Orman şerhi, taşınmazın orman sınırları içinde kaldığını gösteren ve tapu kütüğünün beyanlar hanesine düşülen resmi kayıttır. Şerh konulduğunda taşınmazın önceki arsa, tarla veya bahçe vasfı geçersiz hale gelir ve malikin mülkiyet hakkı ciddi şekilde sınırlandırılır. Bu sonuç, her şerhin kendiliğinden tazminat hakkı doğurduğu anlamına gelmez. Tazminat, şerhin idarenin hatalı işlemi, gecikmiş bildirimi ya da kadastrodaki teknik eksiklik sonucu oluşması halinde gündeme gelir. Ayrıca tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1007Kaynağı aç
Şerhin taşınmaz üzerindeki etkileri
Orman şerhi, orman kadastrosu sırasında yapılan sınır tespitiyle, devletin idari işlemi sonucunda taşınmazın orman vasfında olduğunun belirlenmesiyle veya önceki kadastro hatalarının düzeltilmesi sürecinde tapuya işlenebilir. Bu işlemle taşınmaz orman olarak kabul edilir ve üzerindeki tasarruf hakkı fiilen ortadan kalkar.
Şerh konulan taşınmazın satılamayacağı, yapı ruhsatı alınamayacağı ve ipotek verilemeyeceği belirtilir. Tapu iptali gündeme gelebilir; bu ifade her şerhte iptalin zorunlu olduğunu göstermez. Taşınmazın ekonomik değeri düşebilir ve mülkiyet hakkı işlevsiz hale gelebilir.
Orman kadastrosunu kim yapar
6831 sayılı Orman Kanunu'nun 7. maddesi, devlet ormanlarının, sınırlama sırasında orman olduğu halde orman sınırı dışında kalmış ormanların, hükmî şahsiyeti haiz kamu kurumlarına ait ormanların ve hususi ormanların kadastrosunu orman kadastro komisyonlarına verir. Komisyon, bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmazın ormanlarla müşterek sınırlarını belirler. Kesinleşmiş kadastro bulunan yerlerde, 2. madde uygulamalarına ilişkin olarak tespit edilen fennî hataların düzeltilmesi de aynı komisyonun görevidir.
6831 sayılı ORMAN KANUNU m. 7Kaynağı aç
Orman kadastrosu henüz başlamamış bir yerde 3402 sayılı Kadastro Kanunu uygulanarak ortaya konan sınır, orman kadastro komisyonunun saptadığı orman sınırıyla aynı niteliği taşır. Bu sonuç, kadastroya başlanmamış yerler dışına taşınamaz.
Komisyona, Orman Genel Müdürlüğünce atanacak bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisi başkanlık eder. Üyelerden biri orman yüksek mühendisi, orman mühendisi ya da bunlar yoksa orman teknikeridir. Bir üye de ziraat yüksek mühendisi, ziraat mühendisi ya da bunlar yoksa ziraat teknisyenidir. Diğer üye, beldelerde belediye encümeninin, mahalle ve köylerde muhtarlığın bildirdiği temsilcidir. Komisyon böylece bir başkan ve üç üyeden oluşur. Çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.
Ormanların kadastrosu ile devlet ormanlarında 2. maddenin (B) bendi uygulamaları komisyonca resen yapılır. Aynı maddenin (A) bendi uygulamaları, başvurunun değerlendirilmesi ve Bakanlığın onayıyla bedelsiz yapılır. Hükmî şahsiyeti haiz kamu kurumlarına ait ormanlar ile hususi ormanlarda (B) bendi uygulamaları ise bu ormanların sahiplerinin başvurusu üzerine bedeli karşılığında yapılır. Buradaki bedel, malike ödenecek bir tazminat olarak düzenlenmemiştir.
Mülkiyet hakkının sınırlanması
Anayasa'nın 35. maddesine bağlanan metinde herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı yer alır. Aynı numarada birbiri yerine geçirilemeyen iki metin bulunduğu için bu içerik tek ve kesin madde hükmü diye sabitlenmemelidir.
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 35 (1/2)Kaynağı aç
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'ne Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesine göre her gerçek ve tüzel kişi, mal ve mülkünden barışçıl şekilde yararlanma hakkına sahiptir. Kamu yararı gerekmedikçe ve yasa ile öngörülmedikçe hiç kimse mülkiyetinden yoksun bırakılamaz.
Sınır belirleme ve tapuya şerh yetkisinin açık bir yasa hükmüne dayanması gerekir. İşlemin ölçülü, şeffaf ve denetlenebilir olması aranır. İdarenin hatası veya eksikliği malikin aleyhine sonuç doğuramaz. İdarenin her türlü işlemi yargı denetimine tabidir. Hak kaybı yaşayan malik, tapu şerhine karşı dava açabilir veya uğradığı zararın tazmini için tam yargı davası yoluna gidebilir. Hangi yolun kullanılabileceği, olayın şartlarına bağlıdır.
Tapu sicilinden devletin sorumluluğu
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Rücu, kusuru bulunan görevlilerle sınırlıdır. Hüküm, orman şerhine özgü ayrı bir zarar kalemi belirlemez.
Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Madde, davanın görüleceği yeri gösterir; yargı kolunu ayrıca adlandırmaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi, tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımını korur. Koruma, iyiniyetle ve tescile dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişiye ilişkindir. Hüküm, tazminat davasının şartlarını ayrıca düzenlemez.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1023Kaynağı aç
İdari işlemden doğan tam yargı yolu
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesine göre ilgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem nedeniyle Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan tam yargı davası açabilir. İptal ve tam yargı davalarını birlikte de açabilirler.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 12Kaynağı aç
İlk önce iptal davası açılmışsa, bu davanın karara bağlanması üzerine, karara veya kanun yoluna başvurulmuşsa bu yolda verilecek karara ilişkin tebliğden sonra tam yargı davası açılabilir. Zarar bir işlemin icrasından doğmuşsa dava, icra tarihinden itibaren dava süresi içinde açılabilir. Madde, dava süresine yollama yapar; gün sayısı göstermez.
Orman şerhi tek başına tazminat hakkı doğurur mu?
Şerhin kendiliğinden tazminat doğurduğu sonucu çıkarılamaz. Şerh, idarenin hatalı işlemi, gecikmiş bildirimi ya da kadastrodaki teknik eksiklikten doğmuşsa malikin devlet aleyhine tazminat davası açabileceği belirtilir. Buna karşılık Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devleti sorumlu tutar; sorumluluk bu üç hale sıkıştırılmaz.
Tapu sicilinden doğan sorumluluk davası nerede açılır?
Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesine göre devletin sorumluluğuna ilişkin dava, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Madde, yargı kolunu ayrıca adlandırmaz.
İyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı korunur mu?
Evet. Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı, Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi uyarınca korunur.
İdari işlemin ihlal ettiği hak için tam yargı davası açılabilir mi?
Evet. Haklarını ihlal eden bir idari işlem nedeniyle ilgililer, Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan tam yargı davası açabilir veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

