Müteselsil kefil, borcun ifasını teminat altına almak üzere asıl borçlu ile beraber aynı borcun tamamından sorumlu olan ve alacaklıya borcun ödenmemesi durumunda alacağını doğrudan talep etme hakkı tanıyan kefildir. Alacaklı, borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunması şartıyla, asıl borçluya dava veya icra takibi açmaksızın doğrudan müteselsil kefile yönelebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 586Kaynağı aç
Müteselsil Kefaletin Geçerlilik ve Şekil Koşulları
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinin birinci fıkrası gereğince, kefalet sözleşmesinin geçerli sayılması için yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu tutulacağı azamî miktarın ve sözleşme tarihinin metinde açıkça gösterilmesi zorunludur. Müteselsil kefaletin varlığı için kefilin sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil sıfatıyla ya da bu sorumluluk türünü ifade eden bir ibareyle yükümlülük üstlendiğini sözleşmeye bizzat kendi el yazısıyla kaydetmesi şarttır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 583Kaynağı aç
Kendi namına kefil olma yetkisinin bir temsilciye verilmesi veya kefil olma vaadinde bulunulması halleri de kefalet sözleşmesinin tabi olduğu yasal şekil koşullarına bağlıdır. Sözleşme tarafları, yazılı geçerlilik kuralına uygun davranarak kefilin borca dair sorumluluğunu belirli bir meblağla sınırlandırabilir. Kefalet akdinde sonradan yapılan ve kefilin hukuki yükümlülüğünü ağırlaştıran her türlü tadilat, kefalet için öngörülen geçerlilik şekline riayet edilmedikçe hüküm doğurmaz.
Kefalette Eşin Rızası Kuralı ve Kanuni Ayrık Durumlar
Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, evli kişilerin kefil olabilmesi için kural olarak diğer eşin yazılı rızası aranır. Eşin bu yazılı rızasının en geç sözleşmenin tanzim edildiği esnada verilmiş olması zorunludur; ancak eşler hakkında mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı bulunuyorsa veya kanundan doğan ayrı yaşama hakkı mevcutsa diğer eşin onayı aranmaz. Mevcut kefalet sözleşmesinde daha sonra yapılan ve kefilin sorumlu olduğu tutarın yükselmesine, adi kefaletin müteselsil nitelik kazanmasına veya kefil lehindeki teminatların belirgin biçimde zayıflamasına yol açmayan tadilatlar için eşin yeniden rıza vermesi gerekmez.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 584Kaynağı aç
Ticari ve mesleki yaşamın ihtiyaçları doğrultusunda eş rızası zorunluluğuna kanunla muafiyetler getirilmiştir. Ticaret siciline tescilli ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketlerinin pay sahipleri ile idarecileri tarafından işletme yahut şirket ilişkisine istinaden verilen kefaletlerde eş onayı koşulu uygulanmaz. Benzer şekilde, esnaf ve sanatkârlar siciline tabi kişilerin mesleki faaliyetleri kapsamında verdikleri kefaletler, 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamındaki krediler ile tarım ve esnaf kredi kooperatifleri veya kamu otoriteleri eliyle kooperatif ortaklarına temin edilen krediler sebebiyle girilen kefaletler de eş rızasından muaftır.
Adi Kefalet ile Müteselsil Kefalet Arasındaki Farklar ve Rehin Koruması
Adi kefalette alacaklı kural olarak öncelikle asıl borçluya başvurmak ve tahsilat için borçluyu takip etmekle yükümlüdür. Adi kefalette kefile doğrudan müracaat edilebilmesi, borçlu hakkında kesin aciz belgesi düzenlenmesi, borcun Türkiye sınırları dahilinde tahsilinin olanaksız hale gelmesi ya da borçlunun iflası yahut konkordato ilan etmesi gibi sınırlı yasal durumların varlığına bağlıdır. Müteselsil kefalette ise alacaklı, borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması kaydıyla borçluya takip yürütmeden doğrudan kefile müracaat edebilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesi uyarınca alacaklı, borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması şartıyla, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden de müteselsil kefili takip edebilir. Buna karşılık alacak teslime bağlı bir taşınır rehni veya alacak rehni ile güvence altına alınmışsa, bu rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının hâkim tarafından önceden belirlenmesi ya da borçlunun iflas etmesi veya borçluya konkordato mehli verilmesi hâllerinde, taşınır veya alacak rehni paraya çevrilmeden önce de kefile başvurulabilir.
İcra Takibi ve Müteselsil Kefilin Rücu Hakkı
Borcun vadesinde ifa edilmemesi ve kanuni koşulların oluşması durumunda alacaklı, doğrudan müteselsil kefil aleyhine icra takibi başlatabilir ve ödeme emri düzenletebilir. Müteselsil kefilin ödeme emrine karşı yasal itiraz süresi 7 gündür. Kefil tarafından 7 gün içinde itirazda bulunulmaması veya borcun ifa edilmemesi neticesinde icra takibi kesinleşir ve kefile ait taşınır, taşınmaz ve sair malvarlığı kalemlerine haciz tatbik edilebilir.
Alacaklıya borcu ödeyen müteselsil kefil, ifa ettiği meblağ nispetinde alacaklının kanuni haklarına halef olur. Bu kanuni halefiyet neticesinde kefil, ödediği tutarı asıl borçludan rücuen talep etme hakkı kazandığı gibi borca müştereken kefil olan diğer kişiler varsa onlara da kendi iç ilişkilerindeki payları nispetinde başvurabilir.
Müteselsil Kefalet Sorumluluğunun Ortadan Kalkması
Kefalet borcu, fer'i nitelik taşıdığından 6098 sayılı Kanun'un 598. maddesinin birinci fıkrası uyarınca hangi nedenden kaynaklanırsa kaynaklansın asıl borcun son bulması halinde kefalet de son bulur. Asıl borcun borçlu tarafından ifa edilmesi, alacaklının alacağından feragat etmesi ya da zamanaşımına uğraması kefili sorumluluktan kurtarır; ancak zamanaşımına uğramış olan bir borcu durumu bilerek ödeyen kefil, daha sonra zamanaşımı gerekçesiyle ödediğini geri isteyemez. Asıl borçlu ile kefil sıfatlarının aynı kişide birleşmesi halinde ise alacaklının kefalet ilişkisinden sağladığı özel menfaatler saklı kalır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 598Kaynağı aç
Kefaletin süresine ilişkin olarak belirli süreli sözleşmelerde kararlaştırılan sürenin dolması kefaleti kendiliğinden nihayete erdirir. Gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet ise sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, süresi uzatılmadıkça veya yeni bir kefalet verilmedikçe kefil, ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla azamî 10 yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir.
Müteselsil kefil borcun hangi miktarından sorumludur?
Müteselsil kefil, kefalet sözleşmesine bizzat kendi el yazısıyla yazdığı azamî miktar sınırları dahilinde kalmak kaydıyla borcun tamamından asıl borçluyla birlikte sorumludur.
Alacaklı borçluya başvurmadan müteselsil kefili takip edebilir mi?
Alacaklının borçluyu takip etmeksizin müteselsil kefile başvurabilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve kendisine yöneltilen ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunması şarttır.
Kefalette hangi durumlarda eşin rızası aranmaz?
Mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı bulunması, yasal ayrı yaşama hakkının doğması veya ticari şirket yöneticiliği, ticari işletme sahipliği ile esnaflık faaliyetleri kapsamındaki kredilerde eş rızası aranmaz.
Borcu ödeyen müteselsil kefil asıl borçluya rücu edebilir mi?
Evet, borcu alacaklıya ödeyen müteselsil kefil ödediği tutar oranında kanunen alacaklının yerine geçer ve alacaklının haklarına dayanarak asıl borçluya rücu edebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

