OHAL Komisyonu Kararının İptali Davası ve Hukuki Sınırlar

by Avukat Erdal Ersoy
OHAL Komisyonu Kararının İptali Davası ve Hukuki Sınırlar

Anayasa m. 125 uyarınca idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açık olup idari işlemlere karşı açılacak davalarda dava açma süresi yazılı bildirim tarihinden itibaren başlar. OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuruların reddi üzerine idari yargıda açılan iptal davalarında, kamu görevinden çıkarılma işlemi ile komisyon kararının iptalinin yanı sıra yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle ödenmesi ve özlük haklarının iadesi mahkemeden talep edilebilmekte; anayasal kural gereğince idare kendi eylem ve işlemlerinden kaynaklanan zararları tazminle yükümlü bulunmaktadır.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 125Kaynağı aç
Madde 125 – İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13/8/1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir. (…) (Ek cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) (…)[68] Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır. İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar. (Değişik birinci cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Kanun, olağanüstü hallerde, (…)[69] seferberlik ve savaş halinde ayrıca milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. C. İdarenin kuruluşu 1. Merkezi idare

İdari Yargı Yetkisinin Sınırları ve Yürütmenin Durdurulması

Anayasa m. 125/4 uyarınca idari yargı denetimi yalnızca hukuka uygunluk incelemesiyle sınırlı olup yerindelik denetimi yapılamaz; yargı organlarınca idarenin takdir alanını ortadan kaldıracak ya da yürütme görevinin kanuni icrasını kısıtlayacak mahiyette işlem niteliğinde karar tesis edilemez. İdari işlemin icrası halinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların ortaya çıkması ve işlemin açık biçimde hukuka aykırı olması unsurlarının birlikte varlığı durumunda gerekçesi belirtilerek yürütmenin durdurulması kararlaştırılabilir. Bununla birlikte olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde, ayrıca milli güvenlik, kamu düzeni ve genel sağlık sebepleriyle yürütmenin durdurulması kararı verilmesi kanunla sınırlandırılabilmektedir.

Disiplin Hukukunda Savunma Hakkı ve Bildirim Şartları

Anayasa m. 129/2 gereğince kamu personeli ile meslek kuruluşları mensuplarına savunma imkânı sağlanmadıkça disiplin yaptırımı uygulanamaz. İlgili kamu görevlisinin savunması alınmadan disiplin yaptırımı tesis edilmemesi, anayasal güvenceye bağlanan temel bir usul kuralıdır.

Savunma hakkının amacına uygun biçimde kullanılabilmesi bakımından kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bunlara dayanak delilleri, isnat edilen eylemlerin hukuki vasfını ve önerilen yaptırımı bilmesi aranmaktadır. Bu bilgilerin bildirilmediği durumlarda kişinin yeterli savunma yapamayacağı kabul edilmektedir.

Kanunilik İlkesi ve Masumiyet Karinesi

Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük hakları Anayasa m. 128/2 gereğince kanunla düzenlenir; mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır. Öte yandan Anayasa m. 38/1 uyarınca ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulabilir.

Anayasa m. 38 uyarınca kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz ve suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olandan daha ağır bir ceza verilemez. Bu ilke suç ve ceza zamanaşımı ile mahkûmiyet sonuçlarında da uygulanır. Ayrıca suçluluğu mahkeme hükmüyle sabit oluncaya kadar hiç kimse suçlu sayılamaz.

Olağanüstü Hallerde Temel Haklar ve Milletlerarası Sözleşmeler

Anayasa m. 15/1 uyarınca olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan kaynaklanan yükümlülükler saklı kalmak ve durumun gerektirdiği ölçüyü aşmamak kaydıyla temel hak ve hürriyetlerin kullanımı kısmen veya tamamen askıya alınabilir ya da anayasal güvencelere aykırı tedbirler uygulanabilir. Buna karşın aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca savaş hukukuna uygun ölümler haricinde kişinin yaşam hakkına, maddi ve manevi varlığına dokunulamaz. Olağanüstü dönemlerde dahi kimse inanç ve düşüncelerini açıklamaya zorlanamaz, bunlardan ötürü itham edilemez; suç ve cezalar geriye yürütülemez ve mahkeme kararıyla tespit edilinceye kadar masumiyet karinesi korunur.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – Savaş, seferberlik (…)[10] veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler (…)[11] dışında, kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. V. Yabancıların durumu

Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir ve bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Anayasa m. 90 son fıkrası uyarınca temel hak ve özgürlüklere ilişkin usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.

Sıkça Sorulan Sorular

OHAL Komisyonu ret kararının iptali davasında neler talep edilebilir?

OHAL Komisyonu kararına karşı açılan iptal istemlerinde, idarenin zararı karşılama yükümlülüğü çerçevesinde çıkarılma işleminin iptali ile mahrum kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte tahsili ve özlük haklarının iadesi mahkemeden talep konusu yapılabilmektedir.

Kamu görevlisine savunma hakkı verilmeden disiplin cezası tesis edilebilir mi?

Anayasa m. 129/2 uyarınca kamu görevlilerine savunma imkânı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez; savunma hakkının tanınması anayasal bir zorunluluktur.

Disiplin savunmasında kamu görevlisine hangi hususların bildirilmesi aranır?

Savunmanın amacına ulaşabilmesi için kamu görevlisine atfedilen eylemin, dayanak delillerin, hukuki değerlendirmenin ve önerilen disiplin cezasının bildirilmesi aranmaktadır.

İdari yargıda yürütmenin durdurulması hangi hallerde kararlaştırılır?

İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların meydana gelmesi ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek karar verilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu