İtirazın İptali Davasının Tahkimde Görülmesi ve Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
İtirazın İptali Davasının Tahkimde Görülmesi ve Usulü

Aralarında tahkim sözleşmesi bulunan tarafların genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başvurması ve borçlunun itirazı üzerine takibin durması halinde, itirazın iptali davasının hakem önünde açılıp açılamayacağı konusunda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu kapsamında açık bir yasal düzenleme yer almamaktadır. Uyuşmazlığın niteliği ve cebri icra prosedürüne etkisi hususunda farklı hukuki değerlendirmeler öne sürülmektedir.

İtirazın İptali Davasının Hukuki Çerçevesi

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67/1 kapsamında, icra takibine itirazla karşılaşan alacaklı, bu itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıllık süre zarfında genel hükümler uyarınca alacağını kanıtlamak amacıyla itirazın iptali talebiyle mahkemeye başvurabilir. İtirazın iptali davası ile amaçlanan duran icra takibine devam edilmesidir ve uyuşmazlığın genel hükümlere göre incelenmesi sonucunda verilen karar maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil eder.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 67Kaynağı aç
Madde 67 – (Değişik: 18/2/1965-538/37 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.[27] İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. b) İtirazın kesin olarak kaldırılması:[28]

İcra ve İflas Kanunu m. 67/4 gereğince, bir yıllık dava süresini kaçıran alacaklının genel hükümler çerçevesinde alacağını dava konusu yapma imkânı saklı tutulmuştur. İtirazın iptali davasında borçlunun itirazı haksız görülürse borçlu aleyhine, alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa alacaklı aleyhine karar verilir; karşı tarafın istemiyle, tarafların durumu ve uyuşmazlığın koşulları gözetilerek reddedilen ya da hüküm altına alınan meblağın yüzde yirmisinden az olmayacak biçimde uygun bir tazminata hükmedilir. Takibe itiraz eden tarafın veli, vasi veya mirasçı olması durumunda borçlu aleyhine tazminata karar verilebilmesi kötü niyetin sübut bulması şartına bağlıdır. Kanunda öngörülen inkar ve kötü niyet tazminatlarının belirlenmesinde takip talebindeki ya da davadaki talep esas alınır.

Tahkim Sözleşmesi ve İlamsız İcra Takibi İlişkisi

Gerçek veya tüzel kişilerin kamu düzenine ilişkin olmayan doğmuş veya doğacak uyuşmazlıkların çözümünü hakeme bıraktıkları sözleşme tahkim sözleşmesi olarak tanımlanır. Taraflar bu sözleşmeyle aralarındaki uyuşmazlığa uygulanacak usul ve esas kurallarını belirleyebilir ve bazı kuralları uygulama dışı bırakabilirler.

Tahkim anlaşmasına rağmen alacaklının doğrudan ilamsız icra takibi başlatıp başlatamayacağı konusunda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bir yaklaşıma göre, icra dairelerinin adalet teşkilatında yer alması ve devlet yargısı yerine tahkimin seçilmiş olması karşısında doğrudan ilamsız takibe girişilmesi tahkim iradesiyle çelişir. Karşı yaklaşıma göre ise icra takibi teknik anlamda bir dava niteliği taşımadığından, taraflar tahkim anlaşmasına rağmen ilamsız icra takibine başvurabilirler.

İtirazın İptali Talebinin Hakem Önüne Taşınması

İtirazın iptali davasının tahkim yargılamasına konu edilemeyeceğini savunan yaklaşım, bu davanın icra hukukuna özgü bir tespit davası niteliği taşıdığını ve duran icra takibinin devamını amaçladığını ileri sürer. Bu doğrultuda, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 6/2 uyarınca hakemlerin cebri icra organlarını bağlayıcı nitelikte ihtiyati tedbir veremediği bir sistemde cebri icra organlarını bağlayıcı nihai karar vermelerinin çelişki doğuracağı savunulur. Ayrıca tahkim itirazı ileri sürüldüğünde hakemde itirazın iptali davası açılamayacağı, ancak usul ekonomisi gözetilerek hakemde açılan talebin tahsil davası olarak incelenip karara bağlanabileceği kabul edilmektedir.

4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Taraflardan birinin, tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında mahkemeden ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz istemesi ve mahkemenin böyle bir tedbire veya hacze karar vermesi, tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmez. Aksi kararlaştırılmadıkça, tahkim yargılaması sırasında hakem veya hakem kurulu, taraflardan birinin istemi üzerine, ihtiyatî tedbire veya ihtiyatî hacze karar verebilir. Hakem veya hakem kurulu, ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı vermeyi, uygun bir güvence verilmesine bağlı kılabilir. Hakem veya hakem kurulu, cebrî icra organları tarafından icrası ya da diğer resmî makamlar tarafından yerine getirilmesi gereken ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı veremeyeceği gibi, üçüncü kişileri bağlayan ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı da veremez. Taraflardan biri, hakem veya hakem kurulunun verdiği ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararını yerine getirmezse; karşı taraf, ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı verilmesi istemiyle yetkili mahkemenin yardımını isteyebilir. Yetkili mahkeme gerekirse başka bir mahkemeyi istinabe edebilir. Tarafların, Hukuk  Usulü Muhakemeleri Kanunu ile İcra ve İflas Kanununa göre istemde bulunma hakları saklıdır. Tahkim yargılaması öncesi veya tahkim yargılaması sırasında taraflardan birinin istemi üzerine mahkemece verilen ihtiyatî tedbir ya da ihtiyatî haciz kararı, hakem veya hakem kurulu kararının icra edilebilir hale gelmesiyle ya da davanın hakem veya hakem kurulu tarafından reddedilmesi halinde kendiliğinden ortadan kalkar. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Hakem veya Hakem Kurulunun Seçimi, Reddi, Sorumluluğu, Görevinin Sona Ermesi ve Yetkisi Hakem sayısı, seçimi, reddi, sorumluluğu, görevinin sona ermesi  ve yetkisi

Buna karşın diğer bir yaklaşım, hakem veya hakem heyetinin tahkim yargılaması sonucunda verdiği nihai kararın tüm icra organlarını bağladığını, dolayısıyla 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 6/2 hükmünün itirazın iptali davasının tahkimde görülmesine engel teşkil etmediğini savunur. Bu görüş çerçevesinde, hakemlerin itirazın iptali davasında karar vermeye ve icra inkar tazminatı istemi konusunda hüküm kurmaya yetkili oldukları, davanın alacak veya tahsil davası olarak nitelendirilmesinin gerekmediği ve bu süreçte ihlal edilen bir hukuki menfaat bulunmadığı ileri sürülmektedir.

Milletlerarası Tahkimde Geçici Hukuki Korumalar ve Cebri İcra Sınırı

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 6/1 uyarınca, taraflardan birinin tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz istemesi ve mahkemenin buna karar vermesi tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmez. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasına göre hakem veya hakem kurulu; cebri icra organları tarafından icrası gereken, resmi makamlarca yerine getirilmesi gereken veya üçüncü kişileri bağlayan ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararı veremez.

Milletlerarası tahkim yargılamasında hakem veya hakem kurulunun verdiği ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı taraflarca yerine getirilmezse, karşı taraf yetkili mahkemenin yardımını isteyebilir. Tarafların Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre istemde bulunma hakları saklıdır. Tahkim yargılaması öncesinde veya sırasında mahkemece verilen ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararı, hakem kararının icra edilebilir hale gelmesiyle veya davanın hakemlerce reddedilmesi halinde kendiliğinden kalkar.

Kamu Kuruluşları Arasındaki Zorunlu Tahkim Usulü

3533 sayılı Kanun m. 1 gereğince; genel, katma ve özel bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı devlete, belediyeye veya özel idarelere ait olan kurum ve kuruluşlar arasında çıkan ve adliye mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıklar kanunda düzenlenen tahkim usulüne göre çözülür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2016/11707 Esas ve 2016/12412 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, bu kapsamdaki uyuşmazlıklarda davanın en kıdemli asliye hukuk mahkemesi hakimi tarafından hakem sıfatıyla incelenmesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297/1 uyarınca gerekçeli karar başlığında hükmün hakem sıfatıyla verildiğinin açıkça gösterilmesi zorunludur; genel mahkeme sıfatıyla hüküm kurulması bozma nedenidir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/11707, K. 2016/12412Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2016/11707 E.  ,  2016/12412 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu … aleyhine su borcundan dolayı … İcra Müdürlüğünün 2013/239 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın takibe itiraz ettiğini, itiraz nedeniyle takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile … İcra Müdürlüğünün 2013/239 Esas sayılı takip dosyasında davalının 7.374,26 TL asıl alacak ve 10.814,93 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 18.189,19 TL lik kısım için yapılmış olan itirazın iptaline, 7.374,26 TL ye icra takip tarihi olan 21/08/2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine ve alacak likit ve belgeli olmakla 7.374,26 TL'nin %20'si olan 1.474,85 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davanın konusu, … ile … arasındaki su borcundan kaynaklı itirazın iptaline ilişkindir. 3533 sayılı Kanunun 1.maddesi hükmünce “umumi mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı devlete veya belediyeye veya umumi idarelere ait olan dava ve müesseseler arasında çıkan ihtilaflardan adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunanları, bu kanunda yazılı tahkim usulüne göre halledilir.” Davada, taraflar, 3533 sayılı Kanun’un 1.maddesinde gösterilen kuruluşlardandır. Bu Kanunun 2570 sayılı Kanun ile değişik 4.maddesi gereğince ''Katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan veya sermayesinin tamamı Devlet, belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseselerin veya bu daire ve müesseselerden biriyle ikinci maddede yazılı dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıklar, bulunduğu yerin ve taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda, taşınmazın aynına yönelik olanlar hariç olmak üzere o taşınmazın bulunduğu yerin ve taraflar değişik yerlerde bulunuyorlarsa davalı durumunda olan daire veya müessesenin ve davalılar birden çok olduğu takdirde bunlardan birinin bulunduğu yerin yüksek dereceli hukuk mahkemesi başkanı veya hakimi tarafından hakem sıfatıyla çözümlenir.'' Somut olayda, mahkemece, genel mahkeme sıfatıyla davaya bakılarak nihai karar verilmiştir. Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin karar başlığına hükmün hakem sıfatıyla kurulduğunun yazılmamış olması doğru görülmemiştir. Mahkemece, tarafların sıfatı ile 3533 Sayılı Yasa'nın 1 ve 4.maddeleri dikkate alınarak taraflar arasındaki davanın hakem sıfatı ile görülmesi gerektiği ve davanın görüldüğü yerdeki en kıdemli Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi tarafından bakılarak Hakem Sıfatıyla çözümlenip 6100 sayılı …nun 297/1.maddesi uyarınca da gerekçeli karar başlığında hükmün hangi sıfatla verildiğnin belirtilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenine göre, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK'nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3533 sayılı UMUMİ MÜLHAK VE HUSUSİ BÜTÇELERLE İDARE EDİLEN DAİRELER VE BELEDİYELERLE SERMAYESİNİN TAMAMI DEVLETE VEYA BELEDİYE VEYA HUSUSİ İDARELERE AİD DAİRE VE MÜESSESELER ARASINDAKİ İHTİLAFLARIN TAHKİM YOLU İLE HALLİ HAKKINDA KANUN m. 1Kaynağı aç
Madde 1 – Umumi, mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı Devlete veya belediye veya hususi idarelere aid olan daire ve müesseseler arasında çıkan ihtilaflardan adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunanlar bu kanunda yazılı tahkim usulüne göre halledilirler.
İtirazın iptali davası açma süresi ne kadardır?

Borçlunun takibe yaptığı itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurularak itirazın iptali dava edilebilir. Bu süre içinde dava açılmaması halinde alacaklının genel hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkı saklıdır.

Hakemler itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebini karara bağlayabilir mi?

Bu konuda yeknesak bir kural bulunmamaktadır. Bir görüş hakemlerin itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebini inceleyip karara bağlamaya yetkili olduğunu kabul ederken, diğer bir görüş hakemde itirazın iptali davası açılamayacağını ve davanın usul ekonomisi uyarınca tahsil davası olarak görülebileceğini savunmaktadır.

Tahkim sözleşmesi bulunması mahkemeden tedbir istenmesine engel midir?

Milletlerarası tahkimde taraflardan birinin mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz talep etmesi ve mahkemenin bu yönde karar tesis etmesi tahkim anlaşmasına aykırılık oluşturmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu