Şirket Aracıyla Yapılan Kazalarda Hukuki Sorumluluk

by Avukat Erdal Ersoy
Şirket Aracıyla Yapılan Kazalarda Hukuki Sorumluluk

Şirket Aracı Kazalarında Genel Sorumluluk Esasları

Şirket araçları iş organizasyonunun bir parçası kabul edildiğinden, bu araçlarla gerçekleşen kazalar çoğu durumda yalnızca trafik hukuku yönünden değil, iş hukuku ve iş kazası hükümleri bakımından da sonuçlar doğurur. Bir kazada sorumluluğun belirlenmesinde sadece sürücünün davranışları değil; aracın teknik durumu, periyodik bakım geçmişi, işverenin verdiği talimatlar, çalışma saatleri, dinlenme düzeni ve aracın kullanım amacı da dikkate alınır.

Taraflar arasındaki ilişkide işveren; personeli özenle belirlemek, yönlendirici talimatları iletmek ve süreç üzerinde denetim ile gözetim sağlamakla ödevlidir. Aracı kullanan personel ise trafik düzenlemelerine riayet etmek, taşıtı tahsis edildiği amaca göre sürmek ve kurum içi taşıt kurallarına uymakla yükümlüdür. İş organizasyonuna dahil olan araçlarla meydana gelen kazalarda işverene yüklenen sorumluluk mutlak bir nitelik taşımaz. İşveren; gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, taşıtların periyodik bakımlarını aksatmadığını, sürücüye sürüş eğitimleri ve talimatları verdiğini, mesai düzenini sürüş güvenliğini gözeterek oluşturduğunu ve denetim borcunu yerine getirdiğini kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Karayolları Trafik Kanunu Kapsamında İşletenin ve Teşebbüs Sahibinin Sorumluluğu

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 85/1 uyarınca, motorlu bir aracın işletilmesinden kaynaklanan can kaybı, yaralanma veya maddi hasarlarda, taşıtın ticari bir unvan veya işletme adı altında faaliyet göstermesi halinde hem işleten hem de ilgili işletmenin sahibi meydana gelen zararlardan müşterek ve müteselsil olarak sorumlu tutulur. Kanunun 85. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca da işleten ile işletme sahibi; taşıtı sevk ve idare eden sürücünün ya da kullanıma katılan personelin kusurlu eylemlerinden bizzat kendi kusurlarıymış gibi mesul kabul edilir.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85 – (Değişik birinci fıkra: 17/10/1996-4199/28 md.) Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. (Ek: 17/10/1996-4199/28 md.) Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermiş ise, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temliki veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verilir. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi arasında geçen süreler içinde kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde, şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerh hükümsüz sayılır. İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir. (Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, hakimin takdirine göre kendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruz kaldığı zarardan da sorumlu tutulabilir. Ancak, bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yardımın doğrudan doğruya kendisine veya araçta bulunanlara yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yapılması gerekir. (Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. İşletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğun azaltılması:[70]

2918 sayılı Kanun m. 85/3 çerçevesinde işletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için zarar gören tarafın, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını ya da araçtaki bozukluğun kazaya yol açtığını ispat etmesi gerekir. Aracın ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermesi halinde ise aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kazaya karışan aracın devir ve temlikini veya üzerinde hak tesisini önlemek amacıyla savcılıkça tescil kaydı üzerine şerh konulması talimatı verilebilir; şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içinde devamına veya kaldırılmasına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerh hükümsüz kalır.

Trafik Kazasının İş Kazası Niteliği ve Görev İlişkisi

Şirket aracıyla gerçekleşen bir trafik kazası her zaman kendiliğinden iş kazası sayılmaz. Olayın iş kazası olarak değerlendirilebilmesi için kazanın işin yürütümü sırasında meydana gelmesi, çalışanın görev için araç kullanması, işverenin sevk ve idaresi altında bulunması ve olayın iş amacıyla bağlantılı olması gerekir. Özellikle görevli seyahat, müşteri ziyareti, mal teslimi veya resmi bir iş için araç kullanımı sırasında meydana gelen olaylarda iş kazası ihtimali kuvvetlenir.

Kazanın işin ifası esnasında mı yoksa personelin kişisel kullanımı sırasında mı gerçekleştiği değerlendirmesi, hem sigorta teminatının kapsamını hem de işveren ile çalışanın hukuki sorumluluk alanını etkileyebilir.

Kaza Anında Uygulanacak Prosedür ve Delillerin Korunması

Kaza sonrasında sırasıyla yaralıların durumunun kontrol edilmesi ve gerekiyorsa sağlık ekiplerine haber verilmesi, olay yerinin güvenli hale getirilmesi, yetkili birimlere zamanında bildirim yapılması, kaza tespitine yardımcı olacak bilgi ve belgelerin korunması ve şirket içi raporlama sürecinin gecikmeden başlatılması gerekir. Özellikle çalışanın görev sırasında kaza geçirmesi halinde bedensel zararların belgelenmesi hukuki süreçte belirleyici olabileceğinden, sağlık raporları ve müdahale kayıtları saklanmalıdır.

Kaza raporları, tutanaklar ve toplanan deliller; işverenin sorumluluğu, çalışanın kusur oranı ve sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğü bakımından temel dayanak niteliğindedir. Sigorta haklarının etkin biçimde kullanılabilmesi için kaza tespit tutanağı, hasar kayıtları, varsa sağlık belgeleri ve şirket içi raporlarla sürece ilişkin bildirimler usulüne uygun şekilde yerine getirilmelidir.

Şirket İçi İnceleme, Savunma ve İş Akdinin Feshi

Şirket içi raporlama süreci; kazanın derhal sözlü veya yazılı bildirimi, ön değerlendirme raporunun hazırlanması, delil ve belgelerin ilgili birime iletilmesi, sürücünün savunmasının alınması ve araç kullanım kurallarına aykırılık bulunup bulunmadığının incelenmesi aşamalarından oluşur. Savunma alınmadan disiplin yaptırımı uygulanması sonradan hukuki uyuşmazlıklara yol açabileceğinden kaza tutanağı, kamera kaydı ve tanık beyanları bir arada değerlendirilir. Soruşturma süresince çalışanın araç kullanmaktan uzaklaştırılması veya farklı bir göreve verilmesi cezalandırma değil, risk azaltma amaçlı geçici bir tedbirdir.

Kazanın çalışanın kasti davranışı, ihmali veya görevini savsaması sebebiyle gerçekleşmesi ve zararın belirli yasal eşikleri geçmesi halinde işverenin haklı nedenle fesih hakkı gündeme gelebilir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-(ı) bendi uyarınca işçinin kasıtlı eylemi ya da savsaması neticesinde işyerine ait olan veya zilyetliğindeki araç ve mallarda meydana getirdiği zararın otuz günlük ücret tutarıyla karşılanamaması, işverene derhal haklı fesih yetkisi verir. Ancak aynı maddenin son fıkrası gereğince çalışan, feshin haklı nedene dayanmadığı gerekçesiyle İş Kanunu'nun 18, 20 ve 21. maddelerine dayanarak işe iade istemiyle yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

Buna karşılık uygun olmayan çalışma düzeni veya mevzuata aykırı vardiya sistemi kazaya etki etmişse, ortaya çıkan kusurun tamamının araç kullanan çalışana yüklenmesi her zaman mümkün olmayabilir.

Mali Sorumluluk, Sigorta Kapsamı ve Yargılama Süreci

Şirket aracıyla yapılan kazalarda mali sorumluluk öncelikle zorunlu trafik sigortası ve varsa kasko teminatının devreye girip girmediği üzerinden değerlendirilir. Poliçeler üçüncü kişilere verilen zararları, araçta meydana gelen hasarı ve bazı hallerde sağlık giderlerini kapsayabilir; ancak her poliçenin şartları ve kapsam dışı tuttuğu durumlar farklıdır. Teminat dışı bir durum varsa zarar görenin talebi doğrudan sorumlu tarafa yönelir; çalışanın ağır kusuru halinde ise işverenin rücu imkânı doğabilir.

Alkollü sürüş, aşırı hız, ehliyetsiz kullanım veya yetkisiz araç kullanımı gibi ihlaller, sigorta şirketinin ödeme yapmamasına veya ödediği tutarı sonradan kusurlu tarafa rücu etmesine sebebiyet verebilir.

Şirket aracı kazalarında savcılık tarafından taksirle yaralama veya ölüm iddialarına ilişkin yürütülen ceza soruşturması ile hukuk mahkemesindeki tazminat davası birbirinden bağımsızdır; bir dosyadaki sonuç diğerini etkileyebilmekle birlikte otomatik biçimde belirlemez. Kazanın ölümle sonuçlanması halinde yasal mirasçılar maddi ve manevi tazminat davası açabilir; olayın iş ilişkisi kapsamında değerlendirilmesi durumunda dava iş mahkemesinde görülebilir.

Şirket aracıyla yapılan trafik kazası hangi durumlarda iş kazası sayılır?

Kazanın işin yürütümü sırasında meydana gelmesi, personelin görev için araç kullanması, işverenin sevk ve idaresi altında bulunması ve olayın iş amacıyla bağlantılı olması halinde iş kazası niteliği oluşur.

Şirket aracındaki hasar nedeniyle işçinin sözleşmesi derhal feshedilebilir mi?

4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-(ı) uyarınca işçinin kendi isteği veya savsamasıyla araca verdiği hasar tutarının otuz günlük ücretini aşması halinde işverenin haklı fesih imkânı doğabilir; işçi bu feshin haksız olduğu iddiasıyla işe iade davası açabilir.

Kazada işleten ve bağlı teşebbüs sahibinin üçüncü kişilere karşı sorumluluğu nasıldır?

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 85 uyarınca bir teşebbüs unvanı altında işletilen araçların neden olduğu ölüm, yaralanma veya eşya zararlarından işleten ile teşebbüs sahibi müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Hangi sürüş ihlalleri sigortacının rücu hakkını doğurur?

Alkollü araç kullanımı, aşırı hız, ehliyetsiz sürüş ve yetkisiz araç kullanımı durumunda sigorta teminatı geçersiz kalabilir veya sigorta şirketi ödediği bedeli rücu edebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu