Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan İstem ve Süreler

by Avukat Erdal Ersoy
Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan İstem ve Süreler

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesine göre bu istem, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği andan itibaren iki yılın dolmasıyla ve ayrıca zenginleşmenin gerçekleşmesinden itibaren her hâlde on yılın dolmasıyla zamanaşımına uğrar. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması yoluyla gerçekleşmişse diğer taraf, bu istem zamanaşımına uğramış olsa bile borcu ifadan kaçınabilir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan hüküm 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi ise, bu hükme dayalı davalarda bir ve on yıllık zamanaşımı öngörülmüştür. Bu eski süre, davacının verdiğini geri istemeye ve dava açmaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten işlemeye başlar.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 82Kaynağı aç
MADDE 82- Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir. İKİNCİ BÖLÜM Borç İlişkisinin Hükümleri BİRİNCİ AYIRIM Borçların İfası A. Genel olarak I. Şahsen ifa zorunluluğunun olmaması

Yürürlükteki süre ve eski kanundaki süre

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesi iki ayrı süreyi birlikte düzenler. İki yıllık süre, geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten başlar. On yıllık süre ise her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlar. Maddede her iki sürenin geçmesi de istem hakkını zamanaşımına uğratır. Öğrenmenin geç gerçekleşmesi, zenginleşmeden itibaren on yıl dolduktan sonra istemi ayrıca ayakta tutan bir sonuç doğurmaz.

Bir ve on yıllık süre, dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 66. maddesine dayanılarak açılan davalara ilişkin ölçüdür. Bu ölçü, 6098 sayılı Kanun'un 82. maddesindeki iki ve on yıllık süreyle aynı hüküm değildir. Hangi ölçünün uygulanacağı, somut davanın tarihinde hangi hükmün yürürlükte olduğuna bağlıdır. Eski hüküm bakımından sürenin işlemesi, davacının verdiğini geri istemeye hakkı olduğunu ve dava açmaya hakkı olduğunu öğrenmesine bağlıdır.

Zamanaşımı, 6098 sayılı Kanun'un 82. maddesinde düzenlenen kaçınma imkânını bütün zenginleşme türlerine kendiliğinden yaymaz. Bu imkân, zenginleşmenin zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmiş olmasına bağlıdır. Şart gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.

Tapu iptali, tescil ve bağıştan bedel istemi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2016/11103 esas ve 2019/4025 karar sayılı kararına göre tapu iptali ve tescil istemli davalar kayıt maliki aleyhine açılabilir. Dava tarihi itibarıyla davalı tapuda kayıt maliki değilse, tapu iptali ve tescil isteminin bu gerekçe ve sonuç itibarıyla reddi doğrudur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/11103, K. 2019/4025Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2016/11103 E.  ,  2019/4025 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL,TAZMİNAT Taraflar arasında görülen davada;Davacı, 149 ada 225 parsel sayılı taşınmazdaki 344/2400 payını, taşınmaza öğrenci yurdu ile kütüphane yapılması, yapılacak kütüphaneye isminin verilmesi ve Gördes mezarlığında bekçi istihdam edilmesi şartlarıyla davalı Belediyeye bağış suretiyle temlik ettiğini, davalı ile aralarında protokol düzenlendiğini, ancak anılan protokolü kaybettiğini, davalının yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi taşınmazı da Hazineye devrettiğini, yaşının ileri olması nedeniyle fiil ehliyetini haiz olmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline olmadığı takdirde sebepsiz zenginleşme ölçüsünde veya taşınmazın değerinin bağış tarihinden işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama devam ederken ehliyetsizlik iddiasından vazgeçmiştir.Davalı, taşınmazın maliki olmadıklarını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, bağışın kayıtsız şartsız yapıldığını, ayrıca davacının iddia ettiği şartların yerine getirilmesinin de mümkün olmadığını, sebepsiz zengileşmenin söz konusu olmadığını, taşınmaza Kredi Yurtlar Kurumu tarafından yurt yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temlikin kayıtsız ve şartsız bağış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle tapu iptali ve tescil istemli davaların kayıt maliki aleyhine açılabileceği, dava tarihi itibariyle davalının kayıt maliki olmadığı tapu iptali ve tescil isteğinin reddinin bu gerekçe ve sonucu itibariyle doğru olduğu, bağışın kayıtsız ve şartsız olduğu, koşullu olduğunun da davacı tarafça ispatlanamadığı gözetilerek bedel isteğinin de reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre; davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 15.20 .-TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı kararda bağıştan rücu iddiasına dayalı tapu iptali, tescil veya kademeli bedel istemi de incelenmiştir. Temlikin kayıtsız ve şartsız bağış olduğu, bağışın koşullu yapıldığının ise davacı tarafça ispatlanamadığı dikkate alınmış ve bedel isteminin reddinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu sonuç, koşulun davacı tarafından ispatlanamadığı olaya ilişkindir. Koşullu bağışın ispatlandığı başka bir ilişki için genel bir ret sonucu kurulmamıştır.

İtirazın iptali, tazminat ve genel dava hakkı

Sebepsiz zenginleşmeye dayanan alacak icra takibine konu olduğunda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin birinci fıkrası uygulanır. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurabilir. Alacaklı, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat ederek itirazın iptalini dava edebilir. Sürenin başlangıcı itirazın yapıldığı tarih değil, itirazın tebliğ edildiği tarihtir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 67Kaynağı aç
Madde 67 – (Değişik: 18/2/1965-538/37 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.[27] İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. b) İtirazın kesin olarak kaldırılması:[28]

Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, diğer tarafın talebi üzerine tazminata mahkûm edilir. Alacaklı takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı da diğer tarafın talebi üzerine tazminata mahkûm edilir. Tazminat, iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre belirlenir; reddedilen veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. İtiraz eden kişi veli, vasi veya mirasçı ise borçlu hakkında tazminata hükmedilmesi, kötü niyetin ispatına bağlıdır.

İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin dördüncü fıkrası mülgadır. Bu mülga fıkrayı izleyen hüküm, birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkını saklı tutar. Saklı tutulan hak, kaçırılan sürede yeniden itirazın iptali davası açılması değil, alacağın genel hükümler yoluyla dava edilmesidir.

Sık sorulan sorular

Sebepsiz zenginleşmede zamanaşımı ne kadardır?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesine göre istem, geri isteme hakkının öğrenilmesinden iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleşmesinden on yıl geçince zamanaşımına uğrar. Dava tarihinde yürürlükte olan hüküm 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 66. maddesiyse öngörülen süreler bir ve on yıldır.

Zamanaşımı ne zaman işlemeye başlar?

6098 sayılı Kanun'un 82. maddesinde iki yıllık süre, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlar. On yıllık süre ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlar. 818 sayılı Kanun'un 66. maddesinin uygulandığı durumda sürenin işlemesi, davacının verdiğini geri istemeye ve dava açmaya hakkı olduğunu öğrenmesine bağlıdır.

Zamanaşımına uğrayan borç ifa edilmek zorunda mıdır?

Zenginleşme bir alacak hakkı kazanılması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem zamanaşımına uğramış olsa bile bu borcu ifadan kaçınabilir. Bu imkân 6098 sayılı Kanun'un 82. maddesinde alacak hakkı kazanılması hâline bağlanmıştır.

Tapu iptali ve tescil davası kime karşı açılır?

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2016/11103 esas ve 2019/4025 karar sayılı kararında tapu iptali ve tescil isteminin kayıt maliki aleyhine açılabileceği belirtilmiştir. Dava tarihi itibarıyla davalı kayıt maliki değilse, bu istemin anılan gerekçe ve sonuç bakımından reddi doğru bulunmuştur. Bu değerlendirme, o uyuşmazlıkta verilen sonuca ilişkindir.

İtirazın iptali süresi geçirilirse ne olur?

Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre geçirilirse alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkı saklıdır; 67. maddenin dördüncü fıkrası ise mülgadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu