Doktor Öğretim Üyesi Kadrosuna Atanmama Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Doktor Öğretim Üyesi Kadrosuna Atanmama Davası

Atanmama İşleminin Hukuki Niteliği

Doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmama, idari bir işlem niteliği taşımakta ve idari yargı denetimine tabi bulunmaktadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 65. maddesi, yükseköğretim kurumlarının idari işlemlerinin genel idare hukuku ilkelerine uygun olması zorunluluğunu düzenlemekte; atanmama işlemi de bu çerçevede idari yargı denetimine açık bulunmaktadır. Üniversitelerin akademik atamada sahip olduğu takdir yetkisi, keyfi biçimde kullanılamaz; bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olgularla desteklenmesi, 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda ve objektif kriterlere dayanılarak kullanılması ve yargısal denetimi mümkün kılacak biçimde belirlenmesi gerekmektedir.

Danıştay 8. Daire, E. 2023/4756, K. 2024/5556Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/4756 E.  ,  2024/5556 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4756 Karar No : 2024/5556 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … DAVALI YANINDA MÜDAHİL: … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:… Üniversitesi Rektörlüğü tarafından 16/12/2020 tarihinde ilan edilen Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Anabilim Dalı doktor öğretim üyesi kadrosuna davacının atanmayarak diğer aday …’ın atanmasına ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin… tarih ve E:… K:… sayılı kararıyla; dava konusu doktor öğretim üyeliğine atanmada, bilimsel yeterlilik ve kalitenin önemli olduğu, başvuran davacı ve müdahilin akademik çalışma, yayın, yetkinlik ve performanslarının karşılaştırması yapılarak, bilimsel esaslar çerçevesinde hangi adayın atanmasının gerektiği ve dava konusu atama işleminin bilimsel esaslara uygun olup olmadığı hususlarının tespitinin özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği, dava konusu atama işlemine ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesinin ardından görevlendirilen bilirkişilerden alınan ayır ayrı raporlar dikkate alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ileri bilimsel çalışmalara katkısı ve bölümün ihtiyaçları açısından çalışmalarına gereksinim duyulduğu Fakülte’nin Yönetim Kurulu kararı ile ortaya konulmuşken, Rektörlüğün gerekçesiz biçimde tesis ettiği işlemin yetki aşımı niteliğinde olduğu, kararda bu hususun dikkate alınmadığı, yaptığı yayınların nitelik ve sayısının, bu yayınların ilan edilen program ile daha çok ilgisinin bulunduğu, üniversitenin Atama ve Yükseltme Kriterlerinde 21/04/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere değişikliğe gidildiği ve SSCI/SCI indeksli Q1/Q2 kategorisindeki dergilerde yapılan yayınlara çok daha yüksek puan verilmesinin kararlaştırıldığı, bu değişikliğin de savların doğruluğunu teyit ederek davacının atanmasının hizmet gereklerine daha uygun olduğunu gösterdiği, yerel Mahkemenin …’nün aradığı kriterler uyarınca değerlendirmenin yalnızca Prof. Dr. …’ın raporunda olduğunu gözetmeksizin, diğer iki raporun puan hesabına indirgendiğini dikkate almaksızın eksik inceleme ile karar verdiği, yargılamadaki özel ve teknik bilgi gereksiniminin giderilmediği, doktor öğretim üyeliği kadrosu ile alakasız kriterlere yer veren, akademik teamüldeki öncelikleri yok sayan değerlendirmelerin uyuşmazlığı çözmeye etkili bir niteliğinin bulunmadığı, temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, 16/12/2020 tarihinde ilan edilen Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Anabilim Dalı doktor öğretim üyesi kadrosuna yapılan atamanın hukuka uygun olduğu, işlemin, idarenin takdir yetkisi kapsamında, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda tesis edildiği, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararının bozulması isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : YÖK Gelecek Projesi kapsamında … Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Eğitimde Dijitalleşme alanında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadrosuna, Eğitim Fakültesinin … tarih ve … sayılı teklifi ile davacı Dr. …'in ve müdahil Dr….'ın başvuru yaptığı; Eğitim Fakültesi Yönetim Kurulu kararı ile başvuruda bulunan iki adayın durumlarının değerlendirmesi neticesinde davacı Dr. …'in atanmasının teklif edilmesine karar verildiği, adayların durumlarını incelemek ve doçentlik kadrosuna atanmaları hakkında görüşlerini almak üzere 3 kişilik jüri üyelerinden jüri heyeti oluşturulduğu, seçilen jüri üyeleri adayların bilimsel çalışma ve yayınlarını kanun ve yönetmelik hükümleri doğrultusunda değerlendirildiği, Eğitim Fakültesi Yönetim Kurulu kararı ile yapılan teklif ve doktor öğretim üyesi kadrosuna başvuruda bulunan adayların başvuru dosyalarının Rektörlükçe incelemesi neticesinde, iki jüri üyesinin kişisel değerlendirme raporlarında, akademik yetkinlik bakımından ve performansı değerlendirme sonucunda Dr. …'ın bahsi geçen kadroya atanmasının daha uygun olduğu yönünde görüş bildirdiği tespit edildiğinden bahisle, söz konusu jüri değerlendirme raporları dikkate alınarak davalı Rektörlükçe müdahil Dr. …'ın adı geçen kadroya atanmasının uygun görülerek atama işleminin yapılması üzerine, söz konusu doktor öğretim üyesi kadrosuna davacının atanmayarak diğer aday …’ın atanmasına ilişkin davalı idare işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doktor Öğretim Üyesi" başlıklı 23. maddesinde: "a) Yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. İlan edilen bu kadrolara fakültelerde dekan; diğer birimlerde müdürler, biri o birimin yöneticisi biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür yönetim kurullarının görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama rektör tarafından en çok dört yıl süre ile yapılır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler yeniden atanabilirler… c) Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. " hükmüne yer verilmiştir. 12/06/2018 tarih ve 30449 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin "Başvuru ve atanma süreci" başlığını taşıyan 6. maddesinde; "(1) Doktor öğretim üyesi kadrolarına başvuranlar özgeçmişlerini, bilimsel çalışma ve yayınlarını dört nüsha olarak ilgili dekanlık veya müdürlüğe teslim eder. (2) Fakültelerde dekan, diğer birimlerde müdür; ilan edilen kadrolar için adayların durumlarını incelemek üzere, en az biri başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere adayın başvurduğu bilim alanı ile ilgili olan üç profesör veya doçent kadrosunda bulunan doçenti, ilana son başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde tespit eder. İlan edilen kadronun bulunduğu birimin bölüm başkanının, profesör veya doçent kadrosundaki doçent olması halinde, tespit edilecek üç profesör veya doçent kadrosundaki doçentten biri olarak belirlenmesi zorunludur. (3) Dekan veya ilgili müdür her aday için bu öğretim üyelerine, adaylarla ilgili bilimsel yayın ve çalışmalara ilişkin dosyaları göndererek bir ay içerisinde yazılı görüşlerini bildirmelerini ister. Dosya inceleme sonuçlarının bir ay içinde gelmemesi halinde aynı usulle tespit edilen başka profesör veya doçente dosyalar incelenmesi için gönderilir. (4) Dekan veya ilgili müdür yazılı görüşlerin alınmasından sonra ilk yönetim kurulu toplantısında aday veya adaylar hakkında ayrı ayrı görüş alır. Bir açık kadroya birden fazla adayın başvurması halinde yönetim kurulu gerekçeli olarak tercihini belirtir. Dekan veya ilgili müdür kanaat ve önerilerini rektöre sunar. Rektör atamanın yapılıp yapılmayacağına karar vererek gerekli işlemleri yürütür. (5) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca sözleşmeli olarak çalıştırılacak yabancı ülke vatandaşı öğretim elemanlarının doktor öğretim üyeliğine atanma ile ilgili şartları sağlamaları kaydıyla sözleşmeli olarak çalıştırılmasında bu Yönetmelikte belirlenen ilan şartı dışındaki usul ve esaslar uygulanır." kuralı; "Atama" başlığını taşıyan 7. maddesinde; "(1) Doktor öğretim üyeleri, ilgili yönetim kurulunun görüşü alındıktan sonra fakültelerde ilgili dekanın, diğer birimlerde müdürün önerisi ile rektör tarafından en az bir en çok dört yıl süre ile atanır. (2) Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler ilgili yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından yeniden atanabilir. (3) Doktor öğretim üyelerinin ne kadar süre ile atandığı kendilerine tebliğ edilir." kuralı yer almıştır. 2577 sayılı İdari Yargılamla Usulü Kanunu’nun “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller” başlığını taşıyan 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; …bilirkişi, keşif, delillerin tespiti,… işlemlerinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçiminin Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılacağı kurala bağlanmış olup; anılan hükümle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye Başvurulmasını Gerektiren Hâller” başlığını taşıyan 266. maddesinde, Mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı, "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrasında; raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebinin, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerektiği, azınlıkta kalan bilirkişinin, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabileceği; 282. maddesinde ise; hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hükmüne ye verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdareler, kanunlarla kendilerine verilen görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde, sundukları kamu hizmetinin ifasına yönelik olarak, kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için hizmet gerekleri doğrultusunda -ilgili kanununda bağlı yetki içinde bulunduğu belirtilmediği takdirde- birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatılmışlardır. Ancak; idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği izahtan varestedir. Takdir yetkisinin yargısal denetimi, bu yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlıdır. Bir başka deyişle; idarelerin işlem tesis ederken Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde takdir hakkına sahip oldukları açık ise de, bu takdir hakkı, serbestçe ve keyfi şekilde kullanılanabilecek bir durumu ifade etmeyip, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklenmesi, 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda ve objektif kriterlere dayanılarak ve bu suretle takdir yetkisinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının yargısal denetimine imkân verecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümleri uyarınca, çözümü hukuk dışında özel ya da teknik bilgiyi gerektirecek hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınacağı tartışmasız olup; bu kapsamda bilirkişilerce yapılacak olan değerlendirme, ancak uyuşmazlık konusu dava konusu üzerine teknik tespitler yapılarak hazırlanan bilimsel, objektif ve tarafsız raporun mahkemeye sunulmasından ibarettir. Bilirkişilerce yapılan teknik değerlendirmelerin ışığında hukuka uygunluk tespitinin Mahkemece yapılacağı tabiidir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde bilirkişilerce hazırlanacak raporda; uyuşmazlığın çözümüne yönelik olarak Mahkemece tespiti istenilen ve hukuk bilgisini aşan teknik veya özel hususlara yönelik bilirkişiye yöneltilen sorular çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği tartışmasız olup; bilirkişilerce hazırlanan ortak raporun, bilimsel veriler ışığında hazırlanmak şartıyla, açık, anlaşılır, net ve Mahkemece değerlendirilmesi istenilen hususların her birinin ayrı ayrı gerekçelendirilmesi suretiyle açıklanarak oluşturulması gerektiği tartışmasızdır. Zira; aksi yönde hazırlanan raporun, hükme esas niteliğe haiz olduğunu söylemek mümkün değildir. Burada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 279. maddesinin 2. fıkrasında; bilirkişi raporunda, …gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebinin… bulunması gerektiği, azınlıkta kalan bilirkişinin, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabileceği belirtildiğinden, mahkemenin birden çok bilirkişi görevlendirmesi halinde, bilirkişilerin konuyu birlikte müzakere ederek değerlendirmeleri ve görüşlerine başvurulan konuda ortak bir sonuç bildirmeleri gerekir. Daha açık bir ifadeyle, bilirkişilerin ortak yazılmış tek bir rapor sunması, çoğunluğun görüşüne katılmayan bilirkişinin kendi muhalif görüşünü yazması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta ise, başvuran davacı ve müdahilin akademik çalışma, yayın, yetkinlik ve performanslarının karşılaştırması yapılarak, bilimsel esaslar çerçevesinde hangi adayın atanmasının gerektiği ve dava konusu atama işleminin bilimsel esaslara uygun olup olmadığı hususlarının tespitinin özel veya teknik bilgiyi gerektirmesi hasebiyle dava konusu atama işlemine ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği,… Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Anabilim Dalı'nda profesör kadrosunda görev yapan iki öğretim üyesi ile … Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Anabilim Dalı'nda profesör kadrosunda görev yapan öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyeti oluşturulduğu, Mahkemece belirlenen bilirkişilerden ayrı ayrı rapor hazırlanmasının istenilmesi üzerine hazırlanan ayrı ayrı raporların hükme esas alınmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulduğu görülmektedir. Mahkemenin birden çok bilirkişi görevlendirmesi halinde, bilirkişilerin konuyu birlikte müzakere ederek değerlendirmeleri ve görüşlerine başvurulan konuda ortak bir sonuç bildirmeleri gerektiği kuralı dikkate alındığında; Mahkemece, dava konusu uyuşmazlığın, bilirkişilerce ayrı ayrı hazırlanan raporların hükme esas alınması suretiyle çözüme kavuşturulmasında usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır. Bu bağlamda, dava konusu doktor öğretim üyesi kadrosuna başvuran davacı ve atanan …'ın söz konusu kadro için ilan edilen şartları sağlayıp sağlamadıkları ile ilan edilen kadro kapsamında idareye sundukları akademik dosyalarında yer alan çalışmalar itibariyle anılan doktor öğretim üyesi kadrosuna hangisinin atanmasının bilimsel ve akademik açıdan daha uygun olduğunun tespit edilmesi amacıyla, dosya üzerinden yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle hazırlanan rapor sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu itibarla; hükme esas nitelliği haiz olmayan bilirkişi raporları dikkate alınarak davacının atanmamasına dair işlem ile müdahilin atanmasına dair işlemlere yönelik olarak verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin…gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 25/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Danıştay 8. Daire, E. 2023/239, K. 2024/5152Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/239 E.  ,  2024/5152 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/239 Karar No : 2024/5152 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) :… Üniversitesi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Bilgi Güvenliği alanında 16/12/2020 tarih ve 31336 sayılı Resmi Gazete'de ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrosuna kendisinin atanmayarak anılan kadroya …'ın atanmasına dair işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bir bilgi gerektirdiğinden Mahkemenin 22/09/2021 tarihli Ara Kararı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği,17/01/2022 tarihinde dosyaya sunulan bilirkişi raporunda; YÖK Gelecek Projesi dâhilinde “Bilgi Güvenliği” alanında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümü Doktor Öğretim Üyesi için ilan edilen kadro için bölüme katkı sağlayabilecek, lisans ve lisansüstü eğitim programlarında bölümün eksikliğini giderebilecek, mümkünse bilgi güvenliğinin mezkûr alt alanlarının tamamında akademik yeterliliğe sahip adayın tercih edilmesinin bir kamu yararı oluşturacağı, kadroya atanan …’ın akademik çalışmalarının “Bilgi Güvenliği” alanının birçok alt başlığını kapsamasına rağmen davacı akademik çalışmaları bu açıdan sınırlı kaldığı, uyuşmazlık konusu olan kadroya davacı …’un atanmayıp …’ın atanmasında kamu yararı bulunduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, bilirkişi raporu ile dosyada yer alan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, Bilgi Güvenliği alanında ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrosuna başvuran davacı ile anılan kadroya ataması yapılan dava dışı …'ın atanma niteliklerini haiz olduğu, açıktan atama yapma konusunda idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, dava dışı …'ın söz konusu alanın bir çok alt dalında akademik çalışmalarının bulunduğu, davacının çalışmalarının ise adı geçen şahsa göre konu bazında daha sınırlı olduğu, bu durum gözetilerek kullanılan takdir yetkisinin sübjektif nedenlerle kullanıldığından söz edilemeyeceği, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, YÖK Gelecek Projesi dâhilinde “Bilgi Güvenliği” alanında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümü Doktor Öğretim Üyesi için ilan edilen kadro için gerekli şartları sağladığı, Bilgi Güvenliği alanında çalışmalarının sınırlı olduğu yolunda hazırlanan bilirkişi raporunun hatalı olduğu, zira; sayıca fazla yayını olmakla birlikte sadece makalelerinden üçünün görünmez damgalama; ikisinin çoklu ortam ve içerik özleri; ikisinin gözetim alanında olduğu, bu alanların Bilgi Güvenliği alanının üç temel başlığını oluşturduğu, bunların dışında Bilgi Güvenliği alanında gerek ulusal gerekse uluslararası bir çok akademik çalışmasının olduğu, "Bilgi Güvenliği" "alınının bir konusu üzerinde uzmanlaşmış olmasının konuya ilişkin diğer alt başlıklarda yetersiz olduğu sonucunu doğurmayacağı, bu alanda yaptığı çalışmalar ile 355,3 akademik puanının bulunduğu, hukuka aykırı kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava, davacı tarafından, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Bilgi Güvenliği alanında 16/12/2020 tarih ve 31336 sayılı Resmi Gazete'de ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrosuna kendisinin atanmayarak anılan kadroya …'ın atanmasına dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doktor Öğretim Üyesi" başlıklı 23. maddesinde: "a) Yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. İlan edilen bu kadrolara fakültelerde dekan; diğer birimlerde müdürler, biri o birimin yöneticisi biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür yönetim kurullarının görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama rektör tarafından en çok dört yıl süre ile yapılır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler yeniden atanabilirler… c) Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. " hükmüne yer verilmiştir. 12/06/2018 tarih ve 30449 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin "Başvuru ve atanma süreci" başlığını taşıyan 6. maddesinde; "(1) Doktor öğretim üyesi kadrolarına başvuranlar özgeçmişlerini, bilimsel çalışma ve yayınlarını dört nüsha olarak ilgili dekanlık veya müdürlüğe teslim eder. (2) Fakültelerde dekan, diğer birimlerde müdür; ilan edilen kadrolar için adayların durumlarını incelemek üzere, en az biri başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere adayın başvurduğu bilim alanı ile ilgili olan üç profesör veya doçent kadrosunda bulunan doçenti, ilana son başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde tespit eder. İlan edilen kadronun bulunduğu birimin bölüm başkanının, profesör veya doçent kadrosundaki doçent olması halinde, tespit edilecek üç profesör veya doçent kadrosundaki doçentten biri olarak belirlenmesi zorunludur. (3) Dekan veya ilgili müdür her aday için bu öğretim üyelerine, adaylarla ilgili bilimsel yayın ve çalışmalara ilişkin dosyaları göndererek bir ay içerisinde yazılı görüşlerini bildirmelerini ister. Dosya inceleme sonuçlarının bir ay içinde gelmemesi halinde aynı usulle tespit edilen başka profesör veya doçente dosyalar incelenmesi için gönderilir. (4) Dekan veya ilgili müdür yazılı görüşlerin alınmasından sonra ilk yönetim kurulu toplantısında aday veya adaylar hakkında ayrı ayrı görüş alır. Bir açık kadroya birden fazla adayın başvurması halinde yönetim kurulu gerekçeli olarak tercihini belirtir. Dekan veya ilgili müdür kanaat ve önerilerini rektöre sunar. Rektör atamanın yapılıp yapılmayacağına karar vererek gerekli işlemleri yürütür. (5) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca sözleşmeli olarak çalıştırılacak yabancı ülke vatandaşı öğretim elemanlarının doktor öğretim üyeliğine atanma ile ilgili şartları sağlamaları kaydıyla sözleşmeli olarak çalıştırılmasında bu Yönetmelikte belirlenen ilan şartı dışındaki usul ve esaslar uygulanır." kuralı; "Atama" başlığını taşıyan 7. maddesinde; "(1) Doktor öğretim üyeleri, ilgili yönetim kurulunun görüşü alındıktan sonra fakültelerde ilgili dekanın, diğer birimlerde müdürün önerisi ile rektör tarafından en az bir en çok dört yıl süre ile atanır. (2) Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler ilgili yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından yeniden atanabilir. (3) Doktor öğretim üyelerinin ne kadar süre ile atandığı kendilerine tebliğ edilir." kuralı yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda aktarılan mevzuatın bir bütün olarak değerlendirilmesinden, yükseköğretim kurumlarında açık bulunan ve rektörlük tarafından ilan edilen doktor öğretim üyeliği kadrolarına yapılacak atama işlemi öncesi, 2547 sayılı Kanun'un 23. maddesi ve Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin 5, 6 ve 7. maddelerindeki prosedürün izlenmesi gerekmektedir. Buna göre, rektörlük tarafından kadro ilan edilmesi sonrası, usulüne uygun olarak oluşturulacak üç kişilik jüriden adayların her bir hakkında yazılı mütalaa alınmalıdır. Her bir aday hakkında düzenlenen jüri raporlarının alınması üzerine ilk yönetim kurulu toplantısında, aday veya adaylar hakkında ayrı görüş alınarak, açık bulunan kadroya birden fazla adayın başvurması halinde yönetim kurulunun gerekçeli olarak tercihini belirtmesi gerekmektedir. Devam eden süreçte, dekan veya ilgili müdür kanaat ve önerilerini rektöre sunar ve rektör, atamanın yapılıp yapılmayacağına karar verir. Hukuk devleti ilkesi ile idarelerin ve kişilerin belli kurallar çerçevesinde hareket etmelerini amaçlanmıştır. Sosyal hukuk devletlerinde bu mekanizmanın işleyişini sağlamaya yönelik olarak; asli unsurların başında Anayasa yer almaktadır. Anayasal ve yasal ilkelerle bağlı kanuni idarenin varlığı ise; idarelerin yargısal faaliyet ile yasal sınırlar içerisinde hareket etmesinin sağlanması ve idarelerin hareket alanlarının hukuksal sınırlarının çizilmesiyle mümkündür. O halde idarelerin işlem ve eylemlerinin yargı denetimine tabi olması da hukuk devleti ilkesinin tabi sonucudur. Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup; bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. İdareler, kanunlarla kendilerine verilen görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde, sundukları kamu hizmetinin ifasına yönelik olarak, kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için hizmet gerekleri doğrultusunda -ilgili kanununda bağlı yetki içinde bulunduğu belirtilmediği takdirde- birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatılmışlardır. Ancak; idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği izahtan varestedir. Takdir yetkisinin yargısal denetimi, bu yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlıdır. Bir başka deyişle; idarelerin işlem tesis ederken Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde takdir hakkına sahip oldukları açık ise de, bu takdir hakkı, serbestçe ve keyfi şekilde kullanılanabilecek bir durumu ifade etmeyip, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklenmelidir. Yukarıda yer alan hükümlerden de anlaşıldığı üzere; idarenin takdir yetkisi kapsamında ilan edilen herhangi bir kadroya başvuran ve jüri değerlendirmesi sonucunda ataması olumlu görülen adaylar arasından söz konusu kadro için en uygun adayın tercihi konusunda yasaların tanıdığı serbesti çerçevesinde tercihte bulunabileceği tartışmasız olup; uyuşmazlıkta, bu takdir yetkisinin öncelikle ilgili mevzuatta belirlenen sınırlar çerçevesinde, 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda ve objektif kriterlere dayanılarak ve bu suretle takdir yetkisinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının yargısal denetimine imkân verecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Bilgi Güvenliği alanında ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrosu için davacı ile dava dışı …'ın başvuruları değerlendirilmek üzere ikisi Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümünde görev yapan profesör unvanlı öğretim üyesi, biri Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümünde görev yapan profesör unvanlı öğretim üyesi olmak üzere üç kişiden teşekkül ettirilen değerlendirme komisyonunun görevlendirildiği, jüri heyetinin başvurucular hakkında hazırlamış olduğu raporlarda da, her üç jüri üyesinin de kadroya dava dışı …'ın atanması yönünde görüş bildirdiği, bu görüşler doğrultusunda Mühendislik Fakültesi Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ve Mühendislik Fakültesi Dekanlığının … tarih ve … sayılı yazısıyla kadroya …'ın 3 yıl süreyle atanmasının Rektörlük Makamına önerildiği, Rektörlük makamının 27/04/2021 tarihli oluruyla anılan kadroya dava dışı …'ın atanması üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü hukuk bilgisi dışında özel veya teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporda; davacının, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden 2000 yılında mezun olarak İisans eğitimini tamamladığı, aynı üniversite ve aynı bölümde sırasıyla 2002 ve 2007 yıllarında yüksek lisans ve doktora derecelerini aldığı, doktora eğitimi devam ederken İngiltere'deki saygın bir üniversite olan University College London' da 6 ay, doktora sonrasında Hollanda'da bulunan Delft University of Technology'de yaklaşık 2 yıl ve Fransa'daki Supelec' te yaklaşık 1.5 yıl ve son olarak Fransa Paris Üniversitesi Telecom ParisTech araştırma merkezinde 9 ay süre ile araştırma faaliyetlerinde bulunduğu, 2014 yılı Nisan ayından itibaren Orta Doğu Teknik Üniversitesi Görüntü Analizi ve Uygulama Merkezi'nde uzman araştırmacı olarak çalışmaya başladığı, yüksek lisans tezinde, insan görsel sistemine dayalı dijital görünmez damgalama üzerine çalıştığı, doktora çalışmasında ise üç boyutlu gösterimler için görünmez damgalama yöntemlerini araştırdığı, adayın doktora eğitimi sürecinde ve sonrasında yapmış olduğu eserlerinin önemli bir kısmının, P2P ağlarda görünmez damgalama (watermarking) ve video kimlik saptama gibi konuların işlendiği çoklu ortam güvenliği (Multimedia security) alanına girdiği, bu alanda nitelikli dergilerde 4 adet SCI, 1 adet ulusal dergi yayını ile çok sayıda ulusal/uluslararası konferans yayınının bulunduğu, ayrıca, hiper-spektral görüntü analizi ve uzaktan algılama ile yüksek dinamik aralıklı video/görüntü işleme konularında kariyerini ilerlettiği ve bu alanlarda 5 adet SCI dergi yayını olmak üzere çok sayıda ulusal/uluslararası konferans yayını yaparak literatilre önemli katkılar sunduğu, yayınlamış 56 adet eserinin bulunan davacının bu eserlerin 32'sinde ilk isimde yer aldığı, yayınlarına yapılan atıf sayısının 288 olduğu; dava konusu kadroya atanan …'ın Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden 2010 yılında mezun olarak Lisans eğitimini tamamladığı, aynı üniversitede 2013 yılında Bilgisayar Mühendisliği bölümünden yüksek lisans, 2018 yılında Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden doktora derecesini aldığı, doktora eğitimi devam ederken Kanada Queen's Üniversitesinde 5 ay süre ile ziyaretçi araştırmacı olarak bulunduğu, 2018-2020 yıllarında İsveç'te bulunan KTH Royal Teknoloji Enstitüsü'nde 6 aylık dönemlerde 3 kez doktora sonrası araştırmacı olarak çalışmalarda yer aldığı, yüksek lisans tezinde, bilgi güvenliğinin bir konusu olan kriptoloji alanında gereksinim duyulan Android rassal sayı üreteci analizi konusunda araştırma yaptığı, doktora çalışmasında ise ağ tabanlı sistemlerde işaretleme oyunları konusunda çalışma yaptığı, akademik kariyerinde kriptografi, ağ sistem güvenliği, bilgi kuramı, entropy, oyun kuramı, sezim ve tahmin teorisi gibi bilgi güvenliğine işaret eden konularda araştırma yaptığı, nitelikli dergilerde 4 adet SCI makalesi, 10 adet uluslararası konferans yayını ve bir kitap bölümünün yayınlandığı, toplamda 15 adet yayınının bulunduğu, bu eserlerin 12'sinde ilk isimde yer aldığı, yayınlarına yapılan atıf sayısı 16 olduğu tespitlerine yer verilmiştir. Davacı ile dava dışı …'ın başvurduğu Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Bilgi Güvenliği alanında ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrosunun, YÖK Gelecek Projesi kapsamında açılan ek kadro niteliğinde olduğu, Gelecek Projesi'yle, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca gelişen ve değişen teknolojiyi takip ederek, bilgi çağının gerekleri doğrultusunda, belirlenen kritik teknoloji alanlarının tespiti ile bu alanlarda nitelikli ve donanımlı akademik personelin yetiştirilmesi ve yetiştirilen nitelikli akademik personelin bu alanlara bilimsel katkı sunmasının hedeflendiği, anılan kadronun başlı başına spesifik bir alana yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Gerek davacının gerekse kadroya atanan adayın yukarıda ayrıntısına yer verilen akademik çalışmaları incelendiğinde; her ikisinin de "Bilgi Güvenliği" alanında bilimsel ve akademik nitelikli çalışmalar yaptığı anlaşılmakla birlikte, "Bilgi Güvenliği" alanında yayın sayısı, (davacının 56 eseri; kadroya atanan adayın 15 yayınlanmış eseri bulunmaktadır.) uluslararası dergilerde yayınlanan makale sayısı, (davacının toplam 9 adet SCI dergi yayını; atanan adayın 4 adet SCI dergi yayını bulunmaktadır.) uluslararası konferans bildirisi, (davacının 11 adet bildirisi; atanan adayın 9 adet bildirisi bulunmaktadır.) ulusal ve uluslararası yayınların yapılan toplam atıflar, (davacının yayınlarına 288 atıf; atanan adayın yayınlarına 15 atıf bulunmaktadır.) yazılan kitap ünitesi (davacının 2 kitap ünitesi; atanan adayın 1 kitap ünitesi bulunmaktadır.) gibi akademik çalışmalar neticesinde bilimsel uzmanlığı gösteren bilimsel aktivite puanının davacının toplam 355,3; kadroya atanan adayın 69,21 olduğu görülmektedir. Uyuşmazlıkta; akademik ve bilimsel çalışmalar neticesinde elde edilen akademik puanları itibariyle yapılan karşılaştırmada; davacıya ait puanın, anılan kadroya atanan …'a ait puanın çok üzerinde olduğu görülmekte olup; uyuşmazlığa konu doktor öğretim üyesi kadrosu için gerekli bütün şartları sağlayan adaylar arasından kadroya atanan adayın görece daha düşük akademik puana sahip olmasına rağmen; davalı idarece, …'ın anılan kadroya atanmasının tercih edilmesine ve kadro için bilimsel ve akademik anlamda daha uygun olduğuna ilişkin gerekli ve yeterli gerekçenin ortaya konulamadığı değerlendirilmektedir. Davalı idarece; ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrosuna yapılacak atamada, alanda yüksek başarı göstermiş veya gösterme potansiyeli olan, gelecek vadeden, dinamik kişilerin hak sahibi olmalarına dikkat edilmesi ve bu kadroların sırf daha önce kadro alamamış kişiler için kullanılmaması Üniversiteler için en fazla ehemmiyet arz eden hususlardan biri olduğu ve iş bu davanın konusunu teşkil eden kadro ilanının temel sebebinin ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü'ne katkı yapabilecek, bölümün eksikliklerini tamamlayabilecek, mezkür alt alanların tamamında çalışmaları bulunan, yeni çalışmalar yapabilme potansiyeli olan, uluslararası literatürde ve muteber dergilerde bu alanda yayınlar yapmış, uluslararası bağlantılara sahip, gelecek vadeden, dinamik, hızlı ve üretken araştırmacıları üniversiteye kazandırmak olduğu savunulmakta ise de; bu durumun, ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrosuna davacıdan daha düşük akademik puana sahip …'ın atanmasına yönelik bilimsel ve akademik bir gerekçe oluşturmayacağı tartışmasız olup; anılan niteliklere davacının sahip olmadığını da söylemek güçtür. Bu itibarla; öğretim üyesi kadrosuna yapılacak atamalarda 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda ve objektif kriterlere dayanılarak idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda hukuka uygun olarak kullanılmadığı görüldüğünden, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Bilgi Güvenliği alanında 16/12/2020 tarih ve 31336 sayılı Resmi Gazete'de ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrosuna davacının atanmayarak anılan kadroya …'ın atanmasına dair işlemde hukuka uyarlık; davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu değerlendirmesinin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 09/10/2024 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.

2547 Sayılı Kanun'da Atama Süreci

Doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. Fakültelerde dekan, diğer birimlerde ilgili müdür; biri o birimin yöneticisi, biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent belirleyerek adayların her biri hakkında yazılı mütalaa ister. Dekan veya ilgili müdür, yönetim kurulunun görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar; atama, rektör tarafından en çok dört yıl süreyle yapılır. Atama yetkisi açıkça rektöre aittir; yönetim kurulunun rolü görüş vermekle sınırlıdır.

2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. 23Kaynağı aç
Madde 23 – (Değişik: 22/2/2018-7100/4 md.) a) Yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. İlan edilen bu kadrolara fakültelerde dekan; diğer birimlerde müdürler, biri o birimin yöneticisi biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür yönetim kurullarının görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama rektör tarafından en çok dört yıl süre ile yapılır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler yeniden atanabilirler. b) Doktor öğretim üyeliğine atanabilmek için, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak gerekir. c) Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Doçentlik ve atama:[21]

Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer; görev süresi sona erenler yeniden atanabilir. Doktor öğretim üyeliğine atanabilmek için doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını ya da Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak gerekir.

Jüri üyelerinin asgari unvanı profesör veya doçenttir. 2547 sayılı Kanun'un 23. maddesinin (a) bendi, jüri oluşumunu üç profesör veya doçent üzerine kurgulamakta; yardımcı doçent unvanı için jüri üyeliği öngörülmemiştir. Dekan veya müdür, en az biri başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere adayın başvurduğu bilim alanıyla ilgili olan üç profesör veya doçent kadrosundaki doçenti ilana son başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde tespit eder. İlan edilen kadronun bulunduğu birimin bölüm başkanının profesör veya doçent kadrosundaki doçent olması hâlinde, tespit edilecek üç kişiden biri olarak belirlenmesi zorunludur.

Danıştay 8. Daire, E. 2020/5154, K. 2021/3416Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/5154 E.  ,  2021/3416 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/5154 Karar No : 2021/3416 Kararın Düzeltilmesi İsteminde Bulunan (Davalı): … Üniversitesi Rektörlüğü Vekili : Av. … Karşı Taraf (Davacı) : … İstemin Özeti : Danıştay Sekizinci Dairesinin 15/11/2019 gün ve E:2015/5526, K:2019/10238 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmememiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : İstemin kabulü ve mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede öne sürülen düzeltme nedenleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesine uygun bulunduğundan düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Sekizinci Dairesinin 15/11/2019 gün ve E:2015/5526, K:2019/10238 sayılı kararı kaldırılarak işin esası yeniden incelendi. Dava; davacı tarafından, … Üniversitesi,Tıp Fakültesi, Temel Tıp Bilimleri Bölümü, Biyofizik Ana Bilim Dalı Yardımcı Doçentlik kadrosuna atanma talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin … gün ve 1084-… sayılı işlem ile anılan işleme gerekçe teşkil eden ilgili Fakülte Yönetim Kurulu kararı ve jüri raporlarının iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesi'nce; oluşturulan jüri tarafından davacının çalışma alanlarıyla ilan edilen kadronun gerektirdiği niteliklerin uyumlu olmadığı yönündeki görüşü ve fakülte yönetim kurulunun bu yönde oybirliğiyle aldığı karar dikkate alındığında, davacının Rektörlükçe bu kadroya atanmaması yönünde oluşturulan dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle … gün ve … sayılı işlem yönünden davanın reddine, davaya konu edilen Fakülte Yönetim Kurulu kararının ve jüri raporlarının idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli icrai bir işlem niteliğini taşımadığı gerekçesiyle Fakülte Yönetim Kurulu kararı ve jüri raporlarının iptali açısından davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Yardımcı Doçentliğe atama" başlıklı 23. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde; bir üniversite biriminde açık bulunan yardımcı doçentlik kadrosunun, isteklilerin başvurması için rektörlükçe ilan edileceği, fakültelerde ve fakültelere bağlı kuruluşlarda dekan, rektörlüğe bağlı enstitü ve yüksekokullarda müdürlerin, biri o birimin yöneticisi, biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isteyeceği, dekan veya ilgili müdürün kendi yönetim kurullarının görüşünü de aldıktan sonra önerilerini rektöre sunacağı, atamanın rektör tarafından yapılacağı, yardımcı doçentliğe atanmada, doktora veya tıpta uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilecek belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak şartlarının aranacağı belirtildikten sonra; 28.06.2008 gün ve 26920 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5772 sayılı Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesi ile yeniden düzenlenen (c) bendinde de; üniversitelerin, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için bu maddede aranan asgari koşulların yanında, Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilecekleri hükme bağlanmıştır. 28/01/1982 tarih ve 17588 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin 2.maddesinin 1.cümlesinde "Bu yönetmelik hükümlerine göre yardımcı doçentlik, doçentlik ve profesörlüğe atanabilmek için 657 sayılı Kanunun 48. maddesindeki genel şartlara sahip olmak gerekir" kuralına; 3.maddesinde "Yardımcı doçentliğe başvurabilmek için doktora yapmış, tıpta uzmanlık ünvanını almış veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilecek sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak şarttır" kuralına; 6.maddesinde "Yardımcı doçentlik kadrosuna atanabilmek için; şartları, bu yönetmeliğin 7. maddesinde belirtilen ve fakülte, enstitü veya yüksekokul yönetim kurullarınca düzenlenecek olan yabancı dil sınavında başarı göstermek gerekir" kuralına; 8.maddesinde " Yardımcı doçentlik için başvuran isteklilerden yabancı dil sınavında başarı gösterenler, özgeçmişlerini, bilimsel çalışma ve varsa yayınlarını dört nüsha olarak ilgili dekanlık veya müdürlüğe, yabancı dil sınavı sonucunun tebliğini izleyen üç gün içinde teslim ederler. Adayların durumlarını incelemek üzere ilan edilen kadrolar için, fakültelerde veya fakültelere bağlı kuruluşlarda dekan, rektörlüğe bağlı enstitü veya yüksekokullarda müdürler, biri o birimin yöneticisi, diğeri o üniversitenin veya yüksek teknoloji enstitüsünün dışından olmak üzere, adayın başvurduğu bilim alanı ile ilgili olan üç profesör veya doçenti onbeş gün içinde tespit eder. Dekan veya ilgili müdür her aday için bu öğretim üyelerine adaylarla ilgili dokümanları göndererek, bir ay içerisinde yazılı görüşlerini bildirmelerini ister. Dekan veya ilgili müdür yazılı görüşlerin alınmasından sonraki ilk yönetim kurulu toplantısına konuyu götürür, aday veya adaylar hakkında ayrı ayrı görüş alır. Bir açık kadroya birden fazla adayın başvurması halinde yönetim kurulu gerekçeli olarak tercihini belirtir. Dekan veya müdür kanaat ve önerilerini dosya ile birlikte rektöre sunar…" kuralına; 9.maddesinde ise "Yardımcı doçentler, fakültelerde ve fakültelere bağlı kuruluşlarda ilgili dekanın rektörlüğe bağlı enstitü ve yüksekokullarda ilgili müdürün bölüm başkanının görüşüne dayanan önerisi ile, bir üniversitede veya yüksek teknoloji enstitüsünde her seferinde ikişer veya üçer yıllık süreler için en çok 12 yıla kadar Rektör tarafından atanabilir.."kuralına yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacının … Üniversitesi,Tıp Fakültesi, Temel Tıp Bilimleri Bölümü, Biyofizik Ana Bilim Dalı Yardımcı Doçentlik kadrosuna atanmak için talepte bulunduğu, Öğretim Üyeliğine Yükseltilme Ve Atanma Yönetmeliği uyarınca ön şartlar bakımından değerlendirme yapılarak başarılı olduğu, jüri üyeleri tarafından yapılan değerlendirmede, oybirliği ile olumsuz görüş bildirildiği, 07.03.2013 tarih ve 2013/4 sayılı Fakülte Yönetim Kurulu kararıyla da oybirliği ile davacının atanmasının uygun olmadığı yönünde karar verilmesi üzerine Rektör tarafından atama işleminin yapılmadığı, sonrasında ise, davacının anılan kadroya atanamadığına yönelik … gün ve … sayılı işlemin tesis edilerek davacıya tebliğ edilmesi üzerine söz konusu işlem ile bu işleme gerekçe teşkil eden ilgili 07.03.2013 tarih ve 2013/4 sayılı Fakülte Yönetim Kurulu kararının ve jüri raporlarının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer alan mevzut uyarınca yardımcı doçent, doçent ve profesör kadrolarına yapılacak atamalarda 2547 sayılı Kanun'da belirtilen koşulların dışında, anılan kadrolara yapılacak atamalar için belirlenen ve yasada yer almayan genel ve objektif nitelikteki ek kriterler için Yükseköğretim Kurulu'nun onayının alınması zorunluyken üniversiteler tarafından ilan edilen bir kadro için, ihtiyaç ve hizmet gerekleri göz önünde bulundurularak getirilen özel ve ilan edilen kadroya özgü, spesifik koşulların Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi olmadığı kabul edilmekteyse de üniversitelerin, akademik kadrolara yapacakları atamalarda aranacak genel şartlar yanında istenen özel şartların özellikle bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte olmak şartıyla belirlenmesi gerekmektedir. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, Temel Tıp Bilimleri Bölümü Biyofizik Anabilim Dalı için bir adet yardımçı doçent alımı için çıkılan ilanda ''İlgili alanda doktora veya uzmanlığını yapmış olup, elektrik alan ve görsel uyarılma potansiyeli konusunda çalışmaları olmak'' özel şartına yer verilmiş olmakla birlikte, bahse konu özel şartın aranmasının nedeni idare tarafından gerekçelendirilmemiştir. Mahkeme tarafından, idarece aranan özel şartın bilimsel kaliteyi arttırmaya yönelik olup olmadığı hususunun araştırılması, objektif nitelikte olup olmadığının denetlenerek ortaya konulması, gerekirse tekrar bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle davacının durumunun incelenmesi gerekirken söz konusu araştırma ve incelemeler yapılmadan verilen kararda eksik inceleme olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davaya konu ilanın verildiği tarih itibariyle Biyofizik Anabilim Dalında jüride yer alabilecek akademik ünvana (profesör veya doçent) sahip öğretim üyesinin mevcut olmadığı, sadece bir yardımcı doçentin görev yaptığı, söz konusu fiili imkansızlık nedeniyle -birim yöneticisi dahil- jüri üyelerinin Üniversite içinden görevlendirilemediği, bu nedenle jüri üyelerinin tümünün Üniversite dışından seçildiği görülmekte olup, söz konusu durumda idarenin jüri üyelerini Üniversite dışından (diğer üniversitelerden) seçmesinin zorunlu olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, … İdare Mahkemesinin … tarihli E:…, K:… sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçeyle bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan mahkemeye gönderilmesine, 24/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 8. Daire, E. 2025/823, K. 2025/5780Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2025/823 E.  ,  2025/5780 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2025/823 Karar No : 2025/5780 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, başvuruda bulunduğu 07/11/2022 tarih ve 32006 sayılı Resmi Gazete'de ilan edilen Kocaeli Üniversitesi … Fakültesi … Bölümü … Anabilim Dalında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadrosuna jüri raporu doğrultusunda farklı bir adayın atanmasına ilişkin Kocaeli Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarının birlikte incelenmesinden, her iki adayın üniversitenin atama kriterlerindeki asgari koşulları taşıdığı, akademik ve bilimsel çalışmalar açısından birbirlerine bariz bir üstünlüklerinin bulunmadığı görülmekte olup, eşit ölçüde değerli iki akademisyen arasında tercih söz konusu olduğunda kendi ihtiyaçlarını karşılama noktasında tasarrufu bulunan idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, dolayısıyla davalı Üniversitenin … Fakültesi … Bölümü … Anabilim Dalına doktor öğretim üyesi alımına ilişkin olarak yapılan ilana başvuran davacının da aralarında bulunduğu adayların uzmanlık alanları ile bilimsel çalışmalarının davalı idarece oluşturulan jüri tarafından yapılan değerlendirme sonucu, kendi ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, idarenin takdir yetkisi sınırları içinde …'in atanması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, bilirkişi raporuna göre anılan kadroya atanan kişiden bariz üstünlüğü bulunduğu, davalı Üniversitenin takdir yetkisini keyfi olarak kötüye kullandığı belirtilerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacı tarafından ileri sürülen takdir yetkisinin keyfi ve kötü niyetli olarak kullanıldığına ilişkin iddiaların tamamen asılsız olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Kocaeli Üniversitesi … Fakültesi … Bölümü … Anabilim Dalı doktor öğretim üyesi kadrosuna atama yapılmak üzere davalı idarece 07/11/2022 tarih ve 32006 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ilanla akademik personel alımı ilanına çıkılmıştır. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi … Fakültesinde doktor öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan davacı söz konusu kadro için başvuruda bulunmuştur. Yapılan ön değerlendirme sonrasında davacı ile birlikte koşulları sağlayan diğer adaylara ait dosyalar değerlendirilmek üzere bilim jürilerine gönderilmiştir. Bilim jürilerinden gelen raporlar doğrultusunda Kocaeli Üniversitesi … Fakültesi … Bölümü … Anabilim Dalında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadrosuna … tarih ve … sayılı işlem ile … atanmıştır. Bunun üzerine davacı tarafından, söz konusu kadroya …'in atanmasına ilişkin işlem ile kendisinin atanmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doktor Öğretim Üyesi" başlıklı 23. maddesinde: "a) Yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. İlan edilen bu kadrolara fakültelerde dekan; diğer birimlerde müdürler, biri o birimin yöneticisi biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür yönetim kurullarının görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama rektör tarafından en çok dört yıl süre ile yapılır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler yeniden atanabilirler… c) Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. " hükmüne yer verilmiştir. 12/06/2018 tarih ve 30449 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin "Başvuru ve atanma süreci" başlığını taşıyan 6. maddesinde; "(1) Doktor öğretim üyesi kadrolarına başvuranlar özgeçmişlerini, bilimsel çalışma ve yayınlarını dört nüsha olarak ilgili dekanlık veya müdürlüğe teslim eder. (2) Fakültelerde dekan, diğer birimlerde müdür; ilan edilen kadrolar için adayların durumlarını incelemek üzere, en az biri başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere adayın başvurduğu bilim alanı ile ilgili olan üç profesör veya doçent kadrosunda bulunan doçenti, ilana son başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde tespit eder. İlan edilen kadronun bulunduğu birimin bölüm başkanının, profesör veya doçent kadrosundaki doçent olması halinde, tespit edilecek üç profesör veya doçent kadrosundaki doçentten biri olarak belirlenmesi zorunludur. (3) Dekan veya ilgili müdür her aday için bu öğretim üyelerine, adaylarla ilgili bilimsel yayın ve çalışmalara ilişkin dosyaları göndererek bir ay içerisinde yazılı görüşlerini bildirmelerini ister. Dosya inceleme sonuçlarının bir ay içinde gelmemesi halinde aynı usulle tespit edilen başka profesör veya doçente dosyalar incelenmesi için gönderilir. (4) Dekan veya ilgili müdür yazılı görüşlerin alınmasından sonra ilk yönetim kurulu toplantısında aday veya adaylar hakkında ayrı ayrı görüş alır. Bir açık kadroya birden fazla adayın başvurması halinde yönetim kurulu gerekçeli olarak tercihini belirtir. Dekan veya ilgili müdür kanaat ve önerilerini rektöre sunar. Rektör atamanın yapılıp yapılmayacağına karar vererek gerekli işlemleri yürütür. (5) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca sözleşmeli olarak çalıştırılacak yabancı ülke vatandaşı öğretim elemanlarının doktor öğretim üyeliğine atanma ile ilgili şartları sağlamaları kaydıyla sözleşmeli olarak çalıştırılmasında bu Yönetmelikte belirlenen ilan şartı dışındaki usul ve esaslar uygulanır." kuralı; "Atama" başlığını taşıyan 7. maddesinde; "(1) Doktor öğretim üyeleri, ilgili yönetim kurulunun görüşü alındıktan sonra fakültelerde ilgili dekanın, diğer birimlerde müdürün önerisi ile rektör tarafından en az bir en çok dört yıl süre ile atanır. (2) Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler ilgili yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından yeniden atanabilir. (3) Doktor öğretim üyelerinin ne kadar süre ile atandığı kendilerine tebliğ edilir." kuralı yer almıştır. 2577 sayılı İdari Yargılamla Usulü Kanunu’nun “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller” başlığını taşıyan 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; …bilirkişi, keşif, delillerin tespiti,… işlemlerinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçiminin Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılacağı kurala bağlanmış olup; anılan hükümle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye Başvurulmasını Gerektiren Hâller” başlığını taşıyan 266. maddesinde, Mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı, 282. maddesinde ise hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hükmüne ye verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hukuk devleti ilkesi ile idarelerin ve kişilerin belli kurallar çerçevesinde hareket etmelerini amaçlanmıştır. Sosyal hukuk devletlerinde bu mekanizmanın işleyişini sağlamaya yönelik olarak; asli unsurların başında Anayasa yer almaktadır. Anayasal ve yasal ilkelerle bağlı kanuni idarenin varlığı ise; idarelerin yargısal faaliyet ile yasal sınırlar içerisinde hareket etmesinin sağlanması ve idarelerin hareket alanlarının hukuksal sınırlarının çizilmesiyle mümkündür. O halde idarelerin işlem ve eylemlerinin yargı denetimine tabi olması da hukuk devleti ilkesinin tabi sonucudur. Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup; bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. İdareler, kanunlarla kendilerine verilen görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde, sundukları kamu hizmetinin ifasına yönelik olarak, kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için hizmet gerekleri doğrultusunda -ilgili kanununda bağlı yetki içinde bulunduğu belirtilmediği takdirde- birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatılmışlardır. Ancak; idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği izahtan varestedir. Takdir yetkisinin yargısal denetimi, bu yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlıdır. İdarelerce, işlem tesis ederken sahip oldukları takdir hakkının, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklenmesi gerekir. Yukarıda yer alan hükümlerden de anlaşıldığı üzere; idarenin takdir yetkisi kapsamında ilan edilen herhangi bir kadroya başvuran ve jüri değerlendirmesi sonucunda ataması olumlu görülen adaylar arasından söz konusu kadro için en uygun adayın tercihi konusunda yasaların tanıdığı serbesti çerçevesinde tercihte bulunabileceği tartışmasız olup; uyuşmazlıkta, bu takdir yetkisinin öncelikle ilgili mevzuatta belirlenen sınırlar çerçevesinde, 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda ve objektif kriterlere dayanılarak ve bu suretle takdir yetkisinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının yargısal denetimine imkân verecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığın çözümü hukuk bilgisi dışında özel veya teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; davacının toplam akademik puanının 542, Dr. …’in akademik puanının 345 olduğu, adayların akademik çalışmalarının incelenmesi neticesinde davacının yayınları, topladığı puanlan ve yayınlarına yapılan atıfların daha çok ve Arapça dil puanının diğer adaydan daha fazla ve adayın hafız olması, eğitim ve öğretim tecrübesinin bulunması dikkate alındığında Kocaeli Üniversitesi tarafından 07/11/2022 tarih ve 32006 sayılı Resmi Gazete’de ilan edilen … Fakültesi 5. derece … bilim dalında Dr. Öğretim üyeliği kadrosuna atanmasının uygun olacağına yönelik değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bu durumda, davacının akademik puanının, kadroya atanan …'den bariz şekilde yüksek olması, eğitim ve öğretim tecrübesinin bulunması, dil puanının daha yüksek olması, anılan kadroya atanan …'in ise yükseköğretim kurumlarında herhangi bir eğitim ve öğretim tecrübesinin bulunmaması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının jüri üyeleri raporları doğrultusunda söz konusu kadroya atamasının uygun görülmemesi ve anılan kadroya …’ın atanması yönünde tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki … İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak 17/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olup, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri anılan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyumuz ile aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Ek Koşul Belirleme Yetkisinin Sınırları

Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için 2547 sayılı Kanun'un 23. maddesinin (c) bendinde aranan asgari koşulların yanında, YÖK'ün onayını almak suretiyle ve münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacıyla, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilir. Bu yetki bir zorunluluk değil, ihtiyari bir seçenektir.

Genel ve objektif nitelikteki ek kriterler için YÖK onayı zorunluyken, ilan edilen kadroya özgü ve hizmet gerekleri gözetilerek belirlenen spesifik koşulların YÖK onayına tabi olmadığı Danıştay 8. Dairesi'nin E.2020/5154, K.2021/3416 sayılı kararında kabul edilmekteyse de bu kararda kadroya özgü koşulun da objektif ve denetlenebilir olması gerektiği vurgulanmaktadır. Aynı karara göre idarenin özel şartı gerekçelendirmemesi yargısal denetimi gerektiren bir eksiklik sayılmış; mahkemenin özel şartın bilimsel kaliteyi artırmaya yönelik olup olmadığını araştırması ve gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiği belirtilmiştir.

Jüri Bağımsızlığı ve Tarafsızlık Koşulu

Atama sürecinde jüri oluşumunun tarafsızlık ilkesini karşılaması, 2547 sayılı Kanun'un 23. maddesinin öngördüğü nesnel değerlendirme çerçevesinin doğal bir gereğidir. Bir jüri üyesinin adaylardan biriyle tez danışmanlığı, ortak yayın geçmişi veya referans listesi aracılığıyla bağlantı içinde olması, değerlendirmenin tarafsızlığı bakımından şüphe uyandıran bir durum olarak idari yargı denetiminde ele alınmaktadır. Bu tür bağlantıların varlığı, atama işleminin hukuka uygunluğunu etkileyen unsurlar olarak değerlendirilebilmektedir.

Danıştay 8. Dairesi'nin E.2020/5154, K.2021/3416 sayılı kararında, alt mahkemenin fakülte yönetim kurulu kararlarını ve jüri raporlarını kesin ve icrai idari işlem saymayarak bu işlemlere karşı açılan davayı incelenmeksizin reddettiği görülmektedir. Danıştay bu noktayı bozma gerekçesi yapmamış; bozma yalnızca özel şartın denetimi ile bilirkişi incelemesi eksikliği nedeniyle verilmiştir. Dolayısıyla itirazın, jüri raporuna değil atama işleminin kendisine yöneltilmesi gerekmektedir.

Akademik Puan Farkı ve İdarenin Gerekçelendirme Yükümlülüğü

Adaylar arasında belirgin bir akademik puan farkı bulunması durumunda idarenin daha düşük puanlı adayı tercih etmesi, somut, bilimsel ve akademik gerekçelerle desteklenmelidir. Danıştay 8. Dairesi, E.2023/239, K.2024/5152 sayılı oybirliğiyle verdiği kararında, idarenin gerekli ve yeterli akademik gerekçeyi ortaya koyamaması nedeniyle takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılmadığına hükmetmiş; uyuşmazlığın yeniden değerlendirilmek üzere Bölge İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermiştir. Bu karar, belirgin puan farkının varlığında gerekçesiz tercihin yargısal denetimle aşılabileceğini somut biçimde ortaya koymaktadır.

Mahkemelerce yaptırılan bilirkişi incelemelerinin bilimsel veriler ışığında hazırlanmış, açık, anlaşılır ve mahkemece değerlendirilmesi istenen hususların her birinin ayrı ayrı gerekçelendirildiği bir rapor biçiminde sunulması zorunludur. Danıştay 8. Dairesi, E.2023/4756, K.2024/5556 sayılı kararında bilirkişilerce ayrı ayrı hazırlanan ve hükme esas nitelik taşımayan raporlara dayanılarak kurulan kararı bozmuş; yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak ortak rapor alınmak suretiyle yeniden karar verilmesini hükme bağlamıştır. E.2023/2626, K.2024/5153 sayılı kararında ise 'bu iki durumdan birini gerekçe göstererek yapılacak seçimin bilimsel ve objektif sayılmasının tartışmaya açık olacağı' biçiminde belirsiz sonuç içeren ortak raporun hükme esas niteliği taşımadığına hükmedilmiştir.

Danıştay 8. Daire, E. 2023/2626, K. 2024/5153Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/2626 E.  ,  2024/5153 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/2626 Karar No : 2024/5153 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Karabük Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi … Kliniğinde uzman doktor olarak görev yapan davacı tarafından, Karabük Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı için ilan edilen 1 adet doktor öğretim üyesi kadrosuna yapılan başvuru üzerine anılan kadroya Dr. …'in atanması, kendisinin atanmaması yönünde tesis edilen … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile yoksun kalındığı ileri sürülen parasal ve özlük hakların iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının ve kadroya atanan Dr. …'in kardiyak anestezi konusunda yeterince tecrübeye sahip olduğu, atanma için gerekli asgari puan olan 100 puandan daha fazla puana sahip oldukları (davacı 767,7 puan; Dr. … 141,5 puan) "Mental Retarde Hastalarda Anestezi" üzerine çalışması olmak koşulunu her iki adayın da karşıladığı, Dr. …'in bu konuda ulusal hakemli bir dergide basılmış makalesinin, davacının ise basılmış bir kongre poster bildirisi ve sunulmak üzere kabul edilmiş bir sözlü sunu bildirisinin bulunduğu, her iki adayın da alım ilanında yer alan şartlar ile ilgili üniversite atama yükseltme kriterlerinde doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmak için gerekli olan bilimsel puana sahip oldukları, davacının dosyasının bilimsel puan ve içerik açısından yüksek, Dr. …'in ise mental retarde hastalarda anestezi üzerine yaptığı çalışmanın basılı bir makale şeklinde olması nedeniyle üstün sayılabileceği, dava konusu işlemin yukarıda yer verilen mevzuatta belirlenen usule (belirlenen kişilerden oluşturulan jüri kanaati, yönetim kurulu teklifi ve rektör marifetiyle atama) uyularak tesis edildiği, jüri heyetinin, kurul ve dekanın her iki adayın bilimsel yeterliğinin uygun oldukları yönünde kararlarını belirterek görüşlerini ifade ettikleri ve doktor öğretim üyesi kadrosuna yapılacak atamanın üniversite rektörünün takdirinde bulunduğu, takdir yetkisi kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kadro için öngörülen tüm şartları taşımasına rağmen bu husustaki itirazlar karşılanmadan hüküm kurulduğu, akademik çalışmalarının niteliği ve akademik puanının atanan adayın çok üzerinde olduğu dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesi ile tespit edilmiş olmasına rağmen Mahkemece aksi yönde hüküm kurulmasının hukuka aykırı hale getirdiği, gerekçe oluşturan bilirkişi raporu akademik yeterliliği bir bütün olarak değerlendirmeyen, hatalı ve eksik incelemeye dayanan bir rapor olduğu, kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, atanma şartlarını taşıyan adayalar arasından ilan edilen kadroya yapılacak atamaların idarenin takdirinde olduğu, takdir yetkisinin hukuka ve mevzuata uygun kullanıldığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava, Karabük Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi … Kliniğinde uzman doktor olarak görev yapan davacı tarafından, Karabük Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı için ilan edilen 1 adet doktor öğretim üyesi kadrosuna yapılan başvuru üzerine anılan kadroya Dr. …'in atanması, kendisinin atanmaması yönünde tesis edilen … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doktor Öğretim Üyesi" başlıklı 23. maddesinde: "a) Yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. İlan edilen bu kadrolara fakültelerde dekan; diğer birimlerde müdürler, biri o birimin yöneticisi biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür yönetim kurullarının görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama rektör tarafından en çok dört yıl süre ile yapılır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler yeniden atanabilirler… c) Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. " hükmüne yer verilmiştir. 12.06.2018 tarih ve 30449 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin "Başvuru ve atanma süreci" başlığını taşıyan 6. maddesinde; "(1) Doktor öğretim üyesi kadrolarına başvuranlar özgeçmişlerini, bilimsel çalışma ve yayınlarını dört nüsha olarak ilgili dekanlık veya müdürlüğe teslim eder. (2) Fakültelerde dekan, diğer birimlerde müdür; ilan edilen kadrolar için adayların durumlarını incelemek üzere, en az biri başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere adayın başvurduğu bilim alanı ile ilgili olan üç profesör veya doçent kadrosunda bulunan doçenti, ilana son başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde tespit eder. İlan edilen kadronun bulunduğu birimin bölüm başkanının, profesör veya doçent kadrosundaki doçent olması halinde, tespit edilecek üç profesör veya doçent kadrosundaki doçentten biri olarak belirlenmesi zorunludur. (3) Dekan veya ilgili müdür her aday için bu öğretim üyelerine, adaylarla ilgili bilimsel yayın ve çalışmalara ilişkin dosyaları göndererek bir ay içerisinde yazılı görüşlerini bildirmelerini ister. Dosya inceleme sonuçlarının bir ay içinde gelmemesi halinde aynı usulle tespit edilen başka profesör veya doçente dosyalar incelenmesi için gönderilir. (4) Dekan veya ilgili müdür yazılı görüşlerin alınmasından sonra ilk yönetim kurulu toplantısında aday veya adaylar hakkında ayrı ayrı görüş alır. Bir açık kadroya birden fazla adayın başvurması halinde yönetim kurulu gerekçeli olarak tercihini belirtir. Dekan veya ilgili müdür kanaat ve önerilerini rektöre sunar. Rektör atamanın yapılıp yapılmayacağına karar vererek gerekli işlemleri yürütür. (5) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca sözleşmeli olarak çalıştırılacak yabancı ülke vatandaşı öğretim elemanlarının doktor öğretim üyeliğine atanma ile ilgili şartları sağlamaları kaydıyla sözleşmeli olarak çalıştırılmasında bu Yönetmelikte belirlenen ilan şartı dışındaki usul ve esaslar uygulanır." kuralı; "Atama" başlığını taşıyan 7. maddesinde; "(1) Doktor öğretim üyeleri, ilgili yönetim kurulunun görüşü alındıktan sonra fakültelerde ilgili dekanın, diğer birimlerde müdürün önerisi ile rektör tarafından en az bir en çok dört yıl süre ile atanır. (2) Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler ilgili yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından yeniden atanabilir. (3) Doktor öğretim üyelerinin ne kadar süre ile atandığı kendilerine tebliğ edilir." kuralı yer almıştır. 2577 sayılı İdari Yargılamla Usulü Kanunu’nun “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller” başlığını taşıyan 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; … bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, … işlemlerinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçiminin Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılacağı kurala bağlanmış olup; anılan hükümle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye Başvurulmasını Gerektiren Hâller” başlığını taşıyan 266. maddesinde, Mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı, 282. maddesinde ise hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hükmüne ye verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, çözümü hukuk dışında özel ya da teknik bilgiyi gerektirecek hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınacağı tartışmasız olup; bu kapsamda bilirkişilerce yapılacak olan değerlendirme, ancak uyuşmazlık konusu dava konusu üzerine teknik tespitler yapılarak hazırlanan bilimsel, objektif ve tarafsız raporun mahkemeye sunulmasından ibarettir. Bilirkişilerce yapılan teknik değerlendirmelerin ışığında hukuka uygunluk tespitinin Mahkemece yapılacağı tabiidir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde bilirkişilerce hazırlanacak raporda; uyuşmazlığın çözümüne yönelik olarak Mahkemece tespiti istenilen ve hukuk bilgisini aşan teknik veya özel hususlara yönelik bilirkişiye yöneltilen sorular çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği tartışmasız olup; bilirkişilerce hazırlanan ortak raporun, bilimsel veriler ışığında hazırlanmak şartıyla, açık, anlaşılır, net ve Mahkemece değerlendirilmesi istenilen hususların her birinin ayrı ayrı gerekçelendirilmesi suretiyle açıklanarak oluşturulması gerektiği tartışmasızdır. Zira; aksi yönde hazırlanan raporun, hükme esas niteliği haiz olduğunu söylemek mümkün değildir. Uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi sebebiyle Mahkemenin … tarih ve E:…sayılı Ara Kararı ile; davacı ile söz konusu kadroya atanan Dr. …'in; mezuniyet durumları, akademik çalışmaları ve bu çalışmalar üzerinden sahip oldukları puanlar da dikkate alınmak suretiyle adayların, Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı doktor öğretim üyesi alım ilanında yer alan; "Uzmanlığını … alanında almış olmak ve Mental Retarde Hastalarda Anestezi üzerine çalışması olmak, Kardiyak Cerrahi Anestezisinde en az 2 yıl deneyim sahibi olmak" şartını ve diğer şartları taşıyıp taşımadığının ve jüri üyelerinin oluşumu ve kanaatlerinin atanması uygun görülen her iki kişi bakımından da akademik bir gerekçeye dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesinin, davacı ile diğer tüm adayların başvurularını değerlendirmek için görevlendirilen jüri üyelerince adaylar hakkında hazırlanan raporun/raporların; adayların mezuniyet durumları, akademik çalışmaları, bu çalışmalar üzerinden sahip oldukları puanlar da dikkate alınmak suretiyle, bilimsel kabullere, ölçme ve değerlendirme ilkelerine uygun olup olmadığının, söz konusu kadroya atanmak için yapılan başvurular neticesinde, yapılan değerlendirmenin Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği ile söz konusu öğretim üyesi kadrosu alım ilanına ve bilimsel kabullere uygun olarak objektif ve tarafsız bir şekilde yapılıp yapılmadığının tespiti hususunda dava dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler tarafından hazırlanan ortak raporda; davacı Dr. …'un 2017 yılında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi … kliniğinde uzmanlık eğitimini tamamladığı, halen Karabük Üniversitesi Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi … Kliniği'nde çalıştığı, ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde basılmış 9 adet yayınının, uluslararası toplantılarda sunulmuş 3 adet ve ulusal toplantılarda sunulmuş 9 adet olmak üzere 12 adet bildirisinin mevcut olduğu, uluslararası yayınevleri tarafından basılmış bilimsel kitaplarda 2 tane bölüm yazarlığının bulunduğu, yayınlarına toplam 3 adet atıf aldığı, Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde lisans düzeyinde dersler verdiği, Karabük Üniversitesi atama kriterlerine esas teşkil eden puanının 767,7 (gereken puan 100) olduğu, öğretim üyesi alım ilanında yer alan "mental retarde hastalarda anestezi üzerine çalışması olmak" şartıyla ilgili olarak sunduğu çalışmalardan ilkinin 'Mental Retarde Hastalarda Ameliyathane Dışı Anestezi Uygulamaları – Olgu Sunumu ve Kısa Literatür Derlemesi' başlıklı olduğu ve 6-7 Ağustos 2021 tarihli kongrede sözlü bildiri olarak sunulmak üzere kabul edildiği, bu sözlü bildirinin başvuru tarihinden sonra sunulduğu, konuya ilişkin ikinci çalışmanın 'Zihinsel Engelli Hastalar ve Çocukların Dental Girişimlerinde Anestezi Yöntemleri' olduğu ve poster olarak Karadeniz 5. Uluslararası Uygulamalı Bilimler Kongresinde, 19-21 Şubat 2021 tarihlerinde Rize'de sunulduğu, 2018 – 2020 yılları arasında Malatya Eğitim Araştırma Hastanesinde görevli olduğu dönemde … Kliniğinde uzman doktor olarak kardiyak cerrahi operasyonlarına katıldığını belgelendirdiği, Dr. …'in ise 2012 – 2017 yılları arasında Sağlık Bakanlığı Kartal Dr. Lütfü Kırdar Şehir Hastanesi … Kliniğinde uzmanlık eğitimini tamamladığı, halen Karabük Üniversitesi Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi … Kliniğinde çalıştığı, ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde 2 adet yayınının, uluslararası toplantılarda 2 bildirisinin ve 1 atıfının mevcut olduğu, Karabük Üniversitesi atama kriterlerine esas teşkil eden puanının 141,5 (gereken puan 100) olduğu, dosyasında mental retarde hastalarda anestezi ile ilgili olarak yayınlanmış makalesinin mevcut olduğu, 2017 – 2020 yılları arasında Sağlık Bakanlığı Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi … Kliniğinde uzman doktor olarak çalıştığı ve kardiyak anestezide deneyim sahibi olduğu, bu kapsamda, Uzmanlığını … alanında almış olmak şartı yönüyle; her iki adayın da Anesteziyoloji Uzmanı olduğu ve bu alanda çalıştığı, Mental Retarde Hastalarda Anestezi üzerine çalışması olmak koşulu yönüyle; Dr. …'un bu alanda belirttiği 2 çalışmanın orijinal makale ya da olgu sunumu olmadığı, birincisinin ulusal bir toplantıda sunulmuş poster, ikincisinin ise başvuru tarihinde sözlü sunu olarak kabul edilmiş, sunulacak bir sözlü bildiri olduğu, Dr. …'in bu alanda belirttiği çalışmanın ulusal hakemli bir dergide yayınlanmış bir makale olduğu, Kardiyak Cerrahi Anestezisinde en az 2 yıl deneyim sahibi olmak koşulu yönüyle de; Dr. …'un bu alanda çalıştığı hastanede Anestezi Uzmanı olarak kardiyak vakalara da girdiğini belirten bir yazı aldığı, Dr. …'in bu alanda ülkenin önde gelen kardiyak cerrahi merkezlerinden birinde Anestezi Uzmanı olarak çalıştığını belirttiği, her iki adayın da bu konuda deneyimlerini belgelediği, sonuç olarak; her iki adayın da kardiyak anestezi konusunda yeterince tecrübeye sahip olduğu, atanma için gerekli asgari puan olan 100 puandan daha fazla puana sahip oldukları (Dr. … 767,7 puan ve Dr. … 141,5 puan), atanma için getirilen diğer bir şart olan "Mental Retarde Hastalarda Anestezi" üzerine çalışması olmak koşulunu her iki adayın da karşıladığı, Dr. …'in bu konuda ulusal hakemli bir dergide basılmış makalesinin, Dr. …'un ise basılmış bir kongre poster bildirisi ve sunulmak üzere kabul edilmiş bir sözlü sunu bildirisinin bulunduğu, tüm bunlar değerlendirildiğinde her iki adayın da Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı doktor öğretim üyesi alım ilanında yer alan "Uzmanlığını … alanında almış olmak, Mental Retarde Hastalarda Anestezi üzerine çalışması olmak, Kardiyak Cerrahi Anestezisinde en az 2 yıl deneyim sahibi olmak" şartları ile ilgili üniversite atama yükseltme kriterlerinde doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmak için gerekli olan bilimsel puana sahip oldukları, Dr. …'un dosyasının bilimsel puan ve içerik açısından yüksek, Dr. …'in ise mental retarde hastalarda anestezi üzerine yaptığı çalışmanın basılı bir makale şeklinde olması nedeniyle üstün sayılabileceği, ancak bu iki durumdan birini gerekçe göstererek yapılacak seçimin ise bilimsel ve objektif sayılmasının tartışmaya açık olacağı görüş ve kanaatine yer verilmiştir. Çözümü hukuk bilgisi dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklarda bilirkişilerce hazırlanan ortak raporun, bilimsel veriler ışığında hazırlanmak şartıyla, açık, anlaşılır, net ve Mahkemece değerlendirilmesi istenilen hususların her birinin ayrı ayrı gerekçelendirilmesi suretiyle açıklanarak oluşturulması gerektiği dikkate alındığında; her iki adayın da ilanda yer alan özel şartları sağladığı, üniversite öğretim üyeliğine atama ve yükseltilme kriterleri uyarınca doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmak için gerekli olan asgari bilimsel puana sahip oldukları, davacının akademik dosyasının bilimsel puan ve içerik açısından yüksek olması (767,7 puan) karşısında, anılan kadroya atanan Dr. …'in(141… puan) ise mental retarde hastalarda anestezi üzerine çalışma yapmış olmak şartı açısından davacıya nazaran yaptığı çalışmanın basılı bir makale şeklinde olması nedeniyle üstün sayılabileceği, ancak bu iki durumdan birini gerekçe göstererek yapılacak seçimin ise bilimsel ve objektif sayılmasının tartışmaya açık olacağı değerlendirmesiyle tanzim edilen bilirkişi raporunun, bu haliyle hükme esas niteliği haiz olmadığı değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, davacının bilimsel çalışmalar ve akademik puan yönünden atanandan çok daha üstün olduğu yönündeki iddiaları da dikkate alınarak dava konusu doktor öğretim üyesi kadrosuna başvuran davacı ve atanan Dr. …'in söz konusu kadro için ilan edilen şartları sağlayıp sağlamadıkları ile ilan edilen kadro kapsamında idareye sundukları akademik dosyalarında yer alan çalışmalar itibariyle anılan doktor öğretim üyesi kadrosuna hangisinin atanmasının bilimsel ve akademik açıdan daha uygun olduğunun tespit edilmesi amacıyla, dosya üzerinden yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle hazırlanan rapor sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu itibarla; hükme esas nitelliği haiz olmayan bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan; Karabük Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı için ilan edilen 1 adet doktor öğretim üyesi kadrosuna yapılan başvuru üzerine anılan kadroya Dr. …'in atanması, kendisinin atanmaması yönünde tesis edilen … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda verilecek kararın, Dr. …'in menfaatini etkileyebileceğinden, 6100 sayılı Kanun hükümlerinde öngörülen davanın ihbarı için geçerli koşulların oluştuğu anlaşılmış olup; davanın adı geçen kişiye ihbarı yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…. K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 09/10/2024 tarihinde esasta oybirliği gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. GEREKÇEDE KARŞI OY : (X)- Dava, Karabük Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi … Kliniğinde uzman doktor olarak görev yapan davacı tarafından, Karabük Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı için ilan edilen 1 adet doktor öğretim üyesi kadrosuna yapılan başvuru üzerine anılan kadroya Dr. …'in atanması, kendisinin atanmaması yönünde tesis edilen … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile yoksun kalındığı ileri sürülen parasal ve özlük hakların iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece verilen ilanla, Karabük Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı için 1 adet Doktor Öğretim Üyesi kadrosu alımı yapılacağının belirtildiği, söz konusu kadroya davacının ve dava dışı Dr. …'in başvuru yaptığı, yapılan başvurulara istinaden davalı idarece Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. …, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi … Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. … ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi … Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. …'in jüri üyesi olarak belirlendikleri ve adaylara ilişkin yazılı görüşlerini içerir bilimsel raporun hazırlanarak bildirilmesi hususunun jüri üyelerinden istenildiği, bunun üzerine jüri üyelerince yapılan değerlendirmeler neticesinde hazırlanan değerlendirme raporlarının davalı idareye sunulduğu, anılan jüri üyeleri tarafından sunulan bilimsel değerlendirme raporlarında; başvuru yapan adayların her ikisinin de Karabük Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı için ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmasının uygun olduğu yönünde değerlendirmelerde bulunulduğu, sunulan raporlara istinaden Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla adayların ilan edilen kadroya atanmasının uygun olduğuna ve konunun Rektörlük Makamına arzına karar verildiği, Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığının … tarih ve E… sayılı yazısı ile sürece ilişkin evrakların ve alınan Yönetim Kurulu kararının Rektörlük Makamına sunulduğu, Rektörlük Makamının … tarih ve … sayılı işlemi ile ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrosuna Dr. …'in atandığı görülmektedir. Uyuşmazlıkta; davacının 2008 yılında İnönü Üniversitesinden mezun olduğu, 2017 yılında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi … kliniğinde uzmanlık eğitimini tamamladığı, halen Karabük Üniversitesi Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi … Kliniği'nde çalıştığı, ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde basılmış 9 adet yayınının, uluslararası toplantılarda sunulmuş 3 adet ve ulusal toplantılarda sunulmuş 9 adet olmak üzere 12 adet bildirisinin mevcut olduğu, uluslararası yayınevleri tarafından basılmış bilimsel kitaplarda 2 tane bölüm yazarlığının bulunduğu, yayınlarına toplam 3 adet atıf aldığı, Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde lisans düzeyinde dersler verdiği, Karabük Üniversitesi atama kriterlerine esas teşkil eden puanının 767,7 (gereken puan 100) olduğu, anılan kadroya atanan adayın ise 2009 yılında İstanbul Üniversitesinden mezun olduğu, 2012 – 2017 yılları arasında Sağlık Bakanlığı Kartal Dr. Lütfü Kırdar Şehir Hastanesi … Kliniğinde uzmanlık eğitimini tamamladığı, halen Karabük Üniversitesi Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi … Kliniğinde çalıştığı, ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde 2 adet yayınının, uluslararası toplantılarda 2 bildirisinin ve 1 atıfının mevcut olduğu, Karabük Üniversitesi atama kriterlerine esas teşkil eden puanının 141,5 (gereken puan 100) olduğu hususlarında tartışma bulunmamaktadır. Uyuşmazlığa konu Karabük Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı için ilan edilen 1 adet doktor öğretim üyesi kadrosuna başvuran iki adayın gerek ilandaki genel ve özel koşulları gerekse üniversitenin akademik atanma ve yükseltilme kriterlerini sağladığı açık olup; davacı ile anılan kadroya atanan adayın yukarıda ayrıntısına yer verilen akademik çalışmaları ve bu çalışmalar kapsamında aldıkları akademik puanlar dikkate alındığında; 767,7 puanla, kadro ilan edilen alanda daha çok bilimsel ve akademik çalışmalar yaptığı açık olan davacının Karabük Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı için ilan edilen 1 adet doktor öğretim üyesi kadrosuna atanması gerekmektedir. Bu itibarla; Karabük Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı için ilan edilen 1 adet doktor öğretim üyesi kadrosuna davacının ataması yapılmayarak yerine daha düşük akademik puana sahip Dr. …'in atanmasının hukuka aykırı olduğu görüldüğünden, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun reddine ilişkin bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle karar gerekçe yönünden katılmıyorum.

Yeni Atama Koşullarının Geriye Dönük Uygulanması Sorunu

Yeniden atanma için getirilen yeni akademik çalışma zorunluluklarının yürürlük tarihinden önceki dönemleri kapsamaması ve öğretim üyesine bu koşulları sağlaması için makul bir süre tanınması hakkaniyet gereği olarak kabul edilmektedir. Bu ilke, 2547 sayılı Kanun kapsamındaki yeniden atanma uyuşmazlıklarında hukuki güvenlik bağlamında ele alınmaktadır.

İptal Kararının Sınırlı Etkisi: Doğrudan Atama Sonucu Doğurmaz

Atanmama işleminin iptali, davacının doğrudan doktor öğretim üyesi kadrosuna atanması anlamına gelmez. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun E.2023/16, K.2023/13 sayılı kararında bu sınırlamanın altı çizilmiştir: iptal kararı idarenin işlemini ortadan kaldırır; ardından idarenin atama kriterlerini karşılayıp karşılamadığını tespit ederek yeniden değerlendirme yapması ve karar alması gerekir. Danıştay 8. Dairesi'nin E.2023/3121, K.2024/4828 sayılı kararında da görev süresinin uzatılmaması işleminin iptalinin davacının doğrudan atanması sonucunu doğurmadığı, idarenin akademik kriterler ve diğer idari hususlar yönünden yeniden bir değerlendirme yapması gerektiği belirtilmiştir.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/16, K. 2023/13Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/16 E.  ,  2023/13 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/16 Karar No : 2023/13 BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 21/10/2022 tarih ve E:2022/117, K:2022/117 sayılı kararıyla; … vekili Av. … tarafından, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 27/04/2022 tarih ve E:2022/775, K:2022/973 sayılı kararı ile İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 31/03/2022 tarih ve E:2022/51, K:2022/525 sayılı kararı arasındaki aykırılığın giderilmesinin istenmesi nedeniyle, "Aykırılığın, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği" görüşüyle, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin 5. fıkrası uyarınca karar verilmesi için dosyanın Danıştaya gönderilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkimi …'nın açıklamaları dinlendikten sonra konu ile ilgili kararlar ve yasal düzenlemeler incelenerek gereği görüşüldü: I- AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI : A-ANKARA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 4. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2022/775 SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istemin özeti: … Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalında öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 6. fıkrası uyarınca doktor öğretim üyesi kadrosuna atamasının yapılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin … Üniversitesi Rektörlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle eksik ödenen tüm mali ve özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Zonguldak İdare Mahkemesinin 29/12/2021 tarih ve E:2021/748, K:2021/1144 sayılı kararının özeti: Anayasa'nın 10. ve 128. maddeleri, 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun'un 21. maddesinin 1. ve 6. fıkraları ile Geçici 3. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak, Dosyanın incelenmesinden, 1416 sayılı Kanun uyarınca lisansüstü eğitim için yurt dışına gönderilen davacının Amerika Birleşik Devletleri Kent State Üniversitesinde yüksek lisans ve doktora öğrenimini tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüğü kapsamında davalı Üniversiteye öğretim görevlisi olarak atandığı, 7326 sayılı Kanun ile 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine 6. fıkranın eklenmesi üzerine bu fıkra uyarınca doktor öğretim üyesi kadrosuna atamasının yapılması istemiyle başvuruda bulunduğu, söz konusu başvurunun, 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 6. fıkrasının 7326 sayılı Kanun'un yayım tarihinden önce öğretim elemanı olarak görev yapmakta olanları kapsamadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, Anayasa Mahkemesinin 10/03/2011 tarih ve E:2008/54, K:2011/45 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen "Kanun önünde eşitlik ilkesi"nin hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusu olduğu, bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitliğin öngörüldüğü, eşitlik ilkesinin amacının, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğu, bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun önünde eşitliğin çiğnenmesinin yasaklandığı, Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi, hakkaniyet ölçülerini gözetmesi ve kazanılmış hakları ihlal etmemesi hususlarının Anayasanın 2. maddesinde belirtilen "hukuk devleti" ilkesinin gereği olduğu, bu nedenle kanun koyucunun, hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiği, Kanun koyucunun; memur ve diğer kamu görevlileri ile bunların dışında çalışanlarla ilgili olarak, Anayasa'da belirlenen kurallara bağlı kalmak, adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözetmek koşuluyla düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu, ancak, kanunların uygulayıcısı olan idarelerce yapılan düzenlemelerin aynı durum ve hukuki koşullarda görev yapan personelin bazısı lehine avantajlı uygulamalar getirdiğinin ileri sürülmesi ve kanun hükümlerinin aynı hukuki koşullarda görev yapan kişilerin bir kısmı hakkında uygulanmasına rağmen, bir kısmı hakkında uygulanmamasının, evrensel hukuk ilkesi olan eşitlik ve eşit muamele ilkelerine aykırılık oluşturacağı ve kamu kurumundaki çalışma barışını bozacağı, Her ne kadar, dava konusu işlemin dayanağını teşkil eden Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısında, 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine eklenen 6. fıkrada, doktora öğrenimlerini başarıyla tamamladıktan sonra yurda dönenlerin ilk defa öğretim elemanı kadrosuna atanmaları hususunun düzenlendiği, halihazırda 1416 sayılı Kanun kapsamında öğretim görevlisi veya araştırma görevlisi kadrolarında görev yapanlara da uygulanacağına ilişkin herhangi bir geçici maddeye yer verilmediği belirtilmiş ise de, söz konusu hüküm incelendiğinde, yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilenlerden doktora öğrenimlerini başarıyla tamamlayanların, mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumunun atama kriterlerini karşılamaları şartıyla doktor öğretim üyesi kadrolarına atanacaklarının düzenlendiği, aksi bir durumdan söz edilmediği, söz konusu düzenlemenin ilk defa öğrenim elemanı kadrosuna atanacaklara uygulanıp, halihazırda öğretim elemanı olarak görev yapanlara uygulanmamasının Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceği sonucuna varıldığı, Bu durumda, davacının, atama kriterlerini karşılayıp karşılamadığının tespit edilerek, doktor öğretim üyesi kadrosuna atanıp atanamayacağının değerlendirilmesi gerekirken, 1416 sayılı Kanun'a eklenen 6. fıkra hükmünden yararlanamayacağı gerekçesiyle başvurusunun reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, Öte yandan, Mahkemelerince verilen iptal kararının davacının doğrudan öğretim üyesi kadrosuna atanacağı anlamına gelmediği, davacının atama kriterlerini karşılayıp karşılamadığı yönünden idarece yapılacak değerlendirme sonucunda yeniden bir karar alınması gerektiğinden, bu aşamada davacının yoksun kaldığı tüm mali ve özlük haklarının ödenmesine karar verilmesine yönelik istemi hakkında değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 27/04/2022 tarih ve E:2022/775, K:2022/973 sayılı kararının özeti: 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun'un 21. maddesinin 1. ve 6. fıkraları ile Geçici 3. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak, Dosyanın incelenmesinden, 1416 sayılı Kanun uyarınca lisansüstü eğitim için yurt dışına gönderilen davacının Amerika Birleşik Devletleri Kent State Üniversitesinde yüksek lisans ve doktora öğrenimini tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüğü kapsamında davalı Üniversiteye öğretim görevlisi olarak atandığı, 7326 sayılı Kanun ile 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine 6. fıkranın eklenmesi üzerine bu fıkra uyarınca doktor öğretim üyesi kadrosuna atamasının yapılması istemiyle başvuruda bulunduğu, söz konusu başvurunun, 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 6. fıkrasının 7326 sayılı Kanun'un yayım tarihinden önce öğretim elemanı olarak görev yapmakta olanları kapsamadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, Geçici maddeyi, geçmiş ya da gelecekteki belirli dönemlerde yasal yükümlülüklerden bağışık tutma, haklar tanıma ya da geçiş dönemlerinde eski dönem ile yeni dönem arasında uyum sağlama amacıyla ana kuralı tümüyle ya da belirli yönleriyle askıya alan ayrıksı düzenleme biçiminde tanımlamanın mümkün olduğu, Öte yandan, "kanunların geriye yürümezliği ilkesi" uyarınca, kanunların ayrıksı durumlar ve özel istisna getirilen haller dışında yürürlük tarihinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarıldığı, kanun koyucu tarafından çıkarılan kanunun geriye yürümeyeceği hususunda ayrıca bir düzenleme yapılmasının beklenemeyeceği, aksine geriye yönelik uygulanması iradesi var ise, bu hususun kanunla ayrıca düzenlemesi gerektiği, bu yönde bir düzenleme yapılmamışsa, yorum yoluyla kanunun geriye yönelik uygulanmasına imkan bulunmadığı, Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, 14/03/2014 tarih ve ve 28941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6528 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinin değiştirildiği, 4. maddesi ile de bu değişikliklerden yurt dışına eğitim amacıyla gönderilenlerden öğrenimlerini tamamlayıp mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmeye başlayanlar (bu yükümlülüklerini bitirenler dâhil) ile hâlen yurt dışında eğitimlerine devam edenlerin de yararlandırılmasına ilişkin Geçici 3. maddenin eklendiği, Yurt dışında doktora eğitimini tamamlayıp yurda dönenlerin doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmasına imkan tanıyan 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 6. fıkrasının ise 09/06/2021 tarih ve 31506 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7326 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile eklendiğinin anlaşıldığı, 6528 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinde yapılan değişiklik ile; 1416 sayılı Kanun uyarınca yurt dışına gönderilenlerin öğrenimlerini başarıyla tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere, adlarına gönderildikleri kurumların ilgili kadrolarına atanacaklarının hüküm altına alındığı, 6528 sayılı Kanun ile 1416 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 3. maddede de, mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmeye başlayanlar (bu yükümlülüklerini bitirenler dâhil olmak üzere) ile hâlen yurt dışında eğitimlerine devam edenlerin de, 21. madde hükümlerinden yararlandırılacağının belirtildiği, Dolayısıyla, Geçici 3. maddenin 6528 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinde yapılan değişiklik ile sınırlı olarak bir hak getirdiği, geçici madde olması sebebiyle 6528 sayılı Kanun'un 3. maddesinden sonra 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinde yapılan değişiklileri kapsamadığı, Bu nedenle, 09/06/2021 tarih ve 31506 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7326 sayılı Kanun'un 15.maddesi ile 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine eklenen 6. fıkrada yer alan "Yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilenlerden doktora öğrenimlerini başarıyla tamamlayanların, mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumunun atama kriterlerini karşılamaları şartıyla doktor öğretim üyesi kadrolarına, atama kriterlerini sağlamamaları halinde ise öğretim görevlisi kadrolarına ataması yapılır" şeklindeki kuralın, anılan Kanun'un yürürlüğe girdiği 09/06/2021 tarihinden sonra atanacaklara uygulanabileceği, zira söz konusu Kanun'un, bu Kanun'dan önce ilgili kadrolara atananlara da uygulanacağı yönünde bir hüküm içermediği gibi geçici madde de ihdas edilmediği, Bu durumda, 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine eklenen 6. fıkranın, bu fıkranın yürürlüğe girmesinden önce öğretim görevlisi veya araştırma görevlisi kadrolarına atanmış olanlara uygulanmasına hukuken olanak bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, Davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Zonguldak İdare Mahkemesinin 29/12/2021 tarih ve E:2021/748, K:2021/1144 sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir. B-İZMİR BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 5. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2022/51 SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istemin özeti: Uşak Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi … Ana Bilim Dalında öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 6. fıkrası uyarınca doktor öğretim üyesi kadrosuna atamasının yapılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Uşak Üniversitesi Rektörlüğünün … tarih ve E… sayılı işleminin iptali ile doktor öğretim üyesi kadrosuna alınmasına, tüm özlük ve parasal haklarının idareye başvuru tarihinden itibaren doktor öğretim üyesi kadrosuna göre düzenlenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Uşak İdare Mahkemesinin 09/12/2021 tarih ve E:2021/451, K:2021/577 sayılı kararının özeti: 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun'un 21. maddesinin 6. fıkrası ile Geçici 3. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak, Dosyanın incelenmesinden, 1416 sayılı Kanun uyarınca lisansüstü eğitim için yurt dışına gönderilen davacının North Carolina State Universty'de yüksek lisans ve doktora öğrenimini tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüğü kapsamında davalı Üniversiteye öğretim görevlisi olarak atandığı, bu görevine devam ederken 22/06/2021 tarihli dilekçesiyle davalı idareye yaptığı başvuruda, 7326 sayılı Kanun ile 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine eklenen 6. fıkra uyarınca doktor öğretim üyesi kadrosuna atamasının yapılmasının istenildiği, söz konusu başvurunun reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, Dava konusu işleme dayanak teşkil eden Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 02/07/2021 tarih ve 45959 sayılı yazısında, "7326 sayılı Kanun incelendiğinde, söz konusu düzenlemede; -Doktora öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp yurda dönen ancak herhangi bir öğretim elamanı kadrosuna atanmayanların ilk defa öğretim elemanı kadrosuna atanmaları hususunun düzenlendiği, -Hâlihazırda 1416 sayılı Kanun kapsamında öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi kadrolarında görev yapanlara aynı Kanunun 21 inci maddesinin altıncı fıkrası hükümlerinin uygulanmasına ilişkin herhangi bir geçici madde düzenlenmesine yer verilmediği, bununla birlikte, 1416 Sayılı Kanunun Geçici 3'üncü maddesinin, 6528 sayılı Kanunun 3'üncü maddesiyle 1416 sayılı Kanunun 21'inci maddesinde yapılan değişikliklere yönelik olarak düzenlenmesi nedeniyle, 7326 Sayılı kanunun 15'ince maddesiyle, 1416 Sayılı Kanunun 21'inci maddesine eklenen altıncı fıkra hükümleri için uygulanamayacağı da aşikardır. Sonuç olarak, hâlen 1416 sayılı Kanun kapsamında öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi kadrolarında görev yapanların söz konusu fıkra hükümlerinden yararlanarak doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmaları mümkün olmadığından, bu kapsamdaki tekliflerinize Başkanlığımızca işlem yapılamamaktadır." ifadelerine yer verildiği, Geçici maddelerin, kanunların geçiş hükümlerini düzenleyen maddeler olduğu, yeni düzenleme yürürlüğe girinceye kadar geçecek süre içerisinde yapılacak işlem ve düzenlemeler ya da uyulacak ilke ve kurallar ile daha önceki düzenlemelerden doğan hakların korunmasına ilişkin hususlar ve benzeri geçiş hükümlerinin geçici maddelerle düzenlendiği, 03/06/2021 tarih ve 7326 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine eklenen 6. fıkrada, yükseköğretim kurumları adına yurtdışına gönderilenlerden doktora eğitimini tamamlayanların mecburi hizmet yükümlülüklerini yerine getirmek için, adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumunun atama şartlarını da taşımaları şartıyla, doktor öğretim üyesi kadrolarına atanacakları hususunun düzenlendiği, 1416 sayılı Kanun'un 01/03/2014 tarih ve 6528 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile değişik Geçici 3. maddesinde, 21. madde hükümlerinden yurt dışına eğitim amacıyla gönderilenlerden öğrenimlerini tamamlayıp mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmeye başlayanların da yararlanacağı hususuna yer verildiği, 1416 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi ile 21. maddesinin 1. fıkrası, 01/03/2014 tarih ve 6528 sayılı Kanun ile getirildiğinden, söz konusu Geçici 3. maddenin, sadece 21. maddenin 1. fıkrasındaki düzenlemeyi kapsadığı, Her ne kadar, Geçici 3. maddede, 21. maddeye bir bütün olarak atıfta bulunulmakta ise de, Geçici 3. maddenin yürürlüğe girdiği tarihte 21. maddenin tek bir fıkradan ibaret olduğu, ayrıca Geçici 3. maddenin son fıkrasında da, bu Kanun ile değiştirilen madde hükümlerinin yurt dışına gönderilecek öğrencilerin seçimine yönelik olarak 2013 yılında gerçekleştirilen sınavlar hakkında da uygulanacağının belirtildiği, dolayısıyla, 21. maddenin uygulanmasında azami 2013 yılına kadarki sürecin dikkate alınabileceğine işaret edildiği, bununla birlikte 01/03/2014 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 3. maddenin, dava konusu olaya ilişkin 03/06/2021 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddenin 6. fıkrasına ilişkin bir düzenleme olmadığının anlaşıldığı, Bu durumda, Uşak Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi … Ana Bilim Dalına öğretim görevlisi olarak 30/12/2020 tarihinde ataması yapılan davacının, 03/06/2021 tarih ve 7326 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine eklenen 6. fıkra uyarınca doktor öğretim üyesi kadrosuna atamasının yapılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Uşak Üniversitesi Rektörlüğünün … tarih ve E… sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 31/03/2022 tarih ve E:2022/51, K:2022/525 kararının özeti: Anayasa'nın 10. ve 128. maddeleri, 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun'un 21. maddesinin 1. ve 6. fıkraları ile Geçici 3. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak, Dosyanın incelenmesinden, 1416 sayılı Kanun uyarınca lisansüstü eğitim için yurt dışına gönderilen davacının North Carolina State University'de yüksek lisans ve doktora öğrenimini tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüğü kapsamında davalı Üniversiteye öğretim görevlisi olarak atandığı, bu görevine devam ederken 22/06/2021 tarihli dilekçesiyle davalı idareye yaptığı başvuruda, 7326 sayılı Kanun ile 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine eklenen 6. fıkra uyarınca doktor öğretim üyesi kadrosuna atamasının yapılmasının istenildiği, söz konusu başvurunun reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, Anayasa Mahkemesinin 10/03/2011 tarih ve E:2008/54, K:2011/45 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen "Kanun önünde eşitlik ilkesi"nin hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusu olduğu, bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitliğin öngörüldüğü, eşitlik ilkesinin amacının, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğu, bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun önünde eşitliğin çiğnenmesinin yasaklandığı, Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi, hakkaniyet ölçülerini gözetmesi ve kazanılmış hakları ihlal etmemesi hususlarının Anayasanın 2. maddesinde belirtilen "hukuk devleti" ilkesinin gereği olduğu, bu nedenle kanun koyucunun, hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiği, Kanun koyucunun; memur ve diğer kamu görevlileri ile bunların dışında çalışanlarla ilgili olarak, Anayasa'da belirlenen kurallara bağlı kalmak, adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözetmek koşuluyla düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu, ancak, kanunların uygulayıcısı olan idarelerce yapılan düzenlemelerin aynı durum ve hukuki koşullarda görev yapan personelin bazısı lehine avantajlı uygulamalar getirdiğinin ileri sürülmesi ve kanun hükümlerinin aynı hukuki koşullarda görev yapan kişilerin bir kısmı hakkında uygulanmasına rağmen, bir kısmı hakkında uygulanmamasının, evrensel hukuk ilkesi olan eşitlik ve eşit muamele ilkelerine aykırılık oluşturacağı ve kamu kurumundaki çalışma barışını bozacağı, Her ne kadar, dava konusu işlemin dayanağını teşkil eden Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısında, 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine eklenen 6. fıkrada, doktora öğrenimlerini başarıyla tamamladıktan sonra yurda dönenlerin ilk defa öğretim elemanı kadrosuna atanmaları hususunun düzenlendiği, halihazırda 1416 sayılı Kanun kapsamında öğretim görevlisi veya araştırma görevlisi kadrolarında görev yapanlara da uygulanacağına ilişkin herhangi bir geçici maddeye yer verilmediği belirtilmiş ise de, söz konusu hüküm incelendiğinde, yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilenlerden doktora öğrenimlerini başarıyla tamamlayanların, mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumunun atama kriterlerini karşılamaları şartıyla doktor öğretim üyesi kadrolarına atanacaklarının düzenlendiği, aksi bir durumdan söz edilmediği, söz konusu düzenlemenin ilk defa öğrenim elemanı kadrosuna atanacaklara uygulanıp, halihazırda öğretim elemanı olarak görev yapanlara uygulanmamasının Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceği sonucuna varıldığı, Bu durumda, davacının, atama kriterlerini karşılayıp karşılamadığının tespit edilerek, doktor öğretim üyesi kadrosuna atanıp atanamayacağının değerlendirilmesi gerekirken, 1416 sayılı Kanun'a eklenen 6. fıkra hükmünden yararlanamayacağı gerekçesiyle başvurusunun reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, Öte yandan, Dairelerince verilen iptal kararının davacının doğrudan öğretim üyesi kadrosuna atanacağı anlamına gelmediği, davacının atama kriterlerini karşılayıp karşılamadığı yönünden idarece yapılacak değerlendirme sonucunda yeniden bir karar alınması gerektiğinden, bu aşamada doktor öğretim üyesi kadrosuna alınmasına, tüm özlük ve parasal haklarının idareye başvuru tarihinden itibaren doktor öğretim üyesi kadrosuna göre düzenlenmesine karar verilmesine yönelik istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı gerekçeleriyle, Davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Uşak İdare Mahkemesinin 09/12/2021 tarih ve E:2021/451, K:2021/577 sayılı kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline, davacının doktor öğretim üyesi kadrosuna alınmasına, tüm özlük ve parasal haklarının idareye başvuru tarihinden itibaren doktor öğretim üyesi kadrosuna göre düzenlenmesine karar verilmesine yönelik istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına kesin olarak karar verilmiştir. II-İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: 1416 sayılı Kanun uyarınca yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilenlerden doktora öğrenimlerini başarıyla tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumunun öğretim görevlisi kadrosuna ataması yapılanların, 7326 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine eklenen 6. fıkradan yararlandırılarak doktor öğretim üyesi kadrosuna atamalarının yapılması istemiyle yaptıkları başvuruların reddedilmesi üzerine açılan davalarda verilen farklı nitelikteki kararların kesinleşmesi üzerine incelenen aykırılığın oluştuğu görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: 1- 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun: Madde 21 – (Değişik: 1/3/2014-6528/3 md.) Bu Kanun uyarınca mecburi hizmet karşılığı yurt dışına gönderilenler öğrenimlerini başarıyla tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere, adlarına gönderildikleri kurumların ilgili kadrolarına atanır. (Değişik ikinci fıkra: 19/11/2014-6569/23 md.) Millî Eğitim Bakanlığında istihdam edilmek üzere Millî Eğitim Bakanlığı adına ve hesabına bu Kanun kapsamında yurt dışına gönderilenlerden gönderildikleri ülkede doktora öğrenimlerini tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere yurda dönenler, Millî Eğitim Uzmanı kadrolarına atanır. Bu kişilerin yurt dışında lisansüstü eğitim amacıyla geçirdikleri sürelerin tamamı, Bakanlıkça belirlenen yurt dışında azami eğitim süresini geçmemek üzere, memuriyette geçmiş sayılarak, bu sürelerin her yılı bir kademe ilerlemesine ve her üç yılı bir derece yükselmesine esas olacak şekilde değerlendirilir ve 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) fıkrasında öngörülen çalışma sürelerinin hesabında da dikkate alınır. (Ek fıkra: 2/12/2016-6764/18 md.) Kamu kurum ve kuruluşlarında memur olarak çalışırken bu Kanun kapsamında yurt dışına gönderilmeye hak kazananlara, öğrenim süreleri boyunca kurumları tarafından aylıksız izin verilir. Bu kişiler öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere aylıksız izinli olarak ayrıldıkları kadrolarına döndükten sonra, adına öğrenim gördükleri kurumların ilgili kadrolarına en geç altı ay içerisinde naklen atanırlar. Aylıksız izin sebebinin ortadan kalkmasından itibaren iki ay içinde görevine dönmeyenler, memuriyetten çekilmiş sayılır. (Ek fıkra: 2/12/2016-6764/18 md.) Yükseköğretim kurumları adına ve Millî Eğitim Bakanlığı hesabına lisansüstü öğrenim görenlerin mecburi hizmet yükümlülüklerinin, yükseköğretim kurumları ile kamu kurum ve kuruluşlarına devrine Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü üzerine Millî Eğitim Bakanlığınca karar verilir. Kamu kurum ve kuruluşları adına lisansüstü öğrenim görenlerin mecburi hizmet yükümlülüklerinin kamu kurum ve kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarına devrine ise Millî Eğitim Bakanlığınca karar verilir. (Ek altıncı fıkra:3/6/2021-7326/15 md.) Yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilenlerin öğrenimlerini izlemek ve değerlendirmek üzere adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumu tarafından danışman atanır. Yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilenlerden doktora öğrenimlerini başarıyla tamamlayanların, mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumunun atama kriterlerini karşılamaları şartıyla doktor öğretim üyesi kadrolarına, atama kriterlerini sağlamamaları halinde ise öğretim görevlisi kadrolarına ataması yapılır. Kamu kurum ve kuruluşlarınca staj amacıyla yabancı ülkelere gönderilecek memurlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz. Geçici Madde 3 – (Ek: 1/3/2014-6528/4 md.) 21 inci madde hükümlerinden, yurt dışına eğitim amacıyla gönderilenlerden öğrenimlerini tamamlayıp mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmeye başlayanlar (bu yükümlülüklerini bitirenler dâhil) ile hâlen yurt dışında eğitimlerine devam edenler de yararlandırılır. Bu Kanunla değiştirilen 3 üncü madde hükümleri, yurt dışına gönderilecek öğrencilerin seçimine yönelik olarak 2013 yılında gerçekleştirilen sınavlar hakkında da uygulanır. 2- 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun: Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu: Madde 3/C- (Ek: 18/6/2014-6545/6 md.) … 4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır: … c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek. … 5. (Değişik:17/10/2019-7188/7 md.) Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemler, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletilir. İlgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verilir. Aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 03/06/2021 tarih ve 7326 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine eklenen 6. fıkrada, bu Kanun uyarınca yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilenlerden doktora öğrenimlerini başarıyla tamamlayanların, mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumunun atama kriterlerini karşılamaları şartıyla doktor öğretim üyesi kadrolarına, atama kriterlerini sağlamamaları halinde ise öğretim görevlisi kadrolarına atamasının yapılacağı belirtilmiştir. Başvuruya konu olan kararlar arasındaki aykırılık, 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 6. fıkrasının yürürlüğe girmesinden önce mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere öğretim görevlisi kadrosuna atananların bu fıkradan yararlanarak doktor öğretim üyesi kadrosuna atanıp atanamayacakları hususundan kaynaklanmaktadır. Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde; herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı, Devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları hükmüne yer verilmiştir. Bu kuralın, aynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların oluşturulmasını engellediği, aynı durumda olanlar için farklı düzenleme yapılmasının eşitliğe aykırılık oluşturacağı, Anayasa'nın amaçladığı eşitliğin, mutlak ve eylemli eşitlik değil hukuksal eşitlik olduğu, bir diğer anlatımla aynı hukuki durumda olanlar için aynı, ayrı hukuki durumda olanlar için ayrı kurallar öngörülmesinin Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmeyeceği anlaşılmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 07/05/2021 tarih ve 31477 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 04/02/2021 tarih ve E:2019/89, K:2021/10 sayılı kararında ve istikrar kazanmış birçok kararında da; "…Anayasa’nın 10. maddesinde …belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı; aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, kişilere ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez…" değerlendirmesine yer verilmiştir. 7326 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine eklenen 6. fıkrada doktor öğretim üyesi kadrosuna atanabilmek için; bu Kanun kapsamında yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilmiş olma, yurt dışında doktora öğrenimini başarıyla tamamlama ve adına öğrenim gördüğü yükseköğretim kurumunun atama kriterlerini karşılama şartları aranmaktadır. Bu durumda, yurt dışında doktora öğrenimlerini başarıyla tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere öğretim görevlisi kadrosuna ataması yapılanlar ile bu fıkranın yürürlüğe girmesinden sonra ilk defa ataması yapılacak olanların doktor öğretim üyesi kadrosuna atanabilmek için Kanun'da aranan şartlar bakımından hukuksal olarak eşit statüde oldukları sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, söz konusu düzenlemenin ilk defa ataması yapılacak olanlara uygulanıp, halihazırda öğretim görevlisi olarak görev yapanlara uygulanmamasının Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceği açıktır. Bu itibarla, 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 6. fıkrasının yürürlüğe girmesinden önce mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere öğretim görevlisi kadrosuna ataması yapılan davacıların, atama kriterlerini karşılayıp karşılamadığının tespit edilerek, doktor öğretim üyesi kadrosuna atanıp atanamayacaklarının değerlendirilmesi gerekirken, 1416 sayılı Kanun'a eklenen 6. fıkra hükmünden yararlanamayacakları gerekçesiyle başvurularının reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. III-SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 31/03/2022 tarih ve E:2022/51, K:2022/525 sayılı kararı doğrultusunda giderilmesine, kesin olarak, 12/04/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 03/06/2021 tarih ve 7326 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine eklenen 6. fıkrada, bu Kanun uyarınca yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilenlerden doktora öğrenimlerini başarıyla tamamlayanların, mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumunun atama kriterlerini karşılamaları şartıyla doktor öğretim üyesi kadrolarına, atama kriterlerini sağlamamaları halinde ise öğretim görevlisi kadrolarına atamasının yapılacağı belirtilmiştir. Anılan fıkranın gerekçesinde ise, "Yurt Dışına Lisansüstü Öğrenim Görmek Üzere Gönderilecek Öğrencileri Seçme ve Yerleştirme (YLSY) Kılavuzlarında (2014 yılı ve sonrası) mağduriyete ve tartışmaya yol açmamak amacıyla yükseköğretim kurumları adına öğrenim görmeye hak kazanan adayların, mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumlarının ilgili kadrolarına atanabilmek için 'doktora öğrenimlerini tamamlamaları' şartına özellikle dikkat çekilmiştir. Bugün Ülkemizde, kendi imkân ve çabalarıyla yüksek lisans ve doktorasını bitirip öğretim görevlisi ve/veya öğretim üyesi kadrolarına atanmayı bekleyen azımsanamayacak kadar doktoralı adayımız bulunmaktadır. Dolayısıyla sadece yüksek lisans eğitimini tamamlayıp doktorasını bitirmeden dönen adayların, cari usul (ALES, yabancı dil puanı, diploma notu, bilim sınavı) dışında, doktoralı adayların da önüne geçirilerek adına gittikleri yükseköğretim kurumun kadrolarına atanmaları akademik yeterlilikler, sosyal adalet ve fırsat eşitliği bakımından doğru değildir. Bu nedenle, önergeyle yükseköğretim kurumları adına gidip ancak doktora öğrenimlerini başarıyla tamamlayanlara yurda döndüklerinde adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumunun atama kriterlerini karşılamaları şartıyla doktor öğretim üyesi kadrolarına veya öğretim görevlisi kadrolarına atanma imkânı verilmektedir." açıklamasına yer verilmiştir. Anılan düzenleme ve gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; yüksek lisans ve doktora yapmak üzere 1416 sayılı Kanun kapsamında yurt dışına gönderilip de sadece yüksek lisans eğitimini tamamlayıp doktorasını bitirmeden dönenlerin, adına gittikleri yükseköğretim kurumunun kadrolarına atandıklarının görülmesi üzerine bu hususun önüne geçilmesi amacıyla düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu düzenlemenin amacı dikkate alındığında, bu düzenlemenin bundan sonra sadece doktora derecesiyle atama yapılacağına ilişkin ileriye dönük bir düzenleme olduğu, daha önceki atamalara ilişkin bir düzenleme olmadığı sonucuna varılmaktadır. Ayrıca, "Kanunların geriye yürümezliği ilkesi" uyarınca, kanunların ayrıksı durumlar ve özel istisna getirilen haller dışında yürürlük tarihinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarıldığı, kanun koyucu tarafından çıkarılan kanunun geriye yürümeyeceği hususunda ayrıca bir düzenleme yapılmasının beklenemeyeceği, aksine geriye yönelik uygulanması iradesi var ise, bu hususun kanunla ayrıca düzenlemesi gerektiği, bu yönde bir düzenleme yapılmamışsa, yorum yoluyla kanunun geriye yönelik uygulanmasına imkan bulunmadığı tartışmasızdır. Her ne kadar, 1416 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinde, 21. madde hükümlerinden, yurt dışına eğitim amacıyla gönderilenlerden öğrenimlerini tamamlayıp mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmeye başlayanlar ile hâlen yurt dışında eğitimlerine devam edenlerin de yararlandırılacağı belirtilmekte ise de, söz konusu maddenin 6528 sayılı Kanun ile 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinde yapılan değişikliklere yönelik olması nedeniyle, 7326 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine eklenen 6. fıkra hükümleri için uygulanamayacağı açıktır. Bu durumda, 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 6. fıkrasının yürürlüğe girmesinden önce mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere öğretim görevlisi kadrosuna atananların bu fıkradan yararlanarak doktor öğretim üyesi kadrolarına atanmalarına hukuken olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın, davanın reddi yolundaki Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 27/04/2022 tarih ve E:2022/775, K:2022/973 sayılı kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

İdari Başvuru ve Dava Açma Süreleri

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca, Danıştay ve idare mahkemelerinde dava açma süresi özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde altmış gündür. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde bu süre ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar; ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem ya da her ikisi aleyhine birden dava açabilir. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel değildir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, ilgili kişi idareye başvurduğunda otuz günlük süre içinde yanıt verilmezse zımni ret oluşur ve bu tarihten itibaren dava açma süresi içinde idare mahkemesine başvurulabilir. Otuz günlük süre içinde verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebilir; bu bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hâllerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra idare tarafından cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 10Kaynağı aç
Madde 10 – 1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. 2. (Değişik: 10/6/1994-4001/5 md.) Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.[7] 3. (Mülga: 10/6/1994-4001/5 md.) Üst makamlara başvurma:

1416 Sayılı Kanun Kapsamındaki Özel Durum

1416 sayılı Kanun'un 21. maddesine 7326 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle eklenen 6. fıkra (RG: 09.06.2021, s. 31506) uyarınca, yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilen ve doktora öğrenimini başarıyla tamamlayanlar; mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere adına öğrenim gördükleri kurumun atama kriterlerini karşılamaları hâlinde doktor öğretim üyesi kadrolarına, bu kriterleri sağlayamamaları hâlinde ise öğretim görevlisi kadrolarına atanır. Bu fıkra kapsamında atanabilmek için üç koşulun birlikte sağlanması aranmaktadır: yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilmiş olmak, yurt dışında doktora öğrenimini başarıyla tamamlamak ve adına öğrenim görülen yükseköğretim kurumunun atama kriterlerini karşılamak.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E.2023/16, K.2023/13 sayılı ve 12.04.2023 tarihli kararında, söz konusu fıkranın yürürlüğe girmesinden önce mecburi hizmet yükümlülüğü kapsamında öğretim görevlisi kadrosuna ataması yapılanların, atama kriterlerini karşılayıp karşılamadıkları yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın başvurularının reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Çoğunluk gerekçesine göre, yurt dışında doktora öğrenimini tamamlayıp daha önce öğretim görevlisi kadrosuna atananlar ile fıkranın yürürlüğünden sonra ilk defa atanacaklar, doktor öğretim üyesi kadrosuna atanabilmek için aranan şartlar bakımından hukuksal olarak eşit statüdedir; düzenlemenin yalnızca sonradan atanacaklara uygulanması Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesini ihlal eder.

Bu karar oyçokluğuyla verilmiştir. Karşı görüş, kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca 6. fıkranın yürürlük tarihinden önce atanmış olanlara uygulanamayacağını savunmaktadır. Kararın bağlayıcı sonucu, 2576 sayılı Kanun uyarınca bölge idare mahkemesi daireleri arasındaki aykırılığı gidermek amacıyla verilmiş olup kesindir. Her iki durumda da iptal kararı, davacının doğrudan doktor öğretim üyesi kadrosuna atanması anlamına gelmez; idarenin atama kriterlerini karşılayıp karşılamadığını tespit ederek yeniden değerlendirme yapması ve karar alması gerekir. Bu karar yalnızca 1416 sayılı Kanun kapsamındaki personele özgüdür; genel doktor öğretim üyesi atama uyuşmazlıklarına doğrudan uygulanamaz.

Sık Sorulan Sorular

Doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmama işlemine karşı nasıl dava açılır?

Atanmama işlemi idari işlem niteliği taşıdığından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca altmış günlük genel dava açma süresi içinde idare mahkemesine başvurulabilir. Dava, işlemi tesis eden üniversitenin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılır.

İdareye başvuru yapıp yanıt alınamazsa ne olur?

2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca idareye başvurulduğunda otuz gün içinde yanıt verilmezse zımni ret oluşur. Zımni ret hâlinde ilgililer, otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde idare mahkemesine başvurabilir. Otuz günlük süre içinde verilen yanıt kesin nitelik taşımıyorsa ilgili, bu yanıtı red saydığı takdirde dava açabileceği gibi kesin yanıtı beklemek de seçebilir; ancak bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez.

Üniversite, yönetmeliğin öngördüğü asgari koşulların üzerinde ek şart koyabilir mi?

Evet, ancak bu yetki 2547 sayılı Kanun'un 23. maddesinin (c) bendiyle sınırlandırılmıştır. Ek koşulların YÖK onayı alınarak belirlenmesi, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmaya yönelik olması ve objektif ile denetlenebilir nitelik taşıması zorunludur. İlan edilen kadroya özgü ve hizmet gerekleri gözetilerek belirlenen spesifik koşullar için YÖK onayının gerekmeyebileceği Danıştay 8. Dairesi kararında kabul edilmekteyse de bu koşulların da objektif ve denetlenebilir olması, idarece gerekçelendirilmesi ve bilimsel kaliteyi artırmaya yönelik olması aranmaktadır.

Jüride çıkar çatışması bulunması atama işlemini nasıl etkiler?

Tez danışmanlığı ilişkisi, ortak yayın geçmişi veya referans listesine dahil olma gibi durumlar jüri tarafsızlığını zedeleyebilecek unsurlar olarak değerlendirilmektedir. İdari yargı denetiminde itirazın, jüri raporuna değil atama kararının kendisine yöneltilmesi gerekmektedir; fakülte yönetim kurulu kararları ve jüri raporları, atama kararından bağımsız olarak icrai işlem niteliğinde kabul edilmemektedir.

İptal davası kazanılırsa atama otomatik olarak gerçekleşir mi?

Hayır. Atanmama işleminin iptali doğrudan kadro atamasını sağlamaz. Mahkeme kararı idarenin işlemini ortadan kaldırır; ardından idarenin atama kriterlerini karşılayıp karşılamadığını tespit ederek yeniden değerlendirme yapması ve karar alması gerekir. Sonuç bu yeniden değerlendirmeye bağlıdır.

Görevdeki öğretim üyesine sonradan getirilen yeni koşullar yeniden atanmada uygulanabilir mi?

Yeniden atanma için getirilen yeni akademik çalışma zorunluluklarının yürürlük tarihinden önceki dönemleri kapsamaması ve öğretim üyesine bu koşulları sağlaması için makul bir süre tanınması hakkaniyet gereği olarak kabul edilmektedir.

1416 sayılı Kanun kapsamında yurt dışında doktora yapan öğretim görevlisi doktor öğretim üyesi kadrosuna atanabilir mi?

1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 6. fıkrası uyarınca bu mümkündür; ancak yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilmiş olmak, doktora öğrenimini başarıyla tamamlamak ve adına öğrenim görülen kurumun atama kriterlerini karşılamak koşullarının birlikte sağlanması gerekir. Fıkranın yürürlüğünden önce atanmış olanlara uygulanıp uygulanamayacağı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun oyçokluğuyla verdiği E.2023/16, K.2023/13 sayılı kararında tartışmalı olmuş; karşı görüş kanunların geriye yürümezliği ilkesini gerekçe göstermiştir. Bu hukuki tartışma da dâhil olmak üzere iptal kararı, doğrudan atama sonucu doğurmaz; idarenin yeniden değerlendirme yapması gerekir.

Bilirkişi raporu hükme esas alınmak için hangi koşulları taşımalıdır?

Danıştay 8. Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre bilirkişi raporunun, bilimsel veriler ışığında hazırlanmış, açık, anlaşılır ve mahkemece değerlendirilmesi istenen hususların her birinin ayrı ayrı gerekçelendirildiği ortak bir rapor biçiminde sunulması zorunludur. Bilirkişilerin ayrı ayrı hazırladıkları raporlar ile belirsiz ve netlik taşımayan sonuçlar bildiren raporlar hükme esas alınmaz. Bu durumda mahkeme, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak ortak rapor alınmak suretiyle yeniden karar verilmesi yoluna gitmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu