Sorumsuzluk anlaşmaları, borca aykırılıktan doğan sorumluluğun sınırlandığı veya borçlunun taahhütlerine aykırı davranması halinde bu aykırılığın sonuçlarına katlanmamasını sağlayan sözleşmelerdir. Bu anlaşmalar ayrı bir sözleşme şeklinde akdedilebileceği gibi borç doğuran asıl sözleşmenin içerisinde bir hüküm olarak da kararlaştırılabilir. Türk Borçlar Kanunu m. 112 uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmediğinde borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Bir sorumsuzluk anlaşmasının varlığından söz edilebilmesi için borca aykırılık bulunması, anlaşmanın zararın doğmasından önce yapılmış olması ve kanunun öngördüğü sorumluluk düzenini borçlu lehine değiştirmesi gerekir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
Borçlunun Kusuruna ve Sözleşme Türüne Göre Hükümsüzlük
Borçlunun kendi kusuruna dayalı sorumluluğunu önceden bertaraf etme yetkisi kanunla sınırlandırılmıştır. Türk Borçlar Kanunu m. 115/1 uyarınca, borçlunun ağır kusurunu kapsayan ve sorumluluk doğmayacağını öngören ön anlaşmalar kesin hükümsüzlük yaptırımına tabidir. Benzer şekilde Türk Borçlar Kanunu m. 115/2 uyarınca, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine dayanan herhangi bir borçtan ötürü borçlunun sorumlu tutulmayacağına yönelik ön şartlar da kesin olarak geçersizdir. İcrası kanuna veya yetkili mercilerin iznine tabi tutulan ve mesleki uzmanlık gerektiren faaliyetlerde ise Türk Borçlar Kanunu m. 115/3 doğrultusunda, borçlunun hafif kusurundan ötürü mesuliyet taşımayacağına dair önceden kararlaştırılan hükümler de kesin hükümsüz sayılır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 115Kaynağı aç
Yardımcı Kişilerin Fiillerinden Doğan Sorumluluğun Kaldırılması
Borcun yerine getirilmesinde üçüncü şahıslardan yararlanılması hali Türk Borçlar Kanunu m. 116 hükmünde düzenlenir. Borçlu, ifayı veya hakkın kullanılmasını yanında çalışanlar ya da birlikte yaşadığı kişiler gibi kanuna uygun yardımcılarına devretse dahi, bu kişilerin iş gördükleri esnada alacaklı tarafa verdikleri zararları tazmin etmek zorundadır. Türk Borçlar Kanunu m. 116/2 uyarınca, kural olarak yardımcı şahısların eylemlerinden doğan mesuliyet önceden varılan bir mutabakatla tamamen ya da kısmen bertaraf edilebilir. Buna karşın, yürütülmesi kanun veya yetkili mercilerin iznine bağlanmış uzmanlık gerektiren meslek ve hizmetlerde, borçlunun yardımcı şahısların eylemlerinden mesul olmayacağına ilişkin anlaşmalar Türk Borçlar Kanunu m. 116/3 gereği kesin hükümsüzdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 116Kaynağı aç
Haksız Fiil ve Adam Çalıştıranın Sorumluluğu Esasları
Haksız eylem sorumluluğunu düzenleyen Türk Borçlar Kanunu m. 49 uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı davranışıyla başkasına zarar veren fail bu zararı tazminle mükelleftir; doğrudan yasaklayıcı bir kural bulunmasa bile ahlaka aykırı bir fiille bilerek ve isteyerek zarar verilmesi durumunda da tazmin borcu doğar. Çalışan istihdam edenler yönünden ise Türk Borçlar Kanunu m. 66/1 gereği, personelin görevi esnasında üçüncü kişilere verdiği zararın karşılanması esastır. İşveren; personelini seçmede, görev talimatı vermede, gözetim ve denetim faaliyetinde zararı önleyecek gerekli özeni sarf ettiğini kanıtlarsa sorumluluktan kurtulabilir. Ancak bir işletme bünyesinde istihdam sağlayan kişi, Türk Borçlar Kanunu m. 66/3 uyarınca, işletme organizasyonunun ve çalışma düzeninin zararın önüne geçmeye elverişli bulunduğunu kanıtlamadıkça faaliyetten doğan zararlardan sorumlu kalmaya devam eder.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 66Kaynağı aç
Satış Sözleşmesinde Zapttan ve Ayıptan Sorumsuzluk Sınırları
Satış ilişkisinde zapta karşı sorumluluk Türk Borçlar Kanunu m. 214 hükümleri uyarınca değerlendirilir. Satılanın alıcının elinden alınması riskini sözleşmenin yapıldığı anda bilen alıcı karşısında satıcı, bu tehlikeyi ayrıca taahhüt etmemişse sorumlu tutulmaz. Buna karşılık Türk Borçlar Kanunu m. 214/3 uyarınca satıcı, üçüncü şahsın üstün hakkını gizlemişse, zapta karşı sorumluluğu sınırlayan veya tümüyle bertaraf eden kayıtlar kesin hükümsüzdür. Ayıba ilişkin hükümlerde de benzer bir koruma mevcuttur; Türk Borçlar Kanunu m. 221 uyarınca satılanın ayıplı devrinde satıcı ağır kusurlu davranmışsa, ayıptan doğan mesuliyeti kaldıran ya da daraltan her türlü şart kesin olarak geçersizdir. Dahası Türk Borçlar Kanunu m. 225 gereğince ağır kusuru bulunan veya mesleği gereği ayıbı bilmesi gereken satıcı, süresinde bildirimde bulunulmadığı savunmasıyla sorumluluktan kısmen dahi kurtulamaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 214Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 221Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 225Kaynağı aç
Borçlunun ağır kusurundan sorumsuzluk kararlaştırılabilir mi?
Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmalar Türk Borçlar Kanunu m. 115/1 uyarınca kesin olarak hükümsüzdür.
Hizmet sözleşmesinde borçlu için sorumsuzluk anlaşması yapılabilir mi?
Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borcu sebebiyle sorumlu olmayacağına yönelik önceden yaptığı her türlü anlaşma Türk Borçlar Kanunu m. 115/2 gereğince kesin olarak hükümsüzdür.
Yardımcı kişilerin fiillerinden doğan sorumluluk anlaşmayla kaldırılabilir mi?
Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk kural olarak önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir; ancak uzmanlığı gerektiren iş kanun veya yetkili makam izniyle yürütülüyorsa bu anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
Satış sözleşmesinde ayıptan sorumsuzluk anlaşması ne zaman geçersizdir?
Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma Türk Borçlar Kanunu m. 221 uyarınca kesin olarak hükümsüzdür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

