Öğretim Elemanının Kamu Görevinden Çıkarma Cezasının İptali

by Avukat Erdal Ersoy
Öğretim Elemanının Kamu Görevinden Çıkarma Cezasının İptali

Öğretim elemanı hakkında kamu görevinden çıkarma, 2547 sayılı Kanun ve ilgili disiplin düzenlemelerine dayanan bir yaptırım olarak anlatılır. Bu yaptırım, akademik personelin kurumla bağının kesilmesini ve kamu hizmetinde yeniden istihdam edilmemesini kapsar. Bu işleme karşı yargı yolu açıktır. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 125Kaynağı aç
Madde 125 – İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13/8/1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir. (…) (Ek cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) (…)[68] Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır. İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar. (Değişik birinci cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Kanun, olağanüstü hallerde, (…)[69] seferberlik ve savaş halinde ayrıca milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. C. İdarenin kuruluşu 1. Merkezi idare
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

İptal davasının konusu ve denetimin sınırı

Anayasa'nın 125. maddesine göre idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Aynı maddede, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı belirtilir. Maddede bu sürenin kaç gün olduğu gösterilmez.

Anayasa'nın 125. maddesi, yargı yetkisini idari eylem ve işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesiyle sınırlar. Bu denetim, yerindelik denetimine dönüştürülemez. Mahkeme, yürütmenin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun görevini kısıtlayacak, idari işlem niteliği taşıyacak veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak bir karar veremez.

Dava açmanın işlemin uygulanmasına etkisi

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin birinci fıkrası, Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılmasının dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmayacağını düzenler. Kamu görevinden çıkarma işlemi, dava açıldığı için ayrıca bir karar bulunmaksızın uygulanamaz hale gelmiş sayılmaz.

Yürütmenin durdurulmasının birlikte aranan şartları

2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 125. maddesi, işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğmasını ve işlemin açıkça hukuka aykırı olmasını birlikte arar. İki şart birlikte gerçekleşirse, kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Düzenleme bu kararı zorunlu sonuç olarak öngörmez.

Yürütmenin durdurulması kararında, işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğu belirtilir. Yalnızca ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmuş olması, yürütmenin durdurulması kararı için gerekçe yapılamaz.

Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa istem, davalı idarenin savunması alınmaksızın reddedilebilir. Kanun bu reddi ayrıca usul veya esas yönünden ayırmaz. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16. maddedeki süreler kısaltılabileceği gibi tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir.

Uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Aynı hüküm, kamu görevlileri hakkındaki atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile görevlendirme işlemlerini bu kapsamın dışında bırakır.

Teminat, itiraz ve öncelikli inceleme

2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasına göre yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Teminata ilişkin anlaşmazlığı, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hâkim çözer. İdareden ve adli yardımdan yararlanan kimselerden teminat alınmaz.

Yürütmenin durdurulması kararına, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merci, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar verir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. İtiraz mercii, kararı veren makama göre değişir.

Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. Bu kararlar on beş gün içinde yazılır ve imzalanır. Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.

İdarenin zararı ödeme yükümlülüğü

Anayasa'nın 125. maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

Disiplin uyuşmazlığında uygulanacak kanuna ilişkin karar

Danıştay 8. Daire, E. 2020/2983, K. 2023/4511 sayılı kararında öğretim elemanlarının disiplin sorununun genel nitelikteki 657 sayılı Kanun yerine özel kanun olan 2547 sayılı Kanun uyarınca çözümlenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Somut olayda 657 sayılı Kanun'un 125/E-d maddesi ile 2547 sayılı Kanun'un 53/b(6) maddesine dayanılarak kamu görevinden çıkarma cezası verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Kararın sonucu bozma ve yeniden karar verilmek üzere göndermedir.

Danıştay 8. Daire, E. 2020/2983, K. 2023/4511Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/2983 E.  ,  2023/4511 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/2983 Karar No : 2023/4511 TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Başkanlığı VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVACI): … VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (E) fıkrasının (d) bendi ile 2547 sayılı Kanun'un 53/b(6) maddesi uyarınca hakkında kamu görevinden çıkarma cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının 28/09/2015 tarihinde yıllık izninden dönerek görevine başlaması gerekirken mazeretsiz olarak 28,29,30 Eylül, 01,02,03,05,06,07,08,09 Ekim ve 28/10/2015-02/11/2015 ve 02/11/2015-30/11/2015 tarihleri arasında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi … Ana Bilim Başkanı Doç.Dr. … ile Kimya Mühendisi … tarafından tutulan tutanaklar ile görevine gelmediğinin sabit olması üzerine hakkındaki tahkikatı yürütmek için soruşturmacı görevlendirildiği, düzenlenen soruşturma raporunda soruşturmacı tarafından, ilgilinin fiiline karşılık 657 sayılı Devlet Memurlara Kanunun 125'inci maddesinin (E) bendinin (d) alt bendi ve 2547 sayılı Kanunun 53'üncü maddesinin 6. fıkrası gereğince Kamu Görevinden Çıkarma Cezasının teklif edildiği ve Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 125'inci maddesinin (E) bendinin (d) alt bendi ve 2547 sayılı Kanunun 53'üncü maddesinin 6. fıkrası gereğince "Kamu Görevinden Çıkarma Cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin Üniversite teklifinin oybirliği ile kabul edilerek davacının kamu görevinden çıkarıldığı, davacının Türkiye'de adresinin bulunmaması nedeni ile soruşturma süreci ve hakkında verilen disiplin cezasının Resmi Gazetede ilanen tebliğ edildiği, davacının görevine başlaması gereken tarihte görevine başlamadığının sübut bulduğu, her ne kadar davacı tarafından, yıllık izin süresinin bitmesinden sonra projenin devam etmekte olduğunu bildirerek izin süresinin 1 yıl daha uzatılmasını talep ederek projesinin başına döndüğü belirtilmiş ise de, gerek davacı tarafından ve gerekse de davalı idare tarafından dosyaya sunulan evraklardan davacının izin süresinin uzatılmasına ilişkin bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı görüldüğünden, davacının mazeretsiz olarak görevine başlamaması eyleminin sübut bulması üzerine hakkındaki işlemin tesis edildiği, tesis edilen dava konusu işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan dava henüz karara bağlanmadan, hakkında verilen disiplin cezasının yasal dayanağının Anayasaya ve hukuka aykırı olduğu Anayasa Mahkemesi kararı ile ortaya konulduğundan; yardımcı doçent olan davacıya 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda yer verilen disiplin hükümleri uygulanmak suretiyle tesis edilen işlemde Anayasanın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda hakkında iddia olunan fiillerin sübuta erdiği, soruşturmanın usulüne uygun yapıldığı, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: İstemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (E) fıkrasının (d) bendi ile 2547 sayılı Kanun'un 53/b(6) maddesi uyarınca hakkında kamu görevinden çıkarma cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 130. maddesinde; çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulacağı; yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali kaynakların kullanılmasının kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır. 2547 sayılı Kanun'un, 01/03/2014 tarih ve 6528 sayılı Kanun ile değişik 53/b maddesinde; ''Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir." kuralı yer almıştır. Anayasa Mahkemesi'nin 07/04/2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararı sonrası, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesi, 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6764 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış ve 2547 sayılı Kanun'un 53/b maddesinde; Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezalarının uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezaları olduğu belirtilerek, maddede disiplin suç ve cezalarına, disiplin uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir. 2547 sayılı Kanun'un, 6764 sayılı Kanun ile değişik 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibarelerinin, Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2019 tarih ve 30834 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 10/04/2019 tarih ve E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararıyla iptaline ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentleri, 17/04/2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7243 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile değişikliğe uğrayarak, “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibareleri yürürlükten kaldırılmıştır. Anılan Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının (5) numaralı bendinin, 17/04/2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7243 sayılı Kanun ile değişik (c) alt bendinde; özürsüz veya izinsiz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek fiilinin, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektirdiği kurala bağlanmıştır. 21/08/1982 tarih ve 17789 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan mülga Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11/b-3 maddesinde; izinsiz ve kurumlarınca kabul edilebilir özrü olmaksızın bir yıl içinde toplam olarak devamlı statüde olanlar için 20 gün göreve gelmemek, kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında belirtilmiştir. Ancak anılan Yönetmelilk 20/10/2017 tarih ve 30216 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin Yürürlükten kaldırılmasına Dair Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa Mahkemesi'nin 07/04/2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararı ile yükseköğretim kurumları yönetici, öğretim elemanı ve memurlarının disiplin işlemleri için getirilmiş herhangi bir kanuni güvence bulunmadığı ve yasal belirlilik sağlanmadığı belirtilerek, Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle, 2547 sayılı Kanun'un 53/b maddesinin 2. cümlesinin iptal edilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve karar 07/01/2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararı sonrası, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesi, 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6764 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış ve maddede yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin suç ve cezalarına, disiplin uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir. Devam eden süreçte; 2547 sayılı Kanun'un, 6764 sayılı Kanun ile değişik 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibarelerinin, "…öğretim elemanı, memur ve diğer personelden oluşan yükseköğretim kurumları kamu personeline ilişkin disiplin kuralları öngörülürken kanun koyucu tarafından bunlar arasında görevin niteliğinden kaynaklanan ve Anayasa tarafından öngörülen ayrım ve farklılıkların dikkate alınmayarak öğretim elemanları ile memur ve diğer personelin tümüyle aynı kurallara tabi kılınması ve dava konusu ibareler yoluyla öğretim elemanlarının disiplin sorumluluğu kapsamına 657 sayılı Kanun’da sayılan fiillerin tamamının dâhil edilmesi, Anayasa’da bu kişiler için öngörülen güvencelerle örtüşmediği gibi gerek uygulayıcılar gerekse disiplin kurallarının muhatapları yönünden birtakım belirsizliklere de yol açtığından dava konusu kuralların Anayasa’nın 2., 27. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı" gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2019 tarih ve 30834 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 10/04/2019 tarih ve E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararıyla iptaline ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentleri, 17/04/2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7243 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile değişikliğe uğrayarak, “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibareleri yürürlükten kaldırılmıştır. Anayasa'nın 130. maddesinde; üniversiteler, bilimsel çalışmaların yapıldığı ve bilimin öğretildiği kurumlar olarak kabul edilmiş olup, bilimsel ve idari özerklik tanınmak suretiyle, diğer kamu kurumlarından farklı değerlendirilmiştir. Anılan maddede öğretim elemanlarının, Yükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organları dışında kalan makamlarca görevden uzaklaştırılamayacakları; görevleri, atamaları gibi birçok hususun kanunla düzenleneceğinin kurala bağlandığı dikkate alındığında, öğretim elemanlarının diğer kamu görevlilerine nazaran daha güvenceli bir personel rejimine tabi kılındığı anlaşılmıştır. Bu bakımdan; Anayasanın 130. maddesi gereği öğretim elemanlarının bilimsel özerkliğe dayalı farklı statüleri dikkate alınarak, disiplin sorunlarının genel nitelikli 657 sayılı Kanun yerine öğretim elemanlarının niteliklerinin gözetildiği, özel bir kanun olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir. Nitekim; 657 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 3. fıkrasında, öğretim elemanlarının kendi özel kanunlarına tabi olduğu kurala bağlanmış ve aynı Kanun'un disipline ilişkin 125. maddesinin 6. fıkrasında, özel kanunların disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir. Bu çerçevede; her ne kadar; Bölge İdare Mahkemesince, davacının kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan dava henüz karara bağlanmadan, hakkında verilen disiplin cezasının yasal dayanağının Anayasaya ve hukuka aykırı olduğu Anayasa Mahkemesi kararı ile ortaya konulduğundan; yardımcı doçent olan davacıya 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda yer verilen disiplin hükümleri uygulanmak suretiyle tesis edilen işlemde Anayasa'nın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle anılan işlemin iptaline karar verilmişse de; Anayasa'nın 130. maddesi gereği öğretim elemanlarının bilimsel özerkliğe dayalı farklı statüleri dikkate alındığında, bu konuda, 657 sayılı Kanun uygulanamayacak olup; öğretim elemanlarının niteliklerinin gözetildiği, özel nitelikli bir kanun olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun uygulanması gerekmektedir. 2547 sayılı Kanun'da ise öğretim elemanları için görevinden çekilme isteğinde bulunmuş sayılma ile görevin sonlandırılması yönünde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Nitekim; akademik personel disiplin mevzuatında, öğretim elemanları bakımından, özürsüz ve izinsiz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek fiili, disiplin hukuku kapsamında değerlendirilmiş ve disiplin cezası öngörülmüştür. Davacının, 28/09/2015 tarihinden itibaren mazeretsiz ve izinsiz olarak 20 iş günü göreve gelmeme fiilinin, Anayasa Mahkemesi'nin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararının, 07/04/2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonra ve anılan kararın 2547 sayılı Kanun'un 53/b maddesinin 2. cümlesinin iptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu gözetilerek, Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonra yürürlüğe girmesi için öngörülen dokuz aylık süre içerisinde işlendiği anlaşılmıştır. Buna göre anılan dokuz aylık sürenin sonuna kadar iptaline karar verilen kuralın uygulanmaya devam edeceği dikkate alınarak, 2547 sayılı Kanun ve bu Kanun'a dayanılarak ihdas edilen Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği uyarınca usulüne uygun olarak yapılacak disiplin soruşturması sonucu fiilin sübuta ermesi durumunda, davacının anılan mevzuat hükümlerine göre disiplin cezasıyla cezalandırılması gerekirken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-d maddesi ile 2547 sayılı Kanun'un 53/b(6) maddesi gereğince "Kamu görevinden çıkarma" cezası ile cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte; Anayasa'nın ''Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar'' başlığını taşıyan 38. maddesinde; ''Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez." kuralı yer almakta olup; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ''Özel kanunlarla ilişki'' başlığını taşıyan 5. maddesinde; ''Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.'' kuralı ve ''Zaman bakımından uygulama'' başlığını taşıyan 7. maddesinde ise ''İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar. Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.'' kuralı yer almıştır. Ceza hukuku kökenli ''lehe olan hükmün uygulanması'' ilkesi; işlendiği zamanın hukuk normları uyarınca suç sayılan bir fiil sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunuyorsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre failin lehine ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir. Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu anlamda idari işlem niteliğindeki disiplin yaptırımının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ilke olarak suç ve cezadan lehe olan normun uygulanması kuralının disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. Ancak lehe hükmün uygulanması amacıyla verilecek bir iptal kararının başka disiplin cezalarının uygulanmasına engel olmayacağı da kabul edilmelidir. Bu durumda, davacının işe gelmeme fiilinin, 2547 sayılı Kanun'un 53/b maddesinin 2. cümlesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal hükmü kurulmakla birlikte 9 aylık süreyle yürürlüğünün korunduğu tarihte işlendiği ancak davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması devam ederken, dokuz aylık sürenin dolduğu 07/01/2016 tarihine kadar, yasa koyucu tarafından yeni bir yasal düzenleme yapılmamakla birlikte, dava konusu işlemin tesis edilmesinden önce 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinde, 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6764 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle öğretim elemanlarına disiplin işlemlerinde kanuni güvencelerin tanındığı dikkate alınarak, işbu yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi amacıyla işlem tesis edilirken, 2547 sayılı Kanun'un 7243 sayılı Kanun ile değişik 53/b-5-c maddesi ile getirilen lehe hükmün uygulanması suretiyle disiplin cezasının verilmesi gerektiği de açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 10/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Aynı kararda, anılan dokuz aylık sürenin sonuna kadar iptaline karar verilen kuralın uygulanmaya devam edeceği dikkate alınmıştır. Gerekçede, disiplin cezasıyla cezalandırılacak kişinin lehine olan mevzuat hükmünün dikkate alınması gerektiği; lehe hükmün uygulanması amacıyla verilecek iptal kararının başka disiplin cezalarının uygulanmasına engel olmayacağı da kabul edilmiştir.

Danıştay, kararın uygulanması sırasında 7243 sayılı Kanun'la değişik 2547 sayılı Kanun'un 53/b-5-c maddesindeki lehe hükmün dikkate alınarak disiplin cezası verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu belirleme, kararın aktardığı kapsamda somut uyuşmazlığa ilişkindir ve bütün kamu görevinden çıkarma işlemleri için genel bir sonuç oluşturmaz.

Mülga yönetmelikteki iki yıllık süreye bağlanan onama

Danıştay 8. Daire, E. 2020/6337, K. 2023/7804 sayılı dosyada temyiz istemini reddetmiş ve bölge idare mahkemesi kararını kendi gerekçesiyle onamıştır. Karar 26/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir. Karşı oy çoğunluğun sonucu değildir. Dosya intihal ve etik ihlali iddiasına ilişkindir; devamsızlık ve kamu görevinden çıkarma uyuşmazlığıyla aynı olay değildir.

Danıştay 8. Daire, E. 2020/6337, K. 2023/7804Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/6337 E.  ,  2023/7804 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/6337 Karar No : 2023/7804 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- … Kurulu Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümünde … üyesi olarak görev yapan davacının, doçentlik başvurusunda kullandığı makalesinde intihal ve etik ihlali bulunduğundan bahisle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53/b-5 maddesi uyarınca üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali, işlem nedeniyle uğranılan maddi zararların ve özlük haklarının tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında esasa ilişkin disiplin hükümlerinde olduğu gibi usule ilişkin (zamanaşımı) lehe düzenlemelerin de ayrıca karşılaştırılarak karar verilmesi gerektiği, bu yönüyle Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin dayanaksız kalması sonrası oluşan boşluğun genel kanun niteliğindeki 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun disiplin hükümleri ile doldurulduğu, bu yönden eylem tarihi olarak kabul edilen 2015 yılı Ekim ayı itibarıyla 657 sayılı Kanun'a göre işlem tesis edilebileceği, 657 sayılı Kanun'da yer alan 2 yıllık ceza verme zamanaşımı süresinin, eylem tarihinde sonra, 09.12.2016 tarihli değişiklikle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanun'a eklenen 6 yıllık ceza verme zamanaşımı süresine göre davacının daha lehine olduğu; davacının disiplin cezasına konu makalesini 2015 yılı Ekim ayında doçentlik başvurusunda kullandığı, eylem tarihi olarak kabul edilen 2015 yılı Ekim ayı itibarıyla uygulanabilen ve daha lehe hükümler içeren 657 sayılı Kanun'da öngörülen 2 yıllık ceza verme zamanaşımı süresinin, 2017 yılı Ekim ayı itibarıyla dolduğu, bu tarihten çok sonra davacı hakkında tesis edilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Disiplin soruşturması sonucu, disiplin cezasına konu fiilin sübut bulduğu, 2547 sayılı Kanun'un 53/C maddesinde öngörülen 6 yıllık ceza verme zamanaşımı süresinin dolmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Hukuka aykırı olduğu anlaşılan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava; Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümünde … üyesi olarak görev yapan davacının, doçentlik başvurusunda kullandığı makalesinde intihal ve etik ihlali bulunduğundan bahisle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53/b-5 maddesi uyarınca üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali, işlem nedeniyle uğranılan maddi zararların ve özlük haklarının tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 130. maddesinde; çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulacağı; yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali kaynakların kullanılmasının kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır. 2547 sayılı Kanun'un, 01.03.2014 tarih ve 6528 sayılı Kanun ile değişik 53/b maddesinde; ''Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir." kuralı yer almıştır. Anayasa Mahkemesinin 07.04.2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararı sonrası, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesi, 09.12.2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6764 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış ve 2547 sayılı Kanun'un 53/b maddesinde; Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezalarının uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezaları olduğu belirtilerek, maddede disiplin suç ve cezalarına, disiplin uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir. 21.08.1982 tarih ve 17789 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan mülga Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11/a-3 maddesinde; bir başkasının bilimsel eserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynak belirtmeden kendi eseri gibi göstermek fiili, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası gerektiren fiil ve haller arasında belirtilmiştir. Aynı Yönetmeliğin 19. maddesinin 2. fıkrasında, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı kurala bağlanmıştır. Ancak anılan Yönetmelik 20.10.2017 tarih ve 30216 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin Yürürlükten kaldırılmasına Dair Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa Mahkemesinin 07.04.2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararı ile yükseköğretim kurumları yönetici, öğretim elemanı ve memurlarının disiplin işlemleri için getirilmiş herhangi bir kanuni güvence bulunmadığı ve yasal belirlilik sağlanmadığı belirtilerek, Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle, 2547 sayılı Kanun'un 53/b maddesinin 2. cümlesinin iptal edilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve karar 08.01.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesinin anılan kararı sonrası, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesi, 09.12.2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 6764 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış ve maddede yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin suç ve cezalarına, disiplin uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir. Olayda; davacının, intihal yapıldığı belirtilen makalesinin, 2015 yılı Ekim ayında doçentlik başvurusunda kullanma fiilinin, Anayasa Mahkemesinin 14.1.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararının, 07.04.2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonra ve kararın, yürürlüğe girmesi için öngörülen dokuz aylık süre içerisinde işlendiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesinin 14.1.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında 2547 sayılı Kanun'un 53/b-2 maddesinin 2. cümlesinin iptal edilmesi sonucu doğacak hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu öngörülmüştür. Bu nedenle kararın, Resmi Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anılan dokuz aylık sürenin sonuna kadar iptaline karar verilen kuralın ve bu kurala dayalı olarak ihdas edilen Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin uygulamaya devam edeceği açıktır. Aksinin kabulü, Anayasa Mahkemesi kararına ve hukukun temel ilkelerine aykırı olarak, disiplini bozan fiillerin cezasız kalması sonucu, kamu düzeninin ihlaline yol açacağı gibi disiplin hukukunun kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacına aykırılık teşkil edecektir. Nitekim; Anayasa Mahkemesinin 29.06.2022 tarih ve Başvuru Numarası: 2017/30653 sayılı kararında da; anılan dokuz aylık sürenin sonuna kadar iptaline karar verilen kuralın temel hakların ihlaline neden olmayacak şekilde uygulamaya devam edeceği belirtilmiştir. Bu bağlamda; Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararında öngörülen dokuz aylık sürenin sonuna kadar iptaline karar verilen kuralın uygulanmaya devam edeceği dikkate alınarak, 2547 sayılı Kanun'a dayanılarak ihdas edilen Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin uygulanması gerektiği açıktır. Bu Yönetmeliğin 19. maddesinin 2. fıkrası gereği disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı dikkate alındığında, davacının, intihal yapıldığı belirtilen makalesinin doçentlik başvurusunda kullanıldığı 2015 yılı Ekim ayından itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmemiş olması nedeniyle ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı anlaşılmıştır. Bu durumda; sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan Bölge İdare Mahkemesi kararının bu gerekçe ile onanması gerektiği anlaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda aktarılan GEREKÇE ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 26/12/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Dava; Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümünde … üyesi olarak görev yapan davacının, doçentlik başvurusunda kullandığı makalesinde intihal ve etik ihlali bulunduğundan bahisle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53/b-5 maddesi uyarınca üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali, işlem nedeniyle uğranılan maddi zararların ve özlük haklarının tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2547 sayılı Kanun'un "Zamanaşımı" başlığını taşıyan 53/C maddesinde; disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiil açısından altı yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemeyeceği; bilimsel bir eserin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da kısmen veya tamamen yeniden yayımlanması hâlinde ikinci fıkrada belirtilen zamanaşımı sürelerinin yeniden işlemeye başlayacağı kural bağlanmıştır. Davacının, 2015 yılı Ekim ayında doçentlik başvurusunda kullandığı makalesinde intihal yaptığının, Sosyal ve Beşeri Bilimler ile Güzel Sanatlar Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu'nun … tarih ve … sayılı işlemi ile ortaya konulduğu dikkate alındığında, bu tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 2547 sayılı Kanun'un 53/C maddesi uyarınca, davacının makalesinin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da kısmen veya tamamen yeniden yayımlanması hâlinde zamanaşımı sürelerinin yeniden işlemeye başlayacağından, intihale konu makalenin bu bakımdan değerlendirilmesi suretiyle ceza verme zamanaşımı konusunda karar verilmesi gerektiğinden, ceza verme zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle verilen iptal kararında hukuki isabet bulunmadığı oyu ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Bu dosyada Danıştay, dokuz aylık süre boyunca iptal edilen kurala dayalı mülga disiplin yönetmeliğinin uygulanmaya devam edeceğini kabul etmiştir. Mülga Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 19. maddesinin ikinci fıkrası, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmezse ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağını kurala bağlamaktaydı.

Onama gerekçesi, 2015 yılı Ekim ayından itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmemesi nedeniyle ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı kabulüne dayanır. Bu gerekçe, ilk derece mahkemesinin 657 sayılı Kanun'a dayalı zamanaşımı gerekçesinden farklıdır. Yönetmeliğin 20/10/2017 tarihli düzenlemeyle yürürlükten kaldırıldığı kararda belirtilmiştir. Sonuç, yürürlükteki bütün disiplin işlemleri için genel bir iki yıllık kurala dönüştürülemez.

Sık sorulan sorular

Dava açmak kamu görevinden çıkarma işlemini durdurur mu?

Hayır. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. İşlemin uygulanmasının durması için ayrıca yürütmenin durdurulması kararı gerekir.

Yürütmenin durdurulması hangi şartlarda verilebilir?

İşlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu halde, kural olarak idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçeli karar verilebilir; hüküm bunu zorunlu sonuç haline getirmez.

Aynı sebeple ikinci kez yürütmenin durdurulması istenebilir mi?

Hayır. Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.

İdare kamu görevinden çıkarma işleminden doğan zararı ödemek zorunda mıdır?

Anayasa'nın 125. maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

Öğretim elemanının disiplin işleminde hangi kanun dikkate alınmıştır?

Danıştay 8. Daire, E. 2020/2983, K. 2023/4511 sayılı kararında öğretim elemanlarının disiplin sorununun özel kanun olan 2547 sayılı Kanun uyarınca çözümlenmesi gerektiğini kabul etmiş ve somut olayda 657 sayılı Kanun hükmüyle birlikte uygulanan kamu görevinden çıkarma cezasını hukuka aykırı bulmuştur. Karar, yeniden karar verilmek üzere bozma sonucundadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu