Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Şartları ve Hükümleri

by Avukat Erdal Ersoy
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Şartları ve Hükümleri

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi; bakım alacaklısının belirli bir malvarlığını ya da bu değerlerin bir bölümünü devretmeyi üstlendiği, buna karşılık bakım borçlusunun da alacaklının yaşamı boyunca bakım ve gözetimini sağlamayı taahhüt ettiği, sürekli borç ilişkisi kuran tam iki taraflı ve ivazlı bir sözleşmedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 611. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bakım borçlusu bakım alacaklısı tarafından mirasçı atanmışsa bu sözleşmeye miras sözleşmesine ilişkin kurallar uygulanır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/5375, K. 2022/5707Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2021/5375 E.  ,  2022/5707 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24/01/2018 tarihinde verilen dilekçeyle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ve tapu iptal ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17/11/2020 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından talep edilmiştir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. KARAR Dava, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile tapu iptal ve tescil istemlerine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin eşi … …’ın 24.11.2007 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin 275 ada 4 parsel sayılı arsa vasfında ancak üzerinde bina olan taşınmazdaki muristen intikal eden 5/20 hissesini 24.07.2008 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya devrettiğini, davalının müvekkilinin üvey kızı olduğunu, hisse devrine kadar kendisine yakınlık gösterildiğini ancak hisse devrinden sonra sağlık problemleri ve ihtiyaçları ile ilgilenmediğini, arayıp sormadığını, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin gereklerini yerine getirmediğini, 24.07.2008 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile bu sözleşme ile davalıya devredilen taşınmazdaki 5/20 payın iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin murisi babası … …’ın 24.11.2007 tarihinde vefat ettiğini, davacının müvekkilinin babasının mirasından hiçbir hak talep etmediğini belirttiğini, babasının vefatından hemen sonra 24.07.2008 tarihinde "Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi" tanzim edildiğini, davacının muris eşinden intikal eden Kocaeli Kartepe 275 ada 4 parselde arsa vasfında üzerinde iki katlı bina bulunan taşınmazın 5/20 hissesini tarafına devrettiğini, bahse konu sözleşmenin ve miras hissesinin devir işleminin davacının eşi öldükten sonra mağdur olmasını önlemek amacı ile yapıldığını, davacıyı öz annesinden ayırt etmeden ihtiyaçlarını karşılamak için elinden geleni yaptığını, ancak bir süre sonra kendisini görmek ve hatırını sormak istediğinde telefona cevap vermediğini ve evde olmadığını beyan ederek bahanelerle ile görüşmeyi reddettiğini ve daha sonra telefon numarasını dahi değiştirdiğini, davacının ilk oğlundan bir oğlu ve iki kızı olduğunu, babasının ölümünden ve ölünceye kadar bakma sözleşmesinin yapılmasından bir süre sonra annelerini etkileyerek kendileri ile görüşmemesini ve iş bu davayı açmasını sağlayan kızları ve oğlunun etkisinde kalan davacının kendileri ile irtibatı kestiğini, müvekkilinin murisi babası … …’ın vefatından sonra davacıya babasından ölüm aylığı bağlanmış tüm hastane giderlerinin, evin tadilat işlemlerini, ısınma giderleri, müvekkilin babasına ve davacıya ait borçların müvekkilinin kardeşleri ve kendisi tarafından ödendiğini, dava konusu evin davacı ile evlenmeden önce müvekkilleri ve kardeşleri tarafından yaptırıldığını, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davanın kabulü ile, taraflar arasında imzalanan 24.07.2008 tarih ve 1187 yevmiye numaralı ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshine, davalı adına kayıtlı olan 257 ada 4 parsel sayılı taşınmazda 8/20 hisseden anlaşmaya konu 5/20 hissenin iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, bakiye hissenin davalı uhdesinde bırakılmasına, karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir. Kaynağını Borçlar Kanununun 611. ve devamı maddelerinden alan ölünceye kadar bakım sözleşmeleri, anılan kanunun 612. ve Türk Medeni Kanununun 545. maddesi gereğince resmi şekilde düzenlenmelidir. Resmi şekilde düzenlenmeyen ölünceye kadar bakım sözleşmelerine değer verilerek tapu iptali ve tescil hükmü kurulması mümkün değildir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6.2.2008 tarihli ve 2008/14-70 2008/104 sayılı kararı) Somut olayda; ölünceye kadar bakma sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen, ivazlı, rızai ve sürekli borç doğuran bir sözleşmedir. İki tarafa tam borç yükleyen bir sözleşme olduğu için bakım alacaklısı, bakım borçlusunun kendisine bakıp gözetmesi karşılığında ona bir malvarlığının tamamını, bir kısmını veya bir malı devretmeyi borçlanmaktadır. Burada sözleşmenin mahiyeti gereği bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp ikametgâh temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi sürekli bir sözleşme olduğundan bakım borçlusu, yaşadığı sürece bakım alacaklısına bakmak zorundadır. Sözleşmenin bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla feshini isteme … bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir haktır. Davacı … ile davalı … … arasında 24.07.2008 tarihli, 11817 yevmiye numaralı ölünceye kadar bakma sözleşmesi akdedilmiş, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin konusu olan 257 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 5/20 hissesi bakım alacaklısı davacı tarafından, davalıya 24.07.2008 tarihli 11817 numaralı işlemle tapuda devredilmiş, eldeki dava, 24.01.2018 tarihinde açılmıştır. Sözleşmenin akdedildiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar geçen sürede bakım alacaklısının bakım borcu ediminden vazgeçtiği anlamına gelmez. Bakım alacaklısı davacı, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin gereğini yerine getirmiş olmasına rağmen, bakım borçlusu davalının ölünceye kadar bakma sözleşmesinin gereğini yerine getirmediğini, kendisinin bakılıp gözetilmediğini ileri sürerek ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshini ve sözleşme gereği devrettiği payın iptali ile adına tescilini talep etmektedir. Taraflarca gösterilen deliller ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında bakım borçlusunun yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bakım alacaklısına karşı edimini gereği gibi yerine getirdiği söylenemez. Bakım borçlusunun devredilen payın bulunduğu yapıda bakım alacaklısının oturmasına … göstermesi, bakım borcunun yerine getirilmesi için yeterli sayılamaz. Bölge Adliye Mahkemesince, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bakım borçlusu tarafından gereği gibi yerine getirilmediği gözetilmeden, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve HMK’nın 371. maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 03.10.2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 611Kaynağı aç
MADDE 611- Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Bakım borçlusu, bakım alacaklısı tarafından mirasçı atanmışsa, ölünceye kadar bakma sözleşmesine miras sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır. B. Şekli

Sözleşmenin Geçerlilik Şartları ve Şekil Kuralları

Türk Borçlar Kanunu'nun 612. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, ölünceye kadar bakma sözleşmesi mirasçı atanmasını içermese dahi miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli sayılmaz. Türk Medeni Kanunu'nun 545. maddesi gereğince miras sözleşmesinin geçerli olması için resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi zorunludur. Bu kapsamda sözleşmenin tarafları arzularını resmi memura aynı zamanda bildirir ve düzenlenen sözleşmeyi resmi memur ile iki tanığın önünde imzalarlar. Sözleşmede hazır bulunan tanıkların ise işlemden menfaat elde etmemesi şarttır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 612Kaynağı aç
MADDE 612- Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasçı atanmasını içermese bile, miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz. Sözleşme, Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak yapılmışsa, geçerliliği için yazılı şekil yeterlidir. C. Güvencesi
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 545Kaynağı aç
Madde 545- Miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir. Sözleşmenin tarafları, arzularını resmî memura aynı zamanda bildirirler ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalarlar. II. Ortadan kaldırılması 1. Sağlararasında a. Sözleşme veya vasiyetname ile

Resmi şekli yerine getirmeye yetkili makamlar bakımından sulh hukuk mahkemesi hakimi ile noterler, taşınır ve taşınmaz tüm mallara yönelik hakları içeren sözleşmeleri düzenleyebilir. Tapu memurları ise yalnızca konusu taşınmaz üzerindeki ayni hakları ilgilendiren ölünceye kadar bakma sözleşmelerini düzenlemeye yetkilidir. Türk Borçlar Kanunu'nun 612. maddesinin ikinci fıkrasına göre sözleşmenin Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak yapılması halinde geçerlilik için yazılı şekil yeterlidir.

Kanunun emrettiği resmi düzenleme şekline uyulmadan akdedilen ölünceye kadar bakma sözleşmeleri geçerlilik kazanmaz. Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/5375, K. 2022/5707 sayılı ilamında belirtildiği üzere, resmi şekilde düzenlenmeyen ölünceye kadar bakım sözleşmelerine dayanılarak tapu iptali ve tescil hükmü kurulamaz.

Bakım Borcunun Kapsamı ve İfa Yükümlülükleri

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/5375, K. 2022/5707 sayılı kararında açıklandığı üzere, sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı sürece bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü; bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp ikametgah sağlama, besleme, giydirme, hastalığında tedavi ettirme ve manevi yönden her türlü yardım ve desteği sağlama ödevlerini kapsar. Sürekli borç doğuran niteliği nedeniyle bakım borçlusu yaşadığı sürece bu edimleri yerine getirmekle yükümlüdür.

Bakım borcunun ifası alacaklının temel ihtiyaçlarının fiilen karşılanmasını gerektirir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/5375, K. 2022/5707 sayılı ilamında vurgulandığı üzere, bakım borçlusunun devredilen payın bulunduğu yapıda bakım alacaklısının yalnızca oturmasına rıza göstermesi, bakım borcunun yerine getirilmesi için yeterli kabul edilemez.

Sözleşmenin akdedildiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında süre geçmiş olması, bakım alacaklısının bakım borcu ediminden vazgeçtiği anlamına gelmez.

Bakım Alacaklısının Yasal Güvencesi ve Mirasçıların Borcu

Taşınmazını bakım borçlusuna devreden bakım alacaklısı, sözleşmeden doğan haklarını koruma altına alabilmek adına Türk Borçlar Kanunu'nun 613. maddesi uyarınca devredilen taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahiptir. Düzenlenen bu kanuni rehin yetkisi, taşınmazın borçlu tarafından üçüncü şahıslara devredilmesi ihtimalinde alacaklı lehine hukuki teminat oluşturur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 613Kaynağı aç
MADDE 613- Bakım borçlusuna bir taşınmazını devretmiş olan bakım alacaklısı, haklarını güvence altına almak üzere, bu taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahiptir. D. Konusu

Bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığı halde bakım alacaklısı hayatta iken devir gerçekleşmemişse, ölümünden sonra mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu altına girer. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/2972, K. 2018/602 sayılı kararı ile Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/5375, K. 2022/5707 sayılı ilamında belirtildiği üzere, mirasçıların bu yükümlülüğü yerine getirmemesi halinde bakım borçlusu sözleşmeye dayanarak tapu iptali ve tescil davası açabilir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2017/2972, K. 2018/602Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2017/2972 E.  ,  2018/602 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.05.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, birleştirilen davalar ile tapu iptali ve tescil veya tenkis ile sözleşmenin iptali veya tenkis talebi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne, birleştirilen sözleşmenin iptali istemli davanın kabulüne, birleştirilen tapu iptali ve tescil veya tenkis istemli davanın reddine dair verilen 21.02.2017 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.01.2018 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar birleştirilen dosya davalıları vekili Av. … ile karşı taraftan davalı-karşı davacı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KA R A R Davacılar, davalının murisi … ile … 1. Noterliği’nde 12.07.2002 günü düzenledikleri ölünceye kadar bakma sözleşmesi gereği bakım borcunu yerine getirdiklerini murisin vefat ettiğini ancak bakım borcu karşılığı devredilecek 127 ada 1 sayılı parselin tapu kaydının devredilmediğini ileri sürerek, taşınmazın adlarına tescilini istemişlerdir. Birleştirilen davada davacı …, davalılar ile murisi arasındaki 12.07.2002 günlü ölünceye kadar bakma sözleşmesinin akdedildiği tarihte murisin ehliyetinin bulunmadığını ve mirastan mal kaçırma amacıyla düzenlendiğini ileri sürerek, sözleşmenin iptalini veya saklı payının tenkisini istemiştir. Yine birleştirilen davada davacı …, davalı …’ye murisi… tarafından ölünceya kadar bakma sözleşmesi gereği 188 ada 21 parseldeki payının devredildiği 25.01.2005 tarihinde murisin ehliyetinin bulunmadığını ve mirastan mal kaçırma amacıyla payın devredildiğini ileri sürerek, taşınmazın adına tescilini veya saklı payının tenkisini istemiştir. Mahkemece, asıl davanın reddine; ölünceye kadar bakma akdi istemini içeren birleştirilen davanın kabulüyle sözleşmenin iptaline; tescil veya tenkis istemli birleştirilen diğer davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 24.11.2015 tarih, 2015/10795 Esas, 2015/10744 Karar sayılı ilamı ile "… davalı …’ın murisi … ile davacılar arasında düzenlenen ölünceye kadar bakma akdi uyarınca bakım borcu karşılığı 127 ada 1 parsel sayılı taşınmaz devredilecektir. Tapu kayıtlarından çekişme konusu 127 ada 1 sayılı parselin 157.007 m2 tarla niteliği ile muris … adına kayıtlı olduğu; ayrıca 205.567 m2 yüzölçümlü tarla niteliğinde 129 ada 1 parsel, 135 ada 30 sayılı parselde 3, 5, 14 numaralı ve 102 ada 1 sayılı parselde 4 numaralı bağımsız bölümlerin halen muris adına tescilli oldukları anlaşılmaktadır. Bu taşınmaz dışında muris malik olduğu bir kısım taşınmazları sağlığında dernek ve vakıflara hibe ettiği tapu kayıtlarında görülmektedir. Nüfus kayıtları uyarınca ölünceye kadar bakma aktinin düzenlendiği 12.07.2002 tarihinde muris 87 yaşında olup, 90 yaşında da vefat etmiştir. Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi ve Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun raporlarında ölünceye kadar bakma sözleşmesinin düzenlendiği 12.07.2002 tarihinde murisin ehliyetinin bulunduğu belirtilmiştir. Murisin 1971 yılında evlat edindiği davalı dışında mirasçısı bulunmamaktadır. Davalının da kabulünde olduğu gibi davacılar bakım borcunu yerine getirmişlerdir. Bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunu değil de mirasçılarından mal kaçırma amacını taşımadığı anlaşıldığından, 01.04.1974 günlü ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı uygulama alanı bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, çekişme konusu taşınmazın temlikinin mirasçılardan mal kaçırma amacı taşımadığından davanın kabulü gerekir.Mahkemece, davanın kabulü gerekirken bu hususlar gözetilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, ölünceye kadar bakma akdinin iptalinin istemini içeren birleştirilen davanın kabulü ile sözleşmenin iptaline, tescil veya tenkis istemli birleştirilen diğer davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacılar – birleştirilen dosya davalıları vekili ve davalı – birleştirilen dosya davacısı vekili temyiz etmiştir. Asıl dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen davalar ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ve tenkis ile tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir. Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir. Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir. Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 19. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir. Somut uyuşmazlıkta, birleştirilen 2006/152 Esas sayılı davanın reddine karar verilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık görülmemiştir. 24.11.2015 tarihli bozma ilamımızda ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerli olduğuna değinildikten sonra murisin Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi ve Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun raporlarında ölünceye kadar bakma sözleşmesinin düzenlendiği 12.07.2002 tarihde ehliyetinin bulunduğu, yine çekişme konusu temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacı taşımadığı, murisin ölünceye kadar bakma sözleşmesi konusu taşınmazları dışında başka malvarlığının bulunduğu belirtilmiş, ölünceye kadar bakma sözleşmesi geçerli kabul edilerek asıl davadaki tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi kabul edilmiş ancak bozma gereği yerine getirilmemiş, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin de iptaline karar verilerek çelişkiye düşülmüştür. 24.11.2015 tarihli bozma ilamımızda da değinildiği gibi ölünceye kadar bakma sözleşmesinin mirasçılardan mal kaçırma amacı taşımadığı anlaşıldığından, 01.04.1974 günlü ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama alanı bulunmadığından birleştirilen ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali istemli davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. 12.07.2002 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesi muris … ile …, … arasında yapılmış, … yargılama devam ederken vefat etmiş, mirasçıları davaya dahil edilmiştir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde 127 ada 1 parselin … ile …na müştereken ve eşit olarak temlik edildiği belirtildiğinden hüküm kurulurken davacı …'ın aynı zamanda …'nun mirasçılarından biri olduğu gözetilerek, …'nun diğer mirasçıları ile davacı …'ın hisselerinin eşit olmadığı ölünceye kadar bakma sözleşmesinden anlaşılmaktadır. Mahkemece bu husus da gözetilerek hüküm kurulması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 1.630,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalı-birleştirilen dosya davacısından alınarak davacı-birleştirilen dosya davasına verilmesine, 1.630,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacı-birleştirilen dosya davalısından alınarak davalı-birleştirilen dosya davacılarına verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.01.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Saklı Pay ve Mirastan Mal Kaçırma İddiaları

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi karşılıklılık esasına dayalı ivazlı bir sağlararası işlem olduğundan, devredilen taşınmaz mülkiyetinde mirasçıların saklı paylarının ihlal edildiği gerekçesiyle tenkis talebinde bulunulması kural olarak mümkün değildir. Ancak tarafların gerçek iradeleri önem taşır. Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi gereğince sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde, tarafların kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 19Kaynağı aç
MADDE 19- Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz. E. Genel işlem koşulları I. Genel olarak

Ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı yapıldığı iddiası her zaman ileri sürülebilir. Taraflar aslında bağışlama iradesi taşıdıkları halde mirasçıları veya üçüncü kişileri yanıltmak amacıyla ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlemişlerse görünürdeki işlem yok hükmündedir. Gizli bağış sözleşmesi de taşınmaz devrinde kanuni resmi şekle uymadığından geçersiz kalır ve açılacak tapu iptali ve tescil talebi kabul edilir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin E. 2019/3047, K. 2021/2046 sayılı kararında ifade edildiği üzere; mirasbırakanın tek malvarlığını sözleşmeye konu etmesi, bakım ihtiyacı pay devri yoluyla karşılanabilecekken makul sınırı aşarak taşınmazın tamamını devretmesi durumunda işlemin bakım temini amacı taşımadığı, mirasçıdan mal kaçırma kastıyla ve muvazaalı yapıldığı kabul edilir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/3047, K. 2021/2046Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2019/3047 E.  ,  2021/2046 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ DAVA TÜRÜ : ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA AKTİNİN İPTALİ,TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS Taraflar arasında görülen ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali, tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis davası sonunda ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın davalı tarafından istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 06.04.2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat … ile temyiz edilen davalı vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi… tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali, çekişmeli taşınmazın davalı adına kayıtlı olması halinde miras payı oranında tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir. Davacı, mirasbırakan babası …nun maliki olduğu dava konusu 2867 ada 5 parsel sayılı, üzerinde bina bulunan taşınmazı, İstanbul 24. Noterliğinin 29.08.2008 tarih 12339 yevmiye numaralı ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı oğluna verdiğini, davalıya dilediği zaman tapuda tescil ettirme hakkı tanıdığını, bakıma ihtiyacı olmayan mirasbırakanın asıl amacının taşınmazı bedelsiz olarak davalıya vermek olup, sözleşmenin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muris muvazaası nedeniyle iptalini, davalının taşınmazı adına tescil ettirmesi halinde muris muvazaası nedeniyle tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, olmazsa tenkisini istemiştir. Davalı, sözleşmenin geçerli olduğunu, mirasbırakan babası ve annesiyle birlikte yaşayıp, onlarla sürekli ilgilendiğini, mirasbırakanın davacıya parasal olarak kazandırmada bulunduğunu ve davacının oturduğu evi bu parayla edindiğini, muvazaanın söz konusu olmadığını, tenkis koşullarının da oluşmadığını, taşınmaz üzerindeki 2 no’lu dairede mirasbırakanın, 3 no’lu dairede kendisinin kaldığını, 1 no’lu dairenin de kirasını aldığını belirtip davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, dava konusu taşınmazın halen mirasbırakan adına kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile sözleşmenin iptaline karar verilmiş; anılan kararın davalı tarafından istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, mirasbırakanın asıl amaç ve iradesinin mirastan mal kaçırmak değil, bakımını temin etmek olduğu, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muvazaalı olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddi yönünde yeniden hüküm kurulmuştur. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1940 doğumlu mirasbırakan …nun 30.12.2017 tarihinde ölümü üzerine davacı kızı … ile, davalı oğlu …’in mirasçı kaldıkları, mirasbırakanın eşi …’nin ise kendinden önce 2009 yılında öldüğü, İstanbul 24. Noterliğinin 29.08.2008 tarih 12339 yevmiye numaralı ölünceye kadar bakma sözleşmesine göre, mirasbırakanın maliki olduğu 538 ada 5 parsel (2867 ada 5 parsel) sayılı taşınmazını kendisine ölünceye kadar bakması koşuluyla davalı oğlu …’e temlik ettiği, davalıya dilediği zaman tek başına müracaatla taşınmazı tapuda adına tescil ettirme yetkisi tanıdığı, 2867 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 13.02.1989 tarihli ifraz işlemiyle halen mirasbırakan adına kayıtlı olduğu, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin tapu kaydına yansımadığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, her ne kadar bölge adliye mahkemesince, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığının ileri sürüldüğü bu savunmanın Türk Borçlar Kanunu 19. madde hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulmasının gerekeceği, ancak öğretide muris muvazaası olarak tanımlanan ilkelere uygun bir araştırma yapıldığı sonuç itibariyle sözleşmenin düzenlenmesinde muvazaa hükümlerinin uygulanma yeri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; mirasbırakan ile davalı oğlu arasında 29.08.2008 tarihinde yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin diğer mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, zira mirasbırakanın tek mal varlığını ölünceye kadar bakma sözleşmesine konu ettiği, gerçek bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi olsa idi, bunun pay devri yoluyla da sağlanabilecekken, mirasbırakanın taşınmazın tamamını sözleşmeyle davalıya verdiği, işlemin makul sınırı aştığı, mirasbırakanın bakımını temin etmek amacıyla değil, davalı oğlu yararına mal kaçırmak iradesiyle hareket ettiği, dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarına göre de sözleşmenin muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulü ile davaya konu ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacının değinilen yönden yerinde bulunan temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371/1-a . maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddesi uyarınca dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 3.050.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Buna karşın mirasbırakanın hukuki ehliyetinin bulunduğu, temlik haricinde başkaca malvarlığının yer aldığı ve işlemin mirasçılardan mal kaçırma kastı taşımadığının anlaşıldığı hallerde 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uygulanamaz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/2972, K. 2018/602 sayılı kararında da belirtildiği üzere bu şartlar altında sözleşmenin iptali davası reddedilir.

Sözleşmenin Sona Ermesi ve Fesih Hakları

Türk Borçlar Kanunu'nun 616. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, tarafların karşılıklı edimleri arasında önemli ölçüde oransızlık bulunması ve lehine fazlalık doğan tarafın kendisine bağışlama amacıyla hareket edildiğini ispatlayamaması durumunda diğer taraf, altı ay önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi her zaman feshedebilir. Bahse konu edim oransızlığının belirlenmesinde, ilgili sosyal güvenlik kurumunca bakım borçlusuna intikal ettirilen değerin karşılığı olan anapara tutarı ile bağlanacak irat arasındaki fark temel alınır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 616Kaynağı aç
MADDE 616- Tarafların edimleri arasında önemli ölçüde oransızlık bulunur ve fazla alan taraf kendisine bağışta bulunulma amacı güdüldüğünü ispat edemezse diğer taraf, altı ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, sözleşmeyi her zaman feshedebilir. Bu oransızlığın tespitinde, ilgili sosyal güvenlik kurumunca, bakım borçlusuna verilenin değerine denk düşen anapara değeri ile bağlanacak irat arasındaki fark esas alınır. Sözleşmenin sona erdirilmesi anına kadar geçen sürede ifa edilmiş edimler, anapara ve faiziyle birlikte değerlendirilerek, denkleştirme sonucunda alacaklı çıkan tarafa geri verilir. II. Önel verilmeksizin fesih

Önel verilerek yapılan fesihte tasfiye kuralları Türk Borçlar Kanunu'nun 616. maddesinin ikinci fıkrasında yer alır. Buna göre feshin gerçekleştiği ana kadar geçen sürede ifa edilmiş edimler anapara ve faiziyle birlikte değerlendirilerek denkleştirme sonucunda alacaklı çıkan tarafa iade edilir.

Türk Borçlar Kanunu'nun 617. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sebebiyle sözleşmenin devamı çekilmez hale gelir veya başkaca önemli sebepler devamı imkansız kılar ya da aşırı ölçüde güçleştirirse, taraflardan her biri sözleşmeyi önel vermeksizin feshedebilir. Bu fesihte kusurlu taraf aldığını geri verir ve kusursuz tarafa uğradığı zarar karşılığında uygun bir tazminat öder. Hakim feshi yerinde bulabileceği gibi, taraflardan birinin istemiyle veya kendiliğinden aile topluluğu içinde yaşamaya son vererek bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 617Kaynağı aç
MADDE 617- Sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sebebiyle sözleşmenin devamı çekilmez hâle gelir veya başkaca önemli sebepler sözleşmenin devamını imkânsız hâle getirir ya da aşırı ölçüde güçleştirirse, taraflardan her biri sözleşmeyi önel vermeksizin feshedebilir. Sözleşme bu sebeplerden birine dayanılarak feshedildiği takdirde kusurlu taraf, aldığı şeyi geri verir ve kusursuz tarafa, bu yüzden uğradığı zarara karşılık uygun bir tazminat ödemekle yükümlü olur. Hâkim, sözleşmenin önel verilmeksizin feshini yerinde bulabileceği gibi, taraflardan birinin istemiyle veya kendiliğinden, aile topluluğu içinde yaşamalarına son vererek, bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir. III. Bakım borçlusunun ölümü

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/5375, K. 2022/5707 sayılı kararında belirtildiği üzere; sözleşmenin bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla feshini isteme hakkı, bakım alacaklısının bizzat sağlığında kullanması gereken bir haktır.

Bakım borçlusunun ölümü halinde uygulanacak kurallar Türk Borçlar Kanunu'nun 618. maddesinde düzenlenmiştir. Bakım borçlusu ölürse bakım alacaklısı bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Bu takdirde bakım alacaklısı, bakım borçlusunun iflası halinde iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini bakım borçlusunun mirasçılarından talep edebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 618Kaynağı aç
MADDE 618- Bakım borçlusu ölürse bakım alacaklısı, bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Bu durumda bakım alacaklısı, bakım borçlusunun iflası hâlinde, iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini, bakım borçlusunun mirasçılarından isteyebilir. G. Devredilemezlik, iflas ve haciz hâlinde istem
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi hangi resmi şekilde yapılmalıdır?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi Türk Medeni Kanunu'nun 545. maddesi uyarınca resmi vasiyetname şeklinde yapılmalıdır; taraflar iradelerini resmi memura aynı anda bildirir ve sözleşme memur ile iki tanık huzurunda imzalanır.

Mirasçılar bakım sözleşmesine karşı saklı pay iddiası öne sürebilir mi?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ivazlı ve sağlararası bir işlem olduğundan kural olarak mirasçıların saklı pay ihlali ve tenkis talepleri dinlenmez; ancak işlemin bağışlamayı gizleyen muvazaalı bir devir olduğu her zaman ileri sürülerek tapu iptali istenebilir.

Bakım borçlusu vefat ettiğinde sözleşme nasıl sona erdirilir?

Bakım borçlusunun ölümü halinde bakım alacaklısı bir yıl içinde fesih hakkını kullanabilir ve iflas masası karşılığına denk düşen bir meblağın mirasçılar tarafından ödenmesini isteyebilir.

Bakım borcunun yerine getirilmemesi sebebiyle fesih davasını kim açabilir?

Bakım borcunun yerine getirilmediği iddiasıyla ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshini talep etme hakkı, bakım alacaklısının bizzat sağlığında kullanması gereken bir haktır.

Taşınmaz devredilmeden bakım alacaklısı ölürse tescil nasıl talep edilir?

Bakım alacaklısının ölümünden sonra taşınmazı devretme yükümlülüğü mirasçılarına geçer; mirasçıların ferağ vermemesi halinde bakım borçlusu tapu iptali ve tescil davası açabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu