Rehin Nedir? Rehin İşlemleri ve Hukuki Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Rehin Nedir? Rehin İşlemleri ve Hukuki Esasları

Rehin, belirli bir mal veya mülk üzerinde alacaklı lehine tesis edilen sınırlı bir ayni haktır. Bu hak borçlunun ödeme yükümlülüğünü garanti altına alır; alacaklıya mal üzerinde kullanma veya tasarruf etme yetkisi sağlamaz. Rehin hakkı sahibine tanınan yetki, borç ödenmediğinde rehinli malı sattırmak suretiyle elde edilecek bedelden alacağını öncelikli olarak tahsil etmektir.

Rehnin Temel İşlevi ve Alacaklının Konumu

Rehin, borcun ödeme yükümlülüğünü güvenceye bağlar; alacaklıya mal üzerinde yararlanma hakkı vermez. Borçlu borcunu ödediğinde rehin hakkı kaldırılır ve taşınmaz mal veya mülk serbest bırakılır. Borç ödenmediği takdirde alacaklı, TMK m. 873 uyarınca alacağını rehinli taşınmazın satış bedelinden elde etme yetkisine sahiptir; paraya çevirme işlemi icra organları aracılığıyla gerçekleştirilir. Borcun ödenmemesi hâlinde rehin konusu malın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine yönelik sözleşme hükümleri TMK m. 873 gereğince geçersizdir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 873Kaynağı aç
Madde 873- Borç ödenmezse alacaklı, alacağını rehinli taşınmazın satış bedelinden elde etme hakkına sahiptir. Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir. Aynı alacak için birden çok taşınmazın rehnedilmiş olması hâlinde, rehnin paraya çevrilmesi istemi, taşınmazların tamamı hakkında yapılır. Bununla birlikte, icra dairesi onlardan ancak gerektiği kadarını paraya çevirir. 2. Satış bedelinin dağıtılması

Paraya çevirme sonucu elde edilen bedel rehinli alacaklılara sıraları oranında paylaştırılır. Aynı sırada yer alan alacaklılar alacakları oranında tatmin edilir.

Aynı alacak için birden çok taşınmaz rehnedilmişse TMK m. 873 uyarınca rehnin paraya çevrilmesi istemi taşınmazların tamamı hakkında yapılır; bununla birlikte icra dairesi onlardan ancak gerektiği kadarını paraya çevirir.

Taşınmaz Rehni: Genel İlkeler ve Belirlilik Koşulu

Taşınmaz rehni, TMK m. 851 uyarınca miktarı Türk parası ile gösterilen belirli bir alacak için kurulabilir. Rehnin kuruluşu sırasında alacağın miktarı belli değilse taraflar alacaklının bütün istemlerini karşılayacak biçimde taşınmazın teminat altına alacağı üst sınırı kararlaştırabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 851Kaynağı aç
Madde 851- Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir. Yurt içinde veya dışında faaliyette bulunan kredi kuruluşlarınca yabancı para üzerinden veya yabancı para ölçüsü ile verilen kredileri güvence altına almak için yabancı para üzerinden taşınmaz rehni kurulabilir. Bu hâlde her derecenin ifade ettiği miktar, rehin konusu alacağın tespit edildiği para türü üzerinden gösterilir. Ancak, aynı derecede birden fazla para türü kullanılarak rehin kurulamaz. Yabancı para üzerinden kurulan rehne ait bir derecenin boşalması hâlinde, yerine, tescil edileceği tarihteki karşılığı Türk parası veya yabancı para üzerinden rehin kurulabilir. Türk parası ile kurulmuş bir rehne ait derecenin boşalması hâlinde ise, yerine tescil edileceği tarihteki karşılığı yabancı para üzerinden rehin kurulabilir. Yabancı veya Türk parası karşılıklarının hesabında hesap günündeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının döviz alış kuru esas alınır. Rehin haklarının hangi yabancı paralar üzerinden kurulabileceği Cumhurbaşkanınca belirlenir.[38] 2. Faiz

TMK m. 851 hükmü gereğince, yurt içinde veya dışında faaliyette bulunan kredi kuruluşlarınca yabancı para üzerinden veya yabancı para ölçüsüyle verilen kredileri güvence altına almak için yabancı para üzerinden de taşınmaz rehni kurulabilir. Bu durumda her derecenin ifade ettiği tutar, alacağın belirlendiği para cinsi üzerinden gösterilir; aynı derecede birden çok para cinsi kullanılamaz. Rehin kurulabilecek yabancı para cinsleri Cumhurbaşkanınca belirlenir.

Yabancı para üzerinden kurulan bir rehnin derecesi boşaldığında, yerine tescil anındaki karşılığı üzerinden Türk parası veya yabancı para cinsinden rehin tesis edilebilir. Türk parasıyla tesis edilmiş derecenin boşalması halinde de yerine o tarihteki karşılığı üzerinden yabancı para ile rehin kurulabilir. Bu karşılıkların saptanmasında işlem günündeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru dikkate alınır.

Taşınmaz Rehninin Kuruluşunda Resmi Şekil

TMK m. 856 gereğince taşınmaz rehninin kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerliliği resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır ve rehin tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Taşınmaz rehni sözleşmesine resmiyet kazandıracak merci tapu müdürlüğü olup noter huzurunda yapılan ipotek sözleşmesi geçerli sayılmaz. Tescil talebi bir tasarruf işlemi olduğundan taşınmaz maliki veya yetkili temsilcisi tarafından ileri sürülmelidir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 856Kaynağı aç
Madde 856- Taşınmaz rehni tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklıdır. Taşınmaz rehninin kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerliliği, resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. 2. Birden çok kişiye ait taşınmazlarda

Sabit Dereceler Sistemi

TMK m. 870 uyarınca rehnin sağladığı güvence, tescilde belirtilen rehin derecesi ile sınırlıdır ve taşınmaz rehni sırada kendisinden önce gelecek olanın miktarının tescilde belirtilmesi kaydıyla sonraki derecelerde de kurulabilir. Sabit dereceler sisteminde bir önceki derecede yer alan rehin terkin edildiğinde, sonraki derecede bulunan rehinler terkin edilen derecenin yerine ilerleyemez; her derece bağımsızlığını korur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 870Kaynağı aç
Madde 870- Rehnin sağladığı güvence, tescilde belirtilen rehin derecesi ile sınırlıdır. Taşınmaz rehni, sırada kendisinden önce gelecek olanın miktarının tescilde belirtilmesi kaydıyla ikinci veya daha sonraki derecede de kurulabilir. 2. Rehin dereceleri arasındaki ilişki

Taşınmaz Rehninin Sona Ermesi ve Terkin

Taşınmaz rehni tescil ile kurulduğu için sona ermesi de tapuda terkin işlemini gerektirir; kural olarak terkin talebinde bulunabilecek kişi rehin hakkı sahibidir. Alacağın sona ermesinin rehin kaydını kendiliğinden sona erdirip erdirmeyeceği hususunda farklı hukuki görüşler bulunmaktadır. Bir yaklaşıma göre alacağın sona ermesiyle rehin de sona erer ve malik açıklayıcı nitelikte bir terkin talebiyle kaydı sildirebilir. Diğer yaklaşıma göre ise alacak son bulsa bile malik doğrudan terkin isteyemez; öncelikle rehin hakkı sahibinden terkini talep etmeli, bu gerçekleşmezse tapu kaydının düzeltilmesi davası yoluna başvurmalıdır.

Rehinli Taşınmazın Değerinin Korunması

Rehinli taşınmazın değerini düşüren tasarruflara karşı rehin hakkı sahibi hâkimden yasaklama talep edebilir. Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde alacaklı, bu tür bir yetki verilmesini beklemeksizin gerekli önlemleri kendiliğinden alabilir. Bu önlemler için yapılan giderler malikten istenebilir; ayrıca alacaklı bu masraflar için taşınmaz üzerinde tescile gerek olmaksızın diğer tescilli yüklerden önce gelen bir rehin hakkı elde eder.

Taşınmazın değerinde bir azalma meydana gelirse alacaklı başka bir teminat gösterilmesini veya taşınmazın eski durumuna getirilmesini talep edebilir. Borçlu hâkim tarafından tayin edilen süre içinde yeterli güvence sağlamazsa alacaklı, teminat eksiğini karşılayacak miktardaki alacak kısmının ödenmesini isteyebilir.

Aile Konutu Bakımından Rehin Sınırlandırması

TMK m. 194 uyarınca eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Aile konutu üzerine ipotek tesisi de taşınmaz üzerindeki hakları sınırlandıran bir tasarruf işlemi olduğundan diğer eşin açık rızası aranır; rıza bulunmadığında ipotek geçersizlik yaptırımıyla karşılaşır. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan rıza verilmeyen eş hâkimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu maliki olmayan eş tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini tapu müdürlüğünden talep edebilir. Bununla birlikte tapu kütüğünde aile konutu şerhi bulunmayan durumlarda lehine ipotek kurulan alacaklının TMK m. 1023 uyarınca iyiniyetli kazanımı korunabilir; iyiniyet asıl olup alacaklının kötüniyetli olduğunu ispat yükü bunu iddia edene aittir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 194Kaynağı aç
Madde 194- Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.[16] Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur. E. Birliğin korunması I. Genel olarak
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/11321, K. 2013/29334Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2013/11321 E.  ,  2013/29334 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Konya 3. Aile Mahkemesi TARİHİ :19.02.2013 NUMARASI :Esas no:201/239 Karar no:2013/129 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı banka tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece davacı kadının rızası alınmadan davalı koca adına tapuda kayıtlı olan ve aile konutu niteliğindeki taşınmaza davalı banka tarafından ipotek konulduğu belirtilerek davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK. md.6). İpotek tesisine ilişkin işlemden önce taşınmazın tapu kütüğünde "aile konutu" olduğuna ilişkin bir şerh bulunmamaktadır. Bu durumda davalı bankanın ipoteğe ilişkin kazanımı iyi niyetli ise korunur (TMK md. 1023). Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır. İyiniyetin varlığı asıl olduğuna göre lehine ipotek tesis edilenin kötüniyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğü buna iddia edene düşer (TMK md. 6). Toplanan delillerden davacı, lehine ipotek tesis edilen davalı bankanın kötü niyetli olduğunu kanıtlayamamıştır. Bu durum nazara alınmadan, davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğu karar verildi. 12.12.2013 (Per.) KARŞI OY YAZISI Malik olmayan eşin açık rızası alınmadan yapılan işlem kesin hükümsüzdür. KARŞI OY YAZISI Aile konutu üzerinde tasarruf işleminde bulunan eş, diğer eşin açık rızasını almak zorundadır (TMK. md. 194/1). Açık rıza yazılı veya sözlü olarak verilebilir. Örtülü rıza yeterli kabul edilemez. Açık rızanın varlığını ispat yükü; tasarruf işleminini yapanların üzerindedir. Türk Medeni Kanununun194/1. maddesindeki kısıtlama; evlilik biriliği ve çocukların korunmasını amaçlayan,bir kamasul menfaatin gereği olarak; "kanundan doğan bir kısıtlama”dır. Taşınmazın işlem tarihinde aile konutu olması koşuluyla, aile konutu olma durumu tapu kaydına şerh konulmuş veya konulmamış olsun; kanundan doğan bu kısıtlama mevcut sayılır. Kanımca;TMK. 194/1.maddesindeki düzenleme,emredici nitelikte olmakla birlikte;mutlak emredici nitelikte olmayıp,nispi emredici niteliktedir. Bu nedenle, kanununun bu maddesine aykırı olarak yapılan bir tasarruf işleminin yaptırımı “kesin hükümsüzlük” olmayıp; “askıda hükümsüzlük” yaptırımıdır. Askıda hükümsüzlük yaptırımının sonucu olarak; işlemde bir geçersizlik sebebi bulunmakla beraber, bu sebebin işlemi geçersiz hale getirip getirmeyeceği,geçersizliğe dayanabilecek kimsenin (TMK.194.madde uygulamasında bu kimse,işlemde açık rızası alınması gerekli olan eştir) iradesine bağlı olup,işlemi bozma yönünde bir irade bildirmezse, işlem geçerli kalmaya devam edecek,gerektiğinde rızası alınmayan eşin icazetiyle işlem başından itibaren tam bir geçerli işlem haline gelebilecek, hakim tarafından de hükümsüzlüğü re'sen dikkate alınamayacaktır. Aile konutuyla ilgili tasarruf işleminde diğer eşin açık rızasının bulunmaması,işlem yapan eş bakımından “tasarruf yetkisi eksikliği” yaratır. Bu sebeple,işlemde bulunan eşin bu tasarruf yetkisi eksikliğinin, onunla işleme girişen tarafça bilinmemesi veya bilmesinin beklenmemesi, yani “iyiniyeti (TMK.md.3)”;TMK.194/l. maddesindeki koruma yönünden değer taşımayıp,TMK. 1023.maddesindeki yolsuz tescile dayalı olarak iyiniyetle hak iktisabına da imkan vermez. Böyle bir durumda,eşle tasarruf işleminde bulunanın tasarrufu;ancak TMK.2.maddesindeki “hakkın kötüye kullanılması yasağı”çerçevesinde korunabilir. Hakkın kötüye kullanılması durumu,davanın taraflarınca ileri sürülmese bile,hakim tarafından da resen dikkate alınmalıdır(Şener Akyol;Dürüstlük Kuralı Ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı,İstanbul 1995,sh.9). Ancak,eşin aile konutuyla ilgili tasarruf işlemi,açık rızası alınmayan eş bakımından “yolsuz tescil” niteliğinde olacağından;daha sonra eşle işleme girişen kimseden ayni hak iktisap eden kimse olursa,bu kişi TMK. 1023.maddesindeki iyiniyet karinesinden yararlanabilecektir. Somut davaya geldiğimizde; davalı eş ve davalı banka arasında yapılan tasarruf işlemiyle aile konutunun tapu kaydına konulan ipotek kaydı,ayni hakka ilişkin bir tasarruf işlemi olup;TMK. 194/1 maddesi yönünden değerlendirilebilecek bir tasarruf işlemidir. İpotek işlemi sırasında davacı eşin açık rızasının varlığı konusunda,bu konuda ispat yükü kendisine düşen davalılar bir delil bildirmemiştir. Esasen açık rızanın alınmadığı hususunda da bir çekişme bulunmamaktadır. Davalı banka, ipotek işlemi sırasında tapu kaydında aile konutu şerhi (TMK.md. 194/3) bulunmadığını,kendilerinin buna güvenerek hak iktisap ettiklerini, iyiniyetli sayılmaları ve TMK. 1023. madde uyarınca iktisaplarının korunması ve bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Yukarda açıklandığı gibi,burada iyiniyet savunmasına değer verilemez ve TMK. 1023. maddedeki iyiniyet karinesine dayanma imkanı bulunmamaktadır. Tasarruf ancak TMK. 2. maddesindeki hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde korunabilir. Bu nedenle,davacının açık rızasının bulunmadığını ileri sürmesi;TMK.2.madde anlamında “hakkın kötüye kullanılması”niteliğinde ise, hakkın kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağından,davasının reddedilmesi gerekecektir. Bunun için,davalıların davacının dava açmasının hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini hayat olaylarıyla (fıili karine) ortaya koyması veya dosyada toplanan delillerden bunun anlaşılıyor olması gerekir. Ne var ki;davacının hakkın kötüye kullanılması davranışı içinde olduğunu gösteren bir delil ve fiili karine de bildirilmediği gibi, mevcut durumdan mahkemece böyle bir sonuca ulaşılmasını gerektirir bir veri de bulunmamaktadır. Diğer yandan;değerli çoğunluğun görüşünde olduğu gibi, açık rıza yokluğu nedeniyle tasarruf yetkisi eksikliği taşıyan iktisabın iyiniyetli olmak koşuluyla korunması gerektiği kabul edilse bile; salt tapu kaydında aile konutu şerhinin bulunmaması,ayni hak iktisap eden kişiyi iyiniyetli kılmaz;onun aynı zamanda hakkın iktisabına ilişkin herhangi bir engel olup olmadığını Öğrenmek için gerekli dikkat ve özeni göstermiş olması da şarttır(Halil Akkanat:Türk Medeni Hukukunda İyiniyetin Korunması:İstanbul 2010,sh.94).Bir güven kurumu olan ve tacir niteliğiyle basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken (TTK.md.l8/2) bir bankanın; ipotek işleminden önce taşınmazın niteliğini tespit etmesi, taşınmazı konut ise burada kimlerin oturduğunu, ipotek veren tarafından oturuluyorsa eş ve çocuklarıyla birlikte aile konutu olarak kullanılıp kullanılmadığını en azından muhtarlık ve nüfus kayıtlarıyla araştırması;aile konutuysa ipotek verenden eşinin açık rızasını sağlamasının istenmesi, rıza gösterilmediği takdirde de ipotek işlemini yapmaktan kaçınması beklenir. Davalı banka bu özen yükümlülüğünün gergini yerine getirmemiştir ve bu sebeple iyiniyetli olduğu da söylenemez. Gerçekleşen bu durum karşısında;mahkemenin davanın kabulüyle ipoteğin kaldırılmasına ilişkin kararı isabetli olup;temyiz edilen hükmün onanması gerektiğini düşünüyorum. Açıkladığım nedenlerle, değerli çoğunluğun bu yöne ilişkin bozma kararına katılamıyorum.

Taşınır Rehni: Konu, Kurulma ve Kamuya Açıklık

Taşınır rehninde rehin konusu taşınır mal, hayvan, hak veya alacak olabilir. TMK m. 939 gereğince kanunda öngörülen ayrık durumlar dışında taşınırlar, ancak zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle rehnedilebilir. Taşınır rehninde kamuya açıklık teslim yolu ile sağlanır; rehin konusu malın zilyetliği alacaklıya veya sözleşmede kararlaştırılmışsa üçüncü bir kişiye devredilmelidir. Taşınır fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyetinde kaldığı sürece rehin hakkı doğmaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 939Kaynağı aç
Madde 939 – Kanunda öngörülen ayrık durumlar dışında taşınırlar, ancak zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle rehnedilebilir. Rehnedende tasarrufta bulunma yetkisi olmasa bile, rehin konusu taşınıra iyiniyetle zilyet olan kimse, zilyetlik hükümlerine göre edinimi korunduğu ölçüde rehin hakkı kazanır. Üçüncü kişilerin önceki zilyetlikten doğan hakları saklıdır. Taşınır, fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyetinde kaldığı sürece rehin hakkı doğmaz. 2. Ayrık durumlar[40]

TMK m. 939 hükmüne göre, rehnedende tasarrufta bulunma yetkisi olmasa bile rehin konusu taşınıra iyiniyetle zilyet olan kimse zilyetlik hükümlerine göre edinimi korunduğu ölçüde rehin hakkı kazanır; üçüncü kişilerin önceki zilyetlikten doğan hakları saklıdır.

Zilyetliğin devri zorunluluğunun kanuni istisnaları kapsamında, yetkili makamlarca izin verilen kuruluşlar ile kooperatiflerin alacaklarının güvencesi için icra dairesindeki özel sicile yazılmak suretiyle zilyetlik devredilmeden hayvan rehni kurulabilir. Ayrıca kanun gereğince sicile tescili zorunlu taşınırlar üzerinde, alacakların güvenceye alınması amacıyla zilyetlik devredilmeksizin taşınırın kayıtlı olduğu sicile tescil yoluyla rehin tesis edilebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 940Kaynağı aç
Madde 940- Yetkili makamlar tarafından izin verilen kuruluşlar ile kooperatiflerin alacaklarının güvence altına alınması için, zilyetlik devredilmeden de, icra dairesinde tutulacak özel sicile yazılmak suretiyle hayvanlar üzerinde rehin kurulabilir. Bu amaçla tutulacak sicil Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir. Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için, kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde, zilyetlik devredilmeden de, taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabilir. Rehnin kurulmasına ilişkin diğer hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir. 3. Art rehin

Taşınır Rehninin Alacakla İlişkisi ve Kapsamı

Taşınır rehni alacağa bağlı feri bir haktır; alacak geçersizse rehin de geçersiz kalır, alacak sona erdiğinde rehin de sona erer. Bununla birlikte alacağın zamanaşımına uğramış olması rehni sona erdirmez; rehinli mal paraya çevrilerek alacak tahsil edilebilir. Alacak devredildiği takdirde rehin hakkı da yeni alacaklıya geçer.

Taşınır rehninde alacak miktarının rehnin kurulduğu anda kesinleşmiş olması aranmaz; malın paraya çevrildiği sırada alacağın para ile belirlenebilir olması yeterlidir.

Teminat yükünün kapsamına rehin konusu taşınır mal ile onun bütünleyici parçaları ve eklentileri dahildir. Rehin alacağın tamamı için teminat teşkil eder; alacaklının rehinli malı geri verme yükümlülüğü ancak borcun tümüyle ödenmesi durumunda doğar, kısmi ödemede malın iadesi zorunlu değildir.

Taşınır Rehninin Sona Ermesi ve Sorumluluk

Taşınır rehni teslim koşuluna bağlı olduğundan, alacaklının zilyetlikten çıkması ve malı zilyet olan üçüncü kişiden geri alamaz hâle gelmesiyle son bulur. Bununla beraber taşınır mal alacaklının rızasıyla fiilen yalnızca rehnedenin hâkimiyeti altında bulunduğu sürece rehnin hükümleri askıda kalır ve rehin hakkı son bulmuş sayılmaz.

Rehin hakkı sahibi alacaklı, rehinli taşınırın kaybolması, yok olması veya değerinin azalması sebebiyle oluşan zararlardan sorumludur; alacaklı ancak bu durumlarda kusursuz olduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir. Alacaklının rehinli taşınırı kendiliğinden başkasına devretmesi veya yeniden rehnetmesi durumunda ise bu işlemlerden kaynaklanan tüm zararlardan sorumluluğu doğar.

Rehin hakkı alacaklıya malı kullanma veya sahiplenme yetkisi verir mi?

Hayır. Rehin, mal üzerinde kullanma veya tasarruf yetkisi sağlamaz; alacaklıya tanınan yetki, borç ödenmediğinde rehin konusu malı sattırarak alacağını satış bedelinden öncelikle tahsil etmektir. TMK m. 873 uyarınca borcun ödenmemesi durumunda rehinli malın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükümleri geçersizdir.

Aile konutu üzerine ipotek tesisinde diğer eşin rızası gerekir mi?

Evet. TMK m. 194 uyarınca eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz; rıza alınmadan yapılan ipotek işlemi geçersizdir. Ancak tapu kütüğünde aile konutu şerhi yoksa lehine ipotek kurulan alacaklının TMK m. 1023 kapsamındaki iyiniyeti korunabilir.

Alacağın zamanaşımına uğraması rehin hakkını düşürür mü?

Hayır. Alacağın zamanaşımına uğramış olması rehni sona erdirmez; alacaklı rehinli malı paraya çevirterek elde edilen bedelden alacağını tahsil etme hakkını sürdürür.

Alacak miktarı belirsiz olduğunda taşınmaz rehni nasıl kurulur?

TMK m. 851 uyarınca rehnin kuruluşunda alacağın miktarı belirli değilse taraflar, alacaklının bütün taleplerini karşılayacak biçimde taşınmazın güvence teşkil edeceği azami üst sınırı kararlaştırarak rehin tesis edebilir.

Noterde yapılan ipotek sözleşmesi hukuken geçerli midir?

Hayır. TMK m. 856 gereği resmî şekle tabi olan taşınmaz rehni sözleşmelerine resmiyet kazandıracak makam tapu müdürlüğüdür; noter huzurunda akdedilen ipotek sözleşmeleri geçerlilik kazanmaz.

Rehinli taşınmazın değerinin azalması halinde alacaklının hakları nelerdir?

Alacaklı, borçludan başka bir güvence verilmesini veya taşınmazın eski durumuna getirilmesini isteyebilir. Borçlu hâkimce belirlenen sürede güvence sunmazsa alacaklı, güvence eksikliğini karşılayacak miktardaki alacağın ödenmesini talep edebilir.

Tasarruf yetkisi bulunmayan kişiden taşınır rehni edinilebilir mi?

TMK m. 939 uyarınca taşınırlar kural olarak zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle rehnedilir ve taşınır fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyetinde kaldıkça rehin hakkı doğmaz. Bununla birlikte rehnedende tasarruf yetkisi olmasa bile taşınıra iyiniyetle zilyet olan kişi zilyetlik hükümlerine göre korunduğu ölçüde rehin hakkını kazanır.

Borcun sona ermesiyle taşınmaz üzerindeki ipotek kaydı kendiliğinden silinir mi?

Taşınmaz rehninin sona ermesi için tapu kütüğünden terkin aranır. Alacağın sona ermesinin kaydı doğrudan geçersiz kılıp kılmayacağı konusunda öğretide farklı görüşler bulunmakta olup bir kısım malikin doğrudan terkin isteyebileceğini kabul ederken diğer görüş rehin alacaklısına başvurulması veya tapu kaydının düzeltilmesi davası açılması gerektiğini belirtmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu