Bir borç ilişkisi için senede imza atıldığında, imza sahibi kendisini kefil olarak nitelendirse dahi kambiyo mevzuatı uyarınca kural olarak avalist sıfatını kazanır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu gereğince, muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere senedin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır ve imza sahibini asıl borçtan bağımsız, müteselsil nitelikte bir kambiyo taahhüdü altına sokar.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 701Kaynağı aç
Kefalet ile Aval Arasındaki Temel Hukuki Farklar
Kefalet, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen ve bir başkasının borcunu güvence altına alan fer'i nitelikteki kişisel teminat sözleşmesidir. Fer'i borç niteliğinin bir gereği olarak asıl borç mevcutsa kefalet de vardır; asıl borç sona erdiğinde kural olarak kefalet sorumluluğu da biter. Kefil, sözleşmede hangi tutara kadar, ne zamana kadar ve hangi borç için sorumlu olacağını açıkça sınırlandırabilir.
Kambiyo senetlerinde yer alan aval ise asıl borçtan bağımsız ve asli nitelikte bir taahhüttür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/1135 Esas ve 2017/1012 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, kefalet fer'i nitelikte olmasına karşın aval bağımsız ve asli bir nitelik taşır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, aval verenin teminat altına aldığı borç senedin şekline ait noksandan başka bir sebepten ötürü batıl olsa dahi avalistin taahhüdü geçerliliğini muhafaza eder.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 702Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1135, K. 2017/1012Kaynağı aç
Senet Üzerine Atılan İmzanın Niteliği ve Şekil Koşulları
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 701. maddesi uyarınca aval şerhi poliçe veya alonj üzerine yazılır; bu şerh 'aval içindir' veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilerek aval veren kişi tarafından imzalanır. Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza kanunen aval şerhi sayılır. Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici lehine verilmiş kabul edilir.
Bononun ön yüzünde asıl borçlunun imzası dışında yer alan ve yanına kefalet ibaresi yazılmamış olan imzalar uygulamada aval imzası olarak değerlendirilir. Hatta bono üzerine kefil ibaresi konsa veya senedin arkasına kefil olunduğuna dair açıklama yazılsa dahi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/1135 Esas ve 2017/1012 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere bu imza aval olarak nitelendirilir ve aval veren kişi senedin diğer borçlusu ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.
Eş Rızası Kuralının Kefalet ve Aval Yönünden Değerlendirilmesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, evli kimselerin kefil olabilmesi kural olarak diğer eşin yazılı onayına bağlı kılınmıştır; mahkemenin ayrılık kararı vermemiş olması veya hukuken ayrı yaşama hakkının doğmaması halinde bu onay şarttır. Bahsedilen rızanın kefalet sözleşmesi kurulmadan önce yahut en geç kurulduğu sırada verilmesi aranır. Bununla birlikte sözleşmede azami tutar ve tarih gibi unsurların bulunması ile kefilin el yazısıyla belirteceği bazı kayıtların yer alması geçerlilik koşuludur.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 584Kaynağı aç
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına, adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine veya kefil yararına güvencelerin önemli ölçüde azalmasına yol açmayan değişikliklerde eş rızası aranmaz. Bununla birlikte ticaret siciline kayıtlı işletme sahibi veya şirket yöneticisi/ortağının işletmeyle ilgili kefaletlerinde, esnaf ve sanatkârların mesleki faaliyetlerine dair kefaletlerinde, 5570 sayılı Kanun kapsamındaki faiz destekli kredilerde ve kooperatifler ile kamu kurumlarınca ortaklara kullandırılacak kredilerdeki kefaletlerde de eş rızası şartı bulunmamaktadır.
Aval ilişkisinde ise eş rızasının gerekip gerekmediği değerlendirilirken, aval taahhüdünün kambiyo hukukundaki bağımsızlığı nedeniyle kefalet hükümlerinin doğrudan uygulanmayacağı yönündeki görüş ağırlık taşımaktadır. Bu doğrultuda senet imzalayan evli bir kişi, eşinin yazılı rızası bulunmasa dahi aval taahhüdü çerçevesinde sorumluluk riski ile karşı karşıya kalabilir.
Avalistin ve Kefilin Sorumluluk Kapsamı ile Savunma İmkânları
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702. maddesinin birinci fıkrası uyarınca aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. Avalist; bono bedeli, faiz ve protesto masrafları gibi kalemler yönünden asıl borçlu ile birlikte sorumlu tutulabilir. Aval kambiyo hukukuna tabi bir güvence olduğundan, alacaklı bakımından daha sıkı ve hızlı icra takibi imkânı doğar.
Kefalet türüne göre alacaklının kefile başvurma şartları farklılık gösterebilir ve kefil, borçlu borcunu ödemediğinde belirlenen sınırlar dahilinde devreye girer. Kefil; asıl borcun doğmadığı veya sona erdiği, tutarın yanlış hesaplandığı, alacaklının kusurlu davrandığı ya da süre ve azami tutarın aşıldığı gibi temel ilişkiye dair savunmaları ileri sürebilir ve asıl borçluya ait kişisel defilerden yararlanabilir.
Avalistin savunma imkânları ise kambiyo hukukunun niteliği gereği sınırlıdır. Avalist yalnızca senedin şeklen geçersizliğine ilişkin itirazları, kendi imzasına dair sahtecilik iddialarını veya zamanaşımı gibi kambiyo hukukuna özgü defileri ileri sürebilir. Lehine aval verilen borçlunun temel borç ilişkisinden doğan kişisel defileri ve geçersizlik sebepleri alacaklıya karşı kural olarak avalisti korumaz.
Ödeme Sonrasında Asıl Borçluya Rücu Yolu
Borcu alacaklıya ödeyen kefil, borçluya rücu ederek ödediği tutarı talep etme hakkına kavuşur. Aval ilişkisinde de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca poliçe bedelini ödeyen avalist, lehine taahhüt altına girdiği kişiye ve ona poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı senede dayalı hakları iktisap eder. Ancak asıl borçlunun üzerinde haczedilebilir bir malvarlığı bulunmadığında, kanunun tanıdığı rücu hakkı fiilen sonuçsuz kalabilir.
Senedin ön yüzüne imza atan kişi kefil mi sayılır?
Bononun ön yüzünde muhatap veya düzenleyen dışındaki imzalar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 701. maddesi gereğince aval şerhi sayılır ve imza sahibi avalist olarak kabul edilir.
Avalist temel sözleşmedeki geçersizlikleri alacaklıya karşı ileri sürebilir mi?
Aval taahhüdü asıl borçtan bağımsız olduğundan avalist temel borç ilişkisindeki geçersizlikleri ileri süremez; yalnızca senetteki şekil eksikliği, imza sahteliği ve zamanaşımı gibi senede özgü defileri ileri sürebilir.
Senet imzalarken eşin yazılı rızasının bulunması zorunlu mudur?
Kefalet sözleşmelerinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesi uyarınca eşin yazılı rızası aranırken, kambiyo senetlerindeki aval taahhüdünde kefaletteki eş rızası şartının doğrudan uygulanmayacağı görüşü ağırlık taşımaktadır.
Senet borcunu ödeyen avalist ödediği bedeli asıl borçludan talep edebilir mi?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702. maddesi gereğince senet bedelini ödeyen avalist, lehine taahhüt altına girdiği kişiye karşı senede bağlı hakları devralarak rücu edebilir; ancak borçlunun malvarlığı bulunmadığında bu hak fiilen tahsilat sağlamayabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

