Kamu Görevinden Çıkarma: İhraç Kriterleri ve Hukuki Sonuçlar

by Avukat Erdal Ersoy
Kamu Görevinden Çıkarma: İhraç Kriterleri ve Hukuki Sonuçlar

Kamu Görevinden Çıkarma Nedir?

Kamu görevinden çıkarma, memurlara ve diğer kamu personeline uygulanabilecek en ağır disiplin cezasıdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E maddesi bu cezayı, bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarma olarak tanımlamaktadır. Yükseköğretim personeli bakımından ise 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53/b/(6). maddesi; kamu görevinden çıkarmayı, kamu kurum ve kuruluşları ile vakıf yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanı ve memur olarak bir daha atanmamak üzere kamu görevinden çıkarma biçiminde tanımlamaktadır.

Danıştay 2. Daire, E. 2021/10018, K. 2025/2890Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/10018 E.  ,  2025/2890 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/10018 Karar No : 2025/2890 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; … Valiliği … olarak görev yapan davacı tarafından, … olarak görevli olduğu dönemde ''İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak'' ve ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiillerini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(a) ve (g) maddeleri uyarınca ''Devlet memurluğundan çıkarma'' cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararla; dosya içerisindeki bilgi ve belgelerle, disiplin soruşturma raporu ve eki bilgi belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, soruşturma konusu sosyal medya mesajlarının, "…" kullanıcısına ait … adlı twitter hesabından gönderildiğinin ve davacıya zimmetle verilmiş bilgisayarında yapılan inceleme sonucunda Konya İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce hazırlanan … günlü inceleme raporunda; mesajların atılmasından/paylaşılmasından sonra bilgisayarın … tarihinde formatlanmasına rağmen, bilgisayarın silinen alanlarında yapılan incelemede … adlı twitter hesabından giriş yapıldığının belirlendiği, adı geçen hesaptan yapılan paylaşım ve mesajlara ait … İl Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurlarınca 19/06/2014 (sehven 2015 yazılmıştır) tarihinde tutulan tutanak içeriği ile karşılaştırılması ve adı geçen hesabın davacının tanıdığı ve bir kısmı kamu görevlisi olan kişilerce takip edilen bir hesap olması, bu kişilerin hesapları ile davacının hesabından yapılan paylaşımların karşılıklı olarak incelenmesi ve ifade ve bilgisine başvurulan kişilerin beyanlarından, anılan hesaptan yapılan paylaşımların davacı tarafından yapıldığının sabit olduğunun anlaşıldığı, paylaşım içeriklerinin, dönemin başbakanı ve hükümeti ile seçmenleri aleyhine hakaret içeren paylaşım ve mesajlar niteliğinde bulunduğu, çok sayıda kişi ve kamu personeli tarafından paylaşımların görüldüğü ve gazetede haber konusu edilerek kamuoyunun bilgisine sunulduğu, bu mesaj ve paylaşımların, içeriği itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(a) ve (g) maddesinde düzenlenen "İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak" ve "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kapsamında bulunduğundan, davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemin, hukuka ve mevzuat kurallarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı temyize konu kararla; İdare Mahkemesi kararının dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın, hem 657 sayılı Kanun'a hem de 2577 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, … Sulh Ceza Hakimliğince verilen kararın, Bölge İdare Mahkemesi tarafından dikkate alınmadığı, isnat edilen suç ile ceza arasında illiyet bağı bulunmamakla birlikte bu suçun karşılığının, 657 sayılı Kanun'da tanımlanmadığı ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idare tarafından; davacının, kendisine ait olan ''…'' adlı twitter hesabından, dönemin Başbakanı R.T.E.'ye yönelik hakaret mesajları attığı, bu suretle ''İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak…'' ve ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiillerini işlediğine ilişkin mülkiye müfettişlerince yapılan disiplin soruşturması sonucunda eylemine uyan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(a) ve (g) maddeleri uyarınca dava konusu işlemin tesis edildiği, bu nedenle temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, … olarak görev yaptığı dönemde, "…" kullanıcısına ait … adlı twitter hesabından, dönemin Başbakanı R.T.E.'ye yönelik hakaret mesajları attığı iddiasıyla hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda, Mülkiye Müfettişleri tarafından düzenlenen … günlü, … sayılı disiplin raporunda; ''… tarih ve … sayılı yazısı ile Karaman Valiliğinden, davacının kullandığı … seri nolu … marka dizüstü bilgisayarın, idari soruşturma kapsamında IP kayıtlarının ve diğer delillerin incelenmek üzere Konya İl Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Müdürlüğüne gönderildiğinin, Konya Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün hazırladığı … tarihli raporda, … adlı twitter hesabına giriş yapıldığının tespit edildiğinin, ''…'' … adlı twitter hesabının, … davacının kendisi tarafından kullanılan Karaman Valiliğine ait olan … marka … seri nolu Notebook bilgisayarda kullanıldığının tespit edildiğinin, … tarih ve … sayılı yazı ile görevlendirilen polis memurları tarafından hazırlanan 19/06/2014 tarihli tutanakta da ''…'' kullanıcı adına ait … twitter hesabı dokuman A adlı Word dokümanının 1.sayfasında görülen tweetlerin, ''…'' kullanıcı adına ait … twitter hesabından olduğunun aşikar olduğunun, ayrıca disiplin soruşturması sırasında alınan ifadelerden, ''…'' isimli twitter hesabı üzerindeki resmin, davacıya ait olduğunun, davacıya ait olduğu anlaşılan ''…'' adlı hesaptan, davacının değişik tarihlerde; ''Yapma recep din kardeşiyiz'', ''Türkiye zenginleşiyor derken Başbakan Türkiye'yi kendi ailesinden ibaret zannetmiş belli ki'', ''ulan biri çıkar kelle der diğeri çıkar bikse … der oburu çıkar Hindistanda da oluyor der AhKahPe siyaset şehitlerin üzerinden çek elini'' '' … '' şeklinde tweetler attığının, bu ve benzeri tweetlerle davacı tarafından, dönemin Başbakanı R.T.E.'ye yönelik ağır ve siyasi ifadeler kullanıldığının görüldüğü ve eyleminin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125 inci maddesinin E fikrasının (a) ve (g) hükümlerine göre cezalandırılması gerektiği'' kanaatinin belirtildiği; Ayrıca, … günlü, … ve … sayılı tevdi raporunda, Karaman Cumhuriyet Başsavcılığının konu hakkında takipsizlik kararı verdiğinin, ancak Konya Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün verdiği … günlü raporda, davacının kullandığı dizüstü bilgisayarda, ''…'' adlı twitter hesabının kullanıldığının anlaşıldığı ve bu suretle yeni delil elde edildiği anlaşıldığından, dosya ve belgelerin, soruşturma yürütmekle görevli ve yetkili … Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğinin belirtildiği, … günlü, … ve … sayılı değerlendirme raporunda da; davacının, anılan twitter hesabından, dönemin Başbakanı R.T.E.'ye yönelik siyasi içerikli ve ağır ifadeler kullanmak suretiyle memuriyet esaslarına yakışmayan tutum ve davranışlar sergilediğinin, mülki idare amirliği görevleri olan Kaymakamlık ve Vali Yardımcılığı görevini yerine getirmesinin mümkün olmadığından, başka bir ilde … olarak atanmasının uygun olacağı sonucuna varıldığının belirtildiği; Davacı hakkında iddia edilen suçlama ile ilgili olarak yapılan disiplin soruşturması sonucu düzenlenen disiplin raporu ve ekleri birlikte değerlendirildiğinde; isnat edilen fiille ilgili kendisine ait olan ''…'' adlı twitter hesabından, dönemin Başbakanı R.T.E.'ye yönelik hakaret mesajları attığı, bu nedenle ''İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak'' ve ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiillerini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(a), (g) maddeleri uyarınca ''Devlet memurluğundan çıkarma'' cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 25/08/2015 günlü dava konusu işlemin tesis edildiği ve anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle 15/10/2015 tarihinde temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Öte yandan; uyuşmazlığa konu olayla ilgili olarak … Cumhuriyet Başsavcılığının … günlü, Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kararıyla, '' … davacının, hakaret suçunu işlediğine dair somut ve yeterli delil elde edilemediği, ayrıca bahse konu paylaşımların, ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı ve hakaret suçunun unsurları oluşmadığından …'' kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş ve anılan karara karşı yapılan itiraz, … Sulh Ceza Hakimliğinin … günlü, Değişik İş No:… sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiş ise de … Sulh Ceza Hakimliğinin … günlü, Değişik İş No:… sayılı kararıyla, '' … Takipsizlik kararının kesinleşmesinin ardından idari tahkikata devam edildiği, idari tahkikat esnasında davacının mesajları göndermiş olabileceği bilgisayarının istendiği ve incelendiği, davacı ve ait bilgisayarın iletişim sistemini … tarihinde saat 16:16:26'da formatlandığının, … adlı twitter hesabına giriş yapıldığının, ''…'' … hesabının … davacının kendisi tarafından kullanılan … marka … seri nolu notebook bilgisayarında kullanıldığının tespit edildiği, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğinin … tarih ve … sayılı ve (37/1) … numaralı tevdi raporu ve bu rapora dayanak teşkil eden Konya İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün … tarihli raporlarının, 5271 sayılı CMK'nın 172/6. maddesi anlamında davacı aleyhinde yeni delil teşkil ettiği anlaşıldığından'' davacı hakkında kamu davası açılmasına karar verildiği, bunun üzerine, … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, davacı hakkında '' … davacının diz üstü bilgisayarı üzerinde yapılan kriminal inceleme sonucunda söz konusu hesabın davacıya ait diz üstü bilgisayardan kullanıldığının tespit edildiği, twitter hesabındaki profil fotoğrafının davacıya ait olduğu, davacının, raporu düzenleyenlerin FETÖ üyeliğinden ihraç olmaları nedeniyle raporu kabul etmediği, yapılan araştırmada rapor düzenleyen polis memurlarının FETÖ üyeliğinden ihraç olduklarının anlaşıldığı, bunun üzerine davacının, Karaman Valiliği tarafından kendisine görevi gereği tahsisi edilmiş dizüstü bilgisayar üzerinde inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu alındığı, 23-03-2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle … twitter hesabıyla ilgili kelime araması yapılınca 895 sonucun çıktığının belirtildiği, ayrıca yapılan incelemede TC … adıyla facebook profil hesabına ait üyelik üzerinden yapılan paylaşımlar ve durum güncelleme mesajlarının yine bilgisayarın silinmiş işletim sistemi tarafından kullanılmayan bölümlerinde yer aldığının tespit edildiği, söz konusu mesajlar ve güncellemeler incelendiğinde …… isimli twitter hesabı üzerinde paylaşılan mesajlar ile TC … tarafından paylaşılan mesajlar ile aynı veya benzer olduğunun tespit edildiği ve ilgili mesajların rapor ekine yazıldığı görülmüş olup davacının üzerine atılı kamu görevlisine görevinden dolayı aleni ortamda zincirleme şekilde hakaret suçunu işlediğinden mahkumiyetine karar verilmiştir.'' gerekçesiyle ''kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret'' suçundan 1 yıl karşılığı 365 tam gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, şartları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve anılan kararın 05/11/2020 tarihinde kesinleştiği, ancak … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının, denetim süresi içerisinde … Asliye Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı dosyasındaki basit yaralama suçunu işlediği anlaşıldığından, Mahkemenin E:…, K:… sayılı hükmünün açıklanmasına, 1 yıl karşılığı 365 tam gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, şartları oluştuğundan 8.860-TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun, … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, '' … tüm dosya kapsamına göre davacının üzerine atılı kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu işlediğinin sabit olduğu, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Ancak; davacının eylemini birden fazla gerçekleştirmesi nedeniyle TCK'nın 43. maddesi gereğince 1/4 oranında arttırım yapılırken 531 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, 532 gün adli para cezası ve TCK'nın 62. maddesi gereğince 1/6 indirim yapılarak 443 gün adli para ve sonuç cezanın 8.860 TL olarak hesaplanması nedeniyle fazla ceza tayin edildiği, olayın daha ziyade aydınlanmasının gerekmediği ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen hukuka aykırılığın CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a bentleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğu anlaşılmakla, hükmün 4,5,6 maddelerinin hükümden çıkarılması, …, davacının 8.840-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına şeklinde ibarelerin hükme eklenmesi, bu şekilde kararın düzeltilmesi … '' gerekçesiyle düzeltilerek esastan reddine karar verildiği, anılan kararın, Yargıtay … Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla bozulduğu anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 125. maddesinin (E) fıkrasında, "Devlet Memurluğundan çıkarma: Bir daha Devlet Memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır." şeklinde tanımlama yapıldıktan sonra maddenin devamında, "Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak …, … g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak, …" hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dava konusu işlem, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(a) ve (g) maddeleri uyarınca tesis edilmiş olup, uyuşmazlık, anılan maddeler çerçevesinde incelendiğinde; her ne kadar, davalı idarece, davacının eyleminin ''İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak'' fiilini oluşturduğundan bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/E-(a) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelere göre, davacının eyleminin, bu fiil çerçevesinde değerlendirilemeyeceği, işlemin bu hukuki dayanağı ve davanın reddine karar veren İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında bu yönüyle hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davacının eylemi, 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi kapsamında incelendiğinde ise; Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi için kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir fiilin tanımının yapılması ve yasanın hangi tür fiilleri suç sayarak yasakladığının hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan fiili gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması ve tesis edilen işlemde disiplin cezasının yasal dayanağının belirtilmesi zorunludur. Söz konusu fiil, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır. Olayda; davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması ve yukarıda anılan ceza yargılaması süreci birlikte değerlendirildiğinde; davacının uyuşmazlığa konu eyleminin, adli yargılama sürecinde "hakaret" suçu olarak vasıflandırıldığı görülmüş olup, bu eylemin, 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddelerinde yer alan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kapsamında bulunmadığı, anılan fiilin, kanunilik ve tipiklik ilkesi uyarınca Kanun'da belirlenen suç tanımına uymadığı anlaşıldığından, davacının Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemde bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11/06/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı; idari ve adli makamlarca yapılan değerlendirmelerin farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir. Nitekim, AİHM "… yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir… bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğunu" (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 60392/08)"; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı… ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 45028/07) bahsetmediği görüşündedir. Anayasa Mahkemesi ise; "adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabileceği, (Galip Şahin, B. No: 2015/6075), idari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesi masumiyet karinesini zedelemeyeceği, bu bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde onun mahkûm olduğunun kesin bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanaat oluşmasına yol açacak nitelikte açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmesi gerektiği,… disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No 2016/14253) belirtmektedir. Yukarıda aktarılan duruma göre, disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışların; cezai suç teşkil ettiği durumda, ceza yargılaması kanaatinin esas alınması gerekir. Öte yandan; Anayasa Mahkemesinin, Başvuru Numarası:2016/14253, 2/7/2020 tarihli kararında belirtildiği üzere,"…Masumiyet karinesi, aynı olay kapsamında bile olsa ceza soruşturmasına konu suçun kurucu unsurunu oluşturmayan fiillerle ilgili olarak idari makamların değerlendirme yapmasını engellememektedir… Bu itibarla disiplin hukukundaki bir haksızlık ile ceza hukuku alanındaki haksızlığın kurucu unsurlarının aynı olduğu hâllerde idarenin kurucu unsurları ceza hukukununkiyle aynı olmayan başka bir haksızlık temelinde disiplin cezası uygulamasına herhangi bir mâni bulunmamaktadır." Somut uyuşmazlıkta; davacının, isnat edilen eyleme yönelik yargılandığı ceza davasında, … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, davacı hakkında ''kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret'' suçundan 1 yıl karşılığı 365 tam gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, şartları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve anılan kararın 05/11/2020 tarihinde kesinleştiği, ancak … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının, denetim süresi içerisinde … Asliye Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı dosyasındaki basit yaralama suçunu işlediği anlaşıldığından, Mahkemenin E:…, K:… sayılı hükmünün açıklanmasına, 1 yıl karşılığı 365 tam gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, şartları oluştuğundan 8.860-TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun, … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla düzeltilerek esastan reddine karar verildiği, anılan kararın, Yargıtay … Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla bozulduğu anlaşılmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda, hakaret suçunu "yüz kızartıcı ve utanç verici" olarak belirleyen yasal bir düzenleme bulunmamakta ise de; davacıya isnat edilen fiilin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve ceza yargılamasının halen devam ettiği, adli yargı kararının "hakaret" suçundan mahkumiyet olarak kesinleşmediği; ceza yargılaması sonuçlandıktan sonra, 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi yönünden disiplin soruşturma raporuyla birlikte yeniden değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile işlemin hukuki dayanağı olan 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum.
2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53 – a. (Değişik: 2/12/2016 – 6764/26 md.) Yükseköğretim Kurulu Başkanı üst kuruluşlar, rektörler ve bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürlerinin (…)[48]; rektör, üniversitenin; bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürü, bağımsız vakıf meslek yüksekokulunun; dekan, fakültenin; enstitü ve yüksekokul müdürleri, enstitü ve yüksekokulların; kadrosu bulunan uygulama araştırma merkezi ile bağımsız enstitü müdürleri, uygulama araştırma merkezi ile enstitünün; bu birimlerin genel sekreter veya sekreterleri de bağlı birim personelinin disiplin amirleridir. b. (Değişik: 2/12/2016 – 6764/26 md.) Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. (Ek cümleler: 15/4/2020-7243/7 md.) Öğretim elemanları dışında iş sözleşmesiyle çalışan personel 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ve iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesine tabidir. Memurlar hakkında ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesi uygulanır.48 (1) (Değişik: 15/4/2020-7243/7 md.) Uyarma: Öğretim elemanına, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiiller şunlardır: a) Maiyetindeki elemanların yetiştirilmesinde özen göstermemek. b) Destek alınarak yürütülen araştırmalar sonucu yapılan yayınlarda destek veren kişi, kurum veya kuruluşlar ile bunların katkılarını belirtmemek. c) Görevin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak. d) Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak. (2) (Ek cümle: 15/4/2020-7243/7 md.) Kınama: Öğretim elemanına, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiiller şunlardır:[49] a) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) b) Resmi olarak ders vermekle yükümlü bulunulan öğrencilere özel ders vermek. c) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) d) Üniversite veya bağlı birimlerin sınırları içinde herhangi bir yeri kurumun izni olmadan hizmetin amaçları dışında kullanmak veya kullandırmak. e) Yayınlarında hasta haklarına riayet etmemek. f) İnsanlarla ilgili biyomedikal araştırmalarda veya diğer klinik araştırmalarda ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranmak. g) İncelemek üzere görevlendirildiği bir eserde yer alan bilgileri eser sahibinin açık izni olmaksızın yayımlanmadan önce başkalarıyla paylaşmak. h) Bilimsel bir çalışma kapsamında yapılan anket ve tutum araştırmalarında katılımcıların açık rızasını almadan ya da araştırma bir kurumda yapılacaksa ayrıca kurumun iznini almadan elde edilen verileri yayımlamak. ı) Araştırma ve deneylerde, çalışmalara başlamadan önce alınması gereken izinleri yetkili birimlerden yazılı olarak almamak. j) Araştırma ve deneylerde mevzuatın veya Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin ilgili araştırma ve deneylere dair hükümlerine aykırı çalışmalarda bulunmak. k) Araştırmacılar veya yetkililerce, yapılan bilimsel araştırma ile ilgili olarak muhtemel zararlı uygulamalar konusunda ilgilileri bilgilendirme ve uyarma yükümlülüğüne uymamak. l) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) m) İçeriği itibarıyla şiddet veya nefret amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları teşhir etmek yahut kurumların herhangi bir yerine asmak.[50] n) Yükseköğretim kurumları içinde siyasi parti faaliyetinde bulunmak veya siyasi parti propagandası yapmak. o) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görevin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, kusurlu davranmak. p) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Mevzuatta öngörülen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemek. r) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görevi sırasında amirine sözle saygısızlık etmek. s) (Ek:15/4/2020-7243/7 md.) Görevle ilgili resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak, kaybetmek veya kusurlu davranışlarıyla bunlara zarar vermek. t) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) (İptal alt bent: Anayasa Mahkemesinin 28/12/2023 Tarihli ve E: 2020/55, K: 2023/228 Sayılı Kararı ile.) u) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görevi gereği katılmakla yükümlü olduğu kurul ve toplantılara izinsiz veya özürsüz olarak bir yıl içinde birden fazla katılmamak. (3) Aylıktan veya ücretten kesme: Brüt aylıktan; veya ücretten bir defaya mahsus olmak üzere 1/30 ila 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır. Aylıktan veya ücretten kesme cezasını gerektiren fiiller şunlardır:[51] a) Yükseköğretim üst kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarının organlarında yapılan konuşma ve alınan kararları, yetkili olmadığı halde organ veya üyelerinin aleyhinde davranışlara yol açmak maksadıyla dışarı yaymak. b) Kuruma ait araç, gereç, belge ve benzeri eşyayı görevin sona ermesine ve kurumca yazı ile istenmesine rağmen belirlenen süre içinde geri vermemek. c) Araştırma ve deneylerde, hayvanlara ve ekolojik dengeye zarar vermek. d) Bilimsel çalışmalarda, diğer kişi ve kurumlardan temin edilen veri ve bilgileri, izin verildiği ölçüde ve şekilde kullanmamak, bu bilgilerin gizliliğine riayet etmemek ve korunmasını sağlamamak. e) Bilimsel araştırma için sağlanan veya ayrılan kaynakları, mekânları, imkânları ve cihazları amaç dışı kullanmak. f) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) g) Bir araştırmanın sonuçlarını, araştırmanın bütünlüğünü bozacak şekilde ve uygun olmayan biçimde parçalara ayırıp birden fazla sayıda yayımlayarak bu yayınları akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak. h) Aktif katkısı olmayan kişileri yazarlar arasına dâhil etmek veya olan kişileri dâhil etmemek, yazar sıralamasını gerekçesiz ve uygun olmayan bir biçimde değiştirmek, aktif katkısı olanların isimlerini sonraki baskılarda eserden çıkartmak, aktif katkısı olmadığı hâlde nüfuzunu kullanarak ismini yazarlar arasına dâhil ettirmek. ı) Dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak suç isnadında bulunmak. j) Hukuka aykırı olarak kurumun bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına kasten girmek veya orada kalmak. k) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Akademik atama ve yükseltmelere ilişkin başvurularda bilimsel araştırma ve yayınlara ilişkin yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunmak. l) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Kasıtlı olarak; görevi tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek. m) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Özürsüz ve kesintisiz 3 – 9 gün göreve gelmemek. n) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görev yeri sınırları içerisinde herhangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak, bu yeri kullanmak veya kullandırmak. o) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Yasaklanmış her türlü yayını basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya teşhir etmek. (4) Kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme: Devlet yükseköğretim kurumlarında görev yapan aylıklı öğretim elemanlarının bulundukları kademedeki ilerlemelerinin fiilin ağırlık derecesine göre bir ila üç yıl arasında durdurulması; vakıf yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının ise fiilin ağırlık derecesine göre üç ila altı ay süreyle brüt ücretinden 1/30 ila 1/8 arasında kesintiye gidilmesidir. Kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezasını gerektiren fiiller şunlardır:[52] a) Hizmet içinde resmi bir belgeyi tahrif etmek, yok etmek, gizlemek veya sahte olarak düzenlemek, sahte belgeyi bilerek kullanmak, kullandırmak. b) Görevi sebebiyle veya görevi sırasında doğrudan veya dolaylı olarak her ne ad altında olursa olsun menfaat sağlamak, iş sahiplerinden veya öğrencilerden borç para istemek veya almak. c) Kamu hizmetlerinin yürütülmesini engellemek, boykot ve işgal eyleminde bulunmak. d) Ders, seminer, konferans, laboratuvar, grafik çalışma ve sınav gibi öğretim çalışmalarının yapılmasına engel olmak; görevlileri, öğrencileri eğitim-öğretim alanı dışına çıkartmak; görev yapılmasına engel olmak; öğrencileri bu tür davranışlara teşvik etmek veya zorlamak ya da bu maksatla yapılacak hareketlere iştirak etmek. e) Basın-yayın veya bilişim sistemlerini kullanarak amiri, iş arkadaşları, personeli, hizmetten yararlananlar veya öğrencileri hakkında gerçeğe aykırı açıklamada veya haksız isnatta bulunmak veya rızaları olmaksızın özel hayatlarıyla ilgili açıklama yapmak. f) İnsanlarla ilgili biyomedikal araştırmalarda ve diğer klinik araştırmalarda ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranmak suretiyle kişilere zarar vermek. g) Bilimsel araştırmalarda gerçekte var olmayan veya tahrif edilmiş verileri kullanmak, araştırma kayıtları veya elde edilen verileri tahrif etmek, araştırmada kullanılmayan cihaz veya materyalleri kullanılmış gibi göstermek, destek alınan kişi ve kuruluşların çıkarları doğrultusunda araştırma sonuçlarını tahrif etmek veya şekillendirmek. h) Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, görevin gereklerine aykırı davranmak suretiyle kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak.52 ı) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) j) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Mükerrer yayınlarını akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak. k) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek. l) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek. m) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) İlgili kanunların tanıdığı istisnalar dışında ticaret yapmak, yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak. n) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görevi gereği öğrendiği ve gizli kalması gereken bilgi ve belgeleri açıklamak. o) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya hizmetten yararlananlara hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek. (5) Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma: Akademik bir kadroya bir daha atanmamak üzere üniversite öğretim mesleğinden çıkarmadır. (Değişik cümle: 15/4/2020-7243/7 md.) Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller şunlardır: a) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Başkalarına ait özgün fikir, metot, veri veya eserleri bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendisine ait gibi göstermek. b) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Atama ve yükselmelerde, unvan veya derece kazanılmasında; anket uygulama, veri toplama gibi akademik değerlendirme içermeyen katkılar dışında kişisel emek ve birikimine dayanmayan, başkaları tarafından ücret karşılığında veya ücretsiz olarak üretilmiş yayın ve çalışmalar kullanmak. c) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Özürsüz veya izinsiz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek. (6) Kamu görevinden çıkarma: Kamu kurum ve kuruluşları ile vakıf yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanı ve memur olarak bir daha atanmamak üzere kamu görevinden çıkarmadır. Kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller şunlardır:[53] a) (Değişik: 15/4/2020-7243/7 md.) Terör niteliğinde eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütler için kullanmak ya da kullandırmak. b) Amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak. c) Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak. d) Uyuşturucu veya uyuşturucu olarak kabul edilen diğer uyarıcı maddeleri kullanmak, bulundurmak, başkalarına vermek, kullanılmasını özendirmek, satmak, imal etmek. e) Hukuka aykırı olarak kurumun verilerini elde etmek, kaydetmek, kullanmak, depolamak, dağıtmak, değiştirmek veya yok etmek. f) Kurumun bilişim sistemlerinin işleyişini kasten engellemek veya bozmak. c. (Değişik: 14/4/1982 – 2653/3 md.) Ceza soruşturması usulü: Yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri ile yükseköğretim kurumları yöneticilerinin, kadrolu ve sözleşmeli öğretim elemanlarının ve bu kuruluş ve kurumların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlarının görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıkları sırada işledikleri ileri sürülen suçlar hakkında yetkili makamlarca inceleme başlatılabilir, inceleme sonucunda soruşturma açılmasına karar verilmesi ya da doğrudan soruşturma başlatılması hâlinde aşağıdaki hükümler uygulanır:[54] (1) İlk soruşturma: Yükseköğretim Kurulu Başkanı için, kendisinin katılmadığı, Milli Eğitim Bakanının başkanlığındaki bir toplantıda, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden teşkil edilecek en az üç kişilik bir kurulca, diğerleri için, Yükseköğretim Kurulu Başkanınca veya diğer disiplin amirlerince doğrudan veya görevlendirecekleri uygun sayıda soruşturmacı tarafından yapılır. Öğretim elemanlarından soruşturmacı tayin edilmesi halinde, bunların, hakkında soruşturma yapılacak öğretim elemanının akademik unvanına veya daha üst akademik unvana sahip olmaları şarttır. (2) Son soruşturmanın açılıp açılmamasına; a) Yükseköğretim Kurulu Başkan ve üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştayın 2 nci Dairesi, b) Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumu rektörleri, rektör yardımcıları ile üst kuruluş genel sekreterleri hakkında, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden teşkil edilecek üç kişilik kurul,[55] c) Üniversite, fakülte, enstitü ve yüksekokul yönetim kurulu üyeleri, fakülte dekanları ve dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ve yardımcıları ile üniversite genel sekreterleri hakkında, rektörün başkanlığında rektörce görevlendirilen rektör yardımcılarından oluşacak üç kişilik kurul, d) Öğretim elemanları, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri hakkında üniversite yönetim kurulu üyeleri arasından oluşturulacak üç kişilik kurul, e) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında, mahal itibariyle yetkili il idare kurulu, Karar verir. f) Yükseköğretim Kurulu ile üniversite yönetim kurullarınca oluşturulacak kurullarda görevlendirilecek asıl ve yedek üyeler bir yıl için seçilirler. Süresi sona erenlerin tekrar seçilmeleri mümkündür. (3) Son soruşturmanın açılıp açılmamasına karar verecek kurullar üye tamsayısı ile toplanır. Kurullara ilk soruşturmayı yapmış olan üyeler ile haklarında karar verilecek üyeler katılamazlar. Noksanlar yedek üyelerle tamamlanır. Diğer hususlarda bu Kanunun 61 inci maddesi hükümleri uygulanır. (4) Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştayın 2 nci Dairesinde verilen lüzum-u muhakeme kararına itiraz ile men-i muhakeme kararlarının kendiliğinden incelenmesi Danıştayın İdari İşler Kuruluna aittir. Diğer kurullarca verilen lüzum-u muhakeme kararına ilgililerce yapılacak itiraz ile men-i muhakeme kararları kendiliğinden Danıştay 2 nci Dairesince incelenerek karara bağlanır. Lüzum-u muhakemesi kesinleşen Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyelerinin yargılanması Yargıtay ilgili ceza dairesine, temyiz incelemesi Ceza Genel Kuruluna, diğer görevlilerin yargılanmaları suçun işlendiği yer adliye mahkemelerine aittir. (5) Değişik statüdeki kişilerin birlikte suç işlemeleri halinde soruşturma usulü ve yetkili yargılama mercii görev itibariyle üst dereceliye göre tayin olunur. (6) Yükseköğretim Kurulu Başkanı ve rektörler hakkında 19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarından dolayı yapılacak ceza soruşturmasında yukarıda belirtilen ceza kovuşturması usulü tatbik edilir. (Mülga cümle:15/4/2020-7243/7 md.) (…)[56] 3628 sayılı Kanun kapsamına giren suçlarından dolayı kanuni kovuşturma için gereken izin, Yükseköğretim Kurulu üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri ve bu kuruluşların memurları (Üniversitelerarası Kurul memurları dahil) hakkında Yükseköğretim Kurulu Başkanından, üniversite yöneticileri ve öğretim elemanları ile memurlar hakkında üniversite rektörlerinden alınır.56 (7) İdeolojik amaçlarla Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetleri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü veya dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayrılığına dayanılarak nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak maksadıyla işlenen suçlarla bunlara irtibatlı suçlar, öğrenme ve öğretme hürriyetini doğrudan veya dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükün, huzur ve çalışma düzenini bozan boykot, işgal, engelleme, bunları teşvik ve tahrik, anarşik ve ideolojik olaylara ilişkin suçlar ile ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinde, yukarıda yazılı usuller uygulanmaz; bu hallerde kovuşturmayı Cumhuriyet Savcısı doğrudan yapar. (8) Bu Kanunda yer almamış hususlarda 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.[57] Disiplin soruşturması ve savunma hakkı:

Disiplin cezaları; kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi için kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri ya da mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlardır. Bu cezalar hem kişinin özlük hakları üzerinde doğrudan sonuçlar doğururlar hem de kamu hizmetinin sürekliliği ve kamu düzeninin korunması bakımından nesnel bir öneme sahiptirler. Danıştay 8. Dairesi bu ilkeyi oybirlikli kararında, Danıştay 2. Dairesi ise oyçokluğuyla verdiği kararında teyit etmiştir.

Danıştay 8. Daire, E. 2023/2602, K. 2024/2569Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/2602 E.  ,  2024/2569 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/2602 Karar No : 2024/2569 Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davalı) … Kurulu Başkanlığı Vekili : Av. … 2- (Davalı Yanında Davaya Katılan) … Üniversitesi Vekili : Av. … Karşı Taraf (Davacı) : … Vekili : Av. … İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir. Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : İstemlerin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: Dava, davacının Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı olarak çalıştığı dönemdeki eylem ve işlemleriyle Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde öngörülen suçu işlediğinden bahisle kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. Dairemizin 28/01/2021 tarih ve E:2018/4216, K:2021/439 sayılı bozma kararında; lüzum-u muhakeme sürecinin de devam ettiği, davacının rektör yardımcısı sıfatıyla bilimsel araştırma projeleri birimi komisyon başkanı olarak görev ve sorumluluğunun bulunduğu bilimsel araştırma projelerinde yapılan usulsüzlüklere ilişkin tesis edilen disiplin cezasına dayanak her bir fiil için yeniden değerlendirme yapılmasının istenilmesi üzerine; … İdare Mahkemesi tarafından, bozma kararına uyulmak suretiyle temyize konu kararında; Ankara Üniversitesi Rektörlüğünce yapılan ceza soruşturması sonucunda hazırlanan 04/06/2021 tarihli fezlekenin Son Soruşturma Yetkili Kurulunun … tarihli toplantısında alınan … sayılı karar ile görüşüldüğü ve davacı ile ilgili olarak davacının hangi eylemlerinin suça sebebiyet verdiğinin açık bir şekilde ortaya konulmadığı, fezlekenin değerlendirme kısmı ile sonuç kısmında çelişkiler bulunduğu, bu haliyle teklifin karara bağlanamayacağı gerekçesiyle eksikliklerin tamamlanması için Üniversitesine iade edildiği, Danıştay Birinci Dairesi'nin 15/10/2019 tarih ve E:2019/1411, K:2019/1405 sayılı kararı uyarınca müdahil Ankara Üniversitesi Rektörlüğünce hazırlanan 04/06/2021 tarihli fezleke ile davacıya isnat edilen eylemler değerlendirildiğinde, dava konusu olan kamu görevinden çıkarma cezasına ilişkin süreçte hazırlanan soruşturma raporu ve soruşturma sürecinde elde edilen bilgi ve belgelerden farklı bir tespit veya delilin 04/06/2021 tarihli fezleke ile ortaya konulamadığı, 04/06/2021 tarihli fezleke ile yapılmaya çalışılan hususun şüphelilerin hangi eylemleri ile hangi suçu işlediğinin ortaya konulmaya çalışılmasından ibaret olduğu, yargılamaya konu maddi olayla ilgili olarak Mahkemenin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında yer verilen değerlendirmeden ayrılmayı gerektirir bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Dairemizin konuyla bağlantılı E:2022/4558 sayılı dosyasında verilen 12/04/2023 tarihli Ara kararı ile davalı idareden; "Fezlekede yer alan tekliflerin Son Soruşturma Yetkili Kurulunda görüşülüp görüşülmediği, görüşüldüyse verilen kararın onaylı örneği; fezlekede yer alan tekliflere ilişkin olarak Son Soruşturma Yetkili Kurulunda karar verilmediyse, konunun bu kadar zaman almasına neden olan sebeplerin sorulmasına ve konuya ilişkin işlem dosyası ile tüm bilgi ve belgelerin onaylı örneğinin istenilmesine" karar verilmiştir. 25/05/2023 tarihinde kayıtlara alınan cevabi yazı ekinde yer alan … tarih ve … sayılı Son Soruşturma Yetkili Kurulu Ek Kararında; rektörün bizzat görev ve makamı başında olmasına rağmen yasal görev tanımına ve yetkisine girmediğini bildiği/bilmesi gerektiği halde kendiliğinden devreye giren davacının, BAP koordinatörü sıfatıyla akademik ve idari görev yapan I.H.K.'nın yerine vekaleten atadığı kişilere isnat edilecek şekilde proje yürütücülerinin adına düzenlenmiş sahte belgelerle kapalı projeler üzerinden usulsüz şekilde harcama yapılması, buna karşılık firmalara yapılan ödemelerin bir kısmının veya tamamının BAP çalışanı E.D. marifetiyle geri alındığı, A.R.G ve A.K.Y.nin ise vekaleten yetkilerini usulen kullanmakla birlikte usulsüzlüklere iştirak iradesi ile katılarak eylemde bulundukları sübuta elverişli maddi delillerle ortaya çıktığından, davacının üzerine atılı resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının işlendiği gerekçesiyle davacı hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilmiştir. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 'Kamu Görevinden Çıkarma' başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde; "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren eylemler arasında sayılmış, 'Ceza Kovuşturması ile Disiplin Kovuşturmasının Bir Arada Yürütülmesi' başlıklı 20. maddesinde; "Aynı olaydan dolayı yönetici, öğretim elemanı, memur veya diğer görevliler hakkında ceza muhakemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktirmez. Sanığın Ceza Kanunu’na göre mahkûm olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz. Disiplin soruşturması veya sonuçları, ceza soruşturmasını etkilemez." hükmüne yer verilmiştir. 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle değiştirilen 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının 'Kamu görevinden çıkarma' başlıklı 6. bendinin (c) alt bendinde, "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kamu görevinden çıkarmayı gerektiren eylemler arasında sayılmış olup 27. maddesiyle değiştirilen 53/A maddesinin 1. fıkrasının (n) bendinde; "Bir fiilden dolayı ilgili hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması yapılıyor olması, aynı fiilden dolayı disiplin soruşturması yapılmasına, ceza verilmesine ve bu cezanın yerine getirilmesine engel değildir. Gerektiğinde ceza kovuşturması bekletici mesele yapılabilir. Bu durumda disiplin soruşturmasına ilişkin zamanaşımı süreleri durur.", (o) bendinde; "Bir fiilin diğer kanunlar uyarınca idari yaptırıma bağlanmış olması, aynı fiile bu Kanun kapsamında disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez." hükümleri yer almıştır. Dava dosyasının incelenmesinden, Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinatörlüğü'nde 31 adet projede usulsüz alım gerçekleştirildiği ihbarı üzerine, anılan Üniversite tarafından yapılan inceleme sonucunda, BAP Koordinatörlüğü'nde, projelerin gerek kesin raporunun kabul edilmesinden önce, gerekse kabul edildikten sonra, resmi belgede sahtecilik, imza taklidi ve görevi kötüye kullanma suretiyle usulsüz alımların yapıldığı, yapılan alımlarda proje yürütücüsü olan öğretim üyelerinin imzalarının taklit edildiği, proje öngörüsünde yer almayan kalemlerin proje yürütücüsünün haberi olmadan öngörülere eklendiği, satın alımların yapıldığı veya yapılmış gibi gösterildiği, satın almaların doğrudan temin sınırları içinde kalan tutarlarla ve büyük çoğunluğunun aynı firmalar üzerinden yapıldığı, anılan birimdeki personelin anılan usulsüz işlemleri dile getirmesine rağmen ilgililerin kayıtsız kaldığı, usulsüz izin onayları ve yetki devirleri ile hukuka aykırılıkların oluşumuna sebebiyet verildiği, bu usulsüzlüklerin ve haksız kazanç elde etmelerin gerçekleşmesine göz yumulduğunun tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine konunun Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığına iletildiği, anılan birim tarafından yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan raporda, davacının Komisyon Başkanı olarak görev yaptığı birimde, resmi belgede sahtecilik, imza taklidi ve görevi kötüye kullanma suretiyle usulsüz alımlar yapıldığı ve proje bütçesinden yaklaşık 888.117,13-TL'nin tedarikçi firmaların hesabına aktarılarak kurumun zarara uğratıldığı, bu suretle 34 ayrı sahte ihtiyaç formundan henüz iki yıllık zamanaşımı dolmayan 12 adedi için müteaddit defa aynı fiili aynı amaca yönelik işleyen davacının Yönetmeliğin 11. maddesinin (e) bendinde yer alan disiplin suçunu işlemesi nedeniyle kamu görevinden çıkarma cezası ile tecziye edilmesinin teklif edilmesi üzerine, tesis edilen Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu'nun 22/05/2014 tarih ve 2014/51 sayılı işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kişilerin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu hizmetinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Öte yandan, ceza hukuku ile disiplin hukuku arasında amaç, kapsam, usul ve sonuçları bakımından farklılıklar vardır. Ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı olduğundan, idarenin ilgili hakkında disiplin cezası vermemesi, ceza mahkemelerince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmayacağı gibi, aynı şekilde ceza yargılaması sonucu verilen karar, disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyecektir. Aksi uygulama, disiplin hukukunun amacı ve kendine özgü kurallarıyla bağdaşmamaktadır. İdari yargı mercilerince, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak dava dosyasındaki disiplin soruşturmasına ilişkin bilgi, belgeler ve tanık ifadeleri çerçevesinde davacının isnat edilen eylemleri işleyip işlemediği ve bu eylemlerin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığı hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi esas olup, maddi olayın açıklığa kavuşturulması için resen araştırma yetkisi kapsamında ceza yargılaması sırasında alınan sanık ve tanık ifadeleri, bilirkişi raporları gibi maddi delillerin ve yargılama sonucunda verilen ceza mahkemesi kararının ve bu karardaki tespitlerin kullanılması da mümkündür. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yargı içtihatları uyarınca, disiplin soruşturması ve ceza yargılaması süreçlerinin birbirinden bağımsız olduğu, hukukumuzda hangi fiillerin yüz kızartıcı ve utanç verici eylem kapsamında yer aldığına ilişkin bir düzenleme olmadığı, kamu hizmeti/öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu, dolayısıyla ceza kovuşturması neticesinde verilmiş olan kararın disiplin hukuku açısından kişilere yöneltilen suçlamanın yüz kızartıcı ve utanç verici bir suç olup olmadığının tespiti için disiplin makamlarına ve idari yargı mercilerine sadece karine teşkil edeceği, zira ceza hukuku ile disiplin hukukunun ilke ve esasları ile koruduğu menfaatlerin farklılık arzettiği, ceza kanunlarına göre suç teşkil etmeyen bir fiilin disiplin mevzuatına aykırılık teşkil etmesi ve cezalandırılmasının mümkün olduğu, aksi durumun kabulü halinde disiplin hukuku ve idari yargı mercilerinin işlevsiz hale geleceği tartışmasızdır. Uyuşmazlıkta, dava dosyasında ve UYAP sisteminde yer alan tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, 26 projede gerek kesin raporun kabul edilmesinden önce gerekse kabul edildikten sonra projelerde kalan paralarla alınmayan araç ve gereçlerin alınmış gibi gösterildiği, proje yürütücüsü öğretim üyelerinin imzalarının taklit edilerek sahte imza kullanıldığı, satın alımların doğrudan temin sınırları içerisinde kalan tutarlarla ve büyük çoğunlukla aynı firmalar üzerinden yapıldığı, konuya ilişkin alınan personel ifadelerinde usulsüz işlemlerin dile getirilmesine rağmen konuya kayıtsız kalınıldığı, yaklaşık zararın 888.117,13-TL olduğu, davacının rektör yardımcısı sıfatıyla bilimsel araştırma projeleri birimi komisyon başkanı olarak görev ve sorumluluğunun bulunduğu projelerde gerçekleştirilen usulsüzlüklerden doğrudan sorumluluğunun bulunduğu, sübuta eren eylemlerinin disiplin soruşturması kapsamında kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olduğu, bu fiillerin kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren eylemler arasında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Mahkeme kararında ise hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Ayrıca, davacı tarafından, hakkında verilen lüzum-u muhakeme kararına karşı yapılan itiraz üzerine Danıştay Birinci Dairesi'nin 15/02/2024 tarih ve E:2024/247, K:2024/246 sayılı kararıyla; lüzum-u muhakeme kararı onanarak, davacının eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu'nun 158. ve 204. maddeleri gereğince yargılanmasına, yargılamanın … Asliye Ceza Mahkemesinde yapılmasına kesin olarak karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 03/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Danıştay 2. Daire, E. 2021/10045, K. 2025/2648Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/10045 E.  ,  2025/2648 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/10045 Karar No : 2025/2648 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; 3. sınıf emniyet müdürü olan davacının, Ankara İstihbarat Şube Müdürlüğünde görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen raporda, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12. maddeleri gereğince 8 kez ayrı ayrı meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilmesi kanaati bildirilmiş ise de, iddia olunan suçların işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Zamanaşımı” başlıklı 127. maddesinde yer alan “Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.” hükmü, disiplin cezası vermeye yetkili makamların ceza verme yetkisini ortadan kaldırmakla beraber, bu hususta davalı idarece araştırma, inceleme ve soruşturma yapılmasına ve işlenen fiilin tüm teferruatıyla ortaya konularak fiilin karşılığı olan müeyyidenin ne olması gerektiğini söylemesine ve bu hususta bir tespit yapılarak bu tespitin özlük dosyasında saklanmasına mevzuatta yasal bir engel bulunmadığı, bu itibarla, davacının işlediği fiiller ile ilgili ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahisle dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının, ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı, zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşına uğradığından bahsetmenin mümkün olmadığı; zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırılmış dosya içeriği fiillerin davacı tarafından işlenip işlenmediği, fiil gerçekleşmiş ise hangi tarihte işlendiğinin ve bu fiillerin meslekten çıkarma cezasını gerektirip gerektirmediğinin, başka bir ifadeyle öncelikle, fiilin sübûta erip ermediğinin incelenmesi ve bu sonuca göre isnat edilen fiillerin işlendiğinin tespitinden sonra, fiilin işlendiği tarihin esas alınarak disiplin kurullarının ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı tespit edilerek, ilgili hakkında tesis edilen işlemin hukuka uygun olup olmadığına karar verilmesi gerektiği; bu itibarla, soruşturma raporunda yer verilen tespitler ve ekinde yer alan belgelerin bir arada değerlendirilmesi neticesinde, kişilerin usulsüz biçimde dinlenilebilmesi amacıyla hazırlanan İletişime Müdahale Talep Formları'nda imzası bulunan davacı ile ilgili isnat edilen fiilerin sübuta erdiği, fakat soruşturmaya konu olan iletişim tutanaklarının son olarak 06/03/2009 tarihinde düzenlenmiş olması sebebiyle, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığının görüldüğü, davacının 8 kez meslekten çıkarılması gerektiği ancak ceza verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresi dolduğu için dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuta aykırılık bulunmadığından, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun gerekçeli reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; isnat edilen suçlamalar için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması halinde, salt bu saptamayla yetinilmesi ve fiilin sübuta erip ermediği hususu irdelenmeden dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerektiği, nitekim disiplin kurulunca suçun işlendiğinin tespiti ve bu durumun karara geçirilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı yönünde Danıştayca kararlar verildiği, emsal yargı kararları gözetilerek temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada; Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, davacının temyiz aşamasında duruşma yapılması yolundaki istemi yerinde görülmeyerek ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince, temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek işin gereği görüşüldü: Başkan ….'nin; "2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "1) İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. … 6) Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükmüne, aynı Kanun'un, 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirilen "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde de, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir: … c) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları … " düzenlemesine yer verilmiş olup; dava konusu işlemin, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına ilişkin olması ve zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmemesi karşısında, uyuşmazlığın, yukarıda anılan Kanun'un 46/c maddesinde ifade edilen "belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlem" olarak değerlendirilemeyeceği, anılan ifadeden meslek grupları için ilgili hukuki metinlerinde ayrıca düzenlenmiş olan "meslekten ihraç" veya "mesleki faaliyetini durdurma" cezalarının anlaşılması gerektiği, bu nedenle kararın temyiz yolu açık olmayan "kesin" kararlardan olduğu sonucuna varılmakla, temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmadığı ve davacının temyiz isteminin incelenmeksizin reddedilmesi gerektiği" yolundaki ayrışık oylarına karşılık, dava konusu uyuşmazlığın, 2577 sayılı Kanun'un 46/c maddesi kapsamında, temyize tabi olduğuna oyçokluğuyla karar verilerek işin esasına geçildi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Dava dosyasının incelenmesinden; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, … günlü, … soruşturma sayılı yazı eki 18 sıra nolu liste ve … günlü, … soruşturma sayılı yazı eki 37 sıra nolu listenin İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderilerek, sahte isimler üzerinden gerçekçi olmayan istihbari bilgilere dayanılarak alınan mahkeme kararları ile iletişimin dinlenmesi olayı hakkında tahkikat yapılması ve düzenlenecek tevdi raporunun Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesinin istenilmesi üzerine, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığının … günlü, … sayılı ve EGM Teftiş Kurulu Başkanlığının … günlü, … sayılı görevlendirme yazıları ile Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığının … günlü, … sayılı görevlendirme yazıları üzerine başlatılan soruşturma sonucunda; Ankara İstihbarat Şube Müdürlüğünde görev yaptığı dönemdeki eylemlerine yönelik 3. sınıf emniyet müdürü olan davacının, soruşturma dosyasının … numaralı olaylardaki şahısların iletişimlerinin, 2007 ve 2009 yıllarında usulsüz olarak dinlenilmesi işlemlerinde imzasının bulunduğundan bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12 maddeleri gereğince 8 kez meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilmesi kanaati bildirilmiş ise de, iddia olunan suçların işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararıyla karar verilmesi üzerine, temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde; "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralına yer verilmiştir. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde; "Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme, veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti, suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira", 8/7. maddesinde; "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" ve 8/12. maddesinde; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilleri, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır. 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/(6). maddesinin (ç) bendinde; "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak", (h) bendinde; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlenmiş, "Zamanaşımı" başlıklı 29. maddesinde ise; "(1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde, b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.(4) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 9/3/2023 Tarihli ve E: 2023/5, K: 2023/45 Sayılı Kararı ile.) (Yeniden Düzenleme:21/11/2024-7533/40 md.) Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren altı ay içinde ceza verme yetki ve sorumluluğu kapsamında yeniden değerlendirme yapar." hükümleri bulunmaktadır. 04/04/2015 günlü, 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı sayılı Kanun'un 33. maddesiyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na eklenen Geçici 28. maddenin birinci fıkrasında; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği halde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir." düzenlemesi yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi için kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup; memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması yönünden objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu nedenle disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konuyla ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır. Kural olarak, zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi; zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise, fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı saptanarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmüş ise, bu halde fiilin sübuta erip ermediği değerlendirilmesi yapıldıktan sonra zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmelidir. Uyuşmazlık konusu olan ve davacı hakkında tesis edilen işlemde, davacıya isnat edilen fiile yönelik değerlendirmeler yapılarak ve eylemin sübuta erdiği kanaati belirtilerek, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12. maddeleri gereğince 8 kez meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir. Disiplin kurulu kararının verildiği tarihte, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacıya atfedilen soruşturma konusu eylemlere yönelik ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması ve bu eylemler nedeniyle verilen disiplin cezası için mevzuatımızda idari bir yaptırım belirlenmemesi karşısında, Mahkemece hukuki denetimin, fiilin işlendiği tarih dikkate alınarak ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitiyle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. Bu durumda; davacının zamanaşımına uğrayan eylemlerine yönelik ayrıca bir idari yaptırım öngörülmediği ve davacının durumunun 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi kapsamında olmadığı dikkate alındığında, Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiillerinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi, hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerekirken, fiiller hakkında değerlendirme yapılarak ve sübuta erdiği kanaati belirtilerek dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına yönelik tesis edilen işlemde hukuka uyarlık; eylemlerin sübuta erip ermediğinin irdelenmesi suretiyle istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Uyuşmazlıkta davacının; disiplin cezası verilmesini gerektiren bir eyleminin olmadığı bu işlemin mükerrer olduğu ileri sürülerek, zamanaşımı bulunduğundan disiplin cezası verilmesiyle sonuçlanmayan ancak eylemleri sabit bulan işlemin iptalini istediği, bu bakımdan; mükerrerlik iddiası ile birlikte "masumiyet karinesi" ile "lekelenmeme" ve "mahkemeye erişim" hakları çerçevesinde, disiplin işlemlerinde "soruşturma yapılması" ve “zamanaşımı” hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunduğu şekliyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 3. maddesinde, “Umumi zabıta: Silahlı bir kuvvet olan (polis) ve (jandarma) dır.” hükmü yer almış; 82. maddesinde, Emniyet örgütü mensuplarına verilecek disiplin cezaları sayılmış, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre ve bu Kanun'da gösterilen yetkili disiplin kurulunca uygulanacağı belirtilmiş; 83. maddesinde de, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralına yer verilmiştir. 3201 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye istinaden, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü 24/04/1979 günlü, 16618 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış; Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla da; "4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine" karar verilmiştir. Diğer taraftan, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kanunlaşarak, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 7068 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik hâllerini, disiplin cezalarını, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlediği belirtilmiş,"Yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur. (2) (Değişik:18/10/2018-7148/45 md.) 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak; a) Bu Kanunun usule, yetkili disiplin amiri ve yetkili disiplin kurullarına ilişkin hükümleri derhal uygulanır. b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur." hükümlerine yer verilmiştir. Aktarılan mevzuat uyarınca, 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan personele, bu Kanun’dan önceki mevzuat esas alınarak verilmiş disiplin cezalarının, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilmiş sayılacağı ancak ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanacağı, söz konusu disiplin cezalarının iptali istemiyle açılan davaların, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca çözüleceği açıktır. 3201 sayılı Kanun’da ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nde ceza verme yetkisinde zamanaşımına ilişkin düzenleme yer almadığından, 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış ise de; 7068 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, “Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar.”; 29. maddesinde, “Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; 1) a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde; (b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar…” düzenlemeleri yapılmıştır. 3201 Kanun’a eklenen Geçici 28. madde de (Ek: 27/3/2015-6638/33 md.), “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. …” hükmüne yer verilmiş; bu düzenlemenin iptali istemiyle yapılan başvuru, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 günlü, E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararıyla, ”Memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek fiiller yönünden Kanun’da belirtilen zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması, bu fiiller nedeniyle kişinin disiplin cezasıyla cezalandırılmaması yönünden kesin bir güvence sağlamakla birlikte bu sürelerin geçmiş olması, kanun koyucunun belli şartlar altında personel çalıştırma rejimiyle ilgili sahip olduğu takdir yetkisini kullanmasına engel teşkil edecek bir neden olarak yorumlanamaz. Bu bağlamda kanun koyucunun, anayasal sınırlar içinde kalmak, bu yönüyle hukuki belirsizliğe ve keyfîliğe neden olmamak kaydıyla ceza müeyyidesi uygulama dışında memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek nitelikteki fiilleri işleyenleri emniyet hizmetleri gibi kamu güvenliği ve kişi güvenliğini doğrudan ilgilendiren faaliyet alanlarında çalıştırmak istememesi takdir yetkisi kapsamında kalan bir husus olup bunun kişilerin hukuki güvenliğini ihlal eden bir yönünün olduğu söylenemez.” gerekçesine de yer verilerek reddedilmiştir. Kamu hizmetlerini yürütenlere verilecek disiplin cezalarına ilişkin farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte, genel bir usul kanunu ve 5271 sayılı CMK 158. maddesinde yer alan başlangıç şüphesinin dahi olmadığı durumlarda, lekelenmeme hakkı kapsamında soruşturma yapılmasını önleyen bir müesseseye ilişkin düzenleme de yapılmamıştır. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi kararları incelendiğinde; "- Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış; bu sınırların dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür (AYM, E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, § 42). – Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki boyutu bulunmaktadır. Güvencenin ilk boyutu kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Buna göre hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26). – Bununla birlikte tüm idari ve adli makamların işlem ve kararlarında masumiyet karinesine aykırı bir yön olup olmadığı değerlendirilirken kullanılan ifadelerin bağlamının da nazara alınması gerekir. İdari ve adli makamların suç isnadı altındaki kişilerle ilgili verdiği kararlar bütün hâlinde dikkate alınmalı ve kişinin suçlu olduğuna dair bir yargıda ya da imada bulunulup bulunulmadığı bundan sonra değerlendirilmelidir. Diğer taraftan masumiyet karinesi, kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır (AYM, Murat Şanlı B. No:2018/4962, 21/10/2020).şeklindeki gerekçelere yer verildiği görülmektedir Hakkaniyete uygun yargılamanın yapılması için elzem olan adil yargılanma hakkının alt ilkelerinden olan masumiyet karinesi ile sağlanan korumalardan biri de kişinin lekelenmeme hakkıdır. Kişi ile ilgili suçlayıcı bir durum söz konusu olduğunda kirlenmenin kolay aklanmanın ise zor olması dolayısıyla kişinin hakları korunmalıdır (Fatih AKINCI, Dergi Park TAAD, Yıl: 11, Sayı: 43,Temmuz 2020). 7068 sayılı Kanun özelinde, soruşturma yapılması için, fiilin disiplin amirince öğrenilmesi ve olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirilmesi gerekir. Bu aşamada verilecek kararın, şikayet edilen yönünden "lekelenmeme hakkı"; şikayetçi yönünden "şikayet hakkı"; disiplin amiri yönünden ise "görevin yerine getirilmesi" gibi husular açısından sonuçlar doğuracağı açıktır. Olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirildiğinde, anılan Kanun uyarınca soruşturmasının yapılması zorunludur. Masumiyet karinesi, kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır. Soruşturma açılması (soruşturma açılmasının hak kaybı yarattığı haller dışında) ilgilinin aklanmasını da içerdiğinden, tek başına lekelenmeme hakkını ihlal etmeyebilir. Ancak hakkında soruşturmanın açılmasıyla, şüphe altında kalan ilgilinin, masumiyet karinesi sürmekle birlikte, kendisini aklama durumu ortaya çıkar. Anılan Kanun'da sayılan fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Disiplin soruşturması açılmasını engelleyen zamanaşımı süresi içinde; soruşturmacının belirlenmesi ve soruşturmanın açılması gerekir. Soruşturmacı olayı araştırmak ve değerlendirmek, yetkili kılınan birim de karar vermek durumundadır. Soruşturmanın açılmasını engelleyen "soruşturma zamanaşımı"dır. Zamanaşımı süresinde soruşturmanın açılması sonrası; soruşturmanın tamamlanmamasını öngören yasal bir kural bulunmamaktadır. Disiplin yönünden incelenen fiillerin, disiplin hukuku dışında da sonuçları olabileceği, eylemin sübut bulup bulmadığının tespitinin farklı sonuçlar yaratabileceği açıktır (AYM, E: 2015/41, K: 2017/98, 04/05/2017). Öte yandan, yine Anayasa Mahkemesinin 10/04/2019 günlü, E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararında da bahsedildiği üzere, ceza hukukunda olduğu gibi disiplin hukukunda da idarenin cezalandırma yetkisinin kullanılması belirli sürelerle sınırlandırılmıştır. Bu aşamada; ceza zamanaşımının idarenin ceza verme yetkisini kaldırdığı, soruşturmayı yapma, sürdürme açısından etkisinin olmadığını, zira soruşturma zamanaşımının başka bir müessese olduğunu da vurgulamak gerekir. Kaldı ki; zamanaşımı, eylemin oluştuğu durumda devreye girdiğinden, eylemin sübut bulmadığının saptanması halinde, zamanaşımı değerlendirmesi yapılamayacaktır. Eylemin sübut bulduğu kanaatine varılarak ceza zamanaşımı nedeniyle işlem tesis edildiğinde ise, ilgilinin açtığı davada yargının bu hususun hukuka uygunluk denetimini yapacağı açıktır. Yukarıda aktarılan gerekçeler uyarınca, davacının temyiz istemi hakkında, mükerrerlik iddiasının ve isnat edilen eylemlerin sübut bulup bulmadığı incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, aksi yoldaki oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum. (XX) KARŞI OY : Dava konusu işlemde; idarece yapılan soruşturma sonucunda davacıya isnat edilen fiillerin sübuta erdiğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12. maddeleri gereğince 8 kez meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir. Bir kamu görevlisi hakkında disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir. Öte yandan, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde yer alan hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip, söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrayacağından zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir. Nitekim; soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir. Bu itibarla, söz konusu ilkelerin, bu kapsamdaki tüm işlemlere uygulanması gerekmekte olup; zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde, davacıya isnat edilen fiillerin sübuta erip ermediği hususunda değerlendirme yapılarak verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının esastan incelenmesi gerektiği düşüncesiyle, "ancak zamanaşımına uğrayan fiile, disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüş olması halinde fiilin sübuta erip ermediği tespit edildikten sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiğine dayanan" çoğunluk kararına katılmıyorum.

657 Sayılı Kanun Kapsamında İhraç Kriterleri

657 sayılı Kanun'un 125/E maddesi, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve halleri düzenlemektedir. Bu kapsamda öne çıkan fiillerden biri, ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmaktır (m. 125/E-(a)). Bir diğeri ise memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmaktır (m. 125/E-(g)). Kanunun 125/E maddesindeki bentlerin tamamı, birincil mevzuat metninden incelenmelidir; bu makalede yalnızca ilgili bentler ele alınmaktadır.

Danıştay 2. Dairesi, E. 2021/10018, K. 2025/2890 sayılı oyçokluğuyla verilen kararında, sosyal medya paylaşımının hangi ihraç gerekçesine dayandırılabileceğini somut olarak incelemiştir. Karara göre, dönemin Başbakanı'na yönelik hakaret içerikli Twitter paylaşımları, m. 125/E-(a)'daki ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak fiili kapsamında değerlendirilemez. Çoğunluk, söz konusu paylaşımın m. 125/E-(g) kapsamındaki yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler tanımına da kanunilik ve tipiklik ilkesi gereği uymadığını tespit etmiş; bu nedenle her iki hukuki dayanakla tesis edilen çıkarma işleminde hukuka uygunluk bulunmadığına hükmetmiştir. Söz konusu karar oyçokluğuyla verilmiş olup karşı oy m. 125/E-(g) değerlendirmesinde çoğunluktan ayrılmaktadır.

Yükseköğretim Personelinde İhraç Halleri

Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezaları; uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma olarak sıralanmaktadır. 2547 sayılı Kanun'un 53/b maddesi bu cezaları düzenlemekte olup metin, 2/12/2016 tarihli 6764 sayılı Kanun ve 15/4/2020 tarihli 7243 sayılı Kanun değişikliklerini yansıtmaktadır.

2547 sayılı Kanun'un 53/b-(6). maddesi kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiilleri açıkça saymaktadır. Bu fiiller arasında terör niteliğinde eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek ile kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütler için kullanmak ya da kullandırmak tek bir bentte (m. 53/b-(6)(a)) birlikte düzenlenmektedir. Bunların yanı sıra kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak da bu fiiller arasında yer almaktadır.

Hangi fiillerin yüz kızartıcı ve utanç verici eylem kapsamında yer aldığına ilişkin önceden belirlenmiş bir düzenleme bulunmamaktadır. Danıştay 8. Daire, E. 2023/2602, K. 2024/2569 sayılı oybirlikli kararında, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğunu saptamıştır.

Yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanları dışında iş sözleşmesiyle çalışan personel, 4857 sayılı İş Kanunu'na ve iş sözleşmesine tabidir; 2547 sayılı Kanun'daki disiplin hükümleri bu kişilere uygulanmaz. Memurlar hakkında ise 657 sayılı Kanun'un 125. maddesi geçerliliğini korur. 2547 sayılı Kanun'da yer almayan hususlarda ise 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

Emniyet ve Kolluk Personelinde Meslekten Çıkarma Halleri

7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/(6). maddesi meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiilleri düzenlemektedir. Bu maddenin (ç) bendi yetkiyi veya nüfuzu kişisel çıkar sağlamak ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmayı, (h) bendi ise kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermeyi veya tutanak düzenlemeyi bu kapsamda saymaktadır. 7068 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önceki dönemde benzer fiiller Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü kapsamında değerlendirilmekteydi; bu Tüzüğün 8/7. maddesi yetkiyi kötüye kullanmayı, 8/12. maddesi ise kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermeyi meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylemler arasında sayıyordu. Söz konusu Tüzük hükümleri büyük ölçüde 7068 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış olup 7068 sonrası olaylar için o Kanun'un ilgili maddeleri uygulanır.

Disiplin Cezası ile Ceza Yargılamasının Birbirinden Bağımsızlığı

Disiplin soruşturması ve ceza yargılaması birbirinden bağımsız süreçlerdir. 2547 sayılı Kanun'un 53/A-1(n) maddesi bu ilkeyi yükseköğretim personeli bakımından açıkça düzenlemekte olup bir fiilden dolayı ceza soruşturması veya kovuşturması yapılıyor olmasının, aynı fiilden dolayı disiplin soruşturması yapılmasına, ceza verilmesine ve bu cezanın yerine getirilmesine engel olmadığını hükme bağlamaktadır. İdarenin disiplin cezası vermemesi ceza mahkemesince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmadığı gibi, ceza yargılaması sonucu verilen karar da disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez. Gerektiğinde ceza kovuşturması bekletici mesele yapılabilir; bu durumda disiplin soruşturmasına ilişkin zamanaşımı süreleri durur.

Ceza kovuşturması sonucunda verilen karar, disiplin hukuku açısından yöneltilen suçlamanın yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olup olmadığının tespitinde yalnızca karine oluşturur; disiplin makamları ve idari yargı mercileri için bağlayıcı değildir. İdari yargı mercileri, disiplin soruşturmasına ilişkin bilgi, belgeler ve tanık ifadeleri çerçevesinde davacının isnat edilen eylemleri işleyip işlemediğini ve bu eylemlerin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığını resen araştırma yetkisi kapsamında bağımsız biçimde değerlendirir; bu değerlendirmede ceza yargılamasındaki delillerden ve mahkeme kararındaki tespitlerden de yararlanılabilir. Bir fiilin diğer kanunlar uyarınca idari yaptırıma bağlanmış olması, aynı fiile 2547 sayılı Kanun kapsamında disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez.

OHAL Dönemi KHK'larıyla Yapılan İhraçlar

Olağanüstü hal döneminde çıkarılan 667 sayılı KHK'nın 4/2. maddesi uyarınca bu kapsamda görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemez. Bu kişilerin uhdesindeki mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve benzeri tüm görevleri de sona ermiş sayılır. Söz konusu hüküm, kamu görevlisi sıfatı taşımayanlar hakkında da uygulanmaktadır. 667 sayılı KHK'nın 4/3. maddesi gereğince bu kapsamda görevine son verilenlerin silah ruhsatları ve pilot lisansları iptal edilir; kamu konutu veya vakıf lojmanından on beş gün içinde tahliye edilirler ve özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ya da çalışanı olamazlar.

Danıştay 8. Daire, E. 2017/2408, K. 2024/3547Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2017/2408 E.  ,  2024/3547 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2017/2408 Karar No : 2024/3547 DAVACI : … DAVALILAR : 1- … Bakanlığı 2- … Valiliği VEKİLİ : Av…. DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından yapılan sözleşmeli öğretmenlik başvurusunun “667,672,675,677,679,688 sayılı KHK’lar kapsamında özel okullarda öğretmen iken görevine son verilenler başvuru yapamaz.” gerekçesiyle sistem tarafından kabul edilmemesine ilişkin işlem ile Millî Eğitim Bakanlığının 21/7/2016 tarihli ve 7783529 sayılı Genelgesinin 3. maddesinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'na tabi kurumda öğretmen olarak görev yapmaktayken, çalıştığı kurumun FETÖ/PYD terör örgütüyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatıldığı, akabinde çalışma izninin iptal edildiği, MEBBİS ekranına hakkında eklenen şerh nedeniyle hiçbir özel öğretim kurumunda çalışamadığı, davalı idarece çalışmasının engellenmesinden ötürü maddi ve manevi zarar gördüğü, Bakanlığa bağlı resmi kurumlarda sözleşmeli öğretmen olarak çalışmak amacıyla yaptığı sözleşmeli öğretmenlik başvurusunun Milli Eğitim Bakanlığı'nın 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi'nin 3. maddesi uyarınca engellendiği, Bakanlığa bağlı resmi özel hiçbir eğitim öğretim kurumunda çalışamadığı, düzenleme ile temel hak ve hürriyetlere müdahale edildiği, bu durumun Anayasa'ya aykırılık teşkil ettiği ileri sürülerek sözleşmeli öğretmenlik başvurusunun sistem tarafından kabul edilmemesine ilişkin işlem ile anılan işlemin dayanağı olan Milli Eğitim Bakanlığı Genelgesinin ilgili hükmünün iptali gerektiği iddia edilmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : DAVALI … BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASININ ÖZETİ : Savunma verilmemiştir. DAVALI … VALİLİĞİ'NİN SAVUNMASININ ÖZETİ: Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi'nin amacının kamu yararının sağlanmasına yönelik olduğu, ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü koşulların Bakanlığı kamu yararı amacıyla dava konusu düzenleyici işlemde belirtilen önlemleri almaya sevk ettiği, çalışma izin onayına ilişkin iptal işleminin tesis edildiği tarihte davacının görev yaptığı kurumun 23/07/2016 tarihli 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek (II) sayılı cetvelde yer alan ve FETÖ/ PYD Terör Örgütü ile bağlantılı olduğu tespit edilen okullar arasında yer aldığı, bu nedenle, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, işlemin dayanağının Olağanüstü Hal Kapsamında hazırlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname olduğu, söz konusu Kararname’nin gereği olarak alınan Milli Eğitim Bakanlığı'nın 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu yazısının 3. maddesi uyarınca tesis edilen işlemin Anayasaya ve ilgili Kanunlara uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ:… DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin kısmen iptaline, kısmen davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava, davacının görev yaptığı özel öğretim kurumunun, 667 sayılı KHK hükmü gereğince kapatılması sonucu çalışma izninin iptalinden sonra göreve iadesi istemiyle yaptığı başvurunun reddi yönünde tesis edilen işlem ile bu işlemin dayanağı Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün 21/07/2016 tarih ve 15520822-405,99-E.7783529 sayılı Genelgesi'nin 3. maddesinin iptali istemine ilişkindir. Anayasa'nın 119 maddesinde; Cumhurbaşkanı; savaş, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir, hükmüne yer verilmiştir. Anayasa'nın açıklanan bu hükmüne istinaden yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesinde; bu kanun hükmünde kararnamenin amacı, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemektir, hükmü, kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirleri öngören 2.maddesinde; Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen; a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları, b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri, ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları, d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonlar, kapatılmıştır. (2) Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir. (3) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır. (4) Kapatılan yükseköğretim kurumlarında kayıtlı öğrenciler, Yükseköğretim Kurulu tarafından Devlet üniversitelerine veya vakıf üniversitelerine yerleştirilir. Bu şekilde yerleştirilen öğrenciler, mezun oluncaya kadar vakıf yükseköğretim kurumlarına ödemeleri gereken ücretleri ilgili üniversiteye ödemeye devam ederler. Bu fıkranın uygulanması ile ilgili olarak usul ve esasları belirlemeye, uygulamayı yönlendirmeye, her türlü tedbiri almaya ve ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Yükseköğretim Kurulu görevli ve yetkilidir, hükmü, "Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlıklı 4. maddesinde; Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; a) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel, ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır, b) 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personel Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır, c) 9/7/1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununa tabi personel Sahil Güvenlik Komutanının teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır, ç) Milli Savunma Bakanına bağlı personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır, d) 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılır, e) Mahalli idareler personeli, valinin başkanlığında toplanan ve vali tarafından belirlenen kurulun teklifi üzerine İçişleri Bakanının onayıyla kamu görevinden çıkarılır, f) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır, g) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır. (2) Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır. (3) Bu maddeye göre görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. (4) Bu madde kapsamında kamu görevi sona erdirilen personele ait kadro ve pozisyonlara, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve diğer mevzuattaki kısıtlamalara tabi olmaksızın Bakanlar Kurulunca belirlenecek sayıda kadro ve pozisyon için atama yapılabilir, hükmü öngörülmüştür. Açıklanan madde hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunun kapsamında faaliyette bulunan özel öğretim kurumlarından; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı İşlenen Suçlar" başlıklı bölümünde yer alan maddelerde düzenlenen suçlar kapsamında FETO/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğu iddiasıyla haklarında Cumhuriyet Savcılıklarınca işlem başlatılan kurumların kurum açma izinlerinin ve işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının ilgili makamların onayı ile iptal edileceği ve bu kurumlarda çalışan kamu görevlilerinin; yukarıda ifade edilen KHK'nin 4. maddesi gereğince görevlerine son verileceği ve bu gerekçe ile görevlerine son verilenlerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilmeyecekleri, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilmeyecekleri anlaşılmaktadır. Bu hükümler kapsamında hazırlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı FETO/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kamu Kurumları konulu Genelgesi'nin 3. maddesinde ; "Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilecek ve bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir", ifadesine yer verilmiştir. Doktrinde Genelge'nin; yasa ve yönetmelik hükümlerinin uygulanmasını göstermek, açıklamak ve tereddütleri gidermek amacıyla hazırlanan metinler olduğu ifade edilmiştir. Söz konusu Genelgelerin de, normlar hiyerarşisi bakımından bir üst norma uygun olması gerekeceği kuşkusuzdur. Olayda, uyuşmazlığa konu Genelge ile, 667 sayıl KHK'nin olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirleyen ve kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler ile Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgüt ile aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen kamu görevlileri hakkında öngörülen hükümler çerçevesinde yapılacak uygulamaya açıklık getirildiği görüldüğünden, bu haliyle, uyuşmazlığa konu Genelge'nin iptali istenen 3. maddesinde, 667 sayılı KHK'nin yukarıda açıklanan hükmüne ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davacının çalışma izninin iptali ve göreve iadesi isteminin reddi yönünde tesis edilen bireysel işlemin iptali istemine gelince; dava dosyasında mevcut olan belgelerin tetkikinden, adı geçen kurum hakkında ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Organize Suçlar Soruşturma Bürosunca açılan soruşturmayı takiben 667 sayılı KHK gereğince Bakanlık oluru ile kurumun kapatılmasına karar verilmesii sonucu 667 sayılı KHK'nin yukarıda açıklanan hükmüne istinaden hazırlanan davaya konu Genelge uyarınca, davacının çalışma izninin iptaline karar verilmesi üzerine iş bu davanın açıldığı görülmüştür. Bu durumda, ilgili Cumhuriyet Savcılığınca açılan soruşturmayı takiben Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kurumda görev yapan ve ayrıca Tokat Ağır Ceza Mahkemesi'nin E: 2019/689 esasına kayden aynı suçlama nedeniyle hakkında açılan davada verilen mahkümiyet kararına karşı istinaf yoluyla yaptığı başvurunun reddine karar verilen davacının çalışma izninin iptaline ve göreve alınma isteminin reddine karar verilmesinde, 667 sayılı KHK'nin 4. maddesine ve bu düzenleme gereğince hazırlanan Genelge'nin 3. maddesi hükmüne aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığa konu Genelge'nin ve buna dayalı olarak tesis edilen bireysel işlemin iptali istemine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci ve Onikinci Dairelerince 2575 sayılı Yasaya 3619 sayılı Yasayla eklenen Ek 1 maddesi hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü. HUKUKİ SÜREÇ : Dava, görev yaptığı Tokat Özel İpek Ortaokulu'nun 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldığından bahisle çalışma izni iptal edilen davacı tarafından yapılan sözleşmeli öğretmenlik başvurusunun; “667,672,675,677,679,688 sayılı KHK’lar kapsamında özel okullarda öğretmen iken görevine son verilenler başvuru yapamaz.” gerekçesiyle sistem tarafından kabul edilmemesine ilişkin işlem ile Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesinin 3. maddesinin iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır. Dava konusu Genelgenin 3. maddesine göre; kapsamda bulunan özel öğretim kurumlarında görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilecek ve bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecektir. Dava konusu düzenlemenin, özel öğretim kurumlarında görev alan ve almak isteyen yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personele yönelik olduğu görülmekle birlikte davacının resmi kurumda sözleşmeli öğretmenlik yapmak için yaptığı başvurunun sitem tarafından kabul edilmemesine gerekçe olarak gösterildiğinden, düzenlemenin esası yönünden denetim yapılmasına karar verilmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT: 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişiler tarafından açılacak özel öğretim kurumlarına kurum açma izni verilmesi, kurumun nakli, devri, personel çalıştırılması, kurumlara yapılacak mali destek ve bu kurumların eğitim-öğretim, yönetim, denetim ve gözetimi ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarının; eğitim-öğretim, yönetim, denetim, gözetim ve personel çalıştırılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Bu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişilerce açılan özel öğretim kurumları ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarını kapsar." hükmü; "Kurucu/kurucu temsilcisinin nitelikleri ve kurum binaları" başlıklı 4. maddesinde; "(Değişik 1. fıkra: 09.05.2018 – 7141 S.K/Madde 11) Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır. (…)" hükmü; "Kurumlarda çalıştırılacak personel" başlıklı 8.maddesinde; "Kurumların eğitim-öğretim ve yönetim hizmetlerinin, asıl görevi bu kurumlarda olan yönetici ve eğitim-öğretim elemanları ile yürütülmesi esastır. Bir kurumun öğretime başladığı tarihten itibaren mevcut ders saati sayısının, kuruluş sırasında üçte birinin, kuruluşundan üç yıl sonra da en az üçte ikisinin asıl görevi bu kurumlarda olan öğretmen, uzman öğretici veya usta öğreticiler tarafından okutulması zorunludur. Kurumların yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmetlerinde, en az dengi resmi öğretim kurumlarına atanabilmek için gerekli nitelik ve şartları taşıyanlar, resmi dengi bulunmayan kurumların yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmetlerinde ise yönetmelikle belirtilen nitelik ve şartları taşıyanlar görevlendirilir. İhtiyaç halinde, resmi okullarda görevli öğretmenlere asıl görevlerini aksatmamak ve aylık karşılığı okutmakla yükümlü bulunduğu haftalık ders saati sayısını doldurmaları kaydı ve çalıştıkları kurumların izni ile sadece okullarda, aylık karşılığı okutmakla yükümlü bulunduğu haftalık ders saati sayısının yarısı kadar ücretli ders verilebilir. Uzman öğretici, usta öğretici ve öğretmenlik yapma nitelik ve şartlarını taşıyan diğer Devlet memurlarına, ilgili birimlerin izniyle haftada on saati geçmemek üzere ücretli ders görevi verilebilir. Ders saati ücretli olarak görevlendirileceklerle ilgili diğer hususlar yönetmelikle belirlenir. Kurumların müdürleri, kurucu/kurucu temsilcisi tarafından; diğer yönetici ve öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticileri ise müdürlerince seçilir ve çalışma izinleri valiliğin iznine sunulur. Valiliğin izni alınmadan müdür ile diğer yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler işe başlatılamaz. Gerekli şartları taşıyan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler için valilikçe çalışma izni düzenlenir. Çalışma izninin iptali yine valilikçe yapılır. (…)" hükmü; "Özlük hakları ve sorumluluklar" başlıklı 9. maddesinde; "Kurumlarda çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler ile kurucu veya kurucu temsilcisi arasında yapılacak iş sözleşmesi, en az bir takvim yılı süreli olmak üzere yönetmelikle belirtilen esaslara göre yazılı olarak yapılır. Mazeretleri nedeniyle kurumdan ayrılan öğretmen ve öğreticilerin yerine alınacak olanlar ile devredilen kurumların yönetici, öğretmen ve öğreticileri ile bir yıldan daha az bir süre için de iş sözleşmesi yapılabilir. … Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, görevleri sırasında suç işlemeleri veya görevleri nedeniyle kendilerine karşı işlenen suçlardan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanması ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılır." hükmü ve; "Çalışma izninin iptali ve geçici görevlendirme" başlıklı 10. maddesinde; "İki defa teftiş raporuyla başarısızlığı tespit edilen yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerin çalışma izni, izni veren makam tarafından iptal edilir. Bu durum, ilgiliye tebliğ edilmek üzere kuruma bildirilir. Tebliğ, sözleşmenin feshine ve ilgilinin kurumla ilişiğinin kesilmesine yeter sebep teşkil eder. Kurumların teftiş ve denetlenmesi sırasında valilik, lüzum görülen durumlarda kurumun yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerini görevden uzaklaştırabilir. Bu takdirde valilikçe, geçici görevlendirme yapılarak gerekli tedbirler alınır." hükmü yer almaktadır. 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesinde; "bu kanun hükmünde kararnamenin amacı, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemektir." kuralı yer almakta olup; 2. maddesinde, kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 3. fıkrasında ise; "Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır." kuralı yer almaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesinde; Millî Eğitim Bakanlığında norm kadro sonucu ortaya çıkan öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılamaması hallerinde, öğretmenlerin sözleşme ile istihdam edilebilecekleri belirtilmiştir. 14/09/2011 tarih ve 28054 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen ve 6755 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle değiştirilerek kabul edilen Ek 4. maddenin birinci fıkrasında; öncelikle kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerde olmak üzere Bakanlığın boş öğretmen norm kadrosu bulunan örgün ve yaygın eğitim kurumlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin (B) fıkrası kapsamında sözleşmeli öğretmen istihdam edilebileceği; ikinci fıkrasında, sözleşmeli öğretmenlerin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde öngörülen genel şartlar ile öğretmen kadrosuna atanabilmek için aranan özel şartları taşıyanlardan, Kamu Personel Seçme Sınavı puan sırasına konulmak kaydıyla alım yapılacak her bir pozisyonun üç katına kadar aday arasından, Bakanlık tarafından yapılacak sözlü sınav başarı sırasına göre atanacağı; yedinci fıkrasında ise, sözleşmeli öğretmenliğe atanacakların başvuruları, sözlü sınava alınacakların belirlenmesi, sözlü sınav konuları, sözlü sınavın usul ve esasları, atanmaları ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususların, Millî Eğitim Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır. 652 sayılı KHK'nın Ek 4. maddesinin yedinci fıkrasına dayanılarak hazırlanan ve 03/08/2016 tarih ve 29790 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmeliğin "Başvuru şartları" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Sözleşmeli öğretmenliğe atanmak üzere başvuruda bulunacaklarda, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde belirtilen genel şartların yanında aşağıdaki özel şartlar aranır: a) Mezun olunan yükseköğretim programının, Bakanlığın öğretmenliğe atanacakların tespitine ilişkin kararına göre atama yapılacak alana uygun olması, b) Öğretmenliğe kaynak teşkil eden yükseköğretim programlarından mezun olanların ihtiyacı karşılamadığı alanlara atanacaklar hariç, Bakanlıkça uygun görülen pedagojik formasyon eğitiminin başarıyla tamamlanmış olması, c) Yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanların, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca yükseköğrenimlerinin ve/veya pedagojik formasyon belgelerinin yurt içindeki yükseköğretim kurumlarına veya programlarına denkliğinin kabul edilmiş olması, ç) KPSS’den, atanacakları alanlar için belirlenen taban puan ve üzerinde puan almış olması, d) Devlet memurluğundan veya öğretmenlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren bir ceza alınmamış olması" hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdari Süreç: Milli Eğitim Bakanlığı'nın … tarih ve E.. sayılı Bakan Olur'u ile uygun görülen ve Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu, bütün Valilikler bünyesindeki İl Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen Genelge'de; "Bakanlığımıza bağlı olarak faaliyet göstermekte iken 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı İşlenen Suçlar” başlıklı bölümünde yer alan maddelerde düzenlenen suçlar kapsamında FETÖ/PDY terör örgütü bağlantılı olduğu tespit edilerek Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtları hakkında ilgi Makam Onayı doğrultusunda yapılacak işlemler aşağıda belirtilmiştir: 1. Bu kurumlardan yönetimlerine kayyum atanmayan özel okullar dışındaki özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarının kurum açma izinleri iptal edilerek kapatılacak, kapatılan özel öğretim kurumlarının mevcut işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının bir örneği iptal edilmek üzere Bakanlığımıza gönderilecektir. Bakanlığımızdaki bilgiler doğrultusunda işyeri açma ve çalışma ruhsatı Bakanlığımızca iptal edilen özel okullar dışındaki kurumların kurum açma izinleri de valiliklerce iptal edilerek kurumlar kapatılacaktır. Bu kapsamdaki özel okulların kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali Bakanlığımızca yapılacaktır. Bu kurumların ilgililerinin MEBBİS üzerinde herhangi bir bilgiye erişimine izin verilmemesi için gerekli tedbirler alınacaktır. 2.Kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları iptal edilen kurumların mühür ve evrakı, herhangi bir güvenlik zafiyetine yol açmayacak şekilde gerekli tedbirler alınarak millî eğitim müdürlüklerinde muhafaza altına alınacaktır. Bu konuda gerektiğinde Cumhuriyet Savcılıklarına bilgi verilecek, kolluk güçlerinden destek alınacaktır. 3.Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilecek ve bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir. 4.26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı İşlenen Suçlar” başlıklı bölümünde yer alan maddelerde düzenlenen suçlar kapsamında FETÖ/PDY terör örgütü bağlantılı olduğu düşünülen ancak Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında henüz işlem başlatılmamış özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarının bilgileri herhangi bir gecikmeye meydan verilmeksizin Cumhuriyet Savcılıklarına ve Genel Müdürlüğümüze bildirilecektir." açıklamalarına yer verildiği görülmektedir. Yine, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim kurumları Genel Müdürlüğü'nün "667 Sayılı KHK İle İlgili Uygulamalar" konulu 01/08/2016 tarih ve E.8136328 sayılı yazısında; 886 sayılı Makam onayı doğrultusunda, personel çalışma izni onaylarının iptali işlemlerinin MEBBİS özel öğretim kurumları modülünde "667 Sayılı KHK Kapsamında Kurumu Kapatıldı" butonu ile yapılacağı, buton açılmadan önce tesis edilen işlemler için Bakanlıkça gerekli işlemlerin yapılabilmesi için bu personel listelerinin ivedilikle Bakanlığa gönderilmesi gerektiği, Bakanlığın gerekli iş ve işlemleri yapacağı; "FETÖ/PDY Bağlantılı Kurumlarda Çalışmış Olan Personel" konulu 20/09/2016 tarih ve E. 9899240 sayılı yazısında; FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı çerçevesinde 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname Eki II sayılı listesinde yer alan (673 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1 inci maddesi gereği bu listeden çıkarılanlar hariç) özel öğretim kurumu ile öğrenci yurtlarından Kararname öncesinde yönetimine kayyum atananlarda, kayyum ataması yapıldığı tarihten önce çalışmakta olan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin, FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı çerçevesinde 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname Eki II sayılı listesinde yer alan (673 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin I inci maddesi gereği bu listeden çıkarılanlar hariç) özel öğretim kurumu ile öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmaksızın 667 sayılı Kararname ile kapatılanlarda Kararname'nin Resmi Gazete'de yayımlandığı 23/07/2016 tarihinde çalışmakta olan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personel ile 667 sayılı Karamame'nin 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Bakan onayı ile kapatılan kurumlarda Bakanlık onay tarihi itibariyle o kurumda çalışmakta olan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin çalışma izin onaylarının iptal edilmesi, bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmemesi ve MEBBİS üzerinde de gerekli değişikliklerin yapılması gerektiği, belirtilen tarihlerden önce görev yapmış ve muhtelif nedenlerle görevlerinden ayrılmış olan personelin, MEBBİS Özel Öğretim Kurumları Modülünde yer alan "667 sayılı KHK kapsamında kurumu kapatıldı " butonunun kapsamı dışında olduğu ifade edilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 11/10/2016 tarih ve E.11116419 sayılı Bakan Olur'u ile uygun görülen ve 11/10/2016 tarih ve E.11137945 sayılı işlem ile bütün Valilikler bünyesindeki İl Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen yazıda ise; "667 sayılı KHK Eki II sayılı listede yer alan özel öğretim kurumları İle özel öğrenci yurtlarının kapatıldığı, yine KHK'nın 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Bakan onayı ile özel öğretim kurumları ve özel öğrenci yurtlarının kapatılabileceği belirtilmektedir. 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarda çalışmakta olan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personel hakkında çalışma izin onaylarının iptal edilmesi, bu personellere başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmemesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yöndeki uygulamalar sonucunda bazı personellerin mağdur duruma düştüğü yönündeki başvuruların Bakanlığımıza ve valiliklere iletildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle; 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarla ilgili yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılan personeller hakkında valilikler tarafından komisyon oluşturulacaktır. Milli Eğitim Müdürlüklerine müracaat edenlerden 667 sayılı KHK kapsamında millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisaki, bunlarla irtibatı olmadığı; oluşturulan bu komisyon marifetiyle belirlenen personellerin ekteki tabloya işlenerek Bakanlığımızca değerlendirmek üzere Valilikler tarafından Genel Müdürlüğümüze bildirilmesi gerekmektedir." açıklamalarına yer verilmiştir. Genel Açıklama: 15/07/2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi neticesinde kabul edilen olağanüstü hal rejimi kapsamında, davalı Milli Eğitim Bakanlığı'nın 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi' nin 1. maddesinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı İşlenen Suçlar” başlıklı bölümünde yer alan maddelerde düzenlenen suçlar kapsamında FETÖ/PDY terör örgütü bağlantılı olduğu tespit edilerek Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumlarının çalışma izinlerinin iptal edileceği; 2. maddesinde; kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları iptal edilen kurumların mühür ve evrakı teslim etmeleri gerektiği; 3. maddesinde kapatılan kurumlarda çalışan personelin çalışma izininin iptal edileceği ve bu personele bir daha çalışma izni düzenlenmeyeceği; 4. maddesinde ise; "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı İşlenen Suçlar” başlıklı bölümünde yer alan maddelerde düzenlenen suçlar kapsamında FETÖ/PDY terör örgütü bağlantılı olduğu düşünülen ancak Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında henüz işlem başlatılmamış özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarının bilgileri herhangi bir gecikmeye meydan verilmeksizin Cumhuriyet Savcılıklarının ve Genel Müdürlüğün bildirileceği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere; dava konusu Genelge'de dört madde yer almakta olup; Genelge'nin 1., 2. ve 4. maddelerinin 5580 sayılı Kanun kapsamındaki kurumlara ilişkin olduğu, 3. maddesinin ise, 5580 sayılı Kanun kapsamında olup kapatılan (tesis edildiği tarih itibariyle haklarında Cumhuriyet savcılıklarınca işlem başlatılan) kurumlarda görev yapan personele ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu Genelge'nin 3. maddesinin; kapsamda bulunan kurumlarda görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinlerinin valiliklerce iptal edilmesi ve bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmemesi ve bu duruma ilişkin verinin MEBBİS'e işlenmesi şeklinde iki yönü bulunmaktadır. Bu durumda; düzenleyici işlemin yukarıda ifade edilen bu iki yönü ve doğurduğu hukuki sonuçların farklı olması hasebiyle, "personelin çalışma izninin iptal edilmesi" ile "personele bir daha çalışma izni düzenlenmemesi" durumlarının ayrı ayrı hukuki incelemeye tabi tutulmasına karar verilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi' nin 3. maddesinde yer alan; "… görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilmesi…" ibaresi yönünden yapılan inceleme: 5580 sayılı Kanun kapsamında görevlendirilen personelin çalışma rejiminin hukuki niteliğinin ortaya konulması, uyuşmazlığın bu kısmının çözümü yönünden önem arz etmektedir. Anılan Kanun kapsamında bulunan kurumlarda görev yapabilmek için; özel öğretim kurumu ile kurumda görev yapmak isteyen kişi arasında İş Kanunu kapsamında iş sözleşmesinin imzalanması üzerine, kurum müdürlüğünce, çalışma izni verilmesi istenen eğitim personelinin ve diğer personelin bu izne esas olan belgelerini eksiksiz olarak tamamlamak suretiyle evrakı kurumun doğrudan bağlı bulunduğu millî eğitim müdürlüğüne teslim edeceği, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları sağladığı yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucuna ilişkin yetkili makamlardan alınmış belge ile tespit edilen ve diğer nitelik ve şartları uygun bulunanlara müracaattan itibaren 10 gün içinde çalışma izni valilikçe düzenleneceği, Valilikten çalışma izni alınmadan personelin işe başlatılamayacağı açıktır. Görüldüğü üzere; özel öğretim kurumlarında görev yapan personel için, doğrudan hangi kurumda hangi kadro ve/veya pozisyonda görev verilmek isteniyorsa, o çerçevede çalışma izni onayı düzenlenmekte olup; anılan kurumlarda çalışmak kişilere, istedikleri kurumda çalışabilmelerine imkan verecek genel bir çalışma izni onayı bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle; özel öğretim kurumunda çalışmak isteyen kişilere verilen iznin kişinin çalışmak istediği kuruma münhasıran verilmesi nedeniyle aynı izne dayanılarak baska bir özel ögretim kurumunda çalışmanın mümkün olmadığı, bu hâlde çalışma iznine konu kurumun kapatılması hâlinde çalışma izninin bir fonksiyonunun kalmayacağı tartışmasızdır. Dava konusu Genelge'nin 3. maddesi uyarınca, Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda (667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bu kurumlar kapatıldığı için süreç içerisinde Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim kurumları Genel Müdürlüğü'nün "667 Sayılı KHK İle İlgili Uygulamalar" konulu 01/08/2016 tarih ve E.8136328 sayılı yazısı uyarınca kapatılan kurumlar olarak ifade edilmektedir.) kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilmiştir. Dava konusu Genelge kapsamında bulunan personellerin çalıştığı kurumların, olağanüstü hal kapsamında, gerek; 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamesi'nin Ekli listesinde yer verilmek suretiyle doğrudan Kanun Hükmünde Kararname ile gerekse anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Bakan Olur'u ile kapatıldığı görülmekte olup; çalışma izni iptal edilen personelin kapatma nedeniyle halihazırda kendilerine çalışma onayı düzenlenen kurumlarda fiilen ve hukuken çalışma imkanları bulunmamakta olup; anılan personelin çalışma izninin iptali, sadece fiilî durumun tespitini sağlamaktadır. Bir başka deyişle; davalı idarece kapatılan kurumlarda görev yapan personellerin çalışma izinlerinin iptal edileceği yolunda herhangi bir düzenleme yapılmasaydı dahi, yukarıda açıklanan personel çalıştırma rejiminin niteliği gereği, ilgili kişilerin çalışabileceği bir kurum bulunmadığından fiilen çalışamayacakları tartışmasızdır. Bu itibarla; dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde, Genelge kapsamındaki kurumlarda görev yapan personelin çalışma izninin iptal edilmesine ilişkin hükmün, sadece o kurumla sınırlı düzenlenen çalışma izninin iptali sonucunu doğuracağından dava konusu düzenlemenin bu kısmı yönünden hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi' nin 3. maddesinde yer alan; "… bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." ibaresi yönünden yapılan inceleme: Anayasa, temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin olarak olağan ve olağanüstü dönemler için iki ayrı hukuki rejim öngörmektedir. Olağan dönemde temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması rejimi Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmişken olağanüstü dönemde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması ya da kullanılmasının durdurulması rejimi Anayasa’nın 15. maddesinde yer almaktadır. Anayasa’nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik hâllerinde veya olağanüstü durumlarda temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulması ve bunlar için Anayasa’nın diğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınması mümkündür. Ancak; bir tedbirin OHAL tedbiri olarak nitelendirilebilmesi ve incelemenin Anayasa’nın OHAL dönemi için öngördüğü denetim rejimi kapsamında yapılabilmesi için olağanüstü durumun var olması ve ilan edilmesi, tedbirin olağanüstü hâlin ilanına sebep olan tehdit veya tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olması ve olağanüstü hâl süresiyle sınırlı uygulanması şeklindeki koşullar da bulunmalıdır. (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 188-191; AYM, E.2018/89, K.2019/84, 14/11/2019, § 11; Tamer Mahmutoğlu [GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, §§ 71-75) Uyuşmazlığa konu düzenleyici işleminin ilgili hükmü uyarınca, kapsamda bulunan personel hakkında bir daha çalışma izni düzenlenmemesi sonucu doğduğu görülmekte olup; Genelge'nin hukuki sonuçlarının, OHAL'in süresini aştığı, dolayısıyla; denetimin olağan dönemde hak ve özgürlükleri sınırlama ve güvence rejimi bakımından temel öneme sahip olan Anayasa'nın 13. maddesi bağlamında yapılması gerektiğine karar verilmiştir. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması" başlıklı 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı; "Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48. maddesinde; herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olduğu ve " Çalışma hakkı ve ödevi" başlıklı 49. maddesinde de; çalışmanın, herkesin hakkı ve ödevi olduğu, Devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı hükümlerine yer verilmiştir. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkelerin düzenlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği temel bir ilke olarak benimsenmiştir. Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için, Anayasanın 48. ve 49. maddeleri çerçevesinde, "çalışma özgürlüğü" bağlamında yapılacak sınırlamalara yönelik kuralın ikincil mevzuat hükümleri ile belirlenip belirlenemeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir. Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamelerinin ilgili hükümlerinde öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarma veya bu hükümlere dayanılarak idari işlem ile kamu hizmetindeki görevine son verme işlemleri; adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğinde olup yargı içtihatları da bu yöndedir. (Danıştay Beşinci Dairesi E:2016/8196, K:2016/4066, 04/10/2016) Kanunilik ilkesi, ilgililerin hangi davranış ya da eylemleri neticesinde ne tür bir yaptırıma muhatap olacakları hususunda öngörülebilirlik ve hukukî güvenlik sağlar. İdarî yaptırımların kanuniliği, idarenin keyfi olarak davranmasını engellediği gibi, hukuk devletinin gereklerinin de yerine getirilmesine hizmet eder. Çünkü, idarî yaptırımların bireylerin hak ve özgürlüklerine getirebileceği sınırlandırmalar kanunlarla belirlenebilir. Kanuni bir dayanağı olmaksızın idarî işlemle yapılacak bir müdahale ise, bireylerin hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasına neden olur. Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuru incelemesi yaparken, temel hak ve özgürlüklere ilişkin ihlal iddialarının değerlendirilmesinde, başlıca ölçüt olarak "kanunilik" kriterini benimsemekte olup; "kanunilik" kriterini sağlamayan müdahaleleri, diğer güvence ölçütleri olan; meşru amaç, ölçülülük ve demokratik toplum düzeni için gereklilik açısından incelememektedir. Belirtmek gerekir ki; Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca, hak ve özgürlüklere müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır. (AYM kararları; Ali Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56; Sanasaryan Vakfı, B. No: 2019/6264, 03/11/2022, § 73). Bununla birlikte; temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin kanunların şeklen var olması yeterli değildir. Kanunilik ölçütü aynı zamanda maddi bir içeriği de gerektirmekte olup; bu noktada kanunun niteliği önem kazanmaktadır. Kanunla sınırlama ölçütü sınırlamanın erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini ifade etmekte; böylece uygulayıcının keyfî davranışlarının önüne geçtiği gibi kişinin hukuku bilmesine de yardımcı olmakta; bu yönüyle hukuk güvenliği teminatı sağlamaktadır. (AYM kararları; Halime Sare Aysal [GK], B. No: 2013/1789, 11/11/2015, § 62; Fatih Saraman, § 66; Turgut Duman, § 67; Tamer Mahmutoglu, § 104). Bu açıklamalar ışığında; 5580 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen hükümleri dikkate alındığında; koşulların oluşması halinde, 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumlarda görev yapan personelin çalışma izninin iptalinin mümkün olduğu, ancak; "bir daha özel öğretim kurumlarında çalışma izni verilmemesi" sonucunu doğuracak veya buna imkan verecek bir kuralın bulunmadığı görüldüğünden; dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde, kapsamda bulunan kurumlarda görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personele bir daha çalışma izni verilmemesi yolunda getirilen kuralın kanuni dayanağının bulunmadığı görülmektedir. Ayrıca; 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamede de "5580 sayılı Kanun'a tabi kapatılan kurumlarda görev yapan personele bir daha çalışma izni verilmeyeceği" yolunda herhangi hüküm bulunmamaktadır. Nitekim; konuya ilişkin olarak; 06/04/2022 tarih ve 31801 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 06/01/2022 tarihli Ayşe Ortak (Başvuru Numarası: 2018/25011) başvurusunda da benzer değerlendirmeler yer almaktadır. Bu itibarla; Milli Eğitim Bakanlığı'nın 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi' nin 3. maddesinde yer alan; "… bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." ibaresinin kanuni dayanağı bulunmadığından iptali gerekmektedir. Öte yandan; dava konusu düzenlemede yer alan; "…personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." ibaresinin iptaline ilişkin bu karar, olağanüstü hal kapsamında kurumu kapatıldığından bahisle çalışma izni iptal edilen yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin her biri için doğrudan çalışma izni düzenlenmesi anlamına gelmemekte olup; anılan karar, kapsamda bulunan ve MEBBİS üzerinde aktif şerhi bulunan çalışma izni iptal edilmiş personel açısından, sadece MEBBİS ekranında bulunan; "Kurumu 667 sayılı KHK ile kapatıldı." şerhlerin kaldırılması sonucunu doğuracağı açıktır. Dolayısıyla; özel öğretim kurumlarında çalışmak isteyen kişilerin çalışma izni talepleri değerlendirilirken, yukarıda ayrıntılı olarak yer verilen 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca şartları sağlayıp sağlamadığı, idarece ayrıca değerlendirilecek olup; çalışma izni başvuru şartlarını sağlayan ilgililere idarece çalışma izni onayı düzenlenebilecektir. Bireysel işlem yönünden yapılan inceleme: Uyuşmazlıkta; davacı tarafından yapılan sözleşmeli öğretmenlik başvurusu, “667,672,675,677,679,688 sayılı KHK’lar kapsamında özel okullarda öğretmen iken görevine son verilenler başvuru yapamaz.” gerekçesiyle reddedilmiş olup; 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kapatılan kurumda görev yapan personelin çalışma izinleri, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi' nin 3. maddesi uyarınca iptal edildiğinden, dava konusu bireysel işlemde, Bakanlığın anılan Genelgesinin ilgi gösterildiği anlaşılmıştır. Dava konusu Genelge'de dört madde yer almakta olup; Genelge'nin 1., 2. ve 4. maddelerinin 5580 sayılı Kanun kapsamındaki kurumlara ilişkin olduğu, 3. maddesinin ise, 5580 sayılı Kanun kapsamında olup kapatılan (tesis edildiği tarih itibariyle haklarında Cumhuriyet savcılıklarınca işlem başlatılan) kurumlarda görev yapan personele ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu Genelge'nin 3. maddesinin; kapsamda bulunan kurumlarda görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinlerinin valiliklerce iptal edilmesi ve bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmemesi ve bu duruma ilişkin verinin MEBBİS'e işlenmesi şeklinde iki yönü bulunmaktadır. Görüldüğü üzere; Genelge'de sözleşmeli öğretmenlik başvuru şartları ile başvurular yönünden uygulanacak işlemlere ilişkin herhangi bir açıklamanın yer almadığı, bu haliyle; sözleşmeli öğretmenlik başvurusu sistem tarafından kabul edilmeyen davacıya anılan Genelge'nin uygulanma imkan ve olanağının bulunmadığı, bu haliyle işlemin sebep unsuru yönünden hukuka uygun olmadığı anlaşıldığından, davacının sözleşmeli öğretmenlik başvurularının “667,672,675,677,679,688 sayılı KHK’lar kapsamında özel okullarda öğretmen iken görevine son verilenler başvuru yapamaz.” gerekçesiyle sistem tarafından kabul edilmemesine ilişkin işleminde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmamakta olup; iptali gerekmektedir. Öte yandan; bireysel işlemin iptaline ilişkin bu karar, olağanüstü hal kapsamında kurumu kapatıldığından bahisle çalışma izni iptal edilen davacının, Bakanlığa bağlı resmi kurumlarda sözleşmeli öğretmen olarak çalışmak için yaptığı başvurusunun kabul edilerek doğrudan atanması anlamına gelmemekte olup; anılan kararın, davacının yapmış olduğu sözleşmeli öğretmenlik başvurusunun -meri mevzuata göre başkaca bir engelin bulunmaması halinde- sistem tarafından kabul edilerek incelemeye alınması sonucunu doğuracağı tartışmasızdır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Dava konusu Milli Eğitim Bakanlığı'nın 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi'nin; 1.Üçüncü maddesinde yer alan; "… görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilmesi…" ibaresi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Üçüncü maddesinde yer alan; "… bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." ibaresinin İPTALİNE, 3. Davacının sözleşmeli öğretmenlik başvurusunun sistem tarafından kabul edilmemesine ilişkin işlemin İPTALİNE, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak avukat vasıtasıyla savunma veren Tokat Valiliği'ne verilmesine, 5. Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden toplam …TL yargılama giderinin 1/2'si olan … TL'nin davacıdan tahsili için kararın kesinleşmesini müteakip ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

375 sayılı KHK'ya eklenen Geçici 35. madde, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle uygulanmak üzere terör örgütleriyle irtibatlı olduğu değerlendirilen personel hakkında çeşitli usullerle kamu görevinden çıkarma işlemi yapılmasına olanak tanımıştır. Bu madde kapsamında; 926 sayılı Kanun'a tabi TSK personeli Millî Savunma Bakanının onayıyla, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayıyla kamu görevinden çıkarılır. 657 sayılı Kanun'a ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde istihdam edilen personel ise ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bir bakanlığa bağlı olmayan kurumlarda ise birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayı yeterlidir. Maddenin dört yıllık uygulama süresi 25/7/2018'de başlamış olmakla birlikte (C), (Ç), (D) ve (F) fıkraları ile (E) fıkrasındaki bazı ibareler Anayasa Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarihli kararıyla iptal edilmiştir; maddenin güncel geçerli kapsamı bu iptal gözetilerek değerlendirilmelidir.

375 sayılı 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU, 926 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU, 2802 SAYILI HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU, 2914 SAYILI YÜKSEKÖĞRETİM PERSONEL KANUNU, 5434 SAYILI T.C. EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI, DEVLET MEMURLARI VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNE MEMURİYET TABAN AYLIĞI VE KIDEM AYLIĞI İLE EK TAZMİNAT ÖDENMESİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME m. Geçici 35Kaynağı aç
Geçici Madde 35- (Ek: 25/7/2018-7145/26 md.) A) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun salt çoğunluğunca; Yargıtay daire başkanı ve üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca; Danıştay daire başkanı ve üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulunca; hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca, askeri hâkimler hakkında Milli Savunma Bakanının başkanlığında, Milli Savunma Bakanı tarafından birinci sınıf askeri hâkimler arasından seçilecek iki askeri hâkimden oluşan komisyonca ve Sayıştay meslek mensupları hakkında Sayıştay Başkanının başkanlığında, başkan yardımcıları ile Sayıştay Başkanı tarafından belirlenecek bir daire başkanı ve bir üyeden oluşan komisyonca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. (İptal ikinci ve üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Bu kişiler hakkında alınan kararlar on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.[77] Bu fıkranın birinci paragrafı uyarınca görevine son verilenler hakkında bu maddenin (B) fıkrasının ikinci paragrafı hükümleri uygulanır. Ayrıca askeri hâkimlerin askeri rütbeleri, mahkûmiyet kararı aranmaksızın alınır. B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;[78] 1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. 2) 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununa tabi personelden Türk Silahlı Kuvvetlerinde istihdam edilenler Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. 3) 13/6/2001 tarihli ve 4678 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanuna tabi personelden Türk Silahlı Kuvvetlerinde istihdam edilenler Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. 4) 10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanununa tabi personelden Türk Silahlı Kuvvetlerinde istihdam edilenler Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. 5) Milli Savunma Bakanına bağlı personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. 6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. 7) 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla; yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarındaki 657 sayılı Kanuna tabi personel ise yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarının en üst yöneticisinin teklifi üzerine, yükseköğretim kurumlarında üniversite yönetim kurulunun, yükseköğretim üst kuruluşlarında ise Yükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılır. 8) Mahalli idareler personeli, valinin başkanlığında toplanan ve vali tarafından belirlenen kurulun teklifi üzerine İçişleri Bakanının onayıyla kamu görevinden çıkarılır. 9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu maddenin (A) fıkrasında belirtilenlerin işlemleri ise söz konusu fıkradaki usule göre yapılır. 10) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu fıkranın birinci paragrafı uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemez; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Birinci paragraf uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünden çıkarılanların, mahkeme kararı aranmaksızın, karar tarihinden geçerli olmak üzere rütbe ve memuriyetleri geri alınır, bu kişiler yeniden kamu görevlerine kabul edilmez ve on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Bu paragrafta sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu paragraf hükümleri uygulanır. Bu fıkraya göre görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamaz. Bu fıkrada öngörülen usuller uyarınca, terör örgütlerine veya (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek idari işlem tesis edilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılanların itirazları üzerine yapılacak değerlendirme sonucunda görevlerine iadesine ilişkin işlemler aynı usullerle yapılır. Bu kapsamda görevine iade edilenlere kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. (İptal üçüncü ve dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) C) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Ç) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) D) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) E) Bu maddenin (A), (B) (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilenler uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve yüksek mahkeme başkan ve üyeliği, müsteşar, hâkim, savcı, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamaz ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamaz. F) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) G) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirildiği için görevden uzaklaştırılanlar veya açığa alınanlar hakkında ilgili mevzuatta yer alan;[79] a) (İptal bent: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) b) Disiplin soruşturması sebebiyle görevden uzaklaştırma süreleri bir yıl olarak uygulanır ve bu süre ilgisine göre ilgili bakan, Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Yükseköğretim Kurulu veya ilgili kurul onayıyla bir yıla kadar uzatılabilir. c) Adli soruşturma ve kovuşturma sebebiyle görevden uzaklaştırma veya açığa alma işlemlerinde değerlendirme süreleri uygulanmaz. (İptal paragraf: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Bu maddenin (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verilir. Verilen süre içinde savunmasını yapmayanlar, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.

Geçici 35. madde kapsamında görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez ve doğrudan ya da dolaylı olarak görevlendirilemez. TSK, Jandarma, Sahil Güvenlik ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nden çıkarılanların rütbe ve memuriyetleri, mahkeme kararı aranmaksızın karar tarihinden geçerli olmak üzere geri alınır. Görevinden çıkarılanların mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu ve benzeri tüm görevleri de sona ermiş sayılır; bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Ayrıca silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir. Bu son hüküm 375 sayılı KHK Geçici 35/(B) kapsamında geçerli olup 667 sayılı KHK md. 4/3 aynı kapsamı öngörmemektedir; gemi adamlığına ilişkin belge ibaresi yalnızca Geçici 35/(B) metninde yer almaktadır. (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilenler büyükelçi, vali, hâkim, savcı, kaymakam, müsteşar gibi unvan ve meslek adlarını kullanamazlar ve bu unvanlara bağlı haklardan yararlanamaz.

Özel Öğretim Kurumu Personelinde Çalışma İzninin İptali

667 sayılı KHK kapsamında kapatılan özel öğretim kurumlarında görev yapan personelin çalışma izinleri, MEB'in 21/07/2016 tarihli ve 7783529 sayılı Genelgesi'nin 3. maddesi uyarınca valiliklerce iptal edilebilmektedir. Danıştay 8. Daire, E. 2017/2408, K. 2024/3547 sayılı kararında bu mesele iki ayrı sonuca bağlanmıştır: çalışma izninin valiliklerce iptali yönündeki düzenleme hukuka uygun bulunmuştur; buna karşın söz konusu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyeceğine ve MEBBİS'te gerekli bilgilerin işleneceğine ilişkin ibare iptal edilmiştir.

Danıştay bu sonuca ulaşırken 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca özel öğretim kurumlarında çalışma izninin kuruma özgü düzenlendiğini, dolayısıyla kişilere istedikleri kurumda çalışabilmelerine imkân verecek genel bir çalışma izninin mevzuatta öngörülmediğini tespit etmiştir. Aynı kararda, 667 sayılı KHK'da da 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumlarda görev yapan personele bir daha çalışma izni verilmeyeceği yönünde herhangi bir hüküm bulunmadığı saptanmıştır. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlanabilir; kanuni dayanağı olmaksızın idari işlemle yapılan müdahale bireylerin hak ve özgürlüklerini kısıtlamaktadır. Genelge'nin bir daha izin düzenlenmemesi sonucu doğuran kısmı OHAL süresini aşan kalıcı bir tedbir sayıldığından denetim, olağan dönem anayasal güvenceler çerçevesinde yapılmıştır.

Karar sonrasında çalışma izni almak isteyen kişilerin başvuruları, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında aranan şartları sağlayıp sağlamadıkları değerlendirilerek idare tarafından her başvuru için ayrıca incelenecektir. Bu maddede, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulu'nun millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verdiği yapılara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmama şartı aranmaktadır; madde 09/05/2018 tarihli 7141 sayılı Kanun ile değiştirilmiş olup çalışma izni başvurusunda bu koşulun güncel metne göre değerlendirilmesi gerekmektedir.

5580 sayılı Kanun'un 10. maddesi çalışma izninin iptali usulünü ayrıca düzenlemektedir. Bu madde uyarınca iki defa teftiş raporuyla başarısızlığı tespit edilen yönetici, öğretmen ve diğer görevlilerin çalışma izni, izni veren makam tarafından iptal edilir; bu durum ilgiliye tebliğ edilmek üzere kuruma bildirilir ve tebliğ, iş sözleşmesinin feshine yeter sebep teşkil eder. Kapatma ve KHK kapsamındaki çalışma izni iptallerinin ise farklı bir hukuki dayanağa dayandığı göz önünde bulundurulmalıdır.

İhraç Cezasında Tekerrür

657 sayılı Kanun'un 125/II. fıkrası uyarınca, disiplin cezasına neden olan bir fiil veya halin özlük dosyasından silinme süresinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren ayrı fiiller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında da bir derece ağır ceza verilir. Tekerrür hükmüne dayanılabilmesi için, tekerrüre esas alınan önceki disiplin cezasının geçerliliğini koruyor olması şarttır. Danıştay 12. Daire, E. 2019/7240, K. 2022/2364 sayılı oybirlikli kararında, tekerrüre dayanak oluşturan disiplin cezasının mahkeme kararıyla iptal edilmesi durumunda tekerrür koşulları oluşmaksızın verilen Devlet memurluğundan çıkarma cezasının hukuka aykırı olduğunu ortaya koymuştur.

Danıştay 12. Daire, E. 2019/7240, K. 2022/2364Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2019/7240 E.  ,  2022/2364 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2019/7240 Karar No : 2022/2364 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ticaret Bakanlığında gümrük ve ticaret başmüfettişi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (l) alt bendi uyarınca "kademe ilerlemesinin durdurulması cezası" ile cezalandırılması gerekmekte ise de, aynı Kanun'un 125. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir derece ağır ceza olan "devlet memurluğundan çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Ticaret Bakanlığında görev yapan davacının, Bakanlığın çeşitli makamlarına hitaben verdiği dilekçelerde söz ettiği, Bakanlıkta görevli bazı kamu görevlilerinin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu ve bu kişilerin Bakanlık bürokratlarınca korunduğu yolundaki iddiaların, Bakanlığın ve bazı üst düzey Bakanlık bürokratlarının saygınlığını, onurunu rencide ettiği iddiasıyla ilgili olarak açılan soruşturma sonucunda düzenlenen soruşturma raporuna istinaden verilen 1 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı verilen itiraz dilekçesinde de, disiplin cezasına gerekçe oluşturan Bakanlığın üst düzey yöneticilerine ilişkin iddiaların tekrar edildiğinden bahisle, davacı hakkında yeniden disiplin soruşturması açılmasına karar verildiği ve … tarih ve … sayılı soruşturma raporunun düzenlendiği; soruşturma raporu ile diğer bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi neticesinde, davacı hakkında 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin ikinci fıkrası gereğince kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının bir derece ağır cezası olan ''devlet memurluğundan çıkarma cezası'' ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işbu dava konusu Yüksek Disiplin Kurulu kararının tesis edildiği; davaya konu disiplin cezasının dayanağı olan şikayet dilekçelerinde adı geçen kişilerden bazılarının terör örgütleri ile iltisak ve irtibatlarının olması nedeniyle kamu görevinden ihraç edildikleri, bir kısmı hakkında kamu davası açıldığı, yargılamalarının devam ettiği, davacının iddialarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespiti için idarece bir ön inceleme, araştırma veya soruşturma yapılmadığı; diğer bir deyişle, dava konusu disiplin cezasının dayanağı olan davacıya ait şikayet dilekçelerinde yer alan iddiaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususunda davalı idarece herhangi bir inceleme, araştırma, soruşturma yapılmadığı, söz konusu iddialarla ilgili olarak tespit edilebilecek hususların düzenlenecek bir rapor veya usulüne uygun somut delilleriyle ortaya konulmadığı; kaldı ki, davacıya disiplin cezası verilmesinin dayanağı olan şikayet dilekçelerinde belirttiği bazı hususların, çeşitli yargı kararlarıyla da açıkça ortaya konularak sübut bulduğu, bu haliyle davacıya isnat edilen fiilin sübuta ermediğinin anlaşıldığı; bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan, tekerrüre esas olan disiplin cezası ve bu cezaya yapılan itirazın reddine ilişkin kararın … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla iptal edildiği görüldüğünden, bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mahkeme kararının gerekçesinin yerinde olmadığı, davacının ileri sürdüğü iddialar hakkında gerekli incelemelerin yapıldığı ve rapor düzenlendiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Ticaret Bakanlığında gümrük ve ticaret başmüfettişi olarak görev yapan davacının, görev yaptığı Bakanlığın üst düzey bürokratları hakkında dilekçe vererek isnatlarda bulunması ve bu sebeple verilen disiplin cezasına itiraz dilekçesinde de aynı tutumlarını devam ettirdiğinden bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (l) alt bendi uyarınca verilmesi gereken "kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının", aynı Kanunun 125. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir derece ağır ceza olan "devlet memurluğundan çıkarma cezası" olarak uygulanmasına ilişkin Yüksek Disiplin Kurulunun 21/06/2018 tarih ve 2018/32 sayılı kararının iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (l) alt bendinde, "Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek," fiili kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; "Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir." hükmü yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacı, Ticaret Bakanlığı mülga (Gümrük ve Ticaret Bakanlığı) Merkez Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla, "amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek," fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (l) alt bendi uyarınca 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmış olup, bu işlem, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile iptal edilmiş ve … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih, E:…, K:… sayılı kararı ile davalı idarenin istinaf istemi reddedilerek, karar kesinleşmiştir. Dava konusu işlemde tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak teşkil eden disiplin cezası mahkeme kararı ile iptal edildiğinden, davacının, 657 sayılı Kanun'da düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin koşullar oluşmaksızın devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık görülmemiştir. Bu husus gözönünde bulundurulmaksızın, işin esasına girilerek dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde bulunmamakta ise de, sözü edilen husus, sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte bulunmamıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/04/2022 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Disiplin Soruşturmasında Zamanaşımı

657 sayılı Kanun'un 127. maddesi iki ayrı zamanaşımı süresi öngörmektedir. Birincisi, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde memurluktan çıkarma cezası için disiplin kovuşturmasına başlanmadığı takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. İkincisi ise fiilin işlendiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde disiplin cezası verilmemiş olması halinde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Bu süreler güvence niteliği taşımakta olup disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerin uyması zorunlu sürelerdir; bu süreler geçirildikten sonra yapılan soruşturmaya dayanılarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı sonuç doğurur. Bununla birlikte, zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüşse zamanaşımının etkisi farklı biçimde değerlendirilebilir.

Zamanaşımına uğrayan bir fiil söz konusu olduğunda kural olarak fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan yalnızca zamanaşımının dolduğu saptanarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekir. Bununla birlikte, zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüşse önce fiilin sübuta erip ermediğinin değerlendirilmesi, ardından zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmesi gerekmektedir. Bu yaklaşım Danıştay 2. Daire, E. 2021/10045, K. 2025/2648 sayılı kararının çoğunluk görüşüdür; iki ayrı karşı oy bu kuralın uygulanış biçimine farklı gerekçelerle katılmamaktadır.

Emniyet personeli bakımından 7068 sayılı Kanun'un 29. maddesi de meslekten çıkarma ve Devlet memurluğundan çıkarma cezaları için aynı altı aylık ve iki yıllık süreleri düzenlemektedir. Ayrıca 7068 sayılı Kanun'un 29/3. maddesi uyarınca zamanaşımı; tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Yargı kararıyla hatalı vasıflandırma veya düzeltilebilir şekil noksanlığı gerekçesiyle disiplin cezasının iptal edilmesi durumunda yetkili disiplin kurulu veya amiri, kararın tebliğinden itibaren altı ay içinde yeniden değerlendirme yapar. Bu hüküm (m. 29/4) daha önce Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş, ardından 21/11/2024 tarihli 7533 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle yeniden düzenlenmiştir; uygulamada güncel metnin esas alınması gerekir.

Savunma Hakkı ve Görevden Uzaklaştırma Süreleri

Genel disiplin soruşturmasında savunma hakkı zorunludur. 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca disiplin amiri, kişinin savunmasını aldıktan sonra ceza verilmesi gerektiğini düşünürse dosyayı disiplin kuruluna gönderir. Bu bilgi ikincil kaynaklardan aktarılmaktadır; maddenin tam içeriği birincil mevzuat metniyle doğrulanmalıdır. 375 sayılı KHK Geçici 35. madde kapsamında işlem tesis edilecek olanlara ise yedi günden az olmamak üzere savunma hakkı tanınması zorunludur; verilen süre içinde savunmasını yapmayanlar savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.

Terör örgütüyle irtibatlı olduğu değerlendirilerek görevden uzaklaştırılan ya da açığa alınanlar bakımından disiplin soruşturması nedeniyle görevden uzaklaştırma süresi bir yıl olarak uygulanır; bu süre ilgili bakan, Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Yükseköğretim Kurulu veya ilgili kurul onayıyla bir yıla kadar daha uzatılabilir. Adli soruşturma ve kovuşturma nedeniyle görevden uzaklaştırma veya açığa alma işlemlerinde ise değerlendirme süreleri uygulanmaz.

İhraç Kararına Karşı Yargı Yolu

Kamu görevinden çıkarma işlemine karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/c maddesi uyarınca, belli bir meslekten veya kamu görevinden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında bölge idare mahkemesi kararları, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştay'da temyiz edilebilir. 375 sayılı KHK Geçici 35. madde kapsamında görevine son verilenlerin itirazları üzerine göreve iade işlemleri de aynı usulde gerçekleştirilmektedir. Ancak bu maddenin göreve iade ve mali haklara ilişkin hükümlerinin bir kısmı Anayasa Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarihli kararıyla iptal edilmiştir; iade usulünün kapsamı ve göreve iade edilenlere ödenecek mali ve sosyal haklara ilişkin düzenlemelerin güncel geçerli kısmı bu iptal kararı çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Kamu görevinden çıkarma ile meslekten çıkarma aynı şey midir?

Hayır, farklı cezalardır. Kamu görevinden çıkarma, kişinin kamu kurum ve kuruluşlarında öğretim elemanı ve memur olarak bir daha atanmaması sonucunu doğuran bir disiplin cezasıdır. 7068 sayılı Kanun kapsamındaki kolluk personeline uygulanan meslekten çıkarma cezası ise ayrı bir ceza kategorisidir. Bu iki cezanın kapsamı ve uygulandığı personel kategorileri birbirinden farklıdır.

Ceza mahkemesinde beraat eden kişiye disiplin cezası verilebilir mi?

Evet, verilebilir. Disiplin soruşturması ve ceza yargılaması birbirinden bağımsız süreçlerdir. Ceza mahkemesi kararı disiplin makamları için bağlayıcı olmayıp yalnızca karine oluşturur. İdari yargı mercileri de ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak disiplin soruşturması dosyasındaki bilgi ve belgeleri değerlendirerek karar verir.

Tekerrüre dayanan ihraç cezasına itiraz edilebilir mi?

Tekerrüre dayanak alınan önceki disiplin cezası mahkeme kararıyla iptal edilmişse, o ceza artık tekerrüre esas teşkil edemez. Bu durumda salt tekerrür gerekçesiyle tesis edilen çıkarma işlemi hukuka aykırı olacağından iptal davasına konu edilebilir.

OHAL KHK'sıyla kapatılan özel okuldan çıkarılan öğretmen başka bir özel okulda çalışabilir mi?

Danıştay 8. Daire, E. 2017/2408, K. 2024/3547 sayılı karar, kapatılan özel öğretim kurumu personeline başka bir özel öğretim kurumunda bir daha çalışma izni düzenlenmeyeceğine ilişkin Genelge hükmünü iptal etmiştir. Bu karar sonrasında çalışma izni talepleri, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamındaki şartların sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilerek idare tarafından her başvuru için ayrıca incelenecektir. Mevzuatta kalıcı bir yasak bulunmamakla birlikte idare, başvuruyu koşullar çerçevesinde reddedebilir.

Memurluktan çıkarma cezasında disiplin soruşturması için zamanaşımı süresi ne kadardır?

657 sayılı Kanun'un 127. maddesi uyarınca memurluktan çıkarma cezasını gerektiren fiillerde fiilin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmaması halinde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Bunun yanı sıra fiilin işlendiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde ceza verilmemesi de zamanaşımı sonucunu doğurur. Emniyet personeli için ise 7068 sayılı Kanun'un 29. maddesi aynı süreleri ayrıca öngörmektedir.

OHAL KHK'sıyla ihraç edilen kamu görevlisi göreve iade edilirse ne olur?

375 sayılı KHK Geçici 35. madde kapsamında göreve iade edilenlere kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Ancak bu hükmün bazı ibareleri Anayasa Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarihli kararıyla iptal edilmiştir; iade usulünün tam kapsamı bu iptal kararı gözetilerek değerlendirilmelidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu