Ölümlü Trafik Kazaları ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

by Avukat Erdal Ersoy
Ölümlü Trafik Kazaları ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölüm neticesinde ölen kişinin yardımından mahrum kalan kimselerin muhtaç duruma düşmesini engellemek ve yaşamlarını vefattan önceki seviyede tutabilmek gayesiyle öngörülen, kendine özgü nitelikte bir tazminattır. Ceza mahiyetinde olmayan bu tazminata hak kazanılabilmesi için kural olarak destek ile talep eden arasında düzenli ve eylemli bir maddi yardım bağının bulunması gerekir. Talepte bulunan ile vefat eden arasında kan bağı veya mirasçılık ilişkisi bulunması şart değildir; öte yandan yaşarken maddi destek alınmadığı durumlarda bu tazminat istenemez.

Ölümlü Trafik Kazalarında Cezai Sorumluluk

Trafik kazası neticesinde meydana gelen ölüm eylemleri bakımından cezai yaptırımlar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre taksirli fiiliyle bir insanın vefatına sebebiyet veren fail hakkında iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Eylemin birden çok kişinin vefatına yol açması veya bir yahut birden fazla kişinin vefatıyla birlikte bir ya da daha fazla kişinin yaralanmasıyla sonuçlanması durumunda ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[35] İKİNCİ BÖLÜM Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar Kasten yaralama[36][37]

Hukuki Sorumluluğun Dayanakları ve İşletenin Sorumluluğu

Tazminat sorumluluğunun genel çerçevesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde düzenlenmiştir; kusurlu ve hukuka aykırı fiiliyle bir başkasına zarar veren kimse bu zararı gidermek mecburiyetindedir. Yasaklayıcı bir kural bulunmasa dahi ahlaka aykırı fiille bilerek verilen zararlar da giderilmelidir. Zarar gören kimse hem zararı hem de karşı tarafın kusurunu kanıtlamak durumundadır; miktarın kesin olarak kanıtlanamadığı hallerde 6098 sayılı Kanun'un 50. maddesi gereğince hâkim olayların olağan gidişatını ve alınan tedbirleri tartarak hakkaniyete uygun belirleme yapar. Zarar görenin kusurlu davranışı zararın ortaya çıkmasına veya artmasına sebebiyet vermişse maddi tazminat miktarı indirilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. III. Tazminat 1. Belirlenmesi

Motorlu araç kazalarında işleten ve teşebbüs sahiplerinin sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Bir motorlu aracın işletilmesinin ölüme, yaralanmaya veya eşya zararına sebep olması hâlinde; araç bir teşebbüsün unvanı ya da işletme adı altında yahut teşebbüsçe kesilen biletle işletiliyorsa, araç işleteni ile teşebbüs sahibi müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulur. İşleten ile işletici teşebbüs sahibi, aracın sürücüsünün ve kullanıma katılan yardımcı şahısların kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85 – (Değişik birinci fıkra: 17/10/1996-4199/28 md.) Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. (Ek: 17/10/1996-4199/28 md.) Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermiş ise, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temliki veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verilir. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi arasında geçen süreler içinde kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde, şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerh hükümsüz sayılır. İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir. (Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, hakimin takdirine göre kendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruz kaldığı zarardan da sorumlu tutulabilir. Ancak, bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yardımın doğrudan doğruya kendisine veya araçta bulunanlara yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yapılması gerekir. (Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. İşletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğun azaltılması:[70]

2918 sayılı Kanun'un 85. maddesi uyarınca işletilme hâlinde bulunmayan motorlu aracın neden olduğu kazalarda işletenin sorumlu sayılabilmesi, kazanın oluşumunda işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu şahısların kusurunun yahut araçtaki bir arızanın kazaya yol açtığının ispatlanmasına bağlıdır. Aracın karıştığı kazadan sonra gerçekleştirilen yardım faaliyetleri sırasında yardım edenin uğradığı zararlardan da işleten ve teşebbüs sahibi hâkimin takdirine göre sorumlu tutulabilir; ancak bunun için kazadan bizzat sorumlu olunması veya yardımın doğrudan işletene, araçtakilere yahut kazaya taraf üçüncü kişilere yönelmiş olması aranır.

Ölüme veya yaralanmaya yol açan kazalarda motorlu aracın devrini, temlikini veya üzerinde hak tesis edilmesini engellemek amacıyla olaya el koyan savcılıklarca trafik tescil kaydına şerh düşülmesi talimatı verilir; kaza anı ile şerh arasındaki sürede kötü niyetle kurulan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Konulan bu şerhin kaldırıldığına veya devam ettirildiğine dair mahkeme kararı şerh tarihinden itibaren bir ay içinde ibraz edilmezse şerh geçersiz hale gelir.

Ölüm Halinde Maddi Zarar Kalemleri ve Destek Türleri

Ölüm gerçekleştiğinde talep edilebilecek zararlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilmiştir. Bu kalemler cenaze giderleri, vefat anında meydana gelmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması yahut kaybedilmesinden doğan kayıplar ve desteğin yitirilmesi nedeniyle mahrum kalınan zararlardır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 53Kaynağı aç
MADDE 53- Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar. b. Bedensel zarar

Desteklik ilişkisi fiili duruma göre gerçek veya farazi destek olarak ayrılır. Desteğin sağlığında düzenli ve sürekli şekilde gerçekleştirdiği edimler gerçek destek kapsamında değerlendirilir. Küçük yaştaki çocukların trafik kazasında vefatı hâlinde ise ilerleyen süreçte anne ve babalarına destek sağlayacakları kabul edilerek durum farazi destek çerçevesinde ele alınır.

Tazminatın Hesaplanması, Gelir Tespiti ve Yaşam Süresi

Zarar hesabı yapılırken desteğin ve talepte bulunanların muhtemel bakiye ömürlerinin belirlenmesinde, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması amacıyla TRH-2010 Ulusal Mortalite Tablosu verileri de değerlendirmeye esas alınabilmektedir.

Hesaplamada desteğin gerçek kazancının belirlenmesi esastır; bordrodaki kayıtların gerçeği yansıtmaması hâlinde meslek odalarından emsal kazanç araştırması yapılır. Kazancı bulunmayan şahıslar, ev hanımları, emeklilik çağındaki yaşlılar veya küçük çocuklar bedensel varlıklarıyla yardım ve hizmet ederek destek sağladıklarından, bu şahısların desteğine ilişkin hesaplamalarda yasal asgari ücret tutarı esas alınır.

Kazanç dönemleri olay tarihinden karar aşamasına kadar bilinen verilerle işlemiş ve işleyecek dönem olarak ikiye ayrılır. İşleyecek dönem ile pasif dönem zararlarının tespitinde emsal kazanç baz alınarak her sene için yüzde on artırım ve yüzde on iskonto uygulanan hesaplama yöntemi yürütülür.

Destek Süreleri, Paylaşım ve Dul Eşin Evlenme Olasılığı

Aktif çalışma dönemi mutlak surette 18-60 yaş aralığına sıkıştırılmayıp somut iş şartlarına ve fiili duruma göre tespit edilir. Çocukların destek sürelerinde genel kural erkek çocuklarda 18, kız çocuklarda 22 yaş olarak değerlendirilir. Erkek çocuğun ortaöğretimde bulunması hâlinde 20, erkek veya kız çocuğun yükseköğrenimde olması hâlinde 25 yaşına kadar destek sürer. Sakat ve bakıma muhtaç çocuklarda destek süresinin yaşam boyu olduğu kabul edilirken ailesiyle oturan, evlenmemiş ve geliri bulunmayan kız çocuklarında evlenme olasılığı ve fiili durum gözetilir.

Destek paylarının dağıtılmasında açıkta pay bırakılmaması, eşlerin eşit pay alması ve süresi dolup destekten çıkanların paylarının desteği süren hak sahiplerine aktarılması ilkelerine uyulur; bu paylaşım Sosyal Güvenlik Kurumu gelir bağlama oranlarına tabi tutulmaz. Dul kalan eşin evlenme ihtimali tespit edilirken ise kaza anındaki yaş değil, rapor tarihindeki yaş dikkate alınır.

Manevi Tazminat ve Sigorta Tahkim Heyeti Kararlarına İtiraz

Ölümlü kazalarda manevi tazminat talepleri, sigorta veya kasko poliçesine ek bir madde ile teminata dahil edilmedikçe sigorta şirketine yöneltilemez; bu talep araç sürücüsü ile işletenden istenir.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesi çerçevesinde Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20 Temmuz 2016 tarihinden sonra itiraz neticesinde verdiği kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilmektedir.

Ölen kişiden yaşarken destek almayanlar tazminat talep edebilir mi?

Destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için ölen kişiden sağlığında eylemli maddi destek alınmış olması gerekir; destek almayanların maddi tazminat isteme hakkı bulunmamaktadır.

Destekten yoksun kalma tazminatında mirasçılık bağı aranır mı?

Destekten yoksun kalma tazminatında mirasçılık bağı veya kan hısımlığı aranmaz; taraflar arasında düzenli ve eylemli bir yardım bağının bulunması yeterlidir.

Manevi tazminat sigorta şirketinden istenebilir mi?

Manevi tazminat sigorta veya kasko poliçesine ek bir kloz ile dahil edilmediği sürece sigorta şirketinden istenemez, yalnızca sürücü ve işletenden talep edilir.

Küçük çocuğun vefatında anne ve baba destek tazminatı alabilir mi?

Küçük yaştaki çocukların ilerleyen dönemlerde anne ve babalarına destek verecekleri farazi destek kapsamında kabul edildiğinden anne ve baba tazminat talebinde bulunabilir.

Kazada vefat eden kişinin düzenli bir işi ve geliri yoksa tazminat nasıl belirlenir?

Düzenli geliri bulunmayan kişilerin, ev hanımlarının ve yaşlıların fiili hizmet ve yardımla destek sağladığı kabul edilerek tazminat hesabı yasal asgari ücret üzerinden yapılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu