İşçilik Alacaklarında Munzam Zarar ve Ek Dava

by Avukat Erdal Ersoy
İşçilik Alacaklarında Munzam Zarar ve Ek Dava

İşçilik alacağının uzun süren yargılamalar sonucunda geç tahsil edilmesi ve bekleme süresinde paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesi munzam zarar olarak nitelendirilir. Alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğraması hâlinde borçlu, kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu çerçevede işçi, tazminatını geç alması nedeniyle alım gücünde gerçekleşen kayba dayanarak işverene karşı ek dava açma hakkına sahiptir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 122Kaynağı aç
MADDE 122- Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder. 4. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde a. Süre verilmesi

Munzam Zararın Yasal Dayanağı ve İspat Külfeti

Munzam zarar talepleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 122 hükmüne dayanmaktadır. Maddenin birinci fıkrasına göre borçlu, temerrüt faiziyle karşılanamayan zararın doğmasında hiçbir kusuru olmadığını kanıtlamadıkça bu zararı tazmin etmekle mükelleftir. 6098 sayılı Kanun'un 122. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, temerrüt faizini aşan zarar miktarının görülmekte olan davada belirlenebilmesi hâlinde, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.

İşletmenin Niteliği ve Ödeme Yükümlülüğü

İşverenin büyük bir holding, zincir market veya mahalledeki küçük bir fırın olması, işçilik alacaklarının zamanında ödenmesi zorunluluğunu değiştirmez. İşletmenin küçük ölçekli olması emeğin karşılığını geç ödeme hakkı vermediği gibi, geç ödeme sebebiyle paranın değer kaybetmesi hâlinde doğan munzam zarar sorumluluğu tüm işverenler bakımından geçerlidir.

Yargıtay Kararlarında Munzam Zararın İspatı

Geç ödeme sebebiyle munzam zarar iddiasıyla ek dava açılabilmesi yargı kararlarıyla benimsenmiş bir uygulamadır. Bununla birlikte munzam zararın varlığı ve kapsamı ispat kurallarına tabidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2025/8762 Esas, 2025/9293 Karar sayılı ilamında, munzam zarar iddiasının somutlaştırılmayıp genel ekonomik verilere ve enflasyona dayandırılması sebebiyle davanın reddine dair verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve kanuna uygun bulunarak onanmıştır. Benzer şekilde Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2025/3964 Esas, 2025/7182 Karar sayılı ilamında da işçilik alacaklarının geç tahsil edilmesi nedeniyle açılan munzam zarar davasında, davanın reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul, kanun ve ispat kurallarına uygun görülmüştür. Bu kararlar doğrultusunda, munzam zarar taleplerinde genel ekonomik göstergeler yerine somutlaştırılmış zararın ortaya konulması gerekmektedir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/8762, K. 2025/9293Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2025/8762 E.  ,  2025/9293 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1739 E., 2025/1233 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: … 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/695 E., 2025/102 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açmış olduğu davada Mahkemece hüküm altına alınan alacakların temerrüt tarihi ile ödeme tarihi arasındaki zaman farklılığı nedeniyle ülkede aşırı enflasyon ortamının oluştuğunu, döviz ve altın kurunda büyük artış yaşandığını, Ülkede alım gücünün çok düştüğünü, bu kapsamda söz konusu alacaklara ilişkin temerrüt tarihi ve ödeme tarihi arasındaki süre zarfında Ülkede yaşanan aşırı enflasyon ve döviz kurlarındaki artış sebebiyle karşılanmamış olan munzam zararın ortaya çıktığını ileri sürerek temerrüt faiziyle karşılanamamış olan munzam zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; munzam zararın alacaklısının tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağı tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre mal varlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumunda olduğunu, munzam zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlanması gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (Ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri ve paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakalarla ispatlanması gerektiğini, davacı tarafından somut bir maddi zarara uğradığının ileri sürülmediği ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığının ispat edilemediğini, munzam zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut bir zarar olması gerektiğini, sadece, yüksek enflasyon, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşunun alacaklının faizi aşan munzam zarara yönelik iddiasına ilişkin ispat yükünü ortadan kaldırmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay içtihatlarına göre munzam zararın talep edilebilmesi için zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerektiği, davacının ispatlamak zorunda olduğu hususun, enflasyon ve yüksek faizler değil kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusu olduğunu, davacının talebinin uğranılan somut bir zarara ilişkin değil, dolaylı yönden ekonomik nedenlere (faiz, enflasyon vs.) dayandığı, bu bağlamda davacının uğramış olduğu zarara ilişkin iddiasını somutlaştırmadığı, davacı tarafça ileri sürülen somut bir zarar olmaması karşısında enflasyon verilerine dayanılarak munzam zararın ispat edilemediği, munzam zarar alacağı talebinde haklı kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; emsal yargı içtihatları gereği aşırı enflasyon nedeniyle munzam zararın her durumda oluştuğunun kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davada varlığı iddia olunan munzam zarar olgusunun ispatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3964, K. 2025/7182Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2025/3964 E.  ,  2025/7182 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/153 E., 2025/350 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının işçilik alacaklarını ödememesi nedeniyle açılan davada … 11. İş Mahkemesi 2013/1232 Esas, 2019/501 Karar sayılı gerekçeli kararı uyarınca hükmedilen tutarın … 17. İcra Müdürlüğünün… Esas sayılı dosyası üzerinden 08.11.2021 tarihinde tahsil edilebildiğini, işbu davanın alacağın geç tahsili nedeniyle faiz ile karşılanmayan zararlarının (munzam zarar) tahsilini amaçladığını, munzam zarar sorumluluğunun kusura dayanan temerrüdün hukuki bir sonucu ve borçlunun zararının faizi aşan bölümü olduğunu, borçlunun ancak temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlamak koşuluyla sorumluluktan kurtulabileceğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin uzun süreden beri devam eden yerleşik uygulamasındaki munzam zararın davacı tarafından somut olarak ispatlanması gerektiği görüşünü değiştirdiğini, Ülkemizde yaşanan ve herkesçe bilinen enflasyon olgusu nedeniyle alacaklıların zararının temerrüt faiziyle karşılanabilmesinin Anayasa Mahkemesinin son ihlal kararına göre mümkün olamayacağı ve bu karinenin aksinin borçlu tarafça ispatlanamadığı kabul edilerek her yıl gerçekleşen enflasyon oranı, mevduat ve Devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, döviz kurları ve diğer yatırım araçları ile ilgili belgeler resmî kurumlardan getirtilerek, uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini, davaya konu uyuşmazlıkta temel alacak olan brüt kıdem tazminatının 47.963,61 TL, temerrüt tarihinin 15.07.2013 olduğunu, emsal kararlara göre yapılması gereken hesaba göre munzam zararın en az 110.000,00 TL olduğunu, bu alacağa temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini belirterek kısmi dava olarak 25.000,00 TL munzam zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının munzam zararın ispatına yönelik herhangi bir delil sunmadığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, munzam zararı isteyebilmesi için parayı zamanında elde etmiş olsaydı onu değer kaybından etkilenmeyecek biçimde değerlendirebileceğini ispatlaması gerektiğini, yüksek enflasyon, döviz kurundaki artış, piyasadaki faiz oranlarının yüksek olmasının alacaklıyı munzam zararın gerçekleştiğini ispat etmesi yükünden kurtarmadığını, dava dilekçesinde atıf yaptığı Yargıtay emsal ilâmının eski tarihli olduğunu ve güncel içtihadın zararın somut olarak ispatlanması yönünde olduğunu, yargılama süreci doğrultusunda hareket etmesi nedeniyle asıl borcun geç ödenmesinin kendisine yükletilebilecek bir kusur olmadığını ve buna bağlı ortaya çıkacak munzam zarardan sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay içtihatlarına göre munzam zararın talep edilebilmesi için zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerekmekte olup davacının ispatlamak zorunda olduğu husus, enflasyon ve yüksek faizler değil kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusu olduğu hâlde davacının talebinin uğranılan somut bir zarara ilişkin değil dolaylı yönden ekonomik nedenlere (faiz, enflasyon v.s.) dayandığı, davacının uğramış olduğu zarara ilişkin iddiasını somutlaştırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Kararın Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine verdiği karara aykırı olduğu gibi yerleşik Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri kararlarına da aykırı olduğunu, 2. Tazminat alacağı enflasyon karşısında eritilmiş olup davalının bu erimeden fayda sağladığını, munzam zararın yasal düzenleme ile davacı tarafından somut olarak ispatlanması gerektiği görüşünün değiştirildiğini, enflasyonun maruf ve meşhur vakıa olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, munzam zararın artık karine olarak kabul edildiğini. 3. Özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda alınan bilirkişi raporuna itibar edilmesi gerekip dosyada bulunan rapor uyarınca davanın tümden kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davada varlığı iddia olunan munzam zarar olgusunun ispatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İşçi geç aldığı tazminatı için ek dava açabilir mi?

Evet, işçi alacağını geç alması sebebiyle alım gücü kaybı yaşadığında, munzam zarar istemiyle işverene karşı ek dava açma hakkına sahiptir.

Munzam zarar davasında genel enflasyon verileri yeterli midir?

Hayır, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararları uyarınca munzam zarar iddiasının somutlaştırılmayıp yalnızca genel ekonomik verilere ve enflasyona dayandırılması davanın ispat kuralları yönünden reddine gerekçe oluşturabilmekte, zararın somutlaştırılması aranmaktadır.

Temerrüt faizini aşan zarar asıl davada talep edilebilir mi?

Evet, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 122/2 uyarınca, temerrüt faizini aşan zarar miktarının görülmekte olan davada belirlenebilmesi hâlinde, davacının istemi üzerine hâkim esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu