İdareye Karşı Açılacak Tam Yargı Davası ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
İdareye Karşı Açılacak Tam Yargı Davası ve Şartları

Tam Yargı Davasının Tanımı ve Anayasal Dayanağı

Tam yargı davası, idarenin işlem veya eylemleri dolayısıyla maddi ya da manevi zarara uğrayan kişilerin bu zararların giderilmesini talep etmek üzere idareye karşı açtıkları tazminat istemli idari dava türüdür. Anayasa'nın 125. maddesinin 7. fıkrası uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu anayasal yükümlülüğün gereği yerine getirilmediğinde idare mahkemelerinde tam yargı davası açılarak zararın karşılanması talep edilebilir.

İdarenin Kusur ve Kusursuz Sorumluluğu

Tam yargı davasının açılabilmesi için öncelikle talep konusu zarara yol açan, hukuka aykırı ve hizmet kusuru sayılabilecek bir idari eylemin veya işlemin varlığı gerekir. Kamu hizmetinin geç işlemesi, hiç işlememesi ya da kötü işlemesi idarenin hizmet kusurunu meydana getirir. İdarenin kusur sorumluluğunun doğabilmesi için ortaya çıkan maddi veya manevi zarar ile idarenin davranışı arasında nedensellik bağı bulunmalıdır; neden ile sonuç ilişkisi kurulamayan hallerde tazminat istemi reddedilir.

İdarenin kamu hizmetlerini ifa ederken sorumluluğu yalnızca kusurlu fiilleriyle sınırlı değildir. İdarenin kusuru bulunmasa dahi meydana gelen zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağı mevcutsa idarenin zararı karşılama borcu ortaya çıkabilir. Kusursuz sorumluluk halleri yargı kararları çerçevesinde fedakârlığın denkleştirilmesi, sosyal risk ve tehlike ilkeleri ekseninde kabul görmektedir.

Dava Ehliyeti ve Menfaat-Hak İhlali Ayrımı

Tam yargı davası açma hak ve yetkisi yalnızca hukuka aykırı işlem ya da eylem sebebiyle hakkı ihlal edilen kişilere tanınmıştır. İdari yargılama hukukunda iptal davalarında idari işlemle davacı arasında menfaat ihlali bulunması yeterli görülürken, tam yargı davalarında davanın kabulü için davacının bir hak ihlaline uğramış olması şartı aranır.

Maddi ve Manevi Tazminatın Belirlenmesi ile İndirim Koşulları

Tam yargı davasında tazminata konu edilebilecek maddi zarar, ilgilinin malvarlığında meydana gelen parasal eksilmeleri, gelir kaybını veya gider artışını kapsar. Manevi zarar ise idari işlem ya da eylem sonucunda kişilerin kişilik haklarının zedelenmesinden kaynaklanan elem, keder ve ızdırabı ifade eder.

Zarar gören taraf, zarara yol açan işlem veya eylem vasıtasıyla aynı zamanda bir yarar sağlamışsa elde edilen bu yarar tespit edilen zarar tutarından mahsup edilir. Bununla birlikte zararın ortaya çıkışında zarar görenin yahut üçüncü bir kişinin kusuru rol oynamışsa hükmedilecek tazminat miktarından kusur nispetinde indirim yapılması gerekir.

Görevli ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi

Tam yargı davalarında görevli yargı yeri, özel kanunlarda aksine bir hüküm yer almadığı müddetçe idare mahkemeleridir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca idari sözleşmelerden kaynaklananlar dışındaki tam yargı davalarında yetkili mahkeme kanunda sıralı olarak belirlenmiştir. Buna göre ilk sırada zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili mahkeme yer alır. Zararın bayındırlık ve ulaştırma gibi bir kamu hizmetinden ya da idarenin herhangi bir fiilinden doğması halinde ise kamu hizmetinin görüldüğü veya eylemin gerçekleştiği yer idare mahkemesi yetkilidir. Bu durumların dışındaki diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer idare mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 36Kaynağı aç
Madde 36 – İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili, b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer. İdari mahkemesidir. Vergi uyuşmazlıklarında yetki:[28]

İdari sözleşmelerden doğan tam yargı davalarında ise genel yetki kuralı tatbik edilmekte olup, davaya konu idari sözleşmeyi akdeden idari makamın bulunduğu yer idare mahkemesi yetkili kılınmıştır.

İdari İşlemlerden Doğan Zararlarda Dava Açma Usulü ve Süreler

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesi gereğince, hakları bir idari işlem sebebiyle ihlal edilen kişiler Danıştaya, idare mahkemelerine ve vergi mahkemelerine doğrudan tam yargı davası açabilecekleri gibi, iptal ve tam yargı davalarını aynı dilekçeyle birlikte de ikame edebilirler. Bu durumlarda ilgililerin Kanun'un 11. maddesi uyarınca idari makamlara başvurma hakları saklıdır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12 – İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır. Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması:

İdare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür. İdari işleme karşı önceden iptal davası açılması halinde, davanın sonuçlanmasının ardından da tam yargı davası açılması mümkündür. Zarara yol açan hal bir idari işlemden kaynaklanıyorsa dava açma süresi, zarara sebebiyet veren işlemin idareden doğduğunun ve zararın kapsamının tam şekilde öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

İdari Eylemlerden Doğan Zararlarda Ön Başvuru Zorunluluğu

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

Yapılan bu başvurunun idarece kısmen veya tamamen reddedilmesi durumunda, ret işlemine dair bildirimin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi içinde dava açılabilir. İdarenin başvuru hakkında otuz gün boyunca cevap vermemesi halinde ise bu sürenin sona erdiği tarihten itibaren genel dava açma süresi içinde yetkili idare mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir.

Görevli olmayan adli yargı mercilerinde açılıp görev yönünden reddedilen tam yargı davalarından sonra idari yargı mercilerinde açılacak davalarda kanunun aradığı idareye önceden başvuruda bulunma koşulu aranmaz.

Dilekçe Şartları, Husumet ve Tazminat Miktarının Artırılması

İdare mahkemelerine hitaben yazılan dava dilekçelerinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. ve 5. maddelerinde öngörülen kanuni şekil unsurlarını taşıması gerekir; dilekçenin usul kurallarına uygun düzenlenmemesi durumunda mahkemece dilekçe ret kararı verilerek ilgilisine noksanlıkları gidermesi için süre tanınır. Tam yargı davalarında husumet doğrudan eylemi veya işlemi yapan idari mercie yöneltilmelidir. Husumet yanlış gösterilmişse mahkemece re'sen inceleme yapılarak dava dilekçesinin gerçek hasma tebliğine karar verilir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına göre, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen tazminat miktarı, süre veya diğer usul şartlarına bağlı kalmaksızın nihai karar verilinceye kadar harcı ödenerek bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir. Miktar artırımına ilişkin sunulan dilekçe, otuz günlük cevap süresi verilmek kaydıyla davalı idareye tebliğ edilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – 1. Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur. 2. Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. Buna karşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir. 3. Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez. 4. Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/4 md.) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir. 5. (Değişik: 10/6/1994-4001/8 md.) Davalara ilişkin işlem dosyalarının aslı veya onaylı örneği idarenin savunması ile birlikte, Danıştay veya ilgili mahkeme başkanlığına gönderilir. 6. (Ek: 2/7/2012-6352/54 md.) Danıştayda ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülen davalarda savcının esas hakkındaki yazılı düşüncesi taraflara tebliğ edilir. Taraflar, tebliğden itibaren on gün içinde görüşlerini yazılı olarak bildirebilirler. Duruşma:

Temsil ve Kanun Yollarına Başvuru

İdare mahkemelerinde tam yargı davası açan davacıların kendilerini bir vekil aracılığıyla temsil ettirmeleri yasal bir mecburiyet teşkil etmemekte olup davacılar davalarını bizzat açıp yürütebilirler. Tam yargı davalarında ilk derece mahkemesince kurulan hükümlere karşı istinaf ve temyiz kanun yollarına gidilebilmesi ise davanın konusunun mevzuatta öngörülen parasal sınırların üzerinde yer almasına bağlıdır.

Tam yargı davasında avukat tutmak zorunlu mudur?

İdare mahkemelerinde tam yargı davası açarken ilgililerin avukat ile temsil edilmesi zorunlu olmayıp davacılar davalarını bizzat takip edebilirler.

İdari eylemlerden doğan zararlarda ön başvuru yapılmadan dava açılabilir mi?

İdari eylemlerden doğan zararlarda dava açılmadan önce idareye başvuru yapılması kural olarak zorunludur; ancak görevsiz adli yargı merciinde açılıp görev yönünden reddedilen davaların ardından idari yargıda açılan davalarda bu ön başvuru şartı aranmaz.

Dava dilekçesinde belirtilen tazminat miktarı sonradan artırılabilir mi?

Tam yargı davalarında dava dilekçesindeki talep miktarı nihai karar verilinceye kadar, harcı yatırılmak suretiyle yalnızca tek bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir.

İptal davası ile tam yargı davası arasındaki dava ehliyeti farkı nedir?

İdari işlemin iptali davalarında davacının işlemle menfaat ilişkisinin ihlal edilmesi yeterli kabul edilirken, tam yargı davalarında hakkın ihlal edilmiş olması aranır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu