Atanmama İşleminin Hukuki Niteliği
Doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmama, idari bir işlem niteliği taşımakta ve idari yargı denetimine tabi bulunmaktadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 65. maddesi, yükseköğretim kurumlarının idari işlemlerinin genel idare hukuku ilkelerine uygun olması zorunluluğunu düzenlemekte; atanmama işlemi de bu çerçevede idari yargı denetimine açık bulunmaktadır. Üniversitelerin akademik atamada sahip olduğu takdir yetkisi, keyfi biçimde kullanılamaz; bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olgularla desteklenmesi, 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda ve objektif kriterlere dayanılarak kullanılması ve yargısal denetimi mümkün kılacak biçimde belirlenmesi gerekmektedir.
Danıştay 8. Daire, E. 2023/4756, K. 2024/5556Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire, E. 2023/239, K. 2024/5152Kaynağı aç
2547 Sayılı Kanun'da Atama Süreci
Doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. Fakültelerde dekan, diğer birimlerde ilgili müdür; biri o birimin yöneticisi, biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent belirleyerek adayların her biri hakkında yazılı mütalaa ister. Dekan veya ilgili müdür, yönetim kurulunun görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar; atama, rektör tarafından en çok dört yıl süreyle yapılır. Atama yetkisi açıkça rektöre aittir; yönetim kurulunun rolü görüş vermekle sınırlıdır.
2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. 23Kaynağı aç
Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer; görev süresi sona erenler yeniden atanabilir. Doktor öğretim üyeliğine atanabilmek için doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını ya da Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak gerekir.
Jüri üyelerinin asgari unvanı profesör veya doçenttir. 2547 sayılı Kanun'un 23. maddesinin (a) bendi, jüri oluşumunu üç profesör veya doçent üzerine kurgulamakta; yardımcı doçent unvanı için jüri üyeliği öngörülmemiştir. Dekan veya müdür, en az biri başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere adayın başvurduğu bilim alanıyla ilgili olan üç profesör veya doçent kadrosundaki doçenti ilana son başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde tespit eder. İlan edilen kadronun bulunduğu birimin bölüm başkanının profesör veya doçent kadrosundaki doçent olması hâlinde, tespit edilecek üç kişiden biri olarak belirlenmesi zorunludur.
Danıştay 8. Daire, E. 2020/5154, K. 2021/3416Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire, E. 2025/823, K. 2025/5780Kaynağı aç
Ek Koşul Belirleme Yetkisinin Sınırları
Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için 2547 sayılı Kanun'un 23. maddesinin (c) bendinde aranan asgari koşulların yanında, YÖK'ün onayını almak suretiyle ve münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacıyla, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilir. Bu yetki bir zorunluluk değil, ihtiyari bir seçenektir.
Genel ve objektif nitelikteki ek kriterler için YÖK onayı zorunluyken, ilan edilen kadroya özgü ve hizmet gerekleri gözetilerek belirlenen spesifik koşulların YÖK onayına tabi olmadığı Danıştay 8. Dairesi'nin E.2020/5154, K.2021/3416 sayılı kararında kabul edilmekteyse de bu kararda kadroya özgü koşulun da objektif ve denetlenebilir olması gerektiği vurgulanmaktadır. Aynı karara göre idarenin özel şartı gerekçelendirmemesi yargısal denetimi gerektiren bir eksiklik sayılmış; mahkemenin özel şartın bilimsel kaliteyi artırmaya yönelik olup olmadığını araştırması ve gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiği belirtilmiştir.
Jüri Bağımsızlığı ve Tarafsızlık Koşulu
Atama sürecinde jüri oluşumunun tarafsızlık ilkesini karşılaması, 2547 sayılı Kanun'un 23. maddesinin öngördüğü nesnel değerlendirme çerçevesinin doğal bir gereğidir. Bir jüri üyesinin adaylardan biriyle tez danışmanlığı, ortak yayın geçmişi veya referans listesi aracılığıyla bağlantı içinde olması, değerlendirmenin tarafsızlığı bakımından şüphe uyandıran bir durum olarak idari yargı denetiminde ele alınmaktadır. Bu tür bağlantıların varlığı, atama işleminin hukuka uygunluğunu etkileyen unsurlar olarak değerlendirilebilmektedir.
Danıştay 8. Dairesi'nin E.2020/5154, K.2021/3416 sayılı kararında, alt mahkemenin fakülte yönetim kurulu kararlarını ve jüri raporlarını kesin ve icrai idari işlem saymayarak bu işlemlere karşı açılan davayı incelenmeksizin reddettiği görülmektedir. Danıştay bu noktayı bozma gerekçesi yapmamış; bozma yalnızca özel şartın denetimi ile bilirkişi incelemesi eksikliği nedeniyle verilmiştir. Dolayısıyla itirazın, jüri raporuna değil atama işleminin kendisine yöneltilmesi gerekmektedir.
Akademik Puan Farkı ve İdarenin Gerekçelendirme Yükümlülüğü
Adaylar arasında belirgin bir akademik puan farkı bulunması durumunda idarenin daha düşük puanlı adayı tercih etmesi, somut, bilimsel ve akademik gerekçelerle desteklenmelidir. Danıştay 8. Dairesi, E.2023/239, K.2024/5152 sayılı oybirliğiyle verdiği kararında, idarenin gerekli ve yeterli akademik gerekçeyi ortaya koyamaması nedeniyle takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılmadığına hükmetmiş; uyuşmazlığın yeniden değerlendirilmek üzere Bölge İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermiştir. Bu karar, belirgin puan farkının varlığında gerekçesiz tercihin yargısal denetimle aşılabileceğini somut biçimde ortaya koymaktadır.
Mahkemelerce yaptırılan bilirkişi incelemelerinin bilimsel veriler ışığında hazırlanmış, açık, anlaşılır ve mahkemece değerlendirilmesi istenen hususların her birinin ayrı ayrı gerekçelendirildiği bir rapor biçiminde sunulması zorunludur. Danıştay 8. Dairesi, E.2023/4756, K.2024/5556 sayılı kararında bilirkişilerce ayrı ayrı hazırlanan ve hükme esas nitelik taşımayan raporlara dayanılarak kurulan kararı bozmuş; yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak ortak rapor alınmak suretiyle yeniden karar verilmesini hükme bağlamıştır. E.2023/2626, K.2024/5153 sayılı kararında ise 'bu iki durumdan birini gerekçe göstererek yapılacak seçimin bilimsel ve objektif sayılmasının tartışmaya açık olacağı' biçiminde belirsiz sonuç içeren ortak raporun hükme esas niteliği taşımadığına hükmedilmiştir.
Danıştay 8. Daire, E. 2023/2626, K. 2024/5153Kaynağı aç
Yeni Atama Koşullarının Geriye Dönük Uygulanması Sorunu
Yeniden atanma için getirilen yeni akademik çalışma zorunluluklarının yürürlük tarihinden önceki dönemleri kapsamaması ve öğretim üyesine bu koşulları sağlaması için makul bir süre tanınması hakkaniyet gereği olarak kabul edilmektedir. Bu ilke, 2547 sayılı Kanun kapsamındaki yeniden atanma uyuşmazlıklarında hukuki güvenlik bağlamında ele alınmaktadır.
İptal Kararının Sınırlı Etkisi: Doğrudan Atama Sonucu Doğurmaz
Atanmama işleminin iptali, davacının doğrudan doktor öğretim üyesi kadrosuna atanması anlamına gelmez. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun E.2023/16, K.2023/13 sayılı kararında bu sınırlamanın altı çizilmiştir: iptal kararı idarenin işlemini ortadan kaldırır; ardından idarenin atama kriterlerini karşılayıp karşılamadığını tespit ederek yeniden değerlendirme yapması ve karar alması gerekir. Danıştay 8. Dairesi'nin E.2023/3121, K.2024/4828 sayılı kararında da görev süresinin uzatılmaması işleminin iptalinin davacının doğrudan atanması sonucunu doğurmadığı, idarenin akademik kriterler ve diğer idari hususlar yönünden yeniden bir değerlendirme yapması gerektiği belirtilmiştir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/16, K. 2023/13Kaynağı aç
İdari Başvuru ve Dava Açma Süreleri
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca, Danıştay ve idare mahkemelerinde dava açma süresi özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde altmış gündür. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde bu süre ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar; ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem ya da her ikisi aleyhine birden dava açabilir. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel değildir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, ilgili kişi idareye başvurduğunda otuz günlük süre içinde yanıt verilmezse zımni ret oluşur ve bu tarihten itibaren dava açma süresi içinde idare mahkemesine başvurulabilir. Otuz günlük süre içinde verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebilir; bu bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hâllerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra idare tarafından cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 10Kaynağı aç
1416 Sayılı Kanun Kapsamındaki Özel Durum
1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine 7326 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle eklenen 6. fıkra (RG: 09.06.2021, s. 31506) uyarınca, yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilen ve doktora öğrenimini başarıyla tamamlayanlar; mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere adına öğrenim gördükleri kurumun atama kriterlerini karşılamaları hâlinde doktor öğretim üyesi kadrolarına, bu kriterleri sağlayamamaları hâlinde ise öğretim görevlisi kadrolarına atanır. Bu fıkra kapsamında atanabilmek için üç koşulun birlikte sağlanması aranmaktadır: yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilmiş olmak, yurt dışında doktora öğrenimini başarıyla tamamlamak ve adına öğrenim görülen yükseköğretim kurumunun atama kriterlerini karşılamak.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E.2023/16, K.2023/13 sayılı ve 12.04.2023 tarihli kararında, söz konusu fıkranın yürürlüğe girmesinden önce mecburi hizmet yükümlülüğü kapsamında öğretim görevlisi kadrosuna ataması yapılanların, atama kriterlerini karşılayıp karşılamadıkları yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın başvurularının reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Çoğunluk gerekçesine göre, yurt dışında doktora öğrenimini tamamlayıp daha önce öğretim görevlisi kadrosuna atananlar ile fıkranın yürürlüğünden sonra ilk defa atanacaklar, doktor öğretim üyesi kadrosuna atanabilmek için aranan şartlar bakımından hukuksal olarak eşit statüdedir; düzenlemenin yalnızca sonradan atanacaklara uygulanması Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesini ihlal eder.
Bu karar oyçokluğuyla verilmiştir. Karşı görüş, kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca 6. fıkranın yürürlük tarihinden önce atanmış olanlara uygulanamayacağını savunmaktadır. Kararın bağlayıcı sonucu, 2576 sayılı Kanun uyarınca bölge idare mahkemesi daireleri arasındaki aykırılığı gidermek amacıyla verilmiş olup kesindir. Her iki durumda da iptal kararı, davacının doğrudan doktor öğretim üyesi kadrosuna atanması anlamına gelmez; idarenin atama kriterlerini karşılayıp karşılamadığını tespit ederek yeniden değerlendirme yapması ve karar alması gerekir. Bu karar yalnızca 1416 sayılı Kanun kapsamındaki personele özgüdür; genel doktor öğretim üyesi atama uyuşmazlıklarına doğrudan uygulanamaz.
Sık Sorulan Sorular
Doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmama işlemine karşı nasıl dava açılır?
Atanmama işlemi idari işlem niteliği taşıdığından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca altmış günlük genel dava açma süresi içinde idare mahkemesine başvurulabilir. Dava, işlemi tesis eden üniversitenin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılır.
İdareye başvuru yapıp yanıt alınamazsa ne olur?
2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca idareye başvurulduğunda otuz gün içinde yanıt verilmezse zımni ret oluşur. Zımni ret hâlinde ilgililer, otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde idare mahkemesine başvurabilir. Otuz günlük süre içinde verilen yanıt kesin nitelik taşımıyorsa ilgili, bu yanıtı red saydığı takdirde dava açabileceği gibi kesin yanıtı beklemek de seçebilir; ancak bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez.
Üniversite, yönetmeliğin öngördüğü asgari koşulların üzerinde ek şart koyabilir mi?
Evet, ancak bu yetki 2547 sayılı Kanun'un 23. maddesinin (c) bendiyle sınırlandırılmıştır. Ek koşulların YÖK onayı alınarak belirlenmesi, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmaya yönelik olması ve objektif ile denetlenebilir nitelik taşıması zorunludur. İlan edilen kadroya özgü ve hizmet gerekleri gözetilerek belirlenen spesifik koşullar için YÖK onayının gerekmeyebileceği Danıştay 8. Dairesi kararında kabul edilmekteyse de bu koşulların da objektif ve denetlenebilir olması, idarece gerekçelendirilmesi ve bilimsel kaliteyi artırmaya yönelik olması aranmaktadır.
Jüride çıkar çatışması bulunması atama işlemini nasıl etkiler?
Tez danışmanlığı ilişkisi, ortak yayın geçmişi veya referans listesine dahil olma gibi durumlar jüri tarafsızlığını zedeleyebilecek unsurlar olarak değerlendirilmektedir. İdari yargı denetiminde itirazın, jüri raporuna değil atama kararının kendisine yöneltilmesi gerekmektedir; fakülte yönetim kurulu kararları ve jüri raporları, atama kararından bağımsız olarak icrai işlem niteliğinde kabul edilmemektedir.
İptal davası kazanılırsa atama otomatik olarak gerçekleşir mi?
Hayır. Atanmama işleminin iptali doğrudan kadro atamasını sağlamaz. Mahkeme kararı idarenin işlemini ortadan kaldırır; ardından idarenin atama kriterlerini karşılayıp karşılamadığını tespit ederek yeniden değerlendirme yapması ve karar alması gerekir. Sonuç bu yeniden değerlendirmeye bağlıdır.
Görevdeki öğretim üyesine sonradan getirilen yeni koşullar yeniden atanmada uygulanabilir mi?
Yeniden atanma için getirilen yeni akademik çalışma zorunluluklarının yürürlük tarihinden önceki dönemleri kapsamaması ve öğretim üyesine bu koşulları sağlaması için makul bir süre tanınması hakkaniyet gereği olarak kabul edilmektedir.
1416 sayılı Kanun kapsamında yurt dışında doktora yapan öğretim görevlisi doktor öğretim üyesi kadrosuna atanabilir mi?
1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 6. fıkrası uyarınca bu mümkündür; ancak yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilmiş olmak, doktora öğrenimini başarıyla tamamlamak ve adına öğrenim görülen kurumun atama kriterlerini karşılamak koşullarının birlikte sağlanması gerekir. Fıkranın yürürlüğünden önce atanmış olanlara uygulanıp uygulanamayacağı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun oyçokluğuyla verdiği E.2023/16, K.2023/13 sayılı kararında tartışmalı olmuş; karşı görüş kanunların geriye yürümezliği ilkesini gerekçe göstermiştir. Bu hukuki tartışma da dâhil olmak üzere iptal kararı, doğrudan atama sonucu doğurmaz; idarenin yeniden değerlendirme yapması gerekir.
Bilirkişi raporu hükme esas alınmak için hangi koşulları taşımalıdır?
Danıştay 8. Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre bilirkişi raporunun, bilimsel veriler ışığında hazırlanmış, açık, anlaşılır ve mahkemece değerlendirilmesi istenen hususların her birinin ayrı ayrı gerekçelendirildiği ortak bir rapor biçiminde sunulması zorunludur. Bilirkişilerin ayrı ayrı hazırladıkları raporlar ile belirsiz ve netlik taşımayan sonuçlar bildiren raporlar hükme esas alınmaz. Bu durumda mahkeme, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak ortak rapor alınmak suretiyle yeniden karar verilmesi yoluna gitmektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

