Ceza Mahkûmiyetinin Memuriyete ve Kamu Görevine Etkisi

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Mahkûmiyetinin Memuriyete ve Kamu Görevine Etkisi

Ceza Mahkûmiyeti ve Memuriyet Şartları Arasındaki İlişki

Ceza mahkûmiyetinin memuriyet statüsüne etkisi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda düzenlenen memuriyete alınma ve görevin sürdürülmesi kuralları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen hak yoksunlukları çerçevesinde belirlenir. 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesi uyarınca, Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa dahi; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olanlar ile maddede sayılan katalog suçlardan mahkûmiyeti bulunanlar devlet memurluğuna kabul edilmez. Göreve başlama şartlarını taşımadığı sonradan anlaşılan ya da memuriyet sırasında bu şartlardan birini kaybeden kişilerin statüsü ise 657 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi gereğince sona erdirilir.

Danıştay 12. Daire, E. 2015/3013, K. 2019/4029Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2015/3013 E.  ,  2019/4029 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2015/3013 Karar No : 2019/4029 TEMYİZ EDEN (DAVALI): VEKİLİ : KARŞI TARAF (DAVACI): VEKİLİ : İSTEMİN KONUSU : …. İdare Mahkemesinin … tarihli ve … sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: …. bünyesinde bulunan şoför kadrosuna KPSS-2012/2 döneminde yerleşen davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesi uyarınca memuriyete engel mahkumiyeti bulunduğundan bahisle atamasının yapılmamasına ilişkin 19.02.2013 tarihli ve 2313 sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Yasal hakların geri verilmesi durumunda mahkumiyetten doğan veya mahkumiyetle birlikte hükmedilen ehliyetsizliklerin ileriye dönük olarak son bulduğu, davacının eyleminin 2003 yılında işlendiği, yapılan yargılama sonucunda sahte olarak düzenlenmiş sürücü belgesini kullanmak ve düzenletmek suçundan neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, ancak cezasının ertelendiği, … tarihinde memnu haklarının iade edildiği, mahkum olduğu tarihten sonra herhangi bir yasa dışı eyleminin bulunmadığı, önlisans mezunu olduğu, katıldığı KPSS Önlisans sınavına yeterli puan aldığı, taşra teşkilatına memur olarak yerleştirilmesinin yapıldığı hususları dikkate alındığında davacının memuriyete engel bir suçtan mahkum olunduğundan bahisle atamasının yapılmamasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davacının sahtecilik suçundan mahkumiyetinin memuriyete engel olduğu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesindeki tescil edilmiş hükümleri hariç ibaresinin metinden çıkarıldığı, işlenen suçun affa uğramış olsa bile memuriyete engel olduğu, işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, cezanın tescil edildiği, suç tarihindeki Kanuna göre, beş yıl boyunca herhangi bir suç işlemediği ve cezanın vaki olmamış sayıldığı, memnu hakların iadesine karar verildiği, mahkumiyet hükmünün ortadan kalktığı, işlemin iptali yönünde Danıştay içtihadı birleştirme kurulu kararlarının bulunduğu, işlemin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/2. maddesi, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi ve 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddelerinde yer alan hukuki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, kişilerin kasten işlemiş oldukları suçlardan ötürü belli hakları kullanmaktan yasaklı olacağı, bu yasaklar arasında bir kamu görevinin üstlenilmesinden yoksun bırakılmanın da bulunduğu, ancak Türk Ceza Kanunu'na göre bu yasakların, mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürebileceği belirtilmiş olduğu ve Adli Sicil Kanunu ile de hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolu açılmış ise de, bu konuda 657 sayılı Kanun'un 48/A-5. maddesindeki açık düzenleme dikkate alındığında; yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verilmiş olsa bile bu maddede tek tek sayılmak suretiyle belirtilen suçlardan mahkum olanların artık hiç bir şekilde memuriyete atanmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A-5. maddesinde sayılan katalog suçlardan olan ''sahtecilik'' suçundan mahkumiyeti bulunan ve cezası ertelenen davacının, atamasının iptaline ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki …. İdare Mahkemesinin … tarihli ve … sayılı temyize konu kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 28/05/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X)KARŞI OY : Dava, bünyesinde bulunan şoför kadrosuna KPSS-2012/2 döneminde yerleşen davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesi uyarınca memuriyete engel mahkumiyeti bulunduğundan bahisle atamasının yapılmamasına ilişkin 19.02.2013 tarihli ve 2313 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, Devlet memurluğuna alınma şartlarının düzenlendiği 48. maddesinin, birinci fıkrasının (A) bendinin 5 numaralı alt bendinde; "Türk Ceza Kanunu'nun 53'üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamak" düzenlemesi yer almaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Güvenlik Tedbirleri, Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma" başlıklı 53. maddesinde ''Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tâbi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten … yoksun bırakılır. (2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.'' hükmüne yer verilmiştir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanununa 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun ile eklenen "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlıklı 13/A maddesinde, "(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir…." hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacının sahte olarak düzenlenmiş sürücü belgesini kullanmak ve düzenletmek suçundan …. Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarihli ve … sayılı kararı ile 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması kararı verilerek cezanın ertelendiği, …. Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarihli ve Değişik İş No:… sayılı kararı ile yukarıda belirtilen mahkumiyet kararı gereğince yasaklanan haklarının iadesine karar verildiği, davacının ÖSYM Başkanlığı'nca gerçekleştirilen KPSS Ön Lisans sınavından 81 puan alarak 30.11.2012 tarihinde yayınlanan 2012/2 KPSS Tercih sonuçlarına göre nda "Şoför" kadrosuna yerleştirmesinin yapıldığı, evraklarının incelenmesi sonucu 2006 yılında sahtecilik suçundan hakkında memuriyete engel mahkumiyet kararı bulunduğundan bahisle 19.02.2013 tarihli ve 2313 sayılı işlem ile atamasının yapılmaması üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda açık metinlerine yer verilen mevzuat bir bütün halinde değerlendirildiğinde, kişilerin kasten işlemiş oldukları suçlardan ötürü belli hakları kullanmaktan yasaklı olacağı, bu yasaklar arasında bir kamu görevinin üstlenilmesinden yoksun bırakılmanın da bulunduğu, ancak Türk Ceza Kanunu'na göre bu yasakların, mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürebileceği, Adli Sicil Kanununa göre ise Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği belirtilmiş ise de, bu konuda 657 sayılı Kanun'un 48/A-5. maddesindeki açık düzenleme dikkate alındığında; affa uğramış olsa bile bu maddede tek tek sayılmak suretiyle belirtilen suçlardan mahkum olanların artık hiç bir şekilde memuriyete atanmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A-5. maddesinde sayılan katalog suçlardan olan ''sahtecilik'' suçundan mahkumiyeti bulunan ve cezası ertelenen davacının, atamasının iptaline ilişkin işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Türk Ceza Kanunu Kapsamında Kamu Görevinden Yoksun Bırakılma

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, kasıtlı bir suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilen kişi; milletvekilliği ile merkezi veya yerel idareler ve bunlara bağlı kuruluşlardaki her türlü memuriyet dahil olmak üzere kamusal görevleri üstlenmekten ve istihdam edilmekten mahrum kalır. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, bu hak yoksunlukları kural olarak hükmedilen hapis cezasının infazı tamamlanana kadar devam eder.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53- (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13] a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13, c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan, e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten, yoksun bırakılır. (2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz. (3) Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.[14] (4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.[15] (5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar. (6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar. Eşya müsaderesi

5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrası doğrultusunda, kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olanlar veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış bulunan kişiler hakkında birinci fıkrada yer alan kamu görevinden yoksun bırakılma hükümleri uygulanmaz.

Kasıtlı Suçlar, Taksirli Suçlar ve Cezanın Nevi Açısından Ayrım

Kasten işlenen bir suç dolayısıyla bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası alan kişi devlet memurluğuna kabul edilmez; memuriyet sırasında mahkûm olunması halinde ise statü sona erdirilir. Ancak kasten işlenen suç kanundaki özel katalog suçlar arasında yer almadığı takdirde, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi memuriyet engelini ortadan kaldırır. Taksirli suçlarda ise hükmolunan ceza miktarı ne olursa olsun sürekli memuriyet engeli doğmaz; ancak 657 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca cezanın infazı boyunca fiilen görev sürdürülemez ve görevden uzaklaştırma tedbiri tatbik edilir.

Katalog Suçlar ve Affa Uğramış Olmanın Hukuki Durumu

657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde sıralanan nitelikli suç grupları arasında devlet güvenliğine ve anayasal düzene yönelik fiiller, casusluk ve sır ifşası ile zimmet, rüşvet, irtikâp, dolandırıcılık, hırsızlık ve sahtecilik yer alır. Düzenleme ayrıca güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye ve edimin ifasına fesat karıştırma, aklama veya kaçakçılık suçlarını da içerir. Bu fiillerden mahkûm olunması halinde hükmolunan ceza miktarı dikkate alınmaksızın ve ceza adli para cezasına çevrilmiş bulunsa bile memuriyet engeli varlığını korur.

Kanun metninde sayılan katalog suçlar yönünden "affa uğramış olsa bile" ibaresi yer aldığından, adli sicil kaydının silinmesi bu suçlardan mahkûm olanlar bakımından memuriyet engelini ortadan kaldırmaz.

Hapis Cezalarının Ertelenmesi ve HAGB Kararlarının Etkisi

Ertelenen hapis cezası kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreli ise ilgili kişi devlet memurluğuna kabul edilmez; kişi görevde bulunuyorsa memuriyetine son verilir. Cezanın ertelenmiş olması memuriyete dönüşü sağlamaz.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince, sanığa yüklenen suçtan dolayı hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyulduğu takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir. Kanunun 231 inci maddesinin onüçüncü fıkrası uyarınca bu kararlar mahsus bir sisteme kaydedilir ve kayıtlar yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya savcılıkça istenmesi halinde kullanılabilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır. (2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir. (3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir. (4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir. (5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77] a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. (8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur. (9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. (10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir. (12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. (13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. (14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz. Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi ve İdari Yargı Kararları

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi, Türk Ceza Kanunu haricindeki mevzuatta belirli suç veya cezalar sebebiyle öngörülen ehliyetsizliklerin kaldırılması amacıyla memnu hakların iadesine imkân tanımaktadır. Bu kararın verilebilmesi için ceza infazının bitişinden itibaren en az üç yıllık sürenin dolması, ilgilinin bu dönemde yeni bir suç işlememesi ve yaşamını iyi halli sürdürdüğüne dair mahkemede vicdani bir kanaat uyanması aranır.

657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesindeki katalog suçlar açısından memnu hakların iadesi kararı alınsa dahi kanundaki açık hüküm karşısında memuriyet yasağının kalkmayacağı ileri sürülmektedir. Buna karşın idare mahkemelerince, memnu hakların iadesinin ceza mahkûmiyetine bağlı ehliyetsizlikleri ortadan kaldırdığı ve yasal hakların geri verilmesiyle mahkûmiyet kalkmasa da ehliyetsizliklerin ileriye dönük son bulduğu gerekçesiyle hırsızlık mahkûmiyeti ertelenen memurun görevine son verilmesi veya atamama işlemleri iptal edilmiştir. Danıştay 12. Dairesi, E. 2015/3013, K. 2019/4029 sayılı kararında ve karar düzeltme aşamasında verdiği E. 2018/2057, K. 2021/5345 sayılı kararında söz konusu iptal hükümlerini temyizen onamıştır. Buna karşın E. 2015/3013, K. 2019/4029 sayılı karara ilişkin karşı oy gerekçesinde, 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesindeki açık düzenleme karşısında affa uğramış olsa bile katalog suçlardan mahkûm olanların hiçbir şekilde memuriyete atanmasının mümkün bulunmadığı ifade edilmiştir.

Danıştay 12. Daire, E. 2018/2057, K. 2021/5345Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/2057 E.  ,  2021/5345 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2018/2057 Karar No : 2021/5345 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına dair Danıştay Onikinci Dairesinin 28/09/2017 tarih ve E:2015/5049 K:2017/4402 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Dava, ÖMSS 2013 Tercih Kılavuzu ile internet yoluyla alınan tercihlere göre Maden İşleri Genel Müdürlüğünde boş bulunan 9. dereceli bilgisayar işletmeni kadrosuna atanması ile Enerji İşleri Genel Müdürlüğünde görevlendirilmesi 05/04/2013 tarih ve 1675 sayılı olur ile uygun görülen davacının, hırsızlık suçundan mahkumiyeti bulunduğu gerekçesiyle görevine son verilmesine ilişkin davalı idarenin … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; … Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2013 tarihli adli sicil kayıt sorgulaması yazısında; "Adli Sicil kaydı Yoktur" ve "Adli Sicil Arşiv Kaydı Yoktur" denilen davacının ÖMSS 2013 Tercih Kılavuzu ile internet yoluyla alınan tercihlere göre Maden İşleri Genel Müdürlüğünde boş bulunan 9. dereceli bilgisayar işletmeni kadrosuna atanması ile Enerji İşleri Genel Müdürlüğünde görevlendirilmesinin … tarih ve … sayılı olur ile uygun görüldüğü ve 08.04.2013 tarihinde görevine başladığı, davalı idare tarafından Ankara Valiliğine gönderilen yazı ile davacının gizlilik dereceli görevlerde çalıştırılacağından bahisle güvenlik soruşturmasının yapılmasının talep edilmesi üzerine davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde; "adı geçenin 30/10/1991 tarihinde "Hırsızlık" suçundan dolayı … Sulh Ceza Mahkemesinde yargılandığı, aynı mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile hakkında 600.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın ise ertelenmesine karar verildiğinin bildirilmesi üzerine davacının atamasının dava konusu işlemle iptal edildiğinin anlaşıldığı ve davacının … Ağır Ceza Mahkemesi'nin … gün ve Değişik İş No:… sayılı kararı ile yasaklanmış olan hakların iadesi talebinin kabulüne karar verildiği, memnu hakların iadesinin Türk Ceza Kanunu'na göre verilmiş bir ceza mahkumiyetine bağlı ehliyetsizlikleri ortadan kaldırır nitelikte olduğu, yasal hakların geri verilmesi durumunda mahkumiyet ortadan kalkmamakla birlikte mahkumiyetten doğan veya mahkumiyetle birlikte hükmedilen ehliyetsizliklerin ileriye dönük olarak son bulduğu, 657 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, idarelerin açıktan atamalarda geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu, bu takdir yetkisinin içeriğini, idarenin anılan kadroda açıktan atanma isteminde bulunan ilgilinin hizmetine ihtiyaç duyduğunu gösterecek açık ve kesin bir durumun bulunup bulunmadığı, söz konusu kadronun uygun durumda olup olmadığı ve en son olarak açıktan atanma isteminde bulunan kişinin kamu görevini yerine getirmesinin uygun olup olmadığına karar verme hususlarının oluşturduğu açık ise de, davalı idarenin bu takdir yetkisini, davacının atanma isteminin kabul edilerek bilgisayar işletmeni kadrosuna atanması şeklinde kullandığı, davacının yapılan atamasının, bu haliyle memnu haklarının iadesine karar verilmiş olması nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A-5. maddesindeki şartları taşımadığından bahisle iptaline ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine verilen Danıştay Onikinci Dairesinin 28/09/2017 tarih ve E:2015/5049, K:2017/4402 sayılı kararıyla; kişilerin kasten işlemiş oldukları suçlardan ötürü belli hakları kullanmaktan yasaklı olacağı, bu yasaklar arasında bir kamu görevinin üstlenilmesinden yoksun bırakılmanın da bulunduğu ancak Türk Ceza Kanununa göre bu yasakların, mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürebileceği belirtilmiş olmakla birlikte, bu konuda özel Kanun olan 657 sayılı Kanun'un 48/A-5. maddesindeki açık düzenleme dikkate alındığında; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası alan ya da affa uğramış olsa bile bu maddede sayılan suçlardan mahkum olanların artık hiç bir şekilde memuriyete atanmasının mümkün olmadığı, bu durumda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A-5 maddesinde sayılan katalog suçlardan olan ''hırsızlık'' suçundan 600.000-TL ağır para cezası bulunan ve cezası ertelenen davacının, atamasının iptaline ilişkin işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : İlgili mevzuatta cezanın ertelenmesinde beş yıllık deneme süresi öngörüldüğü, bu sürede suç işlenmediği takdirde mahkumiyetin esasen vaki olamamış sayılacağının düzenlendiği, bu durumda kendisine verilmiş mahkumiyet hükmünün vaki olmadığı açık ise de, mahkumiyet olsaydı dahi memnu hakların iadesi kararı aldığı ve devlet memuru olmasının önünde engel olmadığı ileri sürülerek kararın düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen hususların kararın düzeltilmesi için gerekli sebepler olmadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onikinci Dairesinin 28/09/2017 tarih ve E:2015/5049, K:2017/4402 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca ONANMASINA, 3. Davacı tarafından karar düzeltme aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 26/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 2. Dairesinin E. 2021/16155, K. 2022/3789 sayılı kararında, Anayasa'ya aykırılığı sebebiyle iptal edilen hükme dayanılarak elde edilen kişisel veriler üzerinden güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle tesis edilen sözleşme feshi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilmiştir.

Danıştay 2. Daire, E. 2021/16155, K. 2022/3789Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/16155 E.  ,  2022/3789 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/16155 Karar No : 2022/3789 TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Valiliği VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : İstanbul ili, Maltepe … Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan davacı, hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle aile hekimliği sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin 21/10/2019 günlü davalı idare işleminin iptali istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; 657 sayılı Kanun'da memuriyete engel olarak sayılan katalog suçlardan mahkûmiyet bulunmaması durumunda veya katalog suçlardan herhangi biri işlenmiş olup da mülgâ 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 95. maddesi veya 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca ertelenmiş veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olup, ertelenen veya açıklanması geri bırakılan süre için yeniden bir cürüm veya suç işlemeyip ilgili fiil hakkındaki mahkûmiyetin vâki olmaması sağlanmışsa, artık bu suçlardan mahkûm olduğundan ve Devlet memuru olma şartlarını yitirdiğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 98. maddesi uyarınca ilgilinin Devlet memurluğuna son verilemeyeceği, somut olayda da davacının ertelenen karar süresince suç işlemediğinden yargılamayı yapan … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarihli kararıyla davacının arşiv kaydının silinmesine hükmedildiğinin görüldüğü, bu nedenle ilgili suçtan ötürü mülgâ 765 sayılı Kanun'un 95. maddesi uyarınca davacının mahkûmiyetinin esasen vâki olmadığı; evrakta sahtecilik suçundan yargılanmış davacı hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin E:…, K:… sayılı kararıyla verilen ve ertelenen 4.200,00-TL para cezasının 18/04/2005 tarihinde kesinleştiği, 09/05/2005 tarihinde infaz edildiği, 01/07/2020 tarihli ek karar ile de kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde davacı bir suç işlemediğinden, almış olduğu cezanın esasen vaki olmamış hale geldiğine, 3352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na 5560 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile eklenen 13/A maddesine istinaden memnu (yasaklanmış) hakların iadesine karar verildiği, arşiv kayıtlarından silindiği görülerek ilgili mahkûmiyetin mülgâ 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 95. maddesi uyarınca esasen vâki olmadığı sonucuna varıldığından, davacının ertelenen evrakta sahtecilik suçu nedeniyle 680 sayılı KHK ile 5188 sayılı Kanun'un 10. maddesinde yapılan değişiklik sonucu memuriyet şartlarını yitirdiğinden bahisle sözleşmesinin fesih edilmesine dair dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti :… Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvursunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının … Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında özel evrakta sahtekarlık suçundan yargılandığı, yargılama sonunda 4.200-TL adli para cezasına çarptırıldığı ve cezanın ertelendiği, bu kararın 18/04/2005 tarihinde kesinleştiği, bahsi geçen suçun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin, 1. fıkrasının, (A) bendinin, 5. alt bendine aykırı olması nedeniyle görevini yapmasına engel teşkil ettiği, bu nedenle davacı hakkında Güvenlik Soruşturması Değerlendirme Komisyonunda yapılan değerlendirme sonunda güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığına karar verildiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : İstanbul ili, Maltepe … Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan davacı tarafından, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığundan bahisle aile hekimliği sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Devlet memurluğuna alınanlarda aranan genel şartları düzenleyen 48. maddesinin, 1. fıkrasının, (A) bendine 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 74. maddesi ile (8) alt bent olarak eklenen ve dava konusu işleme dayanak teşkil eden düzenleme "güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak" hükmünü içermektedir. Bu hükme göre, bir kişinin Devlet memuru olabilmesi için maddede sayılan diğer genel şartları taşımasının yanında hakkında güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması da yapılması gerekmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Devlet memurluğuna alınacaklarda genel şartları düzenleyen 48. maddesinin, 1. fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptal davası açılmış, Anayasa Mahkemesinin 24/07/2019 günlü, E: 2018/73, K:2019/65 sayılı kararı ile "Bu bağlamda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen veriler kişisel veri niteliğindedir. Kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorular sorulması da dâhil olmak üzere bir bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınması, kaydedilmesi ve kullanılması özel hayata saygı hakkına sınırlama niteliğindedir. Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrasında memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri düzenlenmiştir. Belirtilen hususlar gözetilerek kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından birtakım şartlar getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Dolayısıyla kamu görevine atanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kural kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak bu alanda düzenleme getiren kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerekir. Kuralda güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması memurluğa alımlarda genel şartlar arasında sayılmasına karşın güvenlik soruşturmasına ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilen kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizin kuralla sadece güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması devlet memurluğuna alımlarda aranacak şartlar arasında sayılmıştır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda devlet memurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddeleriyle bağdaşmamaktadır. " gerekçesiyle hükmün iptaline karar verilmiştir. Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Temyizen incelenmekte olan uyuşmazlıkta dava konusu işlem, dayanağı olan kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptalinden sonra 21/10/2019 tarihinde tesis edilmiş; ancak Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, 29/11/2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmış, işleme dayanak olan Kanun maddesi bu tarihte yürürlükten kalkmıştır. Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde açılan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 12/12/1989 günlü, E:1989/11, K:1989/48 sayılı kararında, "Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece, hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır." gerekçesine yer verilmiş; 19/12/1989 günlü, E:1989/14, K:1989/49 sayılı kararında ise; bir hukuk kuralının yürürlüğü sırasında, bu kurala uygun bir biçimde tüm sonuçlarıyla kesin olarak edinilmiş hakların korunmasının Hukuk Devletinin gereği olduğu vurgulanmıştır. Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan yasa kuralları ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Temyizen incelenen uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin dayanağını oluşturan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasına ilişkin Kanun hükmünün Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlandığı 29/11/2019 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan hükme göre elde edilen kişisel verilere dayanılarak güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, yasal dayanağı kalmayan dava konusu aile hekimliği sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın, kararı veren … İdare Mahkemesine gönderilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Adli para cezası memuriyete engel midir?

Kasten işlenen suç kanunda belirtilen katalog suçlardan biri değilse, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi memuriyet engelini kaldırır; ancak katalog suçlarda adli para cezasına çevrilse dahi memuriyet engeli devam eder.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) memuriyete engel oluşturur mu?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesi uyarınca müsadere hariç kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade ettiğinden kesinleşmiş bir mahkûmiyet sonucu meydana getirmez ve denetim şartlarına uyulduğunda davanın düşmesiyle sonuçlanır.

Taksirli bir suçtan ceza alınması memuriyeti sonlandırır mı?

Taksirli suçlardan dolayı hükmedilen cezalar, miktarı ne olursa olsun sürekli memuriyet engeli oluşturmaz; ancak infaz süresi boyunca fiilen görev sürdürülemez ve görevden uzaklaştırma tedbiri tatbik edilir.

Memnu hakların iadesi kararı katalog suçlarda memuriyet engelini kaldırır mı?

657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde yer alan katalog suçlar bakımından memnu hakların iadesi alınsa dahi yasağın kalkmayacağı yönünde hukuki değerlendirmeler bulunmakla birlikte; Danıştay 12. Dairesinin onadığı idare mahkemesi kararlarında mahkûmiyetten doğan ehliyetsizliklerin ileriye dönük kalktığı kabul edilerek göreve son verme veya atamama işlemleri iptal edilmiştir; aynı kararlarda aksi yönde karşı oy gerekçeleri de yer almaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu