İhtarname Nedir, Nasıl Gönderilir ve Hukuki Sonuçları Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
İhtarname Nedir, Nasıl Gönderilir ve Hukuki Sonuçları Nelerdir?

İhtarname, kanundan, sözleşmeden veya örf ve adetten doğan hak ve taleplerin muhatabına yazılı biçimde bildirilmesi ya da haber verilmesi amacıyla yapılan hukuki işlemdir. Noterlik Kanunu Yönetmeliği m. 98, bu işlemleri ihtarname veya ihbarname olarak tanımlamakta; yapılış şekil ve şartlarının Noterlik Kanunu'nda öngörülen usule göre belirleneceğini düzenlemektedir. Bir uyuşmazlık doğmadan önce karşı tarafa tutum ve taleplerin açıkça ortaya konulması, ileride açılabilecek davalarda kritik bir ispat aracına dönüşebilir.

5040 sayılı NOTERLİK KANUNU YÖNETMELİĞİ m. 98Kaynağı aç
Madde 98 – Her türlü hukuki işlemlerde muhatabına kanun, sözleşme, örf ve adetten doğan hak ve-isteklerin yazılı şekilde bildirilmesi veya haber verilmesi için yapılan işlemlere ihtarname veya ihbarname denir. İhtarname veya ihbarname işlemleri Noterlik Kanununda öngörülen şekil ve şartlara göre yapılır. Defter onaylama işlemleri:

İhtarname Gönderme Yolları ve Avukat Zorunluluğu

İhtarname göndermek için avukat tutmak zorunlu değildir; kişi kendi ihtarnamesini hazırlayarak noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü posta yoluyla karşı tarafa tebliğ edebilir. Noterden gönderilen ihtarname, tebliğ tarihini ve içeriği kaydeder; bu da ileride açılacak bir davada delil değeri açısından önem taşır.

İhtarnamenin Delil Değeri ve Cevap Verilmemesinin Sonuçları

Usulüne uygun tebliğ edilmiş bir ihtarname, ileride açılabilecek bir davada önemli bir delil niteliği taşır; ihtarnamede yer alan beyanlar olası bir davada taraflar arasında bağlayıcı olabilir, ancak bu koşullu ifadenin kapsamı somut uyuşmazlığın niteliğine göre değişir. İhtarnameye yanıt vermemek ise kural olarak iddiaların kabul edildiği anlamına gelmez; hukukta susma genel itibarıyla kabul olarak yorumlanmaz. Bu genel kuralın her uyuşmazlıkta aynı biçimde işleyip işlemediği somut koşullara göre ayrıca değerlendirilmelidir.

İhtarname ile Temerrüt: TBK m. 117

Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün sözleşmeyle ya da taraflardan birinin usulüne uygun bildirimiyle belirlenmiş ise o günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş olur. Haksız fiillerde temerrüt fiilin işlendiği tarihte, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte başlar; iyiniyetli sebepsiz zenginleşme hâllerinde temerrüt için bildirim yine şarttır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 117Kaynağı aç
MADDE 117- Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır. II. Hükümleri 1. Genel olarak a. Gecikme tazminatı

Kira Hukukunda İhtarnamenin Rolü: TBK m. 352

Türk Borçlar Kanunu'nun 352. maddesi, ihtarnameye bağlanan birkaç önemli hukuki sonuç öngörmektedir. İlk olarak, kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak taahhüt etmesine karşın bu taahhüdü yerine getirmediği hâlde kiraya veren, söz konusu tarihten itibaren bir ay içinde icraya başvurabilir ya da dava açabilir (TBK m. 352/1). İkinci olarak, kiracının kira bedelini ödemediği için iki haklı ihtara sebebiyet vermesi hâlinde kiraya veren kira sözleşmesini dava yoluyla sona erdirebilir (TBK m. 352/2). Üçüncü olarak, kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe ya da belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutunun bulunduğunu kiraya verenin sözleşmenin kurulması sırasında bilmediği hâllerde kiraya veren, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava yoluyla sözleşmeyi sona erdirebilir (TBK m. 352/3).

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 352Kaynağı aç
MADDE 352- Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir. Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilir. Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda kiraya veren, kira sözleşmesinin kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir. 3. Dava süresinin uzaması

İki Haklı İhtar: Koşullar, İstisnalar ve Dava Açma Süresi

TBK m. 352/2 uyarınca iki haklı ihtar nedeniyle tahliye davası açılabilmesi için kiracının, kira bedelini ödemediği gerekçesiyle yazılı olarak iki haklı ihtara sebebiyet vermiş olması gerekir. Bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde bu iki ihtarın kira süresi içinde, bir yıl ve daha uzun süreli sözleşmelerde ise bir kira yılı veya bu süreyi aşan bir dönem içinde yapılmış olması şarttır. Dava açma süresi de sözleşme türüne göre farklılaşmaktadır: bir yıldan kısa süreli sözleşmelerde kira süresinin bitiminden, bir yıldan uzun süreli sözleşmelerde ise ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açılması zorunludur. İhtarın tebliğinden sonra yapılan ödemeler iki haklı ihtarın oluşmasını engellemez. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6698, K. 2015/9700 sayılı kararında süresiz kira sözleşmelerinde ve kira bedelinin yıllık ödenmesi gereken hâllerde iki haklı ihtar koşulunun oluşmadığı kabul edilmektedir; bu tespit tek karar dayanağına dayandığından bağımsız ikinci kaynakla doğrulanmamış bir içtihat yaklaşımı olarak değerlendirilmelidir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/6698, K. 2015/9700Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2015/6698 E.  ,  2015/9700 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa 3. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 07/04/2015 NUMARASI : 2015/131-2015/740 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava,iki haklı ihtar nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 352/2. maddesi uyarınca iki haklı ihtar nedeniyle açılacak tahliye davasının kira süresinin, bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde açılması zorunludur. İki haklı ihtar nedeniyle açılan davada tahliyeye karar verilebilmesi için kiracıya bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde, bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulması gerekir. İhtar tebliğinden sonra yapılan ödemeler iki haklı ihtarın oluşmasına engel teşkil etmez. Süresiz sözleşmelerde ve kira parasının yıllık ödenmesi gereken hallerde iki haklı ihtar oluşmaz. Olayımıza gelince; Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının 01.01.2007 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira akdi gereğince kiracı olduğunu, davalının 2014 Temmuz ve Ağustos kiralarının ödenmemesi üzerine 11.07.2014 ve 06.08.2014 tarihlerinde iki ayrı ihtar gönderildiğini kiraların ihtarların tebliğinden sonra ödendiğini belirterek davalının bir kira döneminde iki ihtara sebebiyet vermesi nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, ihtarların tebliğinden sonra kiraların ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünün 17. maddesinde "aynı dönem içerisinde kira bedelinin 2 ay arka arkaya ödenmemesi halinde, dönem sonuna kadarki kiraların muaccel olacağının kararlaştırıldığı, ihtarnamelere konu olan Temmuz ve Ağustos ayları kira parasının iki ay arka arkaya ödenmemesi diğer ayları muaccel hale getireceğinden, ayrı ayrı ihtarnamelere konu olamaz gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.01.2007 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünün 17.maddesinde; “ aynı dönem içinde iki kira arka arkaya ödenmezse dönem sonuna kadarki kiraların muaccel olacağı” kararlaştırılmıştır. Taraflar arasında yapılan bu sözleşme geçerlidir ve hüküm itibariyle tarafları bağlar. Kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünün 17.maddesindeki muacceliyet şartı davalı kiracının Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince tacir olması ve 6098 sayılı TBK'nun 346.maddesinin tacirler yönünden 8 yıl süre ile ertelenmesi karşısında geçerlidir. Ancak, davacı 01.01.2014-01.01.2015 kira döneminde ödenmeyen 2014 Temmuz kirasının ödenmemesi üzerine davalıya 11.07.2014 tarihinde1. ihtar göndermiştir. 2014 Ağustos kirasının ödenmemesi üzerine de 06.08.2014 tarihinde davalıya 2.ihtar gönderilmiştir. Sözleşmedeki muacceliyet şartı düzenlemesi iki ay arka arkaya ödememe halinde dönem sonuna kadarki kiraların muaccel hale geleceğine ilişkindir, Temmuz kirasının ödenmemesi üzerine gönderilen 11.07.2014 tarihli ihtar gönderildiğinde Ağustos kirası muaccel hale gelmemiştir,bu nedenle aynı ihtarda istenmesi mümkün değildir. Bu durumda Temmuz ve Ağustos kiralarının iki ayrı ihtara konu edilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Mahkemece, iki haklı ihtar nedeniyle tahliye şartlarının gerçekleştiğinin kabulü gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ;Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kira sözleşmesinde muacceliyet koşulu yer alıyorsa, muaccel hâle gelen kira bedelinin tek bir ihtarla istenmesi gerekir; bu bedelin bölünerek farklı ihtarlarla talep edilmesi ve böylece iki haklı ihtar koşulunun oluşturulmaya çalışılması mümkün değildir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, kira sözleşmesinde muacceliyet koşulu bulunan davalarda kiracının tacir sıfatına sahip olup olmadığının araştırılarak TBK m. 346 uyarınca muacceliyet hükmünün değerlendirilmesi ve sonucuna göre iki haklı ihtar koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiğini bozma gerekçesi olarak saptamıştır (E. 2016/9546, K. 2016/6214). Söz konusu karar bir bozma kararı niteliğinde olup yeniden yargılama yapılmasını emretmektedir; bu nedenle kararın gerekçesindeki saptamalar o dava koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2016/9546, K. 2016/6214Kaynağı aç
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2016/9546 E.  ,  2016/6214 K. "İçtihat Metni" Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava iki haklı ihtar nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin, davalının 01.10.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracısı bulunduğu taşınmazı satın aldığını, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran 2013 ayları kira bedelini ödenmediğinden sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını , davalının kira bedelini icra dosyasına ödediğini; Temmuz 2013 ayı kira bedeli ödenmediğinden 2013/17046 E sayılı takip dosyasıyla icra takibine başladıklarını, davalının davacı müvekkilinin banka hesabına takipten sonra ödeme yapıp asıl borca itiraz ederek takip dosyasındaki feri alacakları icra dosyasına ödediğini, Ağustos 2013 ayı kira bedeli ödemediğinden 2013/21058 E. sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının davacı müvekkilinin banka hesabına takipten sonra 02.09.2013 tarihinde ödeme yaptığını, takibe ve borca itirazda bulunmadığını ve dosya borcunun ferilerini ödemediğini, davalı borçlunun icra dosyalarında talep edilen kira bedellerini ödemediğinden aleyhine başlatılan icra takipleri nedeniyle kira dönemi içerisinde davacının iki haklı ihtarına sebebiyet verdiğini belirterek iki haklı ihtar sebebiyle davalının davaya konu kiralanandan tahliyesini ve akdin feshini talep etmiştir. Davalı vekili, önceki kiralayan ile müvekkilinin sözlü anlaşması gereği kira paralarının ödeme tarihinin her ayın 25'i olarak belirlendiğini, ödemeler her ayın 25'inde yapıldığından icra takiplerinin yerinde olmadığını, müvekkilinin davacı tarafa her hangi bir kira borcunun bulunmadığını ayrıca kira sözleşmesinde bulunan imzanın davalıya ait olmadığını ve kira başlangıcının eski malikle sözlü olarak daha eskilere dayandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece ,davanın kabulüne karar verilmiştir. Türk Borçlar Kanununun 352/2. maddesi uyarınca iki haklı ihtar nedeniyle açılacak tahliye davasının kira süresinin, bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde açılması zorunludur. İki haklı ihtar nedeniyle açılan davada tahliyeye karar verilebilmesi için kiracıya bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde, bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulması gerekir. İhtar tebliğinden sonra yapılan ödemeler iki haklı ihtarın oluşmasına engel teşkil etmez. Süresiz sözleşmelerde ve kira parasının yıllık ödenmesi gereken hallerde iki haklı ihtar oluşmaz. Kira sözleşmesinde muacceliyet koşulunun bulunması halinde muaccel hale gelen kira parasının tek ihtarla istenmesi gerektiğinden bu kira parasının bölünüp değişik ihtarlarla istenerek iki haklı ihtara konu yapılması mümkün değildir. Olayımıza gelince ; Davaya dayanak olan 01.10.2011 başlangıç tarihli bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünün 5.maddesinde kira paralarının her ayın ilk 5 gününde peşin ödeneceği 19.maddesinde “Bir kira ödenmediği taktirde gelecek kiralar muacceliyet kesbeder.” düzenlemesine yer verilmiştir. Davalı, davacı tarafından ibraz edilen kira sözleşmesinde yer alan imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur. Mahkemece öncelikle yapılacak iş, davalıya ait tatbike medar olan imzaları alındıktan ve ilgili resmi kuruluşlar ile davalının beyan ettiği diğer mercilerdeki imza örnekleri getirtildikten sonra imza incelemesi için konusunda uzman bilirkişi raporu alınarak oluşacak sonuca göre davaya dayanak yazılı sözleşme altındaki imzanın davalıya ait olduğunun anlaşılması halinde; Kira sözleşmesinde muacceliyet koşuluna yer verildiğinden mahkemece davalının tacir sıfatına sahip olup olmadığı araştırılarak TBK'nun 346.maddesine göre muacceliyet hükmünün değerlendirilmesi, sonucuna göre iki haklı ihtar koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi; İmzanın davalıya ait olmadığı geçerli sözleşmenin davalının iddia ettiği şekilde sözlü olduğunun anlaşılması halinde ise; 2013/21058 E. sayılı 3.icra takibinde düzenlenen ödeme emrinin tebliğ tarihi de tespit edilmek suretiyle iki haklı ihtarın oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken noksan araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 27/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kişisel Verilerin ve Ticari Sırların İhlalinde Cezai Sorumluluk

İhtarnameler zaman zaman kişisel veri veya ticari sır ihlalleri gerekçesiyle de gönderilmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinin birinci fıkrası, kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, suçun konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 236. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması hâlinde verilecek cezanın bir kat artırılacağını düzenlemektedir; bu fıkrada atıf yapılan CMK hükmünün tam kapsamı bu makale çerçevesinde değerlendirilememiştir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 136Kaynağı aç
Madde 136- (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[62] (2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır. Nitelikli haller

Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi ya da belgeler bakımından TCK m. 239 özel bir düzenleme getirmektedir. Sıfatı, görevi, meslek veya sanatı gereği bu tür bilgilere vakıf olan ve bunları yetkisiz kişilere veren ya da ifşa eden kişi, şikâyet üzerine bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Bu bilgi veya belgeleri hukuka aykırı yolla elde eden kişilerin bunları yetkisiz kişilere vermesi ya da ifşa etmesi hâlinde de aynı hüküm uygulanır. Fenni keşif ve buluşlar ile sınai uygulamaya ilişkin bilgiler de bu madde kapsamında değerlendirilir. Sırların Türkiye'de oturmayan bir yabancıya veya onun memurlarına açıklandığı durumlarda ceza üçte bir oranında artırılır ve bu hâlde şikâyet koşulu aranmaz. Cebir veya tehdit kullanarak sır ifşasına zorlayan kişi ise üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 239Kaynağı aç
Madde 239- (1) Sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vakıf olduğu ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi, şikayet üzerine, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu bilgi veya belgelerin, hukuka aykırı yolla elde eden kişiler tarafından yetkisiz kişilere verilmesi veya ifşa edilmesi halinde de bu fıkraya göre cezaya hükmolunur. (2) Birinci fıkra hükümleri, fenni keşif ve buluşları veya sınai uygulamaya ilişkin bilgiler hakkında da uygulanır. (3) Bu sırlar, Türkiye'de oturmayan bir yabancıya veya onun memurlarına açıklandığı takdirde, faile verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. Bu halde şikayet koşulu aranmaz. (4) Cebir veya tehdit kullanarak bir kimseyi bu madde kapsamına giren bilgi veya belgeleri açıklamaya mecbur kılan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Mal veya hizmet satımından kaçınma[98]

Sık Sorulan Sorular

İhtarname ne işe yarar?

İhtarname, kanundan, sözleşmeden veya örf ve adetten doğan hak ve taleplerin muhatabına yazılı olarak bildirilmesini sağlar. Tebliğ edilmiş bir ihtarname ileride açılabilecek davada önemli bir delil niteliği taşır ve ihtarnamede yer alan beyanlar olası bir davada taraflar arasında bağlayıcı olabilir; bu koşulluluğun kapsamı somut uyuşmazlığın niteliğine göre farklılaşır.

İhtarname göndermek için avukate gitmek zorunda mıyım?

Hayır, avukat tutmak zorunlu değildir. Kişi kendi ihtarnamesini hazırlayarak noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü posta yoluyla karşı tarafa tebliğ edebilir.

İhtarnameye cevap vermezsem ne olur?

İhtarnameye cevap vermemek, kural olarak iddiaları kabul ettiğiniz anlamına gelmez; hukukta susma genel itibarıyla kabul olarak yorumlanmaz. Bu genel kuralın her uyuşmazlıkta aynı biçimde uygulanıp uygulanmayacağı somut koşullara göre değerlendirilmelidir.

Kira borcunu ödemezse kiracıya ihtarname çekebilir miyim?

Evet. Kiraya veren, kira bedelini ödemeyen kiracıya yazılı ihtarname gönderebilir. TBK m. 352/2 kapsamında belirlenen süreler içinde iki haklı ihtara sebebiyet veren kiracıya karşı, kira sözleşmesinin türüne göre kira süresinin veya ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde tahliye davası açılabilir. İhtarın tebliğinden sonra yapılan ödemeler bu hakkı ortadan kaldırmaz.

İki haklı ihtar için dava ne zaman açılmalıdır?

TBK m. 352/2 uyarınca dava açma süresi sözleşme türüne göre değişir. Bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresinin bitiminden, bir yıldan uzun süreli sözleşmelerde ise ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açılması zorunludur.

İhtarname göndermek borçluyu temerrüde düşürür mü?

TBK m. 117 uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa tarihi taraflarca önceden belirlenmişse o tarihin geçmesiyle temerrüt oluşur. Haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüt kendiliğinden başlar; iyiniyetli sebepsiz zenginleşme hâlinde ise temerrüt için bildirim yine şarttır.

Kişisel verilerin hukuka aykırı paylaşılmasında ihtarname gönderilebilir mi?

Evet. TCK m. 136/1 uyarınca kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu hukuki zemine dayanarak ihlalin durdurulması ve hakların saklı tutulduğunun bildirilmesi amacıyla ihtarname gönderilebilir.

Ticari sır ihlali nedeniyle ihtarname çekilebilir mi?

Evet. TCK m. 239 kapsamında ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgilerin yetkisiz kişilere verilmesi ya da ifşa edilmesi suç oluşturur. Bu hâllerde ihlalin durdurulması ve hakların saklı tutulduğunun bildirilmesi amacıyla ihtarname gönderilebilir.

Süresiz kira sözleşmesinde iki haklı ihtar koşulu oluşur mu?

Süresiz kira sözleşmelerinde ve kira bedelinin yıllık ödenmesi gereken hâllerde iki haklı ihtar koşulunun oluşmadığı Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6698, K. 2015/9700 sayılı kararında kabul edilmektedir. Bu tespit tek karar dayanağına dayandığından bağımsız ikinci kaynakla doğrulanmamış bir içtihat yaklaşımı olarak değerlendirilmelidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu