Munzam zarar davası, borçlunun para borcunu zamanında ödemeyerek temerrüde düşmesi neticesinde, alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan aşkın zararını talep ettiği hukuki yoldur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, borçlu temerrüde düştüğünde alacaklı temerrüt faizini aşan bir zarara uğramışsa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu tazminat türü, temerrüde düşen borçlunun düşük faiz oranları üzerinden avantaj sağlamasını önlemeyi ve alacaklının gecikme sebebiyle uğradığı ekonomik kaybı dengelemeyi amaçlar.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 122Kaynağı aç
Munzam Zararın Hukuki Niteliği ve Kapsamı
Munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukuki bir sonucudur. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3534 Esas ve 2025/15 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere munzam zarar; borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı alacaklının malvarlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farkı ifade eden olumlu bir maddi zarardır. Temerrüt faizini aşan bu kısım, alacaklının malvarlığındaki fiili eksilmeyi oluşturur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3534, K. 2025/15Kaynağı aç
Munzam zararın tazmininin talep edilebilmesi yalnızca para borçlarına özgüdür. Buna karşılık söz konusu para borcunun dayandığı hukuki ilişkinin kaynağı önem taşımaz. Para alacağı sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden veya vekâletsiz iş görmeden kaynaklanmış olsa dahi borçlunun temerrüdü halinde munzam zarar talep edilebilir. Talep hakkı yalnızca tüketim ödüncü sözleşmeleriyle sınırlı tutulamaz.
Temerrüt Koşulu ve Temerrüdün Gerçekleşme Biçimleri
Munzam zarar isteminde bulunabilmek için borçlunun usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmüş olması zorunludur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesinin birinci fıkrasına göre muaccel bir borcun borçlusu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün taraflarca birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanılarak usulüne uygun bildirimle tayin edilmişse, bu günün geçmesiyle borçlu kendiliğinden temerrüde düşmüş sayılır. Haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüt oluşur; ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır. Borçlu daha önce usulünce temerrüde düşürülmemişse, temerrüt icra takibi tarihinde veya alacak davası açılmışsa dava tarihinde meydana gelir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 117Kaynağı aç
Kusur Sorumluluğu ve Borçlunun Kusursuzluk İspatı
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi ve 122. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmediğinde borçlu alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür ve kanun alacaklı yararına kusur karinesi kabul etmiştir. Alacaklı, borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir; borçlunun kusurlu olduğu kanunen varsayılır. Borçlu, hafif ihmal dahil her türlü kusurundan sorumlu tutulduğundan, tazminat yükümlülüğünden ancak temerrüde düşmede hiçbir kusuru bulunmadığını ispatlayarak kurtulabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
Borçlunun kusursuzluk savunmasını kanıtlayabileceği durumlar Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3534 Esas ve 2025/15 Karar sayılı ilamında somutlaştırılmıştır. Borçlu; alacaklıya zamanında ulaşacak biçimde gönderdiği paranın kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle geciktiğini, alacağın varlığından haberdar olmadığını ve bunda kusuru bulunmadığını ya da ödemenin gecikmesinin beklenmeyen bir halden ileri geldiğini ispatladığı takdirde munzam zararı tazmin yükümlülüğünden muaf tutulur.
İspat Kuralları ve Yüksek Enflasyon Ortamında Fiili Karine
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin birinci fıkrası gereğince zarar gören taraf, kural olarak uğradığı zararı ve zarar verenin kusurunu ispat etmekle yükümlüdür. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemediği takdirde ise hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde bulundurarak zararın miktarını hakkaniyete uygun biçimde belirler.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3534 Esas ve 2025/15 Karar sayılı ilamı gereğince, enflasyonist dönemlerde döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile getirilerinin temerrüt faizinden fazla olması halinde munzam zararın varlığı karine olarak kabul edilir. Alacaklının parasının değerini korumak amacıyla mevduat, altın, döviz veya devlet tahvili gibi yatırım araçlarına yöneleceği hayatın olağan akışına uygun kabul edildiğinden, temerrüt faizini aşan bu getiriler karşısında alacaklıdan ayrıca somut harcama veya yatırım ispatı aranmaz.
Munzam Zararın Hesaplanması ve Temerrüt Faizinin Mahsubu
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3534 Esas ve 2025/15 Karar sayılı ilamına göre munzam zararın hesaplanmasında dikkate alınacak ekonomik sepet verileri şunlardır: her yıl itibarıyla gerçekleşen TEFE-TÜFE oranları, bankaların üç aylık ortalama vadeli mevduat faiz oranları, devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Amerikan Doları ve Avro kur değişim oranları, asgari ücret artış oranları ve altın fiyatlarındaki artış oranlarıdır. Mahkemece bu ekonomik verilerden oluşturulan sepetin ortalaması zararın hesaplanmasında esas alınır.
Mahkemece alanında uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan söz konusu ekonomik sepet unsurlarına göre rapor alınarak alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğrayıp uğramadığı belirlenir. Hesaplanan zarar tutarından alacaklı tarafından tahsil edilen temerrüt faizi miktarı çıkartılır ve geriye kalan bakiye aşkın zarar munzam zarar olarak hüküm altına alınır.
Tazminatın Belirlenmesi ve Hüküm Usulü
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinin ikinci fıkrasına göre, faizi aşan maddi kaybın devam eden yargılamada tespit edilebilmesi durumunda davacı talepte bulunursa mahkeme uyuşmazlığın esasıyla birlikte bu tutarı da karara bağlar. Bu düzenleme sayesinde alacaklı, şartları oluştuğunda ayrı bir yargılama başlatmaksızın mevcut dava içinde aşkın zararın giderilmesini isteyebilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi çerçevesinde hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Kanunun amir hükmü gereğince, tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilmesi durumunda borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 51Kaynağı aç
Munzam Zarar Davasında Zamanaşımı Süresi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğu düzenlenmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3534 Esas ve 2025/15 Karar sayılı ilamı gereğince, munzam zararın tazmini davası Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca on senelik zamanaşımı süresine tabidir. Bu zamanaşımı süresi, alacaklının asıl alacağının tamamının tahsil edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
Munzam zarar davası nedir?
Munzam zarar davası, borçlunun temerrüdü sebebiyle alacaklının uğradığı ve tahsil edilen temerrüt faizini aşan maddi kaybın borçludan giderilmesi istemiyle Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesine dayanılarak açılan tazminat davasıdır.
Yüksek enflasyon döneminde munzam zarar nasıl ispat edilir?
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3534 Esas ve 2025/15 Karar sayılı ilamına göre enflasyon, döviz kurları, vadeli mevduat, altın ve tahvil getirilerinin temerrüt faizinden fazla olması durumunda munzam zararın varlığı karine olarak kabul edilir ve alacaklıdan ayrıca harcama veya yatırım ispatı aranmaz.
Munzam zarar hangi ekonomik unsurlara göre hesaplanır?
Zarar hesabı; gerçekleşen TEFE-TÜFE oranları, üç aylık vadeli mevduat faizleri, devlet tahvili faizleri, Amerikan Doları ve Avro kurlarındaki değişimler, asgari ücret artışı ve altın fiyatlarındaki artıştan oluşan ekonomik sepetin ortalaması alınarak ve tahsil edilen temerrüt faizi düşülerek bilirkişi marifetiyle yapılır.
Borçlu hangi hallerde munzam zarardan sorumlu tutulmaz?
Borçlu, temerrüde düşmede hiçbir kusuru bulunmadığını, örneğin paranın kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle geciktiğini, alacaktan kusursuz olarak haberdar olmadığını ya da gecikmenin beklenmeyen bir halden ileri geldiğini ispatlayarak tazminat yükümlülüğünden kurtulabilir.
Munzam zarar davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?
Munzam zarar davası Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir ve bu süre asıl alacağın tamamının tahsil edildiği tarihte başlar.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

