Sosyal Medyada Sahte Hesap Açmanın Cezası ve Hukuki Boyutu

by Avukat Erdal Ersoy
Sosyal Medyada Sahte Hesap Açmanın Cezası ve Hukuki Boyutu

Sosyal medyada bir başkasının kimlik bilgilerini, fotoğraflarını veya iletişim verilerini kullanarak sahte hesap açılması ceza hukuku kapsamında suç teşkil eder. Bu fiil, kullanılan verinin niteliğine ve eylemin içeriğine göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, özel hayatın gizliliğini ihlal ya da hakaret suçlarına vücut verir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 136Kaynağı aç
Madde 136- (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[62] (2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır. Nitelikli haller

Kişisel Verilerin Korunması ve Ceza Kanunu Kapsamındaki Yeri

Bir kişinin kişisel verileri kullanılmak suretiyle sahte hesap açılması ceza soruşturmasına konu olmaktadır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca kişisel verilere ilişkin suçlar bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 135 ila 140. madde hükümleri uygulanır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinin ilk fıkrası uyarınca kişisel verilerin hukuka aykırı yollarla başkasına iletilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi durumunda faile iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Bir kimsenin rızası dışında isim ve soyismiyle e-posta adresi alınarak sosyal paylaşım sitesinde hesap oluşturulması ve günlük kıyafetleriyle çekilmiş fotoğraflarının burada paylaşılması durumunda TCK m. 136 uyarınca verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu oluşur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/13330, K. 2014/5846Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2013/13330 E.  ,  2014/5846 K. "İçtihat Metni" Tebliğname No : 4 – 2011/201460 Mahkemesi : Akşehir Asliye Ceza Mahkemesi Tarihi : 17/03/2011 Numarası : 2011/52-2011/157 Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanık Hidayet'in, lisede öğrenim gördükleri sırada arkadaşlık teklifini reddeden ve daha sonra kendisine ulaşamadığı katılan Pınar'la irtibata geçmek ve katılana yapılabilecek olan arkadaşlık tekliflerine olumsuz yanıt vererek katılanın bir başkası ile arkadaş olmasını engellemek amacıyla, katılanın isim ve soy ismini kullanarak bir elektronik posta adresi alıp, bu elektronik posta adresi ile facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde üyelik işlemleri yaparak, katılan adına oluşturduğu sahte hesapta, katılanın günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdiği resmini, onun bilgisi ve rızası dışında, başkalarının görgüsüne sunduğu olayda, Katılanın rızasına aykırı olarak ele geçirdiği resmini, onun isim ve soy ismiyle birlikte, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde, hukuka aykırı olarak yayan sanığın eyleminin verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sübuta, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak, 1- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanığa hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, sanık hakkında belirlenen tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK'nın 52/3. maddesine ve bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın belirlenmesi sırasında uygulanan Kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi, kanuna aykırı, 2- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 10.03.2014 tarihli, E. 2013/13330 ve K. 2014/5846 sayılı kararında, katılanın rızasına aykırı olarak ele geçirilen fotoğrafının isim ve soyismiyle birlikte birden fazla kişi tarafından algılanabilecek biçimde sosyal paylaşım sitesinde yayılması eyleminin verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğu belirtilmiştir.

Günlük Fotoğrafların Kullanımı ve Hakaret Suçu

Kişinin başını ve yüzünü gösteren, günlük kıyafetleriyle poz vererek çektirdiği fotoğrafının özel yaşam alanına ilişkin olmaması ve özel hayatın gizliliğini ihlal edecek boyuta ulaşmaması halinde, bu fotoğrafın sahte hesapta profil resmi yapılarak yayınlanması TCK m. 136 çerçevesinde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu meydana getirir. Oluşturulan sahte hesap üzerinden mağdur tarafından paylaşılıyormuş algısı yaratılarak cinsel içerikli görüntülere yer verilmesi ise mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide ettiğinden TCK m. 125 uyarınca hakaret suçunu oluşturur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/22544, K. 2014/12128Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2013/22544 E.  ,  2014/12128 K. "İçtihat Metni" Tebliğname No : 12 – 2012/218093 Mahkemesi : Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesi Tarihi : 21/03/2011 Numarası : 2010/1252-2011/179 Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak, Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanık Hakan'ın, bir süre cinsel yakınlık boyutuna varacak düzeyde arkadaşlık ilişkisi içerisinde olduğu katılan Banu tarafından arkadaşlıklarına son verilmesine tepki olarak, facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde üyelik işlemleri yapıp, katılan adına oluşturduğu sahte hesapta, katılanın rızası dahilinde çekilmiş resmini, profil fotoğrafı olarak kullandığı ve bu hesap üzerinden başka kişilere ait müstehcen görüntüleri yayınladığı iddia ve kabulüne konu olayda, Katılanın başını ve yüzünü gösteren, günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdiği resminin, özel yaşam alanına ilişkin ve özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte olmaması karşısında, katılanın resmini, isim ve soy ismiyle birlikte hukuka aykırı olarak yayınlayan sanığın TCK'nın 136. maddesinde tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan cezalandırılması; ayrıca, oluşturduğu sahte hesapta, katılan tarafından yayınlanıyor algısı doğuracak şekilde cinsel içerikli görüntülere yer vererek, katılanın, onur, şeref ve saygınlığını rencide eden sanığın TCK'nın 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında TCK'nın 134/2. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, Kabul ve uygulamaya göre de: 1- TCK'nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler nazara alınarak, aynı Kanunun 3/1. maddesi gereğince işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi, 2- Sanığın TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilmesine kadar”, diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, TCK’nın 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturacak şekilde hüküm tesisi, kanuna aykırı, 3- TCK'nın 134/2. maddesinde, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerinin ifşası halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş, fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, cezanın yarı oranında artırılacağı düzenlenmiş iken, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 81. maddesi ile TCK'nın 134/2. maddesinde yapılan değişiklikle, temel ceza miktarı iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş ve ifşanın basın ve yayın yoluyla gerçekleşmesi halinde de aynı cezaya hükmolunacağının belirtilmiş olması nedeniyle; ayrıca, 6352 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü ve TCK'nın 134/2. maddesinde öngörülen ceza miktarına göre, TCK'nın 7/2. maddesi gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 20.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Başkan V. S. TARHAN Üye A. ER Üye M. ALBAYRAK Üye İ. ERGÜN Üye A. YAĞCI Kararına uygundur F/A Yazı İşl.Md.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 20.05.2014 tarihli, E. 2013/22544 ve K. 2014/12128 sayılı kararında; katılanın günlük kıyafetli fotoğrafının rızasız yayınlanmasının TCK m. 136'daki suçu oluşturduğu, bu hesapta katılan yayınlıyor algısıyla cinsel içerikli görüntülere yer verilmesinin ise ayrıca TCK m. 125'teki hakaret suçundan mahkûmiyeti gerektirdiği ifade edilmiştir.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal ve Mahrem Görüntülerin İfşası

Kişinin fotoğraf, video, cep telefonu veya e-posta gibi özel bilgilerinin kopyalanarak üçüncü kişilerin erişimine sunulması ve özel hayatın gizli alanında kalması gereken bilgilerin rıza dışı kullanılması TCK m. 134 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu gündeme getirir. Mağdur adına açılan sahte hesap üzerinden mağdurun fiziksel mahremiyetine ilişkin çıplak görüntülerinin rızası dışında paylaşılması TCK m. 134/2'deki suçu oluşturur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/19414, K. 2014/9009Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2013/19414 E.  ,  2014/9009 K. "İçtihat Metni" Tebliğname No : 12 – 2012/202959 Mahkemesi : Cihanbeyli Asliye Ceza Mahkemesi Tarihi : 09/02/2012 Numarası : 2010/224-2012/72 Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanığın, bir süre duygusal boyutta arkadaşlık ilişkisi içerisinde olduğu katılan tarafından arkadaşlıklarına son verilmesine tepki olarak, facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde üyelik işlemleri yapıp, katılan adına oluşturduğu sahte hesapta, katılanla beraber oldukları dönemde onun rızası dahilinde çekilmiş çıplak fotoğraflarını yayınladığı olayda, Katılanın fiziksel mahremiyetini içeren görüntülerini, onun bilgisi dışında, başkalarının görgüsüne sunan sanığın eyleminin, TCK'nın 134/2. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak, 1- TCK'nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler nazara alınarak, aynı Kanunun 3/1. maddesi gereğince işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi, 2- Sanığın TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilmesine kadar”, diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, TCK’nın 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturacak şekilde hüküm kurulması, kanuna aykırı, 3- TCK'nın 134/2. maddesinde, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerinin ifşası halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş, fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, cezanın yarı oranında artırılacağı düzenlenmiş iken, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 81. maddesi ile TCK'nın 134/2. maddesinde yapılan değişiklikle, temel ceza miktarı iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş ve ifşanın basın ve yayın yoluyla gerçekleşmesi halinde de aynı cezaya hükmolunacağının belirtilmiş olması nedeniyle; ayrıca, 6352 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü ve TCK'nın 134/2. maddesinde öngörülen ceza miktarına göre, TCK'nın 7/2. maddesi gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 14.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.04.2014 tarihli, E. 2013/19414 ve K. 2014/9009 sayılı kararında, katılanın fiziksel mahremiyetini içeren görüntülerini bilgisi dışında başkalarının görgüsüne sunan failin eyleminin TCK m. 134/2 kapsamındaki suçu oluşturduğu hükme bağlanmıştır.

Sahte sosyal medya hesabından bir başkasına ait cinsel içerikli görüntü ve videoların yayınlanması eyleminde, fiil görüntülerin ifşası niteliğinde olduğundan ceza tayininde TCK m. 134/1-2 yerine TCK m. 134/2-1 uyarınca hüküm kurulması gerekmektedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 04.11.2015 tarihli, E. 2015/2946 ve K. 2015/16754 sayılı kararı da sahte hesap üzerinden yapılan bu neviden ifşa eylemlerinde TCK m. 134/2-1 maddesinin tatbik edilmesi gerektiğini göstermektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/2946, K. 2015/16754Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2015/2946 E.  ,  2015/16754 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi Suç : 1-Özel hayatın gizliliğini ihlal, 2-şantaj, 3-tehdit Özel hayatın gizliliğini ihlal, şantaj ve tehdit suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 20/02/2013 tarihli iddianame içeriğine ve dosya kapsamına göre, sanık ve katılanın cinsel ilişki boyutuna varan birlikteliklerinin olduğu, bu dönemde sanığın, katılanın rızasıyla katılanın çıplak videoları ile çeşitli cinsel içerikli görüntülerini kaydettiği, katılanın kendisinden ayrılmak istemesinden sonra, yeniden ilişkiye girebilmek amacıyla bahse konu fotoğrafları ve videoları yayınlayacağını ileri sürerek şantajda bulunduğu, ayrıca katılanın ismini kullanarak oluşturduğu sahte facebook hesabına koyarak ifşa ettiği, katılanla yaptığı yazışmalarda katılanı tehdit ettiği iddiasına konu olayda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Ceza Muhakemesi Kanununun 230. maddesinde ise hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Kanununda öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Kanunun 308/7 ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır. Bu bilgiler ışığında: 1-Somut olayımız açısından, sanık hakkında şantaj ve tehdit suçlarından hüküm kurulurken, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin, sanığın yazışmalarında yer alan hangi ifadelerin şantaj ve tehdit suçunu oluşturduğu belirtilmeksizin ve iddianamede 106/1-2. maddesi gereğince basit tehdit suçundan kamu davası açıldığı halde, sanığın ağır tehdit suçunu işlediği belirtilmek suretiyle yine 106/1-2 maddesi gereğince tehdit ve şantaj suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, 2-Sanığın katılana ait görüntüleri katılan adına oluşturduğu sahte facebook hesabından yayınlaması nedeniyle, iddianame de sanık hakkında, 134/2-1.maddesinde düzenlenen özel hayata ilişkin görüntü ve seslerin ifşası suçundan kamu davası açıldığı ve mahkemece gerekçe kısmında da, sanığın katılana ait görüntüleri ifşa ettiğinin sübuta erdiği belirtilmesine rağmen, sanık hakkında TCK’nın 134/1-2.cümlesinde düzenlenen özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri kaydedilmesi suçundan hüküm kurulması, 3- Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, 3. fıkraya aykırılık oluşturacak şekilde TCK’nın 53. maddesinin (1). fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilme tarihine kadar” diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” devamına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesinin ceza miktarı yönünden gözetilmesine, 04/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Başkası adına sahte hesap açarak fotoğraf paylaşmanın cezası nedir?

Başkasına ait fotoğraf ve kimlik bilgilerini rızasız kullanarak sahte hesap açıp yayan kişi TCK m. 136/1 uyarınca iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Sahte hesaptan cinsel içerikli görüntü paylaşılırsa hangi suçlar oluşur?

Sahte hesaptan mağdur yayınlıyor algısıyla cinsel içerik sunulması hakaret suçunu oluşturabileceği gibi, mağdurun fiziksel mahremiyetine ait görüntülerin yayılması TCK m. 134/2 uyarınca özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu