İmar Planı İptal Davasında Feragat ve Kamu Yararı

by Avukat Erdal Ersoy
İmar Planı İptal Davasında Feragat ve Kamu Yararı

İmar planlarının iptali istemiyle açılan idari davalarda davadan feragat, tek bir sonuca bağlanmamıştır. Feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. İptal davası, ilgililerin yararını korumanın yanında idarenin hukuka uygun davranmasını sağlamaya yönelik bir dava olarak ele alınır; bu niteliğin feragat üzerindeki sonucu ise kararlarda aynı biçimde belirlenmemiştir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 307Kaynağı aç
MADDE 307- (1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davayı kabul
Danıştay 6. Daire, E. 2015/7570, K. 2018/2365Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2015/7570 E.  ,  2018/2365 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2015/7570 Karar No : 2018/2365 Temyiz Eden (Davalı) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı Vekili : Av. … Karşı Taraf(Davacı) : … Vekili : Av. … İstemin Özeti : … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Davacının davadan feragat isteminin reddi ile yetkili idare tarafından tesis edilmeyen dava konusu işlemin iptali gerektiğinden, sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmayan temyize konu mahkeme kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: Dava, Denizli İli, Merkezefendi İlçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak 20.08.2014 tarihli, 484 sayılı Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla kabul edilen uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu uygulama imar planı değişikliğinin bilimsel, teknik ve nesnel gerekçelere dayanmadığı, kentsel teknik altyapı raporu hazırlanmadığı, üst ölçekli plan niteliğindeki nazım imar planı yoğunluk kararlarına aykırılık taşıdığı, imar adası bütünlüğünü göz önüne alınmadan parsel bazında yapılan değişikliğin nesnellik ve bütünlük-süreklilik ilkelerine aykırı olduğu, kentsel planlama alanı içinde olmasına rağmen mevzii plan niteliğinde çözümlenerek, ana plan kararlarını bozucu nitelik taşıdığı ve imar planı değişikliğini zorunlu ve gerekli kılan hususların bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, anılan karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından verilen ve davadan feragat istemini içeren dilekçenin 14.12.2017 tarihinde Denizli İdare Mahkemesinde kayda girdiği anlaşılmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesi ile göndermede bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesinde, feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinin 1. fıkrasında, feragat ve kabulün, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 311. maddesinde de feragat ve kabulün, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı kurala bağlanmıştır. İdari Yargıda iptal davası, kural olarak ilgililerin haklarını ve yararlarını korumanın yanında, yürütme ve idarenin hukuka uygun davranmasını gerçekleştirmeye yönelik davalardır. Bu özelliği ile iptal davalarının objektif ve soyut nitelikte bir dava türü olduğu teoride genel olarak ifade edilmekle birlikte,istisnai olarak, iptal davalarının subjektif ve somut nitelikte örneklerinin de olduğu uygulamada gözlenmektedir. Sadece davacının kişisel yararını ihlal eden somut, subjektif nitelikteki işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda hüküm verildikten sonra karar kesinleşmeden davanın herhangi bir aşamasında davacının davasından feragat etmesinin kabul edilmesi gerekir. Zira bu tür uyuşmazlıklarda kamu menfaati değil bireysel menfaatin ihlali söz konusudur ve bireysel yararın söz konusu olduğu hallerde ihlal edilen, kamunun hukuku olmayıp bireyin hukuku olduğundan kendi hukuku üzerinde mutlak tasarruf yetkisine sahip olan bireyin davasından feragatinde de herhangi bir kısıtlama düşünülemez. İptal davalarında, feragatın söz konusu olduğu uyuşmazlık konusu olaylarda, kamu yararı ve bireysel yarar ölçütünün belirlenmesinden sonra feragat hakkında karar vermek yerinde olacaktır. Her olayda, davanın niteliği ve mahiyetine göre davacıların davayla ilişkisini iyi irdelemek gerekir. Örneklemek gerekir ise; davacılar tarafından belde veya semt sakini sıfatıyla açılmış objektif nitelikteki bir iptal davasında kamu yararı ölçütü mutlak olduğundan, yerel mahkemece verilen ve hukuka aykırılığı belirleyen bir karardan sonra davacıların davasından feragat etmesi düşünülemez. Danıştay Altıncı Dairesince, inceleme konularına göre feragat konusu değerlendirilerek karar verilmektedir. Uyuşmazlık konularının içerik ve nitelendirilmelerine uygun olarak her davada davadan feragatın yukarıda belirlenen ölçütler esas alınmak suretiyle karara bağlanmasında hak ve hukuka uyarlık bulunduğu açıktır. Somut olayda, anılan taşınmaza yönelik olarak yapılan imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan ve objektif nitelik taşıyan bu dava sonucunda, idarenin hukuka aykırı işlem tesis ettiği saptanarak kamu yararının korunduğu, davada temyiz aşamasında feragat isteminde bulunulmasında kamu yararı bulunmadığı anlaşıldığından, feragat istemi yerinde görülmeyerek uyuşmazlığın esasına geçilerek davalı idarenin temyiz talebi incelendi: 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. Anılan Kanunun 8/b maddesinde; imar planının, nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana geldiği, mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğunun sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyece yapılacağı ve yaptırılacağı düzenlemesine yer verilmiştir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; çevre düzeni plânına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plâna uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar plânlarını, bu plânlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon plânlarını ve imar ıslah plânlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmak veya yaptırmak, büyükşehir belediyelerinin görev ve sorumlulukları arasında sayılmış, (c) bendinde; kanunlarla büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili her ölçekteki imar plânlarını, parselasyon plânlarını ve her türlü imar uygulamasını yapmak ve ruhsatlandırmak konusunda büyükşehir belediyelerine yetki verilmiştir. Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca, uygulama imar planlarını yapmaya ilçe belediyeleri yetkili olup 5216 sayılı Kanunda belirtilen yetkinin istisna kapsamında olduğundan, taşınmazın mülkiyetinin büyükşehir belediyesine ait olmasının anılan madde kapsamında değerlendirilerek büyükşehir belediyesince 1/1000 ölçekli imar planı yapılmasını mümkün kılmayacağı açıktır. Dosyanın incelenmesinden; mülkiyeti davalı idareye ait olan uyuşmazlığa konu taşınmazın imar planında toplu konut alanında kaldığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının talebi üzerine dava konusu imar planı değişikliği ile sadece anılan taşınmaza ilişkin emsalin ve yapılaşma imkanının arttırıldığı, aynı imar adasında ve yine toplu konut alanında kalan 5 parsel sayılı taşınmaz maliki davacı tarafından değişiklik ile bölgede yapılaşma yoğunluğunun artacağı, gerekli sosyal donatı alanlarının ayrılmadığı, öte yandan değişikliğin ada bazında değil parsel bazında yapılmasının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla dava açıldığı, davalı idare tarafından ise esasen uygulama imar planlarını hazırlama yetkisi ilçe belediyesine ait iken mülkiyeti kendilerine ait olan taşınmazda Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7. maddesi uyarınca işlemin tesis edildiği, davacı taşınmazına ilişkin olarak uygulama imar planı değişikliği yapma yetkilerinin olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, büyükşehir belediyesinin kendi taşınmazı olduğu gerekçesiyle 5216 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında uygulama imar planı değişikliği yapma yetkisi bulunmamaktadır. Bu durumda, yetkili idare tarafından tesis edilmeyen dava konusu işlemin iptali gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının davadan feragat isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile dava konusu işlemin iptali yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararın yukarıdaki gerekçeyle ONANMASINA, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 19/03/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X) : Dava, Denizli İli, Merkezefendi İlçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak … tarihli, … sayılı Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla yapılan uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu uygulama imar planı değişikliğinin bilimsel, teknik ve nesnel gerekçelere dayanmadığı, kentsel teknik altyapı raporu hazırlanmadığı, üst ölçekli ve alt ölçekli planlar arasındaki uyum açısından üst ölçekli plan niteliğindeki nazım imar planı yoğunluk kararlarına aykırılık taşıdığı, imar adası bütünlüğünü gözönüne almadan parsel bazında yapılan değişiklik ile nesnellik ve bütünlük-süreklilik ilkelerine aykırılık taşıdığı, kentsel planlama alanı içinde olmasına rağmen mevzii plan niteliğinde çözümlenerek, ana plan kararlarını bozucu nitelik taşıdığı ve konuları bakımından imar plan tadilatını zorunlu ve gerekli kılan hususların bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, anılan karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesi ile göndermede bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesinde, feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinin 1. fıkrasında, feragat ve kabulün, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 311. maddesinde de feragat ve kabulün, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı kurala bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından verilen ve … İdare Mahkemesi kayıtlarına 14.12.2017 tarihinde giren dilekçeyle davadan feragat edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, davacı tarafından yasal şekle uygun olarak davadan feragat edilmesi karşısında feragat başvurusu nedeniyle dava hakkında İdare Mahkemesince yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararın feragat nedeniyle bozulması gerektiği oyuyla, feragat isteminin reddi ile uyuşmazlığın esası incelenerek verilen Dairemiz kararına katılmıyorum.
Danıştay 13. Daire, E. 2020/3874, K. 2021/4490Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2020/3874 E.  ,  2021/4490 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2020/3874 Karar No : 2021/4490 DAVACILAR : 1- … 2- … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … 2- …İdaresi Başkanlığı VEKİLİ : Av. … MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : …Turizm Yatırım A.Ş. VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun …tarih ve …sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alınan, mülkiyeti Hazine'ye ait Muğla ili, Bodrum ilçesi, …, … nolu parseldeki taşınmazın 12/07/2012 tarihinde yapılan satış ihalesinin iptali yolundaki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 08/12/2016 tarih ve E:2016/4388, K:2016/3337 sayılı kararı ile ilgili olarak bir işlem yapılmamasına ve taşınmazların geri alınmasına yönelik olarak herhangi bir işlem tesis edilmemesine ilişkin …tarih ve …sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Feragat nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …DÜŞÜNCESİ : Dava, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun …tarih ve …sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alınan, mülkiyeti Hazine'ye ait Muğla ili, Bodrum ilçesi, …, …nolu parseldeki taşınmazın 12/07/2012 tarihinde yapılan satış ihalesinin iptali yolundaki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 08/12/2016 tarih ve E:2016/4388, K:2016/3337 sayılı kararı ile ilgili olarak bir işlem yapılmamasına ve taşınmazların geri alınmasına yönelik olarak herhangi bir işlem tesis edilmemesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı'nın …tarih ve …sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde, "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır."; 138. maddesinin 4. fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükümleri yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinde, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." kuralına yer verilmiştir. Bu bağlamda, yargı kararlarının uygulanması zorunluluğu Anayasa'nın 2. maddesinde kabul edilmiş olan "hukuk devleti" ilkesinin gereğidir. Uyuşmazlıkta; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 08/12/2016 tarih ve E:2016/4388, K:2016/3337 sayılı kararıyla, mülkiyeti Hazine'ye ait, Muğla ili, Bodrum ilçesi, …, …no.lu parseldeki taşınmazın özelleştirilmesini teminen 12/07/2012 tarihinde yapılan satış ihalesinin iptaline kesin olarak karar verilmiş olduğu, iptal kararı sonrasında " satış ihalesinin iptali yolundaki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 08/12/2016 tarih ve E:2016/4388, K:2016/3337 sayılı kararı ile ilgili olarak bir işlem yapılmamasına ve taşınmazların geri alınmasına yönelik olarak herhangi bir işlem tesis edilmemesine " ilişkin olarak tesis edilen Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun …tarih ve …sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada da Danıştay Onüçüncü Dairesinin 07/11/2019 tarih ve E:2018/319, K:2019/3519 sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verilmiş olduğu; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 11/06/2020 tarih ve E:2020/415,K:2020/874 sayılı kararıyla, işlemin iptali yönündeki kararın onanmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; satış ihalesinin iptaline kesin olarak karar verilmiş olması; …tarih ve …sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararının iptali yönündeki kararın da kesinleşmiş olması nedeniyle, yargı kararının uygulanmaması sonucunu doğuracak nitelik taşıyan dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ: Davacılar tarafından, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun …tarih ve …sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alınan mülkiyeti Hazine'ye ait, Muğla ili, Bodrum ilçesi, …, …no.lu parseldeki taşınmazın özelleştirilmesini teminen 12/07/2012 tarihinde yapılan satış ihalesinin iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 27/05/2016 tarih ve E:2012/2572, K:2016/2018 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş; davacılar tarafından bu kararın temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 08/12/2016 tarih ve E:2016/4388, K:2016/3337 sayılı kararıyla anılan kararın bozulmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bunun üzerine, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun …tarih ve …sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alınan, mülkiyeti Hazine'ye ait Muğla ili, Bodrum ilçesi, …, … no.lu parseldeki taşınmazın 12/07/2012 tarihinde yapılan satış ihalesinin iptali yolundaki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 08/12/2016 tarih ve E:2016/4388, K:2016/3337 sayılı kararı ile ilgili olarak bir işlem yapılmamasına ve taşınmazların geri alınmasına yönelik olarak herhangi bir işlem tesis edilmemesine ilişkin Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun …tarih ve …sayılı kararı alınmıştır. Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun …tarih ve …sayılı kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan davada, Dairemizin 15/05/2018 tarih ve E:2018/319 sayılı kararıyla söz konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Anılan yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar üzerine yapılan değerlendirme neticesinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen 08/12/2016 tarih ve E:2016/4388, K:2016/3337 sayılı iptal kararı ile ilgili olarak bir işlem yapılmamasına ve taşınmazların geri alınmasına yönelik olarak herhangi bir işlem tesis edilmemesine ilişkin dava konusu …tarih ve …sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı alınmıştır. Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun …tarih ve …sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 11/06/2020 tarih ve E:2020/415, K:2020/874 sayılı kararıyla, Dairemizce verilen söz konusu işlemin iptali yolundaki 07/11/2019 tarih ve E:2018/319, K:2019/3519 sayılı kararın onanmasına kesin olarak karar verilmiştir. Bakılan davada, Dairemizin 23/03/2021 tarih ve E:2020/3874 sayılı kararıyla, yargı kararının uygulanmaması sonucunu doğuracak nitelikte işlem tesis edildiği anlaşıldığından dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Davacılar vekili tarafından verilen ve 22/10/2021 tarihinde Bodrum Hukuk Mahkemeleri Ön Büro, 25/10/2021 tarihinde ise Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren dilekçe ile davadan feragat edildiği bildirilmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde, feragat, davacıların talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. maddesinde, feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı; 310. maddesinde, feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği; 311. maddesinde, feragatin kesin hüküm gibi hukukî sonuç doğuracağı; 312. maddesinde ise, feragat beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği kurala bağlanmıştır. İdari dava türlerinden olan iptal davaları, idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının tespit edilmesine, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine imkân sağlama işlevlerine sahiptir. Bu bağlamda, idarî yargıda iptal davaları açısından feragatin farklı bir değerlendirmeye tâbi tutulması gerektiği, özellikle kamu menfaatini ilgilendiren davalarda, iptal davaları sonucunda verilecek hükmün genele etkili olması dolayısıyla, davadan feragatin hüküm ve sonuçları itibarıyla yalnızca davacının değil, kamunun menfaati üzerinde etkisi olacağı açıktır. Öte yandan, kişisel hak ve menfaatlerin korunması ve bireysel nitelikte bir yarar sağlama amacıyla da iptal davası yoluna başvurulmaktadır. Genel olarak iptal davası objektif ve soyut nitelikte bir dava türü olmakla birlikte, iptal davalarının subjektif ve somut nitelikte örneklerinin olduğu da gözlenmektedir. Bu bağlamda, iptal davalarında davadan feragat taleplerine ilişkin olarak, uyuşmazlığın konusuna göre özel bir değerlendirme yapılması ve bu hususun her somut olay için ayrı ele alınması gerekmektedir. Bu noktada yapılması gereken, feragat hakkındaki kararın, uyuşmazlık konusu olayda kamu yararı ve bireysel yarar ölçütünün belirlenmesinden sonra verilmesidir. Zira, bireysel yararın söz konusu olduğu durumlarda, ihlâl edilen kamunun hukuku değil, bireyin hukukudur. Kendi hukuku üzerinde mutlak tasarruf yetkisi olan bireyin, davasından feragat hakkına herhangi bir kısıtlama getirilemez. Kamu yararının ağır bastığı davalarda ise, davacı salt kendi yararını ilgilendiren davalardaki kadar serbest değildir. (CANDAN Turgut, Açıklamalı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 2017, Ankara, s. 802). Hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi, açmış olduğu bir davayı sonuna kadar takip etmeye de zorlanamaz. Bu ilkenin doğal sonucu olarak, davacılar dilerse, açmış oldukları bir davayı, davadan feragat etmek suretiyle sona erdirebilir. Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralı kapsamında, bu ilke bir hak olarak Anayasa'da da yer almaktadır. O hâlde, bir kimsenin açmış olduğu davadan vazgeçebilmesi, Anayasal ve yasal haklarının bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. (KURU Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: IV, 2001, İstanbul, s. 3544). Bu bağlamda, muhakeme hukukuna hâkim olan temel ilkelerden tasarruf ilkesinin bir sonucu olarak ortaya çıkan davadan feragat hakkının, iptal davaları bakımından da mutlak bir biçimde kısıtlanması mümkün değildir. Yapılan değerlendirmeler çerçevesinde, bir idarî işlemin hukuka aykırılığının bir yargı kararıyla tespit edilmesinden sonraki bir aşamada, iptal davalarında davadan feragatin hüküm ve sonuç doğurmayacağının kabulü için; dava konusu işlemin salt kişisel yararı değil, kamu yararını ilgilendirmesi ve aynı zamanda davanın kişisel yarar amacıyla açılmamış olması, başka bir anlatımla, kamu menfaati gözetilerek, vatandaşlık, tüketicilik, vergi mükellefliği, hemşehrilik, ikâmet, belli bir gruba mensup olma gibi gerekçelerle dava konusu işlem ile menfaat bağı kurulmuş olması gerekmektedir. Aksi hâlde, idari işlemlerin birçoğu kamuyu ilgilendiren objektif bir nitelik taşıdığından, bu işlem ile salt özel bir menfaat bağı kurarak iptal davası açmış olanların, davalarından feragat yönündeki iradeleri sonuç doğurmayacaktır. Dosyanın incelenmesinden, davacılar vekili Av. …tarafından Bodrum Hukuk Mahkemeleri Ön Büro aracılığıyla dosyaya sunulan 22/10/2021 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiğinin bildirildiği; uyuşmazlığa ilişkin maddi olaylar ve hukukî süreç incelendiğinde, dava konusu işlemin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 08/12/2016 tarih ve E:2016/4388, K:2016/3337 sayılı kararı ile ilgili olarak bir işlem yapılmamasına ve taşınmazların geri alınmasına yönelik olarak herhangi bir işlem tesis edilmemesine ilişkin olduğu, anılan yargı kararının davacılar tarafından Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun …tarih ve …sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alınan mülkiyeti Hazine'ye ait, Muğla ili, Bodrum ilçesi, …, …no.lu parseldeki taşınmazın özelleştirilmesini teminen 12/07/2012 tarihinde yapılan satış ihalesinin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairemizin 27/05/2016 tarih ve E:2012/2572, K:2016/2018 sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine verildiği, Dairemizin E:2012/2572 sayılı dosyasına kayıtlı davanın "anılan taşınmaz için …. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tapu iptali ve tescil davası açıldığı, taşınmazın Maliye Hazinesi adına kayıtlı olması hâlinde üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi adına ihtiyati tedbir kararı alındığı, ihtiyati tedbir kararına rağmen ihalenin gerçekleştirilmesinin hukuka aykırı olduğu" yönündeki iddialara yer verilmek suretiyle açıldığı, bu bağlamda, davacıların başından itibaren ihale ve yargı kararının uygulanmasına süreçlerine ilişkin dava konusu edilen işlemlerle kurmuş oldukları menfaat ilgisini mülkiyet hakkı temelinde bireysel nitelikteki bir yarara dayandırdıkları anlaşılmaktadır. Bu itibarla, söz konusu dilekçe uyarınca davacıların feragat talebi hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA; 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen …-TL yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine, 3. …-TL müdahil yargılama giderlerinin davacılardan alınarak davalılar yanında müdahile verilmesine, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince yatırılan maktu karar harcının üçte ikisine tekabül eden …-TL karar harcının mahsubu sonucu kalan …-TL harcın istemi hâlinde davacılara iadesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara ve müdahile iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 13/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İdari Yargıda Feragatin Yasal Dayanağı ve Usul Koşulları

İdari yargılama usulünde feragat müessesesi müstakil bir maddeyle ayrıntılı biçimde düzenlenmemiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde feragat ve kabul durumlarında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Bu yollama çerçevesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili hükümleri idari yargıda uygulama alanı bulur.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 31Kaynağı aç
Madde 31 – 1. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 5/4/1990-3622/11 md.; Değişik:10/6/1994-4001/14 md.) Ancak, davanın ihbarı (…)[23] Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/22 md.) Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.[24][25][26] 2. Bu Kanun ve yukarıdaki fıkra uyarınca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa atıfta bulunulan haller saklı kalmak üzere, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri uygulanır. İKİNCİ BÖLÜM İdari Davalarda Yetki ve Bağlantı ile Görevsizlik ve Yetkisizlik Hallerinde Yapılacak İşlemler İdari davalarda genel yetki:
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2020/277, K. 2020/2776Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/277 E.  ,  2020/2776 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2020/277 Karar No : 2020/2776 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI): … Belediye Başkanlığı – … VEKİLİ : Av. … 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL): … Vakfı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Konutları Site Yönetimi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ankara ili, Etimesgut ilçesi, … Mahallesi … sayılı (Mahkeme kararında sehven … ada … sayılı parsel yazılmıştır) parselde, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile Etimesgut Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararıyla yapılan parselasyon planının ve 29/05/2012 tarihli yapı ruhsatının iptali istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında değişiklik yapılması talebinin Etimesgut Belediye Meclisince görüşülüp karar bağlanması gerekirken, istemin İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce reddedilmesinde, parselasyon planının iptali isteminin ise Etimesgut Belediye Encümenince karara bağlanması gerekirken yine İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce reddedilmesinde yetki yönünden hukuka aykırlık bulunduğu, yapı ruhsatı yönünden ise; dayanağı imar planıyla ilgili yetkili mercilerce verilecek karara göre ayrıca bir karar alınması gerektiğinden, usulüne uygun karar alınmaksızın yapı rusatının iptali talebinin reddine ilişkin işlemde de hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 02/04/2019 tarih ve E:2014/3074, K:2019/1998 sayılı kararıyla; Yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç bulunduğu, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdirinin yargı mercilerine bırakıldığı, iptal davası açılabilmesi için kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması gerektiği, İmar planı değişikliği taleplerinde, ilgililerin ancak, kendi mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlara ilişkin kullanım kararlarının değiştirilmesini talep edebileceği, Davacının, kendi binalarına giriş çıkışlarda trafik güvenliğinde tehlike yarattığı iddiası ile mülkiyeti kendisine ait olmayan dava konusu taşınmazda bulunan akaryakıt istasyonuna ilişkin kullanım kararının değiştirilmesi talebi yönünden, kişisel, meşru ve güncel bir menfaati bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının ehliyetli görülüp işin esası hakkında verilen ilk kararda ısrar edilmiştir TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ve davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile İdare Mahkemesi ısrar kararının feragat nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Yukarıda, davanın konusu kısmında yer verilen işlemin iptali istemi ile huzurdaki dava açılmış, İdare Mahkemesince verilen dava konusu işlemin iptali yönündeki karar temyiz aşamasında Danıştay Altıncı Dairesince usulden (ehliyet) bozulmuş, ancak, İdare Mahkemesince davacının ehliyetli görülüp işin esası hakkında verilen ilk kararda ısrar edilmiştir. İdare Mahkemesince, davacı ehliyetli görülerek verilen ısrar kararının davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunda temyiz incelemesi aşamasında olan dosyaya davacı vekili tarafından sunulan ve 22/05/2020 tarihinde … İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçe ile davadan feragat edilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile yollamada bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Davadan feragat" başlıklı 307. maddesinde; feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, "Feragat ve kabulün şekli" başlıklı 309. maddesinin 1. fıkrasında; feragat ve kabulün, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun'un "Feragat ve kabulün zamanı" başlıklı 310. maddesinde ise; "(1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir. (3) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca, idari yargılamada feragat konusunda 6100 sayılı Kanun hükümleri uygulama alanı bulmaktadır. Bu kapsamda Danıştayın yerleşik uygulaması, temyiz aşamasında davadan feragat edilmesi durumunda, temyize konu kararın feragat sebebiyle bozularak, feragat dikkate alınmak suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi yönündedir. Bununla birlikte, kanun koyucu tarafından 7251 sayılı "Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" ile 6100 sayılı Kanun'da bir kısım değişiklik yapılmış, bu kapsamda Kanun'un; Beşinci Kısmının İkinci Bölümünün başlığı “Hükmün Tashihi, Tavzihi ve Tamamlanması” şeklinde değiştirilmiş, “Hükmün tamamlanması” başlıklı 305/A maddesi ihdas edilmiş ve hükmün tamamlanması müessesesine paralel olarak "Feragat ve kabulün zamanı" başlıklı 310. maddeye yukarıda metinlerine yer verilen 2. ve 3. fıkralar eklenmiştir. Anılan değişiklilere göre, dava dosyasının temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra davadan feragat edilmesi halinde, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderecektir. İdari rejimin ve idari yargının varlık sebebi, kamu gücüne ve idarenin tek yanlı iradesine dayanan işlem ve eylemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların bünyelerindeki özellik, bunlara uygulanacak kuralların aynı zamanda hem hukuki ve hem de teknik bir mahiyet arz etmesidir. İdari uyuşmazlıkların bu niteliği, İdari Yargılama Usulünde uygulanacak temel ilkeleri, Hukuk Yargılaması Usulünden farklılaştırmaktadır. İdari yargılamanın bu kendine özgü niteliği yanında, kamu gücüne ve idarenin tek yanlı iradesine dayanan işlem ve eylemlerin hukuki denetiminin yapılması, hukuk devleti ilkesinin tesisi bakımından da özel bir önem arz ettiğinden, bu faklılaşma kuvvetlenmektedir. Bu durumun en belirgin sonucu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri asıl olarak taraflarca hazırlama ilkesine göre düzenlenmiş olmasına karşın, idari yargıda resen araştırma ilkesinin uygulanmasının kabul görmesidir. Bu temel farklılıkların tezahürü ise en çok 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'a atıf yapılan konularda gündeme gelmekte, yerleşik Danıştay içtihatları ile "davanın ihbarı ve davaya katılma", "ehliyet" "feragat ve kabul" gibi konularda idari yargılamanın kendine özgü niteliği dikkate alınarak karar verilmektedir. 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinde belirli konularda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmış ise de, idari davaların nitelikleri de dikkate alındığında, ek karar müessesesinin görülmekte olan uyuşmazlık kapsamında uygulama imkânı bulunmamaktadır. Bu bağlamda, bakılan uyuşmazlıkta, davacının davadan feragat etmesi üzerine ne şekilde hareket edileceği, yukarıda yer verilen ilke ve tespitler çerçevesinde değerlendirilmelidir. 6100 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerin idari yargılamada uygulanabilirliğini tespit ve tayin bakımından yeni düzenlemelerde yer alan "ek karar müessesesi" üzerinde durulması önem arz etmektedir. Zira anılan hükümlere göre, feragatin temyiz aşamasında gündeme gelmesinden sonra temyiz mercii gönderme kararı vererek dosyayı mahkemesine gönderecek ve mahkeme tarafından feragat hakkında bir ek karar verilecektir. Oysa idari yargılama usulünde ek karar müessesesi düzenlenmemiştir. Bunun doğal sonucu olarak, feragat hakkında verilecek ek kararın hangi usul ile alınacağı, kanun yollarına tabi olup olmayacağı, tabi olacaksa bunun süresi gibi pek çok konuda, ek karar müessesesi ile 2577 sayılı Kanun'un çelişmesi sonucu çeşitli sorunlar gündeme gelebilecektir. Medeni Usul Hukuku açısından da geçerli olan bu sorunlar adli yargıda 6100 sayılı Kanun düzenlemeleri çerçevesinde hükmün tamamlanması kurumu için öngörülen usul uygulanarak çözülebilecektir. Ancak gerek 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinde gerekse feragate ilişkin düzenlemelerde hükmün tamamlanması müessesesine atıf yapılmadığından idari yargı mercilerinin 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesinde yer alan hükmün tamamlanması müessesesini ve bu düzenlemenin uygulanma usulünü gösteren 306. maddesini uygulama imkanı bulunmamaktadır. Zira, idari yargılamada hakimin adli esaslardan ilham alabileceği genel olarak kabul edilebilir ise de, Danıştayın 05/02/1954 tarih ve E:1952/154 K:1954/33 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, HUMK’un idari yargıda uygulanabilecek olan hükümlerinin “hasren tayin ve tahdit edilmiş” bulunduğu görüşünden hareketle HUMK'un yollama yapılmayan hükümlerinin idari yargıda uygulanamayacağı yolunda içtihada varılmış ve bu anlayış 2577 sayılı Kanun döneminde de Danıştay içtihatları üzerindeki etkisini sürdürmüştür. Nitekim benzer bir yaklaşımla, Anayasa Mahkemesinin 12/06/2008 tarih ve E:2004/103, K:2008/121 sayılı kararında da, 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinde sayılan hususların sınırlı olarak belirlendiği vurgulanmıştır. Yine, 6100 sayılı Kanun'un 310. maddesine eklenen 3. fıkraya ilişkin gerekçede; "Düzenlemeyle, mevcut hükümden kaynaklanan ve feragat veya kabulün hükmün verilmesinden sonra gerçekleşmesi halinde yapılan farklı uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır." denilerek, hükmün getiriliş amacının Özel Hukuk yargılamasında mevcut olan farklı uygulamalara ilişkin sorunları çözmek olduğu açıkça ifade edilmiştir. İdari Yargılama Hukuku bakımından ise böyle bir sorun söz konusu değildir. Bu itibarla, İdari Yargılama Hukukunda ek karar müessesesinin yer almaması ve bu kurumun adli yargıda mevcut olan bir kısım sorunu ortadan kaldırmak amacıyla düzenlenmiş olduğu dikkate alındığında, 6100 sayılı Kanun'un 310. maddesinin 3. fıkrasının, İdari Yargılama Hukukunda uygulanma imkanının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu durumda, davacı tarafından, temyiz aşamasında verilen dilekçe ile davadan feragat edildiği anlaşıldığından, taraflar arasında uyuşmazlığı sona erdiren bu beyan dikkate alınarak, feragat nedeniyle Mahkemece yeniden bir karar verilmesini teminen temyize konu kararın bozulması gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idare ile davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Dava konusu işlemlerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin … İdare Mahkemesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3. Feragat nedeniyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/11/2020 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Uyuşmazlık, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılan feragatin 6100 sayılı Kanun'un "Feragat ve kabulün zamanı" başlıklı 310. maddesine eklenen 2. ve 3. fıkralar uyarınca ne şekilde değerlendirilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinde belirtilen hususlarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin (dolayısıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun) uygulanacağı emredici olarak düzenleme altına alınmıştır. Kanun'un bu açık hükmü karşısında yorum yolu ile hüküm daraltılarak belirtilen atfın uygulanmaması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca kanun koyucunun bu açık iradesi karşısında idari yargılamada ek karar müessesesinin bulunmadığı söylenemez. Zira söz konusu değişiklikler ile ek karar müessesesi idari yargılama hukukuna girmiş bulunmaktadır. Öte yandan, 6100 sayılı Kanun'un 310. maddesinde yapılan değişikliklerin yasama gerekçesi incelendiğinde; "Maddeye eklenen ikinci fıkrada feragat veya kabulün, ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince hükmün verilmesinden, bir başka ifadeyle anılan mahkemelerin dosyadan el çekmelerinden sonra yapılması hali düzenlenmektedir. Bu durumda hüküm aleyhine taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, hükmü veren ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek bir karar verileceği ve dosyanın kanun yolu incelemesi için ilgili merciye gönderilmeyeceği hüküm altına alınmaktadır. Maddeye eklenen üçüncü fıkrada ise feragat veya kabulün dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılması halinde Yargıtay’ın temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye göndermesi gerektiği hüküm altına alınmaktadır. Düzenlemeyle, mevcut hükümden kaynaklanan ve feragat veya kabulün hükmün verilmesinden sonra gerçekleşmesi halinde yapılan farklı uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Yargıtay’ın, davaya son veren taraf işlemleri olan feragat ve kabulün kanun yolu süresi içinde yapılması halinde, hükmü veren mahkemenin davadan el çekmiş olması sebebiyle dava hakkında bir karar veremeyeceği, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesi gerektiği şeklindeki içtihadı ile feragat veya kabulün dosya Yargıtay’da iken yapılması halinde kararın bozularak gerekli kararın verilmesi için dosyanın hükmü veren mahkemeye gönderilmesi yönündeki içtihadından kaynaklanan usul ekonomisine aykırılığın da önüne geçilmesi hedeflenmektedir." denilerek değişikliğin temel gerekçesinin usul ekonomisi ilkesi olduğu belirtilmiştir. Gerçekten de, uygulamada mahkemece karar verilmesinden sonra davadan feragat edilmesi halinde mahkemece dosyadan el çekilmiş olduğundan, dosya kanun yolu incelemesini yapacak merciie gönderilmekte, ilgili mercii tarafından feragat nedeniyle bozma kararı verilmekte ve dosya yeniden mahkemeye gönderilerek feragat beyanı dikkate alınarak yeniden karara bağlanmaktadır. Bu durum ciddi ölçüde zaman kaybına ve yargılamanın gereksiz şekilde uzamasına, ayrıca yargılama giderlerinin artmasına sebebiyet vermekte ve usul ekonomisi ilkesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Söz konusu değişiklikler kapsamında özellikle 6100 sayılı Kanun'un 310. maddesine ikinci fıkra olarak eklenen hüküm ile yargılama merciine dosyadan el çekmiş olmasına rağmen bir ek karar ile feragat konusunu karara bağlama imkanı tanınması yukarıda belirtilen usul ekonomisine aykırılığı bertaraf edecek bir çözüm yoludur. Bu itibarla, gerek 2577 sayılı Kanun'un yargılama yapan makamları bağlayan açık hükmü gerekse hükmün getiriliş amacı dikkate alındığında temyizen incelenen dosyanın feragat konusunda ek karar verilmek üzere Mahkemesine gönderilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Uyuşmazlık, iptal davalarının objektif niteliği dikkate alındığında, bu davalarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun feragate ilişkin hükümlerinin nasıl yorumlanması gerektiği noktasında toplanmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile göndermede bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinde feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 311. maddesinde ise, feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı belirtilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesi, idari davalarda feragat istemleri üzerine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağını hükme bağlamaktadır. Ancak anılan yollama hükmünün, idari davaların nitelikleri dikkate alınarak ve idari dava türleriyle bağdaştığı ölçüde uygulanabileceği açıktır. İdari dava türlerinden olan iptal davaları; menfaati ihlal eden, somut, subjektif nitelikteki idari işlemlere veya düzenleyici idari işlemlere karşı açılabilmektedir. Bireysel menfaat ihlaline dayanan iptal davalarında davacının herhangi bir kısıtlama olmaksızın davasından feragat edebileceğinde duraksama bulunmamaktadır. Bununla birlikte, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında feragat isteminin kamu yararı ölçütü kullanılarak karara bağlanması gerekmektedir. Somut olayda, dava konusu işlemin niteliği ve davacının hukuka aykırılık iddiaları ile Mahkemece dava konusu işlem hakkında iptal kararı verildiği dikkate alındığında, kamu yararını yakından ilgilendiren bu işleme yönelik davadan feragat edilmesinin kabul edilemeyeceği oyuyla, karara katılmıyoruz.
Danıştay 8. Daire, E. 2011/9473, K. 2012/2389Kaynağı aç
8. Daire         2011/9473 E.  ,  2012/2389 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2011/9473 Karar No : 2012/2389 Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- Vekili : 2- Davalı İdare Yanında Davaya Katılan: Vekili : Vekili : Karşı Taraf : İstemin Özeti : …. mevkiinde bulunan alanda müdahil şirket tarafından işletilen doğaltaş mermer ocağı ve kırma-eleme tesisi için düzenlenen 2. sınıf gayrisıhhi müessese işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali istemiyle açılan davada; davacıların 23.08.2011 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettikleri anlaşılmışsa da ruhsat verilen alana yakın yerlerde oturan semt sakinleri tarafından kamu yararını sağlamak amacıyla açılan davadan feragatın hukuka uygun görülmediği nedeniyle reddedilerek işin esasını inceleyip, uyuşmazlığın çözümü için Mahkemelerince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelenmesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerden, iş yeri açma ve çalışma ruhsatının verildiği yerin 3573 sayılı Yasanın 20. maddesinde belirtilen zeytin sahalarına en az 3 kilometre mesafede bulunma şartını taşımadığı ve anılan faaliyetin yürütülmesi halinde meydana gelecek olan tozlanmadan dolayı ekonomik verim çağındaki zeytin ağaçlarının gelişmesine mani olacak derecede olumsuz etkiler yaratacağı, ayrıca çevredeki insanlar, tarım alanları, doğal görünüm ve doğal kaynaklar üzerinde de telafisi mümkün olmayan olumsuz etkiler doğuracağı anlaşıldığından, müdahil şirkete verilen işyeri açma ve çalışma ruhsatında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden … İdare Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca feragate rağmen işin esasının incelendiği ileri sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir. Savunmanın Özeti : Taraflarca savunma yapılmamıştır. Danıştay Tetkik Hakimi … Düşüncesi : İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı … Düşüncesi : … Sanayi Ticaret ve Turizm Ltd Şti'ne verilen doğaltaş mermer ocağı ve kırma eleme tesisi için Muğla Valiliğince verilen ruhsatın iptali istemiyle açılan davada; davaya konu işlemi iptal eden Muğla Birinci İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda feragat hakkında özel bir düzenleme yapılmamış, 31 inci maddesinde bu konuda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Feragat isteminde bulunulduğu tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 91 inci maddesinde, feragat iki taraftan birinin talep sonucundan vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 93 üncü maddesinde feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 95 inci maddesinde de, feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını hasıl edeceği hükmü yer almıştır. Dosyanın incelenmesinden; temyiz konusu 30.09.2011 tarihli kararın verilmesinden önce 23.08.2011 tarihinde kayda giren, feragate yetkili davacılar vekilinin dilekçesi ile davadan feragat edildiği bildirilmesine karşın; davanın genel kamu yararını ilgilendiren konuya ilişkin bulunduğu gerekçesiyle feragat istemi kabul edilmeyerek temyize konu iptal hükmünün kurulduğu anlaşılmaktadır. Yerleşik Danıştay kararlarında, imar planı gibi genel kamu yararını barındıran objektif nitelikli genel düzenleyici işlemlere karşı açılan davalarda, Mahkemece hukuka aykırılık tespit edilip dava konusu işlem iptal edildikten sonra temyiz aşamasında feragat istemleri uygun görülmemektedir. Uyuşmazlık konusu olayda ise; çevresel etkileri ileri sürülmekle birlikte, iptali istenilen ruhsat; niteliği itibarıyla genel düzenleyici işlem ögeleri taşımadığı gibi, feragat dilekçesinin ilk derece mahkemesi kararından önce verilmesi karşısında feragat istemi değerlendirilmeksizin hüküm kurulmasında isabet görülmemektedir. Nitekim, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 310'uncu maddesinde, feragat ve kabulün hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Belirtilen nedenle, feragat isteminin incelenebilmesi için temyiz konusu Mahkeme kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince,davalı İdare yanında davaya katılmak isteyen Muslular Sanayi Ticaret ve Turizm Limited Şirketinin katılma istemi kabul edilerek,dava dosyası tekemmül ettiğinden,katılma istemi kabul edilen anılan şirketin ve … İl Özel İdaresinin yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek, işin gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile göndermede bulunulan ve davacının davadan feragat ettiği tarih ile temyize konu kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 91.maddesinde, feragat,iki taraftan birinin talep sonucundan vazgeçmesi olarak tanımlanmış,93.maddesinde de feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı,95.maddesinde de feragatın kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı Yasa ile feragat konusu düzenlenmeyip, feragate ilişkin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda yer alan hükümlerin uygulanacağının belirlenmiş olması nedeniyle uyuşmazlıkta, bu yasal düzenleme uyarınca karar verilmesi gerekmektedir. Buna göre davanın asıl sahibi olan davacının dava sonuçlanıncaya kadar talep sonucundan tamamen veya kısmen vazgeçmesi yasa ile tanınmış bir hak olup, bu hakkın kullanımı tek taraflı irade beyanı ile yapılıp tamamlandığına, ayrıca davalının kabulüne de gerek bulunmadığına göre, feragat beyanından sonra davaya bakmakta olan mahkemece bu beyanın sadece gerçekten feragat anlamında olduğu ve kanunen belirlenen şekilde yapılıp yapılmadığının saptanmasıyla yetinilmesi ve bu saptamadan sonra feragat nedeniyle uyuşmazlığın sona erdiğine ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Zira yasa ile tanınmış olan feragat hakkının, yine ancak yasa ile kısıtlanmasının mümkün olması nedeniyle, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda veya İdari Yargılama Usulü Kanununda aksine bir hüküm olmaksızın yorum yoluyla bu hakkın kısıtlanması mümkün değildir. Bu durumda, Mahkemece davacının feragat istemi gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, … İdare Mahkemesi kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, kullanılmayan yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davalı idare ve Muslular Sanayi Ticaret ve Turizm Şirketine iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 15.05.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi. Azlık Oyu (X) : İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır. İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki karara katılmıyorum.

6100 sayılı Kanun'un 307. maddesine göre feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Aynı Kanun'un 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragatin hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir. Kısmi feragatte vazgeçilen kısmın açıkça gösterilmesi ve beyanın kayıtsız ve şartsız olması gerekir.

6100 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Aynı Kanun'un 311. maddesi feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağını, 312. maddesi ise feragat eden tarafın aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceğini düzenlemektedir. Bu kurallar idari davalarda da usulün genel çatısını oluşturur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 310Kaynağı aç
MADDE 310- (1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir. (3) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir. Feragat ve kabulün sonuçları

İdari Yargılamanın Özellikleri ve Kanun Yolunda Feragat Usulü

Hukuk Muhakemeleri Kanunu esas olarak taraflarca hazırlama ilkesine göre düzenlenmiştir. İdari yargıda ise resen araştırma ilkesi uygulanır. Bu farklılık, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin idari yargıya uyarlanmasında belirleyici rol oynar.

6100 sayılı Kanun'un 310. maddesinin ikinci fıkrası, feragat veya kabul hüküm verildikten sonra yapılmışsa, kanun yoluna başvurulmuş olsa bile dosyanın kanun yolu incelemesine gönderilmeyeceğini ve ilk derece mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verileceğini düzenler. Üçüncü fıkra, feragat veya kabul dosya temyiz incelemesine gönderildikten sonra yapılmışsa Yargıtay'ın temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı ek karar için hükmü veren mahkemeye göndereceğini düzenler. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bu üçüncü fıkranın idari yargılama hukukunda uygulanma imkânı bulunmadığı sonucuna varmıştır. Kurulun aynı kararında, temyiz aşamasında feragat edilmesi halinde temyize konu kararın feragat sebebiyle bozularak dosyanın, feragat dikkate alınmak üzere mahkemesine gönderilmesi uygulaması esas alınmıştır.

İptal Davasının Nesnel Niteliği ve Hukuki Sonuçları

İptal davaları, ilgililerin haklarını ve yararlarını korumanın yanında yürütme ve idarenin hukuka uygun davranmasını gerçekleştirmeye yönelik davalardır. Bu özelliğiyle iptal davalarının nesnel ve soyut nitelikte olduğu, bunun yanında öznel ve somut örneklerinin de bulunduğu kabul edilir. İptal davası, idari işlemin hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ve idarenin hukuka bağlılığının ortaya konulmasına imkân sağlayan bir işlev de görür. Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrası, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğunu; 138. maddesinin dördüncü fıkrası ise yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu, bu kararları değiştiremeyeceğini ve yerine getirilmesini geciktiremeyeceğini düzenler.

Feragatin dava konusu işlemin hukuki sonuçlarını her durumda ortadan kaldırdığı veya işlemin her durumda varlığını sürdürdüğü biçiminde tek bir sonuç kurulamaz. Bir açıklamada, iptal davasından feragat davacının iptal isteminden vazgeçmesi olarak görülür ve işlemin hukuksal sonuçlarının ortadan kalkmayacağı belirtilir. Karşı oyda ise hukuka aykırılığı saptandıktan sonra feragat edilmesi halinde işlemin hukuki varlığını sürdürebileceği ileri sürülmüştür. Bu iki değerlendirme aynı bağlayıcı kural haline getirilemez.

Danıştay 6. Daire, E. 2020/1447, K. 2024/561Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/1447 E.  ,  2024/561 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/1447 Karar No : 2024/561 TEMYİZ EDENLER : I-(DAVALILAR)1- … Organize Sanayi Bölge Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Bakanlığı II-(DAVACI)S.S … Yapı Kooperatifi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF :I-(DAVACI)S.S … Yapı Kooperatifi II-(DAVALILAR)1- … Organize Sanayi Bölge Başkanlığı 2-… Bakanlığı-ANKARA 3-… Valiliği-… VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesine (OSB) ait 1/5000 ve 1/1000 ölçekli revizyon nazım ve uygulama imar planlarının 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 4. maddesi uyarınca Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca (Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca) onaylanmasına ilişkin 05.07.2017 tarihli işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesine ait 1/5000 ve 1/1000 ölçekli revizyon imar planının; mevcut imar planında park alanı olan … adanın güneyindeki 6827 m2 büyüklüğündeki alanın, 6166 m2 büyüklüğündeki kısmının, hizmet destek alanı (HDA) geri kalan kısmının ise kuzeydoğusunda yer alan 7 metre genişliğindeki taşıt yolu ile birleşerek 13.50 metre genişliğinde taşıt yoluna alınması, "elektrik dağıtım merkezi" olarak düzenlenen 1121 m2 büyüklüğündeki … ada … sayılı parselin tamamı ile "spor alanı" olan 25320 m2 büyüklüğündeki … ada … sayılı parselin 24199 m2 büyüklüğündeki kısmının birleştirilerek 25320 m2 büyüklüğünde hizmet destek alanı olarak, … ada … sayılı parselin 1121 m2 büyüklüğündeki batısında yer alan kısmının 5 metre genişliğinde yaya yolu olarak düzenlenmesi, “idari ve resmi kurum alanı” olan 5060 m2 büyüklüğündeki … ada … sayılı parselin 3009 m2 büyüklüğündeki kısmının hizmet destek alanı (HDA) olarak ayrılmasına yönelik kararlarda; bölgeye ve kente ekstra inşaat alanı, betonlaşma, yeşil alan kaybı yaratacağı, bulunduğu bölgenin dokusunu bozacağı, yeşil ve kamusal açık alan varlığını azaltacağı, yapı yoğunluğunu artıracağı, şehircilik ilke ve esaslarına aykırı bir yapılaşma getireceğinden anılan kısımlar yönünden şehircilik ilkelerine, plan yapım teknik ve usullerine, imar mevzuatına ve kamu yararına uygunluk bulunmadığı, diğer yönlerden ise imar mevzuatına , şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu imar planlarının, mevcut imar planında park alanı olan … adanın güneyindeki 6827 m2 büyüklüğündeki alanın 6166 m2 büyüklüğündeki kısmının hizmet destek alanı geri kalan kısmının ise kuzeydoğusunda yer alan 7 metre genişliğindeki taşıt yolu ile birleşerek 13.50 metre genişliğinde taşıt yoluna alınması, elektrik dağıtım merkezi olarak düzenlenen 1121 m2 büyüklüğündeki … ada … sayılı parselin tamamı ile spor alanı olan 25320 m2 büyüklüğündeki … ada … sayılı parselin 24199 m2 büyüklüğündeki kısmının birleştirilerek 25320 m2 büyüklüğünde hizmet destek alanı olarak, … ada … sayılı parselin 1121 m2 büyüklüğündeki batısında yer alan kısmının 5 metre genişliğinde yaya yolu olarak düzenlenmesi, idari ve resmi kurum alanı olan 5060 m2 büyüklüğündeki … ada … sayılı parselin 3009 m2 büyüklüğündeki kısmının hizmet destek alanı (HDA) olarak ayrılmasına ilişkin plan kararları yönünden iptaline, diğer kısımlarına yönelik davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Davacı ile davalılardan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığı tarafından idare mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine davacının istinaf aşamasında davadan feragat talebinin reddine karar verilerek İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından,idari dava dairesinin hem davadan feragat istemlerini reddettiği hem de istinaf başvurularını reddettiği, bu sebeple usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalılar Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından, Usul ve yasaya uygun olmayan idari dava dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : Objektif nitelikteki davada, dava konusu planların hukuka aykırılığının yargı yerince saptanmış olduğu, bu aşamadan sonra davacı tarafından davadan feragat edilmesi durumunda dahi söz konusu işlemin hukuki varlığını sürdüreceği dikkate alındığında davacının feragat istemi yerinde görülmediğinden, işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığınca 14/01/2013 tarihinde hazırlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı revizyonu ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonunun iptali istemiyle … İdare Mahkemesinin E:… esasına kayden açılan davada; Yenimahalle Belediyesi tarafından yapılan plan ile İvedik Organize Sanayi Bölgesince yapılan planda mükerrerlik bulunduğu, taşınmazların her iki planda da düzenlemeye tabi tutulduğu, çakışma bulunduğu ve söz konusu sorun çözülmeden planların uygulanabilirliğinin bulunmadığı gerekçeleri ile iptal kararı verildiği, temyiz aşamasında davadan feragat dilekçesi verildiği, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararına uyularak feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve taraflarca temyiz edilmemek suretiyle de kararın kesinleştiği, bunun üzerine Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesine ait 1/5000 ölçekli revziyon nazım ve 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planları teklifinin, Yönetim Kurulu Başkanlığınca uygun görülerek Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onayına sunulduğu, Bakanlıkça 05/05/2017 tarihinde onaylandığı, anılan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli revizyon nazım ve uygulama imar planlarının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinde, idari davalarda feragat istemleri üzerine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesinde; "(1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.", 309. maddesinde; "(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.", 310. maddesinde; "(1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir. (3) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.", 311. maddesinde; "(1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.", 312. maddesinde; (1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir." hükümlerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacı vekili tarafından, istinaf aşamasında verilen ve 04.11.2019 tarihinde kayda giren dilekçeyle, davadan feragat edildiği belirtilmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi idari dava dairesince objektif nitelik taşıyan davada, davalı idarelerin hukuka aykırı işlem tesis ettiği saptanarak kamu yararının korunduğu, istinaf aşamasında, davacı vekilinin taraflar arasında anlaşma sağlandığı belirtilerek yapmış olduğu feragat isteminde kamu yararı bulunmadığından, davacının davadan feragat isteminin reddine karar verilerek işin esası hakkında karar verilmiştir. İdari yargıda iptal davası, kural olarak ilgililerin haklarını ve çıkarlarını korumanın yanında, yürütme ve idarenin hukuka uygun davranmasını gerçekleştirmeye yöneliktir. Bu özelliği ile iptal davalarının objektif ve soyut nitelikte bir dava türü olduğu teoride genel olarak ifade edilmekle birlikte, istisnai olarak, iptal davalarının subjektif ve somut nitelikte örneklerinin de olduğu uygulamada gözlenmektedir. Buna göre uyuşmazlık konularının içerik ve nitelendirilmelerine uygun olarak her bir davada davadan feragatın, yukarıda belirlenen ölçütler esas alınmak suretiyle değerlendirilip karara bağlanması gerekir. Uyuşmazlıkta organize sanayi bölgesi kurulması ve faaliyette bulunulması amacıyla yapılan dava konusu planların özel statülü bir bölge olan Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesini kapsıdığı, anılan planlara karşı söz konusu organize sanayi bölgesi içerisinde taşınmazı olan davacı tarafından açılan davanın kamu yararı amacıyla açılmadığı sonucuna ulaşıldığından davacı tarafından yasal şekle uygun olarak davadan feragat edilmesi karşısında feragat başvurusu hakkında idari dava dairesince yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının ve davalılardan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığının temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen dava konusu işlemlerin iptaline kısmen davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/02/2024 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY(X) : İdari dava türlerinden olan iptal davaları; bireysel hakkı ihlal eden, somut, subjektif nitelikteki idari işlemlere veya ortada herhangi bir hak ihlali olmaksızın bireyin menfaat ilgisinin kurulabildiği çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren idare işlemlere karşı açılabilmektedir. Bireysel hakkın ihlaline dayanmayan, kamu yararını yakından ilgilendiren konularda açılan iptal davaları, objektif ve soyut nitelikte olup; bütünüyle kamu yararını amaçlamaktadır. Dolayısıyla iptal davalarında feragat isteminin de kamu yararı ölçütü kullanılarak karara bağlanması gerekmektedir. Bireysel hakların ihlaline dayanan iptal davalarında davacının herhangi bir kısıtlama olmaksızın davasından feragat edebileceğinde duraksama bulunmamaktadır. İdari Yargıda iptal davası, kural olarak ilgililerin hak ve menfaatini korumanın yanında, yürütme ve idarenin hukuka uygun davranmasını gerçekleştirmeye yönelik olup, bu davalardan beklenen amaç hukuk devleti ilkesinin sağlanmasıdır. Toplumu ilgilendiren idari işlemlere karşı açılan iptal davaları kamusal nitelik taşıdığından, bu tür davalar açıldıktan sonra davacıların kişisel davalarda olduğu gibi davadan feragatinin kabul edilmemesi gerekmektedir. Olayda Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesine ait 1/5000 ve 1/1000 ölçekli revizyon nazım ve uygulama imar planlarının, kamu yararı gözetilmediği, park alanlarının hizmet destek alanına dönüştürülerek rant elde edilmeye çalışıldığı, bölgede tek olarak bulunan spor alanının kaldırıldığı, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek açılan davada, mevcut imar planında park alanı olan … adanın güneyindeki 6827 m2 büyüklüğündeki alanın 6166 m2 büyüklüğündeki kısmının hizmet destek alanı (HDA) geri kalan kısmının ise kuzeydoğusunda yer alan 7 metre genişliğindeki taşıt yolu ile birleşerek 13.50 metre genişliğinde taşıt yoluna alınması, "elektrik dağıtım merkezi" olarak düzenlenen 1121 m2 büyüklüğündeki … ada 1 sayılı parselin tamamı ile "spor alanı" olan 25320 m2 büyüklüğündeki … ada … sayılıparselin 24199 m2 büyüklüğündeki kısmının birleştirilerek 25320 m2 büyüklüğünde hizmet destek alanı olarak, … ada … sayılı parselin 1121 m2 büyüklüğündeki batısında yer alan kısmının 5 metre genişliğinde yaya yolu olarak düzenlenmesi, “idari ve resmi kurum alanı” olan 5060 m2 büyüklüğündeki … ada … sayılı parselin 3009 m2 büyüklüğündeki kısmının hizmet destek alanı (HDA) olarak ayrılmasına yönelik kararlarda; bölgeye ve kente ekstra inşaat alanı, betonlaşma, yeşil alan kaybı yaratacağı, bulunduğu bölgenin dokusunu bozacağı, yeşil ve kamusal açık alan varlığını azaltacağı, yapı yoğunluğunu artıracağı, şehircilik ilke ve esaslarına aykırı bir yapılaşma getireceğinden anılan kısımlar yönünden şehircilik ilkelerine, plan yapım teknik ve usullerine, imar mevzuatına ve kamu yararına uygunluk bulunmadığı yargı yerince saptanmış olduğundan buna göre bu aşamadan sonra davacı tarafından davadan feragat edilmesi durumunda söz konusu işlemin hukuki varlığını sürdüreceği dikkate alındığında davacının feragat istemi yerinde görülmediğinden, temyiz istemlerinin esası incelenerek bir karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.

Yürütmenin Durdurulması Kararı Sonrasında Feragat

2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari yargıda dava açılması, dava konusu işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Ancak maddenin ikinci fıkrasına göre, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

Yürütmenin durdurulması kararından sonra feragatin mümkün olup olmadığı konusunda farklı yaklaşımlar vardır. Bir görüş, yürütmenin durdurulması kararından sonra feragatin mümkün olmadığı yönündedir. Başka bir görüş, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda feragati sınırlayan bir düzenleme bulunmadığından, yürütmenin durdurulması kararına rağmen feragatin mümkün olduğu yönündedir. Bir düzenleyici işleme ilişkin davada, yürütmenin durdurulması kararından sonra feragat beyanının dikkate alınmaması usule uygun görülmemiş ve feragat nedeniyle uyuşmazlığın ilgili kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varılması gerektiği belirtilmiştir. Bu sonuç, imar planı davaları için aynı biçimde uygulanacak genel bir kural olarak genişletilemez.

Danıştay Danıştay 15. Daire Başkanlığı, E. 2018/27, K. 2018/1972Kaynağı aç
Danıştay 15. Daire Başkanlığı         2018/27 E.  ,  2018/1972 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ON BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2018/27 Karar No : 2018/1972 Davacı : Vekili : Davalılar : 1- Vekilleri : 2- Davanın Özeti 31.5.2002 tarih ve 24771 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliği'nin, 10.8.2006 tarih ve 26255 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3 üncü maddesiyle değiştirilen 699 uncu maddesinin ve 4 üncü maddesiyle değiştirilen 700 üncü maddesinin; gümrük müşavirliği derneğine üye olma zorunluluğunun Anayasa'ya ve Dernekler Kanunu'na aykırı olduğu, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda gümrük müşavirlerinin coğrafi faaliyet alanlarının Türkiye Cumhuriyeti toprakları olarak belirlenmesine karşın, Yönetmelikteki değişiklik ile gümrük müşavirlerinin coğrafi faaliyet alanının, bağlı olduğu derneğin coğrafi alanı olarak değiştirilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğu iddialarıyla iptali istenilmektedir. Savunmaların Özeti : 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 10. maddesinde, gümrük mevzuatının öngördüğü uygulamaların hangi hallerde ve hangi koşullar altında basitleştirileceğine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceğinin belirtildiği; anılan Yasa ile Gümrük Müsteşarlığı'na gümrük mevzuatının doğru olarak uygulanması için gerekli gördüğü bütün önlemleri alma yetkisinin verildiği; gümrük müşavirlerinin iş takip etmelerine kısıtlama getirilmediği, ancak, süreklilik arz eden ve bir takım karışıklık ve sıkıntıya sebebiyet veren geçici iş takibi ile ilgili olarak uygulamada beraberliğin sağlanması ve haksız rekabetin önlenmesinin amaçlandığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. Düşüncesi İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak, anılan kararda belirtilen gerekçeyle dava konusu Yönetmeliğin 700. maddesinin 7. ve 8. fıkralarının iptali istemi hakkında, davacı bu hükümler ile ilgili isteminden feragat etmiş olduğundan, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı : Düşüncesi : Dava, 31.5.2002 tarihli ve 24771 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinin, 10.8.2006 tarihli ve 26255 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3.maddesiyle değiştirilen 699. maddesinin ve 4. maddesiyle değiştirilen 700. maddesinin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Danıştay 10. Dairesinin 28.11.2008 günlü ve E:2006/5390, K:2008/8506 sayılı kararıyla Gümrük Yönetmeliğinin 700. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının iptaline karar verildiğinden, belirtilen bu fıkraların iptali istemi hakkında yeniden bir karar verilmesine gerek bulunmamaktadır. Öte yandan, davacı vekili, 26.7.2007 tarihinde kayda geçen dilekçede Gümrük Yönetmeliğinin 699. maddesi ve 700. maddesinin 3. ve 4. fıkraları dışındaki bütün hükümleri ile ilgili taleplerinden feragat ettiğini, derdest davada Gümrük Yönetmeliğinin 700. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının iptali talepleri doğrultusunda esas hakkında karar verilmesini talep ettiğini belirttiğinden,söz konusu iki fıkra dışındaki istem bakımından feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle dava konusu yönetmelik hükümleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesince; İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/06/2013 tarih ve E:2009/1939, K:2013/2262 sayılı kısmen bozma kararı üzerine gereği görüşüldü: Dava; 31/5/2002 günlü, 24771 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliği'nin, 10/8/2006 günlü, 26255 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle değiştirilen 699. maddesinin ve 4. maddesiyle değiştirilen 700. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Onuncu Dairesinin 30/03/2009 tarih ve E:2006/6171, K:2009/2444 sayılı kararında; "düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davalarında, Danıştay dava dairesince düzenleyici işleme yönelik olarak yürütmenin durdurulması kararı verildikten sonra, davacıya davadan feragat etme hakkının tanınmasının, yapılmış olan yargısal denetimin geçersiz sayılmasını, dolayısıyla davacı iradesinin yargı kararı üzerine çıkması sonucunu doğuracağı, bunun kamu yararıyla ve idarenin yargısal denetimi yoluyla hukukun üstünlüğünü sağlama amacıyla bağdaşmayacağı" yolundaki gerekçe ile, davacının yürütmenin durdurulması isteminin kabulünden sonra verilen dilekçe ile, Gümrük Yönetmeliğinin 699. maddesi ve 700. maddesinin 3. ve 4. fıkraları dışındaki bütün hükümleri ile ilgili taleplerinden feragat ettiği yolundaki istemi kabul edilmeyerek işin esasına geçilmiş ve 31/5/2002 günlü, 24771 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliği'nin, 10/8/2006 tarih ve 26255 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen 700. maddesinin 3., 4., 7. ve 8. fıkralarının iptaline, Yönetmeliğin dava konusu edilen diğer kısımları yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Anılan kararın redde ilişkin kısmı temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, iptale ilişkin kısmı ise davalı idareler tarafından temyiz edilmiştir. Davalı idarelerin temyiz istemi üzerine İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/06/2013 tarih ve E:2009/1939, K:2013/2262 sayılı kararı ile, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın, dava konusu Yönetmeliğin 700. maddesinin 3., 4. fıkralarının iptaline ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun bulunarak onanmış, dava konusu Yönetmeliğin 700. maddesinin 7. ve 8. fıkralarının iptaline ilişkin kısmı ise -aynen-; "2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinde feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 311. maddesinde ise, feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı belirtilmiştir. 2577 sayılı Yasanın 31. maddesi, idari davalarda feragat istemleri üzerine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağını hükme bağlamaktadır. Ancak anılan yollama hükmünün, idari davaların nitelikleri dikkate alınarak ve idari dava türleriyle bağdaştığı ölçüde uygulanabileceği açıktır. İdari dava türlerinden olan iptal davaları; menfaati ihlal eden, somut, subjektif nitelikteki idari işlemlere veya düzenleyici idari işlemlere karşı açılabilmektedir. Bireysel menfaat ihlaline dayanan iptal davalarında davacının herhangi bir kısıtlama olmaksızın davasından feragat edebileceğinde duraksama bulunmamaktadır. Bununla birlikte, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında feragat isteminin kamu yararı ölçütü kullanılarak karara bağlanması gerekmektedir. Dava konusu Yönetmeliğin 700. maddesinin 7. ve 8. fıkralarında ise gümrük müşavirleri derneğine ve derneğe üyeliğe ilişkin düzenleme yapılmış olup, anılan düzenlemelerin kamu yararını yakından ilgilendirdiği, bu nedenle davacının davasından feragat edemeyeceği ileri sürülemez. Dava konusu düzenlemenin ve uygulama işleminin iptali istemiyle dava açan davacının, açtığı bu davadan feragat edebileceğinin de kabulü gerekmektedir. Bu durumda, davacının, açık bir irade ile beyanda bulunarak dava konusu Yönetmeliğin 700. maddesinin 3. ve 4. fıkraları dışındaki bütün hükümleri ile ilgili taleplerinden feragat etmiş olması karşısında, taraflar arasındaki uyuşmazlığı bu maddeler yönünden sona erdiren beyanın dikkate alınarak feragat nedeniyle dava konusu 700. maddesinin 7. ve 8. fıkralarının iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, Dairece, davacının feragat beyanının kabul edilmeyerek, uyuşmazlığın esastan görüşülüp neticelendirilmesinde usul ve hukuka uyarlık görülmemiştir." gerekçesi ile bozulmuştur. Kararın onanan kısmına yönelik davalı idarelerden Başbakanlığın karar düzeltme istemi reddedilmiştir. Bu itibarla, davanın redde ilişkin kısmı temyiz edilmeksizin, dava konusu Yönetmeliğin 700. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının iptaline ilişkin kısmı ise kanun yollarından geçerek kesinleşmiş, anılan kararın dava konusu Yönetmeliğin 700. maddesinin 7. ve 8. fıkralarının iptaline ilişkin kısmı ise bozulmuştur. Dolayısıyla bozulan bu kısma yönelik yeniden hüküm kurulması gerekmektedir. Buna göre, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak, anılan kararda belirtilen gerekçeyle dava konusu Yönetmeliğin 700. maddesinin 7. ve 8. fıkralarının iptali istemi hakkında, davacı bu hükümler ile ilgili isteminden feragat etmiş olduğundan, karar verilmesine yer bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; dava konusu Yönetmeliğin 700. maddesinin 7. ve 8. fıkralarının iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı idareler tarafından temyiz aşamasında yapılan …- TL yargılama giderinin, haklılık oranı dikkate alınarak …-TL'sinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, ..-TL'sinin davalı idareler üzerinde bırakılmasına, bu aşamada kullanılmayan posta giderinin istemi halinde davalı idarelere iadesine, karar düzeltme aşamasında davalı tarafından yapılan …TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bu aşamada kullanılmayan posta giderinin istemi halinde Başbakanlığa iadesine, kararın tebliği için kullanılacak …-TL posta giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, ilk kararın verildiği 30/03/2009 tarihinde 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yürürlükte olmadığından davalı idareler lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyerek bu kararın tebliğini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İmar Planı Davalarında Danıştay'ın Farklı Yaklaşımları

İmar planlarının iptali istemiyle açılan davalarda feragatin kamu yararı gerekçesiyle reddedilip reddedilemeyeceği konusunda iki çizgi gelişmiştir. Birinci çizgide, feragat hakkında karar verilebilmesi için uyuşmazlığın kamu yararı mı yoksa bireysel yarar mı içerdiğinin belirlenmesi ve davanın niteliği ile mahiyetine göre davacıların davayla ilişkisinin incelenmesi gerekir. Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması ile imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında feragat isteminin kamu yararı ölçütü kullanılarak karara bağlanması gerektiği ifade edilmiştir. Belde veya semt sakini sıfatıyla açılmış nesnel nitelikteki bir iptal davasında, yerel mahkemece hukuka aykırılığı belirleyen bir karardan sonra feragat edilemeyeceği de bu çizgide yer alır. Danıştay 6. Dairesi, E. 2015/7570, K. 2018/2365 sayılı kararında, parsel bazında yapılan uygulama imar planı değişikliğinin iptali davasında temyiz aşamasındaki feragat istemini kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle yerinde görmemiş, uyuşmazlığın esasına geçerek iptal kararını onamıştır. Kararda, büyükşehir belediyesinin kendi taşınmazı olduğu gerekçesiyle 5216 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında uygulama imar planı değişikliği yapma yetkisinin bulunmadığı belirtilmiştir.

Aynı yaklaşım doğrultusunda, davanın salt kişisel menfaat amacıyla açıldığı hallerde feragatin geçerli sayılması gerektiği kabul edilmektedir. Danıştay 13. Dairesi'nin E. 2020/3874, K. 2021/4490 sayılı kararında belirtildiği üzere, kamu yararının ağır bastığı davalarda davacı serbest tasarruf yetkisine bütünüyle sahip olmasa da, idari işlemlerin büyük kısmı genel nitelik taşıdığından salt bu gerekçeyle feragatin bütünüyle engellenmesi feragat hakkını fiilen yok edebilir; bu sebeple kamu yararı ile bireysel yarar dengesi her somut olayın niteliğine göre ayrı ayrı ele alınmalıdır. Bu çerçevede Danıştay 6. Dairesi, E. 2020/1447, K. 2024/561 sayılı kararında, organize sanayi bölgesi içinde mülkiyeti bulunan davacının açtığı imar planı iptal davasının genel kamu yararı amacıyla değil bireysel menfaatle açıldığı sonucuna ulaşarak, usulüne uygun feragat beyanının kabul edilmesi gerektiğine ve istinaf merciinin feragati reddederek işin esasını incelemesinde hukuka uyarlık bulunmadığına oyçokluğuyla karar vermiştir. Karşı oyda ise imar planlarının kamu yararını yakından ilgilendirdiği ve hukuka aykırılığı saptandıktan sonra feragatin işlemin hukuki varlığını sürdürmesine yol açacağı ileri sürülmüştür.

Yargı kararlarındaki ikinci yaklaşım ise kanunla tanınmış bir hakkın yorum yoluyla daraltılamayacağı ilkesine dayanmaktadır. Danıştay 6. Dairesi, E. 2018/8305, K. 2022/4358 sayılı kararında, iptal davalarının objektif dava türü olmasının feragat hakkını ortadan kaldırmayacağını, dava konusu işlemden etkilenen herkesin dava açma hakkı bulunduğunu ve başkalarının dava açmamış olması sebebiyle davacının kanuni hakkının yorum yoluyla elinden alınamayacağını vurgulamıştır. Bu karara göre, objektif nitelikli davalarda feragat hakkının tanınmaması mahkemelere kanunda öngörülmeyen adeta bir kamu savcılığı görevi yüklenmesi anlamına gelir. Dolayısıyla mahkemenin görevi, yalnızca feragat beyanının kanuni şekle uygunluğunu ve gerçek bir vazgeçme iradesi taşıyıp taşımadığını denetlemek ve ardından feragat nedeniyle uyuşmazlığın sonlandığına hükmetmektir.

Danıştay 6. Daire, E. 2018/8305, K. 2022/4358Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2018/8305 E.  ,  2022/4358 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2018/8305 Karar No : 2022/4358 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Otom. San. Tic. Ltd. Şti. İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Konya İli, Selçuklu İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda Konya Büyükşehir Meclisi'nin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli ugulama imar planı tadilatının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava dosyasındaki mevcut bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı tadilatı ile belediye hizmet alanı işlevine ayrılan dava konusu taşınmazda hangi kullanımların olacağının belirtilmemesi ve söz konusu alanın içeriğinin doldurulmaması nedeniyle dava konusu işlemin plan yapım yöntem ve tekniklerine uygun olmadığı sonucuna varılarak iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Davacının feragat beyanıyla ilgili olarak, davaya konu işlemin imar planı işlemi olduğu, imar planına karşı açılan davaların objektif dava niteliğinin bulunduğu ve mahkemece yürütmeyi durdurma veya iptal kararı ile hukuka aykırılığı ortaya konulduktan sonra kamusal vasfı ağır basan imar planına yönelik iptal davalarında feragat isteminin kamu yararı ölçütü kullanılarak değerlendirilmesi gerektiği, Mahkemece iptal kararı verildikten sonra yapılan feragat isteminin yerinde görülmediği belirtilerek dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, yasal şekle uygun olarak yapılan feragat isteminin kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğu öne sürülerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından, yasal şekle uygun olarak yapılan feragat isteminin kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğu öne sürülerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı tarafından, Konya İli, Selçuklu İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda Konya Büyükşehir Meclisi'nin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli ugulama imar planı tadilatının iptali istenimiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, idari davalarda feragat istemleri üzerine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde; "(1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.", 309. maddesinde; "(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.", 310. maddesinde; "(1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir. (3) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.", 311. maddesinde; "(1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.", 312. maddesinde; (1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir." hükümlerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmasından sonra davacının 14/06/2017 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçesinde davadan feragat beyanında bulunulduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, iptal davalarının objektif niteliği dikkate alındığında, bu davalarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun feragate ilişkin hükümlerinin nasıl yorumlanması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Hak arama hürriyeti, dava açma hakkı nasıl evrensel temel hak ve hürriyetlerdense, bu hakkın kullanılması, kullanılmaması veya önce kullanıp sonra vazgeçilmesi de kişinin doğal temel haklarındandır. İptal davaları da tam yargı davaları gibi kişinin üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği nitelikteki haklarındandır. Buna göre, bu hakkın kullanımı tek taraflı irade beyanı ile yapılıp tamamlandığına, ayrıca mahkemenin veya davalının kabulüne de gerek bulunmadığına göre, feragat beyanından sonra davaya bakmakta olan mahkemece bu beyanın sadece gerçekten feragat anlamında olduğu ve kanunen belirlenen şekilde yapılıp yapılmadığının saptanmasıyla yetinilmesi ve bu saptamadan sonra feragat nedeniyle uyuşmazlığın sona erdiğine ilişkin hüküm kurulması zorunludur. Nitekim, yukarıda metinlerine yer verilen hükümlerde, feragat ve kabulün karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı, hiçbir yoruma ihtiyaç bırakmayacak açıklıkta ifade edilmiştir. Öte yandan, iptal davalarının objektif dava türü olması, bir kişinin açtığı iptal davasından feragat etme hakkını ortadan kaldıran bir özellik değildir. Çünkü o işlemden etkilenen herkesin dava açabilmesi mümkün olup, başkalarının açmadığı davalar nedeniyle dava açan kişinin doğal ve yasal bir hakkının yorum yoluyla hukuken elinden alınma olanağı bulunmamaktadır. Aksi halde objektif nitelikteki iptal davası açıldıktan sonra feragat hakkının tanınmaması, mahkemelere adeta kamu savcılığı görevi verilmesi sonucunu doğurur. Oysaki Anayasa'da ve yasalarımızda mahkemelere böyle bir görev verilmemiştir. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/02/2020 tarihli, E:2019/3471, K:2020/404 sayılı ve 27/02/2020 tarihli, E:2019/2396, K:2020/526 sayılı kararları da bu yöndedir. Bu durumda, davadan feragatin idari yargıda görülen bütün davalarda uygulanabilmesinin mümkün olması, bu hakkın yorum yoluyla kısıtlanma olanağının bulunmaması, davacının yasal şekle ve esasa uygun olarak davasından feragat etmiş olması karşısında, davacının davadan feragat isteminin reddi ile istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/04/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 8. Dairesi, E. 2011/9473, K. 2012/2389 sayılı kararında çoğunluk, kanunla tanınmış feragat hakkının ancak kanunla kısıtlanabileceğini ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda aksine hüküm olmaksızın bu hakkın yorum yoluyla kısıtlanamayacağını belirtmiştir. Somut olayda feragat dilekçesi ilk derece mahkemesinin kararından önce verilmiş; mahkeme, davanın genel kamu yararını ilgilendirdiği gerekçesiyle feragat istemini kabul etmeyerek işin esasını incelemiş ve dava konusu işlemi iptal etmiştir. Daire çoğunluğu, beyanın feragat niteliğinde ve kanuni şekilde yapılıp yapılmadığının saptanmasıyla yetinilmesi ve ardından feragat nedeniyle uyuşmazlığın sona erdiğine karar verilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Bu dava işyeri açma ruhsatına ilişkindir. Danıştay Savcısı düşüncesinde, imar planı gibi genel kamu yararı barındıran nesnel nitelikli genel düzenleyici işlemlere karşı açılan davalarda işlem iptal edildikten sonraki temyiz aşamasında feragat istemlerinin uygun görülmediği belirtilmiş; somut olay ise ruhsat niteliği nedeniyle bu örnekten ayrılmıştır. Azlık oyu, idare mahkemesi kararının dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğunu ve bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığını belirterek temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği yönündedir.

Sık Sorulan Sorular

İmar planı iptal davasında feragat her aşamada yapılabilir mi?

6100 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. İmar planı davalarında, özellikle hukuka aykırılık saptanıp iptal kararı verildikten sonraki aşamada feragatin sonucu aynı biçimde belirlenmemiştir.

Davadan feragat edilmesi halinde dava konusu imar planı yürürlükte kalır mı?

Bu soruya tek bir sonuç bağlanamaz. Bir açıklamada feragat, davacının iptal isteminden vazgeçmesi olarak görülür ve işlemin hukuksal sonuçlarının ortadan kalkmayacağı belirtilir. Karşı oyda da hukuka aykırılığı saptanan işlemin feragat halinde hukuki varlığını sürdürebileceği ileri sürülmüştür. Bu değerlendirmeler, imar planının her durumda yürürlükte kalacağı biçiminde bağlayıcı bir kurala dönüştürülemez.

Yürütmenin durdurulması kararından sonra feragat edilebilir mi?

2577 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun hükümlerinde yürütmenin durdurulmasından sonra feragati yasaklayan açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bir görüş açık hukuka aykırılık tespiti karşısında kamu yararı gereği feragatin engellenmesini savunurken, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarında bu aşamada yapılan feragatin dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir.

Temyiz aşamasında feragat edilirse Danıştay nasıl karar verir?

Danıştay'ın yerleşik uygulamasına göre temyiz incelemesi sırasında davadan feragat edildiğinde, 6100 sayılı Kanun'un 310. maddesinin üçüncü fıkrasındaki ek karar usulü uygulanmaz; temyize konu mahkeme kararı feragat sebebiyle bozularak feragat hakkında karar verilmek üzere dosya hükmü veren mahkemeye gönderilir.

Taşınmaz malikinin kendi parseli için açtığı davada feragat kabul edilir mi?

Davanın genel kamu yararı amacıyla değil parsel malikinin kendi mülkiyet ve menfaat bağına dayalı olarak açıldığı durumlarda, kamu yararı bu menfaatin önüne geçmediği için yasal şekle uygun feragat beyanı kabul edilmektedir.

Mahkeme kamu yararı gerekçesiyle feragati reddedip planı iptal edebilir mi?

Danıştay kararlarında iki farklı içtihat çizgisi mevcuttur. Bazı kararlarda belde sakini sıfatıyla açılan ve yerel mahkemece hukuka aykırılığı saptanan objektif davalarda kamu yararı gereği feragatin reddedilerek işin esasının incelenebileceği kabul edilirken; diğer kararlarda mahkemelerin kamu savcılığı görevi bulunmadığı ve kanunla tanınan feragat hakkının yorum yoluyla daraltılamayacağı belirtilmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu