Tahkimde Yanlış Hukuk Uygulaması ve Hakem Kararının İptali

by Avukat Erdal Ersoy
Tahkimde Yanlış Hukuk Uygulaması ve Hakem Kararının İptali

Hakem Kararlarının İptalinde Esasa Girme Yasağı

Yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yeri Türkiye olarak belirlenen uyuşmazlıklarda 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu uygulanır. Hakem kararlarına karşı açılan iptal davası, kararın esasa ilişkin doğruluğunu denetleyen bir kanun yolu incelemesi niteliği taşımaz. İptal denetimi, tahkim yargılamasının temel usuli güvencelere uygun biçimde yürütülüp yürütülmediği ile sınırlıdır ve kanun koyucu hakem kararlarının hangi hâllerde iptal edilebileceğini sınırlı sayıda düzenlemiştir.

İptal davasına bakan mahkeme, hakemde görülen davanın esasına ilişkin değerlendirmede bulunamaz ve hakemin maddi hukuk uygulamalarını kural olarak denetleyemez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/6541 Esas ve 2025/2304 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, tarafların adil yargılanma hakları ve diğer temel hakları ihlal edilmedikçe, maddi hukuk kurallarının doğru uygulanıp uygulanmadığı iptal davası yoluyla denetlenemez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6541, K. 2025/2304Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2024/6541 E.  ,  2025/2304 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) HÜKÜM : Davanın reddi Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 08.04.2025 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat … ve Avukat …ile davalı vekilleri Avukat … ve Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı … Industries (Yeni unvanı … Industries) arasında imzalanan "Satış Sözleşmesi başlıklı 12.12.2014 tarihli sözleşmenin 12. maddesinde ve davalı … … ile imzalanan "Satış Sözleşmesi" başlıklı aynı tarihli sözleşmenin 11. maddesinde yer alan tahkim şartı uyarınca taraflar arasında çıkan ihtilaf nedeniyle … … ile … Industries … tarafından, müvekkiline karşı hakem yargılamasındaki davanın açıldığını ve müvekkilinin edimlerini yerine getirmediğinin iddia olunduğunu, ICC Tahkim Kurumu tarafından atanan tek hakem tarafından yapılan yargılama sonucunda, hakemin her iki satış sözleşmesi kapsamında yargılama yetkisinin bulunduğu, sözleşme kapsamında davacılar tarafından davalı Koleksiyon Mobilya San. A.Ş.'ye yapılan peşin ödemenin, sözleşmenin ifa edilmemiş olması nedeniyle iadesi gerektiğine karar verildiğini, ifanın gerçekleşmemesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun (MTK) 15/A.1(e) bendindeki iptal sebepleri bağlamında; MTK'nın 12/C maddesi uyarınca, hakem heyetinin uyuşmazlığın çözümünde öncelikle sözleşme hükümlerini uygulamakla yükümlü olduğunu, Türk hukukunda hukuk seçiminin, aksi belirtilmedikçe doğrudan maddi hukuk kurallarının seçilmesi anlamına geldiğini, bu nedenle hakemin somut uyuşmazlıkta Türk maddi hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olduğunu, hakem kararında Türk hukukunun bir parçası olarak kabul edilen Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Anlaşması (Viyana Anlaşması) hükümlerinin uygulanmasına karar verildiğini, hakem kararının bu nedenle iptali gerektiğini, MTK'nın 15/A.1(e) hükmü gereği hakem kararında taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin satım sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, ilişkinin satım değil, eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğunu, sözleşmede satım sözleşmesi yazmasının önem taşımayacağını, sözleşmenin hukuki niteliğinin belirlenmesinde sözleşmedeki karakteristik edimin dikkate alınması gerektiğini, sözleşmenin konusunun, İran'da bulunan taşınmazın otel olarak donatılması için imalat, tedarik, tefriş ve uygulama işi olduğunu, sözleşmedeki karakteristik edimin imalat, tedarik, tefriş uygulamaları olduğunu, müvekkilinin sadece sözleşmeye konu malların davacıya satımını değil, bu malların tasarımını, üretimini, montajını ve otel odalarının tasarımını da kapsadığını, bu ilişkide eser sözleşmesinin tüm unsurlarının bulunduğunu, MTK'nın 12.C maddesi uyarınca, sözleşme hükümlerinin yorumunda ve tamamlanmasında Türk hukukunun ticari örf ve adetlerinin dikkate alınması gerektiğini, hakem tarafından ticari örf ve adetin araştırılmadığını, Viyana Anlaşması'nın 3. maddesinde Anlaşma'nın uygulama alanının düzenlendiğini, Türkiye'nin Viyana Anlaşması'na taraf olmakla birlikte davalı şirketlerin devletleri Birleşik Arap Emirlikleri ile İran İslam Cumhuriyeti'nin bu sözleşmeye taraf olmadığını, tarafların sözleşmede Türk hukukunu seçmeleri nedeniyle Türk Borçlar Hukuku hükümlerinin uygulanması gerektiğini, tarafların Viyana Anlaşmasını seçtiklerine dair bir anlaşma mevcut olmayıp bu hususun hakem tarafından da tespit edildiğini, TBK'nın emredici hükümlerinin söz konusu olduğu durumlarda Viyana Anlaşması'nın uygulama alanı bulmayacağını, Viyana Anlaşması'nın 3. maddesinde "İmal edilecek veya üretilecek malların teminine ilişkin sözleşmeler satım sözleşmesi sayılır; meğer ki bunları sipariş eden taraf imalat veya üretim için gerekli olan malzemenin esaslı bir bölümünün teminini taahhüt etmiş olsun. (2) Bu anlaşma mal temin eden tarafın ediminin ağırlı olarak iş gücü veya diğer bir hizmetin sağlanmasından oluştuğu sözleşmelere uygulanmaz." hükmünün yer aldığını, bu düzenlemeye göre eser sözleşmesi veya benzer imalata dair karma tip sözleşmelere Viyana Anlaşması'nın uygulanamayacağını, buna rağmen hakemin, Viyana Anlaşması'nın 3. maddesine ve MTK'nın 12/C maddesine aykırı bir şekilde yetkisini aşarak TBK hükümlerini uygulamaktan imtina ettiğini, taraf iradelerine aykırı davrandığını, hakem kararının bu nedenle iptali gerektiğini, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun (YİBHGK) 28.01.1994 tarihli, 1993/4 E., 1994/1 K. sayılı kararında, tarafların uyuşmazlığın maddi hukukun uygulanması suretiyle çözümlenmesini kararlaştırmaları halinde hakemlerin maddi hukuk kuralları dışına çıkarak karar vermelerinin yetki aşımı anlamına geldiğinin içtihat edildiğini, hakem ve tarafların katılımı ile düzenlenen "görev belgesinde" Viyana Anlaşması'ndan bahsedilmediğini, hakemin tarafların iradesine aykırı olarak Viyana Anlaşması'nı uygulamış olmasının yetki aşımı olup kararın bu nedenle iptali gerektiğini, MTK'nın 15/A.1.f maddesi uyarınca, tahkim usulünün belirlenmesinde taraf iradelerinin tek sınırının tahkim yeri ülkesinin emredici hukuk kuralları olduğunu, MTK'nın 14/2. maddesi uyarınca, hakem kararında hukuki ve maddi gerekçelerin yer almasının zorunlu olduğunu, hakem kararlarının gerekçesiz olmasının iptal sebebi olacağını, dava konusu hakem kararı görünüşte bir gerekçe içerdiğini, hakem kararında müvekkilinin savunmalarını yeterince değerlendirmediğini, gerekçe olarak sadece Viyana Anlaşması'nın uygulanması gerektiğine ve ilişkinin eser değil satım olduğuna dair açıklamalara yer verildiğini, bu kapsamdaki değerlendirmelerin de hatalı olduğunu, satım değil eser ilişkisi bulunması nedeniyle gerekçenin somut olayla uyumsuz olduğunu, bu nedenle MTK'nın 15/A.1(f) bendi gereğince hakem kararının iptali gerektiğini; MTK'nın 15/A.2.b hükmü uyarınca hakem kararının kamu düzenine aykırı olması nedeniyle iptali gerektiğini, davalı şirketlerin pay sahipliği yapısının aynı olduğunu, bağımsız iki ayrı tüzel kişilik olarak kabul edilseler dahi tek bir üst pay sahipliğinin bulunduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 195. maddesi uyarınca davalı şirketlerin, şirketler topluluğu oluşturduğunu, davalı …'ın, davalı …'a bağlı şirket konumunda olduğunu, avans ödemesinin bu davalı tarafından yapıldığını ve müvekkili tarafından düzenlenen avans teminat mektubunun da yine bu davalıya verildiğini, tarafların Türk hukuk kurallarını seçmeleri nedeniyle TTK hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davalıların şirketler topluluğu olarak kabulü gerektiğini, TTK'nın 195 vd. maddelerinde düzenlenen topluluk ilişkisinde uygulanacak kuralların çoğunun emredici nitelikte olduğunu, hakemin davalıları bağımsız iki şirket kabul etmek suretiyle TTK'nın 195-209. madde hükümlerini ihlal ettiğini, bu nedenlerle kararın kamu düzenine aykırı olduğunu, kamu düzenine aykırılık nedeniyle hakem kararının iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek hakem kararının iptaline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TTK'nın 195 ila 209. maddelerinde yer alan hükümlerin uygulanabilmesi için bağlı ya da hâkim şirketlerden birinin merkezinin Türkiye'de olması gerektiği, grup şirketi olduğu iddia edilen davalı şirketlerden …'ın merkezi Birleşik Arap Emirlikleri'nde, …'un merkezinin ise İran'da olduğu, iki yabancı şirket arasındaki ilişkide TTK'nın şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı, davacı vekilinin bu hükümlere dayalı kamu düzeninin ihlal edildiği yönündeki iddialarının yerinde görülmediği, şirketlerin grup şirket olmalarının, aynı şirketler topluluğu içinde yer almalarının, onların ayrı tüzel kişilikler olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacağı, davacının her bir davalı şirketle ayrı ayrı sözleşme imzaladığı ve bunların ayrı tüzel kişilikler olduğunu benimsediği, Hakemin davalıları ayrı tüzel kişi olarak değerlendirmesi ve hükmünü buna göre kurmasında kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, mahkemenin, iptal davası yoluyla hakemde görülen davanın esasına ilişkin değerlendirme yapamayacağı, Hakemin maddi hukuk uygulamalarının kural olarak denetleyemeyeceği, tarafların adil yargılanma haklarını ve diğer temel haklarını ihlal etmediği sürece, maddi hukuk kurallarının doğru uygulanıp uygulanmadığının iptal davası yoluyla denetlenemeyeceği, davacının dayanak yaptığı YİBHGK'nın 28.01.1994 tarihli, 1993/4 E., 1994/1 K. sayılı kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu dönemine ilişkin olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ve MTK hükümleri gereği uygulama alanı bulamayacağı, tarafların tahkim anlaşmasında maddi hukuk olarak Türk hukukunu seçtikleri, Türkiye'nin Viyana Anlaşması'na taraf olduğu, Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasının ilk cümlesi uyarınca, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmaların kanun hükmünde olduğu, tarafların uygulanacak maddi hukuk kuralı olarak Türk hukukunu seçmekle, Türk hukukunun bir parçası olan Viyana Anlaşması'nın hükümlerini de seçtiği, Viyana Anlaşması'nın 6. maddesi uyarınca, Anlaşma'nın bu sözleşme ilişkisine uygulanmayacağına dair bir istisna hükmünü sözleşmelere koymadıkları, davacı vekilinin Viyana Anlaşması'nın uygulanmayacağı yönündeki hukuki gerekçelerinin yerinde görülmediği, TBK'daki satım akdinin tanımı ile Viyana Anlaşması'ndaki satımın tanımının farklılık arz ettiği, Anlaşma'nın 3. maddesinde "(1) İmal edilecek veya üretilecek malların teminine ilişkin sözleşmeler, satım sözleşmesi sayılır; meğer ki bunları sipariş eden taraf imalat veya üretim için gerekli olan malzemenin esaslı bir bölümünün teminini taahhüt etmiş olsun. (2) Bu anlaşma, mal temin eden tarafın ediminin ağırlıklı olarak iş gücü veya diğer bir hizmetin sağlanmasından oluştuğu sözleşmelere uygulanmaz". hükmüne göre satım sözleşmesinin tanımının genişletildiği ve bazı koşullarla imalata ilişkin sözleşmelerin de satım sözleşmesi sayılacağının kabul edildiği, bu konudaki ölçütün imalata konu tüm malzemenin esaslı bölümünün imalatı yapacak tarafça temini ve imalatı yapacak tarafın ediminin iş gücü veya hizmetten ziyade mal temini ve teslimine ilişkin olması olduğu, TBK hükümlerine göre eser sayılabilecek bir iş için malzemenin esaslı kısmı imalatı yapacak tarafça temin edilmişse ve 3. maddenin 2. fıkrası uyarınca imalatı yapan tarafın edimi ağırlıklı olarak iş gücü veya diğer hizmetlerin sağlanmasından oluşmuyorsa, malın temini ve teslimi ağırlıklı edim niteliğinde ise bu sözleşmenin eser değil, Viyana Anlaşması'na göre satış kabul edileceği, davacının edimin ağırlıklı kısmının mobilyalarının temini ve teslimi olduğu, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkinin Viyana Anlaşması'nın 3. maddesindeki tanım uyarınca satım sözleşmesi olduğu sonucuna ulaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşmelerde de sözleşmelerin satım sözleşmeleri olduğunun açıkça belirtildiği, davacı vekilinin MTK'nın 15/A.1(e) bendine dayalı iptal sebeplerinin reddi gerektiği, hakem kararı maddi ve hukuki gerekçeler bakımından yeterli olduğundan davacı vekilinin MTK'nın 15/A.1(f) bendine dayalı iptal sebeplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, hakem kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. VI. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Mülga HUMK Dönemi Yaklaşımı ve Güncel Tahkim Rejimi

Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde benimsenen ve hakemlerin maddi hukuk kurallarına aykırı karar vermelerini yetki aşımı veya temyiz sebebi sayan eski içtihadı birleştirme yaklaşımı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümleri karşısında modern tahkim sisteminde uygulama alanı bulmaz. Yürürlükteki kanuni çerçevede hakemlerin uyuşmazlığın esasına ilişkin kuralları hatalı yorumlaması veya uygulaması iptal davasında bozma nedeni kabul edilmemektedir.

Milletlerarası Tahkim Kanunundaki Sınırlı İptal Sebepleri

4686 sayılı Kanun'un 15/A maddesi uyarınca hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. Bu dava, yetkili asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu yer yönünden yetkili bölge adliye mahkemesinde açılır, öncelikle ve ivedilikle görülür. Başvuruyu yapan tarafça ispatlanması gereken iptal sebepleri arasında; tahkim anlaşmasının taraflarından birinin ehliyetsiz olması ya da anlaşmanın tabi kılındığı hukuka veya Türk hukukuna göre geçersizliği, hakem veya hakem kurulunun seçiminde tarafların anlaşmasında belirlenen veya kanunda öngörülen usule uyulmaması ve kararın tahkim süresi içinde verilmemiş olması yer alır.

4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – A) Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. (Değişik ikinci cümle: 28/2/2018-7101/53 md.) İptal davası, 3 üncü madde uyarınca yetkili asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu yer yönünden yetkili bölge adliye mahkemesinde açılır, öncelikle ve ivedilikle görülür. Hakem kararları aşağıdaki hallerde iptal edilebilir: 1. Başvuruyu yapan taraf; a) Tahkim anlaşmasının taraflarından birinin ehliyetsiz ya da tahkim anlaşmasının, tarafların anlaşmayı tâbi kıldıkları hukuka veya böyle bir hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna göre geçersiz olduğunu, b) Hakem veya hakem kurulunun seçiminde, tarafların anlaşmasında belirlenen veya bu Kanunda öngörülen usule uyulmadığını, c) Kararın, tahkim süresi içinde verilmediğini, d) Hakem veya hakem kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiğini, e) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda karar verdiğini veya istemin tamamı hakkında karar vermediğini  ya da yetkisini aştığını, f) Tahkim yargılamasının, usul açısından tarafların anlaşmalarına veya bu yönde bir anlaşma bulunmaması halinde, bu Kanun hükümlerine uygun olarak yürütülmediğini ve bu durumun kararın esasına etkili olduğunu, g) Tarafların eşitliği ilkesinin gözetilmediğini, İspat ederse veya, 2. Bölge adliye mahkemesince;[1] a) Hakem veya hakem kurulu kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığı, b) Kararın kamu düzenine aykırı olduğu, Tespit edilirse. Hakem veya hakem kurulunun, tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda karar verdiği iddiasıyla açılan iptal davasında, tahkim anlaşması kapsamında olan konuların, tahkim anlaşması kapsamında olmayan konulardan ayrılması mümkün olduğu takdirde, hakem kararının sadece tahkim anlaşması kapsamında olmayan konuları içeren bölümü iptal edilebilir. İptal davası, otuz gün içinde açılabilir. Bu süre, hakem kararının veya düzeltme, yorum ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İptal davasının açılması, kendiliğinden hakem kararının icrasını durdurur. Taraflar, iptal davası açma hakkından kısmen veya tamamen feragat edebilirler. Yerleşim yerleri veya olağan oturma yerleri Türkiye dışında bulunan taraflar, tahkim anlaşmasına koyacakları açık bir beyanla veya sonradan yazılı şekilde anlaşmak suretiyle iptal davası açma hakkından tamamen feragat edebilecekleri gibi; yukarıda sayılan bir veya bir kaç sebepten dolayı iptal davası açmak hakkından da feragat edebilirler. İptal istemi, davaya bakan bölge adliye mahkemesi aksine karar vermedikçe, dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır.[2] (Değişik birinci cümle: 28/2/2018-7101/53 md.) İptal davası hakkında verilen kararlara karşı 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi, bu maddede yer alan iptal sebepleriyle sınırlı olarak, öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır. İptal davasının kabulü halinde, kabul kararı temyiz edilmezse veya 1 inci bendin (b), (d), (e), (f), (g) alt bentleri ile 2 nci bendinin (b) alt bendindeki hallerin varlığı sebebiyle kabulü halinde taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa hakemleri ve tahkim süresini yeniden belirleyebilirler. Taraflar isterlerse eski hakemleri tayin edebilirler. B) İptal davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra asliye hukuk mahkemesi, hakem kararının icra edilebilir olduğuna ilişkin bir belgeyi istemde bulunan tarafa verir. Bu belgenin verilmesi harca tâbi değildir. Hakem kararının icraya konulması hâlinde Harçlar Kanunu hükümleri uygulanır. İptal davası için öngörülen sürenin geçtiği veya tarafların iptal davası açmaktan feragat ettiği hâllerde, hakem kararının icra edilebilir olduğuna ilişkin belgenin verilmesi sırasında (A) fıkrasının 2 nci bendinin (a) ve (b) alt bent hükümleri mahkemece re’sen dikkate alınır. Bu hâlde mahkemece aksine karar verilmedikçe, inceleme dosya üzerinden yapılır. ALTINCI BÖLÜM Tahkim Giderleri Hakem ücreti, yargılama giderleri, avans yatırılması ve giderlerin ödenmesi

Hakem veya hakem kurulunun hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar vermesi, tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda karar verilmesi ya da istemin tamamı hakkında karar verilmemesi veya yetkinin aşılması da iptal gerekçeleri arasındadır. Tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda karar verilmesi halinde, anlaşma kapsamında kalan konular ayrılabiliyorsa hakem kararının yalnızca kapsam dışındaki bölümü iptal edilir. Bunun yanında yargılamanın tarafların anlaşmasına veya kanuna aykırı yürütülüp bu aykırılığın kararın esasına etkili olması ile tarafların eşitliği ilkesinin gözetilmemesi başvurucu tarafından ispatlandığında karar iptal edilebilir.

Bölge adliye mahkemesince re'sen tespit edilecek iptal sebepleri ise 4686 sayılı Kanun'un 15/A maddesinin ikinci fıkrasında yer almaktadır. Hakem kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığının veya verilen kararın kamu düzenine aykırı bulunduğunun mahkemece tespit edilmesi hâlinde hakem kararı iptal edilir.

İptal Davasında Usul, Süre ve Temyiz İncelemesi

4686 sayılı Kanun'un 15/A maddesi gereğince iptal davası otuz gün içinde açılabilir. Bu süre, hakem kararının ya da düzeltme, yorum veya tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İptal davasının açılması, kendiliğinden hakem kararının icrasını durdurur. Bölge adliye mahkemesinin iptal davası hakkında verdiği kararlara karşı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi maddede yer alan sınırlı iptal sebepleriyle bağlı olarak öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır.

Türkiye sınırları haricinde yerleşimi ya da mutat meskeni bulunan taraflar, tahkim sözleşmesindeki açık kayıtla yahut sonradan yapacakları yazılı mutabakatla iptal yolundan tümüyle feragat edebilecekleri gibi yasadaki belirli sebepleri hariç tutacak biçimde kısmi feragatte de bulunabilirler. 4686 sayılı Kanun'un 15/B maddesi gereğince, dava açma süresi tükendiğinde veya taraflar iptal hakkından feragat ettiğinde mahkeme icra edilebilirlik şerhi verirken uyuşmazlığın tahkime uygunluğunu ve kamu düzeni dengesini kendiliğinden gözetir.

Türk Hukuku Seçiminde CISG Uygulaması ve Nitelendirme

Tahkim anlaşmasında maddi hukuk olarak Türk hukukunun seçilmiş olması, Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca kanun hükmünde bulunan ve Türk hukukunun bir parçasını oluşturan Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG / Viyana Anlaşması) kurallarını da içerir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/6541 Esas ve 2025/2304 Karar sayılı ilamına göre, taraflar sözleşmede bu antlaşmanın uygulanmasını açıkça hariç tutmadıkları müddetçe hakemlerin CISG hükümlerini uygulaması yetki aşımı oluşturmaz ve iptal sebebi sayılamaz.

Viyana Anlaşması'nın (CISG) 3. maddesi gereğince, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre eser sayılabilecek bir işte malzemenin esaslı kısmı üretici veya imalatçı tarafça sağlanmışsa ve edim ağırlıklı olarak iş gücü ya da diğer hizmetlerin temininden oluşmuyorsa, malın temini ve teslimi ağırlıklı edim niteliği taşıdığında sözleşme satış kabul edilir. Hakem kurulunun uyuşmazlık konusu ilişkiyi bu esaslar çerçevesinde satım sözleşmesi olarak nitelemesi esasa ilişkin bir değerlendirme niteliğindedir.

Şirketler Topluluğu Hükümleri ve Kamu Düzeni Sınırı

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 195. maddesi ve devamında düzenlenen şirketler topluluğu kurallarının tatbik edilebilmesi için hâkim veya bağlı şirketlerden en az birinin merkezinin Türkiye'de bulunması gerekir. Merkezleri yurt dışında bulunan yabancı şirketler arasındaki uyuşmazlıkta Türk Ticaret Kanunu'nun şirketler topluluğu hükümlerinin uygulanmaması kamu düzeninin ihlali anlamına gelmez. Bunun yanında hakem kararının davanın esasına ilişkin maddi ve hukuki gerekçeleri yeterli biçimde barındırması durumunda 4686 sayılı Kanun'un 15/A maddesi kapsamındaki gerekçesizlik iptal sebebi gerçekleşmez.

Hakem kararında maddi hukukun yanlış uygulanması iptal davasına konu edilebilir mi?

Hayır, iptal davası esasa ilişkin bir kanun yolu denetimi olmadığından, tarafların adil yargılanma ve temel hakları ihlal edilmedikçe hakemin maddi hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı iptal sebebi yapılamaz.

Sözleşmede Türk hukuku seçildiğinde CISG hükümlerinin uygulanması iptal nedeni midir?

Hayır, Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca milletlerarası antlaşmalar iç hukukun bir parçası olduğundan, açıkça dışlanmadıkça hakemlerin CISG kurallarını uygulaması yetki aşımı veya iptal gerekçesi oluşturmaz.

Milletlerarası tahkimde iptal davası açma süresi ne kadardır?

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu uyarınca iptal davası otuz gün içinde açılabilir ve bu davanın açılması kendiliğinden hakem kararının icrasını durdurur.

Hakem kararının gerekçeli sayılması için hangi unsurlar aranır?

Hakem kararının davanın çözümüne yönelik maddi ve hukuki gerekçeleri yeterli biçimde içermesi durumunda kanuni gerekçe eksikliği sebebi gerçekleşmiş sayılmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu