Özel Sağlık Kuruluşlarında Sorumluluk ve Komplikasyon Ayrımı
Özel hastane, tıp merkezi, poliklinik veya muayenehane gibi özel sağlık kuruluşlarında verilen hizmetten ötürü hastanın zarara uğraması durumunda maddi ve manevi tazminat istemi ileri sürülebilir. Özel sağlık kurumları, bünyelerinde yürütülen tıbbi hizmetlerin tıp kurallarına ve güvenlik gereklerine uygun biçimde gerçekleştirilmesini sağlamakla yükümlüdür.
Tıbbi müdahalelerin kendine özgü tabiatı sebebiyle bazı riskler, komplikasyonlar ya da önceden kestirilemeyen neticeler meydana gelebileceğinden, tedavinin istenmeyen bir sonuç doğurması her zaman hekimin veya sağlık kuruluşunun kusurlu olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte sağlık hizmetinin kabul görmüş tıp standartlarına aykırı biçimde yürütülmesi, hastanın aydınlatılmaması ya da beliren risklerin gereken tıbbi özenle idare edilmemesi sorumluluk doğurabilir. Sağlık kuruluşunun hijyen ve sterilizasyon standartlarını ihlal etmesi, operasyonun ardından gelişen enfeksiyon belirtilerini takip etmemesi, hastanın bildirdiği şikâyetleri göz ardı etmesi veya gerekli müdahaleyi geciktirmesi hallerinde yalnızca komplikasyon gerekçesine dayanılması sorumluluğu ortadan kaldırmaya yetmeyebilir.
Aydınlatılmış Onamın Kapsamı ve Hukuki Etkisi
Aydınlatılmış onam; uygulanacak tıbbi işleme dair hastanın gereğince bilgilendirilmesi ve bu aydınlatmanın ardından kendi iradesiyle işleme onay vermesidir. Hastaya yalnızca bir form imzalatılmış olması her durumda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini göstermez. İlgiliye rahatsızlığının kapsamı, planlanan yöntemin gayesi, muhtemel riskleri, mevcut diğer tedavi seçenekleri, başarı şansı, olası komplikasyonlar, iyileşme evresi ve tedavinin kabul edilmemesi halinde karşılaşılabilecek neticeler açıklanmalıdır. Bilgilendirmenin hastanın kavrayabileceği bir dille yapılması, uygulanacak işleme özgü riskleri barındırması ve hastaya değerlendirme yapabilmesi için makul bir süre bırakılması beklenir. Hasta Hakları Yönetmeliği de resmi ve özel tüm sağlık kuruluşlarında hasta haklarının korunması ve ihlallere karşı yasal korunma imkânlarının işletilmesini amaçlamaktadır.
Tıbbi uygulama teknik açıdan usulüne uygun şekilde yerine getirilmiş bulunsa dahi, aydınlatılmış onamın temin edilmemiş veya eksik bırakılmış olması durumunda hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.
Görevli Mahkeme ve Tüketici İşlemi Niteliği
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 3 uyarınca; ticari yahut mesleki gayeler taşımaksızın hareket eden gerçek ya da tüzel kişiler tüketici, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere bu amaçlarla tüketiciye hizmet veren veya hizmet sunan adına hareket edenler ise sağlayıcı olarak tanımlanmıştır. Hizmet kavramı, bir karşılık mukabilinde yapılan ya da taahhüt edilen mal temini dışındaki tüketici işlemlerini kapsar. Vekâlet ve eser sözleşmeleri de dâhil olmak üzere, ticari veya mesleki maksatla tüketici arasında kurulan hukuki işlemler tüketici işlemi mahiyetindedir.
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 3Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 26.01.2022 tarihli ve E. 2022/9, K. 2022/285 sayılı kararında ifade edildiği üzere, sağlık hizmeti sunulmasına ilişkin sözleşmeler kural olarak tüketici işlemi sayılmakta ve hizmeti sunanın kamu kuruluşu ya da gerçek veya tüzel kişi olması bu niteliği değiştirmemektedir. İlgili kararda vakıf üniversitesi hastanesinin ticari veya mesleki amaçla hareket eden girişimci sıfatıyla sağlayıcı niteliğinde olduğu, hizmeti alan kişinin tüketici olması sebebiyle davanın adli yargıdaki tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmiştir. Uygulamada özel hastane uyuşmazlıkları çoğunlukla tüketici işlemi kapsamında kaldığından tüketici mahkemelerinin görevi öne çıkmakta, tüketici mahkemesi bulunmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemesi tüketici mahkemesi sıfatıyla davaya bakabilmektedir. Buna karşın münhasıran serbest çalışan hekime açılan davalar, estetik müdahaleler, sigorta ilişkileri ya da kamu ve vakıf hastanelerine ilişkin süreçler uyuşmazlığın özelliğine göre farklı hukuki nitelemelere konu olabilmektedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/9, K. 2022/285Kaynağı aç
Dava Şartı Arabuluculuk Usulü
6502 sayılı Kanun m. 73/A fıkra 1 uyarınca, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Kanun gereğince; tüketici hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklar, bu heyet kararlarına itirazlar, Kanun'un 73. maddesinin altıncı fıkrası ile 74. maddesinde belirtilen davalar ve taşınmazın aynından doğan tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartı hükümleri uygulanmaz. Bu yasal istisnalar haricinde doğrudan tüketici mahkemesinde dava açılması durumunda dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden ret riski ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca 6502 sayılı Kanun m. 73/A fıkra 2 gereğince, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin on birinci fıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz.
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 73/AKaynağı aç
Husumet ve Hekimin Kişisel Kusuru Ayrımı
Özel hastane kaynaklı uyuşmazlıklarda davanın yalnızca operasyonu icra eden doktora yöneltilmesi zorunlu değildir. Somut olayın koşullarına göre; özel hastane, ameliyatı yürüten hekim, ilgili branş doktoru, anestezi uzmanı, hemşire, tıp merkezi, laboratuvar, görüntüleme merkezi ve bazı hallerde sigorta şirketi davalı olarak gösterilebilir. Husumetin eksik yöneltilmesi, sorumlulukların tespiti ve tazminatın tahsili sürecinde zorluk yaratabilir.
Sorumluluk tayininde hastanenin kurumsal hizmet kusuru ile sağlık personelinin kişisel kusuru arasında ayrım gözetilmelidir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2022/9, K. 2022/285 sayılı kararında vurgulandığı üzere, kamu tüzel kişiliğine haiz hastanelerdeki hatalı tedaviler sebebiyle açılan davalarda davacı tarafça yalnızca hastane hekiminin salt kişisel kusuruna dayanıldığı takdirde, hekim kişisel kusurlu haksız eylemleri nedeniyle Anayasa m. 129/5 ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 13/1'de düzenlenen yasal güvencelerden yararlanamaz.
İspat Yükü, Deliller ve Bilirkişi Raporuna İtiraz
Tazminat davasında hastanın; zarara uğradığını, bu zararın verilen sağlık hizmetiyle illiyet bağı içinde olduğunu ve zararın hekimin veya hastanenin kusurlu fiilinden ileri geldiğini ortaya koyması gerekir. Yargılama sürecinde hasta dosyası, epikriz raporu, ameliyat notları, anestezi formları, hemşire gözlem kâğıtları, yoğun bakım ve laboratuvar kayıtları, görüntüleme neticeleri, reçeteler, konsültasyon notları, onam formları, hasta yatış ve taburcu belgeleri, ödeme evrakı, hekimle yapılan yazışmalar, operasyon fotoğrafları ve uzman görüşleri delil olarak sunulabilir. Hastanın kendi tıbbi evrakını talep etme hakkı bulunmakta olup bu kayıtların tutulmaması, gerçeğe aykırı değiştirilmesi ya da hastaya verilmemesi hastane aleyhine değerlendirilebilecek ciddi bir durumdur. Taraflarca temin edilen ikinci hekim görüşü ise tek başına mahkemenin yaptıracağı bilirkişi incelemesinin yerini almaz.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 281 gereğince taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların tamamlanmasını, belirsiz kısımların açıklanmasını veya yeni bir bilirkişi atanmasını talep edebilirler. Talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması yahut özel veya teknik bir çalışma gerektirmesi halinde, bu iki haftalık süre içinde mahkemeye başvurulması şartıyla, sürenin bitiminden işlemek, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre tanınabilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 281Kaynağı aç
Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri
Şartların oluşması durumunda hasta maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. Maddi tazminat kalemleri arasında; tedavi ve ilaç giderleri, hatayı gidermek üzere yapılan ek ameliyat giderleri, fizik tedavi, protez ve medikal malzeme masrafları, ulaşım, bakıcı, muayene ve hastane harcamaları, kazanç kayıpları, geçici veya sürekli iş göremezlik zararları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar yer alır.
Manevi tazminat; uygulanan işlem nedeniyle yaşanan acı, elem, psikolojik yıkım, sosyal hayatın ve yaşam kalitesinin olumsuz etkilenmesi ile beden bütünlüğünün zedelenmesi gerekçeleriyle istenebilir. Tıbbi uygulama neticesinde hastanın vefat etmesi halinde ise eş, çocuklar, anne, baba ve fiilen destek ilişkisi bulunan şahıslar somut durumun koşullarına göre destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat davası açabilir.
Uygulanacak Zamanaşımı Süreleri
Özel hastane uyuşmazlıklarında zamanaşımı süreleri, hukuki ilişkinin haksız fiil veya sözleşme niteliğine göre şekillenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 72 gereğince haksız fiilden doğan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı belirlediği cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu ceza zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil sebebiyle zarar gören aleyhine bir borç doğmuşsa, tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa dahi borcu ifadan kaçınma imkânı tanınmıştır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
Sözleşmeye dayalı alacaklarda aksine kanuni bir hüküm bulunmadıkça 6098 sayılı Kanun m. 146 gereği on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. Bununla birlikte aynı Kanun'un 147. maddesi uyarınca vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Eser sözleşmesinden doğan alacaklar da kural olarak beş yıllık zamanaşımına tabi tutulmuş; yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç veya gereği gibi ifa etmemesi hali ise bu beş yıllık sürenin istisnası olarak düzenlenmiştir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 147Kaynağı aç
Ceza Soruşturması ve Mesleki Sorumluluk Kurulu
Tıbbi uygulama hataları taksirle yaralama, taksirle ölüme yol açma, görevi savsaklama veya kayıtların tahrif edilmesi gibi iddialara dayanılarak ceza soruşturmasına konu edilebilir; ceza yargılamasındaki delil ve incelemeler hukuk mahkemesindeki tazminat sürecini etkileyebilir. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek Madde 18 uyarınca, Yükseköğretim Kanunu m. 53 kapsamındaki soruşturma usulüne tabi bulunanlar hariç tutulmak kaydıyla, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde mesleğini icra eden hekim, diş hekimi ve diğer sağlık personelinin muayene, teşhis ve tedavi süreçlerindeki tıbbi eylemleri sebebiyle yapılacak ceza soruşturmalarında 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
3359 sayılı SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU m. Ek Madde 18Kaynağı aç
Bu kapsamdaki soruşturma izni Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Kurul, özel sağlık kuruluşları ve vakıf üniversitesi çalışanları bakımından il sağlık müdürlüğü başkan veya yardımcılarını ön inceleme yapmakla görevlendirebilir. 4483 sayılı Kanun m. 7'deki soruşturma izni süreleri iki kat olarak işler ve Kurulun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.
Özel hastaneye açılan tazminat davasında arabuluculuk zorunlu mudur?
6502 sayılı Kanun m. 73/A uyarınca tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; kanuni istisnalar haricinde başvuru yapılmadan dava açılması davanın usulden reddedilmesi riskini doğurur.
Bilirkişi raporuna itiraz süresi ne kadardır?
6100 sayılı Kanun m. 281 gereğince taraflar, bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksikliklerin tamamlanmasını, belirsizliklerin açıklanmasını veya yeni bilirkişi görevlendirilmesini mahkemeden isteyebilir; teknik çalışma gerektiren durumlarda süre bitmeden başvurulursa mahkeme bir defaya mahsus iki haftayı aşmayan ek süre verebilir.
Onam belgesinin imzalanmış olması özel hastanenin sorumluluğunu kaldırır mı?
Yalnızca bir formun imzalatılmış olması her zaman aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini göstermez; tıbbi işlem tekniğine uygun yapılmış olsa dahi aydınlatılmış onamdaki eksiklikler hukuki sorumluluk doğurabilir.
Özel hastane hekimleri hakkında ceza soruşturması açılması izne bağlı mıdır?
3359 sayılı Kanun Ek Madde 18 gereğince, Yükseköğretim Kanunu m. 53'e tabi olanlar hariç, özel sağlık kurumlarındaki hekimlerin muayene, teşhis ve tedavi işlemlerinden kaynaklanan ceza soruşturmalarında soruşturma iznini Mesleki Sorumluluk Kurulu verir.
Özel hastane tazminat davalarında hangi zamanaşımı süreleri uygulanır?
Uygulanacak zamanaşımı hukuki ilişkinin haksız fiil veya sözleşme olarak nitelendirilmesine göre değişir; haksız fiilde öğrenmeden itibaren iki yıl, her halde on yıl ve eylem suç oluşturuyorsa daha uzun ceza zamanaşımı uygulanırken, sözleşmesel temelde genel alacaklar on yıl, vekâlet ve ağır kusur hali hariç eser sözleşmesi alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

