Borçlunun temerrüdü durumunda alacaklının uğradığı zararın temerrüt faizini aşması, Türk Borçlar Kanunu kapsamında munzam zararın doğmasına yol açabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinin birinci fıkrası gereğince, alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan bir zarara uğraması halinde, borçlu hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararı gidermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 122Kaynağı aç
Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Munzam Zararın Hukuki Çerçevesi
Temerrüt faizini aşan zarar tutarının görülmekte olan bir davada tespit edilebilmesi mümkündür. 6098 sayılı Kanun'un 122. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu aşkın zarar miktarı davada belirlenebiliyorsa, davacının talebi bulunması koşuluyla hâkim davanın esası hakkında hüküm kurarken bu zararın miktarına da karar verir.
Zarar ve kusurun ispatı bakımından genel esaslar 6098 sayılı Kanun'un 50. maddesinde yer alır. Anılan hükme göre zarar gören taraf, uğradığı zararı ve zarar verenin kusurunu ispat etmekle yükümlüdür. Uğranılan zararın miktarının tam olarak ispatlanamaması halinde ise hâkim, olayların olağan gidişatını ve zarar görenin aldığı önlemleri değerlendirerek zararın miktarını hakkaniyete uygun biçimde takdir eder.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
Yargıtay Kararlarında Munzam Zararın Somutlaştırılması
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/1049 Esas ve 2016/2737 Karar sayılı ilamında, yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki yükseliş veya serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksekliği gibi genel ekonomik göstergelerin davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı kabul edilmiştir. Bu karara göre alacaklı, tahsil edeceği parayı zamanında elde etseydi ne şekilde değerlendireceğini ve uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu ortaya koymak durumundadır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2016/1049, K. 2016/2737Kaynağı aç
Anılan kararda vurgulanan temel unsur, soyut enflasyon oranları veya mevduat getirilerinin yüksekliği değil, geç ödeme yüzünden alacaklının şahsen ve somut olarak zarara uğradığının ispat edilmesidir. Örneğin alacağını vaktinde alamadığı için borcunu ödemek amacıyla daha yüksek oranla borçlanmak durumunda kalınması ya da yabancı para cinsinden olan bir borcun kur farkı sebebiyle daha yüksek maliyetle ödenmek zorunda bırakılması gibi somut durumların kanıtlanması aranır.
Enflasyon Karşısında Reel Değer Kaybı ve Hukuki Değerlendirmeler
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen faiz ve aşkın zarara ilişkin hükümler çerçevesinde, mevcut hukuk sisteminde alacakların reel değerini koruyacak etkili bir mekanizmanın bulunmadığı ve yasal faiz oranlarının yüksek enflasyon ortamında bu kaybı telafi etmekten uzak kaldığı değerlendirilmektedir.
Alacakların enflasyon karşısında uğradığı reel değer kaybını telafi edecek etkili bir hukuk yolu bulunmadığı gerekçesiyle mülkiyet hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiği kabul edilmektedir. Karşı oy gerekçesinde ise ihlalin yapısal bir sorundan değil, mahkemelerin 6098 sayılı Kanun'un 122. maddesini yorumlama biçiminden kaynaklandığı belirtilmektedir.
Enflasyon karşısındaki reel değer kaybı sorununun yapısal bir nitelik taşıdığı değerlendirilerek pilot karar usulü uygulanmış; sorunun çözümü için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bildirim yapılmasına ve benzer başvuruların incelenmesinin altı ay süreyle ertelenmesine karar verilmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Enflasyon oranının yüksekliği munzam zarar talebi için tek başına yeterli midir?
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/1049 Esas ve 2016/2737 Karar sayılı yaklaşımında, yüksek enflasyon veya döviz kuru artışı gibi genel olguların davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı; alacaklının geç ödeme nedeniyle şahsen ve somut olarak zarara uğradığını kanıtlaması gerektiği belirtilmiştir.
Munzam zarar davanın esasıyla birlikte karara bağlanabilir mi?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa hâkim, davacının talebi üzerine esas hükümle birlikte bu zarara da karar verir.
Borçlu hangi şartla temerrüt faizini aşan zararı ödemekten kurtulur?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinin birinci fıkrası uyarınca borçlu, kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe temerrüt faizini aşan zararı gidermekle yükümlüdür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

