Sahte Hesap Suçlarında IP Tespiti ve Delillendirme

by Avukat Erdal Ersoy
Sahte Hesap Suçlarında IP Tespiti ve Delillendirme

Sahte Hesaplar Üzerinden İşlenen Suçlar ve Hukuki Nitelendirme

İnternet ve sosyal medya ortamlarında sahte profil oluşturularak işlenen fiiller uygulamada çoğunlukla hakaret ve dolandırıcılık suçları kapsamında değerlendirilmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle saldıran fail üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Fiilin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde aynı ceza hükümleri uygulanır. Hakaretin alenen işlenmesi durumunda ise ceza altıda bir oranında artırılır. Bunun yanında hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılıp haksız menfaat sağlanması dolandırıcılık teşkil etmekte; eylemin bilişim sistemleri veya banka ve kredi kurumları araç kılınarak icra edilmesi nitelikli dolandırıcılık kapsamında ele alınabilmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 125Kaynağı aç
Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…)[56] veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. (4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır. Mağdurun belirlenmesi

IP Adresinin Niteliği ve Mahkûmiyet Bakımından İspat Gücü

Gerçek bir kişiyi belirlenebilir kılan IP adresleri ve bu bağlantılara ilişkin log kayıtları kişisel veri niteliği taşır. Bilişim soruşturmalarında IP tespiti önemli bir delil vasıtası olmakla birlikte, IP adresi yalnızca ilgili internet bağlantısını, erişim sağlayan cihazı veya ağ çıkışını işaret eder. Bu nedenle IP adresinin tespit edilmiş olması, somut olayda ilgili paylaşımı bizzat kimin gerçekleştirdiğini her zaman doğrudan göstermez ve failin cezalandırılması için tek başına yeterli kabul edilmez. CGNAT yapıları, ortak Wi-Fi erişim noktaları, sanal özel ağlar (VPN), Tor ağları, mobil internet tahsisleri ve çok kullanıcılı ağlar sebebiyle IP verisinin dosyada yer alan diğer yan delillerle desteklenmesi gerekir.

Trafik Verileri, Zaman Parametreleri ve Port Bilgisinin Önemi

5651 sayılı Kanun ve ilgili idari mevzuat uyarınca erişim sağlayıcılar abonenin bağlantı tarih ve saat bilgisini, sistemden çıkış zamanını, tahsis edilen IP adresini ve bağlantı noktalarını; yer sağlayıcılar ise kaynak IP, hedef IP, bağlantı zamanı ve işlem detaylarını kaydetmekle yükümlüdür. IP tespiti taleplerinde yalnızca sayısal IP adresinin belirtilmesi yeterli olmayıp eylemin gerçekleştirildiği tarih, saat, dakika, saniye ve zaman dilimi bilgilerinin eksiksiz yer alması gerekir. Zira aynı dinamik IP adresi farklı zamanlarda farklı abonelere tahsis edilebilmektedir. Özellikle mobil ağlarda ve tek bir IP adresinin birden çok aboneye paylaştırıldığı CGNAT mimarilerinde kaynak port bilgisi bulunmaksızın doğru aboneye ulaşılması güçleşmektedir.

Sosyal Ağ Sağlayıcılarından Veri Temini ve Yurt Dışı Prosedürleri

Sahte hesaplara ait oturum açma IP kayıtları, hesap oluşturulma detayları, hesaba bağlı e-posta adresleri ve telefon numaraları platformların kendi veri tabanlarında tutulmaktadır. Mağdurun bu teknik kayıtlara doğrudan erişme yetkisi bulunmadığından kayıtların temini için Cumhuriyet Başsavcılığı veya yetkili mahkeme kanalıyla resmî talepte bulunulması zorunludur. Yurt dışı merkezli platformlardan veri temini ise bu şirketlerin kendi gizlilik ve saklama ilkeleri, ülkeler arası adli yardımlaşma prosedürleri, suça konu fiilin niteliği, aciliyet durumu ve talebin teknik doğruluğu çerçevesinde zamana yayılabilmekte veya sınırlandırılabilmektedir.

Ekran Görüntüsü Standartları ve Hukuka Aykırı Delil Yasağı

Sahte hesaplar üzerinden gerçekleştirilen ihlallerde delil toplanırken hukuka aykırı yöntemlere başvurulmaması şarttır. Mağdurun şüpheli hesaba izinsiz sızması, şifre elde etmeye dönük oltalama bağlantıları göndermesi, zararlı yazılım kullanması veya şüphelinin cihazına izinsiz erişmesi suç teşkil eder ve hukuka aykırı şekilde temin edilen deliller ceza yargılamasında hükme esas alınamaz. Delillendirme sürecinde sahte hesabın kullanıcı adı, profil fotoğrafı, profil URL adresi, paylaşım metni, tarih ve saat bilgisi ile varsa yorum ve etiketleri gösterecek biçimde ekran görüntüsü alınmalı; kısa süreli ve kaybolma riski bulunan paylaşımlarda ise ekran kaydı yöntemine başvurulmalıdır.

CMK m. 134 Kapsamında Dijital Arama, Elkoyma ve Kopyalama Usulü

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 134. maddesinin birinci fıkrası gereğince, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, şüphelinin kullandığı bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına ve kayıtların kopyalanmasına hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Savcı tarafından verilen karar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur; hâkim yirmi dört saat içinde onay vermezse kopyalar ve çözümlenen metinler derhal imha edilir. Şifrenin çözülememesi, gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması veya işlemin uzun sürecek olması halinde bu araç ve gereçlere elkonulabilir; inceleme tamamlandığında cihazlar gecikmeksizin iade edilir. Elkoyma esnasında sistemdeki bütün verilerin yedeği alınır ve bir kopyası tutanak karşılığında şüpheliye veya müdafiine teslim edilir. Ayrıca bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkonulmaksızın da sistemdeki verilerin tamamı veya bir kısmı kopyalanabilir; bu veriler kâğıda yazdırılarak tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imzalanır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 134Kaynağı aç
Madde 134 – (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir. (2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir. (3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır. (4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır. (5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır. BEŞİNCİ BÖLÜM Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması[33][34][35][36][37]

Dijital Delillerin Ceza Yargılamasındaki İspat Standartları

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesi uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir; bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir ve yüklenen suç ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispatlanabilir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2022/39608 Esas ve 2023/1580 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, hükme dayanak yapılan tüm delillerin hukuka uygun usullerle elde edilmiş olması, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayanması ve bilişim veya iletişim sistemine dahil olunduğunun her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti aranmaktadır. Bunun yanında Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2022/2763 Esas ve 2023/811 Karar sayılı ilamı gereğince, dijital materyal raporları ve teknik inceleme tutanaklarının duruşmada sanık ve müdafiine okunup tartışılması zorunlu olup bu usul yerine getirilmeden eksik araştırmayla hüküm kurulamaz.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/2763, K. 2023/811Kaynağı aç
3. Ceza Dairesi         2022/2763 E.  ,  2023/811 K. "İçtihat Metni" D U R U Ş M A T A L E P L İ İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/450 E., 2019/789 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma Sanık … yönünden – 30.08.2016 HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık … ve müdafinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.11.2017 tarihli ve 2017/177 Esas, 2017/122 sayılı kararıyla, sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası yollamasıyla aynı Kanunun 58 inci maddesinin altıncı fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 10.12.2019 tarihli ve 2018/450 Esas ve 2019/789 sayılı Kararıyla, sanıklar haklarında silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.01.2022 tarihli ve temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık … ve … Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden Sanıklar … ve … müdafiinin temyiz istemi özet olarak, gözaltı tarihinde sanıklar hakkında ByLock tespitinin bulunmadığına, sanıkların üst komşuları M.S. ile ortak WİFİ üzerinden internet kullandıklarına, 11.05.2017 tarihli paraflı ancak kimin düzenlediği bilinmeyen yazıda ByLock listesinden çıkartıldığının belirtildiğine, 71097 kullanıcı no ile hem M.S. hem (…) (…) (82) (08) nolu GSM için açıklamaların yer aldığına, M.S. hakkında soruşturma bulunduğuna, 09.05.2017 tarihli yazıda sanık … için ByLock tespit edilemediği açıklamasının yer aldığına, sanık sıfatında ve özel yetkili mahkeme başkanlığı yapan M.Ö.’nün savunmasının bilirkişi olarak karara dayanak alındığına, sanık …’in HIS dökümlerindeki baz sinyallerine aykırı olarak Adalet Bakanlığı adresinde hiç bulunmadığına, ByLock yazışmasındaki şahısları tanımadığına ve bu kişilerle HTS kayıtlarının da tespit edilmediğine, dijital materyallerin inceleme sonucu beklenmeden karar verildiğine, BTK raporundaki ve HTS kayıtlarındaki baz bilgilerinin çelişkili olduğuna, istinaf mahkemesince soyut gerekçelerle esastan ret kararı verildiğine, sanıkların Bank … dışındaki bankalarda da hesaplarının bulunduğuna, Bank Asyadaki aynı miktardaki para için iki ayrı ceza tayin edildiğine, ilgili dönemde yasalar çerçevesinde faaliyet gösteren Bank … kayıtlarının örgütsel delil olarak kabul edilemeyeceğine, sanık …’nin Aktif-Sen dışındaki sendikalara da üye olduğuna ve Aktif-Sen’in faaliyetlerine katılmadığına, atılı suçtan mahkumiyetleri için yeterli delil bulunmadığına, örgütsel konumlarının net şekilde tespit edilmediğine, aksinin kabulü halinde halk tabakasında olduklarının kabul edilmesi gerektiğine, ByLock ve CGNAT kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, dijital verilerin imajlarının alınmadığına, ByLock tespitinin teknik olarak yeterince araştırılmadığına ve ByLock içeriklerinin her bir sanık yönünden kişiselleştirilmediğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ve delillerin hatalı değerlendirildiğine, lehe deliller toplanmaksızın, ham verilere ve asılsız ihbarlara dayanılmak ve yönlendirme yapılmak suretiyle iddianame düzenlendiğine, dosyadaki bazı delillere ulaşamadıklarına, V.K.’nin beyanlarının hükme esas alındığına ancak Y.H.’nin beyanları itibarıyla isnatların temelsiz olduğuna, istinaf mahkemesince hükümden sonra dosyaya giren beyanların önemsiz olduğunun ve sanıklar yönünden tek GSM hattı üzerinden ByLock tespiti yapıldığının belirtilmesine rağmen esastan ret kararı verildiğine ve sair sebeplere ilişkindir. B. Sanık … Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden Sanık … ve müdafiinin temyiz istemleri özet olarak, suçun özel kast dahil maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, ByLock iddiasıyla ilgili IP çakışması yahut yönlendirilmesi ihtimalinin ayrıntılı iletişim tespit raporu düzenlenerek araştırılması gerektiğine, sanık hakkındaki ByLock tespitine ve şüpheli hale gelen veri bütünlüğüne ilişkin yeterli araştırma yapılmadığına ve savunma hakkının kısıtlandığına, ByLock ve ByLock kabulüne dayanak yapılan teknik raporlar ile sair delillerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, uzmanlık analizi içermediğine ve hükme esas alınamayacağına, mahkemece ByLock konusunda re’sen araştırma yapılarak dosyaya