Sahte Sosyal Medya Hesabı Açmanın Hukuki ve Cezai Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Sahte Sosyal Medya Hesabı Açmanın Hukuki ve Cezai Sonuçları

Sosyal Ağlarda Sahte Hesap Açılmasının Hukuki Niteliği

Kişinin kendi gerçek kimliğini açıklamadan, yalnızca rumuz veya takma ad kullanarak sosyal medya hesabı açması tek başına suç teşkil etmez. Buna karşılık, bir başkasına ait ad, soyad, fotoğraf, unvan, telefon numarası, özel bilgi veya kimlik unsurları kullanılarak hesap açılması hâlinde hukuki sorumluluk gündeme gelir.

Bir kimseye ait fotoğrafın günlük kıyafetle çekilmiş veya daha önce sosyal medya ile internet ortamında yayımlanmış olması, üçüncü kişilere o fotoğrafı alarak sahte hesapta kullanma hakkı vermez. Önceden yapılmış paylaşımlar, başkalarına sınırsız bir kullanım yetkisi tanımadığı gibi rıza dışı kullanımı da hukuka uygun hâle getirmez.

Kişisel Verilerin Korunması ve Özel Hayatın Gizliliğine İlişkin Suçlar

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 136/1 uyarınca, kişisel verileri hukuka aykırı şekilde başkasına aktaran, yayan veya ele geçiren faillere iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. İlgili fiile konu materyallerin Ceza Muhakemesi Kanunu m. 236/5-6 kapsamında kayda alınmış beyan ve görüntülerden oluşması durumunda, TCK m. 136/2 uyarınca hükmedilecek ceza bir kat artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 136Kaynağı aç
Madde 136- (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[62] (2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır. Nitelikli haller

Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararlarında (E. 2019/1011, K. 2020/1112; E. 2015/11274, K. 2017/638; E. 2020/2178, K. 2022/4811), kişilerin günlük kıyafetleriyle çektirdikleri veya önceden paylaştıkları fotoğraflar başkalarının bilmesini istemeyeceği özel yaşam alanı kapsamında görülmemiştir. Buna karşılık bu nitelikteki fotoğrafların hukuka aykırı yöntemlerle sahte hesap veya başkalarının görgüsüne sunulacak araçlarla yayılması fiillerinin, Türk Ceza Kanunu m. 134 yerine m. 136/1'de düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğu kabul edilmektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2019/1011, K. 2020/1112Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2019/1011 E.  ,  2020/1112 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal Hüküm : TCK'nın 134/2, 62/1, 53/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Sanığın ikrarına ve dosya kapsamına göre, sanık …’ın, mağdur … tarafından aralarındaki arkadaşlık ilişkisinin sona erdirilmesi ve tekrar birlikte olma teklifini de mağdurun kabul etmemesi üzerine, mağdurun adını ve soyadını taşıyan facebook hesabı açıp, bu hesap üzerinden, mağdura ait fotoğrafları yayımladığı olayda; Mağdurun günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdiği fotoğrafların, mağdurun başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği özel hayatına ilişkin görüntüler olarak kabul edilemeyeceği; ancak, mağdurun özel yaşam alanına ilişkin olmayan kişisel veri niteliğindeki fotoğraflarını, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle sahte facebook hesabı üzerinden yayımlayan sanık hakkında, iddianamede açıklanan TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek, sanığın, ek savunması alınan TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasındaki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, 2- Kabul ve uygulamaya göre de: a) Sanığa, TCK'nın 134/2. madde ve fıkrası gereğince belirlenen 2 yıl 6 ay hapis cezasından, aynı Kanun'un 62/1. madde ve fıkrası gereğince 1/6 oranında indirim yapılması sonucunda, 2 yıl 1 ay hapis cezası hükmetmek yerine, TCK'nın 61. maddesine aykırılık oluşturacak şekilde, yılın aylara dönüştürülüp, 1 yıl 13 ay hapis cezasına hükmolunarak, eksik ceza tayini, b) T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının infazda gözetilerek saklı tutulmasına, 05.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/11274, K. 2017/638Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2015/11274 E.  ,  2017/638 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal Hüküm : TCK'nın 134/2-1, 43/2. maddesi atfıyla 43/1, 62, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sübuta ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Sanık …'ın, evlilik teklifine olumlu yanıt vermeyen ve kendisinden ayrılan kız arkadaşı mağdur …'e tepki olarak, mağdur …'in ve mağdur …'in kardeşleri olan diğer mağdurlar … ve …'nın günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdikleri fotoğraflarını, mağdur …'e ait facebook hesabından ele geçirip, bu fotoğrafları, aynı sitede, mağdur … adına açtığı sahte hesap üzerinden yayımladığı olayda, Mağdur …'e ait facebook hesabında mağdur … tarafından yayımlanan ve mağdurların günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdikleri resimleri, mağdurların başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyecekleri özel yaşam alanlarına ilişkin görüntü olarak kabul edilemeyeceğinden, mağdurların kişisel veri niteliğindeki resimlerini, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle sahte facebook hesabı üzerinden yayımlayan sanığın eyleminin, TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasında tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, 2- Kabul ve uygulamaya göre de: a) Temel ceza belirlenirken, TCK'nın 61/1. madde ve fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle, aynı Kanun'un 3/1. madde ve fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi, b) TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun, aynı Kanun'un 139/1. maddesi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olup, mağdur …'in, Çanakkale 3. Asliye Ceza Mahkemesince alınan 17.02.2014 tarihli beyanında şikayetinden vazgeçtiğini ifade etmiş olması karşısında, suçun mağdurlar … ve …'ya karşı tek bir fiille işlendiği kabulüne dayalı olarak sanık hakkında TCK'nın 43/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 43/1. maddesinin uygulanması gerekirken, mağdur …'in şikayetinden vazgeçtiği gözetilmeksizin, suçun tüm mağdurlara karşı tek bir fiille işlendiğine dair kabule dayalı olarak yazılı şekilde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, kanuna aykırı, c) Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 01.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/2178, K. 2022/4811Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2020/2178 E.  ,  2022/4811 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suçlar : Hakaret, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal Hükümler : 1- Sanık … hakkında hakaret suçundan CMK’nın 223/2-e. maddesi gereğince beraat 2- Sanıklar … ve …. hakkında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan CMK’nın 223/2-a. maddesi gereğince ayrı ayrı beraat Hakaret suçundan sanık …’in, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanıklar … ve …’nin beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanık …’in müdür, sanık …’nin müdür yardımcısı ve katılan …’nün öğretmen olarak aynı okulda görev yaptıkları ve sanık …’nin katılana yönelik kasten yaralama eyleminden dolayı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle sanık … ile katılan arasında önceye dayalı husumet bulunduğu dönemde, öğrenci velileri tarafından müdürle aralarında ilişki olduğuna dair dedikodular çıkarıldığını iddia eden ve dedikodunun kaynağının katılan olduğunu düşünen sanık … ile müdür olarak görev yapan diğer sanık …’in, … isimli bir elektronik posta adresi oluşturup, oluşturdukları bu hesap üzerinden, katılanla katılanın eşi … ve katılanı tanıyanlara ait elekronik posta hesaplarına; “… …. ile formaliteden sahte evlilik yaparak Şırnak'tan Kumluova'ya eş durumundan gelmiştir, … ile aynı evi paylaşmamaktadır, geceleri barlarda alkol almaktadırlar, yaşam tarzları Türk örf ve adetlerine uymamaktadır ve çarpık ilişki yaşamaktadırlar, …. alakası olmadığı halde Eğitim-Birsen'e sırf pisliklerini örtmek için üye olmuştur…… …. ve … adlı kişiler gerek yaşam tarzları ve tutumları ile Memur Sen ailesinin yüz karalarıdır,…. çalıştığı okulda sürekli huzursuzluk çıkararak kendisini … merkeze tayin ettirmek için her türlü düzenbazlığın peşindedir, bu insanların zerre kadar Allah korkusu ve inancı yoktur……bu insanların söylediklerine inanmayın, hepsi yalan dolan iftiradır…….zaten ekteki fotoğraflarda da ne oldukları nasıl bir yaşam tarzına sahip oldukları belgelenmiştir……bu çirkin insanlara lütfen Allah rızası için kanmayın” şeklinde hakaret içerikli bir elektronik ileti gönderdikleri, elektronik iletinin ekine ekledikleri içkili bar, kafe, restorant gibi ortamlarda katılanın bir kısım arkadaşları ile alkol alırken çekilmiş üç adet fotoğrafını, fotoğrafların üzerine bir kısım açıklamalar yaparak, ifşa ettikleri iddialarına dayalı olarak sanıklar hakkında kamu davaları açıldığı olayda; 14 Temmuz 2014 tarihinde oluşturulduğu belirlenen … isimli elektronik posta adresine, sanıkların kullanımındaki cep telefonu numaraları ile 18, 19, 21, 23 Temmuz 2014 tarihlerinde erişim sağlandığına dair Muğla Emniyet Müdürlüğünün 25.08.2015 tarihli ve tahkikat evrakı konulu yazısı ile ekindeki belgeler, duruşmanın 03.02.2016 tarihli ilk oturumunda savunması alınan sanık …’nin; “…iddianameye konu mesajı ve fotoğrafları gönderdim… yollamış olduğum fotoğraflar internetten herkesin ulaşabildiği fotoğraflardı, yani bu fotoğrafları herkes zaten görebiliyordu…”, aynı oturum savunması alınan diğer sanık …’in; “…tahminimce … bu mesajı atarken yine benim Vınn hesabımdan bağlandığı için benim telefonumdan bağlantılı görünmüştür…” biçimindeki savunmaları, tanıkların anlatımları ve dosyada mevcut diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanıklara isnat edilen eylemlerin sübut bulduğu gözetilmeden, katılanın soyut iddiası dışında delil bulunmadığı gerekçesiyle sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de: a) Tefhim olunan ve hükümlerin esasını oluşturan kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında; sanıklara yüklenen görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanıklar hakkında CMK’nın 223/2-a. maddesi gereğince beraat kararı verildiği açıklanmasına rağmen hükümlerin gerekçesinde; katılanın soyut iddiası dışında, sanıkların savunmalarının aksine, mahkumiyetlerine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamasından dolayı beraat kararı verildiğinin belirtilmesi suretiyle gerekçeyle hükümler arasında çelişkiye neden olunması, b) Gerek sanık …’nin savunmasına gerek katılanın beyanına göre, daha önce Facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde katılanın arkadaşları tarafından paylaşılan katılanın günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdiği fotoğrafların, katılanın başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği özel hayatına ilişkin görüntüler olarak kabul edilemeyeceği; ancak, katılan özel yaşam alanına ilişkin olmayan kişisel veri niteliğindeki fotoğraflarını, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle başkalarının görgüsüne sunan sanıklar hakkında, iddianamede tarif edilen eylemlerinden dolayı TCK'nın 37/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 136/1, 43/1. maddelerinin uygulanması ihtimaline binaen CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilerek, sanıkların sübut bulan eylemlerinden dolayı iştirak halinde ve zincirleme şekilde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulması gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle sanıklar hakkında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 15.06.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse Türk Ceza Kanunu m. 134/1 gereğince bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlali hâlinde ceza bir kat artırılır. Özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi durumunda m. 134/2 gereğince iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülür ve bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı ceza uygulanır. Türk Ceza Kanunu m. 139/1 uyarınca m. 134/2'deki suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 134Kaynağı aç
Madde 134- (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.[59] (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur. Kişisel verilerin kaydedilmesi

Sahte Hesap Üzerinden Hakaret ve Dolandırıcılık Fiilleri

Sahte hesap vasıtasıyla bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle saldıran kişi, Türk Ceza Kanunu m. 125/1 uyarınca üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Fiilin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde de m. 125/2 uyarınca aynı cezaya hükmolunur. Hakaretin alenen işlenmesi durumunda m. 125/4 uyarınca verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 125Kaynağı aç
Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…)[56] veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. (4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır. Mağdurun belirlenmesi

Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye Türk Ceza Kanunu m. 157/1 uyarınca bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası verilir. Bu fiilin bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi Türk Ceza Kanunu m. 158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılık hâli olarak kabul edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir. Nitelikli dolandırıcılık

Bilişim Sistemlerine Yönelik Suçlar ve Cezai Yaptırımları

Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye Türk Ceza Kanunu m. 243/1 uyarınca bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir. Fiilin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi hâlinde m. 243/2 uyarınca ceza yarı oranına kadar indirilir. Fiil nedeniyle sistemdeki verilerin yok olması veya değişmesi hâlinde m. 243/3 gereği altı aydan iki yıla kadar hapis cezası uygulanır. Sistem içi veya sistemler arası veri nakillerini sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı izleyen kişi m. 243/4 gereğince bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 243Kaynağı aç
Madde 243- (1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.[100] (2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir. (3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (4) (Ek: 24/3/2016-6698/30 md.) Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme

Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi Türk Ceza Kanunu m. 244/1 uyarınca bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Sistemdeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren ya da var olan verileri başka bir yere gönderen kişi m. 244/2 uyarınca altı aydan üç yıla kadar hapisle cezalandırılır. Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da kamu kurum veya kuruluşuna ait sistem üzerinde işlenmesi hâlinde m. 244/3 gereği ceza yarı oranında artırılır. Aynı fiillerle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlaması ve fiilin başka suç oluşturmaması hâlinde m. 244/4 gereğince iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası verilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 244Kaynağı aç
Madde 244- (1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması

Kişilik Haklarının Korunması, Tazminat ve Erişimin Engellenmesi Usulü

Sahte sosyal medya hesabı açılması sebebiyle kişilik hakları zedelenen kişiler, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında hukuki yollara başvurabilir. Bu çerçevede saldırının durdurulması, saldırının önlenmesi, hukuka aykırılığın tespiti talepleri ile maddi ve manevi tazminat davası açılması mümkündür.

İnternet yayınları sebebiyle özel hayatının gizliliği zedelenen kişiler, 5651 sayılı Kanun m. 9/A f. 1 doğrultusunda doğrudan yetkili Kuruma müracaat ederek tedbir uygulanmasını talep edebilir. Yapılacak bildirimde hak ihlaline sebebiyet veren internet adresi eksiksiz sunulmalı, ihlalin mahiyeti açıklanmalı ve kimliği ispata yarar belgeler eklenmelidir; kanuni unsurları taşımayan başvurular değerlendirmeye alınmaz.

5651 sayılı İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN m. 9/AKaynağı aç
MADDE 9/A- (Ek: 6/2/2014-6518/94 md.) (1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, Kuruma doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilir. (2) Yapılan bu istekte; hakkın ihlaline neden olan yayının tam adresi (URL), hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgilere yer verilir. Bu bilgilerde eksiklik olması hâlinde talep işleme konulmaz. (3) Başkan, kendisine gelen bu talebi uygulanmak üzere derhâl Birliğe bildirir, erişim sağlayıcılar bu tedbir talebini derhâl, en geç dört saat içinde yerine getirir. (4) Erişimin engellenmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayın, kısım, bölüm, resim, video ile ilgili olarak (URL şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla uygulanır. (5) Erişimin engellenmesini talep eden kişiler, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğinden bahisle erişimin engellenmesi talebini talepte bulunduğu saatten itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunar. Hâkim, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek vereceği kararını en geç kırk sekiz saat içinde açıklar ve doğrudan Kuruma gönderir; aksi hâlde, erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkar. (6) Hâkim tarafından verilen bu karara karşı Başkan tarafından 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. (7) Erişimin engellenmesine konu içeriğin yayından çıkarılmış olması durumunda hâkim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. (8) Özel hayatın gizliliğinin ihlaline bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde doğrudan Başkanın emri üzerine erişimin engellenmesi Kurum tarafından yapılır. (Mülga cümle: 26/2/2014-6527/18 md.) (9) (Ek: 26/2/2014-6527/18 md.) Bu maddenin sekizinci fıkrası kapsamında Başkan tarafından verilen erişimin engellenmesi kararı, (…)35 yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar. İdarî yapı ve görevler[36][37]

Kurum Başkanı kendisine gelen talebi uygulanmak üzere derhâl Birliğe bildirir; erişim sağlayıcılar bu tedbir talebini derhâl ve en geç dört saat içinde yerine getirir. Erişimin engellenmesi yalnızca ihlale konu yayın, kısım, bölüm, resim veya video ile sınırlı olarak URL şeklinde uygulanır. Erişimin engellenmesini talep eden kişi başvuru saatinden itibaren yirmi dört saat içinde talebini sulh ceza hâkiminin kararına sunar; hâkim en geç kırk sekiz saat içinde kararını açıklar, aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. İçeriğin yayından çıkarılmış olması durumunda ise hâkim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.

Dijital Delillerin Tespiti ve Failin Belirlenmesi

Hesabın kapatılması delil kaybına yol açabileceğinden, ilk aşamada hesabın tam kullanıcı adı, URL bağlantısı, profil fotoğrafı, kullanılan açıklamalar, paylaşımlar ve mesajların kaydedilmesi gerekir. Hesap üzerinden suç işlenmesi hâlinde yalnızca platform şikâyeti yeterli olmayıp Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmalı; platform ve servis sağlayıcılardan oluşturulma tarihi, giriş kayıtları ile IP bilgilerinin istenmesi talep edilmelidir.

Elde edilen IP adresi tek başına her zaman kesin fail tespiti sağlamayabilir. Ortak internet ağı, aile konutu, işyeri, kafe, yurt, VPN kullanımı veya başkasının cihazından yararlanma ihtimalleri gözetilerek IP kayıtları; mesaj içerikleri, cihaz incelemeleri, para akışı, hesap bağlantıları ve tanık beyanları ile birlikte değerlendirilir.

Rumuz veya takma adla anonim hesap açmak suç mudur?

Gerçek kimliği açıklamadan rumuz veya takma adla hesap açıp kullanmak tek başına suç oluşturmaz; ancak başkasına ait fotoğraf, ad-soyad, unvan veya kimlik unsurları kullanıldığında hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.

Daha önce internette paylaşılan fotoğraf sahte hesapta serbestçe kullanılabilir mi?

Fotoğrafın daha önce sosyal medyada veya internette yayımlanmış olması, üçüncü kişilere o fotoğrafı alarak sahte hesapta kullanma hakkı vermez ve hukuka uygunluk sağlamaz.

Günlük kıyafetle çekilen fotoğrafın sahte hesapta paylaşılması hangi suçu oluşturur?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararlarına göre bu fotoğraflar özel yaşam alanına ilişkin görüntü sayılmayıp kişisel veri kabul edildiğinden, fiil özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu değil Türk Ceza Kanunu m. 136/1'deki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturur.

Sahte profil üzerinden mağdur edilenler tazminat davası açabilir mi?

Kişilik hakları ihlal edilen kişiler Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında saldırının durdurulması, önlenmesi, hukuka aykırılığın tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir.

Özel hayatın gizliliği ihlalinde erişimin engellenmesi ne kadar sürede uygulanır?

5651 sayılı Kanun m. 9/A uyarınca Kurum Başkanının bildirimi üzerine erişim sağlayıcılar engelleme tedbirini en geç dört saat içinde yerine getirmekle yükümlüdür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu