Tam Yargı Davası Nedir ve Açılma Şartları Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
Tam Yargı Davası Nedir ve Açılma Şartları Nelerdir?

Tam Yargı Davasının Tanımı ve Niteliği

Tam yargı davası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi gereğince, idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan ihlal edilen kişilerin uğradıkları zararların karşılanması amacıyla açtıkları idari dava türüdür. İdari yargılama mevzuatında bu davaların tanımı yapılmış olmakla beraber, davanın nasıl yürütüleceği, nasıl karara bağlanacağı veya meydana gelen zararların nasıl tespit edilip hüküm altına alınacağı kanun metninde ayrıntılı olarak düzenlenmemiştir. İdarenin hukuki sorumluluğuna ve tazminat yükümlülüğüne dair temel kurallar Danıştay içtihatları ve yargı kararları çerçevesinde geliştirilmektedir.

Danıştay 6. Daire, E. 2020/9725, K. 2021/4780Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/9725 E.  ,  2021/4780 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/9725 Karar No : 2021/4780 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNANLAR (DAVALI) : 1-(DAVACI) … 2- (DAVALI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF : 1- (DAVALI)… Büyükşehir Belediye Başkanlığı 2-(DAVACI) … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararın kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına dair Danıştay Altıncı Dairesinin 11/03/2020 tarih ve E:2019/13842, K:2020/3535 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, arsası üzerine ev inşa etmek üzere yapı ruhsatı aldığı, ancak inşaata başlamadan arsasının kentsel dönüşüm programı kapsamında TOKİ'ye devredilerek ruhsatının iptal edilmesi nedeniyle zarara uğradığından bahisle inşaat için yaptığı masrafların karşılığı olan toplam 38.667,00-TL'nin (ıslah sonrası; 64.207,73-TL'nin 28/02/2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte) tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına yönelik, Danıştay Altıncı Dairesinin 15/06/2017 tarihli, E:2016/1315, K:2017/4833 sayılı kararına uyularak, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının uğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılarak tazminat kalemlerinden kerpiç bina değerine karşılık (20.000,00-TL, ıslah sonucu 35.687,54-TL) 4.026,75 TL, yapı ruhsatının verilmesinden önce 2006 yılında düzenlenen proje bedelleri olan ve zemin etüt raporu için jeoloji mühendisine ödenen 354,00-TL, harita mühendisine aplikasyon ve imar hattı için ödenen 1.003,00-TL tazminat isteminin kabulüne, inşaat mühendisine 3.500,00 TL ödendiği iddia edilmekte ise de, anılan ödemeye ilişkin herhangi bir faturanın ibraz edilemediği 28.09.2018 tarihli bilirkişi raporunda, mühendislik hizmet bedelinin 4.267,00 TL olarak hesaplandığı, ancak davacının 3.500,00 TL ödediğini dava dosyasına ekli dilekçelerde ikrar ettiği anılan tazminat kalemine yönelik arttırım talebinde de bulunmadığı gerekçesiyle davacının talebiyle bağlı olarak 3.500,00-TL tazminatın kabulüne, davacının yatırdığı 1.596,00-TL bina inşaat harcı, 50,00-TL plan proje harcı, 148,00 TL toprak hafriyat harcı, 25,00-TL yapı denetim defteri (çeşitli gelir harcı), 1.662,00-TL yol işgal harcı olan toplam 3.481,00-TL harcın idarece davacıya iadesine karar verildiğinden ve davalı idarece davacıya imar harcı karşılığı 3.454,90-TL'lik bir ödemenin yapıldığı (09.05.2008 tarihli ödeme emri belgesi ve tediye çeki) anlaşıldığından 3.481,00-TL tutardan 3.454,90-TL'nin mahsubu sonucu kalan 26,10-TL ile iade edilen tutar dışında kalan ve diğer harçlar tutarı olan 28,00-TL' nin tazminat isteminin kabulüne, dava konusu … ada, … sayılı parselin (iptal edilen yapı ruhsatında … ada, … sayılı parsel) yüzölçümünün 31.03.2005 tarihli tapu senedinde 342 m2 olduğu, davacının, … Mahallesi, … ada, … sayılı parselin bitişiğinde bulunan mülkiyeti belediyeye ait 14 m2 yol fazlasını 700,00-TL karşılığında (Mülga) Malatya Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararıuyarınca satın aldığı, davacıya karşı, … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… , sayılı (acele el koyma) ve … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… sayılı dosyalarında açılan davalarda, taşınmazın yüz ölçümünün 356 m2 (342 m2 tapu ve 14 m2 yol olmak üzere) olarak belirlendiği ve davacının 700,00-TL'ye satın aldığı 14 m2 yol hissesi karşılığının kamulaştırma bedelinin hesabında dikkate alındığı görüldüğünden, davacının bu talebinin karşılanması mükerrer ödemeye sebebiyet vereceğinden, tazminat isteminin bu kısmının reddine, Dava dosyasına ekli 05.05.2008 tarihli kum satın alınmasına ilişkin 2.478,00-TL tutarında fatura, 10.05.2008 tarihli kum satın alınmasına ilişkin 1.652,00-TL tutarında fatura, 15.05.2008 tarihli inşaat enkazı taşıma bedeline ilişkin 1.770,00-TL tutarında fatura olmak üzere toplamda 5.900,00-TL hafriyat masrafına konu zararın somut belgelerle delillendirildiği görülmekle taleple bağlı kalınarak 5.890,00-TL; 06.05.2008 tarihli çimento alımına ilişkin 2.527,56-TL tutarında fatura, 24.05.2008 tarihli tuğla ve inşaat demirine ilişkin 2.135,80-TL tutarında fatura olmak üzere toplamda 4.663,36-TL inşaat malzemesi masrafına konu zararın somut belgelerle delillendirildiği görülmekle taleple bağlı kalınarak 4.662,00-TL tazminatın kabulüne, 26.05.2008 tarihli başvuru dilekçesinde, enkaz bedelinin 2.500,00-TL olduğu, binanın yıkımına karşılık enkazın … isimli şahsa verildiği iddia edilmekte ise de, davacı tarafından hafriyat malzemesi ve ağaç bedelinin 2.500,00-TL olduğunu tevsik eden herhangi bir somut belgenin dava dosyasına sunulmadığı görüldüğünden, tazminat isteminin bu kısmının reddine, idari yargı davalarında yalnızca miktarın artırılabileceği açık olduğundan davacının kira bedeline ve 25.11.2018 tarihli ıslah dilekçesinde belirttiği "emlak vergisi", "iki yıllık çabası karşılığı 10.000,00-TL" ve "faiz" talebine yönelik talebinin reddine; sonuç olarak davacının maddi tazminat isteminin 19.489,85-TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmının (44.717,88-TL) reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Tarafların temyiz başvurusu üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 11/03/2020 tarih ve E:2019/13842, K:2020/3535 sayılı kararıyla; tazminat isteminin 19.489,85-TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmının (44.717,88-TL) reddine ilişkin … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… , K:… sayılı kararının; tazminat isteminin reddedilen kısmının kerpiç bina değeri yönünden bozulmasına, tazminat isteminin kabul edilen ve reddedilen kısmının kerpiç bina değeri dışında kalan tazminat kalemleri yönünden onanmasına, karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından; Daire bozma kararında faiz talebine ilişkin değerlendirme yapılmadığı belirtilerek, anılan kararın faiz talebine ilişkin kısım bakımından düzeltilmesi istenilmiştir. Davalı idare tarafından; temyiz edilen kararın tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz kararının davacının ıslah dilekçesiyle istemde bulunduğu faiz talebi yönünden karar verilmemesi bakımdan kaldırılmasına ve Mahkeme kararının, tazminat talebinin kabul edilen kısmına dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiğinden, davacının faiz isteminin reddine dair kısmının bozulmasına, davalı idarenin kararın düzeltilmesi isteminin reddine, karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Davalı idarenin kararın düzeltilmesi istemi yönünden; Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde; davacının maddi tazminat taleplerinin kabul edilen kısmına ilişkin öne sürülen hususların, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymadığı, bu nedenle Danıştay Altıncı Dairesinin 11/03/2020 tarih ve E:2019/13842, K:2020/3535 sayılı kararının bu kısmına yönelik kararın düzeltilmesi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacının, tazminata yasal faiz işletilmesi talebi bakımından kararın düzeltilmesi istemine gelince; Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Altıncı Dairesinin 11/03/2020 tarih ve E:2019/13842, K:2020/3535 sayılı kararının davacının faiz talebinin reddi yönünden karar verilmemesine ilişkin kısmı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, Malatya ili, merkez, … Mahallesi, … ada, … sayılı parsel üzerinde ev inşa etmek amacıyla … tarihli, … sayılı yapı ruhsatını aldığı, söz konusu parseli de kapsayan alan ile ilgili olarak Malatya Belediye Başkanlığı ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) arasında 12/04/2007 tarihinde Kentsel Dönüşüm Projesi Ön Protokolünün imzalandığı, … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile söz konusu bölgenin kentsel dönüşüm alanı olarak ilan edildiği, 05/05/2008 tarihinde belediye ile TOKİ arasında asıl protokolün imzalandığı, … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile kentsel dönüşüm alanı imar planının kabul edildiği, bunun üzerine belediye görevlilerince, davacının, arsasının kentsel dönüşüm alanı içinde kaldığı, bu nedenle TOKİ'ye devredileceğinden inşaat yapmaması konusunda uyarıldığı, bunun üzerine, davacının, ruhsata güvenerek ve ev yapmak üzere arsasında bulunan kerpiç evini yıktırdığı, yeni bina inşaatının temel çalışması sırasında idare tarafından, parsel kentsel dönüşüm alanında kaldığından inşaat çalışmalarına devam etmemesi gerektiğinin bildirilmesi nedeniyle tarafına yapı ruhsatı verilmesinden kaynaklanan zararlarının tazmini için belediyeye başvurması üzerine, … tarihli,… sayılı belediye encümeni kararı alınarak; … tarihli, … sayılı yapı ruhsatının iptali ile 3.481-TL proje tasdik, yol işgaliye vs. harç tutarının ödenmesine karar verildiği, ardından davacı tarafından, plan-proje çizdirdiği, inşaat malzemeleri satın aldığı, zemin etüdü yaptırdığı ve inşaat harçları yatırdığı halde davalı idarece yapı ruhsatı iptal edilerek inşaat yapmasına izin verilmediği, davalı belediyenin arsasının kentsel dönüşüm alanı içinde kalacağını haber vermemekle veya kentsel dönüşüm içinde kalacak arsaya yapı ruhsatı vermek suretiyle kusurlu davrandığı iddia edilerek inşaat yapmak üzere yaptığı masraflara karşılık gelen toplam 38.667,00-TL'nin (ıslah sonrası 64.207,73-TL'nin 28/02/2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte) tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinin 1. fıkrasında; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, tam yargı davaları idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasanın "İptal ve tam yargı davaları" başlıklı 12.maddesinde; "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bilindiği üzere tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Yasanın 4. maddesi ile, "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Yasanını 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Yasaya Geçici 7. madde olarak, "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." cümlesi eklenmiştir. Nitekim, 6459 sayılı Yasanın 4. maddesinin (tasarının 3.maddesi) gerekçesinde, "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir. Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Yasaya göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından dava konusu … ada, … sayılı parsel üzerinde ev inşa etmek amacıyla … tarihli, … sayılı yapı ruhsatı alınmış, parsel üzerinde mevcut kerpiç bina yıktırılarak inşaat çalışmalarına başlanılmasından sonra idare tarafından, parsel kentsel dönüşüm alanında kaldığından inşaat çalışmalarına devam etmemesi gerektiğinin davacıya bildirilmesi üzerine, davacı, yapı ruhsatı alarak inşaat çalışmalarına başlamış olmasından kaynaklanan masraflarının ödenmesi istemiyle idareye başvurmuş, bunun üzerine idarece yapı ruhsatı iptal edilerek sadece proje tasdik ve yol işgaliye vs. olarak belirtilen giderlerine karşılık 3.481-TL'nin ödenmesine karar verilmiştir. Davacı, zararlarının ödenmesi istemiyle idareye başvuruda bulunduğundan, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için alacağa faiz ödeme yükümlülüğünün bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Ancak davacı, dava dilekçesinde faiz isteminde bulunmayıp, tazminat istemini artırdığı ıslah dilekçesinde alacağının yasal faiziyle birlikte ödenmesini istediğinden, ıslah yolu ile yapılan faiz istemi bakımından, idarenin temerrüde düştüğü tarihten itibaren faize karar verilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu bakımdan, davacının faiz isteminin ıslah dilekçesi verildiği tarihten itibaren, kabulüne karar verilen tazminata uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, Mahkeme kararının faiz isteminin reddine ilişkin kısmında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ KARARIN DÜZELTİLMESİ İSTEMİNİN KABULÜYLE, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararının; faiz isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 2. Anılan Mahkeme kararının, tazminat isteminin reddedilen kısmının kerpiç bina değeri yönünden bozulmasına, tazminat isteminin kabul edilen ve reddedilen kısmının kerpiç bina değeri dışında kalan tazminat kalemleri yönünden onanmasına, dair Dairemiz kararının, bozma ve kabule ilişkin kısmın onanmasına dair bölümüne karşı davalı tarafından yapılan KARARIN DÜZELTİLMESİ İSTEMİNİN İSE REDDİNE, 3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 31/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 13. Daire, E. 2021/3782, K. 2023/5000Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/3782 E.  ,  2023/5000 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2021/3782 Karar No:2023/5000 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1. … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … 2. … Bakanlığı (E- Tebligat) VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ankara İl Sağlık Müdürlüğü'nce 02/12/2010 tarihinde açık ihale usûlüyle gerçekleştirilen "Bağlı Hastaneler İçin Sonuç Karşılığı Laboratuvar Hizmeti Alım İşi" ihalesine yönelik itirazen şikâyet başvurusu üzerine düzeltici işlem belirlenmesine dair … tarih ve … sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararı uyarınca sözleşme imzalanan davacı şirket tarafından, anılan Kurul kararının iptali yolundaki … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının uygulanması amacıyla sözleşmeleri feshedilmiş ise de söz konusu kararın Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 31/10/2018 tarih ve E:2012/46, K:2018/3007 sayılı kararı ile bozulduğu, davanın kesin olarak reddine karar verildiğinden bahisle bu süreçte uğranıldığı iddia edilen toplam 12.882.789,71-TL zararın 31/01/2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle davalı idarelere ayrı ayrı yapılan başvuruların cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemlerin iptali ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000,00-TL müspet zarar ve kâr kaybı ile 1.000.000,00-TL menfi zarar olmak üzere toplam 2.000.000,00-TL'nin 31/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Uyuşmazlığın Adalet Bakanlığı'na yönelik kısmının incelenmesinden; Davacı şirketin, düzeltici işlem belirlenmesine dair … tarih ve … sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik temyiz talebi hakkında Danıştay tarafından, temyiz tarihinden itibaren 7 yıl sonra karar verildiği, yargılamanın çok uzun sürdüğü, adil yargılanma hakkının ihlâl edildiği, yargılamanın uzamasından Adalet Bakanlığı'nın sorumlu olduğu ve idarenin hizmet kusuru nedeniyle tazminat ödemesi gerektiği yönündeki iddialarının hukukî temelinin olmadığı, zira Danıştay Başkanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında yargılama faaliyeti ve süreci ile igili olarak herhangi bir ilişki bulunmadığı dikkate alındığında, davanın bu kısım yönünden incelenmeksizin reddine; Uyuşmazlığın Sağlık Bakanlığı'na yönelik kısmının incelenmesinden: Olayda, idarenin işlemlerinin öncelikle hukuka uygunluk karinesinden yararlandığı, sonrasında dava konusu edilebileceği, bu noktadan hareketle, uyuşmazlığa konu ihalenin dava dışı üçüncü bir şirket üzerinde bırakıldığı, davacı şirket tarafından yapılan itirazen şikâyet başvurusu üzerine Kurul tarafından söz konusu şirketin teklifinin değerlendirme dışı bırakılması ve bu aşamadan sonraki ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerektiği yönünde düzeltici işlem belirlenmesine karar verildiği, Kurul kararlarının idarelerce uygulanması zorunlu olduğundan ihalenin davacı şirket üzerinde bırakılarak davacıyla sözleşme imzalandığı, söz konusu Kurul kararının İdare Mahkemesi'nce iptal edilmesi üzerine yargı kararının uygulanması amacıyla davacı şirketin sözleşmesinin feshedildiği, davalı idarenin İdare Mahkemesi'nce verilen iptal kararını uygulamaktan başka bir seçeneğinin bulunmadığı, dolayısıyla uyuşmazlığa konu sözleşmenin feshi konusunda idareye atfı kabil bir kusur bulunmadığı, hizmet kusuruna dayalı maddi tazminat istemlerinin, tazmin edilecek zararın, mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde somut olarak ortaya koyulabilmesi gerektiği, işbu davaya konu edilen kâr kaybına yönelik zararın ise gerçekleşmemiş, ihtimallere dayalı ve muhtemel zararlar kapsamında kaldığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olayda maddi tazminat koşulları oluşmadığından, davalı idarenin tazmin yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın Adalet Bakanlığı'na yönelik kısmının incelenmeksizin reddine, Sağlık Bakanlığı'na yönelik kısmının reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi'nce; her ne kadar İdare Mahkemesi'nce, Danıştay Başkanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında yargılama faaliyeti ve süreci ile igili olarak herhangi bir ilişki bulunmadığı gerekçesiyle davanın bu kısım yönünden incelenmeksizin reddine karar verilmiş ise de, yine bu gerekçelerle Adalet Bakanlığı'na kusur atfedilemeyeceğinden davanın Adalet Bakanlığı yönünden de esastan reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçeyle, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu ihaleye yönelik itirazen şikâyet başvurusu üzerine, ihale üzerinde bırakılan dava dışı şirketin teklifinin değerlendirme dışı bırakılması ve bu aşamadan sonraki ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerektiği yönünde düzeltici işlem belirlenmesine dair Kurul kararı alındığı, anılan Kurul kararı uyarınca şirketlerinin %90 ortağı olduğu iş ortaklığı ile sözleşme imzalandığı, söz konusu Kurul kararının İdare Mahkemesi'nce iptal edilmesi üzerine anılan kararın uygulanması kapsamında sözleşmenin feshedildiği, ancak düzeltici işlem belirlenmesine dair Kurul kararının iptali yolundaki Mahkeme kararının Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce bozulduğu ve kesin olarak davanın reddine karar verildiği, ihalenin üzerinde bırakılmaması gerektiği anlaşılan dava dışı şirket tarafından bu süreçte ihaleye konu işin bitirildiği, şirketleriyle sözleşme imzalanması üzerine, ihaleye konu işte kullanılacak makinelerin ve sarf malzemelerinin temin edildiği, tüm alt yapının hazırlandığı, çok ciddi yatırım yapıldığı, ihale ve personel harcamaları yapıldığı, söz konusu masrafların şirketleri tarafından yapıldığı ve sözleşme feshedildiğinden iş ortaklığının diğer ortağı olan dava dışı şirketle söz konusu masrafların paylaşılamadığı, tüm zarar ve masrafın şirketleri üzerinde kaldığı, kâr kaybına uğradığı, tüm bu masrafları, düzeltici işlem belirlenmesine ilişkin Kurul kararı üzerine şirketleriyle sözleşme imzalanması nedeniyle yaptığı, söz konusu iş şirketleri tarafından yerine getirilseydi kâr elde edeceği, uğradığı zarar ile idarenin işlemi arasında nedensellik bağı bulunduğu, yoksun kaldığı kârın bilirkişi marifetiyle hesaplanabileceği, mahkemelerce yeterli inceleme yapılmadığı, işin ihale üzerinde bırakılmaması gereken dava dışı şirket tarafından gerçekleştirilmesinin kamu hizmetinin kötü işlemesi olarak değerlendirilmesi ve idarenin hizmet kusuru bulunduğunun kabulü gerektiği, şirketlerinin ihaleye katılım aşamasındaki masrafları, sözleşme imzalandıktan sonra yapılan masraflar ile sözleşmenin feshinden kaynaklanan zarar ve kâr kaybının tazminine karar verilmesi gerektiği, düzeltici işlem belirlenmesine ilişkin Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, uyuşmazlığın ivedi yargılama usûlüne tâbi olduğunun gözetilmediği, temyiz talepleri hakkında temyiz tarihinden itibaren 7 yıl sonra karar verildiği, ihale üzerinde bırakılmaması gereken dava dışı şirket bu süreçte ihaleye konu işi bitirdiğinden dava konusu zararların meydana geldiği ve Adalet Bakanlığı'nın sorumluluğunun doğduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Adalet Bakanlığı tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuk ve usûle uygun olduğu, temyiz aşamasında ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın bozulmasını gerektirmediği; Sağlık Bakanlığı tarafından, yargı kararlarının gereklerinin yerine getirilmesinin zorunlu olduğu, bu zorunluluk kapsamında idarelerince yargı kararlarının gereklerinin yerine getirildiği, dolayısıyla uyuşmazlıkta yargı kararlarını icra etmekten başka bir dahli olmayan idarelerinin davacı şirketin iddia ve talep ettiği zararlarla illiyet bağının bulunmadığı, söz konusu zararların muhatabının idareleri olmadığı, ayrıca talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğu, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle hem menfi hem müspet zararın istenemeyeceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Ankara İl Sağlık Müdürlüğü'nce 02/12/2010 tarihinde açık ihale usûlüyle "Bağlı Hastaneler İçin Sonuç Karşılığı Laboratuvar Hizmeti Alım İşi" ihalesi gerçekleştirilmiş, ihale, … Tıbbi Tek. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.-… Medikal Optik Temizlik Turizm Gıda Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. (… Medikal) iş ortaklığı üzerinde bırakılmıştır. Bunun üzerine, uyuşmazlığa konu ihaleye dava dışı üçüncü bir şirket ile oluşturduğu iş ortaklığı üzerinden teklif veren davacı şirket tarafından itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuştur. Anılan başvuru neticesinde … tarih ve … sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararı ile, … Medikal'in teklifinin değerlendirme dışı bırakılması ve bu aşamadan sonraki ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerektiği yönünde düzeltici işlem belirlenmesine karar verilmiştir. Düzeltici işlem belirlenmesine dair Kurul kararı üzerine davacı şirketin ortağı olduğu iş ortaklığı ile 18/03/2011 tarihinde sözleşme imzalanmıştır. … Medikal tarafından, düzeltici işlem belirlenmesine dair … tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali istemiyle dava açılmış, … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, anılan Kurul kararının iptaline karar verilmiştir. İhaleyi gerçekleştiren idare, düzeltici işlem belirlenmesine dair Kurul kararının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının uygulanması amacıyla davacı şirketin ortağı olduğu iş ortaklığı ile imzalanan sözleşmeyi feshetmiş, … Medikal'in ortağı olduğu iş ortaklığı ile sözleşme imzalamıştır. Düzeltici işlem belirlenmesine dair … tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararı, temyiz incelemesi neticesinde Dairemizin 31/10/2018 tarih ve E:2012/46, K:2018/3007 sayılı kararı ile bozulmuş, davanın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Bu süreçte, … Medikal'in ortağı olduğu iş ortaklığı tarafından ihaleye konu iş bitirilmiştir. … tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali istemiyle açılan davanın ret ile sonuçlanması ve bu süreçte ihaleye konu işin bitmiş olması nedeniyle davacı şirket, ihale, sözleşme, mal alımı, işçilik giderleri ile sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zararların toplamı olan 8.931.933,66-TL ile meydana gelen 3.950.836,05-TL kâr kaybı olmak üzere toplam 12.882.789,71-TL alacağın, 31/01/2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle davalı idarelere ayrı ayrı başvurmuş, söz konusu başvurular cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddedilmiştir. Bunun üzerine, söz konusu zımnî ret işlemlerinin iptali ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000,00-TL müspet zarar ve kâr kaybı ile 1.000.000,00-TL menfi zarar olmak üzere toplam 2.000.000,00-TL'nin 31/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünün, bu Kanun'da gösterilen usûllere tâbi olduğu belirtilmiş; "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları ve idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri olarak sayılmış; "Görevli olmayan yerlere başvurma" başlıklı 9. maddesinde, "1. Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir. 2. Adli yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir." kuralına yer verilmiş; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, dava dilekçesinin, görev yönünden inceleneceği; altıncı fıkrasında, görev hususunun davanın her safhasında dikkate alınacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, adli yargının görevli olduğu konuda açılan davanın reddedileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Tam yargı davaları 2577 sayılı Kanun'da tanımlanmakla birlikte, davaların nasıl yürütüleceği ve sonuçlandırılacağı, idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararların nasıl hesaplanacağı ve hüküm altına alınacağı Kanun'da düzenlenmemiştir. Bu bakımdan, idare hukukunun birçok alanında olduğu gibi, idarenin sorumluluğuna ilişkin ilkelerin de yargı kararları ve özellikle Danıştay içtihatlarıyla geliştirildiği dikkate alınarak, 21/06/2023 tarihinde Dairemizin tüm üyelerinin katılımıyla yapılan heyette "imzalanmış sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle açılan tazminat davalarında" görev hususu yeniden ele alınmıştır. Görev, bir davanın konusu itibarıyla hangi mahkeme tarafından görüleceğinin belirlenmesine ilişkindir. 2577 sayılı Kanun’un 14 ve 15. maddeleri uyarınca görev ve yetki ilk inceleme aşamasında gözetilecek hususlardan olup, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine, idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilir. Uyuşmazlığın çözümünde görevli yargı merciini belirten herhangi bir özel kural bulunmamaktadır. Bu nedenle, davanın idarî bir dava olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu hususta, adlî-idarî yargı görev ayrımının kıstaslarının araştırılması önem arz etmektedir. Zira, söz konusu kıstasların neler olduğu mer'i mevzuatımızda düzenlenmemiştir. Ancak, doktrinde kabul edilen bazı kıstaslar mevcuttur. Bu kıstaslardan biri de, maddî olaya uygulanacak kanunun niteliğidir. Eğer uyuşmazlık konusu olaya uygulanması gereken kanun, kamu hizmetlerinin ihdas ve yürütülmesi ile ilgiliyse davanın idarî yargının görevinde olduğu anlaşılmaktadır (Aydın H. Tuncay, Orhan Özdeş, Recep Başpınar, Yüzyıl Boyunca Danıştay, 1968, Ankara, s. 652). Gerek öğretide gerekse yargı kararlarında idarenin idari fonksiyonuna girdiği kabul edilen işlem ve eylemleri ile sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Ancak idarenin her tür işlem ve eyleminden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargının görev alanına girdiği de söylenemeyecektir. İdarenin kimi eylem ve işlemlerinin yargısal denetimi, kanun koyucunun açık düzenlemesi sonucu adli yargıya tâbi kılınabilir. Mahkemenin önüne gelen bir davada esas incelemesi yapıp karar verebilmesi için, o davaya bakma konusunda görevli ve yetkili olması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle mahkemeler, görevine girmeyen konuda karar veremeyeceği gibi, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan da kaçınamaz (Anayasa, m. 36). Bir uyuşmazlık açısından hangi mahkemenin görevli olacağı hususu kamu düzenindendir ve bu husus kanunla belirlenir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlığı altında idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar şeklinde düzenlenmiştir. Bu bakımdan idari yargının görev alanını belirleme açısından kanun koyucu; idari işlem, idari eylem ve idari sözleşme gibi daha teknik ve somut kavramlara kanunda yer vermiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi, özellikle idarenin gerçekleştirdiği işlem ve eylemler açısından idari yargının görevli olduğuna karar verebilmek için söz konusu işlem veya eylemde kamu gücünün ya da kamusal bir ayrıcalığın kullanılıp kullanılmadığını araştırmakta; diğer bir ifadeyle, idari işlem yahut idari bir eylem olup olmadığına dikkat etmekte ve buna göre yargı yolunu belirlemektedir. Uyuşmazlık Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlıklar ile ilgili olarak görevli yargı yolunu belirlerken, söz konusu idari işlemi gerçekleştiren kurumun hukuki statüsünün yanı sıra, işlemin kamu gücüne dayanıp dayanmadığını esas olarak araştırmaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlık açısından idarenin kamu gücüne dayalı, tek taraflı bir idari işleminin bulunması durumunda, uyuşmazlığın idari yargı düzeninde görüleceğine ilişkin pek çok kararlar vermiş, bu noktada idari işlem kavramını yargı düzenini belirleme açısından bir ölçüt olarak benimsemiştir. Mahkeme, söz konusu kavramı; “kamu idarelerinin kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemler” şeklinde tanımlamış; bu bakımdan idari işlemin unsurlarına ilişkin öğreti ile benzer bir tanıma yer vermiştir. Mahkeme’nin vurguladığı bu tanım neticesinde idarenin re’sen, kamu gücünü kullanarak ve tek taraflı bir işlem tesis etmesi yeterli olup, bu bakımdan işlemin muhatabı olan kişinin herhangi bir açıklamada bulunması da gerekmemektedir. Uyuşmazlık Mahkemesi, kamu idare ve kurumlarının, hizmetlerinin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemleri idari işlem; görev ve yetki alanlarına giren konularda hukuka uygun olarak yaptığı fiiller ile bu görevleriyle ilgili hareketsiz kalmalarını ise idari eylem olarak tanımlamaktadır (Uyuşmazlık Mahkemesi, E:2016/507, K:2017/11, Karar Tarihi: 20/02/2017). Türk idare hukukunda ve içtihatlarda genel kabul gören görüş, "kamu ihale sözleşmesinin imzalanması" aşamasına kadar olan iş ve işlemler bakımından idari yargının; kamu ihale sözleşmesi imzalandıktan sonra (sözleşmenin uygulanması aşamasında, idarenin sözleşmenin tarafı olarak hareket ederek yaptığı iş ve işlemler bakımından) adli yargının görevli olduğu yönündedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E:2019/3203 ve K:2020/2270 sayılı kararıyla, “Kural olarak Devlet ihalelerinde eser sözleşmesinin yapılması aşamasına kadar ortaya çıkan uyuşmazlıkların giderilmesinde görevli yargı yolu idari yargı, sözleşmenin imzalanmasından sonra, uygulanmasına ilişkin doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri ise adli yargıdır. Yargı yolunun caiz olması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince dava şartlarından olup, taraflarca ileri sürülmese dahi, mahkemece resen nazara alınabilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/03/2001 tarih ve 2001/257-285 sayılı kararı, Dairemizin yerleşik uygulama ve içtihatları ile Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 03/02/1997 tarih ve 4/3 sayılı kararlarına göre kamu kurumlarının taraf olduğu eser sözleşmesinden doğan davalarda feshin sözleşmeden önce veya sonraki sebeplere göre yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeksizin sözleşmenin imzalanmasından önce ortaya çıkacak ihtilâflarda idari yargı görevlidir.” değerlendirmelerine yer vermek suretiyle sözleşmenin imzalanmasından sonra çıkan ihtilaflarda adli yargının görevli olduğuna hükmetmiştir. Bu doğrultuda; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E:2014/41356 sayılı kararıyla, kamu ihale sözleşmesinin imzalanmasından sonra idare mahkemesi kararıyla sözleşmenin feshedilmesi üzerine açılan tazminat davasını görev alanı içinde değerlendirmiş, davacının talebi doğrultusunda ana sözleşme ve ek sözleşme için 17.055,45-TL kamu ihale kurum payı, 162.151,83-TL noter harcı ve damga vergisi, 72.962,14-TL karar pulu bedeli olmak üzere toplam 252.169,42-TL'nin davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yönündeki kararı onamıştır. Aktarılan mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde; idari yargı mercileri tarafından verilen kararlar üzerine ihaleye ilişkin sözleşme imzalanması gerekmekle birlikte, hukuki ve fiili imkânsızlık nedeniyle sözleşme imzalanamamış olmasından kaynaklı tam yargı davalarında idari yargının; imzalanmış sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle açılan tazminat davalarında ise adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu ihalenin ortaklarından biri … Medikal olan iş ortaklığı üzerinde bırakıldığı, davacı şirketin itirazen şikâyet başvurusu neticesinde, … tarih ve .. sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararı ile, … Medikal'in teklifinin değerlendirme dışı bırakılması ve bu aşamadan sonraki ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerektiği yönünde düzeltici işlem belirlenmesine karar verildiği, bunun üzerine ihalenin davacı şirketin ortağı olduğu iş ortaklığı üzerinde bırakıldığı ve 18/03/2011 tarihinde sözleşme imzalandığı, … Medikal tarafından Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, söz konusu İdare Mahkemesi kararının uygulanması amacıyla davacı şirketin ortağı olduğu iş ortaklığı ile imzalanan sözleşme feshedilerek … Medikal'in ortağı olduğu iş ortaklığı ile sözleşme imzalandığı, düzeltici işlem belirlenmesine dair Kurul kararının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının Dairemizin 31/10/2018 tarih ve E:2012/46, K:2018/3007 sayılı kararı ile bozulduğu, davanın kesin olarak reddine karar verildiği, bu süreçte, … Medikal'in ortağı olduğu iş ortaklığı tarafından ihaleye konu işin bitirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, düzeltici işlem belirlenmesine dair Kurul kararının iptali istemiyle açılan davanın ret ile sonuçlanması ve bu süreçte ihaleye konu işin bitmiş olması nedeniyle davacı şirket tarafından, ihale, sözleşme, mal alımı, işçilik giderleri ile sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zararların toplamı olan 8.931.933,66-TL ile meydana gelen 3.950.836,05-TL kâr kaybı olmak üzere toplam 12.882.789,71-TL alacağın, 31/01/2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle davalı idarelere yapılan başvuruların zımnen reddedilmesine ilişkin işlemlerin iptali ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000,00-TL müspet zarar ve kâr kaybı ile 1.000.000,00-TL menfi zarar olmak üzere toplam 2.000.000,00-TL'nin 31/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşıldığından, imzalanmış sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle açılan tazminat davasında adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu hususu gözetilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen reddine, kısmen incelenmeksizin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın kısmen reddine, kısmen incelenmeksizin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 23/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Tam yargı davaları idarenin tek yanlı idari işlemlerinden, idari eylemlerinden ya da taraflar arasında akdedilen idari sözleşmelerden kaynaklanabilir. Uyuşmazlığın özelliğine göre dava; maddi tazminat, manevi tazminat, istirdat veya vergi davası biçiminde açılabilir. İdarenin tutum veya tasarrufları ilgililerin mal varlığında bir azalmaya yol açmışsa maddi zarar, manevi değerlerinde bir eksilme meydana getirmişse manevi zarar iddiasıyla tazminat talep edilebilir.

İdarenin Sorumluluğu ve Nedensellik Bağı Şartı

Tam yargı davasında idarenin hizmet kusurunun bulunduğu veya kusursuz sorumluluk hallerinin gerçekleştiği durumlarda sebep olunan zararların tazmin edilmesi amaçlanır. Davanın kabul edilebilmesi için ilgilinin mal varlığında veya manevi alanında somut bir zararın meydana gelmiş olması gerekir.

Tazminat talebine konu edilecek zararın somut ve kesin olması gerekmekte olup ihtimallere dayalı ya da muhtemel zararlar tam yargı davasında tazminat konusu yapılamaz. Ayrıca idarenin hizmet kusuru ile davacının maruz kaldığı zarar arasında doğrudan ve somut bir nedensellik bağı kurulmalıdır. Bu bağın kurulamaması halinde idarenin tazmin sorumluluğuna gidilemez.

Görevli Mahkemeler ve Davanın Tarafları

Tam yargı davalarında genel görevli yargı yeri idare mahkemeleridir. Mevzuatta özel olarak görevlendirildikleri uyuşmazlıklarda ise Danıştay ve vergi mahkemeleri özel görevli yargı mercileri sıfatıyla davaya bakar. Davacı taraf, idari faaliyetler neticesinde doğrudan kişisel hakkı muhtel olan gerçek veya tüzel kişilerdir.

Davalı taraf kural olarak hak ihlaline sebebiyet veren idari işlem ya da eylemi tesis eden idaredir. Bununla birlikte, idari sözleşmelerin uygulanmasından doğan tam yargı davalarında sözleşmenin diğer tarafı olan gerçek kişiler ya da özel hukuk tüzel kişileri de davalı konumunda yer alabilir. Dava dilekçesinde davalı tarafın yanlış gösterilmiş olması halinde, mahkeme davalıyı re'sen tespit ederek bu hatayı kendiliğinden düzeltir.

Kamu ihale süreçlerinde ortaya çıkan uyuşmazlıklar yönünden yargı kararları çerçevesinde sözleşme öncesi ve sözleşme sonrası ayrımı benimsenmiştir. Danıştay 13. Dairesinin 2021/3782 Esas ve 2023/5000 Karar sayılı ilamına göre, yargı kararı uyarınca idareyle ihale sözleşmesi imzalanması gerekirken hukuki veya fiili imkânsızlık sebebiyle sözleşmenin imzalanamamasından kaynaklanan zararların giderilmesinde idari yargı görevlidir. Buna karşılık imzalanmış bir sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle açılacak tazminat davalarında adli yargı mercileri görevli kabul edilmektedir.

Çözümlenmesi Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca bu kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli idari mahkemede dava açılabilir ve görevsiz yargı merciine başvurma tarihi idari mahkemelere başvurma tarihi olarak kabul edilir. Görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra bu otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde de idari dava açılabilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 9Kaynağı aç
Madde 9 – 1. (Değişik: 5/4/1990-3622/2 md.) Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli (…)[6] yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir. 2. Adli (…)6 yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir. İdari makamların sükutu:

Dilekçenin Hazırlanması ve Taleple Bağlılık

İdari yargılama usulünde mahkemeler taleple bağlılık ilkesine tabidir. Bu sebeple tam yargı davası açan tarafın dava dilekçesinde talep ettiği tazminat miktarını somut bir rakam olarak açıkça belirtmesi şarttır. İdari mahkeme, davacının dilekçesinde gösterdiği miktarı aşacak biçimde bir tazminata karar veremez.

Dava dilekçesinin kanuni usul kurallarına uygun düzenlenmesi zorunludur. Usul kurallarına aykırı hazırlanan dilekçeler hakkında ön şartlar yönünden dilekçe ret kararı verilir. Davacı, bu kararın tebliğ edilmesinden itibaren otuz gün içinde dava dilekçesindeki eksiklikleri tamamlayarak yeniden dava açma hakkına sahiptir.

İdari İşlemlerden Doğan Zararlarda Dava Açma Yolları ve Süreler

2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi, bir idari işlem sebebiyle hakkı ihlal edilen kişilere birden fazla dava yolu tanımıştır. İlgililer haklarını ihlal eden idari işleme karşı doğrudan doğruya tam yargı davası açabilecekleri gibi iptal davası ile tam yargı davasını aynı dilekçede birlikte de açabilirler. İlgililerin önce yalnızca iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine verilecek kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açma imkânı da bulunmaktadır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12 – İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır. Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması:

İdari işlemin doğrudan icra edilmesi dolayısıyla bir zarara uğranılmışsa, ilgililer işlemin icra edildiği tarihten itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. İdari işlemlerden kaynaklanan tam yargı davalarında dava açma süresi, mevzuatta özel bir süre belirlenmemişse aksine hüküm bulunmadıkça altmış gündür.

İlgililer idari dava açmadan önce işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni bir işlemin tesisini dava açma süresi içinde üst makamdan, üst makam bulunmuyorsa işlemi yapmış olan makamdan 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca talep edebilirler. Yapılan bu başvuru işlemekte olan dava açma süresini durdurur. İdare tarafından otuz gün içinde bir cevap verilmediği takdirde başvuru reddedilmiş sayılır. İsteğin açıkça reddedilmesi veya otuz günlük süre sonunda reddedilmiş sayılması durumunda, başvuru tarihine kadar geçmiş olan süre hesaba katılarak kalan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam eder.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.[8] 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. 4. (Mülga: 10/6/1994-4001/6 md.) İptal ve tam yargı davaları:

İdari Eylemlerden Kaynaklanan Zararlarda Ön Başvuru Şartı

2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

İdareye iletilen tazmin talebinin kısmen veya tamamen reddedilmesi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi işlemeye başlar. İdare yapılan başvuruya otuz gün içinde cevap vermezse, bu sürenin bittiği tarihten itibaren yasal dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açılabilir.

Uyuşmazlığın başlangıçta görevli olmayan adli yargı mercilerine tam yargı davası olarak açılması ve bu mercilerce davanın görev yönünden reddedilmesi durumunda, sonradan yetkili idari yargı merciinde açılacak davada idareye önceden başvurma şartı aranmaz.

İdari Sözleşmelerden Doğan Tam Yargı Davaları

İdari sözleşmelerin uygulanması aşamasında meydana gelen zararlar da tam yargı davasının konusunu oluşturabilir. İdari sözleşmenin tatbikatına ilişkin uyuşmazlıklarda dava açma süresi, ilgililerin idareye sundukları talebe verilen cevabın tebliğ edilmesini izleyen günden itibaren altmış gündür.

Tazminat Miktarının Artırılması ve Faiz Başlangıcı

2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, tam yargı davalarında davacı dava dilekçesinde belirttiği tazminat miktarını nihai karar verilinceye kadar harcını ödemek şartıyla bir defaya mahsus olmak üzere artırabilir. Süre veya diğer usul şartlarına bağlı kalmaksızın yapılabilen bu miktar artırımına ilişkin dilekçe, otuz gün içinde cevap verilmek üzere davalı tarafa tebliğ edilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – 1. Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur. 2. Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. Buna karşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir. 3. Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez. 4. Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/4 md.) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir. 5. (Değişik: 10/6/1994-4001/8 md.) Davalara ilişkin işlem dosyalarının aslı veya onaylı örneği idarenin savunması ile birlikte, Danıştay veya ilgili mahkeme başkanlığına gönderilir. 6. (Ek: 2/7/2012-6352/54 md.) Danıştayda ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülen davalarda savcının esas hakkındaki yazılı düşüncesi taraflara tebliğ edilir. Taraflar, tebliğden itibaren on gün içinde görüşlerini yazılı olarak bildirebilirler. Duruşma:

Dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmayıp alacağını ıslah yoluyla artırdığı dilekçede faiz işletilmesini isteyen davacılar yönünden faiz başlangıcı farklı bir usule bağlanmıştır. Danıştay 6. Dairesinin 2020/9725 Esas ve 2021/4780 Karar sayılı kararına göre, dilekçesinde faiz istemeyip ıslah dilekçesiyle faiz talebinde bulunan davacı bakımından artırılan miktar için faiz idarenin temerrüt tarihinden itibaren değil, ıslah dilekçesinin mahkemeye verildiği tarihten itibaren işletilmelidir.

Tam yargı davasında davalı taraf kimdir?

Tam yargı davalarında davalı kural olarak zarara sebep olan işlemi veya eylemi gerçekleştiren idaredir. İdari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ise gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri de davalı gösterilebilir; dilekçede davalının yanlış yazılması halinde mahkeme davalı tarafı re'sen düzeltir.

İdari eylemlerden kaynaklanan zararlarda dava açmadan önce idareye başvurmak gerekir mi?

İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekir. Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan davanın görev yönünden reddi halinde ise sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda bu başvuru şartı aranmaz.

Dava açıldıktan sonra talep edilen tazminat miktarı artırılabilir mi?

2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, tam yargı davası dilekçesinde belirtilen tazminat miktarı nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek koşuluyla bir defaya mahsus artırılabilir.

Sonradan artırılan tazminat miktarına faiz hangi tarihten itibaren yürütülür?

Dava dilekçesinde faiz istemeyip miktar artırım dilekçesinde faiz talep eden davacı için, artırılan kısma ilişkin faiz idarenin temerrüt tarihinden değil, ıslah dilekçesinin verildiği tarihten itibaren işletilir.

İdari işlemin icrasından doğan zararlar için dava açma süresi ne zaman başlar?

İdari işlemin icra edilmesi sebebiyle hakları ihlal edilenler, kanunda aksine özel bir süre bulunmadıkça işlemin icra edildiği tarihten itibaren altmış günlük genel dava açma süresi içinde tam yargı davası açabilirler.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu