Noterden İhtarname Nasıl Çekilir ve Hukuki Şartları Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
Noterden İhtarname Nasıl Çekilir ve Hukuki Şartları Nelerdir?

Noterden İhtarname Çekmenin Hukuki Niteliği

İhtarname, Noterlik Kanunu Yönetmeliği'nin 98. maddesinde öngörülen usule uygun olarak kanundan veya sözleşmeden doğan hak ve talepleri muhataba yazılı biçimde bildirmeye yarayan bir belgedir. Bu bildirim yoluyla muhatap hak ve talepler konusunda bilgilendirilir ve uyuşmazlık dava ya da dava öncesi arabuluculuk boyutu kazanabilir.

İhtarnamenin Düzenlenme Usulü ve Zorunlu Unsurları

İhtarname bizzat noter tarafından düzenlenebileceği gibi, istemde bulunan keşideci tarafından haricen hazırlanarak notere onaylattırılmak suretiyle de gönderilebilir. Bunun yanı sıra Türkiye Noterler Birliği portalı üzerinden e-Devlet kimlik doğrulaması ile elektronik ortamda da işlem tesis edilebilir ve elektronik tebligat yoluyla iletilen bu işlem fiziki ihtarname ile aynı hukuki geçerliliğe sahiptir. İhtarın tebliği sırasında çıkan masraflara kural olarak ihtarı yollayan kişi katlanmaktadır.

1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 106 uyarınca ihtarname ve ihbarnameler ilgilisi tarafından hazırlanıp tebliğ için notere sunulabileceği gibi doğrudan notere de yazdırılabilir. Bu belgelerin istemde bulunan ile karşı tarafın ad ve soyadlarını, açık adreslerini, ihtar veya ihbar konusunu, istemde bulunanın imzasını, tebliğ şerhini, noterin imza ve mührü ile yazı ve rakamla tarihi içermesi kanuni zorunluluktur.

1512 sayılı NOTERLİK KANUNU m. 106Kaynağı aç
Madde 106 – Her türlü hukuki işlemlere ait ihtarname ve ihbarname: 1. İstemde bulunan ve diğer tarafın ad ve soyadları ile açık adreslerini, 2. İhtar ve ihbar konusunu, 3. İstemde bulunanın imzasını, 4. Tebliğ şerhini, noterin imza ve mühürünü ve tarihi (Yazı ve rakam ile), Kapsar. İhtarname ve ihbarnameler ilgili tarafından yazılıp tebliğ için notere getirebileceği gibi, notere de yazdırılabilir. Defter onaylanması:

Tebliğ Şerhi ve İhtarnamenin Geri Alınamaması Kuralı

Tebliğ şerhi, noterden gönderilen ihtarnamenin muhatabına ulaştığını gösteren resmi kayıt olup sürelerin bu tarihten itibaren işlediği durumlarda ve tebligatın yapıldığının ispatında temel belgedir. Muhatabına tebliğ edilen bir ihtarname tek taraflı irade beyanıyla geri alınamaz; tebliğden sonra ihtarnameden dönülebilmesi ancak tarafların karşılıklı mutabakat sağlaması halinde mümkündür.

Kira Hukukunda İhtar ve Tahliye Düzenlemeleri

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 316 uyarınca kiracı, kiralanan taşınmazı sözleşme şartlarına uygun biçimde özen göstererek kullanmak ve aynı yapıda ikamet edenler ile komşulara saygı göstermekle mükelleftir. Kiracının anılan borca aykırı harekette bulunması halinde kiraya veren; konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz günlük mehil tanıyarak bu durumun düzeltilmesini, aksi halde sözleşmenin feshedileceğini yazılı bir ihtar yoluyla bildirir. Diğer kira türlerinde ise kiraya verenin önceden ihtarda bulunma zorunluluğu olmaksızın yazılı bir fesih beyanı ile akdi derhal sona erdirme imkânı mevcuttur. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının mecura kasten ciddi bir zarar vermesi, kendisine verilecek sürenin fayda sağlamayacağının anlaşılması veya davranışlarının kiraya veren yahut çevre sakinleri açısından katlanılmaz boyuta ulaşması hallerinde ise kiraya veren yazılı bildirimle akdi derhal feshedebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 316Kaynağı aç
MADDE 316- Kiracı, kiralananı, sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür. Kiracının bu yükümlülüğüne aykırı davranması durumunda kiraya veren, konut ve çatılı işyeri kirasında, en az otuz gün süre vererek, aykırılığın giderilmesi, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceği konusunda yazılı bir ihtarda bulunur. Diğer kira ilişkilerinde ise, kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. III. Temizlik ve bakım giderlerini ödeme borcu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 352/2 kapsamında; süresi bir yıldan az olan kira akitlerinde sözleşme müddeti esnasında, bir yıl ve daha uzun süreli mukavelelerde ise bir kira yılı veya yılı aşan zaman diliminde kira borcunu ödemeyen kiracıya iki kez haklı yazılı ihtar gönderilmiş olması aranır. Bu şartın gerçekleşmesiyle kiraya veren, kısa süreli akitlerde sürenin, uzun süreli akitlerde ise ihtarların keşide edildiği kira yılının sona ermesinden itibaren bir ay içinde dava açarak kira ilişkisini sonlandırabilir. Kiracının taşınmazın tesliminden sonra belirli bir tarihte tahliye gerçekleştireceğini yazılı taahhüt etmesine rağmen mecuru boşaltmaması durumunda da 6098 sayılı Kanun m. 352/1 uyarınca taahhüt tarihinden başlayarak bir aylık süre zarfında icra takibi başlatılabilir yahut tahliye davası açılabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 352Kaynağı aç
MADDE 352- Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir. Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilir. Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda kiraya veren, kira sözleşmesinin kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir. 3. Dava süresinin uzaması

Sözleşmede aksine bir mutabakat bulunup bulunmadığı dikkate alınmaksızın, beş yılı dolduran yahut beşinci yıldan sonra uzatılan kira akitleri ile takip eden her beş yıllık sürenin bitiminde yeni dönem kirası mahkeme marifetiyle tayin olunur. 6098 sayılı Kanun m. 344/3 uyarınca hâkim bu tespiti yaparken; tüketici fiyat endeksinde gerçekleşen son on iki aylık ortalama artış oranını, kiralanan yerin mevcut niteliklerini ve emsal kira bedellerini hakkaniyet ölçüsünde bir arada değerlendirir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 344Kaynağı aç
MADDE 344 – Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir. Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Ancak, bu Kanunun, “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır. III. Dava açma süresi ve kararın etkisi

İş Sözleşmesi Fesihlerinde ve Satış Hukukunda İhtarın Yeri

4857 sayılı İş Kanunu m. 19/1 gereğince işveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih gerekçesini açık ve kesin bir şekilde belirtmekle yükümlüdür. Anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca, davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle belirsiz süreli iş sözleşmesi feshedilmeden önce işçinin hakkındaki iddialara karşı savunması alınmalıdır; ancak işverenin 25. maddenin (II) numaralı bendine uygun haklı fesih hakkı saklıdır. Bu çerçevede 4857 sayılı Kanun m. 25/II-h uyarınca işçinin hatırlatılmasına rağmen görevlerini yapmamakta ısrar etmesi derhal fesih sebebi sayılabilmektedir. İşverence haklı fesih yapıldığı öne sürülse dahi işçi, feshin maddedeki koşullara uygun olmadığı gerekçesiyle İş Kanunu m. 25 uyarınca yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 19Kaynağı aç
Madde 19 – İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. Fesih bildirimine itiraz ve usulü

4857 sayılı İş Kanunu m. 24 uyarınca işçi; sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ya da zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkması durumunda, sözleşme süresi belirli olsun veya olmasın bildirim süresini beklemeksizin veya sürenin bitiminden önce iş akdini feshedebilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 227 uyarınca satıcının ayıptan sorumlu olduğu hallerde alıcı; sözleşmeden dönme, satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya imkân varsa ayıpsız benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarından birini kullanabilir. Ayrıca alıcının genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkı saklıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 227Kaynağı aç
MADDE 227- Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. b. Satılanın yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması
Noterden tebliğ edilen ihtarname tek taraflı geri alınabilir mi?

Muhatabına tebliğ edilmiş bir ihtarname tek taraflı irade beyanıyla geri alınamaz; tebliğ sonrasında ihtarnameden dönülebilmesi ancak tarafların karşılıklı mutabakat sağlaması ile mümkündür.

İhtarnamede kanunen hangi bilgilerin bulunması zorunludur?

1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 106 uyarınca talepte bulunan ve diğer tarafın ad-soyadları ile açık adresleri, ihtar/ihbar konusu, istemde bulunanın imzasını, tebliğ şerhi, noterin imza ve mührü ile yazı ve rakamla tarih zorunludur.

Elektronik ortamda noter ihtarnamesi gönderilebilir mi?

Türkiye Noterler Birliği portalı üzerinden e-Devlet doğrulaması ile elektronik ihtarname hazırlanabilir ve elektronik tebligatla iletilen bu işlem fiziki ihtarname ile aynı hukuki geçerliliğe sahiptir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu