Sosyal Medya Paylaşımları Nedeniyle Disiplin Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
Sosyal Medya Paylaşımları Nedeniyle Disiplin Cezası

Kamu Görevlilerinin Sosyal Medya Kullanımı ve Disiplin Sorumluluğu

Devlet memurları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 8. maddesinin birinci fıkrası uyarınca resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek mecburiyetindedir. Kamu görevlilerinin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları, idare tarafından memur vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak kapsamında değerlendirilerek 657 sayılı Kanun'un 125/A-(e) maddesi çerçevesinde uyarma cezasına konu edilebilmektedir.

Disiplin cezaları kamu hizmetlerinden sürekli uzaklaştırmaya kadar uzanan ağır yaptırımlar doğurabildiğinden, Danıştay 12. Dairesinin E. 2003/3174, K. 2006/6690 sayılı kararında belirtildiği üzere Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen suç ve cezalara ilişkin kurallara ile kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine tabidir. Bu doğrultuda kamu görevlilerine eylemlerinin kamu hizmetindeki ağırlığıyla orantılı yaptırımlar uygulanmalı, eylemin niteliğinden daha ağır bir disiplin cezası tesis edilmemelidir. Eylem ile ceza arasındaki adil denge; elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık unsurlarını bünyesinde barındıran ölçülülük ilkesiyle temin edilir.

Danıştay 12. Daire, E. 2003/3174, K. 2006/6690Kaynağı aç
12. Daire         2003/3174 E.  ,  2006/6690 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No: 2003/3174 Karar No: 2006/6690 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): … Vekili: … Karşı Taraf: … İsteğin Özeti: … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi hükmü uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır. Danıştay Tetkik Hakimi: … Düşüncesi: Davacının "mal bildiriminde bulunmamak" fiilini işlediği anlaşıldığından,bu fiili karşılığında "4 ay kısa süreli durdurma" cezası ile cezalandırılması işleminin iptali isteminin reddine dair İdare Mahkemesi kararının bu kısmının onanması, "adli işlem yaptırmamak" eyleminin "kınama" cezası ile cezalandırılması gerektiren bir eylem olması nedeniyle de,bu eylemi karşılığında "24 ay uzun süreli durdruma" cezası ile cezalandırılmasında hukuka uyarlık bulunmadığından,kararın bu cezanın iptali isteminin reddine dair kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı: … Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince davacı vekilinin 25.7.2006 tarihli dilekçe ile 5525 sayılı Kanunun 2/2. maddesi hükmü uyarınca müvekkili adına açılan davaya devam edilmesi isteminde bulunduğu görülerek işin gereği düşünüldü Dava,4. sınıf emniyet müdürü olan davacının, … İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı dönemde işlediği iddia edilen fiillerden dolayı Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/10 ve 15. maddeleri hükümleri uyarınca "24 ay uzun süreli durdurma" ve anılan Tüzüğün 7/A-4 ve 15. maddeleri hükümleri uyarınca da "4 ay kısa süreli durdurma" cezaları ile cezalandırılmasına dair Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun … günlü ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının … İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı 26.6.1999 tarihinde evinden …-$ (Amerikan doları) çalınması üzerine çevrede oturanların parmak izlerinin alındığı,ancak; söz konusu olayın failinin bir polis memurunun oğlu olduğunun anlaşılması ve paranın iade edilmesi üzerine davacının polis memuru ile anlaşarak adli işlem yaptırmadığı, ayrıca davacı tarafından 1990 ve 1995 yıllarında verdiği mal bildirimlerinde herhangi bir menkul ya da gayrimenkul beyanında bulunmadığı, hakkında açılan soruşturmanın başlangıcı olan 1.10.1999 tarihinden 20 gün sonra verdiği mal bildiriminde dubleks ev, daire, otomobil ve …-$ (Amerikan doları) beyan edildiği, böylece süresinde mal bildiriminde bulunmadığı anlaşıldığından, anılan fiilleri nedeniyle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün ilgili maddeleri uyarınca bir alt ceza uygulanmak suretiyle verilen disiplin cezalarında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, disiplin cezası ile cezalandırılmasına neden olan fiilden dolayı … Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davanın henüz sonuçlanmadığını, beraet kararı verilmesi durumunda haklılığının anlaşılacağını, bu nedenle usul ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü İdare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup; davacı tarafından ileri sürülen hususlar davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4 ve 15. maddeleri hükümleri uyarınca "4 ay kısa süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işleme dair kısmı yönünden bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. İdare Mahkemesi kararının; davacının "24 ay uzun süreli durdurma" cezasının iptali isteminin reddine ilişkin kısmına gelince; Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 4/1. maddesinde; görev sırasında veya dışında yasaklanan tutum ve davranışlarda bulunmanın kınama cezası ile cezalandırılacağı,8/10. maddesinde de; suç kanıtlarını yok etmek veya bilerek ve isteyerek yok olmasına neden olmak ya da saklamak,saklamasına yardımcı olmak, yahut değiştirmenin "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılacağı,15. maddesinde ise; kararın verildiği güne kadar geçmiş hizmetleri olumlu ve sicilleri iyi olan memurlara Tüzükte gösterilen cezanın bir derece aşağısının uygulanabileceği hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, … İli, … İlçesi Emniyet Müdürü olan davacının evinde 26.6.1999 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayını bir polis memurunun oğlunun gerçekleştirdiğinin anlaşılması üzerine polis memuru ile anlaşarak adli işlem yaptırmadığı soruşturma sonucunda anlaşıldığından,dava konusu işlemle "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de; Tüzüğün 15. maddesinin uygulanmasıyla "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına karar verdiği anlaşılmaktadır. Disiplin cezaları, kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı eylemlerine karşı düzenlenen idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerinden sürekli uzaklaştırılabilmek gibi ağır sonuçlara uzanan disiplin cezaları, ağırlığı ve önemi sebebiyle Anayasanın 38. maddesindeki suç ve cezalara ilişkin kurallara tabi tutulmuşlardır. Anayasa Mahkemesi birçok kararında disiplin cezalarını Anayasanın 38. maddesinde yer alan "suç ve cezalara ilişkin genel esaslar" kapsamında değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi 19.4.1988 günlü,E:1987/16,K:1988/8 sayılı kararında; yönetsel yaptırımların yönetimin karar ve işlemlerinin denetiminin zorunlu olanlarından olduğunu, suç ve cezaların Anayasaya uygun olarak yasayla konulabileceği,…"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca bir hukuk devletinde, ceza yaptırımına bağlanan her eylemin tanımının yapılması ve suçların kesin bir şekilde ortaya konulması gerektiği, anılan ilkenin özünün yasanın ne tür eylemleri yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtmesi ve buna göre cezasının da yasayla saptanmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Disiplin suçu işlediği usulüne uygun yapılan soruşturma ile belirlenen kamu görevlisinin işlediği disiplin suçunun ilgili disiplin mevzuatının hangi disiplin kuralını ihlal ettiği açık bir şekilde ortaya konulmalı ve karşılığında yetkili makamlarca o suç için öngörülen disiplin cezası ile cezalandırılmaları gerekir. Kamu görevlisinin "Hak arama özgürlüğünü" kullanarak disiplin cezasının iptali istemiyle dava açması durumunda yapılacak yargılamanın "Adil yargılanma" ilkesine uygun bir şekilde yürütülebilmesi için "Eylemin ağırlığına göre cezalandırma" ilkesinin disiplin cezası verilmesi aşamasında gözetilmesi zorunludur. Kamu görevlilerinin gerçekleştirdikleri eylemlerin, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde yaratacağı olumsuzlukların ağırlığına göre disiplin cezası verilmesi; diğer bir deyişle cezanın suç ile orantılı olması gerekmektedir. Orantılılığın bir yandan kanunda suç tipi olarak belirlenmiş olan eylem ile buna karşılık verilecek ceza arasında adil bir dengenin olması, benzer hukuksal değerleri korumaya yönelik suçlar için öngörülen cezalar arasında mantıklı bir dengenin olması, diğer yandan ise hukuksal değerlerin hiyerarşik özelliğinin zorunlu bir sonucu olarak farklı hukuksal değerleri koruyan suçlar için öngörülen cezalar arasında bir dengenin olması şeklinde sonuçları bulunmaktadır. Kamu görevlisinin işlediği disiplin suçu karşılığında niteliği itibariyle o suç için öngörülenden daha ağır bir disiplin cezası ile cezalandırılması durumunda "eylemin ağırlığına göre cezalandırma", diğer bir deyişle "orantılılık" ilkesi ihlal edilecektir. Olayda, herne kadar İdare Mahkemesince; davacının … İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı 26.6.1999 tarihinde evinden …-$ (Amerikan doları) çalınması üzerine çevrede oturanların parmak izlerinin alındığı, ancak; söz konusu olayın failinin bir polis memurunun oğlu olduğunun anlaşılması ve paranın iade edilmesi üzerine davacının polis memuru ile anlaşarak adli işlem yaptırmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın "24 ay uzun süreli durdurma" cezasına ilişkin kısmının reddine karar verilmiş ise de; davacının küçük bir çocuğun topluma kazandırılması amacıyla şikayette bulunmaktan kaçındığı eyleminin suç işleme iradesiyle işlediği bir eylem kabul edilmemesi gerektiği hususu dikkate alınarak değerlendirildiğinde, davacının polis memurunun çocuğu ile ilgili işlem yaptırmaması eyleminin görev sırasında veya dışında yasaklanan tutum ve davranışlarda bulunma fiili kapsamında olduğu kanaatine varılmaktadır. Bu fiilinin Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8/10. maddesinin amaçladığı anlamda suç kanıtlarını yok etmek veya bilerek ve isteyerek yok olmasına neden olmak ya da saklamak, saklanmasına yardımcı olmak, yahut değiştirmek fiili olduğuna yönelik değerlendirme ve bu doğrultuda disiplin cezası ile cezalandırılmış olması, kamu görevlileri için yasaklanan eylemler ile bu eylemler için öngörülen disiplin cezalarının birebir örtüşmesi gerektiğine yönelik "orantılılık" ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Bu durumda, davacının adli işlem yaptırmamaya yönelik eyleminin "kınama" cezası ile cezalandırılmasını gerektiren bir eylem olması karşısında, bu fiilin "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının, davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4 ve 15. maddeleri hükümleri uyarınca "4 ay kısa süreli durdurma" cezası ile cezalandırılması işleminin iptali isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden davacının temyiz isteminin reddi ile kararın bu kısmının onanmasına, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/10 ve 15. maddeleri hükümleri uyarınca "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılması işleminin iptali isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden ise davacının temyiz isteminin kabulü ile kararın bu kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına,aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince bu kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine 26.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İfade Özgürlüğü Güvencesi ve Yargısal Denetim Sınırları

Kamu görevlisinin yürüttüğü kamu göreviyle ilgisi bulunmayan ve Anayasal ifade özgürlüğü sınırları içinde kalan bireysel düşünce açıklamaları izin alma yükümlülüğüne tabi tutulamaz ve disiplin cezasına dayanak yapılamaz. Bir düşünce açıklamasının kamu görevlisine duyulan güven ve saygıyı sarstığı veya memuriyet vakarına aykırılık oluşturduğu kanaatine varılabilmesi için açıklamanın siyasal meselelerle ilgili olması tek başına yeterli kabul edilmez. Kamu görevlisinin statüsünün getirdiği itibar ve güvene veya vakara aykırılık teşkil ettiği yönünde haklı ve objektif bir kanaat uyandıran haller ile kamu hizmetine etkisi somut olarak değerlendirilmelidir.

Danıştay 2. Dairesinin E. 2021/6997, K. 2024/2326 sayılı kararında, kolluk personelinin amir konumundaki kişiyi eleştiren sosyal medya paylaşımının ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı kabul edilerek disiplin cezası hukuka aykırı bulunmuş; karara karşı oy gerekçesinde ise söz konusu paylaşımın ifade özgürlüğü sınırını aştığı belirtilmiştir. Amir veya üstlerin eylem ya da işlemlerini eleştirmeyi, kurumun hiyerarşik düzenine veya işleyişine zarar verip vermediğine bakılmaksızın toptan disiplin suçu sayan düzenlemeler demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmamaktadır. Anayasa Mahkemesince Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen bir kuralın Anayasa'nın 152 ve 153. maddeleri uyarınca yargı yerlerince uygulanması mümkün olmadığından, yasal dayanaktan yoksun kalan işlemler Danıştay 2. Dairesinin E. 2021/2991, K. 2023/6223 sayılı kararında belirtildiği üzere iptal edilmektedir. İptal kararının ardından 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin 5 numaralı alt bendi yeniden düzenlenmiştir.

Danıştay 2. Daire, E. 2021/6997, K. 2024/2326Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/6997 E.  ,  2024/2326 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6997 Karar No : 2024/2326 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği KARŞI TARAF (DAVACI) : … İSTEMİN KONUSU :… İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; Adıyaman ili, Besni İlçe Emniyet Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacı hakkında "Amir veya üstlerini söz, yazı, tutum veya davranışlarıyla küçümsemek" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-2 ve 15. maddeleri uyarınca "4 ay kısa süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …günlü, … sayılı Adıyaman Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; Facebook sosyal paylaşım platformunda "Polis Kürsüsü" isimli sayfada "Emniyet Genel Müdürü …" isimli bir yazı yazıldığı, anılan yazı içeriğinde; kurban bayramı nedeniyle 9 günlük tatil sırasında izin yapamayacak personelin sorunlarının Emniyet Genel Müdürü tarafından çözüme kavuşturulması, aksi halde istifa etmesi gerektiğine dair ifadelerin bulunduğu, bu yazıya davacıya ait olduğu anlaşılan Facebook hesabından yapılan yorumda ise "koltuğunu da alsın gitsin malum koltuğu bırakmak zor olur" ifadesinin yer alması nedeniyle dava konusu işlem tesis edilmiş ise de; dava dosyasında yer alan soruşturma dosyası, Anayasa'nın "Düşünce ve kanaat hürriyeti" başlıklı 25. maddesi ve "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "İfade özgürlüğü" başlıklı 10. maddesi ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları birlikte değerlendirildiğinde; davacının sosyal paylaşım sitesi hesabından açıkladığı düşüncelerinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek dava konusu disiplin cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının sosyal paylaşım sitesi üzerinden yaptığı yorumla amirini küçümsediği hususunun sabit olduğu, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 1. fıkrası uyarınca Danıştay Beşinci Dairesine, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. … İdare Mahkemesince verilen… günlü, E:…, K:… sayılı kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/04/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Davacı tarafından sosyal medya platformu üzerinden yapılan yorumda; Emniyet Genel Müdürü koltuk düşkünü olmakla itham edilerek, amiri konumunda olan kişiyi sosyal medya üzerinden küçümsediği, bu ifadelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü hakkının kullanım sınırlarını aşan bir davranış olduğu, demokratik bir toplumda tanınan hak ve özgürlüklerin kullanımında ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığı anlaşılmakta olup, bu nedenle davacının, "Amir veya üstlerini söz, yazı, tutum veya davranışlarıyla küçümsemek" disiplin suçunu işlediğinden bahisle eylemine uyan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-2 ve 15. maddeleri uyarınca "4 ay kısa süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davalı idarenin temyiz istemi kabul edilerek dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Danıştay 2. Daire, E. 2021/2991, K. 2023/6223Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/2991 E.  ,  2023/6223 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/2991 Karar No : 2023/6223 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; Adana İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacının, "görev içinde ya da dışında amir ya da üstlerinin eylem ya da işlemlerini eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak" fiilini işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-3 maddesi uyarınca "24 ay uzun süreli durdurma cezası'' ile cezalandırılmasına ilişkin… günlü, … sayılı Adana Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti :… İdare Mahkemesince, Danıştay Beşinci Dairesinin 17/04/2019 günlü, E:2016/14676, K:2019/2870 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle yeniden yapılan inceleme sonucunda verilen temyize konu kararla; uyuşmazlıkta, "facebook" adlı sosyal medya sitesinde davacının yaptığı disiplin cezasına konu yorumun; amirin eylem ve işlemlerini eleştiri niteliğinde olduğu, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, üzerine atılı fiilin sübuta erdiği açık ise de, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-3. maddesinde düzenlenen disiplin cezasının, emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/4-b-5 maddesinde belirtilen disiplin cezasıyla karşılaştırıldığında, 7068 sayılı Kanun'daki düzenlemenin davacı lehine olduğunun anlaşıldığı, oluşan yeni hukuki durum karşısında, davacı hakkında yapılacak bir değerlendirme ile yeniden işlem tesis edilmesi gerekeceğinden davacının 24 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde "lehe olan kanun hükmünün uygulanması" ilkesi uyarınca hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; "facebook" isimli sosyal paylaşım sitesinde yer alan çeşitli platformlarda yazdığı yorumlar nedeniyle üzerine atılı disiplin suçunun sübuta erdiği, idari işlemlerin yargısal denetiminin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : MADDİ OLAY : Polis memuru olan davacının, Adana İl Emniyet Müdürlüğü emrinde görev yaparken, Facebook adli sosyal paylaşım sitesinde, polis memurları dayanışma grubu isimli sayfada yaptığı yorum üzerine hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda; "Görev içinde ya da dışında amir ya da üstlerinin eylem ya da işlemlerini eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak'' fiilini işlediğinden bahisle Adana Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararıyla, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-3 maddesi uyarınca 24 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin 1. cümlesinde; "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğunu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyette ihraç cezası müstesnadır." hükmü yer almıştır. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-3. maddesinde; "Görev içinde ya da dışında amir ya da üstlerinin eylem ya da işlemlerini eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak" 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin yukarıda anılan 1. cümlesi, 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 38. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen "suçta kanunilik" ilkesine ve Anayasa'nın 128. maddesinin 2. fıkrasında hükme bağlanan "kanuni düzenleme" ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün yasal dayanaktan yoksun kalması üzerine, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de, 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yayımlanmış, bu KHK, 31/01/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülerek yasalaşmış, 7068 sayılı ''Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'' ise 08/03/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Anılan, 7068 sayılı Kanun'un 8/4-b-5. maddesinde; "Görev içinde veya dışında amir ya da üstlerinin eylem veya işlemlerini olumsuz yönde eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak" fiilli için 6 ay kısa süreli durdurma cezası öngörülmüş ise de; 01/04/2022 günlü, 31796 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/01/2022 günlü, E:2021/22, K:2022/6 sayılı kararıyla; bu maddede yer alan ''…içinde veya…'' ibaresi; 19/07/2023 günlü, 32253 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04/05/2023 günlü, E:2023/24, K:2023/91 sayılı kararıyla da; maddenin kalan kısmı iptal edilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan 26/01/2022 günlü, E:2021/22, K:2022/6 sayılı kararı incelendiğinde; ''… Kuralın lafzına bakıldığında görev içinde amir ya da üstlerin eylem veya işlemlerini olumsuz yönde eleştirmenin disiplin suçunun oluşması için yeterli görüldüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kural, görev içinde amir ya da üstlerin eylem veya işlemlerine yönelik olarak getirilen olumsuz eleştirinin otoriteyi zedeleyen, kurumun hiyerarşik düzenine veya işleyişine zarar veren bir unsur taşıyıp taşımadığı yahut genel olarak hizmet anlayışı içerisinde makul karşılanabilir nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın her türlü eleştirinin cezalandırılabilmesine imkân tanımaktadır. Bu itibarla kuralla ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesine yer verildiği, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2023 günlü, E.2023/24, K:2023/91 sayılı kararında da benzer gerekçelere dayanıldığı ve kararların yürürlüğe giriş tarihinin ayrıca düzenlenmediği görülmektedir. Anayasa Mahkemesince, Kanun'un veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği hâlde, davaların, Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine uygun görülemeyeceğinden, Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilen kanun hükmünün yargı yerlerince uygulanamayacağı açıktır. Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan ve iptal kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin bulunan kural ise, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasını veya toplum huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek amacıyla kabul edilmiş olup, bu kuralın mutlak anlamda uygulanması, Anayasa'nın 152. maddesinde düzenlenmiş olan ''Anayasa'ya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi (itiraz)'' yolunu hukuk ve uygulama yönünden sonuçsuz bırakacaktır. Bu itibarla somut olayda, disiplin cezası verilmesine ilişkin idari işlemin tesisinden sonra, işlemin dayanağı yasa kuralının; ifade özgürlüğüne getirdiği sınırlamanın, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığından bahisle Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması nedeniyle iptal edilen kuralda betimlenen eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitine ve işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuat uyarınca yargısal denetiminin yapılmasına imkan bulunmadığı sonucuna varılarak, yasal dayanaktan yoksun hâle gelen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:…sayılı kararın yukarıda yer verilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
7068 sayılı GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN m. 8Kaynağı aç
MADDE 8- (1) Uyarma cezasını gerektiren fiiller şunlardır: a) Silahını, araç ve gerecini, giyim ve kuşamını temiz tutmamak, çalıştığı yerin temizliğine özen göstermemek. b) Yetkili makamlarca belirlenmiş tasarruf tedbirlerine riayet etmemek veya kullanımına sunulan kamu kaynaklarının kullanılmasında gösterilmesi gereken makul seviyedeki özeni göstermemek. c) İzinsiz veya kurumunca kabul edilebilir özrü olmaksızın belirli zamanda yapılması gereken faaliyetlere geç kalmak. ç) (Mülga:18/10/2018-7148/36 md.) d) Özürsüz veya izinsiz olarak mesaiye geç gelmek veya erken ayrılmak ya da günlük mesai saatlerine riayet etmemek. e) Nezaket kurallarına aykırı tavır ve davranışlarda bulunmak. f) Emrin icrası veya sonuçları ile katılım sağlanan toplantılarla ilgili olarak görevlendirme yapan amire bilgi vermemek. g) Usulüne uygun olarak kendisine verilmiş olan bir emir üzerine; emrin uygun olmadığı, yanlış verildiği, yapılamayacağı ve benzeri şekillerde amirini alenen eleştirmek veya amire karşı itirazda bulunmak (Amir tarafından karar verilene kadar astın fikrini savunması veya emrin kanunsuz olduğu hususundaki kanaatini belirtmek için amire yaptığı itiraz bu kapsamda disiplinsizlik teşkil etmez.). (2) Kınama cezasını gerektiren fiiller şunlardır: a) Görev sırasında (…)[1], mevzuat veya talimatlarla yasaklanan davranışlarda bulunmak. b) Mevzuatta belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden sözlü, yazılı veya elektronik olarak müracaat veya şikâyette bulunmak. c) Nöbeti teslimden sonra görev yerine özürsüz olarak geç dönmek. ç) Bildirimleri süresi içerisinde yerine ulaştırmamak. d) Mevzuat veya talimatlarla taşınmasına veya bulundurulmasına izin verilmiş olanlar dışında, mesleğin ciddiyeti ile bağdaşmayacak biçimde yüzük, bilezik, kolye, madalyon, rozet ve benzeri şeyleri takmak. e) Görev sırasında veya dışında kendisi ile aynı rütbede çalışanlara veya mesai arkadaşlarına karşı saygısız davranmak. f) Mevzuat ve talimatlarla kendisine tevdi edilmiş görevlerin gerektirdiği sorumluluğu üstlenmekten imtina ettiğini gösterecek tavır ve davranışlarda bulunmak. g) Amirleri, üstleri, aynı rütbedeki veya çalışma arkadaşları hakkında ve onların bulunmadığı ortamlarda, onların (…)[2] kişilikleri hakkında kötüleyici veya konuştuğu kişilerde kötü intiba bırakacak tarzda olumsuz sözler söylemek. ğ) Zati demirbaş tabanca veya geçici olarak verilen demirbaş tabancanın üzerinde orijinalliğini bozacak boya, kaplama, gravür veya ciddiyetle bağdaşmayacak şekil, desen, resim ve karakter gibi değişiklikler yapmak. h) Mevzuata veya mesleki teamüllere aykırı hitaplarda bulunmak. ı) Bu fıkrada disiplinsizlik olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama göstermek. i) (Mülga:18/10/2018-7148/36 md.) (3) Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiiller şunlardır: а) Üç günlüğe kadar aylıktan kesme cezasını gerektiren fiiller; 1) Mevzuat veya talimata aykırı olarak eksik kuşam ve teçhizatla göreve çıkmak. 2) Amir ve üstlerinin, görev ve mesleki konulara veya tutum ve davranışlarına ilişkin uyarılarına uymamak ya da bu uyarılara kayıtsız kalmak, amir ve üstleri tarafından sorulan soruları gereken süre içinde yanıtlamamak. 3) Özlük hakları ile ilgili veya başka bir kişisel menfaat temini için başkalarını aracı koyup öncelik ve ayrıcalık talep etmek. 4) İzinsiz veya kurumunca kabul edilebilir bir özrü olmaksızın yirmidört saate kadar göreve gelmemek. 5) Görev dışında amir veya üstlerine saygısız davranmak. 6) Nöbet görevine gelmemek veya nöbet ya da nokta görevinde mevzuatla ve/veya talimatlarla belirlenen kurallara aykırı hareket etmek.[3] 7) Görevli bulunduğu sırada görev gereği olmaksızın veya amirin izni olmadan resmi kıyafet ile kahvehane, kıraathane, lokal, kulüp ve benzeri yerlerde oturmak. 8) Amirinden izin almaksızın görevli bulunduğu il sınırları dışına çıkmak. 9) Emrinde çalışanları veya Devletin araç ve gereçlerini idarece kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın özel işlerinde kullanmak. 10) Kendisine verilmiş olan personel kimlik kartını kabul edilebilir bir neden olmaksızın kaybetmek. 11) Bazı isteklerini yerine getirmek, kişisel bir menfaat sağlamak, görev veya sorumluluktan kaçmak gibi amaçlarla hastalığını abartmak veya olmadığı halde bir rahatsızlığı varmış gibi göstererek günlük mesainin bir kısmına katılmamayı alışkanlık haline getirmek. 12) Herhangi bir yolu, yeri veya kişiyi arayıp soranlara cevap vermemek, baştan savmak. 13) Görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek. 14) Haklı bir neden olmadan kişileri bekletmek. 15) Selamlama ile ilgili olarak belirlenmiş kurallara riayet etmemek. 16) Resmi protokol kurallarına aykırı tavır ve davranışlarda bulunmak. 17) (Ek:18/10/2018-7148/36 md.) Görevdeyken, yetkili makamlar tarafından izin verilen durumlar haricinde görev veya hizmetle ilgisi olmayan işlerle uğraşmak. 18) (Ek:18/10/2018-7148/36 md.) Kılık ve kıyafet ile ilgili olarak mevzuatta belirlenmiş kurallara uymamak. b) Dört ila on günlüğe kadar aylıktan kesme cezasını gerektiren fiiller; 1) Kendisi ile aynı rütbede çalışanlara, astlarına veya mesai arkadaşlarına karşı onur kırıcı söz söylemek, davranışta bulunmak veya söz, yazı ya da eylemle hakaret etmek. 2) Resmi belge veya göreve ilişkin evrakı kaybetmek. 3) Önlem almamak veya tedbirli davranmamak yüzünden Devlet malı eşyanın hasar görmesine veya kaybolmasına neden olmak.3 4) İzinli olduğu zamanlarda resmi kıyafetle, izinli olmadığı zamanlarda görevli olmaksızın resmi veya sivil kıyafetle, personelin girmesine veya oturup eğlenmesine izin verilen yerler dışındaki kahvehane, lokal, kulüp veya benzeri yerlerde oyun oynamak. 5) İzinsiz veya kurumunca kabul edilebilir bir özrü olmaksızın yirmidört saatten fazla ve iki güne kadar (ikinci gün dahil) göreve gelmemek. 6) Mühür veya beratını kabul edilebilir bir neden olmaksızın kaybetmek. 7) Yükümlü bulunduğu devir ve teslim işlemlerini tamamlamadan ya da devir ve teslim işleri tamamlanamadığı takdirde ilgili mevzuatında belirtilen süre dolmadan görev yerinden ayrılmak. 8) Görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri görevin sona ermesine ya da kurumca istenmesine rağmen geri vermemek. 9) İzin verilen haller dışında üniforma giymemek. c) Onbir ila onbeş günlüğe kadar aylıktan kesme cezasını gerektiren fiiller; 1) İzinsiz veya kurumunca kabul edilebilir bir özrü olmaksızın iki günden fazla ve üç güne kadar (üçüncü gün dahil) görevine gelmemek. 2) İzinli bulunduğu sürede, hizmet ve görevin gerektirdiği durumlarda, görevine derhal dönmesi kendisine sözlü, yazılı ya da herhangi bir iletişim vasıtasıyla duyurulduğu halde, kabul edilebilir özrü bulunmaksızın görevine makul sürede dönmemek. 3) Amir ve üstlerine iletilmesi gereken olay, bilgi ve emirleri zamanında iletmemek. 4) Görev sırasında kişilere karşı onur kırıcı söz söylemek veya davranışta bulunmak. 5) Denetleme ve soruşturmaları uzatmak, denetleme raporları ve soruşturma raporlarını süresinde ilgili yerlere vermemek veya göndermemek ya da kabul edilebilir bir neden olmadan soruşturmayı eksik bırakmak. (4) Kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller şunlardır: а) Dört ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller; 1) Amir ve memurlara görevle ilgili olarak yalan söylemek. 2) Denetim görevini yerine getirmemek. 3) İzinsiz ya da kurumca kabul edilebilir özrü olmaksızın kesintisiz olarak üç günden fazla ve beş güne kadar (beşinci gün dahil) göreve gelmemek. 4) Amirlerini, üstlerini, aynı rütbedeki arkadaşlarını, astlarını veya diğer mesai arkadaşlarını haksız yere şikâyet etmek. 5) Astlarını, aynı rütbedeki arkadaşlarını ve diğer mesai arkadaşlarını dövme girişiminde bulunmak. 6) Toplu olarak sözlü veya yazılı şikâyette bulunmak. 7) Görev sırasında amir veya üstlerine saygısız davranmak. 8) Bu Kanunda ayrıca disiplinsizlik olarak tanımlanmamış olmak kaydıyla astları veya mesai arkadaşlarına yönelik olarak sürekli ve sistemli her türlü baskı ve taciz uygulamak. b) Altı ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller; 1) Doğrudan veya aracı eliyle astlarından ya da iş sahiplerinden hediye veya borç almak. 2) Kabul edilebilir mücbir sebepler haricinde borçlanıp ödememeyi alışkanlık haline getirmek. 3) Görevde kullanılan telsiz haberleşme araçlarıyla görevle ilgili olmayan veya saygısızca konuşmalar yapmak ya da anlaşılmaz sesler çıkarmak. 4) Teslim aldığı her çeşit motorlu araç, makine, cihaz ve teçhizatta ağır kusur veya hizmetten ayrılabilen kişisel kusurla hasara sebep olmak. 5) (İptal alt bend: Anayasa Mahkemesinin 4/5/2023 Tarihli ve E: 2023/24, K: 2023/91 Sayılı Kararı ile) (Yeniden Düzenleme:21/11/2024-7533/39 md.) Görev sırasında veya dışında kurumun hiyerarşik düzenini bozacak veya amirin ya da üstlerinin otoritesini zedeleyecek şekilde amir ya da üstlerinin eylem veya işlemlerini olumsuz yönde eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak. 6) Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak. 7) Bir görevin kendisine tevdi edildiğini öğrendikten sonra mazeretler ileri sürmek suretiyle göreve başlamayı geciktirmek. c) On ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller; 1) Amir ve üstlerine iletilmesi gereken olayları ve bunlarla ilgili bilgileri amirlerinden ve resmen istenmesi halinde görevli ve yetkili kuruluş ve kişilerden gizlemek. 2) Yetkili olmadığı halde basın, haber ajansları, radyo ve televizyon kurumları veya diğer iletişim kanalları vasıtasıyla kamuoyuna bilgi ya da demeç vermek. 3) Silahla dikkatsizlik, tedbirsizlik veya ihmal sonucu yaralamaya sebebiyet vermek, kendisini yaralamak ya da bu fiillerin başkaları tarafından işlenmesine neden olmak.3 4) Hizmet aracıyla ağır kusuru veya hizmetten ayrılabilen kişisel kusuruyla trafik kazası sonucu yaralamaya sebebiyet vermek. 5) (Ek:18/10/2018-7148/36 md.) Aynı rütbedeki meslektaşları ile diğer mesai arkadaşlarını tehdit etmek, (5) Uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller şunlardır: a) Oniki ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller; 1) Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak. 2) Görev sırasında kişilere veya herhangi bir nedenle kurum binalarına gelen ya da getirilenlere hakaret etmek. b) Onaltı ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller; 1) Devlet malı motorlu araçları, muhabere araçlarını, silah veya mühimmatı ihmal nedeniyle kaybetmek. 2) Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak. 3) (Değişik:18/10/2018-7148/36 md.) Görev sırasında herhangi bir şekilde uyumak veya uyuklamak. c) Yirmi ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller; 1) İzinsiz veya kurumca kabul edilebilir özrü olmaksızın kesintisiz olarak beş günden fazla ve dokuz güne kadar (dokuzuncu gün dahil) görevine gelmemek. 2) Muhafazası veya sevkiyle yükümlü bulunduğu şüpheli, sanık, tutuklu veya hükümlünün uyanık davranmamak ya da önlem almamak yüzünden kaçmasına neden olmak ya da yakalama görevini savsaklamak. 3) (Ek:18/10/2018-7148/36 md.) Kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarını oynamak. ç) Yirmidört ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller; 1) Silahla dikkatsizlik, tedbirsizlik veya ihmal sonucu ölüme sebebiyet vermek ya da bu fiilin başkaları tarafından işlenmesine neden olmak.[4] 2) Silahla yaralama suçunu kasten işlemek.4 3) Meskûn yerlerde, binalarda, herkesin dolaşıp gezebileceği veya oturabileceği yerlerde silah atmak. 4) Amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemek. 5) Amirin izni olmaksızın görev yerini terk etmek. 6) Kişinin iffetine yönelik söz söylemek, fiil veya harekette bulunmak. 7) Amir veya üste hakaret etmek. 8) Amir veya üstlerini söz, yazı, tutum veya davranışlarıyla küçümsemek. 9) Amir veya üstlerini dövmeye teşebbüs etmek. 10) Amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etmek. 11) Göreve ilişkin her türlü yazılı kağıt, belge, mikrofilm aslı veya kopyalarını kasıtlı olarak yok etmek, ortadan kaldırmak ya da belge niteliği taşıyan bilgisayar programlarını, dosyalarını, verilerini hukuka aykırı olarak ele geçirmek, başkasına zarar vermek üzere kullanmak, tahrip etmek, değiştirmek, silmek, sistemin işlemesine engel olmak ya da yanlış biçimde işlemesini sağlamak. 12) Kriptolu telsiz cihazının ve her türlü kriptolu cihazın kaybını veya çalındığını, idarece kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın ilgili birime derhal bildirmemek. 13) Hizmet aracıyla ağır kusuru veya hizmetten ayrılabilen kişisel kusuruyla trafik kazası sonucu ölüme sebebiyet vermek. (6) Meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller şunlardır: a) Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak veya personel arasında bu yolda ayrım yapıcı tutum ve davranışlarda bulunmak. b) Göreve çıkılmaması için propaganda yapmak, kışkırtmak, zorlamak, karar alınmasını sağlamak, alınan bu karara katılmak veya karar uyarınca göreve çıkmamak. c) Amir ya da üstlerinin icraatına karşı çıkmak ve bu hareketi toplu hale dönüştürerek görev yapılmasını ya da göreve çıkılmasını engellemek, buna katılmak, katılmaya tahrik ya da teşvik etmek. ç) Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak. d) Hizmetle ilgili her türlü dosya, kayıt, resmi evrak veya belgeyi ya da örneklerini yetkisiz kişilere vermek, verilmesini emretmek, verilmesine göz yummak. e) Gizli tutulması zorunlu olan ve görev ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak. f) Muhafazası veya sevkiyle görevli olduğu şüpheli, sanık, tutuklu veya hükümlünün kaçmasına bilerek ve isteyerek imkân vermek. g) Bilerek ve isteyerek suç kanıtlarını yok etmek veya bunların yok olmasına neden olmak, kanıtları silmek, gizlemek, değiştirmek, bozmak veya bu fiillere yardımcı olmak. ğ) Devlet malı araç, gereç, hayvan, silah, mermi ve mühimmatı satmak veya mal edinmek, personel kimlik kartını, araç, gereç, hayvan, silah ve mühimmatı başkalarının kullanımına vermek. h) Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek. ı) Görev sırasında yardım isteyen güvenlik görevlilerine haklı bir neden yokken yardımdan kaçınmak veya bildiği ya da gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak. i) Mesleğin saygınlığını zedeleyecek şekilde uygunsuz yerlere gitmek. j) Görev mahallinde veya görevli bulunduğu sırada alkollü içki içmek veya içilmesine göz yummak. k) Göreve sarhoş veya alkollü içki içtiği belli olacak biçimde gelmek. l) Resmi kıyafetle umuma açık yerlerde alkollü içki içmek veya resmi kıyafetli olarak gizlenemeyecek derecede sarhoş görünmek. m) Uyuşturucu maddeleri yapmak veya kullanmak, bunların yapılmasına, kullanılmasına, saklanmasına, nakledilmesine, yakalanacağı sırada ortadan kaldırılmasına, satılmasına veya satın alınmasına aracı olmak, kullanılmasını kolaylaştırmak ya da özendirmek.[5] n) Kumar oynamak veya oynatmak, kumar oynatanlarla ilişki kurmak. o) Kaçakçılık yapmak veya kaçakçılarla ilişki kurmak. ö) Geliri ile uygun sayılmayacak biçimde yaşadığı ve aşırı harcamada bulunduğu kanıtlanmış olmak ve bunun haklı kaynağını gösterememek. p) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile öngörülen grev yasağı kapsamına giren eylemlerde bulunmak. r) Devlet memurları tarafından yapılamayacağı 657 sayılı Kanunda belirtilen kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak. s) Siyasi partilerin yararına veya zararına çalışmak ya da siyasal eylemlerde bulunmak, görevli olmaksızın siyasal amaçla yapılacak açık veya kapalı yer toplantılarına ya da gösteri yürüyüşlerine katılmak. ş) İffetsizliği bilinen veya anlaşılmış olan bir kimse ile bilerek evlenmek ya da evlilik bağını devam ettirmek veya böyle bir kimseyi yanında bulundurmak ya da nikahsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etmek. t) Kanuna aykırı olarak sendikalara üye olmak, sendikaların veya üyesi bulunmadıkları derneklerin yapacakları bilimsel, kültürel ve teknik nitelik taşımayan açık veya kapalı yer toplantılarına ya da gösteri yürüyüşlerine görevli olmaksızın katılmak, açık yer toplantı ve gösteri yürüyüşlerine resmi kıyafetli veya silahlı olarak katılmak ya da üyesi bulundukları derneklerin tüzüklerinde belirtilen amaçları dışındaki çalışmalarını veya bu nitelikteki toplantı ya da gösteri yürüyüşlerini düzenlemek veya bunlara katılmak. u) Görevde kullanılan telsiz, telefon haberleşmesini veya kurum içi iletişim sistemlerini kasıtlı olarak engellemek. ü) Mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini olumsuz yönde eleştirici nitelikte tek başına veya topluca bildiri dağıtmak ya da basın, haber ajansları, radyo ve televizyon kurumları ve diğer iletişim kanalları vasıtasıyla kamuoyuna yönelik bilgi, yazı ve demeç vermek. v) Amir ya da üste karşı itaatsizliğe, mukavemete ya da fiilen taarruza tahrik ya da teşvik etmek. y) Menşei belli olmayan, bulundurulması ve taşınması yasak olan her çeşit silah, mühimmat ve benzerlerini bulundurmak. z) Hukuka aykırı olarak kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek, kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini ifşa etmek, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın kaydetmek, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri ifşa etmek, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal etmek, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa etmek, kişisel verileri kaydetmek, kişisel verileri bir başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek, kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olduğu halde bu görevini kasıtlı olarak yerine getirmemek, gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla suç delillerini yok etmek, silmek, gizlemek, değiştirmek veya bozmak, sayılan fiilleri emir vererek yaptırmak. aa) Yetkili olmadığı halde hukuka aykırı olarak elektronik ortamda veya bilgisayar loglarında kişisel verilerle ilgili sorgulama yapmak, bu şekilde elde edilen bilgileri paylaşmak veya yayın yoluyla duyurmak, log kayıtlarını değiştirmek veya silmek. bb) Görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşmak ya da basın ve yayın kuruluşlarına veya diğer iletişim kanallarına vermek. cc) Bir kimseyle gayri tabii mukarenette bulunmak yahut bu fiili kendisine rızasıyla yaptırmak. çç) Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara ve benzeri kötü alışkanlıklara düşkün olmak. dd) Üstlerine, aynı rütbedeki meslektaşları ile diğer mesai arkadaşlarına fiili tecavüzde bulunmak.[6] ee) Görevde kullanılan telsiz haberleşme araçlarıyla amir ya da üstleri hakkında olumsuz yönde eleştirici nitelikte konuşmalar yapmak. ff) Dernek kurmak ya da spor dernekleri dışındaki derneklere üye olmak. gg) Vakıf kurmak veya Bakanlıkça belirlenmiş vakıflardan başka vakıfların organlarında görev almak. hh) (Ek:18/10/2018-7148/36 md.) Fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişilerle bilerek ilişki kurmak. (7) (Değişik:17/1/2019-7161/64 md.) Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında, terfileri 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 28/5/1988 tarihli ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve 10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu hükümlerine tabi olan personelin; a) Kısa süreli durdurma cezası verilmesini gerektiren hallerde brüt aylıklarının 1/5’i ila 1/4’ü, b) Uzun süreli durdurma cezası verilmesini gerektiren hallerde brüt aylıklarının 1/3’ü ila 1/2’si, kesilir. (8) Yedinci fıkrada yer alan cezalar yetkili disiplin kurullarınca verilir. Devlet memurluğundan çıkarma

Özel Hayatın Gizliliği ve Hizmet Dışı Değerlendirmeler

Kamu görevlilerinin hizmet dışındaki özel yaşam alanına giren eylemlerinin disiplin hukukunun alanına dahil edilebilmesi için kamu hizmetinin iyi, objektif ve düzenli yürütülmesini olumsuz etkilediğinin ya da personele duyulan saygınlık ve güven duygusunu sarstığının somut olarak ortaya konulması gerekir. Danıştay 2. Dairesinin E. 2023/7248, K. 2024/1571 sayılı kararıyla onanan ilk derece mahkemesi kararında belirtildiği üzere, kamu göreviyle ilgisi bulunmayan ve disiplin hukukunu ilgilendiren yönü açıkça ortaya konulmayan hizmet dışı özel yaşama ilişkin fiillerin disiplin suçu sayılarak cezalandırılması Anayasa'nın 20. maddesinde korunan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.

Danıştay 2. Daire, E. 2023/7248, K. 2024/1571Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2023/7248 E.  ,  2024/1571 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/7248 Karar No : 2024/1571 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem: Dava, polis memuru olan davacı tarafından; … İl Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürlüğü emrinde görev yaptığı dönemde "hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" disiplin suçunu işlediğinden bahisle, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesi uyarınca "6 ay kısa süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … günlü, E:…, K:… sayılı Kahramanmaraş Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/01/2020 günlü, E:2016/17004, K:2020/18 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle … İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararla; davacının Ç.Y. isimli şahsı evlenme vaadiyle dolandırıp parasını aldığına ilişkin somut delil elde edilemese de, davacının anılan şahsın evli olduğunu 2008 yılında öğrenmesine rağmen 2009 yılının Ekim ayında söz konusu kişi ile otele gittiği ve ilişkisini sürdürdüğü, dolayısıyla evlilik dışı ilişki kurmak suretiyle hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin tesis edildiği; ancak, disiplin cezasına konu olayın davacının kamu görevlisi olmasından bağımsız bir nitelik taşıyan özel yaşam alanında vuku bulduğu; davacının, kamu görevlisi olmasından kaynaklanmayan ve disiplin hukukunu ilgilendiren yönü açıkça ortaya konmayan, hizmet dışında özel yaşamına ilişkin fiillerinin bir disiplin suçu olarak değerlendirilmesi ve davacıya disiplin cezası verilmesinin Anayasa'nın 20. maddesiyle koruma altına alınan "özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı"nın ihlali sonucunu doğuracağı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; "hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" disiplin suçunun sübuta erdiği, polis memuru olan davacının örfü gözetmesi gerektiği, toplumca hoş karşılanmayan hareketlerin özel hayat içinde değerlendirilmesinin disiplin mevzuatının uygulanamaması sonucunu doğuracağı, davacının özel hayatı kastedilmek suretiyle dokunulmaz alanı içinde olduğu değerlendirilmesinin kavram kargaşası oluşturacağı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. … İdare Mahkemesinin temyize konu kararı; Danıştay Beşinci Dairesinin 13/01/2020 günlü, E:2016/17004, K:2020/18 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2- … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı temyize konu kararın ONANMASINA, 3- Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4- Dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine, 5- 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/03/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 2. Dairesinin E. 2021/17848, K. 2021/4779 sayılı kararıyla onanan ilk derece mahkemesi gerekçesinde, kamu görevlisinin disiplin hukukunu ilgilendiren bir yönü bulunmayan ve disiplin suçu oluşturmayan hizmet dışında meslektaşlarıyla yapmış olduğu kişisel ve özel telefon görüşmelerindeki beyanlarının disiplin suçu sayılarak cezalandırılmasının, Anayasa'nın 20. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi uyarınca özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlali sonucunu doğuracağı tespit edilmiştir.

Danıştay 2. Daire, E. 2021/17848, K. 2021/4779Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/17848 E.  ,  2021/4779 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/17848 Karar No : 2021/4779 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; … İl Emniyet Müdürlüğünde 3. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı tarafından, "hizmet dışında resmi sıfatın gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesi uyarınca 6 ay kısa süreli durdurma cezası ile tecziye edilmesi gerekmekte ise de aynı Tüzük'ün 15. maddesi gereğince bir alt ceza olan 8 gün aylık kesimi cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine hükmedilmiş olup; anılan karar Danıştay Beşinci Dairesinin 26/09/2017 günlü, E:2016/17120, K:2017/20359 sayılı kararıyla bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Bozma kararına uymak suretiyle verilen … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; davacının disiplin hukukunu ilgilendiren bir yönü bulunmayan ve disiplin suçu oluşturmayan hizmet dışında meslektaşlarıyla yapmış olduğu kişisel ve özel telefon görüşmelerindeki beyanlarının bir disiplin suçu olarak değerlendirilerek kendisine disiplin cezası verilmesinin Anayasa'nın 20. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi uyarınca "özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı"nın ihlali sonucunu doğuracağından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davacının eylemine uyan disiplin cezası ile cezalandırıldığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek Mahkeme kararının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararı uyarınca doğrudan Dairemiz esasına alınan dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

7068 Sayılı Kanun Kapsamında Kolluk Personeline Yönelik Yaptırımlar

Genel kolluk personelinin iletişim kanalları vasıtasıyla gerçekleştirdiği fiiller 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinde yaptırıma bağlanmıştır. Kanun'un 8. maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin 5 numaralı alt bendi gereğince, görev başında veya haricinde kurumun hiyerarşik yapısını sarsacak yahut amirlerin otoritesine zarar verecek tarzda onların işlem ve eylemlerine yönelik olumsuz eleştiride bulunmak altı ay kısa süreli durdurma cezasını gerektirir. Aynı fıkranın (c) bendinin 2 numaralı alt bendinde yetkisiz olarak basın, yayın organları veya diğer iletişim araçlarıyla kamuoyuna bilgi ya da demeç verilmesi on ay kısa süreli durdurma yaptırımına bağlanmış; 8. maddenin beşinci fıkrasının (ç) bendinin 8 numaralı alt bendinde ise amir veya üstlerin söz, yazı, tutum veya davranışlarla küçümsenmesi yirmidört ay uzun süreli durdurma cezası olarak düzenlenmiştir.

Kolluk personelinin mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici ya da amir veya üstlerinin eylem ve işlemlerini olumsuz yönde eleştirici nitelikte basın, yayın organları ve diğer iletişim kanalları vasıtasıyla kamuoyuna yönelik bilgi, yazı ve demeç vermesi 7068 sayılı Kanun'un 8/6-ü maddesi kapsamında meslekten çıkarma yaptırımına tabidir. Bunun yanında görevi gereği öğrenilen veya edinilen kişisel bilgi veya belgelerin yetkisiz kişilerle paylaşılması ya da basın kuruluşlarına veya diğer iletişim kanallarına aktarılması da Kanun'un 8/6-bb maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasını gerektirmektedir.

Ceza Yargılaması ile Disiplin Soruşturması İlişkisi ve Etik İlkeler

Danıştay 8. Dairesinin E. 2021/3948, K. 2023/1265 sayılı kararında, kamu görevlisinin kurum dışındaki eyleminin suç unsurlarını taşıyıp taşımadığının tespitinin ceza yargılamasına bağlı olduğu somut uyuşmazlıkta, disiplin hukuku açısından ceza mahkemesi kararının kesinleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca işlem yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Öte yandan Kamu Görevlileri Etik Kurulunun 20.09.2021 tarihli ve 2021/81 sayılı ilke kararı ile kamu görevlilerinin sosyal medya kullanımında tarafsızlık, kurum itibarını koruma, çıkar çatışmasından kaçınma ve yöneticilerin sorumluluğu dahil olmak üzere sekiz temel etik ilke belirlenmiştir.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/3948, K. 2023/1265Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/3948 E.  ,  2023/1265 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/3948 Karar No : 2023/1265 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Dicle Üniversitesi … Bilim Dalında hemşire olarak görev yapmakta iken, 2547 sayılı Kanun'un 53.maddesinin (b) fıkrasının 6.bendinin (a) alt bendinde belirtilen "Terör niteliğinde eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek" fiilini işlediğinden bahisle kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurumu Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile soruşturma tarihi itibariyle ödenmeyen maaş alacağı, döner sermaye ücretleri, tüm özlük haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Soruşturma Raporu ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nce hazırlanan Araştırma ve Tespit Tutanağı ile Görüntü İnceleme ve Fotoğraftan Tespit Tutanağı'nın incelenmesinden, davacının kişisel sosyal medya hesabı (facebook) üzerinden çeşitli paylaşımlarda bulunduğunun tespit edildiği, bu paylaşımlarının bir kısmında düşünce ve ifade özgürlüğünü aştığı, diğer bir kısımında ise suç unsuru içermese bile devlet memuru olma niteliğini sarsacak derecede devleti ve kurumlarını hedef gösterici ve kötüleyici, halkı devlete karşı kışkırtacak ifadelere yer verildiği, bu paylaşımların bütünü gözönüne alındığında işleme esas olan eylemlerinin sübut bulduğu, her ne kadar davacı ilgili fiilleri sebebiyle yapılan ceza yargılamasında beraat etmiş olsa da; yürütülen kamu hizmetinin gerektiği şekilde görülmesini, memurun görevine bağlılığını ve kamu görevlisinin statüsünün korunmasını sağlamaya yönelik olan disiplin cezaları, kamu düzenini korumak esasına dayanan ceza yasalarının getirdiği cezalardan farklı nitelik taşırlar. Bu nedenle, bir kamu görevlisinin ceza yasasına göre mahkum olması veya olmaması, kamu görevlisinin eyleminin, disiplin hukukuna göre değerlendirilmesine ve disiplin suçu kabul edilip disiplin cezası ile cezalandırılmasına engel olmadığı, bu durumda, hakkında açılan soruşturma sonucunda elde edilen bilgi ve belgelere göre davacı tarafından gerçekleştirilen fiiller nedeniyle davacıya tek bir disiplin cezası verildiği ve davacının sübuta eren terör propagandası eyleminin tek başına 2547 Sayılı Yasa'nın 53/B-6(a) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılması için yeterli olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde sonucu itibari ile hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Anayasa Mahkemesi'nin, 07/04/2015 tarihli ve 29319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/01/2015 gün ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında; 2547 Kanun'un 53. maddesinin (b) bendinin ikinci cümlesini, kapsama dâhil personelin disiplin işlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesini öngördüğünden bahisle Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal edildiği bu hükmün iptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici görerek, Anayasa'nın 153/3 ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66/3. maddeleri gereğince iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesini kararlaştırdığı, ancak yasa koyucu tarafından iptal kararının yürürlüğe girdiği 08/01/2016 tarihine kadar yasal düzenleme yapılmadığı, 09.12.2016 tarihli ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 2547 sayılı Kanunun 53. maddesi yeniden düzenlendiği, iptal kararının yürürlüğe girdiği 08/01/2016 tarihine kadar Yükseköğretim Kurumları, Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin dayanağı olan 2547 sayılı Kanunun 53. maddesinin (b) bendinin ikinci cümlesi yürürlükte olduğundan, bu tarihe kadar işlenen disiplin suçlarında anılan Yönetmelik hükümlerinin uygulanması, bu tarihten 6764 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 09.12.2016 tarihine kadar işlenen disiplin suçlarında ise yasal boşluk nedeniyle genel hüküm niteliğinde olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, hali hazırda mevcut/yürürlükte olan hukuki düzenleme itibariyle de, hemşire olan davacı hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun disiplin hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, davacının 21.01.2016 tarihinde gerçekleştirdiği eyleminin, anılan tarihte yürürlükte olan hukuki düzenleme itibariyle disiplin yönünden tabi olduğu 657 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek eyleminin karşılığı olan cezanın verilmesi yönünde işlem tesis edilmesi gerekirken, daha sonradan yürürlüğe giren Yasa hükmünde (2547 sayılı Kanun'un 53/b-6-a maddesi) yer verilen ve eylem tarihinde tabi olunan 657 sayılı Kanunda yer almayan "Terör niteliğinde eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek" fiili kapsamında değerlendirilerek disiplin cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine yönelik idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulülü ile … İdare Mahkemesi'nce verilen … gün ve E:…, K:… sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, uyuşmazlığın dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuatın dikkate alınarak çözümlenmesi gerektiği ileri sürülerek, istinaf mahkemesi kararının bozulması istenilmiştir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemştir tarafından, DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde hemşire olarak görev yapan davacının 14/12/2015 ve 24/12/2015 tarihinde kendisine ait facebook hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlarla terör örgütünün propagandasını yaptığı ve 28/12/2015 tarihinde gerçekleşen eyleme katılarak destek verdiği iddiaları üzerine başlatılan disiplin soruşturması sonucu, anılan eylemlerin ''Terör niteliğinde eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek'' kapsamında değerlendirilerek Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih, … sayılı kararı ile 2547 Sayılı Yasa'nın 53/B-6(a) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası verilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 02/12/2016 tarih ve 6764 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi düzenlenen 53. maddesinin (b) bendinde; "Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir." kuralına yer verilmiştir, 07/04/2015 tarihli ve 29319 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararıyla; 2547 Kanun'un 53. maddesinin (b) bendinin ikinci cümlesi, kapsama dâhil personelin disiplin işlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesinin öngörülmesinin Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal etmiştir. Bu hükmün iptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluğu kamu düzenini ihlal edici görerek, Anayasa'nın 153/3. maddesi ile 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66/3. maddesi gereğince iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) bendine dayanılarak 21/08/1982 tarih ve 17789 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği, Anayasa Mahkemesi'nin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararıyla Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) bendinin iptal edildiği, iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe gireceğine karar verildiği, kararın 07/01/2016 tarihinde yürürlüğe girdiği görülmekle birlikte, Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca 2547 sayılı Kanun'da 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile değişiklik yapıldığı, öğretim elemanlarının disiplin hükümlerin 2547 sayılı Kanun'da düzenlendiği, ancak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle açılan iptal davasında ise, Anayasa Mahkemesi'nin 10/04/2019 tarih ve E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararı ile; "… öğretim elemanı, memur ve diğer personelden oluşan yükseköğretim kurumları kamu personeline ilişkin disiplin kuralları öngörülürken kanun koyucu tarafından bunlar arasında görevin niteliğinden kaynaklanan ve Anayasa tarafından öngörülen ayrım ve farklılıkların dikkate alınmayarak öğretim elemanları ile memur ve diğer personelin tümüyle aynı kurallara tabi kılınması ve dava konusu ibareler yoluyla öğretim elemanlarının disiplin sorumluluğu kapsamına 657 sayılı Kanun’da sayılan fiillerin tamamının dâhil edilmesi, Anayasa’da bu kişiler için öngörülen güvencelerle örtüşmediği gibi gerek uygulayıcılar gerekse disiplin kurallarının muhatapları yönünden birtakım belirsizliklere de yol açtığından dava konusu kuralların Anayasa’nın 2., 27. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı …" gerekçesiyle, 2547 sayılı Yasanın (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibarelerinin iptallerine ve yine iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği ve anılan kararın 17/07/2019 tarih ve 30834 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı; 17/04/2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7243 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 7. maddesi ile de 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yer alan disiplin hükümlerinde düzenlemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun disiplin ve ceza işlerine ilişkin 53. maddesinin (b) fıkrasında; "Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir." hükmü yer almakta iken 07/04/2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında; 2547 Kanun'un 53. maddesinin (b) bendinin ikinci cümlesini, kapsama dâhil personelin disiplin işlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesini öngördüğünden bahisle Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal edilmiş; bu hükmün iptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici görülerek, iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Ancak yasa koyucu tarafından iptal kararının yürürlüğe girdiği 08/01/2016 tarihine kadar yasal düzenleme yapılmamış, 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 2547 sayılı Kanunun 53. maddesi yeniden düzenlenmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davacı hakkında soruşturma yürütüldüğüne dair Diyarbakır Valiliği Olağanüstü Hal Bürosu'ndan alınan 10/04/2017 tarihli yazı üzerine Dicle Üniversitesi Rektörlüğü'nün 18/04/2017 tarihli soruşturma emri ile disiplin soruşturmasına başlanıldığı, disiplin soruşturması raporunun 10/07/2017 tarihinde tamamlanarak, 2547 Sayılı Yasa'nın 53/b-6(a) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih, … sayılı kararı ile 2547 Sayılı Yasa'nın 53/B-6(a) alt bendi uyarınca davacının kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacı hakkında açılan kamu davasında ise davacının, … Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile terör örgütü propagandası yapmak suçundan beraatine karar verildiği, ceza mahkemesi kararının 06/09/2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği görülmektedir. Dava konusu olayda, davacının eylemini üniversite dışında gerçekleştirdiğinin açık olması ve idarenin, niteliği itibariyle suçun yasal unsurlarının meydana gelip gelmediğini tespit edebilmesinin, ceza mahkemesi tarafından verilen kararın kesinleşmesine bağlı olduğu, bu nedenle disiplin hukuku açısından Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararın kesinleşme tarihi olan 06/09/2017 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre işlem yapılması gerekmektedir. Bu durumda, davacının üniversite dışındaki terör örgütü propagandası suçuna ilişkin Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesinden sonra, 07/12/2017 tarihindeki mevzuata göre tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, İstinaf Mahkemesi tarafından, eylemin Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının yürürlüğe girdiği 08/01/2016 tarihinden önce gerçekleştiği, 657 sayılı Kanun yerine 2547 sayılı Kanun'un 53/b-6-a maddesine göre disiplin cezası verilemeyeceği sonucuna varılarak, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak 16/03/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY: (X)- Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır. Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki karara katılmıyorum.

İdari Yargıda İptal Davası Açma Süresi

Sosyal medya paylaşımları sebebiyle disiplin cezası uygulanan kamu görevlileri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca özel kanunlarında ayrı bir süre belirtilmeyen hallerde 60 günlük hak düşürücü süre içerisinde idare mahkemelerinde yürütmenin durdurulması istemli iptal davası açabilirler. Kanuni dava açma süresinin geçirilmesi halinde dava açma hakkı ortadan kalkar.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar
Sosyal medya paylaşımı sebebiyle verilen disiplin cezasına karşı hangi sürede dava açılmalıdır?

Özel kanunlarında ayrı bir süre bulunmayan hallerde, 2577 sayılı Kanun uyarınca idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür; disiplin cezasına muhatap olan kamu görevlisi bu süre içerisinde iptal davası açabilir.

Amir veya üstlerin sosyal medyada eleştirilmesi her durumda disiplin cezası gerektirir mi?

Eleştirinin kurumun hiyerarşik düzenine veya işleyişine somut zarar verip vermediği gözetilmeli; Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan ifade özgürlüğü sınırları içinde kalan değerlendirmeler disiplin cezasına dayanak yapılamaz.

Kamu görevlisinin hizmet dışındaki kişisel görüşmeleri disiplin cezasına konu edilebilir mi?

Kamu göreviyle ilgisi bulunmayan, kamu hizmetinin iyi ve düzenli sunumunu olumsuz etkilediği veya personele duyulan saygınlık ve güven duygusunu sarstığı somut biçimde ortaya konulamayan hizmet dışı özel yaşam fiilleri ile meslektaşlarla yapılan kişisel görüşmeler, Anayasa'nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde korunan özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu