Enflasyon Karşısında Munzam Zarar ve Temerrüt Faizi

by Avukat Erdal Ersoy
Enflasyon Karşısında Munzam Zarar ve Temerrüt Faizi

Borçlunun temerrüdü durumunda alacaklının uğradığı zararın temerrüt faizini aşması, Türk Borçlar Kanunu kapsamında munzam zararın doğmasına yol açabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinin birinci fıkrası gereğince, alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan bir zarara uğraması halinde, borçlu hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararı gidermekle yükümlüdür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 122Kaynağı aç
MADDE 122- Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder. 4. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde a. Süre verilmesi

Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Munzam Zararın Hukuki Çerçevesi

Temerrüt faizini aşan zarar tutarının görülmekte olan bir davada tespit edilebilmesi mümkündür. 6098 sayılı Kanun'un 122. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu aşkın zarar miktarı davada belirlenebiliyorsa, davacının talebi bulunması koşuluyla hâkim davanın esası hakkında hüküm kurarken bu zararın miktarına da karar verir.

Zarar ve kusurun ispatı bakımından genel esaslar 6098 sayılı Kanun'un 50. maddesinde yer alır. Anılan hükme göre zarar gören taraf, uğradığı zararı ve zarar verenin kusurunu ispat etmekle yükümlüdür. Uğranılan zararın miktarının tam olarak ispatlanamaması halinde ise hâkim, olayların olağan gidişatını ve zarar görenin aldığı önlemleri değerlendirerek zararın miktarını hakkaniyete uygun biçimde takdir eder.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. III. Tazminat 1. Belirlenmesi

Yargıtay Kararlarında Munzam Zararın Somutlaştırılması

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/1049 Esas ve 2016/2737 Karar sayılı ilamında, yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki yükseliş veya serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksekliği gibi genel ekonomik göstergelerin davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı kabul edilmiştir. Bu karara göre alacaklı, tahsil edeceği parayı zamanında elde etseydi ne şekilde değerlendireceğini ve uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu ortaya koymak durumundadır.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2016/1049, K. 2016/2737Kaynağı aç
15. Hukuk Dairesi         2016/1049 E.  ,  2016/2737 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davacı (temlik alan) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: – K A R A R – Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kâr mahrumiyeti alacağı, hakediş bedelinin geç tahsil edilmesinden kaynaklanan munzam zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar, temlik alan davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Dava dilekçesinde, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan ve Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .. (bozularak gelmekle .. Esas sayılı dosyasında saklı tutulan kâr kaybı alacağı ile yine Asliye Hukuk Mahkemesi’nin .. (bozularak gelmekle ..) Esas sayılı dosyasında tahsiline karar verilen alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle uğranılan munzam zararın tahsili talep edilmiş; Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Munzam zarar nedeniyle alacak istemine ilişkin olarak; dava tarihine göre uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu 105. maddesinde munzam zarar düzenlenmiştir. ( Maddenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'ndaki karşılığı 122. maddedir.) Anılan 105. (6098 sayılı T.B.K. 122) madde uyarınca alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça bu zararı ödemekle mükelleftir. Yasa koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etmek olanağı yasal olarak mevcut değildir. Dava konusu somut olaydaki çözümlenmesi gereken hukuki sorun; temerrüt faizini aşan bir zararın mevcut olup olmadığıdır. Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira; davacı para alacağını zamanında alması halinde ne şekilde kullanacağını kanıtlaması gerekir. Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu ispat etmek zorundadır. Soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. Burada davacının kanıtlaması gereken husus enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Örneğin alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını, alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde gerçekleşen bu fark sebebiyle daha yüksek kurdan ödemek zorunda kaldığını kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular BK'nın 105. (T.B.K. 122.) maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. Davacı, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (bozularak gelmekle .. ) Esas sayılı dosyasında kesinleşen hakediş alacağının geç ödenmesi nedeniyle uğramış olduğu munzam zararın tahsilini talep etmiş, bu talebine ilişkin delilleri de dava dilekçesinde ve delil listesinde göstermiştir. Mahkemece bu deliller üzerinde durularak, konusunda uzman bilirkişi marifetiyle illiyet bağının varlığı da tartışılarak davacının munzam zararı varsa hesaplattırılmalı ve alınacak rapora itirazlar da değerlendirilmeli ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle ve yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temlik alan davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile kararın temlik alan davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 12.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Anılan kararda vurgulanan temel unsur, soyut enflasyon oranları veya mevduat getirilerinin yüksekliği değil, geç ödeme yüzünden alacaklının şahsen ve somut olarak zarara uğradığının ispat edilmesidir. Örneğin alacağını vaktinde alamadığı için borcunu ödemek amacıyla daha yüksek oranla borçlanmak durumunda kalınması ya da yabancı para cinsinden olan bir borcun kur farkı sebebiyle daha yüksek maliyetle ödenmek zorunda bırakılması gibi somut durumların kanıtlanması aranır.

Enflasyon Karşısında Reel Değer Kaybı ve Hukuki Değerlendirmeler

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen faiz ve aşkın zarara ilişkin hükümler çerçevesinde, mevcut hukuk sisteminde alacakların reel değerini koruyacak etkili bir mekanizmanın bulunmadığı ve yasal faiz oranlarının yüksek enflasyon ortamında bu kaybı telafi etmekten uzak kaldığı değerlendirilmektedir.

Alacakların enflasyon karşısında uğradığı reel değer kaybını telafi edecek etkili bir hukuk yolu bulunmadığı gerekçesiyle mülkiyet hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiği kabul edilmektedir. Karşı oy gerekçesinde ise ihlalin yapısal bir sorundan değil, mahkemelerin 6098 sayılı Kanun'un 122. maddesini yorumlama biçiminden kaynaklandığı belirtilmektedir.

Enflasyon karşısındaki reel değer kaybı sorununun yapısal bir nitelik taşıdığı değerlendirilerek pilot karar usulü uygulanmış; sorunun çözümü için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bildirim yapılmasına ve benzer başvuruların incelenmesinin altı ay süreyle ertelenmesine karar verilmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Enflasyon oranının yüksekliği munzam zarar talebi için tek başına yeterli midir?

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/1049 Esas ve 2016/2737 Karar sayılı yaklaşımında, yüksek enflasyon veya döviz kuru artışı gibi genel olguların davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı; alacaklının geç ödeme nedeniyle şahsen ve somut olarak zarara uğradığını kanıtlaması gerektiği belirtilmiştir.

Munzam zarar davanın esasıyla birlikte karara bağlanabilir mi?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa hâkim, davacının talebi üzerine esas hükümle birlikte bu zarara da karar verir.

Borçlu hangi şartla temerrüt faizini aşan zararı ödemekten kurtulur?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinin birinci fıkrası uyarınca borçlu, kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe temerrüt faizini aşan zararı gidermekle yükümlüdür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu