Sözleşmede tahkim şartının bulunması, alacaklının borçlu aleyhine genel iflas yoluyla icra takibi başlatmasına ve ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine ticaret mahkemesinde itirazın kaldırılması ile iflas davası açmasına engel teşkil etmez. İflas hukuku kamu düzenine ilişkin sonuçlar doğurduğundan ve iflas takibi ile iflas davası birbirini izleyen bölünemez bir bütün oluşturduğundan, mahkemece uyuşmazlığın tahkim şartı gerekçesiyle usulden reddedilmesi yerinde görülmeyip davanın esastan incelenip karara bağlanması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/574, K. 2021/1710Kaynağı aç
Tahkim Sözleşmesi ve Uyuşmazlıkların Tahkime Elverişliliği
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 412/1 uyarınca tahkim sözleşmesi; tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş ya da doğabilecek uyuşmazlıkların tamamının veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır. Türk hukukunda kural olarak taraflar, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri haklara ilişkin uyuşmazlıkların çözümünü tahkime bırakabilir.
Buna karşılık Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 408/1 hükmü gereğince, taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Bu çerçevede taşınmazın aynına dair uyuşmazlıklar ile iflas hukuku ve aile hukuku gibi tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği nitelikteki uyuşmazlıklar tahkime elverişsiz kabul edilir.
Genel İflas Yoluyla Takip ve Borçlunun İtirazı
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 155 uyarınca borçlunun iflas yoluyla takibe tabi kişilerden olması halinde alacaklının talebiyle ödeme emrine, yedi gün içinde borcun ödenmemesi durumunda mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunulabileceği yazılır. Ayrıca borçlunun borcu olmadığına veya iflasa tabi kimselerden bulunmadığına ilişkin bir itirazı varsa bunu anılan yedi günlük süre içinde dilekçeyle icra dairesine bildirmesi gereği ve konkordato teklif edebileceği ihtarı ödeme emrine ilave edilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 155Kaynağı aç
Borçlu ödeme emrindeki müddet içinde itiraz etmezse, alacaklı itiraz edilmediğini gösteren ödeme emri nüshasını ekleyerek İcra ve İflas Kanunu m. 156/1-2 gereğince ticaret mahkemesinden borçlunun iflasını isteyebilir. Borçlunun yedi gün içinde dilekçe ile icra dairesine başvurarak borca itiraz etmesi halinde ise aynı Kanun'un 155 ve 156/3 maddeleri uyarınca takip durur. Takibin durması üzerine alacaklı, itirazın kaldırılması ile birlikte borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile ticaret mahkemesinden isteyebilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 156Kaynağı aç
İcra ve İflas Kanunu m. 156/4 hükmü gereğince iflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir sene sonra düşer. Alacaklı bu bir yıllık hak düşürücü süre içinde borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesine başvurmalıdır. Borçlu ise icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde bildirmediği diğer itiraz sebeplerini, iflas dava dilekçesinin kendisine tebliği üzerine sunacağı cevap dilekçesinde ilk kez ileri sürebilir.
İflas Davasında Yargılama Usulü, İspat ve Hüküm
İflas davasının açıldığı ticaret mahkemesinde icra mahkemesindeki gibi sıkı şekil şartlarına bağlı bir inceleme yapılmaz; Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri dairesinde basit yargılama usulü uygulanır. Borçlu, ödeme emrine karşı icra dairesinde bildirdiği itiraz sebepleriyle bağlı olmaksızın, takip konusu borcun ödendiği veya borcun zamanaşımına uğradığı gibi itirazlarını cevap dilekçesinde ileri sürebilir. Alacaklı ise alacağın varlığını İcra ve İflas Kanunu m. 68'de sınırlı sayılan belgelerle bağlı kalmaksızın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca mümkün olan her türlü delille ispatlayabilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 158Kaynağı aç
İcra ve İflas Kanunu m. 158 uyarınca mahkeme icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak gerek iflas talebini gerekse itiraz ve defileri genel hükümler dairesinde inceler. İflas takibi kesinleştiğinde durum usulünce ilan edilir ve ilandan itibaren on beş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahale veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürüp mahkemeden talebin reddini isteyebilirler.
Mahkemenin yapacağı tahkikat sonucunda borçlunun borçlu olmadığı kanısına varılırsa iflas davası reddedilir. İflas davasının reddi kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder ve alacaklı takip ve dava konusu yapılmış alacak için borçluya karşı yeni bir alacak davası açamaz. Buna karşılık borçlunun takibe karşı usulünce itiraz etmediği veya itiraz ve defilerinin varit görülmediği anlaşılırsa, mahkeme borçluya yedi gün içinde faiz ve icra masraflarıyla birlikte borcu ödemesini veya bu meblağı mahkeme veznesine depo etmesini emreder. Borçlu depo emrini yerine getirmezse sonraki ilk oturumda iflasına karar verilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Çerçevesinde Tahkim İtirazı
Genel iflas takibinde tahkim şartının ileri sürülmesi uyuşmazlığında, iflas davalarının Türk mahkemelerinde görülmesi kuralının kamu düzeninden kaynaklandığı kabul edilmektedir. İflas davası açılmadan önce ilk aşamada tahkime başvurularak alacağın varlığı ile miktarının tespit ettirilmesi ve ardından iflas takibine geçilmesi yönündeki değerlendirme usul ekonomisine aykırı bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2019/574, K. 2021/1710) kararında; iflas davalarının kamu düzenine ilişkin sonuçları bulunan ve borçlunun iflası halinde tüm alacaklıları ilgilendiren nitelikte olduğu vurgulanmıştır. Genel iflas yoluyla icra takibi, itirazın kaldırılması ve iflas talebi, birbirini izleyen işlemlerden oluşan bir bütündür. İflas yoluyla takipte itirazın kaldırılması talebinin hakemde çözülmesi gerektiğinin kabul edilmesi durumunda, hakem kararından sonra iflas talebi için mahkemeye başvurulması usul ekonomisine aykırılık teşkil edecektir.
İcra ve İflas Kanunu'nun genel iflas takibini düzenleyen 154 ve devamı maddelerinde, alacağın tespiti için öncelikle tahkim yoluna gidilebileceğine ilişkin bir hüküm yer almamaktadır. Kanunun 155. maddesinde borçlunun borcu olmadığına veya iflasa tabi kimselerden bulunmadığına yönelik itiraz sebepleri belirtilmiş olup tahkim şartının varlığı ayrıca bir itiraz sebebi olarak düzenlenmemiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede uyuşmazlık halinde iflas yoluyla takip yapılamayacağına dair bir sınırlama bulunmadığı takdirde alacaklının yasal takip yollarını seçmesi engellenemez.
Yargı yetkisinin mahkemelerce kullanılması genel kural, tahkim ise istisnadır. Hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye başvuran tarafın alacağına bir an önce kavuşmak için iflas yoluyla takip talebinde bulunması ve takibe itiraz üzerine mahkemede dava açması durumunda, sözleşmedeki tahkim şartının öne sürülmesi dürüst davranma ve iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz. Bu doğrultuda ticaret mahkemesince tahkim şartının varlığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmeyip uyuşmazlığın ticaret mahkemesi sıfatıyla incelenmesi gerekir.
Dürüst Davranma Kuralı ve Farklı İflas Yolları
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2 hükmü uyarınca hakların dürüstlük kuralına uygun biçimde kullanılması emredilmekte, hakkın açıkça kötüye kullanılması ise hukuken korunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu incelemesine yansıyan karşı oy değerlendirmesinde tahkim şartına rağmen genel iflas takibine girişilmesinin dürüstlük kuralı boyutu tartışılmış olmakla birlikte, Kurul çoğunluğunca alacağını tahsil etmek amacıyla iflas takibi ve davası açan tarafa karşı tahkim şartının öne sürülmesinin iyi niyetle bağdaşmadığı kabul edilmiştir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Karara eklenen karşı oy gerekçesinde yapılan değerlendirmede, İcra ve İflas Kanunu m. 177 hükmünde düzenlenen doğrudan doğruya iflas koşullarının gerçekleştiği hallerde alacaklının tahkime başvurmaksızın doğrudan iflas yoluna gidebileceği ihtimaline değinilmiştir; buna karşılık kurul çoğunluğu genel iflas yolu bakımından da alacağın tespiti için öncelikle tahkime gitme zorunluluğunun bulunmadığını esasa bağlamıştır.
Genel Haciz Yolu ile Genel İflas Yolu Arasındaki Fark
Genel haciz yoluyla takiplerde İcra ve İflas Kanunu m. 67 uyarınca alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Genel haciz takibindeki bu dava yalnızca takip alacaklısı ile borçlu arasındaki münferit alacak ilişkisini ilgilendirir. Buna karşın genel iflas takibinde itirazın kaldırılması ve iflas talebi, tüm alacaklıları ilgilendiren ve kamu düzenine tabi bulunan bölünemez bir yargılama prosedürü teşkil ettiğinden tahkim itirazı ile parçalanamaz.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 67Kaynağı aç
Sözleşmede tahkim şartı bulunurken genel iflas takibi başlatılabilir mi?
Evet, İcra ve İflas Kanunu m. 154 vd. maddelerinde alacağın tespiti için öncelikle tahkime gidilebileceği yönünde bir kural yer almamaktadır.
Borçlu ödeme emrine itiraz ederken tahkim şartını ileri sürebilir mi?
İcra ve İflas Kanunu m. 155 hükmünde tahkim şartı müstakil bir itiraz sebebi olarak sayılmamıştır; alacağına kavuşmak amacıyla takibe geçen alacaklıya karşı borçlunun tahkim şartını öne sürmesi iyi niyetli bir yaklaşım kabul edilmez.
Ticaret mahkemesi iflas davasını tahkim şartı nedeniyle usulden reddedebilir mi?
Hayır, iflas davaları kamu düzenine ilişkin sonuçlar doğurduğundan ve icra takibi ile iflas talebi bölünemez bir bütün teşkil ettiğinden, mahkemece tahkim şartı gerekçesiyle davanın usulden reddi hukuka aykırıdır; uyuşmazlığın esası incelenmelidir.
İflas davasında alacaklı alacağını hangi delillerle ispatlayabilir?
İflas davasında basit yargılama usulü uygulanır; alacaklı alacağını İcra ve İflas Kanunu m. 68'deki sınırlı belgelerle bağlı olmaksızın Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri dairesinde her türlü delille ispatlayabilir.
İflas davasında depo emri nasıl verilir ve yerine getirilmezse ne olur?
Mahkemece borcun varlığı tespit edilip itiraz ve defiler varit görülmediğinde borçluya yedi gün içinde borcu faiz ve giderleriyle ödemesi veya mahkeme veznesine depo etmesi emredilir; borçlu depo emrini yerine getirmezse sonraki ilk oturumda iflasına karar verilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

