Şehit ve Gazi Statüsünün Hukuki Temeli
Şehit veya gazi sayılma işlemi, birden fazla mevzuat ve idari düzenlemeyle şekillenmektedir. MSB Şehitlik Yönergesi (MSY 439-1(A)), şehitliklere defnedilecek kişileri belirlerken dolaylı olarak şehit sayılacak halleri de ortaya koymaktadır. Bu çerçevede harp, iç güvenlik görevi (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç), eğitim, atış, tatbikat ve manevra görevleri, kaçakçılığın men ve takibinde fiilen çatışma sırasında ölüm, hudut emniyet hizmetleri, doğal afet, askeri araç kazası ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensubiyeti nedeniyle terör eylemine maruz kalmak sayılmaktadır. İç güvenlik görevlerindeki disiplinsizlik ve ihmal istisnası ile kaçakçılık görevlerinde aranan fiilen çatışma şartı, bu yönerge aktarımında açıkça yer almaktadır.
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, belirli görevler sırasında ölüm, yaralanma veya engellilik hâlinde ödenmesi gereken nakdi tazminat ile bağlanacak aylığın esaslarını düzenlemektedir.
2330 sayılı NAKDİ TAZMİNAT VE AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA KANUN m. 1Kaynağı aç
2330 Sayılı Kanun Kapsamındaki Görevler
2330 sayılı Kanun'un 1. maddesi (23/3/2023 tarihli 7442/33 md. ile değişik hâliyle), barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini ya da tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanları kapsam altına almaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatı bünyesindeki patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imhası ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenler ile orman yangınlarını söndürme çalışmalarında fiilen görev yapanlar ve yetkililerce bu kapsamda görevlendirilen kamu görevlileri ile gönüllüler de Kanun güvencesinden yararlanmaktadır.
Kanun yalnızca ölüm veya engellilik hâllerini değil, görev sırasında meydana gelen yaralanmaları da güvence altına almaktadır. Bunun yanı sıra görev sona ermiş olsa bile yapılan hizmet nedeniyle ortaya çıkan yaralanma ya da hastalık sonucu ölme veya engelli hâle gelme durumu da kapsam dahilinde tutulmuştur.
Nakdi Tazminata Hak Kazanmanın Koşulları
2330 sayılı Kanun'un 1. maddesi, iç güvenlik ve asayişin korunması, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki alanındaki görevlilerin yanı sıra trafik ve yol güvenliği ile tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlayanları da kapsamaktadır. Bu hüküm; ayrıca patlayıcı madde işlemleri ile orman yangını söndürme görevlilerini de kapsama almaktadır. Kanun kapsamında hangi koşulların nakdi tazminata hak kazandıracağı, ilgili görevin niteliğine ve olayın bu görevle bağlantısına göre değerlendirilmektedir.
Genel görev ile kanun kapsamındaki özel görevlendirme arasındaki sınır, somut olaylarda belirleyici olmaktadır. Bu konuda yargı mercilerinin farklı yaklaşımlar benimsediği görülmektedir; bir yargı merci, münhasıran asayişin sağlanmasına yönelik bir görevlendirme bulunmaksızın genel görevi yürütürken yaralanan kişi için Kanun kapsamında nakdi tazminat ödenmesinin mümkün olmadığı görüşüyle karar verirken, aynı uyuşmazlıkta farklı bir yargı merci bu görüşe katılmamış ve ısrar kararı da üst mercide benimsenmiştir. İki yaklaşım arasındaki bu farklılık, her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Vazife Malullüğü: Koşullar ve İstisnalar
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 47. maddesi, Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için vazife malullüğünü düzenlemektedir. Buna göre; sigortalının görevini yaptığı sırada, idaresince görevlendirildiği başka bir kamu idaresi işini yaparken, kurumunun menfaatini korumak amacıyla bir iş yaparken, idaresince sağlanan taşıtla işe gelişi ya da işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğan malullük, vazife malullüğü olarak kabul edilmektedir.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 47Kaynağı aç
Aynı madde, vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmayacağı hâlleri de açıkça saymaktadır: keyif verici içki ve maddeler kullanmaktan, mevzuat ve emir dışında hareket etmiş olmaktan, yasak fiil işlemekten, intihara teşebbüsten ya da her ne surette olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlama ya da zarar verme amacından doğan malullükler bu kapsamın dışında kalmaktadır.
Özel Durumlar: Harp Malullüğü Zammı ve Uluslararası Operasyonlar
5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi, harp malulü sayılanlar arasından öne çıkan bir kesime ek güvence öngörmektedir. Bir harekâtın başarıyla sonuçlanmasını şahsen sağladığı ve örnek cesaret ile fedakârlık gösterdiği sırada malullüğe uğradığı sıralı üstlerince usulüne göre saptanan Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensupları ile görevlendirilen sivil görevlilere, Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi ve ilgisine göre İçişleri veya Millî Savunma Bakanının onayıyla harp malullüğü zamları yüzde yirmi beş fazlasıyla bağlanır.
Uluslararası barışı koruma ve destekleme operasyonlarında Türkiye Cumhuriyetince görevlendirilen 4/1-(c) kapsamındaki sigortalılara, bu görevleri esnasında veya bu görevleri nedeniyle vazife malulü aylığı ödendiği sürece harp malullüğü zammı ayrıca verilmektedir. İç güvenlik veya istihbarat görevi ifa eden kamu kurum ve kuruluşlarınca gerçekleştirilen uçuş ya da dalış hizmetleri sırasında, uçuşun veya dalgıçlığın sebep ve tesiriyle malul olanlar ile hayatını kaybedenler hakkında da emir veya görevle uçuş ya da dalış yapanlar için öngörülen harp malulü hükümleri uygulanır.
Bildirim Yükümlülüğü ve Aylık Bağlanması
Kamu idareleri, vazife malullüğüne sebep olan olayı yetkili kolluk kuvvetlerine veya kendi mevzuatına göre yetkili mercilere derhal, SGK'ya ise en geç on beş iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Sigortalı veya hak sahipleri de aynı süre içinde SGK'ya bildirimde bulunabilir; ancak bu bildirim, yetkili mercilerin haberdar edilmediği hâl dışında kamu idaresinin bildirim sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Bildirim süresi; olayın meydana geldiği tarihten, hastalık hâlinde kesin raporun onay tarihinden, esirlik ve gaiplik hâllerinde ise bu hâllerin sona erdiği tarihten başlar. Süresi içinde bildirimde bulunulan vazife malullüğü aylıkları, sigortalının ölüm ya da maluliyeti sebebiyle göreviyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden ay başından itibaren bağlanır.
Vazife malullüğü süresi içinde bildirilmezse, sonradan yapılacak bildirim üzerine malullüğün belgelenmesi ve müstahak olunması şartıyla, Kanun'un zamanaşımı hükümleri dikkate alınarak aylık bağlanır ya da bağlanmış aylıklar düzeltilir. Bu durumda sigortalı veya hak sahiplerine bağlanacak aylık ya da aylık farklarının bildirim tarihine kadar olan toplam tutarı SGK tarafından ilgili kamu idaresine ödettirilir.
Harp malulleri ile 2330 sayılı Kanun kapsamında veya bu Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre ya da 5434 sayılı Kanun'un 56. maddesine göre vazife malulü olduğuna karar verilenlerden sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam edenler için ayrı bir düzenleme getirilmiştir. Bu kişilere görevden ayrılmalarına ve ayrıca başvuruda bulunmalarına gerek kalmaksızın, sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya başladıkları tarihi izleyen ay başından itibaren aylık bağlanır.
Vazife malullüğüne bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi gereğince tespit edilecek aylık bağlanır; ayrıca hak sahiplerine cenaze ve evlenme ödeneği de verilir. Bu maddeye göre bağlanacak vazife veya harp malullüğü aylıkları, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emsali iştirakçiye bağlanacak harp veya vazife malullüğü aylığından az olamaz.
Vazife Malullüğünün Tespiti ve Belgeleme
Kamu görevlisinin vazife malulü sayılabilmesi için malullüğün ilgili kurum tarafından kurulan Vazife Malullüğü Tespit Kurulu tarafından saptanması gerekmektedir.
Görev sırasında meydana gelen olaylarda başvuru dosyasına eklenmesi gereken belgeler arasında; görev belgesi (sözlü emirlerde emri veren yetkilinin yazılı ve imzalı beyanı), olay yeri tespit tutanağı, kıta mazbatası ve durum belgesi, görgü tanığı ifade tutanakları, ilk müdahale raporu, yetkili sağlık hizmeti sunucusunun sağlık kurulunca düzenlenmiş kesin işlemli raporu, ölüm hâlinde otopsi raporu, adli ve idari tahkikat raporu, ilgili kurum tarafından düzenlenen harcırah ödenip ödenmediğine dair belge ve güzergah krokisi yer almaktadır.
Maluliyet durumunun tespitinde tıbbi raporlamanın niteliği, yargılama sürecinde belirleyici bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Danıştay 11. Dairesi, maluliyet durumunun tam teşekküllü hastaneden ve konusunda uzman hekimlerden alınacak raporla tespit edilmesi gerekirken bu yapılmaksızın davanın reddedilmesinin hukuka uygun olmadığına hükmederek ilgili kararı bozmuştur.
Şehit veya Gazi Sayılmama İşlemine Karşı Dava Yolu
Anayasa'nın 125. maddesi idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunu açık tutmaktadır; aynı madde idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağını da öngörmektedir. Bu çerçevede şehit veya gazi sayılmama işlemine karşı tam yargı davası yoluna gidilebilmektedir.
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 125Kaynağı aç
Tam yargı davası, idari işlemden kaynaklanan bir zararın tazminine dayanıyorsa iptal davasıyla birlikte açılabileceği gibi, iptal davası kesinleştikten sonra ayrı olarak da açılabilmektedir. Anayasa'nın 125. maddesi; idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yerindelik denetimine dönüştürülemeyeceğini ve idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceğini açıkça hükme bağlamıştır. Şehitlik veya gazilik statüsünün tanınmasına ya da reddine ilişkin idari işlemlerde mahkemenin denetim sınırları da bu çerçevede belirlenir.
İdari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.
İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilir. Konusu belirli bir parasal sınırı geçmeyen tam yargı ve iptal davaları hakkında verilen kararlar ise kesin olup bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Bu parasal sınır değişikliğe tabi olduğundan güncel mevzuatın resmî nüshayla doğrulanması gerekir; bölge idare mahkemelerinin temyize açık olmayan kararları ise kesindir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 45Kaynağı aç
Aynı uyuşmazlık konusunda daha önce kesin hükümle sonuçlanmış bir dava bulunuyorsa, aynı taraflar arasında aynı konuda ve aynı sebebe dayalı olarak ikinci kez dava açılması mümkün değildir; böyle bir durumda dava kesin hüküm gerekçesiyle esasa girilmeksizin reddedilir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi bu ilkeyi somut bir uyuşmazlıkta uygulayarak kesin hükmün varlığını tespit etmiş ve istinaf başvurusunu reddetmiştir (E:2017/9842, K:2018/3726).
Sık Sorulan Sorular
Hangi görevler sırasında meydana gelen ölüm veya yaralanma 2330 sayılı Kanun kapsamına girer?
Kanun'un 1. maddesi (7442/33 md. ile değişik hâliyle); barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini ya da tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanları kapsamaktadır. Patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imhası ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenler ile orman yangınlarını söndürme çalışmalarında fiilen görev yapanlar ve yetkililerce bu kapsamda görevlendirilen kamu görevlileri ile gönüllüler de bu güvencelerden yararlanmaktadır. Görev sona ermesinden sonra bile o görev nedeniyle ortaya çıkan yaralanma veya hastalık da kapsam dahilindedir.
Genel görevimi yürütürken yaralandım; Kanun kapsamında tazminat alabilir miyim?
Bu sorunun yanıtı somut olayın koşullarına göre farklılaşabilmektedir. Yargı mercilerinin bu konuda farklı yaklaşımlar benimsediği görülmektedir: bir yargı mercii, münhasıran asayişin sağlanmasına yönelik bir görevlendirme bulunmaksızın genel görevi yürütürken yaralanan kişi için Kanun kapsamında nakdi tazminat ödenmesinin mümkün olmadığı görüşünü benimsemiştir. Bununla birlikte farklı bir yargı mercii bu görüşe katılmamış ve söz konusu yaklaşım üst mercide de benimsenmiştir. İki yaklaşım arasındaki bu farklılık, her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Vazife malullüğü hangi hâllerde tanınmaz?
5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi; keyif verici içki ve maddeler kullanmaktan, mevzuat ve emir dışında hareket etmiş olmaktan, yasak fiil işlemekten, intihara teşebbüsten ya da kendisine veya başkalarına menfaat sağlama ya da zarar verme amacından doğan malullüklerde vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmayacağını açıkça düzenlemiştir.
Şehit veya gazi sayılmama kararına nasıl itiraz edilir?
Bu tür idari işlemlere karşı tam yargı davası yoluyla idare mahkemesinde dava açılabilmektedir. Tam yargı davası, iptal davasıyla birlikte ya da iptal kararının kesinleşmesinin ardından ayrı olarak açılabilir. Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca dava açma süresi yazılı bildirim tarihinden başlamaktadır. İlk derece kararına karşı otuz gün içinde bölge idare mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilir.
Daha önce aynı konuda dava açtım ve kaybettim; yeniden dava açabilir miyim?
Aynı taraflar arasında aynı konuda ve aynı sebebe dayalı olarak kesin hükümle sonuçlanmış bir dava varsa, ikinci bir dava açılması kesin hüküm nedeniyle engellenmektedir. Bu durumda mahkeme davayı esasa girmeksizin reddeder.
Vazife malullüğü başvurusunda hangi belgeler gerekir?
Görev sırasında meydana gelen olaylarda; görev belgesi (sözlü emirlerde emri veren yetkilinin yazılı ve imzalı beyanı), olay yeri tespit tutanağı, kıta mazbatası ve durum belgesi, görgü tanığı ifade tutanakları, ilk müdahale raporu, yetkili sağlık hizmeti sunucusunun sağlık kurulunca düzenlenmiş kesin işlemli raporu, ölüm hâlinde otopsi raporu, adli ve idari tahkikat raporu, ilgili kurum tarafından düzenlenen harcırah ödenip ödenmediğine dair belge ve güzergah krokisi istenmektedir. Maluliyet durumunun tam teşekküllü hastane ve uzman hekimler aracılığıyla tespit edilmesi, yargılama sürecinde belirleyici bir konu olarak öne çıkmaktadır.
Vazife malullüğü bildirimi geç yapılırsa aylık hakkı düşer mi?
Bildirim süresi geçirilse bile sonradan yapılacak bildirim üzerine, malullüğün belgelenmesi ve müstahak olunması şartıyla Kanun'un zamanaşımı hükümleri dikkate alınarak aylık bağlanabilir ya da bağlanmış aylıklar düzeltilebilir. Bu durumda bildirim tarihine kadar birikmiş aylık tutarları SGK tarafından ilgili kamu idaresinden tahsil edilmektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

