Aralarında tahkim sözleşmesi bulunan tarafların genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başvurması ve borçlunun itirazı üzerine takibin durması halinde, itirazın iptali davasının hakem önünde açılıp açılamayacağı konusunda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu kapsamında açık bir yasal düzenleme yer almamaktadır. Uyuşmazlığın niteliği ve cebri icra prosedürüne etkisi hususunda farklı hukuki değerlendirmeler öne sürülmektedir.
İtirazın İptali Davasının Hukuki Çerçevesi
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67/1 kapsamında, icra takibine itirazla karşılaşan alacaklı, bu itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıllık süre zarfında genel hükümler uyarınca alacağını kanıtlamak amacıyla itirazın iptali talebiyle mahkemeye başvurabilir. İtirazın iptali davası ile amaçlanan duran icra takibine devam edilmesidir ve uyuşmazlığın genel hükümlere göre incelenmesi sonucunda verilen karar maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil eder.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 67Kaynağı aç
İcra ve İflas Kanunu m. 67/4 gereğince, bir yıllık dava süresini kaçıran alacaklının genel hükümler çerçevesinde alacağını dava konusu yapma imkânı saklı tutulmuştur. İtirazın iptali davasında borçlunun itirazı haksız görülürse borçlu aleyhine, alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa alacaklı aleyhine karar verilir; karşı tarafın istemiyle, tarafların durumu ve uyuşmazlığın koşulları gözetilerek reddedilen ya da hüküm altına alınan meblağın yüzde yirmisinden az olmayacak biçimde uygun bir tazminata hükmedilir. Takibe itiraz eden tarafın veli, vasi veya mirasçı olması durumunda borçlu aleyhine tazminata karar verilebilmesi kötü niyetin sübut bulması şartına bağlıdır. Kanunda öngörülen inkar ve kötü niyet tazminatlarının belirlenmesinde takip talebindeki ya da davadaki talep esas alınır.
Tahkim Sözleşmesi ve İlamsız İcra Takibi İlişkisi
Gerçek veya tüzel kişilerin kamu düzenine ilişkin olmayan doğmuş veya doğacak uyuşmazlıkların çözümünü hakeme bıraktıkları sözleşme tahkim sözleşmesi olarak tanımlanır. Taraflar bu sözleşmeyle aralarındaki uyuşmazlığa uygulanacak usul ve esas kurallarını belirleyebilir ve bazı kuralları uygulama dışı bırakabilirler.
Tahkim anlaşmasına rağmen alacaklının doğrudan ilamsız icra takibi başlatıp başlatamayacağı konusunda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bir yaklaşıma göre, icra dairelerinin adalet teşkilatında yer alması ve devlet yargısı yerine tahkimin seçilmiş olması karşısında doğrudan ilamsız takibe girişilmesi tahkim iradesiyle çelişir. Karşı yaklaşıma göre ise icra takibi teknik anlamda bir dava niteliği taşımadığından, taraflar tahkim anlaşmasına rağmen ilamsız icra takibine başvurabilirler.
İtirazın İptali Talebinin Hakem Önüne Taşınması
İtirazın iptali davasının tahkim yargılamasına konu edilemeyeceğini savunan yaklaşım, bu davanın icra hukukuna özgü bir tespit davası niteliği taşıdığını ve duran icra takibinin devamını amaçladığını ileri sürer. Bu doğrultuda, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 6/2 uyarınca hakemlerin cebri icra organlarını bağlayıcı nitelikte ihtiyati tedbir veremediği bir sistemde cebri icra organlarını bağlayıcı nihai karar vermelerinin çelişki doğuracağı savunulur. Ayrıca tahkim itirazı ileri sürüldüğünde hakemde itirazın iptali davası açılamayacağı, ancak usul ekonomisi gözetilerek hakemde açılan talebin tahsil davası olarak incelenip karara bağlanabileceği kabul edilmektedir.
4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 6Kaynağı aç
Buna karşın diğer bir yaklaşım, hakem veya hakem heyetinin tahkim yargılaması sonucunda verdiği nihai kararın tüm icra organlarını bağladığını, dolayısıyla 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 6/2 hükmünün itirazın iptali davasının tahkimde görülmesine engel teşkil etmediğini savunur. Bu görüş çerçevesinde, hakemlerin itirazın iptali davasında karar vermeye ve icra inkar tazminatı istemi konusunda hüküm kurmaya yetkili oldukları, davanın alacak veya tahsil davası olarak nitelendirilmesinin gerekmediği ve bu süreçte ihlal edilen bir hukuki menfaat bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Milletlerarası Tahkimde Geçici Hukuki Korumalar ve Cebri İcra Sınırı
4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 6/1 uyarınca, taraflardan birinin tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz istemesi ve mahkemenin buna karar vermesi tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmez. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasına göre hakem veya hakem kurulu; cebri icra organları tarafından icrası gereken, resmi makamlarca yerine getirilmesi gereken veya üçüncü kişileri bağlayan ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararı veremez.
Milletlerarası tahkim yargılamasında hakem veya hakem kurulunun verdiği ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı taraflarca yerine getirilmezse, karşı taraf yetkili mahkemenin yardımını isteyebilir. Tarafların Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre istemde bulunma hakları saklıdır. Tahkim yargılaması öncesinde veya sırasında mahkemece verilen ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararı, hakem kararının icra edilebilir hale gelmesiyle veya davanın hakemlerce reddedilmesi halinde kendiliğinden kalkar.
Kamu Kuruluşları Arasındaki Zorunlu Tahkim Usulü
3533 sayılı Kanun m. 1 gereğince; genel, katma ve özel bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı devlete, belediyeye veya özel idarelere ait olan kurum ve kuruluşlar arasında çıkan ve adliye mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıklar kanunda düzenlenen tahkim usulüne göre çözülür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2016/11707 Esas ve 2016/12412 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, bu kapsamdaki uyuşmazlıklarda davanın en kıdemli asliye hukuk mahkemesi hakimi tarafından hakem sıfatıyla incelenmesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297/1 uyarınca gerekçeli karar başlığında hükmün hakem sıfatıyla verildiğinin açıkça gösterilmesi zorunludur; genel mahkeme sıfatıyla hüküm kurulması bozma nedenidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/11707, K. 2016/12412Kaynağı aç
3533 sayılı UMUMİ MÜLHAK VE HUSUSİ BÜTÇELERLE İDARE EDİLEN DAİRELER VE BELEDİYELERLE SERMAYESİNİN TAMAMI DEVLETE VEYA BELEDİYE VEYA HUSUSİ İDARELERE AİD DAİRE VE MÜESSESELER ARASINDAKİ İHTİLAFLARIN TAHKİM YOLU İLE HALLİ HAKKINDA KANUN m. 1Kaynağı aç
İtirazın iptali davası açma süresi ne kadardır?
Borçlunun takibe yaptığı itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurularak itirazın iptali dava edilebilir. Bu süre içinde dava açılmaması halinde alacaklının genel hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkı saklıdır.
Hakemler itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebini karara bağlayabilir mi?
Bu konuda yeknesak bir kural bulunmamaktadır. Bir görüş hakemlerin itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebini inceleyip karara bağlamaya yetkili olduğunu kabul ederken, diğer bir görüş hakemde itirazın iptali davası açılamayacağını ve davanın usul ekonomisi uyarınca tahsil davası olarak görülebileceğini savunmaktadır.
Tahkim sözleşmesi bulunması mahkemeden tedbir istenmesine engel midir?
Milletlerarası tahkimde taraflardan birinin mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz talep etmesi ve mahkemenin bu yönde karar tesis etmesi tahkim anlaşmasına aykırılık oluşturmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

