Sahte Vekâletname ile Yapılan Taşınmaz Satışının İptali

by Avukat Erdal Ersoy
Sahte Vekâletname ile Yapılan Taşınmaz Satışının İptali

Sahte Vekâletnameli Taşınmaz Devirlerinin Hukuki Niteliği

Kimlik sahteciliği veya benzeri hukuka aykırı yollarla noterlikte düzenlenen sahte vekâletnamelerde hakiki mülk sahibinin irade beyanı ve rızası bulunmamaktadır. İrade eksikliği sebebiyle bu tür vekâletnameler hukuken geçersiz ve yok hükmündedir. Geçerli bir temsil yetkisine dayanmaksızın tapuda yapılan taşınmaz satışları hukuki sonuç doğurmaz ve hükümsüz kalır. Bu şekilde elden çıkarılan mülkiyetin hakiki malik adına tekrar tescil edilebilmesi için Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptal ve tescil davası açılması gerekmektedir.

Yolsuz Tescil ve İyiniyetli Kişilerin Hukuki Konumu

Türk Medeni Kanunu'nun 1024. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Sahte vekâletname kullanılmak suretiyle gerçekleştirilen taşınmaz satışlarında ilk alıcı adına yapılan işlem, tescilin hukuki dayanağını oluşturan belgenin sahte olması nedeniyle yolsuz tescil niteliğindedir. Buna karşılık Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişilerin edinimi korunur; sahte vekâletnameli ilk satıştan sonra taşınmazı devralan sonraki kişilerin iyiniyetli olduğunun belirlenmesi durumunda bu kazanım hukuken geçerliliğini muhafaza eder.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1023Kaynağı aç
Madde 1023- Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur. 3. İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1024Kaynağı aç
Madde 1024- Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir. E. Terkin ve değiştirme I. Yolsuz tescilde
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/8766, K. 2019/3028Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2016/8766 E.  ,  2019/3028 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil- tazminat davası sonunda, davalılar … ve … hakkındaki maddi tazminat isteğinin kısmen kabulüne, davalı … hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalılar hakkındaki maddi tazminat isteğinin esastan reddine, manevi tazminat isteğinin bütün davalılar yönünden reddine ilişkin olarak verilen karar davacı ile davalı … tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, sahtecilik hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı taktirde maddi tazminat ile her iki halde de manevi tazminat isteklerine ilişkindir. Davacı, yurt dışında yaşadığını, maliki olduğu … ada … parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 149 no’lu daire ile 37 no’lu dükkanın sahte nüfus cüzdanı ve sahte vekaletname düzenlenip kullanılarak davalı yeğeni … tarafından davalı …’a satışının yapıldığını, davalı …’ın da 149 no’lu daireyi bilahare davalı …’a satış yolu ile temlik ettiğini, sahte nüfus cüzdanı, sahte vekaletname düzenlenmesi ve bunlara dayalı olarak tapuda satış yapılması işlemlerinde davalıların işbirliği içinde hareket ettiklerini, taşınmazların bu şekilde elinden çıkması nedeniyle üzülüp hastalandığını, psikolojik tedavi gördüğünü ileri sürerek … ada … parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 149 no’lu daire ile 37 no’lu dükkanın tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini, olmadığı taktirde 130.000,00 TL maddi tazminatın, her iki halde de 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Davalı …, site yönetimini tek başına temsil yetkisi bulunmadığı gibi şahsi sorumluluğu da olmadığını, sitedeki 5 no’lu dairenin davacıya ait olup izne geldiğinde bu dairede kaldığını, diğer zamanlarda ise kardeşi ve yeğenlerinin kaldıklarını, “konutta kalanlara ait kimlik bilgilendirme belgesinin” muhtarı bilgilendirme amacıyla düzenlenmekte olup resmi bir niteliği olmadığını, yönetim kaşesinin üstündeki imza kendisine ait olmakla birlikte muhtar kısmındaki imzanın kendisine ait olmadığını; davalı …, muhtarlık yaptığını, olayda kasıt veya ihmalinin bulunmadığını, site yöneticisi tarafından düzenlenen belgeye göre işlem yaptığını, yanına gelen şahsın da fotoğraftaki kişi olduğunu, “ nüfus cüzdanı talep belgesi düzenlediğini”, olayda nüfus müdürlüğünün sorumluluğu olduğunu; davalı …; davacı teyzesinin kızı … ile kardeşi …’ın daha önce nişanlandıklarını, …’nin kurduğu şirkette kardeşinin müdürlük yaptığını ve çek keşide ettiğini, çeklerin ödenmediğini, kardeşi …’ın nişanlısına para verdiğini ancak iade edilmeyip nişanın bozulduğunu, bu nedenle davacının …’da bulunan taşınmazlarının satışı konusunda vekaletname gönderdiğini, dava konusu dükkanın 100.000 TL bedelle satıldığını, kardeşine olan borcun düşülmesi konusunda davacıyla anlaştıklarını; davalı …, diş hekimliği yaptığını, davacı teyzesiyle ancak Türkiye’ye geldiğinde görüştüğünü, teyzesiyle birlikte oturmadığını, sadece ailesini ziyaret için bu adrese geldiğini; davalı …; davalılardan … ile iş nedeniyle tanıştıklarını, yem fabrikası yapılması işini adı geçenin yetkilisi olduğu şirkete verdiğini, tapu kayıtlarına güvenerek dava konusu taşınmazları rayiç bedelleriyle satın aldığını, dava konusu dükkan için 25.000 TL, ev için 55.000 TL ödediğini, dava konusu dairenin arsasının … arazisi olduğunu öğrenince zarar etmemek için daireyi aldığı fiyat olan 55.000 TL üzerinden davalı …’e sattığını, sahte nüfus cüzdanı ve sahte vekaletname ile ilgisi bulunmadığını, iyiniyetli olduğunu; davalı …; dava konusu 149 no’lu meskeni davalı …’dan tapu kaydına güvenerek ve iyiniyetle edindiğini, başka bir evini satarak ve ’tan kredi kullanmak suretiyle taşınmazı satın aldığını; davalı …, noter olduğunu ve 03.01.2005 tarihinde kendisini … olarak tanıtan birinin noterliğe gelip … isimli kişiye vekaletname vereceğini beyan ettiğini, nüfus kimlik belgesini kontrol ettiğini, herhangi bir hata ya da sahtecilik görmediğini, talep doğrultusunda taşınmaz satışı için vekaletname tanzim ettiğini, geçerli kimlik belgesine göre vekaletname tanzim edildiğini, üzerine düşen bütün yükümlülükleri yerine getirdiğini; davalı … vekili, malike ait olduğu sanılan vekaletnamedeki kimlik bilgileri ile evveliyat nüfus bilgilerinin birbiriyle uyumlu olduğunu, vekaletnameye ekli nüfus cüzdanı fotokopisindeki fotoğrafların da benzer olduğunu ve dikkat çekecek bir farklılığa rastlanmadığını, kullanılan nüfus cüzdanı ve vekaletnamenin gerçek olduğunu, idare aleyhine dava açılamayacağını; ihbar olunan … Sigorta AŞ. vekili, davalı … tarafından davanın ihbar edildiğini, iptal tescil davasının kayıt malikine karşı açılması gerekip davalı …’a husumet yöneltilemeyeceğini, davalının yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini, adı geçen davalı bakımından illiyet bağının kesildiğini, vekaletname tanzimi sırasında ibraz edilen kimlik belgesinin iğfal kabiliyeti bulunduğunu, zira nüfus müdürlüğünce verildiği için şekil olarak eksiklik bulunmadığını, zararın 3. kişilerin ağır kusuruyla meydana geldiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davalı …’nin sahte nüfus cüzdanı ve vekaletnameyle temliki yaptığının kesinleşmiş ceza mahkumiyetiyle sabit olduğu, noter olan davalı … hakkındaki mahkumiyet hükmünün her ne kadar zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiş ise de vekaletname tanzimi sırasında en küçük ihmalden dahi sorumlu olup kusursuzluğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davalılar … ve … hakkındaki maddi tazminat isteğinin kısmen kabulüne, davalı … hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki maddi tazminat isteğinin esastan reddine, manevi tazminat isteğinin de bütün davalılar yönünden reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmazda bulunan 37 no’lu dükkan vasıflı taşınmazın tamamı ile 149 no’lu meskenin tamamı davacı adına kayıtlı iken … 8. Noterliğinin 03.01.2005 tarih 00067 yevmiye no’lu vekaletnamesine dayalı olarak davalı vekil … tarafından 37 no’lu dükkanın 10.000 TL, 149 no’lu meskenin 32.000 TL bedellerle 04.01.2005 tarihinde davalı …’a satış yolu ile temlik edildiği, dava konusu 149 no’lu meskenin davalı … tarafından 32.000 TL bedelle 25.05.2005 tarihinde satış yolu ile davalı …’e temlik edildiği, sahte resmi belge düzenlemek, kullanmak, ihmal suretiyle görevde yetkiyi kötüye kullanma suç vasıflarıyla görülen … Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/104 esas 2011/363 karar sayılı dosyasında davaya konu vekaletname, konutta kalanlara ait kimlik bilgilendirme belgesi, nüfus cüzdanı talep belgesi üzerinde yaptırılan kriminal incelemede “ bu belgelerdeki … adına atılmış imzaların … elinden çıkmadığının, bu belgelerdeki yazıların sanık …’nin eli ürünü olduğunun saptandığı”, sahte nüfus cüzdanı ve vekaletlerde kullanılan fotoğrafların tespiti için fotoğraf üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapora göre, “ kullanılan fotoğraflar ile müştekiye ait olup şüpheli tarafından ibraz edilen aile fotoğrafındaki müşteki fotoğrafının aynı kişi olduğunun ve bu fotoğrafın yüz kısmında ufak rötuşlar yapıldığının ve arka planın temizlenerek kırmızı renkli başka bir arka plan yerleştirildikten sonra çoğaltıldığının” saptandığı, davalı … ile dava dışı kardeşinin davacı teyzelerine ait taşınmazları bir şekilde satarak menfaat temin etme konusunda anlaştıkları, davalı …’ın teyzesi …’nin kimlik bilgileri ile kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle düzenlettirdiği nüfus cüzdanı talep belgesine istinaden sahte nüfus cüzdanı aldığı ve bunu kullanarak 03.01.2005 tarihinde 8. Noterlikten dava konusu taşınmazların satışı ile ilgili teyzesi … olarak kendi adına vekaletname verdiği, noter olan davalı sanık …’ın da onayladığı, davalı sanık …’ın dava konusu taşınmazları 04.01.2005 tarihinde davalı sanık ilk el …’a sattığı, …’ın da 149 no’lu meskeni ikinci el davalı sanık … ‘a sattığı, sanıklar … ve …’ın taşınmazların satışı konusunda diğer sanıklarla işbirliği içinde hareket ettiklerinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle bu sanıkların beraatine, noter olan davalı sanık …’ın ibraz edilen nüfus cüzdanının işlem yapmak isteyen şahsa ait olup olmadığını kontrol etmesi ve denetlemesi gerekirken incelenen fotoğraflara göre hiçbir şekilde …’ye benzemeyen sanık …’ın ibraz ettiği sahte nüfus cüzdanına istinaden taşınmazların devrine dayanak vekaletname tanzim ettiği gerekçesiyle görevi ihmal suçundan mahkumiyetine, davalı sanık …’ın kardeşiyle birlikte başından beri taşınmazların usulsüz devri ile haksız menfaat sağlama konusunda iştirak iradesiyle hareket ettiği gerekçesiyle mahkumiyetine karar verildiği, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2013/15850 esas 2014/3215 karar sayılı 24.02.2014 tarihli kararı ile davalı sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmünün onanmasına, davalı sanık … hakkındaki hükmün zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilip bu ikisi yönünden kararın 24.02.2014 tarihinde kesinleştiği, davalı sanık … ile … hakkındaki beraat hükmünün de 15.12.2011 ve 28.10.2011 tarihlerinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; kural olarak sahte vekaletname kullanılmak suretiyle yapılan satışlarda ilk ele (alıcıya) yapılan işlemin sicilin dayanağını teşkil eden belgenin sahte olması nedeniyle yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı, ancak; ondan sonra edinenlerin iyiniyetli olduğunun belirlenmesi halinde ve bunun sonucu olarak da Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin koruyuculuğu altında bulunacağı kuşkusuzdur. O halde, ilk el konumundakilerin iyi veya kötüniyetli olmasının araştırılmasına gerek bulunmadığı gibi iyiniyetli olsalar bile sicilin illetini teşkil eden işlemlerin sahte olması nedeniyle edinimlerinin hukuken korunmasına olanak yoktur. Hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları, satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda … ve …, tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir. Bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke TMK'nin 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1. fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 ncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür. Diğer yandan, Noterlik Kanunu’nun 162.maddesi gereğince noterin kusursuz sorumluluğu sözkonusu ise de, kusursuzluğun ispatı yerine, zarar ile uygun nedensellik bağının kesildiğinin kanıtlanması durumunda sorumluluğunun ortadan kalkacağı da açıktır. Kusursuz sorumlulukta nedensellik bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurlu veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar karşısında; diğer davalılar yönünden davanın reddine, bütün davalılar yönünden de manevi tazminat isteğinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacının, diğer davalılara yönelik temyiz itirazları ile manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının reddine. Davacının diğer temyiz itirazları ile davalı …'ın temyizine gelince; Ancak, dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmazdaki 37 ve 149 no’lu bağımsız bölümleri satın alan ilk el davalı …’ın ediniminin dayanağını oluşturan belgenin sahte olması nedeniyle onun adına oluşturulan kaydın yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu açıktır. Hâl böyle olunca, dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmazda bulunan ve halen ilk el davalı … adına kayıtlı olan 37 no’lu bağımsız bölüm yönünden iptal tescil isteğinin kabulüne, … ada parsel sayılı taşınmazda bulunan ve ikinci el davalı … adına kayıtlı olan … no’lu bağımsız bölüm yönünden adı geçen davalının iyiniyetli olduğu saptandığından bu taşınmazla ilgili olarak bedelin davalılar … ve ilk el …’dan müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken; ceza mahkemesi kararından da anlaşıldığı üzere davalılardan …’ın eylemleri sonucu uygun nedensellik bağı kesildiği halde davalı noter …’ın bedelden sorumlu tutulması da doğru değildir. Davacı ile davalı …’ın değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün belirtilen nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, 15.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Türk Medeni Kanunu'nun 1024. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, bir ayni hakkın tapuda yolsuz biçimde tescil edildiğini bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişiler bu tescile dayanamaz. Böyle bir tescil sebebiyle mülkiyet veya diğer bir ayni hakkı ihlal edilen kimseler, tescilin yolsuzluğunu iyiniyetli bulunmayan üçüncü şahıslara karşı doğrudan doğruya ileri sürme hakkına sahiptir.

Taşınmazın Başkalarına Devrini Önlemek İçin İhtiyati Tedbir

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme yüzünden hakkın elde edilmesinin güçleşmesi, tamamen imkânsızlaşması veya gecikme sebebiyle telafisi zor bir zararın doğmasından endişe edilmesi hâlinde uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Sahte vekâletname yoluyla mülkiyeti devralan kişinin taşınmazı zincirleme devirlerle başka şahıslara aktarmasını önlemek ve mülkiyet durumunu korumak amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesinden tapu kaydına derhal ihtiyati tedbir şerhi konulması talep edilebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 389Kaynağı aç
MADDE 389- (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. İhtiyati tedbir talebi

Vekâletnamedeki Sahteliğin İspatı ve Bilirkişi İncelemesi

Sahtecilik iddialarında vekâletnamenin düzenlendiği noterlikten resmi işlem evraklarının asılları getirtilir. Getirtilen belgeler üzerinden Adli Tıp Kurumu veya Kriminal Polis Laboratuvarı bünyesindeki uzmanlar marifetiyle bilimsel imza ve parmak izi incelemesi yapılarak belgedeki imzanın ilgilisine ait olup olmadığı tespit edilir.

Tapu İptal Davasında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesi uyarınca taşınmaz mülkiyetinin kazanılması kural olarak tescille gerçekleşir; ancak sahte belgelere dayalı yolsuz tescillerde hakiki malikin mülkiyet hakkı son bulmaz. Mülkiyet hakkı zamanaşımına uğramadığından sahte vekâletnameye dayalı tapu iptal ve tescil davalarında herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre uygulanmaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 705Kaynağı aç
Madde 705- Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır. II. Kazanma yolları 1.Hukukî işlem

Tazminat Talepleri ve Devletin Kusursuz Sorumluluğu

Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi gereğince, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet kusursuz olarak sorumludur ve Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Aynı madde uyarınca Devletin bu sorumluluğuna ilişkin açılacak tazminat davaları, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1007Kaynağı aç
Madde 1007- Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. B. İşlemler I. İşlemlerin konusu 1. Tescil

Haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemlerinde ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinin birinci fıkrası hükümleri uygulanır. Bu kurala göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği andan itibaren iki yılın ve her hâlde fiilin vuku bulduğu tarihten itibaren on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminat talebi daha uzun zamanaşımına tabi olan cezayı gerektirir bir suç eyleminden kaynaklanıyorsa ceza zamanaşımı süresi tatbik edilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. II. Rücu isteminde

Sahte Belge Tanzimi ve Kullanımının Cezai Yaptırımları

Taşınmaz devirlerinde sahte vekâletname tanzim edilmesi veya kullanılması ceza hukuku kapsamında yaptırıma tabidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, sahte bir resmi belge düzenleyen, gerçek bir resmi belgede başkalarını aldatacak değişiklik yapan veya bu tür sahte resmi belgeleri kullanan failler hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 204Kaynağı aç
Madde 204- (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır. Resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek

Taşınmazın sahte vekâletnameyle elden çıkarılmasında resmi belgelerin, noterlik kurumunun ya da bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması ve mal varlığına hileli hareketlerle zarar verilmesi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçu da gündeme gelebilir.

Sahte vekâletname ile satılan taşınmaz için dava açma süresi var mıdır?

Mülkiyet hakkı zamanaşımına tabi bulunmadığından ve sahte işleme dayalı devir yolsuz tescil niteliğinde olduğundan tapu iptal ve tescil davasında kanuni bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre aranmaz. Ancak fiili hak kayıplarını ve delil güçlüklerini önlemek için davanın gecikmeksizin açılması gerekir.

Taşınmazı sahte vekilden devralan üçüncü kişinin iyi niyeti korunur mu?

Sahte vekâletnameyle gerçekleştirilen ilk satışta alıcı adına yapılan tescil yolsuz tescil niteliğinde olduğundan edinim korunmaz; ancak bu taşınmazı ilk alıcıdan sonradan devralan sonraki kişilerin iyiniyetli olması durumunda Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi uyarınca kazanımları korunur.

Taşınmazın başkalarına satılmasını önlemek için acil olarak ne yapılmalıdır?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi uyarınca zararın büyümesini ve taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesini durdurmak için Asliye Hukuk Mahkemesinden tapu kaydına ihtiyati tedbir konulması istenmelidir.

Sahte vekâletnameyle taşınmaz devri hangi suçları oluşturur?

Bu fiiller Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesi gereğince resmi belgede sahtecilik suçunu, noterlik veya resmi belgelerin hileyle araç olarak kullanılması hâlinde ise aynı kanunun 158. maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu