yolu ile intikal eden, bu Kanun hükümlerine göre şüyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz. (Ek fıkra:14/2/2020-7221/7 md.) Bu madde kapsamında yapılmış olan imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle tescilli imar parselleri üzerinden mahkeme kararlarını yerine getirmeye yönelik yeni imar uygulaması yapılabilir. Bunun mümkün olmaması durumunda davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla tescilli imar parselleri üzerinden yeni parselasyon işlemi yapılarak uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edilir veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değeri ödenir.[24] (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir. Parselasyon planlarının hazırlanması ve tescili:

Görev, Yetki, Husumet ve Tescilin İmkânsızlığı

Taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda kesin yetki kuralı geçerli olup tapu tahsis belgesine dayalı tescil davalarında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Görevli mahkeme genel olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir. Davada husumet güncel tapu kaydındaki malike yöneltilir; tahsisi yapan kamu kurumu ile tapu maliki farklı olabilmektedir.

Uyuşmazlığın niteliğine göre Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2015/11985, K. 2018/3151 sayılı kararında tahsis belgesini düzenleyen belediyenin davada taraf olarak yer almasının sağlanması ve belgenin hukuki geçerliliğinin ilgili idareden sorulması gerektiğine işaret edilmiştir. İdarenin tapu tahsis belgesini iptal etmesi, şerhi terkin etmesi veya tapu verilmesi talebini reddetmesi durumlarında uyuşmazlığın idari işlem boyutunun çözümü için idari yargı yoluna başvurulması gündeme gelebilir. Aynen tescilin reddedildiği hallerde hak sahibinin ödediği arsa bedelinin denkleştirici adalet ilkeleri uyarınca güncellenmiş değer üzerinden iadesi değerlendirilir.

Tapu tahsis belgesi mülkiyet hakkı sağlar mı?

Tapu tahsis belgesi mülkiyet nakleden bir belge olmayıp fiili kullanımı belirleyen, zilyetliği ve hak sahipliği statüsünü gösteren ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir belgedir.

Arsa bedeli ödenmemişse mahkeme nasıl işlem yapar?

Arsa bedeli ödenmemişse mahkemece dava tarihindeki rayiç bedel bilirkişiye hesaplatılarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo ettirilir; depo edilmezse dava reddedilebilir.

Tescil sırasında düzenleme ortaklık payı indirimi yapılır mı?

İmar uygulaması sırasında parselden düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmışsa bu kesinti hak sahibini bağladığından tahsis miktarından bu oranda indirim yapılarak kalan kısmın tesciline karar verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu