Tam Yargı Davası: Tanımı, Süresi ve Açılma Yolu

by Avukat Erdal Ersoy
Tam Yargı Davası: Tanımı, Süresi ve Açılma Yolu

Tam yargı davası, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan idari dava türüdür. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. İdarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – 1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır: a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar. 2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.[3] 3. (Mülga: 2/7/2018 – KHK-703/185 md.) İdari davaların açılması:
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 125Kaynağı aç
Madde 125 – İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13/8/1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir. (…) (Ek cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) (…)[68] Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır. İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar. (Değişik birinci cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Kanun, olağanüstü hallerde, (…)[69] seferberlik ve savaş halinde ayrıca milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. C. İdarenin kuruluşu 1. Merkezi idare

Kanundaki yeri ve sınırları

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2, idari dava türlerini üç başlıkta düzenler. İptal davası, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri bakımından hukuka aykırılığı iddiasıyla menfaatleri ihlal edilenlerce açılır. Tam yargı davası, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlarca açılır. Bir kamu hizmetinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar da idari dava türleri arasındadır; tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar bu kapsamın dışındadır.

İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlıdır. İdari mahkemeler yerindelik denetimi yapamaz. Yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem veya işlem niteliğinde ya da takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar veremezler. Anayasa m. 125 de yargı yetkisini hukuka uygunluk denetimiyle sınırlar ve bu yetkinin yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağını belirtir.

Anayasa m. 125, kamu hizmetleriyle ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesinin öngörülebileceğini ayrıca düzenler. Bu imkân, yargı yoluna ilişkin genel cümlenin bütün uyuşmazlıklara aynı biçimde uygulanmasını sınırlayan ayrı bir hükümdür.

Tam yargı davasının tazminat, geri alma, alacak veya vergi davası biçiminde kaç alt türe ayrılacağı konusunda kanunda ayrıca bir liste yoktur. Vergi miktarına veya esasına yönelik uyuşmazlığın tam yargı davası sayılması ile bu uyuşmazlığın tam yargı ya da iptal davası olarak açılabileceği yönündeki açıklamalar aynı sonucu vermez. Vergi davalarının bu nitelikte olduğu da tartışmalı biçimde anlatılır. Bu nedenle vergi uyuşmazlığı, m. 2’deki dava türlerinden hangisine girdiğine göre değerlendirilir; alt türlerden biri kesin sonuç diye benimsenemez.

İptal davasıyla birlikte veya ayrı açılması

İptal davası, idari işlemin hukuka aykırılığına ve menfaatin ihlaline dayanır. Tam yargı davası ise idari eylem veya işlem nedeniyle kişisel hakkın doğrudan muhtel olmasını gerektirir. Menfaatin ihlal edilmiş olması iptal davasının kanuni şartıdır; tam yargı davası aynı hükümde bu ifadeyle düzenlenmemiştir.

Haklarını ihlal eden bir idari işlem nedeniyle ilgililer Danıştaya, idare mahkemesine veya vergi mahkemesine doğrudan tam yargı davası açabilir. Aynı işlem hakkında iptal davası ile tam yargı davasını birlikte de açabilirler. Bu yollar, 11. madde uyarınca idareye başvurma hakkını ortadan kaldırmaz. 11. maddedeki başvuru şartları bu hüküm içinde ayrıca sıralanmaz.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12 – İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır. Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması:

Önce iptal davası açılmışsa, bu davanın karara bağlanması üzerine verilen kararın tebliğinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir. Kanun yoluna başvurulmuşsa süre, kanun yolu kararının tebliğinden itibaren dava süresi içinde işler. Bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlarda tam yargı davası, icra tarihinden itibaren dava süresi içinde açılabilir.

İdari eylemde ön başvuru

İdari eylem nedeniyle hakkı ihlal edilen kişi, dava açmadan önce ilgili idareye başvurarak hakkının yerine getirilmesini ister. Süre, eylemin yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıldır. Bu düzenleme açıkça idari eylemler içindir. İdari işlemden doğan tam yargı davasına aynı bir ve beş yıllık başvurunun uygulanacağı bu hükümde yer almaz.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

İstem kısmen veya tamamen reddedilirse dava, ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi içinde açılabilir. İstem hakkında otuz gün içinde cevap verilmezse, otuz günlük sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir. Otuz gün, idarenin susmasının dava süresini başlattığı noktadır; davanın otuz gün içinde açılacağı anlamına gelmez.

Tam yargı davasının görev yönünden reddinden sonra idari yargı mercilerinde açılacak davada, birinci fıkradaki idareye başvurma şartı aranmaz.

Dava açma süresi

Özel kanununda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde dava açma süresi Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gündür. Özel kanunun gösterdiği süre saklıdır. 2577 sayılı Kanun m. 7, idari uyuşmazlıklarda bu sürenin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağını düzenler. Anayasa m. 125 ise idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağını belirtir. İki metin aynı günü göstermediğinden süre başlangıcı tek bir güne indirgenemez.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

Adresi belli olmayan kişiye özel kanununa göre ilan yoluyla bildirim yapılmışsa ve özel kanunda aksine hüküm yoksa süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren on beş gün sonra işlemeye başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi ilan tarihini izleyen günden başlar. İşlem uygulanırsa ilgililer düzenleyici işlemi, uygulanan işlemi veya her ikisini birlikte dava edebilir. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, uygulanan işlemin iptaline engel olmaz. Bu fıkra düzenleyici işlem ve onun uygulanmasına ilişkindir; idari eylemden doğan tam yargı süresini ayrıca düzenlemez.

Yetkili mahkeme

Kanunda veya özel kanunda yetkili idare mahkemesi gösterilmemişse, göreve ilişkin hükümler saklı kalmak üzere yetkili mahkeme, dava konusu idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. 2577 sayılı Kanun’un uygulanmasında yetki kamu düzenindendir. Hüküm, idari eylemden doğan tam yargı davasının yetkili mahkemesini ayrıca belirlemez; işlem ve sözleşme için öngörülen yer kuralı eyleme genişletilemez.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. 2. Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir. (Mülga ikinci cümle: 10/6/1994-4001/15 md.) (…) Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki:

Dilekçe, duruşma ve tazminat miktarı

Uyuşmazlık konusu miktar dilekçede gösterilir. Dilekçeler ve dilekçeye eklenen her türlü belgenin örneği, karşı tarafın sayısından bir fazla olur. Değeri belli bir miktarın üzerindeki tam yargı davaları, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmalı görülebilir.

Tazminat miktarını davacı belirlemiş olsa bile mahkeme, bu incelemeyi gerekli görürse bilirkişi veya keşif yoluyla miktarı tespit edebilir.

Sorumluluğun açıklanma biçimi

Anayasa, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödeme yükümlülüğünü belirtir; kusur şartını, zarar hesabını veya dava süresini bu cümlede ayrıca düzenlemez. Açıklamalarda sorumluluk, kamu hizmetinin hiç, geç veya kötü ya da eksik işlemesiyle ilişkilendirilen hizmet kusuru ve kusurun ayrıca aranmadığı kusursuz sorumluluk olarak iki başlıkta ele alınır. Kusursuz sorumlulukta kamu hizmeti ile zarar arasındaki nedensellik bağının kurulmasının yeterli görüldüğü, ayrıca kusur araştırılmadığı belirtilir. Bu ayrım her olayda aynı sonuca uygulanacak kapalı bir kanuni liste değildir.

Mücbir sebebin varlığının idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırdığı belirtilir. Beklenmeyen hâl ile zarar görenin kusuru, sorumluluğu azaltan veya kaldıran hâller arasında sayılır.

Tam yargı davası kim tarafından açılır?

İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan muhtel olan kişi açar. İptal davasındaki menfaat ihlali şartı, tam yargı davası için aynı hükümde tekrarlanmaz.

İdari eylemden önce idareye başvurmak gerekir mi?

Evet. Hak ihlaline yol açan idari eylem, yazılı bildirimle veya başka suretle öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurulur.

İdare başvuruya cevap vermezse ne olur?

Otuz gün içinde cevap verilmezse, bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir. Otuz gün, davanın açılması için tanınan sürenin kendisi değildir.

İdari işlem için doğrudan tam yargı davası açılabilir mi?

Evet. Hakları ihlal eden idari işlem nedeniyle doğrudan tam yargı davası açılabileceği gibi iptal ve tam yargı davaları birlikte de açılabilir.

Genel dava süresi kaç gündür?

Özel kanunda ayrı süre yoksa süre Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gündür. Başlangıç günü, Kanun m. 7 ile Anayasa m. 125’teki farklı ifadeler nedeniyle tek güne bağlanamaz.

İşlemi veya sözleşmeyi hangi mahkeme inceler?

Kanunda veya özel kanunda başka yetkili mahkeme gösterilmemişse, göreve ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkilidir. Yetki kamu düzenindendir. Eylemden doğan uyuşmazlığın yetkili mahkemesi bu hükümde ayrıca gösterilmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu