Sonradan Ortaya Çıkan İmkânsızlıkta Borcun Akıbeti

by Avukat Erdal Ersoy
Sonradan Ortaya Çıkan İmkânsızlıkta Borcun Akıbeti

Sözleşmenin konusu daha baştan imkânsızsa sözleşme kesin olarak hükümsüzdür. İfa sonradan, borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erer. Borçlunun sorumlu olduğu sonraki imkânsızlıkta sözleşmenin akıbeti ise tek bir kanun sonucuna bağlanmamış, tartışmalı kalmıştır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 27Kaynağı aç
MADDE 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur. III. Aşırı yararlanma
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 136Kaynağı aç
MADDE 136- Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür. II. Kısmi ifa imkânsızlığı

Konunun baştan imkânsız olması

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesi, konusu imkânsız olan sözleşmeleri kesin hükümsüz sayar. Bu sonuç, imkânsızlığın sözleşme kurulurken mevcut olmasına ilişkindir. Aynı maddenin hükümsüzlük sebepleri arasında emredici hükümlere, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırılık da yer alır; bu sebepler başlangıçtaki imkânsızlıktan ayrı değerlendirilir.

Borçlunun sorumlu tutulamayacağı sonraki imkânsızlık

Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesine göre borç, ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa sona erer. Sona erme, imkânsızlığın sonradan ortaya çıkmasına ve borçlunun bundan sorumlu tutulamamasına bağlıdır. Borçlunun sorumlu olduğu sonraki imkânsızlığın sonucunu bu hüküm düzenlemez.

Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede bu nedenle borçtan kurtulan taraf, karşı taraftan aldığı edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde geri vermek zorundadır. Kendisine henüz ifa edilmemiş edimi talep hakkı da kalmaz. Kanun veya sözleşme, ifadan önce doğan hasarı alacaklıya yüklemişse bu iade ve talep hakkının kaybı uygulanmaz.

Borçlu, imkânsızlığı alacaklıya gecikmeksizin haber vermeli ve zararın büyümemesi için gerekli önlemleri almalıdır. Bunları yapmamasından doğan zararları gidermekle yükümlüdür. Yükümlülük, bildirimdeki gecikme ile gerekli önlemlerin alınmamasının sonuçlarıyla sınırlıdır.

Borçlunun sorumlu olduğu sonraki imkânsızlık

İmkânsızlığın ortaya çıkmasından borçlunun sorumlu olması hâlinde sözleşmenin ne olacağı tartışmalıdır. Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmediğinde borçlunun, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ortaya koymadıkça alacaklının zararını gidereceğini düzenler. Kusursuzluğun ispatı borçluya düşer. Bu madde tazminat sorumluluğunu kurar; borcun sonraki imkânsızlık yüzünden sona erip ermeyeceğini ayrıca belirlemez.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. 2. Yapma ve yapmama borçlarında

Bir görüş, sonradan ortaya çıkan imkânsızlığın borcu sona erdirmesini borçlunun kusuruna bağlamaz. Bu görüşe göre borçlu kusurlu olsa da borç, sorumlu tutulamayacağı imkânsızlıkta olduğu gibi sona erer ve borçlu ayrıca 112. madde uyarınca tazminat öder. Kanun metni ise sona erme sonucunu borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle sınırladığından, bu görüş kanun hükmüyle aynı kesinlikte bir sonuç değildir.

Başka bir görüş, imkânsızlık borçlunun kusurundan doğmuşsa 112 ve 125. maddelerin kıyasen uygulanmasını ve alacaklıya sözleşmeden dönme hakkı tanınmasını savunur. Bu bir kanun emri değil, kabul edilmesi hâlinde sonuç doğuran bir öneridir. Öneri kabul edilirse alacaklı, temerrütteki gibi seçimlik hakka sahip olur. Müspet zararının giderilmesini isteyebileceği gibi sözleşmeden dönerek menfi zararının giderilmesini de isteyebilir. Menfi zarar müspet zarardan yüksekse dönme, alacaklı bakımından daha yararlı görülür.

Temerrütte süre ve alacaklının seçenekleri

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düşerse diğeri, ifa için uygun bir süre tanıyabilir veya bu sürenin belirlenmesini hâkimden isteyebilir. 123. madde temerrütte süre verilmesini düzenler; bu kesitten imkânsızlığa kıyasen uygulanacağı sonucu çıkmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 123Kaynağı aç
MADDE 123- Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir. b. Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar

Temerrüde düşen borçlu verilen süre içinde borcunu yerine getirmezse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum varsa, alacaklı borcun ifasını ve gecikmeden doğan tazminatı her zaman isteyebilir. Alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı talebinden vazgeçtiğini hemen bildirerek ifa edilmemenin yol açtığı zararın giderilmesini de isteyebilir ya da sözleşmeden dönebilir. Bu seçenekler, 125. maddenin birinci fıkrasındaki temerrüt şartlarına bağlıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 125Kaynağı aç
MADDE 125- Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. d. Sürekli edimli sözleşmelerde

Sözleşmeden dönülürse taraflar karşılıklı ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce yerine getirdikleri edimleri geri isteyebilir. Borçlu temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğan zararın giderilmesini de isteyebilir. Kusursuzluk ispatının sonucu bu dönme hâline özgüdür; ispatın nasıl yapılacağı ayrıca açıklanmamıştır.

Konusu baştan imkânsız olan sözleşme geçerli olur mu?

Hayır. Konusu baştan imkânsız olan sözleşme kesin olarak hükümsüzdür. Bu sonuç, imkânsızlığın sözleşme kurulurken bulunmasına bağlanır.

Borçlu sonraki imkânsızlıktan sorumlu değilse borç sona erer mi?

Evet. İfa, borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle sonradan imkânsızlaşırsa borç sona erer. Sona erme bu sebeplerle sınırlıdır.

Borç sona erince alınan edim geri verilir mi?

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede borçtan kurtulan taraf, aldığı edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri verir. Henüz ifa edilmemiş karşı edimi isteyemez. İfadan önce doğan hasar kanun veya sözleşmeyle alacaklıya yükletilmişse bu sonuç uygulanmaz.

İmkânsızlık bildirilmezse ne olur?

Borçlu imkânsızlığı gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa bundan doğan zararları giderir. Sorumluluk bu eksikliklerden doğan zararlarla sınırlıdır.

İfa gerçekleşmezse kusuru kim ispat eder?

Borçlu, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının zararını giderir. Bu ispat yükü tazminata ilişkindir ve borcun sonraki imkânsızlık nedeniyle sona erip ermeyeceğini düzenlemez.

Borçlunun sorumlu olduğu imkânsızlıkta tek sonuç var mıdır?

Hayır. Bu hâlde sözleşmenin akıbeti tartışmalıdır. Borcu sona erdiren hüküm, borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle sınırlıdır; kusur olsa da borcun sona ereceği yönündeki görüş kanun hükmü yerine geçmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu