Şehit ve Gazi Sayılma Davası: Hukuki Çerçeve

by Avukat Erdal Ersoy
Şehit ve Gazi Sayılma Davası: Hukuki Çerçeve

Şehit ve Gazi Statüsünün Hukuki Temeli

Şehit veya gazi sayılma işlemi, birden fazla mevzuat ve idari düzenlemeyle şekillenmektedir. MSB Şehitlik Yönergesi (MSY 439-1(A)), şehitliklere defnedilecek kişileri belirlerken dolaylı olarak şehit sayılacak halleri de ortaya koymaktadır. Bu çerçevede harp, iç güvenlik görevi (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç), eğitim, atış, tatbikat ve manevra görevleri, kaçakçılığın men ve takibinde fiilen çatışma sırasında ölüm, hudut emniyet hizmetleri, doğal afet, askeri araç kazası ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensubiyeti nedeniyle terör eylemine maruz kalmak sayılmaktadır. İç güvenlik görevlerindeki disiplinsizlik ve ihmal istisnası ile kaçakçılık görevlerinde aranan fiilen çatışma şartı, bu yönerge aktarımında açıkça yer almaktadır.

2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, belirli görevler sırasında ölüm, yaralanma veya engellilik hâlinde ödenmesi gereken nakdi tazminat ile bağlanacak aylığın esaslarını düzenlemektedir.

2330 sayılı NAKDİ TAZMİNAT VE AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA KANUN m. 1Kaynağı aç
Madde 1 – (Değişik:23/3/2023-7442/33 md.) Bu Kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenler, orman yangınlarını söndürme çalışmalarında fiilen görevli olanlar ile yetkililerce kendilerine bu kapsamda görev verilen kamu görevlileri ve gönüllüler bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri hâlinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları hâlinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir. Kapsam[1]

2330 Sayılı Kanun Kapsamındaki Görevler

2330 sayılı Kanun'un 1. maddesi (23/3/2023 tarihli 7442/33 md. ile değişik hâliyle), barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini ya da tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanları kapsam altına almaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatı bünyesindeki patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imhası ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenler ile orman yangınlarını söndürme çalışmalarında fiilen görev yapanlar ve yetkililerce bu kapsamda görevlendirilen kamu görevlileri ile gönüllüler de Kanun güvencesinden yararlanmaktadır.

Kanun yalnızca ölüm veya engellilik hâllerini değil, görev sırasında meydana gelen yaralanmaları da güvence altına almaktadır. Bunun yanı sıra görev sona ermiş olsa bile yapılan hizmet nedeniyle ortaya çıkan yaralanma ya da hastalık sonucu ölme veya engelli hâle gelme durumu da kapsam dahilinde tutulmuştur.

Nakdi Tazminata Hak Kazanmanın Koşulları

2330 sayılı Kanun'un 1. maddesi, iç güvenlik ve asayişin korunması, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki alanındaki görevlilerin yanı sıra trafik ve yol güvenliği ile tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlayanları da kapsamaktadır. Bu hüküm; ayrıca patlayıcı madde işlemleri ile orman yangını söndürme görevlilerini de kapsama almaktadır. Kanun kapsamında hangi koşulların nakdi tazminata hak kazandıracağı, ilgili görevin niteliğine ve olayın bu görevle bağlantısına göre değerlendirilmektedir.

Genel görev ile kanun kapsamındaki özel görevlendirme arasındaki sınır, somut olaylarda belirleyici olmaktadır. Bu konuda yargı mercilerinin farklı yaklaşımlar benimsediği görülmektedir; bir yargı merci, münhasıran asayişin sağlanmasına yönelik bir görevlendirme bulunmaksızın genel görevi yürütürken yaralanan kişi için Kanun kapsamında nakdi tazminat ödenmesinin mümkün olmadığı görüşüyle karar verirken, aynı uyuşmazlıkta farklı bir yargı merci bu görüşe katılmamış ve ısrar kararı da üst mercide benimsenmiştir. İki yaklaşım arasındaki bu farklılık, her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Vazife Malullüğü: Koşullar ve İstisnalar

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 47. maddesi, Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için vazife malullüğünü düzenlemektedir. Buna göre; sigortalının görevini yaptığı sırada, idaresince görevlendirildiği başka bir kamu idaresi işini yaparken, kurumunun menfaatini korumak amacıyla bir iş yaparken, idaresince sağlanan taşıtla işe gelişi ya da işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğan malullük, vazife malullüğü olarak kabul edilmektedir.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 47Kaynağı aç
MADDE 47- (Değişik: 17/4/2008-5754/27 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanlar için aşağıdaki hallerde vazife malûllüğü hükümleri uygulanır. 25 inci maddede belirtilen malûllük; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denir. Vazife malûllükleri; a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan, b) Mevzuat ve emir dışında hareket etmiş olmaktan,[77] c) Yasak fiilleri yapmaktan, d) İntihara teşebbüsten, e) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlama veya zarar verme amacından, doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında vazife malûllüğü hükümleri uygulanmaz. Kamu idareleri vazife malûllüğüne sebep olan olayı, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine veya kendi mevzuatına göre yetkili mercilere derhal, Kuruma da en geç onbeş iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Kuruma bildirim, aynı süre içerisinde sigortalılar veya hak sahiplerince de yapılabilir. Vazife malûllüğüne sebep olan olaydan kamu idarelerinin yetkili mercilerinin haberdar edilmemiş olması hali dışında; ilgililerin bildirimi, kamu idarelerinin bildirim sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kuruma bildirim süresi; a) Vazife malûllüğüne sebep olan olayın meydana geldiği tarihten, b) Hastalıklarının sebep ve mahiyetleri dolayısıyla haklarında vazife malûllüğü hükümleri uygulanacaklar için, hastalıklarının tedavisinin imkânsız olduğuna dair düzenlenen kati raporun onay tarihinden, c) Esirlik ve gaiplik hallerinde ise, bu hallerin sona erdiği tarihten, başlar. Süresi içerisinde bildirimde bulunulan vazife malûllüğü aylıkları, sigortalının ölüm ya da malûliyeti sebebiyle göreviyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren bağlanır. (Ek cümle: 4/7/2012-6353/82 md.; Değişik ikinci cümle: 12/7/2013-6495/97 md.) Ancak, harp malulleri ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre veya 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesine göre vazife malulü olduğuna karar verilenlerden, sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam edenlere ise görevden ayrılmalarına ve başkaca bir müracaata gerek kalmaksızın sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır. Vazife malûllüğü süresi içerisinde bildirilmeyen sigortalılara; kamu idareleri ya da sigortalılar veya hak sahiplerince sonradan yapılacak bildirim üzerine, vazife malûllüklerinin belgelenmesi ve müstahak olmaları şartıyla, bu Kanunun zamanaşımı hükümleri dikkate alınmak suretiyle vazife malûllüğü aylığı bağlanır veya bağlanmış olan aylıklar düzeltilir. Bu durumda sigortalı veya hak sahiplerine bağlanacak aylık ya da aylık farklarının, vazife malûllüğünün bildirildiği tarihe kadar olan toplam tutarı Kurumca ilgili kamu idaresine ödettirilir. Vazife malûllüğü aylığı, vazife malûllerinden itibari hizmet süreleri eklenmek suretiyle bulunacak prim ödeme gün sayısı toplamı; a) 10800 güne kadar olanlara 10800 gün üzerinden, b) 10800 günden fazla olanlara, toplam prim ödeme gün sayıları üzerinden, en son prime esas kazancı esas alınmak suretiyle 29 uncu maddeye göre hesaplanacak aylıklara, malûllük derecelerine göre aşağıda yazılı oranlarda ayrıca zam yapılmak suretiyle bağlanır: Malûllük Derecesi Zam nispeti 1 %30 2 %23 3 %15 4 %7 5 %3 6 %2 Subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er ile Türk Silâhlı Kuvvetlerince görevlendirilen 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılardan; a) Harpte fiilen ateş altında, b) Harpte, harp bölgelerindeki harp harekât ve hizmetleri sırasında, bu harekât ve hizmetlerin sebep ve etkileriyle, c) Harpte veya harbe hazırlık devresinde her çeşit düşman silâhlarının etkisiyle, d) Askerî harekâtı gerektiren iç tedip ve sınır hareketleri sırasında, bu hareketlerin sebep ve etkisiyle, e) Barışta veya olağanüstü hallerde, emir veya görev ile uçuş yapan uçucularla hangi meslek ve sınıftan olursa olsun emirle görevli olarak uçakta bulunanlardan uçuşun havadaki ve yerdeki sebepleriyle ve yine emir ve görev ile dalış yapan dalgıçlarla, hangi meslek ve sınıftan olursa olsun emirle görevli olarak denizaltı gemisinde veya dalgıç kıtasında bulunanlardan denizaltıcılığın veya dalgıçlığın çeşitli sebep ve etkileriyle, f) Anayasanın 92 nci maddesi veya Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler uyarınca Türk Silâhlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensuplarının yabancı ülkelere gönderilmesini gerektiren durumlarda, birliklerin bulundukları yerlerden hareketlerinden itibaren yurt içinde, yurt dışında, yabancı ülkelerde veya yurda dönüş sırasında,[78] vazife malûlü olanlara harp malûlü denir. Bunlardan uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlere bulundukları kademenin üç ilerisindeki kademenin, uzman jandarmalara bulundukları rütbenin bir üst rütbesinin aynı kademesinin; astsubaylarla yarbay rütbesine kadar (yarbay hariç) bir üst rütbenin aynı kademesinin, yarbaylara albay, albaylara kıdemli albay, kıdemli albay ile general ve amirallere bir üst rütbenin, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında bulunan sigortalılara ise bir üst derecesine veya kademesine karşılık gelen prime esas kazancı üzerinden aylık bağlanır.[79] Bulundukları derecenin bir üst derecesi olmayanlar için o derecenin üç ilerisindeki kademe göstergesi, üç ilerisindeki kademe göstergesi olmayanlar için de o derecenin son kademe göstergesinin prime esas kazancı esas alınır.79 Harp malûllerinin, malûllük derecesine göre aşağıdaki yazılı göstergelerin, memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktar "Harp malûllüğü zammı" olarak ayrıca eklenir. Malûllük Derecesi Göstergeler 1 1100 2 950 3 800 4 600 5 500 6 400 Harp malûlü sayılanlardan bir harekâtın başarıyla sonuçlanmasını şahsen sağladığı ve örnek tutulacak cesaret ve fedakârlık gösterdiği sıralarda bu malûllüğe uğradıkları usûlüne göre sıralı üstlerince saptanan Türk Silâhlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensupları ile Türk Silâhlı Kuvvetlerince görevlendirilen sivil görevlilere, Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi ve ilgisine göre İçişleri Bakanının veya Millî Savunma Bakanının onayı ile harp malûllüğü zamları %25 fazlasıyla bağlanır.[80] Bu madde gereğince vazife malûllüğü aylığı almakta iken veya vazife malûllüğü aylığı bağlanması gerekirken ölenlerin, hak sahiplerine, müstahak olmaları halinde harp malûllüğü zammı da dahil olmak üzere prim ödeme gün sayısına bakılmaksızın ölüm aylığı bağlanır. Harp malûlü olanlara verilecek harp malûllüğü zammı tutarının Kurumca belirlenecek peşin sermaye değeri toplamı en geç bir ay içinde Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı tarafından Kurumun göstereceği hesaplara yatırılır. Süresinde yatırılmayan tutarlar için 89 uncu madde hükümleri uygulanır. Vazife malûllüğü aylığı bağlananlardan; a) (Değişik birinci cümle: 12/7/2013-6495/97 md.) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi hükmü saklı kalmak kaydıyla vazife malûllüğü aylığı bağlanmış olanlardan Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmaya başlayanların aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir ve bunlar hakkında uzun vadeli sigorta kolları uygulanır.Bunlardan çalıştıkları süre zarfında 80 inci maddeye göre belirlenen prime esas kazançları üzerinden 81 inci madde gereğince kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortasına ait prim alınır. Bunlar ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışmaları nedeniyle istekleri üzerine haklarında uzun vadeli sigorta kolları uygulananlardan; yeniden aylık bağlanması için yazılı istekte bulunan ya da emekliye ayrılan veya herhangi bir nedenle görevi sona erenler hakkında sonraki çalışmaları karşılığında aylığa hak kazanmaları halinde bu süre için, 29 uncu maddeye göre aylık hesaplanır. Sonradan geçen çalışmalarından dolayı yaşlılık aylığına hak kazanamayanların kendilerine toptan ödeme, vefatı halinde ise hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanır veya toptan ödeme yapılır. b) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmaları sırasında malûllük derecelerinin değişmesi halinde aylığı yeni malûllük derecesi de dikkate alınarak son prime esas kazancı üzerinden ilk vazife malûllüğü aylığından az olmamak kaydıyla yeniden hesaplanır. c) (Değişik: 29/1/2016-6663/25 md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine tabi olarak çalışmaya başlayanlar hakkında ilgisine göre 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (n) bendi veya 30 uncu maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. d) (Ek: 4/7/2012-6353/82 md.) (Değişik birinci cümle: 12/7/2013-6495/97 md.) Harp malulleri ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre veya 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesine göre vazife malulü olduğuna karar verilenlerden, sınıf veya görev değiştirerek 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmaya devam edenler hakkında uzun vadeli sigorta kollarının uygulanmasına devam edilir. Bunların sınıf veya görev değiştirdikleri tarihten sonra geçen çalışmaları dolayısıyla yeniden aylık bağlanması için yazılı istekte bulunmaları ya da emekliye ayrılmaları veya herhangi bir nedenle görevlerinin sona ermesi halinde, sonraki çalışmaları karşılığında aylığa hak kazanmaları durumunda bu süre için 29 uncu maddeye göre aylık hesaplanır. Sonradan geçen çalışmalarından dolayı yaşlılık aylığına hak kazanamayanların kendilerine toptan ödeme yapılır, vefatları halinde ise hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanır veya toptan ödeme yapılır. Vazife malûllüğüne bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine, bu madde gereğince tespit edilecek aylık, 34 üncü ve 35 inci madde hükümlerine göre bağlanır. Ayrıca 37 nci madde hükümlerine göre hak sahiplerine cenaze ve evlenme ödeneği de verilir. Bu maddeye göre bağlanacak vazife veya harp malûllüğü aylıkları, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emsali iştirakçiye bağlanacak harp veya vazife malûllüğü aylığından az olamaz. 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılardan, uluslararası barışı koruma ve destekleme operasyonlarında Türkiye Cumhuriyetince görevlendirilenlere, bu görevleri esnasında veya bu görevleri nedeniyle vazife malûlü aylığı ödendiği sürece harp malûllüğü zammı ayrıca verilir. (Ek fıkra: 4/7/2012-6353/82 md.) İç güvenlik veya istihbarat görevi ifa eden kamu kurum ve kuruluşlarınca yerine getirilen uçuş veya dalış hizmetleri sırasında, uçuşun havadaki ve yerdeki veya dalgıçlığın çeşitli sebep ve tesiri ile malul olanlar ile hayatını kaybedenler hakkında sekizinci fıkranın (e) bendi kapsamına girenlere ilişkin hükümler uygulanır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurumca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Kamu görevlilerinin emekliye sevk onayları

Aynı madde, vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmayacağı hâlleri de açıkça saymaktadır: keyif verici içki ve maddeler kullanmaktan, mevzuat ve emir dışında hareket etmiş olmaktan, yasak fiil işlemekten, intihara teşebbüsten ya da her ne surette olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlama ya da zarar verme amacından doğan malullükler bu kapsamın dışında kalmaktadır.

Özel Durumlar: Harp Malullüğü Zammı ve Uluslararası Operasyonlar

5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi, harp malulü sayılanlar arasından öne çıkan bir kesime ek güvence öngörmektedir. Bir harekâtın başarıyla sonuçlanmasını şahsen sağladığı ve örnek cesaret ile fedakârlık gösterdiği sırada malullüğe uğradığı sıralı üstlerince usulüne göre saptanan Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensupları ile görevlendirilen sivil görevlilere, Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi ve ilgisine göre İçişleri veya Millî Savunma Bakanının onayıyla harp malullüğü zamları yüzde yirmi beş fazlasıyla bağlanır.

Uluslararası barışı koruma ve destekleme operasyonlarında Türkiye Cumhuriyetince görevlendirilen 4/1-(c) kapsamındaki sigortalılara, bu görevleri esnasında veya bu görevleri nedeniyle vazife malulü aylığı ödendiği sürece harp malullüğü zammı ayrıca verilmektedir. İç güvenlik veya istihbarat görevi ifa eden kamu kurum ve kuruluşlarınca gerçekleştirilen uçuş ya da dalış hizmetleri sırasında, uçuşun veya dalgıçlığın sebep ve tesiriyle malul olanlar ile hayatını kaybedenler hakkında da emir veya görevle uçuş ya da dalış yapanlar için öngörülen harp malulü hükümleri uygulanır.

Bildirim Yükümlülüğü ve Aylık Bağlanması

Kamu idareleri, vazife malullüğüne sebep olan olayı yetkili kolluk kuvvetlerine veya kendi mevzuatına göre yetkili mercilere derhal, SGK'ya ise en geç on beş iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Sigortalı veya hak sahipleri de aynı süre içinde SGK'ya bildirimde bulunabilir; ancak bu bildirim, yetkili mercilerin haberdar edilmediği hâl dışında kamu idaresinin bildirim sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bildirim süresi; olayın meydana geldiği tarihten, hastalık hâlinde kesin raporun onay tarihinden, esirlik ve gaiplik hâllerinde ise bu hâllerin sona erdiği tarihten başlar. Süresi içinde bildirimde bulunulan vazife malullüğü aylıkları, sigortalının ölüm ya da maluliyeti sebebiyle göreviyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden ay başından itibaren bağlanır.

Vazife malullüğü süresi içinde bildirilmezse, sonradan yapılacak bildirim üzerine malullüğün belgelenmesi ve müstahak olunması şartıyla, Kanun'un zamanaşımı hükümleri dikkate alınarak aylık bağlanır ya da bağlanmış aylıklar düzeltilir. Bu durumda sigortalı veya hak sahiplerine bağlanacak aylık ya da aylık farklarının bildirim tarihine kadar olan toplam tutarı SGK tarafından ilgili kamu idaresine ödettirilir.

Harp malulleri ile 2330 sayılı Kanun kapsamında veya bu Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre ya da 5434 sayılı Kanun'un 56. maddesine göre vazife malulü olduğuna karar verilenlerden sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam edenler için ayrı bir düzenleme getirilmiştir. Bu kişilere görevden ayrılmalarına ve ayrıca başvuruda bulunmalarına gerek kalmaksızın, sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya başladıkları tarihi izleyen ay başından itibaren aylık bağlanır.

Vazife malullüğüne bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi gereğince tespit edilecek aylık bağlanır; ayrıca hak sahiplerine cenaze ve evlenme ödeneği de verilir. Bu maddeye göre bağlanacak vazife veya harp malullüğü aylıkları, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emsali iştirakçiye bağlanacak harp veya vazife malullüğü aylığından az olamaz.

Vazife Malullüğünün Tespiti ve Belgeleme

Kamu görevlisinin vazife malulü sayılabilmesi için malullüğün ilgili kurum tarafından kurulan Vazife Malullüğü Tespit Kurulu tarafından saptanması gerekmektedir.

Görev sırasında meydana gelen olaylarda başvuru dosyasına eklenmesi gereken belgeler arasında; görev belgesi (sözlü emirlerde emri veren yetkilinin yazılı ve imzalı beyanı), olay yeri tespit tutanağı, kıta mazbatası ve durum belgesi, görgü tanığı ifade tutanakları, ilk müdahale raporu, yetkili sağlık hizmeti sunucusunun sağlık kurulunca düzenlenmiş kesin işlemli raporu, ölüm hâlinde otopsi raporu, adli ve idari tahkikat raporu, ilgili kurum tarafından düzenlenen harcırah ödenip ödenmediğine dair belge ve güzergah krokisi yer almaktadır.

Maluliyet durumunun tespitinde tıbbi raporlamanın niteliği, yargılama sürecinde belirleyici bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Danıştay 11. Dairesi, maluliyet durumunun tam teşekküllü hastaneden ve konusunda uzman hekimlerden alınacak raporla tespit edilmesi gerekirken bu yapılmaksızın davanın reddedilmesinin hukuka uygun olmadığına hükmederek ilgili kararı bozmuştur.

Şehit veya Gazi Sayılmama İşlemine Karşı Dava Yolu

Anayasa'nın 125. maddesi idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunu açık tutmaktadır; aynı madde idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağını da öngörmektedir. Bu çerçevede şehit veya gazi sayılmama işlemine karşı tam yargı davası yoluna gidilebilmektedir.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 125Kaynağı aç
Madde 125 – İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13/8/1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir. (…) (Ek cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) (…)[68] Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır. İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar. (Değişik birinci cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Kanun, olağanüstü hallerde, (…)[69] seferberlik ve savaş halinde ayrıca milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. C. İdarenin kuruluşu 1. Merkezi idare

Tam yargı davası, idari işlemden kaynaklanan bir zararın tazminine dayanıyorsa iptal davasıyla birlikte açılabileceği gibi, iptal davası kesinleştikten sonra ayrı olarak da açılabilmektedir. Anayasa'nın 125. maddesi; idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yerindelik denetimine dönüştürülemeyeceğini ve idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceğini açıkça hükme bağlamıştır. Şehitlik veya gazilik statüsünün tanınmasına ya da reddine ilişkin idari işlemlerde mahkemenin denetim sınırları da bu çerçevede belirlenir.

İdari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilir. Konusu belirli bir parasal sınırı geçmeyen tam yargı ve iptal davaları hakkında verilen kararlar ise kesin olup bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Bu parasal sınır değişikliğe tabi olduğundan güncel mevzuatın resmî nüshayla doğrulanması gerekir; bölge idare mahkemelerinin temyize açık olmayan kararları ise kesindir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 45Kaynağı aç
Madde 45 – (Değişik: 18/6/2014-6545/19 md.) 1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. (Değişik cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Ancak, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. [31] 2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir. (Ek cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Bölge idare mahkemesinin 48 inci maddenin yedinci fıkrası uyarınca verdiği kararlara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. [32] 3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. 4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir. 5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir. 6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. (Ek cümle: 20/7/2017-7035/6 md.) Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır.[33] 7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz. 8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz. Temyiz:

Aynı uyuşmazlık konusunda daha önce kesin hükümle sonuçlanmış bir dava bulunuyorsa, aynı taraflar arasında aynı konuda ve aynı sebebe dayalı olarak ikinci kez dava açılması mümkün değildir; böyle bir durumda dava kesin hüküm gerekçesiyle esasa girilmeksizin reddedilir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi bu ilkeyi somut bir uyuşmazlıkta uygulayarak kesin hükmün varlığını tespit etmiş ve istinaf başvurusunu reddetmiştir (E:2017/9842, K:2018/3726).

Sık Sorulan Sorular

Hangi görevler sırasında meydana gelen ölüm veya yaralanma 2330 sayılı Kanun kapsamına girer?

Kanun'un 1. maddesi (7442/33 md. ile değişik hâliyle); barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini ya da tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanları kapsamaktadır. Patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imhası ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenler ile orman yangınlarını söndürme çalışmalarında fiilen görev yapanlar ve yetkililerce bu kapsamda görevlendirilen kamu görevlileri ile gönüllüler de bu güvencelerden yararlanmaktadır. Görev sona ermesinden sonra bile o görev nedeniyle ortaya çıkan yaralanma veya hastalık da kapsam dahilindedir.

Genel görevimi yürütürken yaralandım; Kanun kapsamında tazminat alabilir miyim?

Bu sorunun yanıtı somut olayın koşullarına göre farklılaşabilmektedir. Yargı mercilerinin bu konuda farklı yaklaşımlar benimsediği görülmektedir: bir yargı mercii, münhasıran asayişin sağlanmasına yönelik bir görevlendirme bulunmaksızın genel görevi yürütürken yaralanan kişi için Kanun kapsamında nakdi tazminat ödenmesinin mümkün olmadığı görüşünü benimsemiştir. Bununla birlikte farklı bir yargı mercii bu görüşe katılmamış ve söz konusu yaklaşım üst mercide de benimsenmiştir. İki yaklaşım arasındaki bu farklılık, her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Vazife malullüğü hangi hâllerde tanınmaz?

5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi; keyif verici içki ve maddeler kullanmaktan, mevzuat ve emir dışında hareket etmiş olmaktan, yasak fiil işlemekten, intihara teşebbüsten ya da kendisine veya başkalarına menfaat sağlama ya da zarar verme amacından doğan malullüklerde vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmayacağını açıkça düzenlemiştir.

Şehit veya gazi sayılmama kararına nasıl itiraz edilir?

Bu tür idari işlemlere karşı tam yargı davası yoluyla idare mahkemesinde dava açılabilmektedir. Tam yargı davası, iptal davasıyla birlikte ya da iptal kararının kesinleşmesinin ardından ayrı olarak açılabilir. Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca dava açma süresi yazılı bildirim tarihinden başlamaktadır. İlk derece kararına karşı otuz gün içinde bölge idare mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilir.

Daha önce aynı konuda dava açtım ve kaybettim; yeniden dava açabilir miyim?

Aynı taraflar arasında aynı konuda ve aynı sebebe dayalı olarak kesin hükümle sonuçlanmış bir dava varsa, ikinci bir dava açılması kesin hüküm nedeniyle engellenmektedir. Bu durumda mahkeme davayı esasa girmeksizin reddeder.

Vazife malullüğü başvurusunda hangi belgeler gerekir?

Görev sırasında meydana gelen olaylarda; görev belgesi (sözlü emirlerde emri veren yetkilinin yazılı ve imzalı beyanı), olay yeri tespit tutanağı, kıta mazbatası ve durum belgesi, görgü tanığı ifade tutanakları, ilk müdahale raporu, yetkili sağlık hizmeti sunucusunun sağlık kurulunca düzenlenmiş kesin işlemli raporu, ölüm hâlinde otopsi raporu, adli ve idari tahkikat raporu, ilgili kurum tarafından düzenlenen harcırah ödenip ödenmediğine dair belge ve güzergah krokisi istenmektedir. Maluliyet durumunun tam teşekküllü hastane ve uzman hekimler aracılığıyla tespit edilmesi, yargılama sürecinde belirleyici bir konu olarak öne çıkmaktadır.

Vazife malullüğü bildirimi geç yapılırsa aylık hakkı düşer mi?

Bildirim süresi geçirilse bile sonradan yapılacak bildirim üzerine, malullüğün belgelenmesi ve müstahak olunması şartıyla Kanun'un zamanaşımı hükümleri dikkate alınarak aylık bağlanabilir ya da bağlanmış aylıklar düzeltilebilir. Bu durumda bildirim tarihine kadar birikmiş aylık tutarları SGK tarafından ilgili kamu idaresinden tahsil edilmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu