Polis, görevini ifa ederken herhangi bir direnmeyle yüz yüze gelirse bu engeli bertaraf etmek amacıyla ve yetecek seviyede zor uygulayabilir. Karşılaşılan direncin niteliğine ve şiddetine bağlı olarak ilgilileri etkisiz kılmak adına kademeli biçimde bedenî kuvvete, maddî güce ve yasal koşullar doğduğunda silah kullanımına başvurulabilir. Kamu görevlisinin zor kullanırken görevin zorunlu kıldığı sınırları aşarak kuvvet tatbik etmesi durumunda ise kasten yaralama suçuna bağlanan cezai yaptırımlar gündeme gelir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 256Kaynağı aç
2559 sayılı POLİS VAZİFE VE SALAHİYET KANUNU m. 16Kaynağı aç
Kademeli Zor Kullanma ve Maddî Güç Araçları
Zor kullanma sürecinde bedenî kuvvet, polisin direnen kişilere veya eşyaya karşı beden gücünü tatbik etmesini ifade eder. Maddî güç ise bedensel kuvvetin haricinde kelepçe, cop, basınçlı veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarının kullanılmasını kapsar. Kolluk, direnmenin derecesine uygun kademedeki vasıtaları devreye sokar.
Zor Kullanma Usulü ve Takdir Yetkisi
Zor kullanmadan önce ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde zor kullanılacağına dair ihtar yapılması esastır; ancak direnmenin mahiyeti ve derecesi gerektirdiğinde ihtar yapılmaksızın da zor kullanılabilir. Müdahaleyi yürüten polis, direnmeyi etkisiz kılmak gayesiyle başvuracağı araç ve gereçler ile zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Toplu kuvvet olarak müdahale edilen olaylarda ise zor kullanmanın derecesi ve kullanılacak vasıtalar müdahale eden kuvvetin amiri tarafından belirlenir.
Silah Kullanma Yetkisinin Doğduğu Haller
Polis, kendisine veya başkasına yönelen bir saldırı karşısında, genel zor kullanma koşullarına tabi olmaksızın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun meşru savunma hükümleri uyarınca savunma yapabilir ve bu kapsamda doğrudan silah kullanma yetkisine sahiptir. Bundan ayrı olarak, görev esnasında karşılaşılan direnişin bedenî kuvvet ve maddî güç vasıtalarıyla etkisiz hale getirilemediği hallerde, yalnızca bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde silah kullanılabilmektedir.
Hakkında yakalama müzekkeresi, tutuklama, gözaltı ya da zorla getirme kararı bulunan kişilerin veya suçüstü şüphelisinin ele geçirilmesini temin etmek amacıyla ve bu gayeyi gerçekleştirecek nispette silah kullanılabilir. Diğer taraftan; kişilere, meskenlere, ticari işletmelere, eğitim kurumlarına, kamuya ait taşınmazlara, ibadethanelere, araçlara veya insanların tek tek ya da topluca bulunduğu açık yahut kapalı mahallere molotof ve sair patlayıcı, yanıcı, yakıcı ya da yaralayıcı araçlarla saldıran veya saldırı girişiminde bulunan şahıslara karşı da saldırıyı etkisiz hale getirecek ölçüde silah kullanma yetkisi bulunmaktadır.
Silah Kullanımında Aşamalar ve Usul
Hakkında yakalama, tutuklama, gözaltı veya zorla getirme kararı bulunan kişilerin ya da suçüstü şüphelisinin yakalanması amacıyla silah kullanılmadan önce kişiye duyabileceği şekilde dur çağrısı yapılır. Kişinin çağrıya uymayarak kaçmayı sürdürmesi halinde öncelikle uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir; kaçmakta ısrar etmesi nedeniyle ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise yakalanmasını sağlayacak ölçüde ateş edilir. Zor veya silah kullanma yetkisi icra edilirken polise karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde ise polis, tehlikeyi bertaraf edecek ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir.
Direnişin kırılması amacıyla silah kullanımında öncelikle sözlü ihtar yapılması, havaya uyarı ateşi açılması ve tehlikenin sürmesi halinde öldürücü nitelikte olmayan vücut bölgesine yönelinmesi yönünde uygulamalar bulunsa da, 2559 sayılı Kanun'un 16. maddesinde dur çağrısı ve kademeli ateş prosedürü münhasıran yakalama haline özgü olarak düzenlenmiştir.
Zor Kullanmada Sınırın Aşılması ve Cezai Sorumluluk
Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin görevinin ifası sırasında kişilere karşı görevinin gerektirdiği sınırın haricinde kuvvet uygulaması durumunda, Türk Ceza Kanunu'nun 256. maddesi gereğince kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler tatbik edilir. Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, TCK'nin 86. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 86Kaynağı aç
Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif kalması halinde mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur; suçun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Eylemin kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya silahla işlenmesi halinde şikâyet aranmaksızın ceza yarı oranında, canavarca hisle işlenmesi halinde ise bir kat artırılır.
Yaralama fiilinin mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, konuşmasında sürekli zorluğa, yüzünde sabit ize, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ya da gebe bir kadına karşı işlenip çocuğunun vaktinden önce doğmasına neden olması halinde TCK'nin 87. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ceza bir kat artırılır; verilecek ceza TCK m. 86'nın 1. fıkrasına giren hallerde dört yıldan, 3. fıkrasındaki nitelikli hallere giren durumlarda ise altı yıldan az olamaz. Fiilin kemik kırılması veya çıkığına yol açması halinde ise TCK'nin 87. maddesinin 3. fıkrası gereğince ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre yarısına kadar artırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 87Kaynağı aç
Sınırın Aşılmasında Kusur Durumu ve Hukuki Nitelendirme
Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de kanunen cezalandırılabiliyorsa, TCK'nin 27. maddesinin 1. fıkrası uyarınca taksirli suç için öngörülen cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek karar verilir. Meşru savunmada sınırın mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelerek aşılması halinde ise TCK'nin 27. maddesinin 2. fıkrası uyarınca faile ceza verilmez; bu halde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi uyarınca fail hakkında kusur bulunmaması sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı tesis edilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 27Kaynağı aç
Polis direnişle karşılaştığında doğrudan silah kullanabilir mi?
Hayır; polis öncelikle direnişin niteliğine göre kademeli biçimde bedenî kuvvet ve maddî güç vasıtalarına başvurmalıdır; silah kullanımı meşru savunma, bedensel ve maddî güçle kırılamayan direniş, patlayıcı veya yakıcı silahlarla saldırılar ya da kanunda belirtilen yakalama halleriyle sınırlıdır.
Polisin yakalama sırasında silah kullanma prosedürü nasıl işler?
2559 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 8. fıkrası uyarınca polis öncelikle kişiye duyabileceği şekilde dur çağrısı yapar; çağrıya uymayarak kaçışın sürmesi halinde önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir, buna rağmen kaçmakta ısrar edilmesi sebebiyle yakalanması mümkün değilse yakalanmasını sağlayacak ölçüde ateş açılır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/360, K. 2024/157Kaynağı aç
Zor kullanma sınırını aşan polis hakkında hangi ceza hükümleri uygulanır?
Görevin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanan kamu görevlisi hakkında TCK m. 256 yollamasıyla kasten yaralama suçuna dair hükümler tatbik edilir; eylemin nüfuz kötüye kullanılarak veya silahla işlenmesi durumunda ceza yarı oranında, canavarca hisle işlenmesi halinde ise bir kat artırılır.
Sınırın aşılmasında taksir veya korku halinde ceza verilir mi?
Meşru savunmada sınır heyecan, korku veya telaşla aşılmışsa TCK m. 27/2 ve CMK m. 223/3-c gereğince ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir; sınırın kast olmaksızın diğer hallerde aşılması durumunda ise TCK m. 27/1 uyarınca taksirli ceza üzerinden indirim uygulanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