sunulan uzman mütalaasının dikkate alınması, verilerdeki çelişkilerin giderilmesi, sahtecilik iddialarının değerlendirilmesi ve bu uygulamanın örgütsel yazılım niteliğinin olup olmadığının netleştirilmesi gerektiğine, bu şekilde Anayasal bir hak olan haberleşme hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, sanığın ByLock kullanmadığına, evindeki ADSL’nin başka şahıslar tarafından kullanıldığına, sanığın ByLock mesajlarında isminin geçmediğinde ve ByLock içeriğindeki şahısları tanımadığına, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının da kendi içinde çelişkiler içerdiğine, ilgili dönemde yasalar çerçevesinde faaliyet gösteren Bank … kayıtlarının örgütsel delil olarak kabul edilemeyeceğine, sanığın 2003 yılında çeşitli konularda … sağlaması ve faizsiz bankacılık faaliyetleri nedeniyle Bank Asyada hesap açtığına, altın yatırım hesabına suç işleme kastı ile para yatırmadığına ve Türkiye Finans Bankası ile de çalıştığına, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.06.2008 tarihli onama kararı ile kesinleşen hüküm gereği 18.06.1999 tarihinden önceki faaliyetlerin delil olarak değerlendirilemeyeceğine, yapılanmanın hangi tarihten itibaren silahlı terör örgütü niteliğinin bulunduğu netleştirilmeden mahkumiyet kararı verilemeyeceğine, dijital materyallerle ilgili bilirkişi raporu alınması ve iade hususunda bir karar verilmesi gerektiğine, sanığın örgütsel konumunun tespit edilmediğine ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine, kanunla önceden kurulmuş, bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde yargılanma hakkına, doğal hakimlik ilkesine ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırı hüküm kurulduğuna, sanığın mahkumiyetini gerektirir delilin elde edilemediğine, suç tarihinde eyleminin bulunmadığına, hukuka aykırı delillerin dosyadan çıkartılması, tüm terör davalarının ve sanık hakkında örgüt yöneticiliği suçundan yürütülen davanın birleştirilerek görülmesi ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi taleplerine ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Her ne kadar sanıklar üzerine atılı suçlamayı ve eylemleri inkar yönünde savunmada bulunmuş iseler de, sanık …'ın (…) (…) (26) (20) numaralı GSM hattından … IMEİ numaralı cihaz ile ByLock sunucusunun hizmet verdiği IP adreslerine 19.08.2014 – 23.03.3025 tarihleri arasında (7 ay 4 … süre ile) toplam 9.816 kez bağlandığının, sanık …'in kullandığı (…) (…) (82) (09) numaralı GSM hattından … IMEİ numaralı cihaz ile ByLock sunucusunun hizmet verdiği IP adreslerine 11.10.2014 – 18.02.2016 tarihleri arasında (1 yıl 4 ay 7 … süre ile) toplam 2.906 kez bağlandığının, sanık … eşi olan diğer sanık … adına kayıtlı olan ancak kendisinin kullandığı (…) (…) (82) (08) numaralı GSM hattından … IMEİ numaralı cihaz ile ByLock sunucusunun hizmet verdiği IP adreslerine 16.08.2014 – 22.12.2014 tarihleri arasında (4 ay 6 … süre ile) toplam 5.916 kez bağlandığının tespit edildiği, söz konusu genel IP adresleri ve özel IP adresleri itibarıyla, sanıkların internete her bağlandıklarında kendilerine özel IP adresinin (yer ağlarda kullanılan, tahsis edildiği an itibariyle her cihaz için tekil olan, internete erişimi olmayan IP adresi) de atandığının, genel IP adresinden başka kendilerine genel port, özel IP ve özel port adreslerinin atanması, birden fazla kullanıcıya tek genel IP adresi verilmiş olsa dahi her bir kullanıcının, özel IP ve özel port adresleri verilmek suretiyle ayrıştırılması karşısında birden fazla kullanıcının aynı genel IP adresini kullanması sebebiyle sanıkların da ByLock sunucusuna bağlanmış görülmesi mümkün olmadığı, söz konusu GSM hatlarının baz istasyonu bilgileri itibarıyla, baz istasyonlarının sanıkların çalıştığı veya ikamet ettiği yada seyahat güzergahı yakınlarında bulunan baz istasyonları olduğu, hedef IP adresine bağlanılma sıklığına göre bir kişinin farklı günlerde ve günün farklı zamanlarında sürekli kendi cep telefonu üzerinden başka şahısların internet bağlantısı yapmasına (hotspot) müsaade etmesi ya da rızası hilafına internet hattından bağlantı kurulduğunun düşünülemeyeceği gibi IP çakışmasının olması halinde bahse konu çakışmanın sadece sanıkların ikamet ettiği veya iş yerinin bulunduğu yada seyahat güzergahı üzerindeki yerlerdeki baz istasyonlarından gerçekleştiğinin de kabul edilemeyeceği, kaldı ki aynı tarihlerde aynı baz istasyonlarında GPRS verisi yüklediklerinin de tespit edildiği, ByLock tespit ve değerlendirme tutanakları itibarıyla, sanık …'ın … ID numarasını, sanık …'in … ID numarasını, sanık …'in ise … ID numarasına profil bilgileri oluşturarak dahil olduğu, kişisel bilgileriyle uyumlu bilgilerin olduğu ve sanıkların söz konusu uygulamaya başka şahısları da ekledikleri, bu itibarla telefonun internetinin başkası tarafından kullanılması halinde ya da başka bir yazılım programı ile kendisine ait ByLock adlı programa kişi eklenmesinin veya kendisine çağrı gelip çağrı yapmasının ya da mesaj ve mail göndermesinin mümkün olmadığı gibi bir başkasının hotspot (telefonun modem gibi kullanılmak suretiyle internetin kablosuz olarak başka şahısların kullanımına açılması) üzerinden de sisteme girilebilmesi için giren şahsın kendi ID numarasını kullanmasının zorunlu bulunduğu, bu halde modem olarak kullanılan cep telefonu sahibi yönünden yeni bir ID numarasının atanmasının mümkün olmadığı, yukarıda ayrıntıları ifade edilen hedef IP adresine bağlanılma sayıları da gözetildiğinde bir kişinin farklı günlerde ve günün farklı zamanlarında sürekli kendi cep telefonu üzerinden kablosuz bağlantı kurulmasına izin verilmesinin düşünülemeyeceği, her ne kadar ByLock tespitinde herhangi bir örgütsel yazışma (chat ya da mail) bulunamamış ise de; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen ByLock programına ilişkin teknik analiz değerlendirme raporuna göre ByLock üzerinden gerçekleştirilen haberleşmenin cihaz üzerinden belirli sürelerde manuel işleme gerek duyulmaksızın otomatik olarak silinmesi, kullanıcıların haberleşme güvenliği bakımından silmeleri gereken verileri silmeyi unutsalar dahi sistemin gerekli tedbirleri (katılımsız) uygulayacak şekilde kurgulandığı, bu kapsamda tespiti yapılan verilerin kurtarılabilen verilerden ibaret olduğu, ByLock görüşmelerinin veya mesajlaşmalarının içeriğinin henüz çözümlenememiş olmasının sanıkların ByLock kullanmadığını göstermeyeceği, bir kullanıcının başka bir kullanıcıyı ByLock programı kişiler listesine eklemesinin otomatik olarak gerçekleşmediği, kişi eklemek isteyen kullanıcının ekleyeceği kişinin sistem tarafından atanan ID numarasını bilmesinin ve bu ID numarasını programa girerek kaydetmesinin gerektiği, bu kapsamda kullanıcının iradesi dışında bir arka plan uygulamasının ByLock kullanıcı ID numarası ile sisteme giriş yapamayacağı yapması durumunda ID numaraları farklı kullanıcıları arayamayacağı gözetildiğinde, kayıtların arka plan uygulaması tarafından gerçekleştirildiğinin kabul edilemeyeceği, ByLock görüşmelerinin veya mesajlaşmalarının içeriğinin henüz çözümlenememiş olmasının sanıkların ByLock kullanmadığını göstermeyeceği, zira sanıkların ID numarası ve profil bilgisi oluşturup sisteme defalarca giriş yaparak silahlı terör örgütünün hiyerarşisine dahil olma kasıtlarını ortaya koydukları, FETÖ/PDY örgüt liderinin çağrı ve talimatları üzerine 31.12.2013- 24.12.2014 tarihleri arasında sanık …'ın Bank Asyada bulunan banka hesabına para yatırarak hesabında 40.797,99 TL tutarında artış gerçekleştirdiği, evli sanıklar … ve …'in ise Bank Asyada bulunan ortak hesabına para yatırarak hesapta 29.540,33 TL tutarında artış gerçekleştirdikleri, sanıkların FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih ettikleri, bu şekilde örgütle organik bağ kurarak sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyette bulundukları anlaşılmakla sanıklar hakkında sabit görülen silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyet kararları verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, dosya kapsamına göre yapılan incelemede; Her üç sanık yönünden de, Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY'nin cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütü niteliğinde olduğu, söz konusu kararda; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli Kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF'ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.'de (Bank …) gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği, Anayasanın "Kanuni Hakim Güvencesi" başlıklı 37 nci maddesinde "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz." denildiği, bu bağlamda tabii mahkeme veya tabii hâkim ilkelerinin incelenmesinin gerektiği, tabii mahkeme ilkesinin, bir uyuşmazlığı çözümleyecek olan mahkemenin o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olması anlamına geldiği, bu mahkemenin hakimine de "tabii hâkim" denildiği, buna göre, bir uyuşmazlığın ancak uyuşmazlığın doğumu anında görevli ve yetkili olan mahkeme tarafından çözümleneceği, böylece tabii hâkim ilkesiyle, davanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla kurulacak bir mahkeme tarafından görülmesinin yasaklandığı, yani kişiye ve olaya özgü mahkeme imkanının ortadan kalktığı, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2013 … ve 2012/146 Esas 2013/93 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, yargılamayı yapıp hükmü veren mahkemenin dosya sanığı için özel oluşturulmuş bir mahkeme olmayıp, suç tarihinden önce kanunla kurulmuş bir mahkeme olduğu ve genel kanuni düzenleme ile yetki kuralının değişmesinin hukukiliği de gözetilerek yetkili mahkemenin değişmesinin tabii hâkim ilkesine aykırılık oluşturmayacağı belirlenmekle, Bu bilgiler ışığında; 1. Sanık … yönünden, Yapılan UYAP sorgulamasında, sanık hakkında Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin halen derdest olan 2017/888 Esas sayılı dosyasında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan açılmış davanın bulunduğunun anlaşılması ve Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesince işbu dosyanın bekletici mesele yapıldığının bildirilmiş olması karşısında; silahlı terör örgütüne yönetici ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarının temadi eden suçlardan olması nazara alınarak; anılan dosyaların getirilip derdest olmaları halinde birleştirilmesi, karar verilip kesinleşmiş olmaları durumunda ise dosyanın aslı veya Yargıtay denetime olanak verecek şekilde onaylı örneği dosya arasına alındıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini lüzumu, 2. Her üç sanık yönünden, Sanıkların örgütsel faaliyetlerinin ve konumlarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanıklar hakkında başkaca beyan yahut delil bulunup bulunmadığının araştırılması, yargılama aşamasında mevcut olan tanık beyanlarının ve sanık … yönünden ayrıca Aktif Sen üyeliğinin hükme esas alınıp alınmadığının tartışılması, elde edilecek tüm bu delillerin ve hükümden sonra fiziken ve UYAP sistemi üzerinden dosyaya gelen sanık … hakkındaki … ID numaralı, … ID numaralı ve … ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarının, F.Ç.G.'nin, Z.K.'nin, İ.K.'nin beyanlarının, sanıklar … ve … hakkındaki ihbarların ve ihbarcıların beyanlarının, sanık … hakkındaki Süleyman D.'nin beyanlarının ve dijital materyal raporunun 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca sanıklar ve müdafilerine okunması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz delillere dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması, 3. Kabule ve uygulamaya göre de, a) Silahlı terör örgütüne üye olduğu kabul edilen sanıklar hakkında ceza hükmü tesis edilirken atıf maddesi olarak 3713 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanamayacağının gözetilmemesi, b) Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanıklar hakkında verilen hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak doğrudan ve yalnızca 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının gösterilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde "TCK'nın 58/9 uncu maddesi yollamasıyla aynı yasanın 58/6 ncı maddesine göre" şeklinde gösterilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık … ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 10.12.2019 tarihli ve 2018/450 Esas, 2019/789 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2023 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/39608, K. 2023/1580Kaynağı aç
3. Ceza Dairesi         2022/39608 E.  ,  2023/1580 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1021 E., 2022/989 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.06.2022 tarihli ve 2021/456 Esas, 2022/239 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/1021 Esas, 2022/989 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.10.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; etkin pişmanlık sebebiyle cezada azami oranda indirim yapılması gerektiğine, teşdiden ceza tayin edilmesinin gerekçesinin gösterilmediğine, istinaf kararının gerekçesiz olduğuna, hükmün yasal ve yeterli gerekçe içermediğine, hukuka aykırı delillerin hükme esas alındığına, Bylock uygulamasının delil niteliğinin bulunmadığına, eksik inceleme yapıldığına, delillerin yeterince tartışılmadığına, rutin bankacılık işlemlerinin ve dernek üyeliğinin aleyhe değerlendirildiğine, sanığın savunma ve adil yargılanma hakkının kısıtlandığına, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın örgüt mensupları tarafından kullanılan ByLock isimli programı 0533 (…) (..) 07 numaralı GSM hattı üzerinden 06.01.2015 ile 09.02.2016 tarihleri arasında kullandığının, bu kapsamda tespit edilen Bylock içeriklerinde yapılan incelemeler neticesinde düzenlenen ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağına göre, ID numarasının "469545", kullanıcı adının "sadik0107", şifresinin "2205Ssny_" olduğunun, bu ID'yi ekleyenlerin (Roster bilgilerinin) "sadık" şeklinde isimlendirdiğinin tespit edildiği, belirli bir süreç içerisinde ve sistematik uygulamalar dahilinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finansman kaynağı haline getirilen ve örgütün mali kanadını oluşturan Bank … isimli bankada 22.09.2005 tarihinde açılmış bulunan hesabında 2009-2014 tarihleri arasında işlem yapmamasına ve 2013 yılının tamamı boyunca hesabın bakiyesi 0 TL olmasına rağmen örgüt liderinin çağrısı sonrasında ve ilk talimat dönemine uygun düşecek şekilde, 29.01.2014 tarihinde 21.000 TL tutarında ve bankaya TMSF tarafından yönetici atanmasının yapılmasından sonra, bu karara tepki olarak Bankaya destek şeklinde yoğun olarak para yatırıldığı ve hesapların açıldığı 2 haftalık dönemin içine denk gelen 04.02.2015 tarihinde, 1.000 TL tutarında yeni katılım hesapları açtırdığının tespit edildiği, nitekim sanığın Bank … hesap hareketlerinin incelenmesi neticesinde kovuşturma aşamasında düzenlenen 31.01.2022 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; "(…) 2005-2009 arası hesapların aktif olduğu, 2009-2014 arasında işlem olmadığı, Talimat dönemi içerisinde 29.01.2014 tarihinde 21.000,00TL ve 04.02.2015 tarihinde 1.000,00TL Katılım (Vadeli) hesabı açıldığı, hesaba sanık haricinde havale-eft vb giriş görülmediği, 2014 Ocak ayında sadece katılım hesabı açıldığı, Nisan ayına kadar temdit edildiği, sonrasında çekildiği, 2015 yılı Şubat ayında 1.000,00 Yatırıldığı, sonrasında 2015 Haziran ayına kadar temdit edildiği ve sonrasında hesabın sıfırlandığı, Sanığa ait Hesap işlemlerinin 17.12.2013-25.12.2013 ila 31.12.2014 FETÖ/PDY Lideri talimatı dönemine denk geldiği, TMSF Devir tarihi (29.05.2015) öncesinde hesapların sıfırlandığı, Bu haliyle sanığın yaptığı bankacılık işlemlerinin rutin bankacılık işlemi olarak değerlendirilemeyeceği, talimata dayalı işlem gibi göründüğü(…)" şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu, sanığın örgütle irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle 667 sayılı KHK ile kapatılan Antalya Mühendis ve Mimarlar Derneğine 01.12.2014 – 12.02.2016 tarihleri arasında üyelik kaydının bulunduğunun ve Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.'nin 21.10.2021 tarihli cevabi yazısına göre 3153583 numaralı DIGITÜRK aboneliğini 09.10.2015 tarihinde "STV grup kanallarının platformdan çıkartılması" gerekçesiyle iptal ettirdiğinin tespit edildiği, sanığın, hakkında 01.09.2016 tarihinde çıkartılan yakalama emrine istinaden arandığı sırada 19.01.2021 tarihinde kalmakta olduğu adreste, başka bir şahsın yakalanmasına yönelik yapılan arama esnasında, üzerinde kendisinin fotoğrafının bulunduğu ancak Serkan Kuş adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ibraz ettiğinin anlaşıldığı, tüm dosya kapsamı, 21.10.2021 tarihli cevabi yazı, 31.01.2022 tarihli Bilirkişi Raporu, tespiti yapılan diğer eylemleri, HTS ve CGNAT kayıtları, özellikle sanığın yukarıda açıklanmış olup münhasıran FETÖ/PDY üyelerinin bir kısmı tarafından kullanılan ByLock isimli gizli haberleşme programına dahil olarak ByLock programını kullandığı gözetildiğinde; sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün hedef ve çıkarları doğrultusunda örgüt üyesi olarak faaliyet gösterdiği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, süreklilik ve çeşitlilik arz eden eylemleriyle örgütün talimatlarını yerine getirebilecek konumda olduğu, müstakilen suç oluşturan bir eylemi tespit edilememiş olsa da devlet ve toplum için tehlikeli olduğu, vehamet arz eden eylemler gerçekleştirdiği kabul edilen bir örgütün üyesi olması nedeniyle "tehlike suçu" olarak düzenlenmiş silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Sanığın mahkememiz huzurunda alınan savunmasında, ByLock programının telefonunda birkaç ay yüklü kaldığını ancak kullanmadığını söylemiş ise de; sanık tarafından kullanıldığı tespit edilen "469545" ID numaralı Bylock hesabının tespit edilen yazışma içerikleri dikkate alındığında sanığın suç ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiştir. Sanığın örgüt üyeliği eylemine uyan TCK'nın 314/2 maddesi uyarınca mahkumiyeti ile; suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, suçun işlenmesindeki özellikler, sanığın kastının ağırlığı ve oluşan yakın tehlikenin ağırlığı nazara alınarak takdiren ve teşdiden sanığın hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın üyesi olduğu örgütün 3713 sayılı Kanun’da tabirini bulan silahlı terör örgütü olduğu anlaşıldığından sanığın cezası 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi uyarınca kanunen 1/2(yarı) oranında arttırılmış, sanığın yargılama aşamasında yakalandıktan sonra etkin pişmanlık göstererek, konumuna uygun olarak örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde faydalı bilgiler verdiği anlaşıldığından sanığa verilen cezada TCK 221/4-son cümlesi maddesi gereğince takdiren 1/3 oranında indirim yapılmış, sanığın duruşmalardaki tavır ve davranışları verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak TCK’nın 62. maddesi uyarınca cezasından indirim yapılarak cezalandırılmasına ve sanığa isnat olunan suçun vasıf ve mahiyetine, yargılama sonucunda aldığı ceza miktarı, sanığa isnat edilen suçların 5271 sayılı CMK'nın 100/3. maddesinde gösterilen katalog suçlardan olması mevcut olan delillerin sanık hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgu olarak kabul edilerek, bu durumun kuvvetli suç şüphesinin varlığının bu açıdan halen devam ediyor olmasına, gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve gerekse 6352 sayılı Kanun'un 96 ve devamı maddeleri ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 100. ve devamı maddeleri hükümlerine göre tutuklulukta geçen makul süreyi aşan bir durumun bulunmamasına, sanığın serbest kalması halinde kaçma şüphesinin (sanığın 01.09.2016 tarihinden beri yakalandığı 12.09.2021 tarihine kadar firari konumda bulunması, yakalandığında üzerinde sahte kimlik bulunması) üzerine atılı suçların ağırlığına göre karine olarak kabul edilmesinde zorunluluk bulunmasına, tutuklamaya alternatif koruma tedbirlerinin bu aşamada sanık açısından yetersiz kalacağı ve T.C. Anayasasının 13. maddesinde ifade olunan 'ölçülülük' ilkesi uyarınca sanık hakkında daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının dava konusu açısından yetersiz kalacağı anlaşıldığından sanığın hükmen tutukluluk halinin devamına dair hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür. c) BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir. d) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme aracı olarak 469545 ID numaralı ByLock kullanıcısı olan, örgüt liderinin talimatı üzerine FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ'de bankacılık işlemleri yapan, sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. f) Şartları oluşmadığı halde belirlenen cezanın etkin pişmanlık kurumunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca indirilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. g) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın eleştiri dışında kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/1021 Esas, 2022/989 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.03.2023 tarihinde karar verildi.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 217Kaynağı aç
Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Ceza mahkemelerinin ek yetkisi

Failin Kesin Tespiti ve Hesabın Ele Geçirildiği Savunması

Sahte hesaplar üzerinden yürütülen soruşturmalarda failin belirlenmesi çok yönlü teknik verilerin bir arada incelenmesini gerektirir. Hesabın açılış tarihi, giriş IP adresleri, cihaz kimlikleri, bağlantılı e-posta ve telefon kayıtları, kullanıcı hareketleri, GSM kayıtları, para transferleri ve şüphelinin dijital materyallerinin teknik incelemesi birlikte değerlendirildiğinde gerçek fail saptanabilir. Şüphelinin hesabının başkaları tarafından çalındığı veya ele geçirildiği yönündeki savunmalarında ise güvenlik bildirimleri, olağan dışı coğrafi giriş hareketleri, iki aşamalı doğrulama uyarıları, şifre değişiklik kayıtları ve ilgili platforma yapılan geri alma müracaatları incelenerek savunmanın doğruluğu teknik olarak denetlenir.

IP adresi tespiti failin mahkûmiyeti için tek başına yeterli midir?

Hayır, IP adresi yalnızca ilgili internet bağlantısını veya ağ çıkışını gösterdiğinden o anda işlemi bizzat kimin yaptığını doğrudan kanıtlamaz; CGNAT, VPN veya ortak Wi-Fi kullanımı gibi teknik etkenler nedeniyle başka delillerle desteklenmesi gerekir.

Mağdur sahte hesaba ilişkin IP ve trafik kayıtlarını doğrudan temin edebilir mi?

Hayır, hesaplara ait giriş IP'leri ve teknik veriler platformların sunucularında tutulduğundan mağdur bunlara doğrudan erişemez; yasal işlemlerin Cumhuriyet Başsavcılığı veya mahkemeler aracılığıyla resmî yazışmayla yürütülmesi gerekir.

Sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçunun cezası nedir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca hakaret suçu üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasını gerektirir; fiilin iletiyle işlenmesi aynı cezaya tabi olup alenen işlenmesi durumunda ceza altıda bir oranında artırılır.

Şüphelinin hesabının çalındığını öne sürmesi halinde hangi veriler incelenir?

Şüphelinin savunmasını denetlemek amacıyla platform güvenlik bildirimleri, farklı konumlardan giriş kayıtları, şifre değişiklik geçmişi ve iki aşamalı doğrulama iletileri incelenir.

Dijital materyallere elkoymadan kopyalama yapılması mümkün müdür?

Evet, 5271 sayılı Kanun'un 134. maddesi uyarınca cihazlara elkonulmaksızın sistemdeki verilerin tamamı veya bir kısmı kopyalanabilir; kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak tutanağa kaydedilir ve ilgililerce imzalanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu