Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Şartları ve Muvazaa

by Avukat Erdal Ersoy
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Şartları ve Muvazaa

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Hukuki Niteliği

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 611. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, alacaklının ise bir malvarlığını yahut belirli malvarlığı değerlerini devretmeyi üstlendiği, tam iki tarafa borç yükleyen ivazlı bir sözleşmedir. Bu ilişkide bakım borçlusu, alacaklının yaşamı boyunca gereksinimlerini karşılamayı ve günlük yaşantısını sürdürmesine fiilen destek olmayı borçlanır; bakım alacaklısı da karşı edim niteliğinde taşınmaz devri veya başkaca malvarlığı unsurlarını kazandırmayı taahhüt eder. Türk Borçlar Kanunu'nun 611. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bakım borçlusunun bakım alacaklısı tarafından mirasçı atanması hâlinde sözleşmeye miras sözleşmesine ilişkin hükümler tatbik edilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 611Kaynağı aç
MADDE 611- Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Bakım borçlusu, bakım alacaklısı tarafından mirasçı atanmışsa, ölünceye kadar bakma sözleşmesine miras sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır. B. Şekli

Geçerlilik ve Resmi Şekil Koşulları

Türk Borçlar Kanunu'nun 612. maddesi gereğince, ölünceye kadar bakma sözleşmesi mirasçı atanmasını içermese dahi miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça hukuken geçerlik kazanmaz. Kanunun bu şekil kuralına getirdiği yegane istisna, sözleşmenin Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak akdedilmesidir; bu durumda yazılı şekil geçerlilik için yeterli görülmüştür. Kurum haricindeki sözleşmelerde resmi şekil koşuluna uyulmaması hâlinde, tarafların fiilen bakım sunmuş, harcama yapmış ya da birlikte yaşamış olmaları sözleşmeyi geçerli kılmaz. Resmi şekil unsuru taşımayan sözleşmeye dayanılarak mahkemece tescil kararı kurulamaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 612Kaynağı aç
MADDE 612- Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasçı atanmasını içermese bile, miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz. Sözleşme, Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak yapılmışsa, geçerliliği için yazılı şekil yeterlidir. C. Güvencesi

Bakım İhtiyacı ve Yükümlülüğün İhlali

Sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının fiilen özel bir bakım gereksinimi içinde bulunması zorunlu bir geçerlilik ön koşulu değildir. Bu ihtiyacın sözleşmenin kurulmasından sonra doğması ya da bakım alacaklısının vefatına kadar olan sürecin çok kısa sürmesi sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Akdin varlığında önem taşıyan husus, sözleşmenin taraf iradeleriyle kurulması ve bakım borçlusunun taahhüt ettiği yükümlülükleri fiilen yerine getirmesidir. Bakım borcunun ağır biçimde ihlal edilmesi hâlinde alacaklı sözleşmenin feshini talep edebilir. İhlalin süreklilik kazanması veya durumun çekilmez hale gelmesiyle fesih süreci gündeme gelir; bakım alacaklısının borçluya karşı ileri sürebileceği talepler bakım ilişkisinin sona ermesinden itibaren işlemeye başlar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi gereğince kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. II. Beş yıllık zamanaşımı
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/21562, K. 2016/8809Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2014/21562 E.  ,  2016/8809 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ-TESCİL,TENKİS Taraflar arasında görülen tapu iptali-tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 27.09.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … ve vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir. Davacı, mirasbırakanı …'ın 8443 ada 15 parsel sayılı taşınmazın 1 ve 11 nolu bağımsız bölümlerini 4542 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tesbit edemediği bir bağımsız bölümünü mirasçılardan …'ın eşi …'a ölünceye kadar bakma akdi ile tescil ettirdiğini, mirasbırakanın bakıma muhtaç olmadığını, davalının bakım borcunu yerine getirmediğini, mirasbırakanın asıl amacının mirasçılardan mal kaçırmak olduğunu ve muvazaalı işlem yaptığını öne sürerek tapu kayıtlarının miras payı olan 1/2 oranında iptal edilerek adına tapuya tesciline, bu istek kabul edilmediği takdirde saklı payına tecavüz eden kısmın tenkisine karar verilmesini istemiştir. Davalı, taşınmazların kendisine mirasbırakana ve mirasbırakanın eşine bakması karşılığı temlik edildiğini, kendisininde yaşlı, hasta ve yatalak olan mirasbırakan ve eşine baktığını, sözleşmedeki edimlerini yerine getirdiğini ileri sürüp davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Getirtilen kayıt ve belgelerden, davaya konu 8443 ada 15 parsel(yeni-4542 ada 7 parsel) sayılı taşınmazdaki kat irtifakı kurulu (1), (3) ve (11) numaralı bağımsız bölümler muris … adına kayıtlı iken, muris ile davalı …(murisin küçük oğlu olan …'in karısı) arasında noterde düzenlenen 27.01.2003 tarihli ölünceye kadar bakım sözleşmesi uyarınca anılan bağımsız bölümlerin davalıya devrinin kararlaştırıldığı, sözleşmede “1997 yılından beri felçli olan eşime ve bana bakıp gözetmekte olduğundan ve bundan böyle de bakıp gözetmesini temin kaydıyla..” ibaresinin de yer aldığı, davalı …'nın da bu sözleşmeya dayanarak 28.01.2003 tarihinde tapu müdürlüğüne tescil başvurusu yaparak(1), (3) ve (11) numaralı bağımsız bölümleri kendi adına tescil ettirdiği, murisin 1926 doğumlu olduğu, 21.02.2013 tarihinde öldüğü ve geride mirasçıları olarak oğlu … ile kendisinden daha önce ölmüş olan oğlu Lütfi'den olma torunu …'nın kaldığı görülmektedir. Davacı …, ölünceye kadar bakım aktiyle yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir (818 s. Borçlar Kanununun (BK) m. 511). Başka bir anlatımla, ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer (TBK m.614 BK m.514)). Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz. Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 günlü ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda uygulama yeri bulur. Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir. Somut olayda, dosya içeriği ve toplanan deliller yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; davalı tarafın ölünceye kadar bakım aktinin yüklediği tüm görevleri yerine getirerek murise ve eşine uzun zamandır baktığı, bu hususun gerek muris ve eşine ait sağlık raporlarıyla gerekse tanık anlatımlarıyla doğrulandığı; diğer taraftan, murisin başkaca taşınmazlarının da bulunduğu, çekişmeli bağımsız bölümlerin davalıya temlikinin mirastan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak gerçekleştirildiğinin söylenemeyeceği anlaşılmaktadır . ../… Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmesi doğru değildir. Kabule göre de; mahkemece yazılan kararda, dosyaya toplanan belgeler ve delillerin açıklanmasının ötesinde kararın gerekçe içerdiğini söyleyebilme olanağı da yoktur. Anayasanın 141. maddesi hükmü gereği bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Davalının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.12.2015 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.350.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.09.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. ( Muhalif) -KARŞI OY- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, bu talep kabul edilmediği takdirde tenkis isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın muris muvazaası talebi yönünden kabulüne karar verilmiştir. Muris muvazaası davalarında- çoğunluk görüşünde de belirtildiği üzere- mirasbırakanın gerçek iradesine bakılmak gerekir. Taşınmaz veya taşınmazlar, mirasbırakanın gerçek iradesine uygun bir hukuki tasarrufla temlik edilmiş ise, muris muvazaasından söz edilemez ve bu temliki tasarrufa itibar etmek gerekir.Ancak mirasbırakanın görünürdeki iradesi gerçek iradesine uymuyor ise gerçek iradesine itibar edilmelidir. Somut olayda, mirasbırakan gelini olan davalıya- alınan bilirkişi raporuna göre- toplam değeri 275.000 TL. üç bağımsız bölümü ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile aktarmıştır. Mirasbırakanın daha az taşınmaz aktarmak suretiyle ölünceye kadar bakımı sağlaması mümkün iken fazla miktarda taşınmaz aktarması gerçek iradesinin ölünceye kadar bakımını sağlamak değil, terekeden mal kaçırmak olduğu sonucuna varılmaktadır. Gerek yukarıda açıklanan gerekçelere, gerek mahkeme kararında belirtilen gerekçelere göre,- kabule ilişkin- mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan, kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Muris Muvazaası ve Yargıtay Değerlendirmesi

Mirasbırakanın görünürde bakım sözleşmesi yapmasına rağmen gerçek iradesinin bağışlama olması ve mirasçılardan mal kaçırma kastıyla hareket edilmesi hâlinde muris muvazaası gerçekleşir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2014/21562 Esas ve 2016/8809 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, temliki işlemde asıl iradenin bakılıp gözetilmek değil mirasçılardan mal kaçırmak olduğu tespit edildiğinde sözleşmenin ivazlı niteliği ortadan kalkar, bağış amacının üstün tutulduğu kabul edilir ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca muris muvazaası hükümleri tatbik edilir. Yargılamada görünürdeki şekle bağlı kalınmaksızın tarafların gerçek amacı denetlenir.

Ölünceye kadar bakma karşılığı gerçekleştirilen temlikin muvazaalı olup olmadığının saptanmasında mirasbırakanın işlem tarihindeki yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları, mirasçılarla ilişkileri, elinde bulunan malvarlığının miktarı, devredilen taşınmazın tüm mamelekine oranı, bakım borçlusunun ekonomik alım gücü ve edimini fiilen yerine getirip getirmediği ile devrin makul sınırda kalıp kalmadığı birlikte gözetilir. Mirasbırakanın malvarlığının çok büyük bir bölümünü veya neredeyse tamamını devretmesi her olayda otomatik olarak geçersizlik anlamına gelmemekle birlikte muvazaa şüphesini artırarak daha sıkı bir incelemeyi gerektirir.

Bakım borçlusunun bakım aktinin yüklediği tüm görevleri yerine getirdiği, murise uzun süre baktığı ve murisin başkaca taşınmazlarının bulunduğu tespit edilen hâllerde temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı muvazaalı işlem olduğu kabul edilmemektedir; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2014/21562 Esas ve 2016/8809 Karar sayılı ilamı bu doğrultudadır. Buna karşılık, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/7767 Esas ve 2018/1012 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, mirasbırakanın başka malvarlığı bulunmadığı hâlde belirli bir hisse devrederek bakımını sağlama imkânı varken taşınmazın tamamını devretmesi makul sınırı aşan ve diğer mirasçılardan mal kaçırma kastını ortaya koyan muvazaalı bir tasarruf niteliğindedir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/7767, K. 2018/1012Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2015/7767 E.  ,  2018/1012 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL – TENKİS Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar, mirasbırakan babaları …’un maliki olduğu 741 ada 6 parsel sayılı taşınmazı gelini …’a ölünceye kadar bakım akti ile temlik ettiğini, temlik tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetine sahip olmadığını, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, davalının bakım borcunu yerine getirmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescile, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, bakım borcunu yerine getirdiğini, temlikin muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ölünceye kadar bakma akdinin yapıldığı tarihte mirasbırakanın fiil ehliyetini haiz olduğu, davalının bakım borcunu yerine getirdiği, temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan …’un 25.12.2009 tarihinde öldüğü, geride davacılar ve dava dışı çocukları … ve …’ın mirasçı olarak kaldığı mirasbırakanın maliki olduğu 741 ada 6 parsel sayılı, 194 m² arsa niteliğinde ve üzerindeki 3 katlı binada 1 dükkan 5adet daire bulunan taşınmazını 22.09.2003 tarihinde davalı gelini …’a ölünceye kadar bakma akdi ile temlik ettiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) m. 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. (818 s. Borçlar Kanununun (BK) m. 511). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK m. 614 (BK) m. 514) Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz. Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur. Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir. Somut olaya gelince; murisin dava konusu taşınmaz dışında başka malvarlığı olduğu belirlenememiştir. Miras bırakanın maliki olduğu taşınmazında belirli bir pay verip bakımını sağlayabilecekken makul sınırı aşıp taşınmazın tamamını devretmek suretiyle diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla hareket ettiği sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca,davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile reddine karar verilmesi doğru değildir. Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Muris muvazaası davası ne zaman açılabilir?

Muris muvazaası iddiasıyla açılacak davalarda klasik anlamda zamanaşımı süresi uygulanmaz, ancak davanın kural olarak mirasbırakanın vefatından sonra açılması gerekir.

Bakım alacaklısının sözleşme kurulurken sağlıklı olması akdi geçersiz kılar mı?

Hayır, sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının fiilen özel bakım gereksinimi içinde bulunması zorunlu olmayıp bakım ihtiyacının sonradan doğması ya da ölüm nedeniyle kısa sürmesi sözleşmenin geçerliliğini etkilemez.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi adi yazılı şekilde yapılabilir mi?

Hayır, Türk Borçlar Kanunu'nun 612. maddesi uyarınca miras sözleşmesi şeklinde resmi olarak düzenlenmeyen sözleşmeler geçersizdir; yalnızca Devletçe tanınmış bakım kurumlarının yetkili makamlarca belirlenen şartlara uygun akdettiği sözleşmelerde yazılı şekil geçerlidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu