18 Yaş Altında İşlenen Suçların Memuriyete Etkisi

by Avukat Erdal Ersoy
18 Yaş Altında İşlenen Suçların Memuriyete Etkisi

On sekiz yaşını doldurmadan önce işlenen fiiller sebebiyle oluşan ceza kayıtları, kural olarak memuriyet başvurusunun reddedilmesine dayanak yapılamaz. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 10. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, çocukluk dönemine ait adli sicil ve arşiv bilgileri yalnızca ceza soruşturması ve kovuşturması evresinde yargı mercileri ile savcılıklarca temin edilebilir. İdarelerin bu verilere erişmesi veya atama sürecinde ilgilinin aleyhine değerlendirme konusu yapması yasal koruma sınırlarıyla bağdaşmamaktadır.

5352 sayılı ADLİ SİCİL KANUNU m. 10Kaynağı aç
Madde 10- (1) Arşiv bilgileri; a) Kullanılış amacı belirtilmek suretiyle, kişinin kendisi veya vekâletnamede açıkça belirtilmiş olmak koşuluyla vekili, b) Bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemeler, c) Yetkili seçim kurulları, d) Özel kanunlarda gösterilen hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşları, Tarafından istenebilir. (2) Kanunda açıkça belirtilmediği takdirde, kişi hakkında alınacak bir karar veya yapılacak bir işlemle ilgili olarak, bir yakınının adlî sicil ve arşiv kayıtları istenemez ve bu bilgiler, kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak olarak kullanılamaz. (3) Onsekiz yaşından küçüklerle ilgili adlî sicil ve arşiv kayıtları; ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebilir. Adlî sicil ve arşiv bilgilerinin gizliliği

Genel Memuriyete Giriş Koşulları ve Mahkûmiyet Ölçütü

Devlet memurluğuna kabul edilmede aranan genel şartlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde belirlenmiştir. Bu hükme göre kasten işlenmiş bir fiilden dolayı en az bir yıl süreli hapis cezası almak ya da kanun metninde isimleri açıkça sayılan suç tiplerinden mahkûm olmak memuriyete girişi engellemektedir. Bununla birlikte söz konusu şartların denetimi gerçekleştirilirken, reşit olunmayan evrede gerçekleşen eylemlere dair verilerin idari organların erişimine kapalı tutulduğu dikkate alınmalıdır.

Adli Sicil ile Arşiv Kayıtlarının Hukuki Niteliği ve Verilme Koşulları

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu sistematiğinde adli sicil kaydı ile arşiv kaydı birbirinden farklı yasal çerçevelere tabidir. Adli sicil kayıtları kesinleşen ceza mahkûmiyetlerinin işlendiği resmî kütüğü ifade ederken; arşiv kaydı, adli sicilden çıkarılan verilerin kanunun çizdiği sınırlar ve amaçlar dairesinde muhafaza edildiği ayrı bir alanı oluşturur. Arşiv bilgileri kural olarak ilgilinin kendisi veya özel yetkili vekili, yargı mercileri, seçim kurulları ve kanunda açıkça yetkilendirilen kamu idarelerince istenebilir. Ancak on sekiz yaşından küçüklerin kayıtları bakımından özel düzenleme geçerlidir ve bu kayıtların kapsamı yalnızca adli mercilerin soruşturma ve kovuşturma ihtiyaçlarıyla sınırlandırılmıştır.

Öte yandan mevzuatta açık bir izin bulunmadıkça, bir aday hakkında karar tesis edilirken yakınlarının adli sicil ve arşiv bilgilerinin talep edilmesi ve bu gerekçeyle kişinin bir haktan yoksun bırakılması kanunen yasaklanmıştır. Ayrıca Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin korunması ve özel hayata saygı hakkı uyarınca, çocukluk dönemine ilişkin ceza kayıtlarının idarece temin edilip güvenlik incelemelerinde aleyhe gerekçe yapılması temel hak ihlali oluşturur.

Arşiv Araştırması Sınırları ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun 4. maddesi doğrultusunda icra edilen arşiv araştırması; kişinin adli sicil durumu, kolluk kuvvetlerince aranıp aranmadığı, kesinleşen mahkeme hükümleri ile sürmekte olan ya da karara bağlanmış soruşturma ve kovuşturma olgularının resmî kayıtlar üzerinden tespitini içerir.

Çocukluk devresinde yürütülen yargılamalarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı tesis edilmiş olması halinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca müsadere hükümleri haricinde bu karar sanık bakımından hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Benzer şekilde bu kararlar ilgilisine mahsus sisteme işlenir ve kanunun 231. maddesinin on üçüncü fıkrası uyarınca sadece bir soruşturma ya da kovuşturmayla irtibatlı olarak mahkeme, hâkim veya savcılık tarafından kullanılabilir. Belirlenen denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve yükümlülüklere uygun hareket edildiği takdirde açıklanması geri bırakılan karar büsbütün kaldırılarak kamu davasının düşmesine hükmedilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır. (2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir. (3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir. (4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir. (5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77] a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. (8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur. (9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. (10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir. (12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. (13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. (14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz. Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

Değerlendirme Komisyonu Yetkisi ve İdari Yargı Başvurusu

Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Değerlendirme Komisyonu, elde edilen verileri değerlendirerek ulaştığı sonucu yetkili makamın takdirine sunar; nihai kararı kendisi vermez. İlgili hakkında nihai işlemi atamaya yetkili makam tesis eder.

Reşit olunmayan döneme ilişkin kayıtlar esas alınarak atamanın yapılmaması veya göreve son verilmesi şeklinde tesis edilen nihai idari işlemlere karşı, işlemin muhataba bildirilmesini ya da öğrenilmesini takiben yasal süresi içinde idare mahkemelerinde iptal davası açılabilir. İşlemin yürütülmesinin telafisi imkânsız sonuçlar yaratacağı durumlarda idari yargıdan yürütmenin durdurulması güvencesi de talep edilebilir.

18 yaşından küçükken işlenen suçlar memuriyete girmeye engel midir?

Kural olarak engel teşkil etmez; 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 10. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bu kayıtlar idari kurumlara verilemez ve atama sürecinde aleyhe kullanılamaz.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı idari makamlarca görülebilir mi?

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin on üçüncü fıkrasına göre bu kayıtlar yalnızca yargı makamlarınca soruşturma ve kovuşturma amacıyla istenebilir; idari mercilerin incelemesine açılamaz.

Güvenlik araştırması aleyhe sonuçlanan aday hangi yola başvurabilir?

Yetkili makam tarafından tesis edilen olumsuz atama işlemine karşı tebliğ veya öğrenme tarihinden itibaren idare mahkemesinde yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu