Tanıma ve Tenfiz Kavramları ile Temel Farklar
Tanıma davası, yabancı bir ülkede verilen mahkeme kararının Türkiye'de kesin hüküm veya kesin delil olarak kabul edilmesini sağlamak amacıyla açılan tespit nitelikli bir dava türüdür. Yabancı mahkeme kararının icra organlarının harekete geçmesini gerektiren icrai bir yönü bulunmuyorsa tanıma davası açılması gerekir. Tenfiz davası ise kişilerin özel hukuk ilişkilerine yönelik icra nitelikli hükümler ihtiva eden yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de geçerli olmasını ve icra olunabilmesini sağlar. Yabancı mahkemelerden verilen eda kararlarının icra edilebilmesi, Türkiye'de tenfiz edilmelerine bağlıdır. Tanıma veya tenfiz kararı verilmesiyle birlikte yabancı mahkeme kararı yerel mahkeme kararı kuvvet ve niteliğini kazanır.
Yasal Dayanak ve Aranan Ön Koşullar
Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin yasal çerçeve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 50 ilâ 59. maddeleri arasında çizilmiştir. 5718 sayılı Kanun'un 50. maddesi doğrultusunda tanıma veya tenfiz kararı verilebilmesi için yabancı bir mahkeme ilamının bulunması, uyuşmazlığın hukuk davalarına ilişkin olması ve kararın kesinleşmiş bulunması ön koşuldur. Bunun yanı sıra ceza mahkemelerince verilen ilamlarda yer alan kişisel haklara dair hükümler de tenfiz talebine konu edilebilir.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme BGK, E. 2010/1, K. 2012/1Kaynağı aç
Tenfiz davası hasımsız açılamaz ve davalı taraf yabancı mahkeme kararında yer alan karşı kişidir. Kararın tenfiz edilmesinde hukuki yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir. Tenfiz istemi dilekçe ile yapılır ve dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir.
Tenfiz Şartları ve Tanımadan Farkları
Tenfiz kararı verilebilmesi için ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetki alanına girmeyen bir uyuşmazlığa ilişkin olması veya aleyhine tenfiz istenen tarafça açıkça itiraz edilmek kaydıyla davanın tarafları yahut uyuşmazlığın konusuyla gerçek bir bağı olmadığı halde yetki tanıyan yabancı bir devlet mahkemesince karara bağlanmamış bulunması şarttır. Bununla birlikte yabancı kararın Türk kamu düzenine açıkça ters düşmemesi aranır. Tarafın savunma hakkının temini bakımından, ilgili devlet mevzuatına uygun şekilde duruşmaya davet edilmemiş, yargılamada temsil olunmamış veya kanunlara aykırı biçimde gıyabında hüküm kurulmuş olması ve aleyhine karar çıkan kişinin bu noksanlıklardan birini öne sürerek Türk mahkemesinde tenfize itiraz etmemiş bulunması gerekir.
Tenfiz talebinin kabulü için hükmün verildiği yer ile Türkiye arasında karşılıklılık bulunması şarttır. 5718 sayılı Kanun'un 58. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı olmakla birlikte, tanımada 54. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan karşılıklılık şartı aranmaz. İhtilafsız kaza kararlarının tanınması ile yabancı mahkeme ilamına dayanılarak Türkiye'de idari bir işlemin yapılmasında da aynı tespit usulü uygulanır.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 58Kaynağı aç
Revizyon Yasağı ve Gerekçesiz Yabancı İlamlar
Türk mahkemelerinde yabancı mahkeme kararında uygulanan usulün veya kararda yer alan maddi ve hukuki tespitlerin doğruluğu denetlenemez. Revizyon yasağı olarak adlandırılan bu ilke gereğince tenfiz hakimince yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenemez. Hakimin kanunda sayılan tenfiz şartları dışında ilamın içeriği üzerinde inceleme yetkisi bulunmamaktadır.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2010/1 Esas ve 2012/1 Karar sayılı ilamında, yabancı mahkeme kararında gerekçe bulunmamasının ilamın tenfizine engel oluşturmayacağı ve bu eksikliğin 5718 sayılı Kanun'un 54. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki kamu düzenine açıkça aykırılık halini doğurmayacağı belirtilmiştir. Anayasa'nın 141. maddesinde düzenlenen ve tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını zorunlu kılan kural yalnızca Türk yargı organları bakımından bağlayıcı olup yabancı mahkemeleri kapsamaz.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
5718 sayılı Kanun'un 51. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir. Bununla birlikte aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfiz taleplerinde 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun hükümleri uyarınca aile mahkemesi görevlidir.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 51Kaynağı aç
Tenfiz davalarında yetkili mahkemenin tespitinde aleyhine karar talep edilen kişinin Türkiye hudutları dahilindeki yerleşim yeri, yerleşim yerinin bulunmaması halinde ise sakin olduğu yer dikkate alınır. Şayet davalının Türkiye'de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer mevcut değilse, istem Ankara, İstanbul ya da İzmir mahkemelerinden birinde ileri sürülebilir.
Dilekçe İçeriği, Gerekli Belgeler ve Apostil Şerhi
Tanıma ve tenfiz dilekçesine yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ile onanmış tercümesi eklenir. Ayrıca ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin verilmesi zorunludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 318. maddesi uyarınca taraflar dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu belirterek bildirmek, ellerinde bulunan delilleri dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belgeler için de bunların temin edilmesini sağlayan açıklamalara yer vermek zorundadır.
Davaya konu edilen bir yabancı mahkeme kararının gerçekte bir mahkeme kararı olup olmadığı, hangi ülke ve mahkemeden verildiği, tarihi, kim tarafından tasdik edildiği ve mühür taşıyıp taşımadığı hususlarının kararı veren mahkemeye sorulmadan tespiti apostil şerhiyle sağlanır. Bu sebeple tanıma ve tenfiz davalarında apostil şerhi zorunlu bir unsurdur.
Yargılama Usulü, İtiraz ve Duruşma Düzeni
Tanıma ve tenfiz başvuruları 5718 sayılı Kanun'un 55. maddesinin birinci fıkrası uyarınca basit yargılama usulü kurallarına göre ele alınır. Yabancı mahkeme ilamının tanınması talebi derdest bir Türk davası içinde de dermeyan edilebilir; bu takdirde asıl uyuşmazlığın tabi olduğu yargılama yöntemi uygulanır. Buna mukabil icrai nitelik taşıyan tenfiz taleplerinin bağımsız bir dava şeklinde açılması yasal bir zorunluluktur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 138. maddesi gereğince mahkeme, öncelikle dava şartları ile ilk itirazları evrak üzerinden inceler ve lüzum gördüğü takdirde tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 138Kaynağı aç
Basit yargılama usulünde mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerini ilk duruşma hariç iki duruşmada tamamlar ve duruşmalar arasındaki süre bir aydan uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de gün tayin edebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir. Bu davalarda tanık dinlenmez, keşif yapılmaz ve zorunlu olmadıkça bilirkişi incelemesine başvurulmaz; inceleme yabancı mahkeme kararının tanıma ya da tenfiz koşullarını taşıyıp taşımadığı ile sınırlıdır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 320Kaynağı aç
Karşı taraf tenfiz istemine karşı ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilamının kısmen ya da tamamen yerine getirilmiş veya yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir. Davacının duruşmaya katılmaması halinde dava işlemden kaldırılır; basit yargılama usulünde işlemden kaldırılan dosya yenilenmesinden sonra tekrar takipsiz bırakılırsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Davalı ise duruşmalara katılmak zorunda değildir; davaya katılmayan davalının yokluğunda davaya devam olunarak karar verilir.
Teminat Yükümlülüğü ve Muafiyet
5718 sayılı Kanun'un 48. maddesi kapsamında, yabancı uyruklu gerçek ya da tüzel kişilerin Türk yargı mercileri nezdinde dava açması, görülmekte olan bir davaya dahil olması veya icra takibi başlatması halinde, olası yargılama ve takip masrafları ile karşı tarafın görebileceği zararları teminat altına alacak bir tutarı mahkemeye sunmaları zorunludur. Bununla birlikte ilgili devlet ile Türkiye Cumhuriyeti arasında karşılıklılık esası mevcutsa mahkeme yabancı tarafı bu yükümlülükten bağışık tutar.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 48Kaynağı aç
Yurt dışında ikamet eden ve Türkiye hudutları içinde mutat meskeni bulunmayan Türk vatandaşlarının dava açması, davacı safında davaya iştirak etmesi veya takip yürütmesi hallerinde de 6100 sayılı Kanun'un 84. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı tarafın muhtemel yargılama giderlerini temin edecek nitelikte uygun bir güvence verilmesi gerekir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 84Kaynağı aç
Tebligat Usulü
Tenfiz istemine ilişkin dilekçe duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. Dava dilekçesinin, duruşma tarihinin ve yargılama sonucunda verilen mahkeme kararının davalı tarafa tebliğ edilmesi zorunludur. Hasımsız ihtilafsız kaza kararlarında tebliğ hükmü uygulanmaz.
Yurt dışında mukim Türk vatandaşlarına yönelik tebligat işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 25/a maddesi gereğince doğrudan yetkili Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu eliyle görevli memur vasıtasıyla yürütülebilir. Muhataba o ülke mevzuatının öngördüğü usulle iletilen bildirimde, tebliğ konusu ve çıkaran merci bilgisiyle birlikte otuz gün içinde başvurulmaması halinde tebligatın yapılmış sayılacağı ihtarı yer alır. Belgelenen tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde başvurulmadığında işlem sürenin sonunda yapılmış sayılır; muhatap başvurup evrakı teslim almaktan kaçınırsa tutanağın düzenlendiği tarihte tebliğ gerçekleşir. Yabancı uyruklu kişilere yönelik tebligatlar ise Adalet Bakanlığı kanalıyla ulaştırılır ve duruşma gününün en az üç ay önceden gönderilmesi aranır.
7201 sayılı TEBLİGAT KANUNU m. 25/aKaynağı aç
Karar, Kesin Hüküm Etkisi ve Kanun Yolu
Yargılama neticesinde mahkemece yabancı ilamın kısmen ya da tamamen yerine getirilmesine veya tenfiz isteminin reddine hükmolunabilir. Hüküm, yabancı mahkeme ilamı altına dercedilerek hakimce mühürlenip imzalanır. Tenfizine karar bağlanan yabancı kararlar Türk mahkemelerince verilmiş ilamlar gibi ilamlı icra takibine konu edilir. 5718 sayılı Kanun'un 59. maddesi doğrultusunda, yabancı ilamın kesin delil veya kesin hüküm kudreti yabancı mahkeme kararının kendi ülkesinde kesinleştiği andan itibaren geçerlilik kazanır; böylelikle tanıma ve tenfiz kararları kesinleşme anından itibaren geriye yürür.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 59Kaynağı aç
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 57Kaynağı aç
Tenfiz isteminin kabulü yahut reddine ilişkin kararlara karşı genel usul hükümleri uyarınca kanun yoluna başvurulabilir. 5718 sayılı Kanun'un 57. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz yoluna müracaat edilmesi kararın icra olunmasını kendiliğinden durdurur.
Tanıma davası ile tenfiz davası arasındaki temel fark nedir?
Tanıma davası yabancı mahkeme kararının Türkiye'de kesin hüküm veya kesin delil olarak kabul edilmesini sağlayarak hukuki durumu tespit eder; tenfiz davası ise ilamda yer alan icra nitelikli eda hükümlerinin icra organları vasıtasıyla icra olunabilmesini sağlar.
Yabancı mahkeme kararının gerekçesiz olması tenfize engel midir?
Yabancı mahkeme ilamının salt gerekçeden yoksun olması tenfize engel teşkil etmez ve Türk kamu düzenine açıkça aykırılık sayılmaz. Anayasa'daki mahkeme kararlarının gerekçeli yazılması kuralı yabancı mahkemeleri kapsamaz.
Tanıma ve tenfiz davalarında tanık dinlenir veya bilirkişi incelemesi yapılır mı?
Bu davalarda tanık dinlenmez ve keşif yapılmaz; inceleme yabancı mahkeme kararının tanıma veya tenfiz koşullarını taşıyıp taşımadığı ile sınırlı olduğundan zorunlu olmadıkça bilirkişi incelemesine de başvurulmaz.
Davalı duruşmaya katılmazsa tenfiz davası nasıl sonuçlanır?
Davalı duruşmaya katılmak zorunda değildir; dava dilekçesi ve duruşma günü kendisine usulüne uygun tebliğ edildikten sonra davalının yokluğunda davaya devam olunarak karar verilir.
Tanıma veya tenfiz kararının kesin hüküm etkisi hangi tarihten itibaren geçerlidir?
Yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisi, mahkemece tanıma veya tenfiz kararı verildiğinde yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren geriye etkili olarak hüküm ifade eder.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

