İdari Para Cezasına İtiraz ve İptal Başvurusu

by Avukat Erdal Ersoy
İdari Para Cezasına İtiraz ve İptal Başvurusu

İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliğ veya tefhiminden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu sürede başvurulmazsa idari yaptırım kararı kesinleşir. Aynı işlem kapsamında aynı kişi hakkında idari yargının görevine giren başka kararlar da varsa, yaptırıma ilişkin hukuka aykırılık iddiaları iptal talebiyle birlikte idari yargı merciinde görülür. Çevre, imar, trafik ve bazı piyasa düzenlemelerinde süre, merci ve tahsilin durup durmayacağı ayrıca değişebilir.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27- (1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir. (2) Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir. (3) Başvuru, bizzat kanunî temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesi, iki nüsha olarak verilir. (4) Başvuru dilekçesinde, idarî yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterilir. Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını engelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir. (5) (Değişik: 6/12/2006-5560/34 md.) İdarî yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde, bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir. (6) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) Soruşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı başvuru da bu itiraz merciinde incelenir. (7) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) Kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararına karşı kanun yoluna gidildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir. (8) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülür. Başvurunun incelenmesi
Danıştay 6. Daire, E. 2019/16046, K. 2022/3400Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/16046 E.  ,  2022/3400 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2019/16046 Karar No : 2022/3400 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) … İnşaat Madencilik Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. VEKİLLERİ : Av. … , Av. … 2- (DAVALI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF : 1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı 2- … İnşaat Madencilik Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Trabzon İli, Ortahisar İlçesi, … Mahallesinden geçmekte olan … Deresi'nin yatağına ve kenarına davacı şirket tarafından izinsiz hafriyat toprağı dökülerek 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin 13, 23 ve 24. maddesi hükümlerinin ihlal edildiğinden bahisle, 2872 sayılı Kanun'un 20. maddesinin birinci fıkasının (r) bendi ile aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca davacı şirkete 152.925,00-TL para cezası verilmesine ilişkin Trabzon Büyükşehir Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararı ile söz konusu encümen kararı ile verilen 152.925,00-TL para cezası ile başka mevzuat hükümleri uyarınca verilen 227,00-TL ve 228,00-TL'lik para cezalarının tahsili amacıyla düzenlenen … tarihli ve … cilt ve … sıra numaralı ödeme emrinin 152.925,00-TL'lik kısmının iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:…, sayılı kararda; dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında; Trabzon Büyükşehir Belediye Encümeninin dava konusu … tarih ve … sayılı kararı ile verilen 152.925,00-TL'lik para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ceza ihbarnamesinin davacı şirkete 04/10/2017 tarihinde tebliğ edildiği, anılan ihbarnamenin tebliğ edilmesi üzerine, davacı şirket tarafından 24/10/2017 tarihinde davalı idareye başvuru yapılarak dava konusu encümen kararına itiraz edildiği, bu itirazın Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedildiği ve bu işlemin 30/11/2017 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği, dolayısıyla 30/11/2017 tarihini izleyen günden itibaren en geç 30 gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra, 25/01/2018 tarihinde açılan davanın encümen kararına ilişkin kısmının süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmek suretiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun Trabzon Büyükşehir Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararına ilişkin kısmının, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında belirtilen gerekçe ile reddedilmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın istinafa konu karar ile reddedildiği, anılan karara karşı bu dosyada istinaf kanun yoluna başvurulduğu, istinaf incelemesi sonucu verilen bu kararın Danıştay'da temyiz incelemesine tabi bir karar olduğu dikkate alındığında, ödeme emrinin düzenlendiği 10/01/2018 tarihi itibarıyla ortada kesinleşmiş bir amme alacağının bulunmadığı anlaşıldığından, kesinleşmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun ödeme emrine ilişkin kısmının kabul edilerek, kararın bu kısmının kaldırılmasına ve … tarih ve … cilt ve … sıra numaralı ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 1- Davacı tarafından; dava konusu encümen kararı yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2- Davalı idare tarafından; 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idari yaptırım kararlarına karşı dava açılmasının, cezanın tahsilini durdurmayacağı, 2872 sayılı Kanun kapsamında denetleme yetkisi devredilmiş il özel idareleri veya çevre denetim birimini kuran belediyelerce çevre para cezası verilmesi durumunda, söz konusu para cezalarının anılan idarelere gelir olarak kaydedileceği, bu bağlamda genel bütçeye gelir kaydedilmeyen dava konusu para cezasının tahsili için de kesinleşme şartının aranmayacağı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrasının (r) bendi ile aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca para cezası verilmesine ilişkin dava konusu encümen kararına karşı, anılan Kanun uyarınca 30 günlük özel dava açma süresi öngörülmüş ise de, dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması için idari başvuru imkanı veren 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinde özel dava açma süresi öngörülen hallerde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinin uygulanmayacağına yönelik herhangi bir kısıtlayıcı hüküm bulunmadığı; aynı şekilde 2872 sayılı Çevre Kanunu'nda da bu nitelikte bir hükme yer verilmediği dikkate alındığında; davacının, dava konusu işlemin geri alınması talebiyle yaptığı başvurunun, dava açma süresini durdurduğu ve bu talebin reddine ilişkin işlemin tebliğ tarihinden itibaren kalan dava açma süresi içinde dava açılabileceği düşünülmektedir. Dolayısıyla, dava konusu encümen kararının geri alınması talebiyle 24/10/2017 tarihinde yapılan başvurunun dava açma süresini durdurucu etkisinin bulunduğu, söz konusu başvurunun, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedildiği ve anılan işlemin 30/11/2017 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği ve davalı idare tarafından Anayasa'nın 40. maddesi hükmü uyarınca davacıya işlemin iptali istemiyle açılacak davaya ilişkin kanun yolları, mercileri ve sürelerinin bildirilmediği hususu dikkate alındığında, 30/11/2017 tarihini izleyen 60 günlük genel dava açma süresi içerisinde ve en geç 29/01/2018 tarihine kadar davanın açılabileceği; bu bağlamda 25/01/2018 tarihinde İdare Mahkemesi kaydına giren dilekçe ile açılan işbu davanın encümen kararına ilişkin kısmının esasının incelenmesi gerektiği; dava konusu ödeme emri hakkında ise, dayanak encümen kararı hakkında verilecek karara göre bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Trabzon İli, Ortahisar İlçesi, … Mahallesinden geçmekte olan … Deresi'nin yatağına ve kenarına davacı şirket tarafından izinsiz hafriyat toğrağı dökülerek 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin 13, 23 ve 24. maddesi hükümlerinin ihlal edildiğinden bahisle, 2872 sayılı Kanun'un 20. maddesinin birinci fıkasının (r) bendi ile aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca davacı şirkete 152.925,00-TL para cezası verilmesine ilişkin Trabzon Büyükşehir Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararı tesis edilmiş; söz konusu encümen kararı ile verilen 152.925,00-TL para cezası ile başka mevzuat hükümleri uyarınca verilen 227,00-TL ve 228,00-TL'lik para cezalarının tahsili amacıyla … tarihli ve … cilt ve … sıra numaralı ödeme emri düzenlenmiştir. Bunun üzerine, davacı tarafından, Trabzon Büyükşehir Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararının ve … tarihli ve … cilt ve … sıra numaralı ödeme emrinin 152.925,00-TL'lik kısmının iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının encümen kararına ilişkin kısmı hakkında; İLGİLİ MEVZUAT Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında, devletin işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmış; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, 40. maddedeki düzenlemeyle uyumlu olarak idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı düzenlemesine yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde; dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, bu sürelerin, idari uyuşmazlıklarda, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 11. maddesinde ise, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hükme bağlanmıştır. 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 25. maddesinin 2. fıkrasında ise, "İdari yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir…" hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda belirtilen Anayasa ve 2577 sayılı Kanun hükümleri karşısında; özel kanunlarında aksine bir hüküm bulunmadıkça, idari işlemlerde dava açma süresinin başlamasında yazılı bildirimin esas olduğu, dava açma süresi hesabında ilan tarihinin ancak "ilanı gereken" düzenleyici nitelikteki işlemler açısından dikkate alınacağı, bireysel nitelikteki işlemlere karşı ilgililerin bu işlemlerin kendilerine yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren dava açabilecekleri kuşkusuzdur. İdari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı kuralı, idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılır bir biçimde duyurulması ve bu işlemlere karşı dava yoluna başvurmalarına olanak sağlama amacını taşımaktadır. İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel kanunlarda genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde ise, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe, özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasanın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesinde belirtilen 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda açıkça belirtilen genel dava açma süresine tabi olan idari işlemler hakkında idari dava açılmadan önce, Yasa'nın 11. maddesi uyarınca idareye başvurma olanağı bulunmakta ise de; özel yasalarında öngörülen dava açma süresine yönelik olarak yasasında yer almayan bir düzenlemenin yorum yoluyla uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. Uyuşmazlıkta; Trabzon İli, Ortahisar İlçesi, … Mahallesinden geçmekte olan … Deresi'nin yatağına ve kenarına davacı şirket tarafından izinsiz hafriyat toğrağı dökülerek 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin 13, 23 ve 24. maddesi hükümlerinin ihlal edildiğinden bahisle, 2872 sayılı Kanun'un 20. maddesinin birinci fıkasının (r) bendi ile aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca davacı şirkete 152.925,00-TL para cezası verilmesine ilişkin Trabzon Büyükşehir Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararının, davacıya tebliğ edildiğine dair bilgi ve belgenin dosyada bulunmadığı; anılan para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen … tarihli, … numaralı ceza ihbarnamesinin, 04/10/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği; buna karşın anılan ihbarnamede dava konusu encümen kararının içeriğine yönelik herhangi bir bilgi yer almadığı görülmekte ise de; davacı şirket tarafından, 24/10/2017 tarihinde davalı idare kayıtlarına giren dilekçe ile dava konusu encümen kararının geri alınması talebi ile başvuru yapıldığı ve bu başvurunun Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedildiği ve anılan işlemin 30/11/2017 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği; dolayısıyla davacının dava konusu encümen kararından 24/10/2017 tarihi itibarı ile haberdar olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda; dava konusu encümen kararının 2872 sayılı Kanun'un 20. maddesinin birinci fıkasının (r) bendi ile aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca tesis edildiği, aynı Kanun'un 25. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, anılan Kanun uyarınca tesis edilen idari yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabileceğine yönelik özel düzenleme bulunduğu ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/10/2008 günlü, E:2005/1558 K:2008/1803 sayılı kararında belirtildiği üzere, genel dava açma süresine tabi olan idari işlemler hakkında idari dava açılmadan önce İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca idareye başvurma olanağı bulunmakta ise de, özel yasalarında öngörülen dava açma süresine yönelik olarak yasasında yer almayan bir düzenlemenin yorum yoluyla uygulanmasına olanak bulunmadığı; dolayısıyla dava konusu işlemin geri alınması talebi ile davacı tarafından yapılan 24/10/2017 tarihli başvurunun, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında değerlendirilmesine ve bu bağlamda dava açma süresine durdurmasına olanak bulunmadığı değerlendirilmekte olup; dava konusu encümen kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya ibraz edilmediği, bu bağlamda Anayasa'nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun davacıya bildirilmediği hususu dikkate alındığında; dava konusu işlemin iptali istemiyle, işlemin öğrenildiği kabul edilen 24/10/2017 tarihinden itibaren 60 günlük genel dava açma süresi içerisinde ve en geç 25/12/2017 Pazartesi gününde dava açılması gerekirken; bu süre geçtikten sonra 25/01/2018 tarihinde açılan işbu davanın Trabzon Büyükşehir Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararına ilişkin kısmında süre aşımı bulunduğundan; davanın encümen kararına ilişkin kısmının süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında, sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının ödeme emrine ilişkin kısmına gelince; İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 54. maddesinde; ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının, tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı; aynı Kanun'un 55. maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları hususunda bir ödeme emri tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde dava açabileceği öngörülmüştür. 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun "İdarî yaptırımların uygulanması, tahsil usûlü ve itiraz" başlıklı 25. maddesinin ikinci fıkrasında; "İdarî yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Dava açmış olmak idarece verilen cezanın tahsilini durdurmaz." hükmüne; üçüncü fıkrasında ise, "İdarî para cezalarının tahsil usûlü hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrasında, idari yaptırım kararlarına karşı dava açılmış olmasının cezanın tahsilini durdurmayacağı açık bir şekilde belirtilmiş olup; bu düzenleme uyarınca, idari yaptırıma konu cezanın, ilgilisine tebliğinden itibaren mevzuatta öngörülen vadede ödenmemesi durumunda, cezanın iptali istemiyle dava açılması halinde de borcun kesinleşmesi beklenilmeksizin 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca cezanın takip ve tahsili yoluna gidilebilecektir. Çevre para cezalarının tahsili konusunda getirilen istisnai nitelikteki bu düzenleme dışında, 2872 sayılı Kanun'un 25. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, idari para cezalarının tahsili usulü hakkında Kabahatler Kanunu'nun uygulanacağına ilişkin hükmün ise, Çevre Kanunu'nun 25. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, ilgili tahsil dairesinin, vadesinde ödenmeyen idari para cezasına karşı açılan davaların kesinleşmesinin beklenmeyeceği yolundaki özel düzenleme dışındaki 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nda öngörülen diğer usul ve esaslar dahilinde borcun tahsili işlemlerinin yürütülmesine ilişkin olduğu sonucuna varılmaktadır. Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2019 tarihli, E:2018/3454, K:2019/1304 sayılı ve 22/11/2018 tarihli, E:2017/2095, K:2018/5167 sayılı kararları da bu yönde olup; istikrar kazanan söz konusu kararlar da dikkate alındığında, 2872 sayılı Çevre Kanunu'ndan kaynaklı idari para cezalarının tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenebilmesi için para cezasının kesinleşme şartının bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda; dava konusu ödeme emrinin dayanağı para cezası verilmesine ilişkin encümen kararına ilişkin davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının, işbu temyiz kararında belirtilen gerekçe ile kesin olarak onandığı; dolayısıyla … tarihli ve … cilt ve … sıra numaralı ödeme emrinin iptali talep edilen 152.925,00-TL'lik kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ödeme emrinin iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, davalının temyiz isteminin ise kabulüne; 2. Davanın reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun encümen kararına ilişkin kısmının kararda belirtilen gerekçe ile reddi; ödeme emrine ilişkin kısmının ise kabulü ile, dava konusu ödeme emrinin iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının encümen kararına ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, ödeme emrine ilişkin kısmının ise BOZULMASINA, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/03/2022 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X) : Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında, devletin işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmış; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, 40. maddedeki düzenlemeyle uyumlu olarak idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı düzenlemesine yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; 11. maddesinde ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı kuralı yer almış; 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrasında, idarî yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır. Yukarıda aktarılan Kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; 2872 sayılı Kanun'da özel dava açma süresi düzenlenmiş ise de; özel kanunlarında ayrı dava açma süresi gösterilen durumlarda idari itiraz yoluna gidilmesini engelleyici bir hüküm bulunmadığı, nitekim dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması için idari başvuru imkanı veren 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesinde de, özel dava açma süresi öngörülen hallerde bu maddenin uygulanmayacağına yönelik herhangi bir kısıtlayıcı hüküm bulunmadığı gibi, Kanun maddesinin lafzından da böyle bir sonuca ulaşmaya imkan olmadığı; kaldı ki varılacak böyle bir sonucun, kanunda açıkça yer verilmeyen bir kısıtlama ihdas edilmek suretiyle dava hakkının ve hak arama özgürlüğünün zedelenmesine yol açabileceği sonucuna varılmaktadır. Yukarıda belirtilen Anayasa ve 2577 sayılı Kanun hükümleri karşısında; özel kanunlarında aksine bir hüküm bulunmadıkça, idari işlemlerde dava açma süresinin başlamasında yazılı bildirimin esas olduğu, dava açma süresi hesabında ilan tarihinin ancak "ilanı gereken" düzenleyici nitelikteki işlemler açısından dikkate alınacağı, bireysel nitelikteki işlemlere karşı ilgililerin bu işlemlerin kendilerine yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren dava açabilecekleri kuşkusuzdur. İdari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı kuralı, idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılır bir biçimde duyurulması ve bu işlemlere karşı dava yoluna başvurmalarına olanak sağlama amacını taşımaktadır. İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel kanunlarda genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde ise, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe, özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasanın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesinde belirtilen 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; Trabzon İli, Ortahisar İlçesi, … Mahallesinden geçmekte olan … Deresi'nin yatağına ve kenarına davacı şirket tarafından izinsiz hafriyat toğrağı dökülerek 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin 13, 23 ve 24. maddesi hükümlerinin ihlal edildiğinden bahisle, 2872 sayılı Kanun'un 20. maddesinin birinci fıkasının (r) bendi ile aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca davacı şirkete 152.925,00-TL para cezası verilmesine ilişkin Trabzon Büyükşehir Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararının, davacıya tebliğ edildiğine dair bilgi ve belgenin dosyada bulunmadığı, anılan para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen … tarihli, … numaralı ceza ihbarnamesinin 04/10/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, buna karşın anılan ihbarnamede dava konusu encümen kararının içeriğine yönelik herhangi bir bilgi yer almadığı görülmekte ise de; davacı şirket tarafından, 24/10/2017 tarihinde davalı idare kayıtlarına giren dilekçe ile dava konusu encümen kararının geri alınması talebi ile başvuru yapıldığı, bu başvurunun Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedildiği ve anılan işlemin 30/11/2017 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği; dolayısıyla davacının dava konusu encümen kararından 24/10/2017 tarihi itibarı ile haberdar olduğu sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlıkta, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca dava konusu encümen kararının geri alınması talebiyle 24/10/2017 tarihinde yapılan başvurunun, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedildiği ve anılan işlemin 30/11/2017 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği; bu nedenle dava açma süresinin 30/11/2017 tarihinden itibaren başladığının kabul edilmesi gerektiği; öte yandan, dava konusu encümen kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya ibraz edilmediği, bu bağlamda Anayasa'nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun davacıya bildirilmediği hususu dikkate alındığında; dava konusu işlemin iptali istemiyle, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca davacı tarafından yapılan 24/10/2017 tarihli başvurunun reddine ilişkin Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin davacı şirkete tebliğ edildiği 30/11/2017 tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük genel dava açma süresi içerisinde ve en geç 29/01/2018 tarihine kadar dava açılabileceği, dolayısıyla 25/01/2018 tarihinde açılan işbu davanın encümen kararına ilişkin kısmının süresinde olduğu anlaşılmakta olup; encümen kararı yönünden işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, anılan kısım yönünden davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmediğinden; temyize konu kararın encümen kararına ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanmasına yönelik Dairemiz kararına katılmıyoruz. Öte yandan; dava konusu ödeme emrine ilişkin kısım hakkında, 2872 sayılı Çevre Kanunu'ndan kaynaklı idari para cezalarının tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenebilmesi için para cezasının kesinleşme şartının bulunmadığına ilişkin Dairemiz çoğunluk kararında belirtilen görüşe iştirak etmekle birlikte; dava konusu ödeme emrinin dayanağı encümen kararının esasının incelenmesi sonucu verilecek karara göre, ödeme emri hakkında karar verilmesi gerekeceğinden, Dairemiz kararının ödeme emrinin bozulmasına ilişkin kısmına ise, gerekçe yönünden katılmıyoruz.
5307 sayılı SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI (LPG) PİYASASI KANUNU VE ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN m. 16Kaynağı aç
Madde 16- (Değişik:14/2/2019-7164/35 md.) Bu Kanuna veya ilgili mevzuata aykırı faaliyet gösterilmesi hâlinde sorumluları hakkında Kurulca aşağıdaki idari para cezaları uygulanır: a) Aşağıdaki hallerde otogaz bayilik faaliyetinde bulunanlar hariç olmak üzere sorumlulara, beşyüzbin Türk Lirasından az olmamak ve onmilyon Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu LPG piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde ondördü oranında idari para cezası uygulanır: 1) Lisansa tabi faaliyetlerin lisans alınmaksızın yapılması. 2) 4 üncü maddenin son fıkrasının ihlali. b) Aşağıdaki hallerde sorumlulara ikiyüzellibin Türk Lirasından az olmamak ve ikimilyonyediyüzellibin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu LPG piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onikisi oranında idari para cezası uygulanır: 1) Dördüncü fıkrasının (ç), (h) ve (ı) bentleri ile son fıkrası hariç 4 üncü madde hükümlerinin ihlali. 2) Otogaz bayilik faaliyetinde bulunanlar hariç olmak üzere sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterilmesi. 3) Dokuzuncu fıkrasının (c) bendinin (4), (5) ve (6) numaralı alt bentleri hariç 5 inci ve 6 ncı maddenin ihlali. 4) 10 uncu madde gereği Kurum tarafından yapılan uygulamaların dolaylı veya dolaysız olarak engellenmesi veya engellemeye teşebbüs edilmesi. c) Aşağıdaki hallerde sorumlulara yüzbin Türk Lirasından az olmamak ve beşyüzbin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu LPG piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onbiri oranında idari para cezası uygulanır: 1) Lisans alınmaksızın bayilik faaliyetinin yapılması. 2) Otogaz bayilik lisansı sahiplerince lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterilmesi. 3) İkinci fıkrasının (4) numaralı bendi hariç 7 nci maddenin ihlali. 4) Otogaz bayilik lisansı sahiplerince 10 uncu maddenin ihlali. 5) 13 üncü, 14 üncü ve 15 inci madde hükümlerinin ihlali. 6) Dördüncü fıkrasının (ç), (h) ve (ı) bentleri ile son fıkrası hariç 4 üncü madde hükümlerinin otogaz bayilik lisansı sahiplerince ihlali. ç) 7 nci maddenin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendinin ihlali hâlinde otogaz bayilik lisansı sahiplerine yüzbin Türk Lirasından az olmamak ve beşyüzbin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu LPG piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onu oranında idari para cezası uygulanır. d) 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 16 ncı maddesi uyarınca ulusal petrol stoğu tutma yükümlülüğü bulunan lisans sahiplerine, tespit tarihinde eksik tutulan her bir ton ürün için ikiyüzelli Türk Lirası idari para cezası verilir. Eksik tutulan stok miktarının hesabında ton küsuratı dikkate alınmaz. Bu bent kapsamında uygulanan idari para cezası, ulusal petrol stoğunun tamamlayıcı kısmının finansmanı için kullanılır. Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanunun getirdiği yükümlülüklere, ikincil mevzuat veya lisans hükümlerine, Kurul kararlarına uymayanlara Kurumca onbin Türk Lirasından az olmamak ve ellibin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu LPG piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde sekizi oranında idari para cezası uygulanır. Ancak, 5 inci maddenin dokuzuncu fıkrasının (c) bendinin (4), (5) ve (6) numaralı alt bentlerinin ihlali veya LPG tesislerinin ve tüplerinin teknik düzenlemelere aykırılığının tespiti hâlinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz. 5 inci maddenin dokuzuncu fıkrasının (c) bendinin (4), (5) ve (6) numaralı alt bentlerinin ihlali veya LPG tesislerinin ve tüplerinin teknik düzenlemelere aykırılığının tespiti hâlinde konu ile ilgili diğer kanun hükümleri yetkili idareler tarafından uygulanır. Lisansa tabi olmayan faaliyetleri yürüten ve bu Kanunun getirdiği yükümlülüklere, ikincil mevzuata, Kurul kararlarına uymayanlar hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Söz konusu kişiler hakkında diğer mevzuat hükümleri kapsamında yetkili idareler tarafından gerekli yaptırımlar uygulanır. Ceza uygulanan bir fiilin iki yıl geçmeden aynı kişi tarafından tekrar işlenmesi hâlinde idari para cezaları iki kat olarak uygulanır. Bu Kanunun 17 nci maddesi ve bu madde hükümlerine göre yürütülen idari işlemler, lisans sahibinin Kuruma bildirdiği elektronik tebligat adresine tebliğ edilir. Kuruma bildirilen elektronik tebligat adresine tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde Kuruma bildirilen adrese yapılan bildirim tebligat yerine geçer. Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezaları tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Süresinde ödenmeyen idari para cezaları, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gereğince tahsil edilmek üzere ilgili vergi dairesine gönderilir. Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması, ilgili vergi dairesine idari para cezasına ilişkin banka teminat mektubu verilmesi durumu hariç tahsil işlemlerini durdurmaz. Teminat mektubunun miktarı, türü, hangi şartlarda paraya çevrileceği ve diğer hususlar Kurumca yapılacak düzenlemeler ile belirlenir. Kurul, bu maddede belirtilen fiillerin icra edildiği tesiste bir önceki yılda lisansa konu LPG piyasası faaliyetinden elde edilen net satış hasılatının olmaması veya tespitinin yapılamaması hâlinde, tespit edeceği LPG ikmali veya satışı ve benzeri delillerden hareketle fiile ilişkin olarak bu maddenin ilgili fıkralarında belirlenmiş olan oranlar ve asgari azami had dâhilinde, hiçbir tespit yapılamaması hâlinde ise mevzuata aykırı fiili icra edenin LPG piyasası faaliyetinin emsali olabilecek LPG piyasası faaliyetinden elde edilen net satış hasılatını esas almak suretiyle fiile ilişkin olarak bu maddenin ilgili yerlerinde belirlenmiş olan oranlar ve asgari azami had dâhilinde ceza tayininde bulunur. İdari Yaptırımlar

İdari para cezasının niteliği ve kanuniliği

İdari para cezası, idari düzene aykırılık nedeniyle yargı yoluna başvurulmaksızın doğrudan idari mercilerce verilen ve bir miktar paranın zorla alınmasını içeren yaptırımdır. İdarenin bu cezaya hükmedebilmesi, kanunda açıkça izin verilmesine ve yaptırımı uygulama yetkisinin idareye tanınmasına bağlıdır. İdare, kanunda düzenlenmemiş bir hâl için kabahat veya ceza belirleyemez.

Kanunda suç olarak tanımlanan fiil karşılığındaki para cezası adli para cezası, kabahat olarak tanımlanan fiil karşılığındaki para cezası ise idari para cezasıdır. İdari para cezasının hapis cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Ödenmemesi de hapis sonucuna bağlanmaz; ödenmeyen tutar için icra takibiyle tahsil mümkündür. İdari para cezası adli sicile işlemez; adli sicilde mahkeme kararıyla kesinleşen suçlar yer alır.

Kabahatler Kanunu’na göre idari para cezası maktu veya nispi olabilir. Kanunda alt ve üst sınır belirlenerek de sınırlandırılabilir. Bu cezalar öncelikle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nda, ayrıca özel kanunlarda düzenlenir. Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idarenin her türlü işlem ve eylemi yargı denetimine tabidir; bu güvence idari para cezaları bakımından da geçerlidir.

Anayasa’nın 38. maddesine göre kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden cezalandırılamaz ve o zaman kanunda öngörülen cezadan daha ağır cezaya çarptırılamaz. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Ceza sorumluluğu şahsidir. İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz; Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisna getirilebilir.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 38Kaynağı aç
Madde 38 – Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkumiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz. Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez. Ceza sorumluluğu şahsidir. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md; Mülga fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) (Değişik onuncu fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez. İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir. (Değişik son fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez. XIV. İspat hakkı

Kabahatler Kanunu’ndaki on beş günlük başvuru

5326 sayılı Kanun’un 27. maddesinin birinci fıkrasına göre idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, tebliğ veya tefhimden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Süresinde başvurulmazsa karar kesinleşir. Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, Kanun’un genel hükümlerinin idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağını öngörür. Bazı kanunlar itiraz merciini ayrıca düzenleyebilir.

Danıştay Danıştay 10. Daire Başkanlığı, E. 2012/1133, K. 2015/5568Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2012/1133 E.  ,  2015/5568 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2012/1133 Karar No : 2015/5568 Temyiz Eden (Davalı) : Karşı Taraf (Davacı) : İstemin_Özeti : … 2. İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen … tarih ve … sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı Kanun'un 49.maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir. Savunmanın Özeti :Savunma verilmemiştir. Düşüncesi :Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının sonucu itibariyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava; davacı hakkında, 5607 sayılı Kanuna muhalefet ettiğinden bahisle, … Cumhuriyet Başsavcılığı Kabahatler Bürosunun 17/2/2009 tarih ve 2009/1010 sayılı kararı uyarınca verilen idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen 5.834.306,94.-TL tutarlı, 16/10/2009 tarih ve 01 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır. … 2. İdare Mahkemesince, dava konusu ödeme emrinin dayanağını oluşturan idari yaptırım kararına karşı açılan davada … 9. Sulh Ceza Mahkemesinin … tarih ve D.İş No…., D.İş Karar No…. sayılı kararı ile idari yaptırım kararının iptaline karar verildiği anlaşıldığından, idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek İdare Mahkemesi kararının 2577 sayılı Kanun'un 49.maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir. 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun'un 37. maddesinde, âmme alacaklarının hususî kanunlarında belli edilen zamanlarda ödeneceği; 55. maddesinde, âmme alacağını vadesinde ödemeyenlere yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hükme bağlanmıştır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, bu Kanun'un genel hükümlerinin, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; 17. maddesinin değişik üçüncü fıkrasında, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idarî para cezalarının genel bütçeye gelir kaydedileceği; dördüncü fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği; 27. maddesinin birinci fıkrasında, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması hâlinde idarî yaptırım kararının kesinleşeceği hükümlerine yer verilmiştir. İdarî para cezasına ilişkin genel kurallar Kabahatler Kanunu'nun çeşitli başlıklar altındaki bir çok maddesinde düzenlendiği hâlde, bunların ödeme emri ile ne zaman isteneceğini gösteren müstakil bir madde bulunmamaktadır. Kanun'un 17. maddesinin dördüncü fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği şeklinde dolaylı bir ifadeye yer verilmiş ise de, maddenin genel ifadesinden burada asıl anlatılmak istenilenin, cezanın hangi idare tarafından ve hangi hükümlere göre tahsil edileceğini göstermek olduğu anlaşılmaktadır. Kanun'un 27. maddesinde, idarî yaptırım kararının, onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmaması hâlinde kesinleşeceği öngörüldüğünden, 17. maddesinde geçen "kesinleşen karar" ibaresinden, cezanın dava açılması hâlinde davanın sonunda kesinleşeceği sonucuna varılmakta ve dolayısıyla ancak bundan sonra ödeme emri ile istenebilmektedir. 12/5/2007 tarih ve 26520 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 442 seri nolu Tahsilat Genel Tebliği'nin III. bölümünün "İdari Para Cezalarının Kesinleşmesi" başlıklı (C) bendinde ve IV. bölümünde yer alan hükümlerden de aynı yönde düzenleme getirildiği görülmektedir. Olayda ise, 5.834.306,94.-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … Cumhuriyet Başsavcılığı Kabahatler Bürosu kararına karşı 11/3/2009 tarihinde … 9. Sulh Ceza Mahkemesinin Değ. İş … sayısına kayden dava açıldığından ve ödeme emrinin düzenlendiği 16/10/2009 tarihi itibariyle henüz bir karar verilmediğinden, bu aşamada kesinleştiğinden söz etme olanağı bulunmayan para cezasının tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık; Mahkemece, dava konusu ödeme emrinin dayanağını oluşturan idari yaptırım kararına karşı açılan davada, … 9. Sulh Ceza Mahkemesinin … tarih ve D.İş No…, D.İş Karar No… sayılı kararı ile, idari yaptırım kararının iptaline karar verildiğinden, idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle verilen iptal kararında ise sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz isteminin reddi ile … 2. İdare Mahkemesinin … tarih ve … sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile sonucu itibariyle ONANMASINA 7/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

On beş günlük süre mücbir sebep nedeniyle geçirilmişse, sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvurulabilir. Bu başvuru kararın kesinleşmesini engellemez; ancak mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir.

Başvuru, bizzat kanuni temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek iki nüsha dilekçeyle yapılır. Dilekçede idari yaptırım kararına ilişkin bilgiler ve karara karşı ileri sürülen deliller açıkça gösterilir. Süresinde başvuruyu engelleyen mücbir sebep varsa dayanaklarıyla belirtilir. İdari yaptırım kararını mahkeme vermişse bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir.

Soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idari yaptırım kararı verilmiş ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmişse, yaptırım kararına karşı başvuru da bu itiraz merciinde incelenir. Kovuşturma konusu fiil kabahat sayılmış ve fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararına kanun yoluna gidilmişse, yaptırıma itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir.

Aynı işlemde idari yargıya giren kararlar

5326 sayılı Kanun’un 27. maddesinin sekizinci fıkrasına göre, idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararlar da verilmişse, idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görülür.

İdari para cezasının yanında başka bir yaptırım varsa itiraz merciinin idare mahkemesi olduğu, işyeri kapatma örneğinde hem para cezası hem kapatma için iptal davası açılması gerektiği de belirtilmektedir. Para cezasıyla birlikte dükkân kapatma veya ruhsat iptali gibi idari işlem bulunması ya da imar para cezası örneğinde idare mahkemesi ve altmış gün gösterilmektedir. Trafik idari para cezasıyla birlikte aracın trafikten menine karar verilmişse, hem para cezası hem men kararı için kararı veren polis amirliğinin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi ve tebliğden itibaren altmış gün söz konusudur.

Çevre, imar ve trafik cezalarında ayrı usul

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 25. maddesinin ikinci fıkrasına göre idari yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Dava açılmış olması, idarece verilen cezanın tahsilini durdurmaz. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre idari para cezalarının tahsil usulü hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır. Çevre Kanunu’nun 20. maddesindeki esaslara aykırı fiiller nedeniyle de idari para cezası verilebilir.

3194 sayılı İmar Kanunu kapsamındaki idari para cezalarına, idari yaptırım tutanağının tebliğinden itibaren en geç altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Kanun’un 42. maddesinde belirtilen fiiller bu cezalar arasında sayılır.

Yalnız trafik para cezasına itiraz yeri sulh ceza hâkimliği, süre on beş gündür. Yüz yüze yazılan cezada süre cezanın yazıldığı tarihten, plakaya veya gıyapta yazılan cezada tebliğ tarihinden başlar. Karayolları Trafik Kanunu’nda belirtilen açık aykırılıklar da idari para cezasına konu olabilir.

Cezanın muhatabına gönderilen tebligatta itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi gerekir. Usulsüz tebligat itiraz süresini başlatmaz. Özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu husus idari işlemde açıklanmamışsa, Danıştay 6. Daire E. 2019/16046, K. 2022/3400 sayılı kararın çoğunluğu, özel sürenin değil 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanacağını kabul etmiştir. Bu kabul, özel sürenin bildirilmemesi şartına bağlıdır ve kararda karşı oy vardır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

Özel kanununda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde dava açma süresi Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gündür. İdari uyuşmazlıklarda bu süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Adresi belli olmayana özel kanuna göre ilan yapılmışsa, özel kanunda aksi hüküm yoksa süre son ilan tarihini izleyen günden itibaren on beş gün sonra işlemeye başlar.

Kesinleşme, ödeme ve tahsilin durması

Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinin dördüncü fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilecek idari para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderilir. Danıştay 10. Daire E. 2012/1133, K. 2015/5568 sayılı kararında, 27. maddedeki on beş günlük başvuru düzenlemesinden hareketle 17. maddedeki kesinleşen karar ibaresi, dava açılması hâlinde cezanın davanın sonunda kesinleşeceği ve ancak bundan sonra ödeme emriyle istenebileceği şeklinde yorumlanmıştır.

Bu yorum her tahsil rejimine taşınamaz. Çevre Kanunu’nun 25. maddesinin ikinci fıkrasında dava açılması tahsili durdurmaz. Danıştay 6. Daire E. 2019/16046, K. 2022/3400 sayılı kararın çoğunluğu, çevre idari para cezasında borcun kesinleşmesi beklenmeden 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsil yapılabileceğini ve ödeme emri için kesinleşme şartı bulunmadığını kabul etmiştir. Karar oyçokluğuyladır. Karşı oy, kesinleşme şartının aranmamasına katılmış; ödeme emrinin dayanak encümen kararının esas incelemesi sonucuna göre değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

5307 sayılı Kanun’un 16. maddesinde bu Kanun kapsamındaki idari para cezaları tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Süresinde ödenmeyenler 6183 sayılı Kanun uyarınca tahsil için ilgili vergi dairesine gönderilir. Bu kapsamdaki cezaya karşı yargı yoluna başvurulması, ilgili vergi dairesine banka teminat mektubu verilmesi hariç tahsil işlemlerini durdurmaz. Teminat mektubunun miktarı, türü, hangi şartlarda paraya çevrileceği ve diğer hususlar Kurum düzenlemeleriyle belirlenir.

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesinde bu Kanun kapsamında verilen idari para cezaları tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Süresinde ödenmeyenler 6183 sayılı Kanun uyarınca tahsil için ilgili vergi dairesine gönderilir. Bu kapsamdaki cezaya karşı yargı yoluna başvurulması, banka teminat mektubu verilmesi hâli hariç tahsil işlemlerini durdurmaz. Danıştay 13. Daire E. 2021/851, K. 2024/4195 sayılı kararında tahsil işlemlerinin başladığı tarihte yürürlükte bulunan 19. maddenin beşinci fıkrası, E. 2020/3163, K. 2024/2059 sayılı kararında ise işlem tarihinde yürürlükte bulunan aynı fıkra esas alınmıştır. Her iki kararda davalının temyiz istemi kabul edilmiş, ödeme emrinin iptaline ilişkin ilk derece kararına yönelik istinafın reddi 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca bozulmuş ve dosya bölge idare mahkemesine gönderilmiştir. Sonuç, bu petrol piyasası işlemleriyle sınırlıdır.

5015 sayılı PETROL PİYASASI KANUNU m. 19Kaynağı aç
Madde 19- (Değişik:14/2/2019-7164/32 md.) Bu Kanuna veya ilgili mevzuata aykırı faaliyet gösterilmesi hâlinde sorumluları hakkında Kurulca aşağıdaki idari para cezaları uygulanır: a) Aşağıdaki hallerde iki milyon Türk Lirasından az olmamak ve on milyon Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetinden elde edilen net satış hasılatının binde ondördü oranında idari para cezası uygulanır: 1) Rafinerici, dağıtıcı, taşıma, ihrakiye, işleme, depolama, iletim, madeni yağ üretimi ve serbest kullanıcı lisansı kapsamına giren faaliyetlerin lisans almaksızın yapılması. 2) 18 inci maddenin ihlali. 3) 4 üncü maddenin dördüncü fıkrasının (l) bendinin ihlali. 4) 8 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinin ihlali. b) Bayilik lisansı sahipleri yönünden (a) bendinde yer alan cezaların yarısı uygulanır. c) Ulusal marker ekleme işlemlerine nezaret etmek üzere yetki verilen bağımsız gözetim firmalarına, yükümlülüklerini yerine getirmemeleri hâlinde ulusal markere ilişkin olarak lisans sahibine (a) bendi uyarınca uygulanan cezanın dörtte biri uygulanır. ç) Aşağıdaki hallerde bayilik faaliyetinde bulunanlar hariç olmak üzere sorumlulara, bir milyon iki yüz elli bin Türk Lirasından az olmamak ve altı milyon iki yüz elli bin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onikisi oranında idari para cezası uygulanır: 1) 9 uncu maddede yer alan kısıtlamalara uyulmaması (yedinci fıkra hariç). 2) 5 inci, 6 ncı ve 7 nci maddelerin ihlali. 3) Kurumca, 10 uncu madde gereği yapılan uygulamaların dolaylı veya dolaysız olarak engellenmesi veya engellemeye teşebbüs edilmesi. d) Aşağıdaki hallerde sorumlulara, beş yüz elli bin Türk Lirasından az olmamak ve iki milyon yedi yüz elli bin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onbiri oranında idari para cezası uygulanır: 1) 4 üncü maddenin üçüncü fıkrasının ihlali. 2) Bayilik faaliyetinde bulunanlar hariç olmak üzere 4 üncü maddenin üçüncü fıkrası ile dördüncü fıkrasının (d) ve (l) bendi dışındaki hükümlerinin ihlali. 3) Bayilik faaliyetinde bulunanlar hariç olmak üzere sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterilmesi. 4) 12 nci maddede yer alan hükümler dahilinde iletim ve depolama tesislerine erişimin dolaylı veya dolaysız olarak engellenmesi. 5) 17 nci maddenin ihlali. e) Serbest kullanıcı lisansı sahiplerince (d) bendinde yer alan fiillerin işlenmesi hâlinde, elli bin Türk Lirasından az olmamak ve yüz bin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde beşi oranında idari para cezası uygulanır. f) Aşağıdaki hallerde sorumlulara yüz yirmi beş bin Türk Lirasından az olmamak ve altı yüz yirmi beş bin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onu oranında idari para cezası uygulanır: 1) Lisans almaksızın bayilik faaliyeti yapılması. 2) 9 uncu maddenin yedinci fıkrasının ihlali. 3) 8 inci maddenin ihlali (8 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi hariç). 4) Bayilik lisansı sahiplerince lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterilmesi. 5) 4 üncü maddenin üçüncü fıkrası ile dördüncü fıkrasının (d) ve (l) bendi dışındaki hükümlerinin bayilik lisansı sahiplerince ihlali. 6) Bayilik lisansı sahiplerince 10 uncu maddenin ihlali. g) Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca ulusal petrol stoğu tutma yükümlülüğü bulunan lisans sahiplerine, tespit tarihinde eksik tutulan her bir ton ürün için iki yüz elli Türk Lirası idari para cezası verilir. Eksik tutulan stok miktarının hesabında ton küsuratı dikkate alınmaz. Bu bent kapsamında uygulanan idari para cezası, ulusal petrol stoğunun tamamlayıcı kısmının finansmanı için kullanılır. ğ) Kurum tarafından yapılan düzenlemeler uyarınca biodizel, etanol ve benzeri harmanlama yükümlülüğü bulunan lisans sahiplerine, eksik harmanlanan her bir metreküp ürün için iki yüz elli Türk Lirası idari para cezası uygulanır. h) (Ek:29/4/2021-7318/9 md.)[12] Denetim sistemini usulüne uygun olarak kurmak ve uygulamak üzere yetkilendirilen tüzel kişilere, yükümlülüklerini yerine getirmemeleri hâlinde dağıtıcı lisansı sahibine (ç) bendi uyarınca uygulanan cezanın onda biri uygulanır. ı) Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanunun getirdiği yükümlülüklere, ikincil mevzuat veya lisans hükümlerine, Kurul kararlarına uymayanlara Kurumca yüz on bin Türk Lirasından az olmamak ve beş yüz elli bin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde sekizi oranında idari para cezası uygulanır. Ceza uygulanan bir fiilin iki yıl geçmeden aynı kişi tarafından tekrar işlenmesi hâlinde, idari para cezaları iki kat olarak uygulanır. Bu Kanunun 20 nci maddesi ve bu madde hükümlerine göre yürütülen idari işlemler, lisans sahibinin Kuruma bildirdiği elektronik tebligat adresine tebliğ edilir. Kuruma bildirilen elektronik tebligat adresine tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde Kuruma bildirilen adrese yapılan bildirim tebligat yerine geçer. Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezaları tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Süresinde ödenmeyen idari para cezaları, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gereğince tahsil edilmek üzere ilgili vergi dairesine gönderilir. Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması, ilgili vergi dairesine idari para cezasına ilişkin banka teminat mektubu verilmesi durumu hariç tahsil işlemlerini durdurmaz. Teminat mektubunun miktarı, türü, hangi şartlarda paraya çevrileceği ve diğer hususlar Kurumca yapılacak düzenlemeler ile belirlenir. Kurul, bu maddede belirtilen fiillerin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetinden elde edilen net satış hasılatının olmaması veya tespitinin yapılamaması hâlinde, tespit edeceği akaryakıt ikmali veya satışı ve benzeri delillerden hareketle fiile ilişkin olarak bu maddenin ilgili bentlerinde belirlenmiş olan oranlar ve asgari azami had dâhilinde, hiçbir tespit yapılamaması hâlinde ise mevzuata aykırı fiili icra edenin petrol piyasası faaliyetinin emsali olabilecek petrol piyasası faaliyetinden elde edilen net satış hasılatını esas almak suretiyle fiile ilişkin olarak bu maddenin ilgili bentlerinde belirlenmiş olan oranlar ve asgari azami had dâhilinde ceza tayininde bulunur. İdarî yaptırımlar
Danıştay 13. Daire, E. 2021/851, K. 2024/4195Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/851 E.  ,  2024/4195 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2021/851 Karar No:2024/4195 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü KARŞI TARAF (DAVACI) : … Akaryakıt Taşımacılık Otomotiv İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararıyla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca verilen 1.000.000,00-TL idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirket hakkında yürütülen soruşturma neticesinde akaryakıt istasyonunda tespit edilen hususlar nedeniyle kaçakçılık kapsamında 1.000.000,00-TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, idari para cezasının iptali istemiyle … İdare Mahkemesinde açılan davanın … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile reddedildiği, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf isteminin reddine karar verildiği, temyiz incelemesinin ise halen Danıştay Onüçüncü Dairesinin 2018/3394 sayılı esasına kayıtlı dosyada devam ettiği, söz konusu idari para cezasının tahsili amacıyla daha önce düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, kesinleşmeyen idari para cezasının tahsiline yönelik olduğu gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar verildiği, davanın istinaf aşamasında olduğu, aynı alacağın tahsiline yönelik olarak dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği; Maddi olaya ilişkin olarak davacı şirket yetkilisi hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet nedeniyle yürütülen adli soruşturma neticesinde, … Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … tarih ve Soruşturma No: …, K:… sayılı kararında, ''(…) davacı şirketin işyerinde yapılan arama ve kazı çalışmalarında menşei belli olmayan 13.010 kg motorin ve düzenekle müdahale edilen iki adet yazarkasanın bulunduğu, bulunan motorin hakkında TÜBİTAK MAM'dan alınan 20/12/2013 tarihli raporda; motorinin ulusal marker seviyesinin geçerli olduğu, EPDK tarafından yayınlanan teknik düzenlemelere ve TS EN 590 standartlarında verilen sınır değerlere uygun olduğunun belirtildiği, Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesi kapsamında yapılan soruşturmada ilgili Kanun'un ulusal marker içermeyen kaçak akaryakıt bulunması halinde suç kapsamında olacağı, şüpheliler tarafından işletilen tesiste bulunan akaryakıtın menşei belli olmadığı ancak ulusal marker içerdiği, dolayısıyla tespit edilen akaryakıtın ülkeye yasal yollardan girdiği, şüphelilerin eyleminin suç oluşturmadığı yazar kasalara müdahale edildiği anlaşıldığından gerçekleşen vergi kaybının Maliye tarafından değerlendirilmesi gerektiği(…)'' gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; Davaya konu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezası kaçakçılık kapsamında tahakkuk ettirildiğinden, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı kuralı uyarınca, idari para cezasına karşı açılan davanın kesinleşmesi beklenilmeden ödeme emri düzenlenebileceği görülmekle birlikte, idari para cezasına konu fiilin 5607 sayılı Kanun bakımından cezalandırılacak bir fiil olmadığının … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Soruşturma No: …, K:… sayılı kararı ile sabit olduğu, dolayısıyla olaya 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasının mümkün olmadığı, ayrıca idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada yargılamanın devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda, ortada henüz kesinleşmiş bir kurum alacağından söz edilemeyeceğinden, kaçakçılık kapsamına girmeyen ve kesinleşmeyen idari para cezasının tahsiline yönelik düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, somut olayda tespit edilen fiilin kaçakçılık kapsamında olduğu, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin beşinci fıkrasında, kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı kuralına yer verildiği, idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Bayilik lisansı ile faaliyet gösteren davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 28/11/2013 tarihinde yapılan denetimde, istasyonda vaziyet planı harici gizli düzenek bulunduğunun tespit edildiği, bu durumun 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasının (l) bendine aykırılık teşkil ettiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca davacıya 1.000.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı tesis edilmiştir. Anılan idari para cezasına karşı açılan davada, … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı şirket yetkilisi hakkında 5607 sayılı Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet nedeniyle yapılan ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesinin, davacı şirketin Kanun uyarınca idari yaptırım gerektiren bir eyleminin bulunmadığı anlamına gelmediği, … Cumhuriyet Başsavcılığınca tahkik edilen fiilin, tank içerisinde elde edilen akaryakıtın menşeinin belli olup olmadığı, teknik düzenlemelere aykırı olup olmadığı ve ulusal marker içerip içermediğine ilişkin olduğu, vaziyet planı harici gizli düzenek bulunduğu (notebooka bağlı aparat ve tankta bulunan proba kelepçe takmak gibi) sabit olan ilgilinin bu fiilinin 5607 sayılı Kanun bakımından cezalandırılacak bir fiil olmadığı; akaryakıt istasyonunda kiracı olmasının ve akaryakıt istasyonunda bulunan tankın kiralanmadan önce de bulunuyor olmasının davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, diğer taraftan, dava konusu işleme dayanak oluşturan Kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varılarak Mahkemenin 18/11/2016 tarih ve E:2016/2794 sayılı kararıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvuru yapıldığı, Anayasa Mahkemesinin 01/11/2017 tarih ve E:2017/97, K:2017/148 sayılı kararında özetle, ''(…) kanun koyucunun petrol kaçakçılığıyla mücadele edilmesi amacıyla etkili bir denetim sisteminin kurulmasını hedeflediği, bu hedef doğrultusunda dağıtıcı lisans sahiplerine bayilerinde kaçak akaryakıt satışının yapılmasını önleyen teknolojik yöntemleri de içeren bir denetim sistemi kurma ve uygulama yükümlülüğü getirdiği, bu yükümlülüğün ihlal edilmesi halinde uygulanacak yaptırımı maktu idari para cezası olarak belirlediği, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında söz konusu fiillerin karşılığında idari cezalar öngörmesinin kamu yararını sağlamaya yönelik olduğu'' gerekçesiyle itirazın reddedildiği, bu itibarla maktu şekilde belirlenen cezanın adalete ve ölçülülük ilkesine aykırı olmadığı, kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı sabit ya da seyyar düzenek veya ekipmanı bulundurmamak fiiline aykırı şekilde davacıya ait istasyonda 28/11/2013 tarihinde yapılan denetimde notebooka bağlı aparatla yazar kasanın sıfırlanarak otomasyon sistemine müdahale edildiği ve tankta bulunan proba kelepçe takıldığı anlaşıldığından, davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf istemi … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmiş ve Bölge İdare Mahkemesinin kararı Dairemizin 16/12/2021 tarih ve E:2018/3394, K:2021/5179 sayılı kararı ile onanmıştır. Dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezasına karşı açılan davada yargılama süreci devam ederken, idari para cezasının tahsili amacıyla … tarih ve … sayılı ödeme emri düzenlenerek davacıya tebliğ edilmiş, söz konusu ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; idari para cezasına konu fiilin 5607 sayılı Kanun bakımından cezalandırılacak bir fiil olmadığının … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Soruşturma No:…, K:… sayılı kararı ile sabit olduğu, dolayısıyla olaya 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin beşinci fıkrasının uygulanamayacağı, idari para cezasına karşı açılan davada yargılamanın devam ettiği, dolayısıyla kesinleşmiş bir kurum alacağından söz edilemeyeceği, kaçakçılık kapsamına girmeyen ve kesinleşmeyen idari para cezasının tahsiline yönelik düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir. Davalı idarece, söz konusu iptal kararının gereği olarak idari para cezasına ait tahakkukun terkin edildiğinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (Kurum) bildirilmesi sonrasında, Kurum'un … tarih ve E… sayılı yazısıyla, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, kaçakçılık hükümleri kapsamında verilen idari para cezasının tahsilatı için kesinleşmesinin gerekmediği, söz konusu idari para cezasının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gereğince tahsilatına devam edilmesinin istenilmesi üzerine, davalı idarece aynı idari para cezasının tahsiline yönelik olarak … tarih ve … sayılı ödeme emri düzenlenmiştir. Söz konusu ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun "Kaçakçılık Suçları" başlıklı 3. maddesinde, "(…) 14) Kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı olarak sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipman bulunduranlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. (…)" düzenlemeleri yer almıştır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdari Para Cezaları" başlıklı dava konusu tahsil işlemlerine başlanıldığı tarihteki haliyle 19. maddesinin birinci fıkrasında, "Bu Kanun'a göre idari para cezalarının veya idari yaptırımların uygulanması, bu Kanun'un diğer hükümlerinin uygulanmasına engel oluşturmaz. Bu Kanun'a göre verilen ceza ve tedbirler diğer kanunlar gereği yapılacak işlemleri engellemez."; beşinci fıkrasında, "Bu Kanun'un kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması tahsil işlemlerini durdurmaz."; altıncı fıkrasında, "İdari para cezalarının tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde ödenmemesi hâlinde, cezanın ilgili vergi dairesi aracılığı ile tahsili sağlanır. Tahsilatta 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır." kurallarına yer verilmiştir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 54. maddesinde, ödeme süresi içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı; 55. maddesinin 1. fıkrasında, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinin 1. fıkrasında, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Aktarılan kuralların değerlendirilmesinden, kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı olarak sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipman bulundurmanın kaçakçılık kapsamındaki fiillerden olduğu, 5015 sayılı Kanun'un tahsil işlemlerine başlanıldığı tarihte yürürlükte bulunan haliyle 19. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, bayilik lisansı sahibi şirkete ait akaryakıt istasyonunda 28/11/2013 tarihlerinde yapılan denetimde vaziyet planı harici gizli düzenek bulunduğu (notebooka bağlı aparat ve tankta bulunan proba kelepçe takmak) tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi gereğince 1.000.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının alındığı, anılan Kurul kararının davacı şirkete tebliğ edildiği, tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde söz konusu idari para cezasının ödenmemesi üzerine 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin Aksaray İdare Mahkemesince iptaline karar verilmesi sonrasında, kaçakçılık hükümleri kapsamında uygulanan idari para cezasının tahsili için kesinleşmesinin gerekmediğinden bahisle dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği görülmektedir. Her ne kadar İdare Mahkemesi'nce "ödeme emrinin düzenlendiği tarihte söz konusu idari para cezasına karşı açılan ve devam etmekte olan bir davanın bulunduğu, tespit edilen fiillerin de kaçakçılık kapsamında olmadığı, bu kapsamda, henüz kesinleşmeyen, başka bir ifadeyle takip ve tahsil edilebilecek aşamaya gelmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla reddedilmişse de, dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına ilişkin Kurul kararı, 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinde kaçakçılık kapsamında olduğu ifade edilen, "vaziyet planı harici gizli tank ve düzenek ve düzenek bulundurulduğu"nun tespit edildiğinden bahisle tesis edilmiştir. 5015 sayılı Kanun'un dava konusu tahsil işlemlerine başlanıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 19. maddesinin beşinci fıkrasında ise, bu Kanun'un kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı kurala bağlanmıştır. Bu itibarla, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı açıktır. Diğer yandan, … İdare Mahkemesinin, idari para cezasının tahsiline yönelik olarak daha önce düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptaline ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik davalı idarenin istinaf istemini reddeden … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı, Dairemizin 08/05/2024 tarih ve E:2020/3163, K:2024/2059 sayılı kararıyla, dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına ilişkin Kurul kararının, 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinde kaçakçılık kapsamında olduğu ifade edilen, "vaziyet planı harici gizli tank ve düzenek ve düzenek bulundurulduğu"nun tespit edildiğinden bahisle tesis edilmiş olduğu, 5015 sayılı Kanun'un dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 19. maddesinin beşinci fıkrasında, bu Kanun'un kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağının açık bir şekilde kurala bağlandığı, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı gerekçesiyle bozulmuştur. Bu itibarla, idari para cezasının tahsiline yönelik düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrine karşı açılan davada oluşan bu yeni hukuki duruma göre karar verilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 23/10/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 13. Daire, E. 2020/3163, K. 2024/2059Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2020/3163 E.  ,  2024/2059 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/3163 Karar No:2024/2059 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü KARŞI TARAF (DAVACI) : … İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararıyla verilen 1.000.000,00-TL idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirket hakkında yürütülen soruşturma neticesinde akaryakıt istasyonunda tespit edilen hususlar nedeniyle kaçakçılık kapsamında 1.000.000,00-TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, idari para cezasının iptali istemiyle … İdare Mahkemesi'nde açılan davanın … tarih ve E:., K:… sayılı karar ile reddedildiği, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf isteminin reddine karar verildiği, temyiz incelemesinin ise halen Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 2018/3394 sayılı esasına kayıtlı dosyada devam ettiği, davacı şirket tarafından idari para cezasının ödenmemesi üzerine idari para cezasının 6183 sayılı Kanun uyarınca tahsili için ödeme emri düzenlendiği; Maddi olaya ilişkin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet nedeniyle şirket yetkilisi hakkında yürütülen adli soruşturma neticesinde, Keskin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … tarih ve Soruşturma No: …, K:… sayılı kararında, ''(…) davacı şirketin işyerinde yapılan arama ve kazı çalışmalarında menşei belli olmayan 13.010 kg motorin ve düzenekle müdahale edilen iki adet yazarkasanın bulunduğu, bulunan motorin hakkında TÜBİTAK MAM'dan alınan 20/12/2013 tarihli raporda; motorinin ulusal marker seviyesinin geçerli olduğu, EPDK tarafından yayınlanan teknik düzenlemelere ve TS EN 590 standartlarında verilen sınır değerlere uygun olduğunun belirtildiği, Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesi kapsamında yapılan soruşturmada ilgili Kanun'un ulusal marker içermeyen kaçak akaryakıt bulunması halinde suç kapsamında olacağı, şüpheliler tarafından işletilen tesiste bulunan akaryakıtın menşei belli olmadığı ancak ulusal marker içerdiği, dolayısıyla tespit edilen akaryakıtın ülkeye yasal yollardan girdiği, şüphelilerin eyleminin suç oluşturmadığı yazar kasalara müdahale edildiği anlaşıldığından gerçekleşen vergi kaybının Maliye tarafından değerlendirilmesi gerektiği(…)'' gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; Dosyadaki bilgi ve belgeler ile mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19/5. maddesinde, kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı düzenlemesi kapsamında davaya konu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezası kaçakçılık kapsamında tahakkuk ettirildiğinden idari para cezasına karşı açılan davanın kesinleşmesi beklenilmeden ödeme emri düzenlenebileceği görülmekle birlikte idari para cezasına konu fiilin 5607 sayılı Kanun bakımından cezalandırılacak bir fiil olmadığının Keskin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … tarih ve Soruşturma No:…, K:.. sayılı kararı ile sabit olduğu, bu kapsamda, olaya 5015 sayılı Kanun'un 19/5 maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, ayrıca idari para cezasına karşı … İdare Mahkemesi nezdinde açılan dava dosyasının henüz kesinleşmediği göz önünde bulundurulduğunda, ortada henüz kesinleşmiş bir kurum alacağından söz edilemeyeceğinden, kaçakçılık kapsamına girmeyen ve kesinleşmeyen idari para cezasının tahsiline yönelik tesis edilen ödeme emri işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idari para cezasına karşı açılan davada verilen davanın reddi kararının Danıştay incelemesinden geçerek kesinleştiği, 5015 sayılı Kanun'un kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemini durdurmayacağının düzenlendiği, somut olayda da tespit edilen fiilin kaçakçılık kapsamında olduğu, idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : … tarih ve … sayılı bayilik lisansı ile faaliyet gösteren davacı şirketin akaryakıt istasyonunda 28/11/2013 tarihinde yapılan denetimde, istasyonda vaziyet planı harici gizli düzenek bulunduğunun tespit edildiği, bu durumun 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasının (l) bendine aykırılık teşkil ettiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca davacıya 1.000.000,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı tesis edilmiştir. Anılan idari para cezasına karşı açılan davada, … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı şirket yetkilisi hakkında 5607 sayılı Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet nedeniyle yapılan ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesinin, davacı şirketin Kanun uyarınca idarî yaptırım gerektiren bir eyleminin bulunmadığı anlamına gelmediği, Keskin Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tahkik edilen fiilin, tank içerisinde elde edilen akaryakıtın menşeinin belli olup olmadığı, teknik düzenlemelere aykırı olup olmadığı ve ulusal marker içerip içermediğine ilişkin olduğu, vaziyet planı harici gizli düzenek bulunduğu (notebooka bağlı aparat ve tankta bulunan proba kelepçe takmak gibi) sabit olan ilgilinin bu fiilinin 5607 sayılı Kanun bakımından cezalandırılacak bir fiil olmadığı; akaryakıt istasyonunda kiracı olmasının ve akaryakıt istasyonunda bulunan tankın kiralanmadan önce de bulunuyor olması davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, diğer taraftan, dava konusu işleme dayanak oluşturan Kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varılarak Mahkemenin 18/11/2016 tarih ve E:2016/2794 sayılı kararıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yapıldığı, Anayasa Mahkemesi'nin 01/11/2017 tarih ve E:2017/97, K:2017/148 sayılı kararında özetle, ''(…) kanun koyucunun petrol kaçakçılığıyla mücadele edilmesi amacıyla etkili bir denetim sisteminin kurulmasını hedeflediği, bu hedef doğrultusunda dağıtıcı lisans sahiplerine beyilerinde kaçak akaryakıt satışının yapılmasını önleyen teknolojik yöntemleri de içeren bir denetim sistemi kurma ve uygulama yükümlülüğü getirdiği, bu yükümlülüğün ihlâl edilmesi hâlinde uygulanacak yaptırımı maktu idari para cezası olarak belirlediği, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında söz konusu fiillerin karşılığında idari cezalar öngörmesinin kamu yararını sağlamaya yönelik olduğu'' gerekçesiyle itirazın reddedildiği, bu itibarla maktu şekilde belirlenen cezanın adalete ve ölçülülük ilkesine aykırı olmadığı, kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı sabit ya da seyyar düzenek veya ekipmanı bulundurmamak fiiline aykırı şekilde davacıya ait istasyonda 28/11/2013 tarihinde yapılan denetimde notebooka bağlı aparatla yazar kasanın sıfırlanarak otomasyon sistemine müdahale edildiği ve tankta bulunan proba kelepçe takıldığı anlaşıldığından, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf istemi … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…., K:… sayılı kararıyla reddedilmiş, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararı ise Dairemizin … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile onanmıştır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin 5. fıkrası gereğince kaçakçılık kapsamında tespit edilen fiiller açısından uygulanan idari para cezalarında idari para cezasının kesinleşmesi beklenilmeksizin ödeme emri düzenleneceğinden bahisle idari para cezasına karşı açılan davada yargılama süreci devam ederken dava konusu 16/03/2017 tarihli ödeme emri düzenlenmiştir. Söz konusu ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun "Kaçakçılık Suçları" başlıklı 3. maddesinde, "(…) 14) Kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı olarak sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipman bulunduranlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (…)" düzenlemeleri yer almıştır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdari Para Cezaları" başlıklı dava konusu işlem tarihindeki hâliyle 19. maddesinin birinci fıkrasında, "Bu Kanun'a göre idari para cezalarının veya idari yaptırımların uygulanması, bu Kanun'un diğer hükümlerinin uygulanmasına engel oluşturmaz. Bu Kanun'a göre verilen ceza ve tedbirler diğer kanunlar gereği yapılacak işlemleri engellemez."; beşinci fıkrasında, "Bu Kanun'un kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması tahsil işlemlerini durdurmaz."; altıncı fıkrasında, "İdari para cezalarının tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde ödenmemesi hâlinde, cezanın ilgili vergi dairesi aracılığı ile tahsili sağlanır. Tahsilatta 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır." kurallarına yer verilmiştir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 54. maddesinde, ödeme süresi içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı; 55. maddesinin 1. fıkrasında, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinin 1. fıkrasında, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Aktarılan kuralların değerlendirilmesinden, kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı olarak sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipman bulundurmanın kaçakçılık kapsamındaki fiillerden olduğu, 5015 sayılı Kanun uyarınca kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, bayilik lisansı sahibi şirkete ait akaryakıt istasyonunda 28/11/2013 tarihlerinde yapılan denetimde vaziyet planı harici gizli düzenek bulunduğu (notebooka bağlı aparat ve tankta bulunan proba kelepçe takmak) tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi gereğince 1.000.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının alındığı, anılan Kurul kararının davacı şirkete tebliğ edildiği, tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde söz konusu idari para cezasının ödenmemesi üzerine 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca idari para cezasının tahsili amacıyla şirket adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, söz konusu ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmektedir. Her ne kadar İdare Mahkemesi'nce "ödeme emrinin düzenlendiği tarihte söz konusu idari para cezasına karşı açılan ve devam etmekte olan bir davanın bulunduğu, tespit edilen fiillerin de kaçakçılık kapsamında olmadığı, bu kapsamda, henüz kesinleşmeyen, başka bir ifadeyle takip ve tahsil edilebilecek aşamaya gelmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla reddedilmişse de, dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına ilişkin Kurul kararı, 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinde kaçakçılık kapsamında olduğu ifade edilen, "vaziyet planı harici gizli tank ve düzenek ve düzenek bulundurulduğu"nun tespit edildiğinden bahisle tesis edilmiştir. 5015 sayılı Kanun'un dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 19. maddesinin beşinci fıkrasında ise, bu Kanun'un kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı açık bir şekilde kurala bağlanmıştır. Bu itibarla, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı anlaşıldığından, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında bu yönüyle hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…., K:…sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 08/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 49Kaynağı aç
Madde 49 – (Değişik: 18/6/2014-6545/22 md.) 1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar. 2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar. 3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir. 4. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır. 5. Temyize konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim aynı davanın temyiz incelemesinde görev alamaz. Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem:

Ödeme süresi kendi kanununda düzenlenmemiş idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu süre içinde ödenirse cezadan yüzde 25 indirim yapılır. Kabahatler Kanunu’na göre kişinin ekonomik durumu elverişli değilse, ilk taksit peşin ödenmek koşuluyla cezanın bir yıl içinde dört eşit taksit hâlinde ödenmesine karar verilebilir. Taksit zamanında ve tam ödenmezse kalan kısmın tamamı tahsil edilir.

Ödeme emri ve somut tahsil kararları

6183 sayılı Kanun’un 55. maddesine göre amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları için on beş gün süre verilerek ödeme emri tebliğ olunur. Ödeme emrinde borcun aslı ve ferilerinin mahiyeti ve miktarı, nereye ödeneceği, süresinde ödenmemesi veya mal bildiriminde bulunulmaması hâlinde cebren tahsil ile mal bildirimine kadar üç ayı geçmemek üzere hapisle tazyik olunacağı ve gerçeğe aykırı bildirimde hapis cezası kaydı bulunur. Bu hapis kaydı ödeme emrinin içeriğidir; idari para cezasının kendisinin hapis cezasına çevrilmesi değildir.

6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 55Kaynağı aç
Madde 55 – Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “ödeme emri” ile tebliğ olunur.(1) Ödeme emrinde borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarları, nereye ödeneceği, müddetinde ödemediği veya mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı, gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı kayıtlı bulunur. Ayrıca, borçlunun 114 üncü maddedeki vazifeleri ve bu vazifeleri yerine getirmediği takdirde hakkında tatbik edilecek olan ceza bu ödeme emrinde kendisine bildirilir. Belediye hududu dışındaki köylerde bulunan borçlulara ödeme emirleri muhtarlıkça tebliğ olunur. Ödeme emirlerinin muhtarlığa tevdii tarihinden itibaren 15 gün içinde tebligat yapılmadığı takdirde ödeme emirleri tebliğ edilmemiş olan borçluların isimleri ödeme emri hüküm ve mahiyetindeki bir "ödeme cetveline" alınarak borçlular borçlarını ödemeye ve mal bildiriminde bulunmaya çağırılırlar. Ödeme cetveli köy ihtiyar kurulu kapısına bir örneği de köyde herkesin görebileceği umumi bir mahalle 10 gün müddetle asılmak suretiyle tebliğ olunur ve cetvelin asıldığı köy muhtarlığınca münadi vasıtasiyle ilan olunur. Cetvel asılırken ve indirilirken keyfiyet muhtarlıkça zabıt varakasiyle tesbit edilir. Cebren tahsil ve takip ödeme emrinin tebliği veya ödeme cetvelinin indirilmesi tarihinde başlamış olur. Borcunu vadesinde ödemiyenlere ait malları elinde bulunduran üçüncü şahıslardan bu malları 15 gün içinde bildirmeleri istenir. Teminatlı alacaklarda takip:

Kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişi, borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiasını ileri sürebilir. Bu iddia için tebliğden itibaren yedi gün içinde dava açılması ve tebliğden itibaren on beş gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait vergi itiraz komisyonuna başvurulması aynı konuda yan yana durur; bunlardan biri tek başına uygulanacak kesin süre değildir. Çevre cezasına ilişkin çerçevede 6183 sayılı Kanun’un 54, 55 ve 58. maddeleri de anılır.

6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 58Kaynağı aç
Madde 58 – Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.[27] Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır, aksi halde itiraz edilmemiş sayılır. (Mülga üçüncü fıkra: 28/1/2010-5951/1 md.) İtiraz komisyonu bu itirazları en geç 7 gün içinde karara bağlamak mecburiyetindedir. (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve E.: 2021/119, K.: 2022/48 sayılı Kararı ile.) İtiraz komisyonlarının bu konudaki kararları kesindir. Borcun tamamına bu madde gereğince vakı itirazların tamamen veya kısmen reddi halinde, borçlu ret kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde mal bildiriminde bulunmak mecburiyetindedir.[28] Borcun bir kısmına karşı bu madde gereğince vakı itirazlar mal bildiriminde bulunma müddetini uzatamaz. Mal bildirimi:

Danıştay 10. Daire E. 2012/1133, K. 2015/5568 sayılı kararında, idari yaptırıma karşı 11/3/2009 tarihinde sulh ceza mahkemesinde dava açıldığı ve ödeme emrinin düzenlendiği 16/10/2009 tarihinde henüz karar verilmediği için, o aşamada kesinleştiği söylenemeyen para cezasının tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesi hukuka uygun bulunmamıştır. Daire, temyiz istemini reddederek ilk derece kararını bu gerekçeyle sonucu itibarıyla 7/12/2015 tarihinde oybirliğiyle onamıştır. Sonuç itibarıyla onama, ilk derece gerekçesinin aynen benimsendiği anlamına gelmez.

Danıştay 6. Daire E. 2019/16046, K. 2022/3400 sayılı kararında encümen kararının 24/10/2017 itibarıyla öğrenildiği, altmış günlük sürenin en geç 25/12/2017’de dolduğu ve 25/01/2018’de açılan davanın encümen kararına ilişkin kısmında süre aşımı bulunduğu kabul edilmiştir. Çoğunluk bu kısmı sonucu itibarıyla onamış; davacının temyiz istemini reddetmiş, davalının istemini kabul etmiş ve ödeme emrine ilişkin kısmı bozmuştur. Dosya 22/03/2022’de kesin olarak ve oyçokluğuyla bölge idare mahkemesine gönderilmiştir. Öğrenme kabulü bu dosyaya özgüdür.

LPG ve petrol cezalarında tekerrür

5307 sayılı Kanun’un değişik 16. maddesine göre cezalandırılan bir fiilin iki yıl geçmeden aynı kişi tarafından tekrar işlenmesi hâlinde idari para cezaları iki kat uygulanır. 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinde de cezalandırılan bir fiilin iki yıl geçmeden aynı kişi tarafından tekrar işlenmesi hâlinde idari para cezaları iki kat uygulanır. Danıştay 13. Daire E. 2011/186, K. 2012/2741 sayılı kararında iki kat uygulama için fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçmeden aynı kişi tarafından tekrar işlenmesi gerektiği ve tekerrür süresinin cezanın uygulandığı tarihe değil fiilin işlendiği tarihe göre hesaplanacağı kabul edilmiştir. Karar esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyladır; tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olarak verilmiştir.

Danıştay 13. Daire, E. 2011/186, K. 2012/2741Kaynağı aç
13. Daire         2011/186 E.  ,  2012/2741 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2011/186 Karar No : 2012/2741 Davacı : … Vekili : … Davalı : Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Vekili : … Davanın Özeti : Davacı şirkete, otogaz istasyonunda aparatsız tüp dolumu yaptığından bahisle tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle iki kat idarî para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının; düzenlenen tutanağın gerçeği yansıtmadığı, ayrıca tekerrüre esas alınan fiilin işlenmesinden itibaren iki yıllık süre geçtiği için iki kat ceza uygulanamayacağı ileri sürülerek iptali istenilmektedir. Savunmanın Özeti : 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 12. maddesinin verdiği yetki çerçevesinde yapılan denetimlerde, davacı şirketin işlettiği otogaz istasyonunda, Kanun'un 7. maddesine aykırı olarak tüp dolumu yaptığının tespit edildiği, bu tespite dayanılarak ve daha önce işlenen fiil nedeniyle uygulanan ceza dikkate alınarak iki kat idari para cezası verilmesine ilişkin kurul kararında Kanun'a aykırılık bulunmadığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hâkimi …'ın Düşüncesi : Tekerrür hükümlerinin yanlış uygulanması suretiyle tesis edilen işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı …'ın Düşüncesi : Dava; LPG Otogaz Bayilik Lisansı sahibi davacıya ait tesiste, 5.2.2010 tarihinde yapılan denetimde, aparatsız LPG tüpü dolumu yapıldığının tespiti üzerine 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 5728 sayılı Kanunla değişik 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi hükmü gereğince belirlenen idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun "Otogaz bayileri" başlıklı 7 nci maddesinin 2 nci fıkrasının 4 üncü bendinde "Otogaz bayileri…. otogaz istasyonlarında LPG tüpü dolumu ve satışı yapmamak, LPG tüpü dolumuna yarayan hiçbir alet, makine ve teçhizatı istasyon dahilinde bulundurmamak…… ile yükümlüdür" hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun "İdari Para Cezaları" başlıklı 16 ncı maddesinin 2 nci fıkrasının b/1 bendinde "5,6 ve 7 nci madde hükümlerinin ihlali birinci derecede kusur sayılarak sorumluları hakkında idari para cezası uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, davacı hakkında 5307 sayılı Kanunun 5728 sayılı Kanunla değişik 16.maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi hükmü uyarınca uygulanan idari para cezasında yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Dava; davacı şirkete, otogaz istasyonunda aparatsız tüp dolumu yaptığından bahisle tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle iki kat idarî para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un "Otogaz bayileri" konusunu düzenleyen 7. maddesinin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendinde, otogaz bayilerinin, otogaz istasyonlarında LPG tüpü dolumu ve satışını yapmamak, LPG tüpü dolumuna yarayan hiçbir alet, makine ve teçhizatı istasyon dahilinde bulundurmamakla yükümlü oldukları kurala bağlanmış; 12. maddesinin dördüncü fıkrasında, Kurumun piyasa faaliyetlerini kendi personeli veya kamu kurum ve kuruluşları ile özel denetim kuruluşlarından hizmet alımı yoluyla denetime tabi tutacağı belirtilmiştir. 5307 sayılı Kanun'un 16. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendinde, 5, 6 ve 7. madde hükümlerinin ihlâli halinde sorumlulara … Türk Lirası idarî para cezası verileceği; son fıkrasında, ceza uygulanan bir fiilin iki yıl geçmeden aynı kişi tarafından tekrarı halinde, cezaların iki kat olarak uygulanacağı; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesinin son fıkrasında ise, idarî para cezalarının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı kurala bağlanmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden; bayilik lisansı sahibi olan davacı şirkete ait otogaz istasyonunda 5307 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca yapılan denetimler sonucu düzenlenen 05.02.2010 tarihli tutanak ile aparatsız şekilde tüp dolumu yapıldığının tespit edildiği, diğer taraftan davacı şirkete ait otogaz istasyonunda 13.03.2007 ve 23.10.2007 tarihlerinde yapılan denetimlerde LGP tüpü dolumu yaptığının saptanması nedeniyle sırasıyla … tarih ve … sayılı ve yine … tarih ve … sayılı Kurul kararlarıyla idari para cezaları verildiğinden bahisle tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır. 5307 sayılı Kanun'un 16. maddesinin son fıkrası uyarınca tekerrür nedeniyle para cezası miktarının iki kat olarak uygulanabilmesi için, fiilin, işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçmeden aynı kişi tarafından tekrar işlenmesi gerektiği ve tekerrüre esas alınması gereken tarihin, cezaî işlemin uygulandığı tarih değil, fiilin işlendiği tarih olduğu açıktır. Bu durumda; davacı şirkete ait otogaz istasyonunda LPG tüpü dolumu yapıldığı saptanmış ise de, tekerrüre esas alınan ve 25.12.2008 tarihinde idarî para cezası uygulanan fiillerin 13.03.2007 ve 23.10.2007 tarihlerinde işlendiği görüldüğünden, söz konusu fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesinden çok sonra 05.02.2010 tarihinde işlenen fiil nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığından, uyuşmazlık konusu Kurul kararında bu yönüyle mevzuata uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; dava konusu … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının iptaline, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacı şirkete verilmesine, eksik yatırılan …-TL posta ücretinin davacı şirkete tamamlattırılmasına, kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 06.11.2012 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi. X) KARŞI OY: 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un "İdari Para Cezaları, Yaptırımlar, Ön Araştırma, Soruşturma, Dava Hakkı ve Yönetmelik" başlıklı İkinci Bölümü'nün 16. maddesinde idari para cezaları düzenlenmiş, "Ön Araştırma, Soruşturma ve Dava Hakkı" başlıklı 18. maddesinde ise, Kurulun re'sen veya kendisine intikal eden ihbar veya şikâyetler üzerine doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için ön araştırma yapılmasına karar vereceği öngörülmüş ve ön araştırma ve soruşturmada takip edilecek usul ve esasların, Kurum tarafından yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Aktarılan bu Yasa hükümlerine göre, Kurulun idari para cezası verilmesini gerektiren hallerle ilgili olarak re'sen veya kendisine intikal eden ihbar veya şikayetler üzerine doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için ön araştırma yapılmasına karar vermesi gerektiği açıktır. Öte yandan, 18. maddenin başlığında ve içeriğinde 16. maddede öngörülen idari para cezasını gerektiren hallerin ön araştırma veya soruşturma zorunluluğundan muaf tutulduğuna dair hiçbir ifadeye yer verilmediğinden, 18. maddede tüm idari cezalar için zorunlu tutulan idari usulün, 16. maddede öngörülen idari cezalar için de uygulanmasının yasal bir yükümlülük olduğu ortadadır. Keza, modern idare hukuku uygulamalarında kişilere idari ceza verilmeden önce idari soruşturma yapılması ve cezanın bir soruşturma sonucu verilmesi "idari usul" kurallarının önemli bir kısmını oluşturmakta olup regülasyon otoritelerinin verdiği idari cezalarda bu uygulama çok daha belirgindir. Bu itibarla; 5307 sayılı Kanunun 16. maddesinde düzenlenen idari para cezasını gerektiren hallerin gerçekleştiğinin Kurul tarafından re'sen belirlenmesi veya bu konuda Kurula ihbar veya şikayetlerin intikal etmesi üzerine Kurul tarafından doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için ön araştırma yapılmasına karar verilmesi zorunlu olmasına rağmen davacı şirket hakkında ön araştırma veya soruşturma yapılmadan idari para cezası uygulanmasına ilişkin Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı ve işlemin bu gerekçeyle iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararının gerekçesine katılmıyoruz.

Somut olayda 13/03/2007 ve 23/10/2007 tarihli fiillerden sonra 05/02/2010 tarihli fiil için iki yıl geçtiğinden tekerrür uygulanması mevzuata aykırı bulunmuş ve Kurul kararı iptal edilmiştir. İptal gerekçesi tekerrürün hatalı uygulanmasıdır; ilk para cezasının her yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucu çıkmaz.

5307 sayılı Kanun kapsamındaki idari işlemler, lisans sahibinin Kuruma bildirdiği elektronik tebligat adresine tebliğ edilir. Zorunlu sebeple elektronik tebligat yapılamazsa bildirilen adrese yapılan bildirim tebligat yerine geçer. Belirtilen LPG tesisleri ve tüplerinin teknik düzenlemelere aykırılığı ile 5. maddenin ilgili alt bentlerinin ihlalinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz. Lisansa tabi olmayan faaliyetleri yürüten ve Kanun, ikincil mevzuat veya Kurul kararlarının yükümlülüklerine uymayanlar hakkında da 16. madde hükümleri uygulanmaz. 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinde, bu madde hükümlerine göre yürütülen idari işlemler lisans sahibinin Kuruma bildirdiği elektronik tebligat adresine tebliğ edilir.

Sosyal güvenlik cezası ve başka uyuşmazlıklar

Sosyal güvenlik idari para cezasında mahkemeden önce İdari Para Cezası Komisyonuna başvuru öngörülmektedir. Komisyona başvuru için on beş gün, ret kararının tebliğinden sonra idare mahkemesinde otuz gün ve itirazın reddinden sonra genel dava süresi olarak altmış gün aynı konuda birlikte geçmektedir. Bu süreler maddi olarak farklı olduğundan bunlardan biri tek süre diye uygulanamaz. Komisyon itirazı reddederse kurumca tesis edilen para cezasının iptali için idare mahkemesinde dava açılabileceği belirtilmiştir.

Danıştay 15. Daire E. 2011/2654, K. 2012/2475 sayılı kararının önündeki dava, apartman yönetimine 506 sayılı Kanun’un 140. maddesinin (b) ve (c) bentleri uyarınca verilen idari para cezasına itirazın reddi yolundaki komisyon kararının iptali istemine ilişkindir. Daire, idare mahkemesinin hükmüne esas aldığı iş mahkemesi kararının Yargıtay ilgili hukuk dairesince bozulduğunu tespit etmiş ve oluşan yeni hukuki durumun değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Temyiz istemi kabul edilerek idare mahkemesi kararı bozulmuş ve dosya yeniden karar için mahkemeye gönderilmiştir.

Danıştay 15. Daire, E. 2011/2654, K. 2012/2475Kaynağı aç
15. Daire         2011/2654 E.  ,  2012/2475 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONBEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2011/2654 Karar No : 2012/2475 Temyiz Eden (Davalı) : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av…. Karşı Taraf ( Davacı ) : … Vekili : Av. … İstemin Özeti : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi :Temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı : … Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49 ncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme Kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce işin gereği görüşüldü: Dava; davacı apartman yönetimine 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 140. maddesinin (b) ve (c) bentleri uyarınca 43.625,95-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin 26.01.2007 tarih ve 8744 sayılı işleme karşı yapılan itirazın reddine yolundaki 13.02.2007 tarih ve 2007/6 sayılı itiraz komisyon kararının iptali istemiyle açılmıştır. … İdare Mahkemesi’nce; davacı tarafından … İş Mahkemesi'nde açılan menfi tespit davasında, … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile, davalı idare tarafından davacının işçi olarak çalıştırdığı iddia edilen şahsın hizmet akdi ile SSK kapsamında çalışmadığının tespitine karar verildiğinin görüldüğü, davacı apartman yönetiminin 506 sayılı Kanun kapsamında işçi çalıştırılmadığı yargı kararı ile tespit edildiğinden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Davalı idare tarafından kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden, İdare Mahkemesince hükme esas alınan … İş Mahkemesi'nin … tarih ve E:.., K:.. sayılı kararının Yargıtay … Hukuk Dairesi'nin E:…, K:… sayılı kararıyla bozulduğu görülmüştür. Bu durumda, İdare Mahkemesi'nce oluşan yeni hukuki durum değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme'ye gönderilmesine, 14.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İdari para cezası bir idari işlem olarak yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarını taşımak zorundadır. Bu unsurlardan birindeki sakatlık iptal sebebi olarak gösterilmektedir. Kesinleşen idari para cezasının iptali davasında görevli mahkemenin idare mahkemesi, yetkili mahkemenin ise cezayı tesis eden kurumun bulunduğu yer mahkemesi olduğu da belirtilmektedir. Bu görev anlatımı, Kabahatler Kanunu’ndaki sulh ceza mahkemesi başvurusuyla aynı yolu göstermez.

Sık sorulan sorular

İdari para cezasına genel olarak nereye başvurulur?

5326 sayılı Kanun’un 27. maddesine göre idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin yaptırım kararına, tebliğ veya tefhimden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulur. Süresinde başvurulmazsa karar kesinleşir. Bazı kanunlar itiraz merciini ayrıca düzenleyebilir.

On beş günlük süre kaçırılırsa ne olur?

Mücbir sebep varsa, sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde başvurulabilir. Başvuru kararın kesinleşmesini engellemez; mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir.

Başvuruyu kim yapar?

Başvuru, bizzat kanuni temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek iki nüsha dilekçeyle yapılır. Dilekçede yaptırım bilgileri, deliller ve varsa mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir.

Çevre idari para cezasında dava tahsili durdurur mu?

Hayır. 2872 sayılı Kanun’un 25. maddesine göre tebliğden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir; dava açılmış olması cezanın tahsilini durdurmaz.

2872 sayılı ÇEVRE KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – (Değişik: 26/4/2006-5491/17 md.) Bu Kanunda öngörülen idarî yaptırımların uygulanmasını gerektiren fiillerle ilgili olarak yetkili denetleme elemanlarınca bir tutanak tanzim edilir. Bu tutanak denetleme elemanlarının bağlı bulunduğu ve idarî yaptırım kararını vermeye yetkili mercie intikal ettirilir. Bu merci, tutanağı değerlendirerek gerekli idarî yaptırım kararını verir. İdarî yaptırım kararı, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre idarî yaptırım kararını veren merci tarafından ilgiliye tebliğ edilir. İdarî yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Dava açmış olmak idarece verilen cezanın tahsilini durdurmaz. İdarî para cezalarının tahsil usûlü hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır. Ceza vermeye yetkili kurum ve merciler tarafından tahsil edilen idarî para cezaları, Maliye Bakanlığından izin alınarak Bakanlıkça bastırılan ve dağıtılan makbuz karşılığında tahsil edilir. Bu Kanuna göre verilecek idarî para cezalarında ihlalin tespiti ve cezanın kesilmesi usûlleri ile ceza uygulamasında kullanılacak makbuzların şekli, dağıtımı ve kontrolüne ilişkin usûl ve esaslar Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Adlî nitelikteki cezalar:[40]
İdari para cezası ödenmezse hapis cezasına döner mi?

Hayır. İdari para cezasının hapis cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Ödenmeyen tutar için icra takibiyle tahsil mümkündür.

Ödeme emrinde ödeme ve mal bildirimi için hangi süre vardır?

6183 sayılı Kanun’un 55. maddesine göre vadesinde ödenmeyen amme alacağında borçlu, borcunu ödemesi veya mal bildiriminde bulunması için on beş gün süre verilerek ödeme emriyle çağrılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu