Tıbbi Müdahalede Aydınlatılmış Onamın Hukuki Niteliği ve Kapsamı
Tıbbi müdahalelerde kişinin vücut bütünlüğüne yönelik her türlü tasarruf kural olarak ilgilinin rızasına bağlıdır. Anayasa'nın 12. maddesi gereğince herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Anayasa'nın 17. maddesi uyarınca da herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olup, tıbbi zorunluluklar ve kanunda gösterilen haller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz ve rızası olmaksızın müdahale yapılamaz. Bu anayasal çerçeve, sağlık kuruluşlarında sunulan hizmetlerin ve operasyonların meşruiyet zeminini oluşturur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1669, K. 2024/4009Kaynağı aç
Hukuken geçerli bir rızanın varlığından söz edebilmek için müdahale öncesinde kapsamlı bir bilgilendirme yapılması zorunludur. Aydınlatılmış onam kapsamında hastaya konulan teşhis, önerilen tedavi veya ameliyatın türü ve amacı, alternatif tedavi imkanları, işlemin yapılmaması durumunda doğabilecek sonuçlar, başarı şansı, iyileşme süreci ile tipik ve ciddi riskler ile muhtemel komplikasyonlar hastanın eğitim ve sosyal düzeyine uygun sade bir dille anlatılmalıdır. Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 15. maddesi uyarınca da hastaya hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği, müdahalenin kim tarafından, nerede, ne şekilde yapılacağı ve tahmini süresi, diğer tanı ve tedavi seçenekleri ile bunların fayda ve riskleri, muhtemel komplikasyonları, tedaviyi reddetme durumunda ortaya çıkabilecek fayda ve riskler, kullanılacak ilaçların önemli özellikleri, sağlığı için kritik yaşam tarzı önerileri ve gerektiğinde aynı konuda tıbbi yardıma nasıl ulaşılabileceği hususlarında bilgi verilmesi öngörülmüştür.
4847 sayılı HASTA HAKLARI YÖNETMELİĞİ m. 15Kaynağı aç
Hastalara ameliyat öncesinde imzalattırılan matbu ve şablon nitelikteki onam metinleri tek başına aydınlatılmış rıza şartını sağlamaz; bilgilendirmenin gerçek, somut ve hasta odaklı olarak gerçekleştirilmesi şarttır. Enjeksiyon gibi nispeten basit görünen müdahalelerde dahi belirli riskler söz konusu olduğunda aydınlatma yapılması ve rıza alınması zorunludur.
Sözleşme Serbestisi, Haksız Şartlar ve Kısmi Hükümsüzlük
Taraflar, Türk Borçlar Kanunu'nun 26. maddesi gereğince bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde serbestçe belirleyebilirler. Ancak Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı ya da konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Aynı hükme göre sözleşmenin içerdiği maddelerden bir kısmının hükümsüz olması diğerlerinin geçerliliğini etkilemez; ne var ki bu geçersiz hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılıyorsa sözleşmenin tamamı kesin hükümsüz hale gelir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 26Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 27Kaynağı aç
Özel sağlık kuruluşları ile hastalar arasındaki ilişkiler tüketici mevzuatı kapsamında da denetime tabidir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 5. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve hak ile yükümlülüklerde dürüstlük kuralına aykırı biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe yol açan kayıtlar haksız şart niteliğindedir ve tüketiciyle akdedilen sözleşmelerdeki bu haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri ise geçerliliğini korur. 6502 sayılı Kanun'un 5. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, faaliyetlerini kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürüten kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın haksız şart hükümleri uygulanır.
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
Özel hastaneler tarafından düzenlenen onam metinlerinde yer alan ve her türlü zarar ile komplikasyondan hekim ve hastanenin sorumlu olmayacağını öngören peşin feragat kayıtları, tüketici konumundaki hastalar bakımından haksız şart niteliği taşıyabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 115. maddesi uyarınca, borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmalar kesin olarak hükümsüz olduğu gibi hizmet sözleşmesinden kaynaklanan borçlar sebebiyle sorumsuzluk anlaşmaları da hükümsüzdür. Ayrıca uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat kanun ya da yetkili makamlarca verilen izinle yürütülebiliyorsa borçlunun hafif kusurundan dahi sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmalar kesin hükümsüz sayılmaktadır. Dolayısıyla onam formundaki bu tür geniş kapsamlı sorumsuzluk maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27 ve 115. maddeleri kapsamında kişilik haklarına aykırılık ve ağır kusur yasağı çerçevesinde kesin hükümsüz sayılabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 115Kaynağı aç
Onamın Serbest İradeyle Verilmesi, Kanuni Temsil ve Rızanın Geri Alınması
Onamın hukuken bağlayıcı olabilmesi için hastanın iradesinin hiçbir sakatlık taşımaması gerekir. Hastaya hemen karar vermemesi halinde durumun hayati tehlikeye gireceği veya müdahalenin reddedileceği yönünde baskı, tehdit ya da korkutma yöntemleri kullanılarak alınan imzalar hukuken geçerli bir onam oluşturmaz. Rıza hür iradeyle açıklanmalıdır.
Hastanın bilincinin kapalı olması, ileri derecede akıl sağlığı bozukluğu bulunması veya küçük yaşta olması durumlarında rıza kural olarak kanuni temsilciden, veliden veya vasiden temin edilir. Velinin çocuk adına onam formunu imzalaması yalnızca çocuğun bizzat rıza açıklayamamasından kaynaklanan kanuni temsil yetkisinin kullanılmasından ibarettir. Bu onay hekimin tıbbi standartlara aykırı davranışından doğan hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; hekim ve sağlık kuruluşunun sorumluluğu kural olarak devam eder.
Hasta ameliyat öncesinde onam formunu imzalamış olsa dahi ameliyat başlamadan önce ve mümkün olduğu ölçüde operasyon sırasında rızasını geri çekerek tedaviyi reddetme hakkına sahiptir. Tıbbi müdahalelerde kural hastanın rıza gösterdiği sınırlar içinde kalmaktır. Hekimin hastanın rıza gösterdiği kapsamın dışına çıkabilmesi ancak tıbben zorunlu, acil ve hastanın yaşamını kurtarmaya yönelik durumların varlığı halinde istisnai olarak mümkündür.
Hekimin Sorumluluğu, İspat Külfeti ve Sigortacının Durumu
Teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen hekim, tanı ve tedavi seçenekleri, bunların getireceği fayda ve riskler ile olası komplikasyonlar konusunda hastayı bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmekle yükümlüdür; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık teşkil eder. Hekimin tanı koymada, ameliyat tekniğinde, ameliyat sonrası takipte ve enfeksiyon kontrolünde kusurunun bulunması ve meydana gelen zararın kaçınılamaz bir komplikasyon değil de hatalı tıbbi uygulama niteliği taşıması durumunda, geçerli bir onam formu mevcut olsa dahi hekim ve hastane tazminat sorumluluğundan kurtulamaz.
Tıbbi müdahalelerde hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde aydınlatılması gerekmektedir. Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat yükü hekime ve zorunlu sorumluluk sigortacısına aittir; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4099 Esas, 2024/6245 Karar ve 2023/1669 Esas, 2024/4009 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, aydınlatmanın gerçekleştirildiğinin hekim veya zorunlu sorumluluk sigortacısı tarafından somut ve inandırıcı delillerle ispatlanması gerekir. Yazılı onam aranmakla birlikte bilgilendirmenin yazılı yapılmasına dair katı bir şekil şartı öngörülmemiştir ve bu yükümlülük her türlü delille kanıtlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1478. maddesi uyarınca zarar gören kişi doğrudan sorumluluk sigortacısına başvurma ve dava açma hakkına sahiptir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4099, K. 2024/6245Kaynağı aç
Hekimin veya zorunlu sorumluluk sigortacısının eksik aydınlatma ve kötü uygulama iddiasıyla sorumlu tutulabilmesi için hekimin kusurlu eylemi ile meydana gelen zarar arasında uygun nedensellik bağının ispatlanması zorunludur; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/5979 Esas, 2025/3897 Karar sayılı ilamında nedensellik bağının ve kusurun ispatlanamaması halinde sorumluluğun doğmayacağı vurgulanmıştır. Öte yandan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4099 Esas, 2024/6245 Karar ve 2023/1669 Esas, 2024/4009 Karar sayılı içtihatlarında, hekim aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi doğmayacağı iddiasına dayanılarak engelli doğan çocuk adına maddi veya manevi tazminat talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, böyle bir istemin özünde çocuğun kişilik haklarını ihlal edeceği ve parasal bir menfaatin kişilik haklarını zedeler biçimde dava konusu yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5979, K. 2025/3897Kaynağı aç
Ameliyat onam formunu imzalayan hasta ameliyattan vazgeçebilir mi?
Hasta ameliyat öncesinde onam formunu imzalamış olsa dahi, ameliyat başlamadan önce ve mümkün olduğu ölçüde işlem sırasında rızasını geri çekerek tedaviyi reddetme hakkına sahiptir.
Onam formundaki her türlü zarardan feragat edildiğine dair kayıtlar geçerli midir?
Türk Borçlar Kanunu'nun 115. maddesi uyarınca borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmalar ile izinle yürütülen uzmanlık hizmetlerinde hafif kusurdan sorumsuzluk kayıtları kesin hükümsüzdür; bu tür peşin feragat hükümleri tüketici mevzuatı kapsamında haksız şart ve kesin hükümsüz sayılabilir.
Tıbbi hata durumunda imzalanan onam formu hekimi sorumluluktan kurtarır mı?
Hekimin tanı, cerrahi yöntem veya bakımda kusurunun bulunduğu ve zararın hatalı tıbbi uygulama niteliği taşıdığı hallerde, geçerli bir onam formu bulunsa dahi hekim ve hastane tazminat sorumluluğundan kurtulamaz.
Aydınlatmanın yapıldığını ispat etme yükümlülüğü kime aittir?
Hastaya gerekli bilgilendirmenin yapıldığını ispat yükü hekime ve zorunlu sorumluluk sigortacısına ait olup bu hususun somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

