Özel hastaneler ile bünyelerindeki sağlık personeline karşı tıbbi uygulama hatası iddiasına dayanılarak maddi ve manevi tazminat davası açılması mümkündür. Sağlık hizmeti sunumu sırasında hasta ile hastane ve çalışanları arasında meydana gelen hukuki uyuşmazlıklarda temel çerçeve kural olarak vekâlet sözleşmesi kurallarına göre belirlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502. maddesinde vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi ya da işlemini yapmayı üstlendiği sözleşme şeklinde tanımlanmış; bu hükümlerin niteliklerine uygun düştüğü ölçüde Kanunda düzenlenmemiş işgörme ilişkilerine de tatbik edileceği kurala bağlanmıştır. Dolayısıyla sağlık kuruluşunun ve sağlık personelinin vekâlet ilişkisinden doğan özen yükümlülüğüne aykırı tutumları tazminat davasının zeminini teşkil eder.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/41778, K. 2018/7411Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 502Kaynağı aç
Hekimin ve Özel Hastanenin Özen Yükümlülüğü
Vekâlet üstlenen hekim ve özel hastane, tıbbi müdahale neticesinde hedeflenen sonucun elde edilememesinden kural olarak sorumlu tutulamaz. Buna karşılık söz konusu neticeye erişmek için harcanan mesainin, yürütülen işlemlerin, tıbbi eylemlerin ve sergilenen davranışların gereken özeni barındırmamasından ileri gelen zararlar sorumluluk doğurur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 510. maddesi çerçevesinde gereken özeni göstermeksizin hareket eden vekil, vekâlet borcunu gereği gibi ifa etmemiş kabul edilir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2020/1662, K. 2020/4063Kaynağı aç
Mesleki bir faaliyet icra eden vekil konumundaki hekim ve özel hastane, mesleğin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlü olup en hafif kusurlarından dahi mesul sayılır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 400. maddesinde düzenlenen işçinin kusur sorumluluğunda işin tehlike derecesi, uzmanlık ve eğitim gerektirmesi ile mesleki niteliklerin gözetilmesine dair esaslar kıyasen dikkate alındığında, hekim ve hastanenin meslek alanına giren her türlü kusur hafif dahi olsa hukuki sorumluluğun kurucu unsuru niteliğindedir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/14935, K. 2019/5649Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 400Kaynağı aç
Tıbbi Malpraktis Yargılamasında Bilirkişi Raporunun Kapsamı
Tıbbi malpraktis iddiasıyla açılan tazminat davalarında hükme dayanak yapılan bilirkişi incelemesinin yalnızca hastaya tatbik edilen eylemi belirtmekle yetinmesi yeterli görülmez. Bilirkişi raporunun, hekim ve hastaneye yöneltilebilecek bir kusurun mevcut olup olmadığını, koyulan teşhis ile ameliyat kararının yerindeliğini ve hasta kayıtlarının intizamını irdelemesi; aynı zamanda tarafların somut itirazlarını tatmin edici gerekçelerle karşılaması beklenir.
Nitekim Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/41778 E., 2018/7411 K. sayılı kararına konu somut olayda, Adli Tıp Kurumu raporunda hekime veya hastaneye kusur yüklenmemiş olsa dahi, işlem sırasında gerçekleşen kesi sebebiyle tükürük bezinin işlevini yitirip yitirmediğinin, tedavisinin mümkün olup olmadığının ve sürecin hastayı ne şekilde etkilediğinin açıklanmaması rapora itibar edilmemesi gerekçesi yapılmıştır. Kararda, davacının itirazlarını karşılayacak biçimde üniversiteden konusunda uzman akademik unvana sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, tıbbın kural ve gereklerine göre davalıların ihmal veya hatası bulunup bulunmadığını gösteren denetime elverişli rapor alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sıkça Sorulan Sorular
Özel hastane tıbbi tedavinin istenen sonucu vermemesinden sorumlu tutulabilir mi?
Kural olarak hekim ve özel hastane taahhüt edilen sonucun elde edilememesinden sorumlu tutulamaz; ancak bu sonuca ulaşmak adına gösterilen çabanın ve uygulanan işlemlerin özenli olmamasından kaynaklanan zararlardan sorumludur.
Hekim ve özel hastane hafif kusurlarından dolayı tazminatla yükümlü olur mu?
Mesleki iş gören vekil sıfatını taşıyan hekim ve özel hastanenin meslek alanına giren kusurları hafif dahi olsa sorumluluğun unsuru kabul edilir; gereken özenin gösterilmemesi vekâlet borcunun gereği gibi ifa edilmediği sonucunu doğurur.
Bilirkişi raporunda tıbbi müdahalenin etkileri açıklanmamışsa ne yapılır?
Raporda işlem sonucu ortaya çıkan durum ve ihmal veya hata unsurları yeterince aydınlatılmamış ve rapora itiraz edilmişse, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/41778 E., 2018/7411 K. sayılı kararında belirtildiği üzere üniversitelerden alanında uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan denetime elverişli yeni bir rapor temin edilmesi gerekebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

