İmar planlarının iptali istemiyle açılan idari davalarda davadan feragat, tek bir sonuca bağlanmamıştır. Feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. İptal davası, ilgililerin yararını korumanın yanında idarenin hukuka uygun davranmasını sağlamaya yönelik bir dava olarak ele alınır; bu niteliğin feragat üzerindeki sonucu ise kararlarda aynı biçimde belirlenmemiştir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 307Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire, E. 2015/7570, K. 2018/2365Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire, E. 2020/3874, K. 2021/4490Kaynağı aç
İdari Yargıda Feragatin Yasal Dayanağı ve Usul Koşulları
İdari yargılama usulünde feragat müessesesi müstakil bir maddeyle ayrıntılı biçimde düzenlenmemiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde feragat ve kabul durumlarında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Bu yollama çerçevesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili hükümleri idari yargıda uygulama alanı bulur.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 31Kaynağı aç
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2020/277, K. 2020/2776Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire, E. 2011/9473, K. 2012/2389Kaynağı aç
6100 sayılı Kanun'un 307. maddesine göre feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Aynı Kanun'un 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragatin hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir. Kısmi feragatte vazgeçilen kısmın açıkça gösterilmesi ve beyanın kayıtsız ve şartsız olması gerekir.
6100 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Aynı Kanun'un 311. maddesi feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağını, 312. maddesi ise feragat eden tarafın aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceğini düzenlemektedir. Bu kurallar idari davalarda da usulün genel çatısını oluşturur.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 310Kaynağı aç
İdari Yargılamanın Özellikleri ve Kanun Yolunda Feragat Usulü
Hukuk Muhakemeleri Kanunu esas olarak taraflarca hazırlama ilkesine göre düzenlenmiştir. İdari yargıda ise resen araştırma ilkesi uygulanır. Bu farklılık, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin idari yargıya uyarlanmasında belirleyici rol oynar.
6100 sayılı Kanun'un 310. maddesinin ikinci fıkrası, feragat veya kabul hüküm verildikten sonra yapılmışsa, kanun yoluna başvurulmuş olsa bile dosyanın kanun yolu incelemesine gönderilmeyeceğini ve ilk derece mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verileceğini düzenler. Üçüncü fıkra, feragat veya kabul dosya temyiz incelemesine gönderildikten sonra yapılmışsa Yargıtay'ın temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı ek karar için hükmü veren mahkemeye göndereceğini düzenler. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bu üçüncü fıkranın idari yargılama hukukunda uygulanma imkânı bulunmadığı sonucuna varmıştır. Kurulun aynı kararında, temyiz aşamasında feragat edilmesi halinde temyize konu kararın feragat sebebiyle bozularak dosyanın, feragat dikkate alınmak üzere mahkemesine gönderilmesi uygulaması esas alınmıştır.
İptal Davasının Nesnel Niteliği ve Hukuki Sonuçları
İptal davaları, ilgililerin haklarını ve yararlarını korumanın yanında yürütme ve idarenin hukuka uygun davranmasını gerçekleştirmeye yönelik davalardır. Bu özelliğiyle iptal davalarının nesnel ve soyut nitelikte olduğu, bunun yanında öznel ve somut örneklerinin de bulunduğu kabul edilir. İptal davası, idari işlemin hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ve idarenin hukuka bağlılığının ortaya konulmasına imkân sağlayan bir işlev de görür. Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrası, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğunu; 138. maddesinin dördüncü fıkrası ise yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu, bu kararları değiştiremeyeceğini ve yerine getirilmesini geciktiremeyeceğini düzenler.
Feragatin dava konusu işlemin hukuki sonuçlarını her durumda ortadan kaldırdığı veya işlemin her durumda varlığını sürdürdüğü biçiminde tek bir sonuç kurulamaz. Bir açıklamada, iptal davasından feragat davacının iptal isteminden vazgeçmesi olarak görülür ve işlemin hukuksal sonuçlarının ortadan kalkmayacağı belirtilir. Karşı oyda ise hukuka aykırılığı saptandıktan sonra feragat edilmesi halinde işlemin hukuki varlığını sürdürebileceği ileri sürülmüştür. Bu iki değerlendirme aynı bağlayıcı kural haline getirilemez.
Danıştay 6. Daire, E. 2020/1447, K. 2024/561Kaynağı aç
Yürütmenin Durdurulması Kararı Sonrasında Feragat
2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari yargıda dava açılması, dava konusu işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Ancak maddenin ikinci fıkrasına göre, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Yürütmenin durdurulması kararından sonra feragatin mümkün olup olmadığı konusunda farklı yaklaşımlar vardır. Bir görüş, yürütmenin durdurulması kararından sonra feragatin mümkün olmadığı yönündedir. Başka bir görüş, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda feragati sınırlayan bir düzenleme bulunmadığından, yürütmenin durdurulması kararına rağmen feragatin mümkün olduğu yönündedir. Bir düzenleyici işleme ilişkin davada, yürütmenin durdurulması kararından sonra feragat beyanının dikkate alınmaması usule uygun görülmemiş ve feragat nedeniyle uyuşmazlığın ilgili kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varılması gerektiği belirtilmiştir. Bu sonuç, imar planı davaları için aynı biçimde uygulanacak genel bir kural olarak genişletilemez.
Danıştay Danıştay 15. Daire Başkanlığı, E. 2018/27, K. 2018/1972Kaynağı aç
İmar Planı Davalarında Danıştay'ın Farklı Yaklaşımları
İmar planlarının iptali istemiyle açılan davalarda feragatin kamu yararı gerekçesiyle reddedilip reddedilemeyeceği konusunda iki çizgi gelişmiştir. Birinci çizgide, feragat hakkında karar verilebilmesi için uyuşmazlığın kamu yararı mı yoksa bireysel yarar mı içerdiğinin belirlenmesi ve davanın niteliği ile mahiyetine göre davacıların davayla ilişkisinin incelenmesi gerekir. Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması ile imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında feragat isteminin kamu yararı ölçütü kullanılarak karara bağlanması gerektiği ifade edilmiştir. Belde veya semt sakini sıfatıyla açılmış nesnel nitelikteki bir iptal davasında, yerel mahkemece hukuka aykırılığı belirleyen bir karardan sonra feragat edilemeyeceği de bu çizgide yer alır. Danıştay 6. Dairesi, E. 2015/7570, K. 2018/2365 sayılı kararında, parsel bazında yapılan uygulama imar planı değişikliğinin iptali davasında temyiz aşamasındaki feragat istemini kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle yerinde görmemiş, uyuşmazlığın esasına geçerek iptal kararını onamıştır. Kararda, büyükşehir belediyesinin kendi taşınmazı olduğu gerekçesiyle 5216 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında uygulama imar planı değişikliği yapma yetkisinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Aynı yaklaşım doğrultusunda, davanın salt kişisel menfaat amacıyla açıldığı hallerde feragatin geçerli sayılması gerektiği kabul edilmektedir. Danıştay 13. Dairesi'nin E. 2020/3874, K. 2021/4490 sayılı kararında belirtildiği üzere, kamu yararının ağır bastığı davalarda davacı serbest tasarruf yetkisine bütünüyle sahip olmasa da, idari işlemlerin büyük kısmı genel nitelik taşıdığından salt bu gerekçeyle feragatin bütünüyle engellenmesi feragat hakkını fiilen yok edebilir; bu sebeple kamu yararı ile bireysel yarar dengesi her somut olayın niteliğine göre ayrı ayrı ele alınmalıdır. Bu çerçevede Danıştay 6. Dairesi, E. 2020/1447, K. 2024/561 sayılı kararında, organize sanayi bölgesi içinde mülkiyeti bulunan davacının açtığı imar planı iptal davasının genel kamu yararı amacıyla değil bireysel menfaatle açıldığı sonucuna ulaşarak, usulüne uygun feragat beyanının kabul edilmesi gerektiğine ve istinaf merciinin feragati reddederek işin esasını incelemesinde hukuka uyarlık bulunmadığına oyçokluğuyla karar vermiştir. Karşı oyda ise imar planlarının kamu yararını yakından ilgilendirdiği ve hukuka aykırılığı saptandıktan sonra feragatin işlemin hukuki varlığını sürdürmesine yol açacağı ileri sürülmüştür.
Yargı kararlarındaki ikinci yaklaşım ise kanunla tanınmış bir hakkın yorum yoluyla daraltılamayacağı ilkesine dayanmaktadır. Danıştay 6. Dairesi, E. 2018/8305, K. 2022/4358 sayılı kararında, iptal davalarının objektif dava türü olmasının feragat hakkını ortadan kaldırmayacağını, dava konusu işlemden etkilenen herkesin dava açma hakkı bulunduğunu ve başkalarının dava açmamış olması sebebiyle davacının kanuni hakkının yorum yoluyla elinden alınamayacağını vurgulamıştır. Bu karara göre, objektif nitelikli davalarda feragat hakkının tanınmaması mahkemelere kanunda öngörülmeyen adeta bir kamu savcılığı görevi yüklenmesi anlamına gelir. Dolayısıyla mahkemenin görevi, yalnızca feragat beyanının kanuni şekle uygunluğunu ve gerçek bir vazgeçme iradesi taşıyıp taşımadığını denetlemek ve ardından feragat nedeniyle uyuşmazlığın sonlandığına hükmetmektir.
Danıştay 6. Daire, E. 2018/8305, K. 2022/4358Kaynağı aç
Danıştay 8. Dairesi, E. 2011/9473, K. 2012/2389 sayılı kararında çoğunluk, kanunla tanınmış feragat hakkının ancak kanunla kısıtlanabileceğini ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda aksine hüküm olmaksızın bu hakkın yorum yoluyla kısıtlanamayacağını belirtmiştir. Somut olayda feragat dilekçesi ilk derece mahkemesinin kararından önce verilmiş; mahkeme, davanın genel kamu yararını ilgilendirdiği gerekçesiyle feragat istemini kabul etmeyerek işin esasını incelemiş ve dava konusu işlemi iptal etmiştir. Daire çoğunluğu, beyanın feragat niteliğinde ve kanuni şekilde yapılıp yapılmadığının saptanmasıyla yetinilmesi ve ardından feragat nedeniyle uyuşmazlığın sona erdiğine karar verilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Bu dava işyeri açma ruhsatına ilişkindir. Danıştay Savcısı düşüncesinde, imar planı gibi genel kamu yararı barındıran nesnel nitelikli genel düzenleyici işlemlere karşı açılan davalarda işlem iptal edildikten sonraki temyiz aşamasında feragat istemlerinin uygun görülmediği belirtilmiş; somut olay ise ruhsat niteliği nedeniyle bu örnekten ayrılmıştır. Azlık oyu, idare mahkemesi kararının dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğunu ve bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığını belirterek temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği yönündedir.
Sık Sorulan Sorular
İmar planı iptal davasında feragat her aşamada yapılabilir mi?
6100 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. İmar planı davalarında, özellikle hukuka aykırılık saptanıp iptal kararı verildikten sonraki aşamada feragatin sonucu aynı biçimde belirlenmemiştir.
Davadan feragat edilmesi halinde dava konusu imar planı yürürlükte kalır mı?
Bu soruya tek bir sonuç bağlanamaz. Bir açıklamada feragat, davacının iptal isteminden vazgeçmesi olarak görülür ve işlemin hukuksal sonuçlarının ortadan kalkmayacağı belirtilir. Karşı oyda da hukuka aykırılığı saptanan işlemin feragat halinde hukuki varlığını sürdürebileceği ileri sürülmüştür. Bu değerlendirmeler, imar planının her durumda yürürlükte kalacağı biçiminde bağlayıcı bir kurala dönüştürülemez.
Yürütmenin durdurulması kararından sonra feragat edilebilir mi?
2577 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun hükümlerinde yürütmenin durdurulmasından sonra feragati yasaklayan açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bir görüş açık hukuka aykırılık tespiti karşısında kamu yararı gereği feragatin engellenmesini savunurken, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarında bu aşamada yapılan feragatin dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir.
Temyiz aşamasında feragat edilirse Danıştay nasıl karar verir?
Danıştay'ın yerleşik uygulamasına göre temyiz incelemesi sırasında davadan feragat edildiğinde, 6100 sayılı Kanun'un 310. maddesinin üçüncü fıkrasındaki ek karar usulü uygulanmaz; temyize konu mahkeme kararı feragat sebebiyle bozularak feragat hakkında karar verilmek üzere dosya hükmü veren mahkemeye gönderilir.
Taşınmaz malikinin kendi parseli için açtığı davada feragat kabul edilir mi?
Davanın genel kamu yararı amacıyla değil parsel malikinin kendi mülkiyet ve menfaat bağına dayalı olarak açıldığı durumlarda, kamu yararı bu menfaatin önüne geçmediği için yasal şekle uygun feragat beyanı kabul edilmektedir.
Mahkeme kamu yararı gerekçesiyle feragati reddedip planı iptal edebilir mi?
Danıştay kararlarında iki farklı içtihat çizgisi mevcuttur. Bazı kararlarda belde sakini sıfatıyla açılan ve yerel mahkemece hukuka aykırılığı saptanan objektif davalarda kamu yararı gereği feragatin reddedilerek işin esasının incelenebileceği kabul edilirken; diğer kararlarda mahkemelerin kamu savcılığı görevi bulunmadığı ve kanunla tanınan feragat hakkının yorum yoluyla daraltılamayacağı belirtilmektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

