Ruh sağlığı hizmeti sunulurken muayene, tanı koyma, psikofarmakolojik ilaç planlaması, klinik gözlem, kriz yönetimi, hastaneye yatırma veya taburcu etme kararları ile hastanın mahremiyet alanına riayet edilmesinde tıbbi standartların dışına çıkılması neticesinde bir zarar meydana gelmesi psikiyatri alanında hekim hatasını oluşturur. Hasta Hakları Yönetmeliği hükümleri kamuya ve özele ait bütün sağlık kuruluşlarında geçerli olup psikiyatri hastaları da diğer bireyler gibi tedavisi hakkında aydınlatılma, bilgilendirilmiş rıza verme, kişisel mahremiyetin gözetilmesini isteme, sağlık kayıtlarına ulaşabilme, tedaviyi reddetme ve hukuka aykırılıklar karşısında idari ya da adli mercilere başvurma yetkisine sahiptir.
Tıbbi Hata ile Komplikasyon Ayrımı ve İlliyet Bağı
Psikiyatri tedavisinde her klinik kötüleşme, hastaneye yatış, ilaç yan etkisi, tedaviye cevap alınamaması veya intihar girişimi kendiliğinden hekim hatası anlamına gelmez. Ruhsal hastalıkların dalgalı seyredebilmesi, kimi durumlarda tedaviye direnç gelişebilmesi, ilaçların kişiden kişiye farklı etki gösterebilmesi veya kriz dönemlerinin yaşanabilmesi sebepleriyle, hekimin özenli bir uzmandan beklenen dikkat ve özeni gösterip göstermediği incelenir.
Psikiyatriye ilişkin tazminat uyuşmazlıklarında yalnızca ortaya çıkan olumsuz neticeye bakılarak sorumluluk tayini yapılmaz. Başvurunun ilk anından itibaren hastanın nasıl muayene edildiği, tanının dayandığı gerekçeler, reçete edilen ilaçların klinik amaçları, intihar ve şiddet risk analizlerinin usulünce yapılıp yapılmadığı, tıbbi dosya kayıtlarının eksiksizliği ile iddia edilen zarar ile tıbbi eylem arasındaki illiyet bağı ayrıntılı biçimde değerlendirilir.
İlaç Düzenlemesi ve İntihar Riskinde Özen Yükümlülüğü
Psikiyatrik ilaç uygulamalarında hatalı etken madde seçilmesi, doz ayarlamasının tıbbi kurallara aykırı yapılması, tehlikeli etkileşimlerin atlanması, yan etkilerin takip edilmemesi ya da ilacın aniden kesilmesi hekimin sorumluluğunu doğurabilir. Özellikle ağır yan etki potansiyeli taşıyan ilaçların kullanımında hastanın ayrıntılı şekilde aydınlatılması zorunludur.
İntihar eylemleri tıbben her koşulda mutlak surette engellenebilir nitelikte olmadığından, bir hastanın intihar etmesi veya intihara kalkışması tek başına hekime kusur yüklenmesini haklı kılmaz. Buna karşın, klinik gözlemde belirgin risk işaretleri saptanan bir hastada hekimin bu tehlikeyi değerlendirmesi, sağlık kayıtlarına işlemesi, kriz planı oluşturması veya hastaneye yatış gibi koruyucu klinik tedbirleri alması gerekir.
Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması ve Zorunlu Yatış
Türk Medenî Kanunu'nun 432. maddesi gereğince; akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık ya da serserilik nedenlerinden biriyle toplum için tehlike oluşturan her ergin kişi, kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması halinde tedavisi, eğitimi veya ıslahı amacıyla uygun bir kuruma yerleştirilebilir veya orada alıkonulabilir. Bu değerlendirmede ilgilinin çevresine getirdiği külfet de dikkate alınır. Görevlerini yerine getirirken bu sebeplerden birini öğrenen kamu görevlileri vaziyeti gecikmeksizin yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür; kısıtlanan kişinin durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılması kanuni zorunluluktur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 432Kaynağı aç
Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması kararı verilirken ilgili kişiye kısıtlama nedenlerinin açıklanması ve karara karşı denetim makamına itiraz edebileceğinin yazılı olarak hatırlatılması şarttır. Türk Medenî Kanunu'nun 436. maddesi uyarınca kuruma yerleştirilen kişiye, alıkonulma kararına ya da kurumdan salıverilme isteminin reddine yönelik en geç on gün içinde denetim makamına itiraz edebileceği derhal yazılı olarak bildirilir. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, madde bağımlılığı veya ağır bulaşıcı hastalık varlığında özgürlüğün kısıtlanmasına ancak resmî sağlık kurulu raporu temin edildikten sonra karar verilebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 436Kaynağı aç
Resmî sağlık kurulu raporunun hazırlanabilmesini sağlamak amacıyla kişinin vücudundan biyolojik örnekler alınabilir, tıbbi müdahaleler gerçekleştirilebilir ve hekim ön raporuna dayanılarak kişi en fazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir. Bu yerleştirme işlemi derhal ilgiliye ve yakınlarına duyurulur; ilgili veya yakınları bildirimden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edebilir, ancak yapılan itiraz yerleştirme kararının icrasını durdurmaz. Kararların yerine getirilmesi sırasında lüzumu halinde zor kullanılabilir ve sağlık personelinden tıbbi destek alınabilir.
Tıbbi Kayıtlara Erişim, Mahremiyet ve Çocuk Hastaların Hakları
Hasta Hakları Yönetmeliği çerçevesinde her hasta, klinik durumunu gösteren sağlık dosyası ve evraklarını bizzat inceleme veya yasal temsilcisi ya da vekili vasıtasıyla inceleyip suret alma hakkına sahiptir. Bunun yanı sıra 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca sağlık ve cinsel yaşama ait veriler özel nitelikli kişisel veri sayıldığından, ilgilinin açık rızası bulunmaksızın veya kanunda öngörülen sağlık hizmetlerinin yürütülmesine dair meşru sebepler haricinde bu bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılması hukuka aykırıdır.
Çocuk ve ergen psikiyatrisi uygulamalarında kural olarak kanuni temsilcinin onamı ve katılımı aranır. Bununla birlikte çocuğun üstün yararı temel hareket noktası olup idrak gücü ve gelişimsel olgunluğu ölçüsünde çocuğun görüşünün alınması ve tedavi süreçlerine dahil edilmesi gerekir.
Kamu Hastanelerinde Hizmet Kusuru ve Danıştay Kararları
Kamu idaresinin yürütmekle yükümlü olduğu sağlık hizmetinin kuruluşunda, teşkilatlanmasında veya işleyişindeki nesnel aksaklık, bozukluk veya boşluklar hizmet kusurunu oluşturur. Danıştay 10. Dairesi'nin 2024/3260 Esas ve 2025/141 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere; kamu görevlilerinin idari tasarrufta bulunurken mevzuat ve hizmet kurallarına aykırı olarak resmi görev ve yetkilerinden yararlanarak meydana getirdikleri eylemler görev kusuru mahiyetinde idarenin hizmet kusurunu teşkil eder.
Danıştay 10. Daire, E. 2024/3260, K. 2025/141Kaynağı aç
Psikiyatri servisinde yatan hastanın tetkike götürüldüğü esnada refakat eden personelin ihmali davranışları ile bina içerisindeki yüksek boşluklara yönelik düşmeyi engelleyici emniyet tedbirlerinin alınmaması idare yönünden hizmet kusuru doğurur. Buna karşılık, zarara uğrayan kişinin zararın meydana gelmesine veya artmasına etkide bulunması müterafik kusur oluşturur ve bu durum tazminat miktarından orantısal indirim yapılmasını gerektirir. Danıştay 10. Dairesi'nin 2024/3260 Esas ve 2025/141 Karar sayılı dosyasında, refakat eşliğinde nakledilirken kendisini merdiven boşluğuna bırakan hastanın eylemi nedeniyle idarenin hizmet kusurunun yanında hastanın da yarı oranında müterafik kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 6. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur. Danıştay 10. Dairesi'nin 2020/648 Esas ve 2024/1861 Karar sayılı ilamında, idarenin kamu hizmeti gereğince gözetim ve koruması altında bulunan intihara meyilli kişinin yaşam hakkı ile beden ve ruh bütünlüğünü korumaya yönelik gerekli önlemleri almayarak, gözlem ve takip yükümlülüğünü yerine getirmemesi hizmet kusuru kabul edilmiştir. Danıştay 10. Dairesi'nin 2019/5612 Esas ve 2022/6224 Karar sayılı dosyasında ise psikiyatri servisinde intihar eden hastanın yakınları tarafından açılan tam yargı davasının reddine dair karar temyizen onanmıştır.
Danıştay 10. Daire, E. 2019/5612, K. 2022/6224Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire, E. 2020/648, K. 2024/1861Kaynağı aç
5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 6Kaynağı aç
Yargı Yolları, Dava Usulü ve Mesleki Sorumluluk Kurulu
Özel sağlık kurumlarındaki hatalı uygulamalar adli yargı mercilerinde dava konusu edilirken, kamu hastanelerindeki eylemler idari yargının görev alanına girer. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca idari eylemlerden hakkı ihlal edilenlerin, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye yazılı başvuru yapması şarttır. Başvurunun reddi veya otuz gün içinde cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi halinde dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir. Görevli olmayan adli yargıda açılan davanın görev yönünden reddi halinde ise idari yargıya başvurulurken ayrıca idareye ön başvuru şartı aranmaz.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Hatalı tıbbi uygulamalar neticesinde bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi gereğince mağdur lehine manevi tazminata hükmedilebilir. Ağır bedensel zarar yahut ölüm gerçekleştiğinde ise zarar görenin veya müteveffanın yakınları da manevi tazminat talebinde bulunma hakkına sahiptir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 18. maddesi mucibince, Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesindeki soruşturma usulüne tabi olanlar hariç, kamu, özel ve vakıf üniversitesi sağlık kuruluşlarında çalışan tabipler ve sağlık personelinin tıbbi mesleki uygulamaları sebebiyle adli soruşturma açılması Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun iznine bağlı kılınmıştır. Kurul kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz edilebilir; soruşturma iznine ilişkin kanuni süreler iki kat olarak uygulanır. Kurul üyeleri, verdikleri rücu kararları sebebiyle görevlerini kötüye kullandıkları kesinleşmiş ceza mahkemesi kararıyla belirlenmedikçe mali ve idari bakımdan sorumlu tutulamaz.
3359 sayılı SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU m. Ek 18Kaynağı aç
Kamu kurumları ve devlet üniversitelerinde görevli personelin tıbbi uygulamaları sebebiyle idarece ödenen tazminatın ilgiliye rücu edilip edilmeyeceğine ve miktarına, personelin görevini kötüye kullanıp kullanmadığı gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde karar verilir. Devlet üniversitesi çalışanlarında nihai rücu kararı ilgili üniversitece altı ay içinde tesis edilir. Tazminatı ödeyen idare, zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası bulunan kamu personeli yerine geçerek kusur oranında ve teminat dahilinde sigortacıya rücu eder.
Psikiyatri hastası tedavi kayıtlarını ve dosyasını alabilir mi?
Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca hasta, sağlık durumuna ilişkin evrakları ve klinik dosyasını doğrudan inceleyebileceği gibi vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla da inceleyerek suret talep edebilir.
Psikiyatri kliniğinde intihar gerçekleşmesi hekim kusuru sayılır mı?
İntihar eylemi tek başına hekimin kusurlu olduğunu göstermez; ancak belirgin intihar riskine işaret eden klinik bulgular bulunmasına rağmen hekimin gerekli risk değerlendirmesini yapmaması, durumu kaydetmemesi ya da yatış gibi koruyucu tedbirleri almaması halinde hukuki sorumluluk gündeme gelir.
Koruma amacıyla yerleştirme ve alıkonulma kararına itiraz süresi ne kadardır?
Türk Medenî Kanunu'nun 436. maddesi uyarınca kuruma yerleştirilen kişi alıkonulma kararına veya tahliye isteminin reddine karşı en geç on gün içinde denetim makamına itiraz edebilir; hekim ön raporuyla sağlık kuruluşuna yerleştirme kararına karşı da bildirimden itibaren on gün içinde itiraz mümkündür.
Kamu hastanesindeki hekim hatasında doğrudan tazminat davası açılabilir mi?
2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca kamu hastanesindeki tıbbi eylemlerden ötürü eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halde beş yıl içinde ilgili idareye ön başvuru yapılması zorunludur; başvuru reddedildiğinde veya otuz gün içinde cevap verilmediğinde idari yargıda tam yargı davası açılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

