Tahkim Anlaşması Varlığında İtirazın İptali Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Tahkim Anlaşması Varlığında İtirazın İptali Davası

Geçerli bir tahkim sözleşmesinin varlığı, alacaklının sözleşme kapsamındaki bir alacak için ilamsız icra takibi başlatmasına engel teşkil etmez. Borçlunun icra takibine itiraz etmesiyle uyuşmazlığın çekişmeli hale gelmesi durumunda ise itirazın iptali talebini karara bağlama görevi tahkim iradesi uyarınca hakem kuruluna aittir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/212, K. 2024/2703Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2024/212 E.  ,  2024/2703 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2023/2 Esas, 2023/1 Karar HÜKÜM : Ret Taraflar arasındaki hakem kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.04.2024 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. …., Av. … Gafıroğlu ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ''Kanal Dağıtım Lisansı Sözleşmesi'' akdedildiğini, sözleşmeden kaynaklanabilecek uyuşmazlıkların çözümünün tahkim yoluyla gerçekleştirilmesi hususunda anlaştıklarını, davalının, sözleşmeden doğduğunu iddia ettiği alacaklara karşı iki ayrı icra takibi başlattığını, davacının borca itirazı üzerine İstanbul Tahkim Merkezi nezdinde itirazın iptali davası açıldığını ve davanın karar verilerek sonuca bağlandığını, davacının yabancı sermayeli bir şirket olması nedeniyle uyuşmazlığın 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun (4686 sayılı Kanun) 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yabancılık unsuru içerdiğini, bu durumun görev belgesinde de belirtildiğini, dava konusu hakem kararının anılan Kanun'un 15 inci maddesi kapsamında ve re'sen gözetilecek hususlardan dolayı birden fazla iptal sebebiyle malûl olduğunu, tahkim süresi içerisinde verilmiş bir hakem kararı bulunmadığını, tahkim süresinin başlangıç tarihinin 15.07.2021 olduğunu, sürenin son olarak 29.05.2023 tarihine uzatıldığını, kararın en geç bu tarihte verilmesi gerektiğini, kararın İstanbul Tahkim Merkezi Sekreteryasınca e-posta ile 29.05.2023'te taraflara tebliğ edildiğini, tebliğ edilen karar incelendiğinde kararın oy çokluğuyla alındığının anlaşıldığını; ancak kararda muhalefet şerhine rastlanmadığını, unutulduğu düşünülerek yazılan yazıya, cevaben nihai karar için bir muhalefet şerhi yazılmadığının bildirildiğini, 4686 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde hakem kararlarının şekli ve içeriğinin düzenlendiğini, somut kararda bu yasal düzenleme uyarınca verilmiş bir hakem kararı bulunmadığını, kararda muhalefet şerhi bulunmadığını, muhalefet şerhinin de gerekçeli kararın bir parçası olduğunu, hakem kurulunca olması gerektiği gibi bir karar tebliğ edilmediğini, hakem kurulunun itirazın iptali davasına bakmakta görevsiz olduğu yönündeki itirazları üzerine bunun bir ön sorun olarak incelendiğini, ara kararla hakem kurulunun görevli olduğuna karar verildiğini; ancak Prof. Dr. …'in, icra inkâr tazminatı yönünden kurulun görevli olmadığı yönünde karara muhalif kaldığını, ara karara muhalefet şerhi yazılmış olmasının, nihai kararda muhalefet şerhine yer verilmemesi sonucunu doğurmayacağını, muhalefet şerhinin kararda yer alması gerektiğini, nihai kararda muhalefet şerhi bulunmamasına rağmen, birçok paragrafta muhalefet şerhine atıfta bulunulduğunu, muhalefet şerhinin ara karar olması nedeniyle yargılama giderlerine dair bir husus barındırmadığını, muhalif üyenin, hakem kurulunun icra inkar tazminatına hükmetmekte görevsiz olduğu kanaati nedeniyle dava değerini daha düşük hesapladığını, davacıya yüklenen yargılama giderlerinin daha az olması gerektiği yönünde oy kullandığını, nihai kararda muhalefet şerhi olmadığı için muhalif üyenin yargılama giderlerini nasıl hesapladığı ve davacıya hangi tutarda yargılama gideri yüklenmesine karar verdiğinin öğrenilemediğini, belirtilen bu hususların yazım hatası niteliğinde sayılamayacağını, kararın gerekçeli karar niteliğinden yoksun olduğunu; ancak hakem kurulunca hakem kararının düzeltildiğini, muhalefet şerhine yapılan atıflar yönünden düzeltmeler yapıldığını, ek hakem kararının maddi hatanın düzeltilmesine dair bir karar olmayıp, kararın değiştirilmesi mahiyetinde olduğunu, bu düzeltmeden sonra dahi bir muhalefet şerhi bulunmadığını, ek hakem kararında kanun yolunun da belirtilmediğini, itirazın iptali davalarının tahkime elverişli olmadığını, tahkim şartının ''sözleşmeden kaynaklanan (icra takibi de dahil) tüm uyuşmazlıklar'' anlamına geldiğini, tahkim sözleşmesinin varlığına rağmen ilamsız icra takibi başlatmanın, tarafların tahkim iradesine aykırı olduğunu, hakemlerin icra organlarını bağlayıcı karar veremeyeceğini, hakem kurulunun davaya itirazın iptali olarak değil, alacak davası olarak devam etmesi gerektiğini, itirazın iptali davasının takip hukukuna özgü bir dava türü olduğunu, icra inkar tazminatının sözleşmesel bir tazminat olmadığını, maddi hukuktan doğan bir tazminat olmadığını, tahkim şartının kapsamı dışında kaldığını, icra inkar tazminatının cebri icra sistemi içinde öngörülmüş bir yaptırım olduğunu, kamu yararıyla ilgili olduğunu, tahkim mahkemelerinin yaptırım uygulama yetkisi olmadığını, yetkilerinin sadece özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkları çözmek olduğunu, inkar tazminatına karar verilmesinin kamu düzenine aykırılık oluşturduğunu, muhalefet şerhinin gerekçeli kararda yer almamasının hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek hakem kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kararın esasının oybirliği ile verildiğini, sadece icra inkar tazminatı bakımından oyçokluğu ile karar alındığını, nihai kararın gerekçeli karar şeklinde yazıldığını, 4686 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen şartları taşıdığını, anılan maddede kararın içeriğinde muhalefet şerhi bulunması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmadığını, ek karar incelendiğinde de karar içeriğinde muhalif üyenin muhalefet gerekçesinin anlaşıldığını, Hakem heyeti kararı süresi içerisinde verilmiş olup yazım hatasını düzelten kararın da yeni bir karar olmadığını, itirazın iptali davasının tahkimde görülebileceğini, Hakem kurulunun icra inkâr tazminatı bakımından da karar vermeye yetkili olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların uygulanacak hukuk konusunda Türk hukukunu seçtiği, Türk hukukuna göre tahkim anlaşmasına konu bir alacak hakkında icra takibi yapılmasını engelleyici bir hüküm bulunmadığı, uygulama ve doktrinde ağırlıklı olarak, taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesine rağmen alacaklının icra takibine başvurabileceği kabul edilmekte olup Dairenin de bu görüşü benimsediği, icra takibi bir dava olmayıp, borçlunun itirazının bulunmadığı bir aşamada, henüz tahkim yoluna götürülebilecek bir uyuşmazlığın da doğmadığı, borçlu ödeme emrine itiraz ederse, meydana gelen bu uyuşmazlığın giderilmesi için alacaklının tahkim mahkemesince dava açması gerektiği, icra inkâr tazminatı cebri icra hukukundan kaynaklanan, mahkemeler ile icra dairelerinin boş yere meşgul edilmelerini önlemek amacıyla öngörülmüş ve itirazın iptali davasına sonucuna bağlı olarak hükmedilen özel bir tazminat türü olup eldeki uyuşmazlığın kamu düzenine ilişkin olmaması ve icra inkâr tazminatının itirazın iptali davasının sonucuna bağlı olması nedeniyle hakem kurulunun itirazın iptali davasını görebilmesinin bir sonucu olarak icra inkâr tazminatına da karar vermeye yetkili olduğu, alacağın varlığı konusunda bir maddi hukuk davası söz konusu olup tarafların tahkim konusunda anlaşması nedeniyle uyuşmazlığın tamamıyla tahkimde çözümlenmesi gerektiği, itirazın iptali davasında asıl talebe karar verebilecek olan hakemin, davanın feri niteliğindeki icra inkâr tazminatı talebinede hükmedebileceği, 27.06.2023 tarihli ek kararın, nihai karardaki bir kısım yazım hatalarına ilişkin olduğu, kararın esasına ilişkin olmadığı, 4686 sayılı Kanun'un 14/B maddesi hükmü karşısında hakem kararının eki olarak düzenlendiği ve kararın ayrılmaz parçasını oluşturduğu, ek karara yönelik iptal sebeplerinin nihai karara ilişkin iptal sebepleriyle birlikte ileri sürülüp değerlendirilebileceği, süre yönünden Tahkim Mahkemesi tarafından davacı aleyhine verilmiş bir kararın da bulunmadığı, bu nedenle ek kararda kanun yolu belirtilmemiş olmasının sonuca bir etkisinin bulunmayacağı, dava konusu 29.05.2023 tarihli hakem kararı incelendiğinde; davalının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, miktarı 200.000,00 USD olan asıl alacağın, takip tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığı 1.555.560 TL'nin %20 oranına tekabül eden 311.112,00 TL icra inkâr tazminatının davacı tarafından davalıya ödenmesine oy çokluğuyla karar verildiği, tahkim yargılaması sırasında icra inkâr tazminatı konusunda görevsizlik kararı verilmesi yönündeki davacı talebinin Hakem Kurulu üyesi Prof. Dr. …'in muhalif görüşü ile oy çokluğuyla reddine karar verildiği, 27.06.2023 tarihli ek karar ile nihai kararda karşı oy yazısına ilişkin gerekçe kısmında yer alan açıklamalar yönünden bir kısım düzeltmelerin yapıldığının görüldüğü, yargılama sırasında 2 no.lu 17.10.2021 tarihli ara kararda, Hakem Kurulunun icra inkar tazminatı konusunda görevsizlik kararı verilmesi yönündeki davacı talebinin, Hakem Kurulu üyesi Prof. Dr. …'in muhalif görüşü ile oy çokluğuyla reddine karar verildiği, nihai kararda karşı oy gerekçesine yer verilmediğinin anlaşıldığı, 4686 sayılı Kanun'un 14/A maddesinin dürdüncü fıkrasında hakem kararlarında bulunması gereken hususlar sayılırken "karşı oyların" da yer alması gerektiği belirtilmiş ise de anılan Kanun'un iptal nedenlerini düzenleyen 15 inci maddesinde karşı oy gerekçesinin yazılmamasının iptal sebebi olarak sayılmadığı, kararın oy çokluğuyla alındığı ve hangi konuda muhalif görüş açıklandığının karar gerekçesinde yer aldığı, tamamlayıcı kararda bu hususta açıklamalara yer verildiği de göz önüne alınarak, karşı oy gerekçesinin kararda yer almamasının, hakem kararının iptalini gerektiren sebeplerden olmadığı ve kamu düzenine aykırılık oluşturmadığı kanaatiyle ileri sürülen iptal sebebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle İstanbul Tahkim Merkezinin Hakem Heyeti tarafından verilen 29.05.2023 tarihli kararı ve 27.06.2023 tarihli tamamlayıcı kararının iptal davasının reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve aşamalardaki iddialarını tekrar ederek ve süresi içinde verilmiş usulüne uygun bir hakem kararı bulunmadığını, kararın muhalefet şerhi içermediğini, anayasal bir hak olan gerekçeli karar hakkının ihlal ediliğini, itirazın iptali davasının ve icra inkar tazminatı talebinin tahkime elverişli olmadığını, hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hakem kararının iptali şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4686 sayılı Kanun'un 2, 14 ve 15 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 436, 437, 439 uncu maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tahkim Şartına Rağmen İlamsız İcra Takibi Başlatılması

Türk hukukunda tahkim sözleşmesine konu bir alacak için ilamsız icra takibi yoluna başvurulmasını yasaklayan yasal bir hüküm bulunmamaktadır. İlamsız icra takibi kendiliğinden bir dava mahiyeti taşımadığı için, borçlu henüz ödeme emrine itiraz etmediği sürece tahkim yargılamasına konu olabilecek çekişmeli bir uyuşmazlığın doğduğundan söz edilemez. Bu doğrultuda alacaklı, aralarında tahkim sözleşmesi bulunsa dahi genel haciz yoluyla takibe geçebilir.

Borçlunun İtirazı ve Hakem Kurulunun Görevi

Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesiyle birlikte takip durur ve taraflar arasında tahkime elverişli çekişmeli bir uyuşmazlık vücut bulur. Uyuşmazlığın doğmasıyla tarafların tahkim anlaşması devreye girer; takibin devamını amaçlayan itirazın iptali talebinin tahkim yargılamasında ileri sürülmesi gerekir ve doğan davayı çözme yetkisi hakem kurulundadır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin birinci fıkrası uyarınca alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde başvurarak genel hükümler çerçevesinde alacağını kanıtlamak suretiyle itirazın iptalini talep edebilir. Aynı maddenin dördüncü fıkrası gereğince bir yıllık hak düşürücü süreyi geçiren alacaklının genel hükümlere dayanarak alacak davası açma hakkı saklı tutulmuştur.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 67Kaynağı aç
Madde 67 – (Değişik: 18/2/1965-538/37 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.[27] İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. b) İtirazın kesin olarak kaldırılması:[28]

Hakem Kurulunun İcra İnkâr Tazminatına Hükmetme Yetkisi

İtirazın iptali davalarında talep edilen icra inkâr tazminatı, cebri icra hukukuna dayanan ve takip mercilerinin haksız yere meşgul edilmesini önlemeyi amaçlayan fer'î nitelikte bir alacaktır. Uyuşmazlığın kamu düzenine ilişkin olmaması kaydıyla, maddi hukuk kaynaklı asıl alacak talebini karara bağlama yetkisine sahip hakem kurulu, davanın fer'î sonucu niteliğindeki icra inkâr tazminatına da hükmedebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/212 E. ve 2024/2703 K. sayılı kararında da kamu düzenine aykırılık bulunmayan hallerde hakem kurulunun itirazın iptali davasıyla birlikte icra inkâr tazminatını karara bağlamaya yetkili olduğu kabul edilmiştir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, borçlunun itirazının haksız bulunması halinde borçlu; takibin haksız ve kötü niyetli görülmesi halinde ise alacaklı, istem üzerine hükmolunan veya reddedilen meblağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere uygun bir tazminata mahkûm edilir. Kanunun 67. maddesinin beşinci fıkrası gereğince tazminat tespitinde takip talebi veya davadaki talep esas alınırken; üçüncü fıkra uyarınca borçlu veli, vasi veya mirasçı sıfatıyla itirazda bulunmuşsa aleyhine tazminat kararı verilebilmesi kötü niyetin sübutuna bağlı tutulmuştur.

Hakem Kararlarında Karşı Oy Gerekçesi ve İptal Sebepleri

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 14/A maddesinde hakem kararlarında karşı oyların yer alması gerektiği düzenlenmişse de aynı Kanun'un 15. maddesinde karşı oy gerekçesinin bulunmaması bağımsız bir iptal sebebi olarak öngörülmemiştir. Kararın oy çokluğu ile alındığının belirtildiği, muhalefet hususlarının karar içeriğinde ifade edildiği veya tamamlayıcı kararda yer aldığı hallerde, karşı oy gerekçesinin kararda ayrıca bulunmaması kamu düzenine aykırılık oluşturmaz ve hakem kararının iptalini gerektirmez.

Hakem kurulunun yazım hatalarına dair ek kararları 4686 sayılı Kanun'un 14/B maddesi uyarınca hakem kararının ayrılmaz parçasını oluşturur. Ek karara yönelik ileri sürülebilecek iptal sebepleri, nihai karara ilişkin iptal nedenleriyle birlikte yargısal denetime tabi tutulur.

Hakem Kararına Karşı İptal Davası Usulü ve Kanun Yolları

4686 sayılı Kanun'un 15/A maddesi uyarınca hakem kararlarına karşı olağan kanun yolu olarak yalnızca iptal davası açılabilir. Bu dava, yetkili asliye hukuk mahkemesinin yargı çevresinde bulunduğu bölge adliye mahkemesinde açılır ve öncelikle ivedilikle görülür. İptal davası açma süresi, hakem kararının veya düzeltme, yorum ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren otuz gündür; davanın açılması kendiliğinden hakem kararının icrasını durdurur.

4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – A) Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. (Değişik ikinci cümle: 28/2/2018-7101/53 md.) İptal davası, 3 üncü madde uyarınca yetkili asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu yer yönünden yetkili bölge adliye mahkemesinde açılır, öncelikle ve ivedilikle görülür. Hakem kararları aşağıdaki hallerde iptal edilebilir: 1. Başvuruyu yapan taraf; a) Tahkim anlaşmasının taraflarından birinin ehliyetsiz ya da tahkim anlaşmasının, tarafların anlaşmayı tâbi kıldıkları hukuka veya böyle bir hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna göre geçersiz olduğunu, b) Hakem veya hakem kurulunun seçiminde, tarafların anlaşmasında belirlenen veya bu Kanunda öngörülen usule uyulmadığını, c) Kararın, tahkim süresi içinde verilmediğini, d) Hakem veya hakem kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiğini, e) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda karar verdiğini veya istemin tamamı hakkında karar vermediğini  ya da yetkisini aştığını, f) Tahkim yargılamasının, usul açısından tarafların anlaşmalarına veya bu yönde bir anlaşma bulunmaması halinde, bu Kanun hükümlerine uygun olarak yürütülmediğini ve bu durumun kararın esasına etkili olduğunu, g) Tarafların eşitliği ilkesinin gözetilmediğini, İspat ederse veya, 2. Bölge adliye mahkemesince;[1] a) Hakem veya hakem kurulu kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığı, b) Kararın kamu düzenine aykırı olduğu, Tespit edilirse. Hakem veya hakem kurulunun, tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda karar verdiği iddiasıyla açılan iptal davasında, tahkim anlaşması kapsamında olan konuların, tahkim anlaşması kapsamında olmayan konulardan ayrılması mümkün olduğu takdirde, hakem kararının sadece tahkim anlaşması kapsamında olmayan konuları içeren bölümü iptal edilebilir. İptal davası, otuz gün içinde açılabilir. Bu süre, hakem kararının veya düzeltme, yorum ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İptal davasının açılması, kendiliğinden hakem kararının icrasını durdurur. Taraflar, iptal davası açma hakkından kısmen veya tamamen feragat edebilirler. Yerleşim yerleri veya olağan oturma yerleri Türkiye dışında bulunan taraflar, tahkim anlaşmasına koyacakları açık bir beyanla veya sonradan yazılı şekilde anlaşmak suretiyle iptal davası açma hakkından tamamen feragat edebilecekleri gibi; yukarıda sayılan bir veya bir kaç sebepten dolayı iptal davası açmak hakkından da feragat edebilirler. İptal istemi, davaya bakan bölge adliye mahkemesi aksine karar vermedikçe, dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır.[2] (Değişik birinci cümle: 28/2/2018-7101/53 md.) İptal davası hakkında verilen kararlara karşı 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi, bu maddede yer alan iptal sebepleriyle sınırlı olarak, öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır. İptal davasının kabulü halinde, kabul kararı temyiz edilmezse veya 1 inci bendin (b), (d), (e), (f), (g) alt bentleri ile 2 nci bendinin (b) alt bendindeki hallerin varlığı sebebiyle kabulü halinde taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa hakemleri ve tahkim süresini yeniden belirleyebilirler. Taraflar isterlerse eski hakemleri tayin edebilirler. B) İptal davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra asliye hukuk mahkemesi, hakem kararının icra edilebilir olduğuna ilişkin bir belgeyi istemde bulunan tarafa verir. Bu belgenin verilmesi harca tâbi değildir. Hakem kararının icraya konulması hâlinde Harçlar Kanunu hükümleri uygulanır. İptal davası için öngörülen sürenin geçtiği veya tarafların iptal davası açmaktan feragat ettiği hâllerde, hakem kararının icra edilebilir olduğuna ilişkin belgenin verilmesi sırasında (A) fıkrasının 2 nci bendinin (a) ve (b) alt bent hükümleri mahkemece re’sen dikkate alınır. Bu hâlde mahkemece aksine karar verilmedikçe, inceleme dosya üzerinden yapılır. ALTINCI BÖLÜM Tahkim Giderleri Hakem ücreti, yargılama giderleri, avans yatırılması ve giderlerin ödenmesi

Bölge adliye mahkemesi, uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığını veya kararın kamu düzenine aykırı düştüğünü tespit ederse hakem kararını re'sen iptal edebilir. Tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda hüküm kurulmuş olması halinde ise anlaşma kapsamındaki hususların ayrılması mümkünse kararın sadece yetkiyi aşan bölümü iptal edilir.

Bölge adliye mahkemesince iptal davası hakkında verilen kararlara karşı Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde temyiz yoluna başvurulabilir ve temyiz incelemesi kanundaki iptal sebepleriyle sınırlı olarak ivedilikle yapılır. İptal davasının reddine dair kararın kesinleşmesi üzerine asliye hukuk mahkemesi, harca tabi olmaksızın hakem kararının icra edilebilir olduğuna dair belgeyi istemde bulunan tarafa verir.

Tahkim şartı olan sözleşmelerde ilamsız icra takibi yapılabilir mi?

Evet, Türk hukukunda tahkime tabi bir alacak için alacaklının ilamsız icra takibi başlatmasını engelleyen bir düzenleme bulunmadığından alacaklı icra takibine başvurabilir.

Borçlu takibe itiraz ettiğinde itirazın iptali davası nerede açılır?

Borçlunun takibe itirazı ile tahkime elverişli çekişmeli bir uyuşmazlık doğduğundan, tahkim sözleşmesi gereğince itirazın iptali davasını çözmeye hakem kurulu yetkilidir.

Hakem kurulu icra inkâr tazminatına karar verebilir mi?

Kamu düzenine ilişkin olmayan uyuşmazlıklarda davanın fer'î niteliğindeki icra inkâr tazminatı hakkında asıl alacak talebini karara bağlamaya yetkili olan hakem kurulu hüküm kurabilir.

İtirazın iptali davası hangi süre içinde açılmalıdır?

İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali istenmelidir; bu süre kaçırıldığında genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır.

Karşı oy gerekçesinin kararda bulunmaması hakem kararını iptal ettirir mi?

Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15. maddesinde karşı oy gerekçesinin bulunmaması açık bir iptal nedeni sayılmadığından, muhalefet noktalarının kararda açıklandığı ve kamu düzeni ihlali bulunmadığı durumlarda iptal sebebi teşkil etmez.

Hakem kararına karşı iptal davası nerede ve kaç gün içinde açılır?

İptal davası, hakem kararının veya düzeltme, yorum ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yetkili asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu yer yönünden yetkili bölge adliye mahkemesinde açılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu