Destekten Yoksun Kalma Tazminatının Hukuki Niteliği ve Şartları
Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinin üçüncü bendinde düzenlenmiş olup ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazminini kapsar. Bu tazminat, haksız fiilin doğrudan muhatabı olmayan ancak meydana gelen ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tanınmış bir haktır. 6098 sayılı Kanun uyarınca ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplardır. Bu talep hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir tazminat türü niteliğinde olduğundan mirasçılara intikal etmez.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 53Kaynağı aç
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2018/2398, K. 2019/5109Kaynağı aç
Destekten yoksun kalma tazminatının talep edilebilmesi için ölüm ile meydana gelen zarar arasında nedensellik bağının bulunması ve desteğin süreklilik arz etmesi şarttır. Tek seferlik yardımlar bu tazminata konu teşkil etmez. Kişinin kendi kusuru veya eceliyle vefat etmesi hâlinde ise destekten yoksun kalma tazminatı talep edilemez. Tazminatın temel amacı, ölüm olayı gerçekleşmeseydi ölenin yardımda bulunduğu kişilere yardımda bulunmayı sürdüreceği kabul edilerek uğranılan zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi ve destekten yoksun kalanların önceki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır.
Destek İlişkisinin Kapsamı ve Karine Sayılan Haller
Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında hukuki bir bağdan ziyade eylemli bir destek ilişkisinin varlığı aranır. Buradaki süreklilik ve düzenlilik hâli, yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılmasını değil, destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasını ifade eder. Destek kavramı bakım gücünü, yardım gören kavramı ise bakım ihtiyacını gerektirir; bakım gücü yoksa destekten, bakım ihtiyacı bulunmuyorsa yardım görenden söz edilemez. Bu kapsamda davalı taraf, somut olayda bakım gücünün ve bakım ihtiyacının mevcut olmadığını savunabilir.
Zarar gören taraf kural olarak uğradığı zararı ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bununla birlikte eşler, çocuklar, anne ve babaların yaşamları boyunca birbirlerine destek sağladıkları karine olarak kabul edilir. Bu gruptaki kişiler ayrıca ispat zorunluluğu olmaksızın tazminat talep edebilir; ancak davalı taraf delillerle bu karinenin aksini ispatlama imkânına sahiptir. Anne veya babanın çocuğunun haksız fiil ya da sözleşmeye aykırılık sonucu vefat etmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma davalarında destek ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir bağlanması şartı aranmaz; çocukların anne ve babaya destek oldukları karine sayılır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
Kardeşler arasında genel bir bakım yükümlülüğü bulunmamaktadır. Ancak bir kardeşin diğerine düzenli ve sürekli yardımda bulunduğunun kanıtlanması hâlinde destek ilişkisi kabul edilir ve destek sağlanan kardeşin refah düzeyi dikkate alınmaz. Bakma kavramı yalnızca parasal yardımlarla sınırlı olmayıp bir hizmet ifası veya benzeri yardımlar şeklinde de gerçekleşebilir. Buna karşılık, aksi kanıtlanmadıkça ileride gerçekleşmesi muhtemel farazi ziyaret, ev işlerine yardım, alışveriş veya yemek yapma gibi destekler hesaplanabilir nitelikte kabul edilmez.
Tazminatın Hesaplanması, Hakkaniyet ve İndirimler
Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun biçimde belirler. Sürekli ve düzenli fiili bir desteğin kanıtlanamadığı durumlarda farazi desteğin karine sayıldığı değerlendirmelerinde, somut olayın özelliğine göre ana ve babanın birbirlerine desteği ile varsa diğer çocuklarından alabilecekleri destek de gözetilerek hakkaniyete uygun makul bir maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekle birlikte; Kurumca bağlanan ölüm gelirinin rücu edilebilir kısmının zararı tamamen karşılaması durumunda maddi tazminat talebinin reddi gerektiği yönünde de değerlendirme bulunmaktadır. Hâkim, 6098 sayılı Kanun'un 51. maddesi gereğince tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözeterek belirler; tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilmesi hâlinde borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 51Kaynağı aç
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/6402, K. 2021/1664Kaynağı aç
Destekten yoksun kalma zararları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi gereğince Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler bu zararların belirlenmesinde gözetilemez, zarar veya tazminattan indirilemez; hesaplanan tazminat miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Kurum tarafından iş kazası veya meslek hastalığı sonucu bağlanan gelirin rücu edilebilen kısmı ise belirlenen zarardan indirilir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 34. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca iş kazası veya meslek hastalığı sebebiyle ana ve babaya ölüm geliri bağlanabilmesi; eş ve çocuklardan artan hisse bulunması, kazancın net asgari ücretten az olması ve gelir ya da aylık bağlanmamış olması şartıyla toplam yüzde 25 oranında gerçekleşir; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması hâlinde ise artan hisseye bakılmaksızın aynı koşullarla toplam yüzde 25 oranında gelir bağlanır. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde hâkim, olayın özelliklerini gözeterek ölenin yakınlarına uygun bir miktar manevi tazminat ödenmesine de karar verebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 55Kaynağı aç
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 34Kaynağı aç
7589 sayılı Kanunun 18. maddesiyle TBK m.55’e eklenen faiz ve mahsup kuralları, geçici m.1/9 uyarınca yalnızca 31 Temmuz 2026’daki yürürlükten sonra meydana gelen haksız fiil veya zarar doğuran olaylara uygulanır. Çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalmada kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata olay tarihinden; bilinemediği döneme ilişkin tazminata karar tarihinden kanuni faiz işletilir. Tahkikat başlayıncaya kadar ifa amaçlı ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminattan oransal olarak mahsup edilir. Eski olaylarda önceki hükümler korunur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 11 numaralı bendi uyarınca, vücut veya sıhhat üzerine verilen zararlar sebebiyle mutazarrırın kendisine veya ailesine toptan ya da irat şeklinde ödenen veya ödenmesi gereken paralar haczedilemez. Yargılama sürecinde mahkemenin bozma ilamına uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı veya geçmişe etkili yeni bir kanun yürürlüğe girerse, bozma ilamına uyulmakla oluşan usuli kazanılmış hak kuralı istisna kapsamında kalır ve hukukça değer taşımaz.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 82Kaynağı aç
7589 sayılı Kanun, Madde 18Kaynağı aç
Zamanaşımı, Arabuluculuk ve Görevli Mahkeme
Destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinde zamanaşımı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesiyle belirlenmiştir. Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa uzamış ceza zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa, tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa dahi zarar gören bu borcu ifadan kaçınabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
Destekten yoksun kalma tazminatı davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise ölüme sebebiyet veren davalının ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesidir. Ölüm olayının trafik kazasından kaynaklandığı hâllerde, zarar verenin mali mesuliyet sigortacısına karşı açılacak dava öncesinde zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekmektedir.
Destekten yoksun kalma tazminatını kimler isteyebilir?
Eşler, çocuklar, anne ve babaların yaşamları boyunca birbirlerine destek sağladıkları karine kabul edilir ve davalı taraf delillerle aksini ispatlamadıkça bu kişiler ayrıca ispat yükü olmaksızın tazminat talep edebilir. Kardeşler arasında genel bir bakım yükümlülüğü bulunmamakla birlikte, düzenli ve sürekli yardım sağlandığının kanıtlanması hâlinde tazminat talep edilebilir.
Çocuğun vefatında anne ve babaya SGK geliri bağlanması zorunlu mudur?
Hayır, anne ve babanın çocuğun ölümü sebebiyle açtığı tazminat davalarında destek ilişkisinin varlığı için Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir bağlanması şartı aranmaz; çocukların anne ve babaya destek oldukları karine olarak kabul edilir.
Destekten yoksun kalma tazminatı haczedilebilir mi?
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 82/1-11 gereğince, vücut veya sıhhat üzerine verilen zararlar dolayısıyla tazminat olarak toptan ya da irat şeklinde ödenen veya ödenmesi gereken paralar borç sebebiyle haczedilemez.
Destekten yoksun kalma tazminatı davasında zamanaşımı süresi nedir?
Tazminat istemi, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde olay tarihinden itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar; eylem daha uzun zamanaşımı öngören bir suça vücut veriyorsa uzamış ceza zamanaşımı uygulanır.
Ev işlerine yardım veya ziyaret gibi hizmetler hesaba dahil edilir mi?
Bakım ilişkisi hizmet ifasını kapsayabilmekle birlikte, aksi kanıtlanmadıkça gelecekte gerçekleşmesi muhtemel farazi ziyaret, ev işlerine yardım, alışveriş veya yemek yapma gibi destekler hesaplanabilir nitelikte sayılmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

