Nişanın Bozulmasından Dolayı Tazminat Davası ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Nişanın Bozulmasından Dolayı Tazminat Davası ve Şartları

Nişanlanma, evlenme vaadiyle meydana gelen hukuki bir ilişkidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 118. maddesi uyarınca, küçük veya kısıtlı tarafından yapılan nişanlanma, yasal temsilcisinin rızası bulunmadığı sürece kendisini bağlamaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 118Kaynağı aç
Madde 118- Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur. Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz. B. Nişanlılığın hükümleri I. Dava hakkının bulunmaması

Maddi Tazminat İstemi ve Kapsamı

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 120. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, haklı bir neden olmaksızın nişanı bozan veya sona ermeye kusuruyla sebebiyet veren nişanlı, evlilik gayesiyle ve dürüstlük ilkeleri dairesinde yapılan masraflar ile katlanılan maddi fedakârlıklar karşılığında diğer tarafa uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Bu tazminat yükümlülüğü nişan giderlerini de kapsamaktadır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 120Kaynağı aç
Madde 120- Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır. Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler. 2. Manevî tazminat

Maddi tazminat talebinde bulunma hakkı yalnızca nişanlı taraf ile sınırlı tutulmamıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 120. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de aynı şartlar altında evlenme gayesiyle yaptıkları harcamalar için kusurlu olan taraftan uygun bir tazminat talep edebilirler.

Manevi Tazminatın Şartları ve Hukuki Niteliği

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 121. maddesi uyarınca, nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer nişanlıdan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir paranın ödenmesini talep edebilir. Bu talep kanun gereği kusuru bulunan diğer nişanlıya yöneltilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 121Kaynağı aç
Madde 121- Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. III. Hediyelerin geri verilmesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/6142, K. 2013/8543Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2013/6142 E.  ,  2013/8543 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dilekçesinde, davalı olan kız tarafının haksız yere nişanı bozduğunu beyan ederek, nişan hediyelerinin iadesi ile, 5.000 TL. manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ise, açmış olduğu karşılık dava ile, nişanın davacının haksız hareketleri sonucu bozulduğunu, davacı nişanlının kendisini sürekli aşağıladığını, hakaret ettiğini beyan ederek, nişan hediyelerinin iadesi ile, 10.000 TL. manevi tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, asıl dava yönünden, 7.240 TL tutarındaki nişan hediyelerinin iadesine, sair taleplerin reddine, karşılık dava yönünden ise, maddi tazminat talebinin reddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın davacıdan (karşılık davalı) tahsiline karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir. TMK'nun 121.maddesine göre, nişanın bozulmasından kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan (nişanlıdan) manevi tazminat olarak uygun bir miktarda para ödenmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü, kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4.maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Hükmedilecek manevi tazminatın miktarının belirlenmesi hakimin taktirindedir. Ne var ki, takdire bağlılık keyfilik demek değildir. Kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakim bu hakkı Türk Medeni Kanunu'nun 4.maddesinde açıklanan hakkaniyet ilkesine uygun olarak kullanmalıdır. Manevî tazminatın miktarı belirlenirken kişilik hakkına saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranı ile diğer sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmalı, her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşullar bulunabileceği gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar yerinde denetime elverişli biçimde ve objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat davaları sonucunda hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevî huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bu para bir ceza olmadığı gibi hükmedilecek manevî tazminatla malvarlığı zararlarının karşılanması da amaçlanmadığından tazminat miktarının, onun amacına göre belirlenmesi gerekir. Bu nedenle takdir edilecek miktar, elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Belirtilen değerlendirme ile manevi tazminatın az yukarıda açıklanan amaçları gözetildiğinde hükmedilen manevî tazminatın yüksek olduğu kuşkusuzdur. Somut olayda, nişanın davacının (karşılık davalı) kusurulu hareketi neticesi haksız yere bozulması nedeniyle davalı (karşılık davacı) lehine 5.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiştir. Ancak; olay tarihi, olayın oluş biçimi, özellikleri, ekonomik olgular ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde mahkemece davalı (karşılık davacı) lehine takdir olunan 5.000,00 TL. manevi tazminat miktarı fazladır. Bu bağlamda; mahkemece, bu ilke ve esaslar gözetilerek, davalı lehine hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yüksek oranda manevi tazminata karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2013/6142 Esas ve 2013/8543 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere hükmedilecek manevi tazminat, bir ceza niteliği taşımadığı gibi malvarlığı zararlarının karşılanmasını da hedeflemez. Bu tazminat, zarara uğrayan tarafta tatmin duygusu ve manevi huzur sağlamaya yönelik özgün bir işleve sahiptir; takdir edilecek miktar ise elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan sınırda tutulmalıdır.

Manevi zararın tazmin edilebilmesi için hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet ve ticari itibar gibi kişilik değerlerine saldırı teşkil eden objektif eksilmenin yanında sübjektif unsurun da gerçekleşmesi gerekir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2013/20270 Esas ve 2014/1180 Karar sayılı ilamına göre sübjektif unsur, zarar gören kimsenin ihlal neticesinde manevi varlığında meydana gelen eksilmeyi hissetmesi ve bunun sonucunda acı, elem ve ızdırap duymasıdır; bu unsur bulunmadığı takdirde manevi zarar doğmuş sayılmaz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/20270, K. 2014/1180Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2013/20270 E.  ,  2014/1180 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KAHRAMANMARAŞ 2. AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 07/12/2012 NUMARASI : 2011/1059-2012/966 Taraflar arasında görülen nişanın bozulmasından doğan hediyelerin iadesi ve tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı-(k.davalı) ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı-k.davalı vekili dilekçesinde; davacı ile davalı Yasemin arasındaki nişanın davalının güvensiz hareketleri nedeniyle bozulduğunu, davalıya verilen hediyelerin iade edilmediğini belirterek, hediyelerin aynen iadesine, aynen olmadığı takdirde bedeli olan 6.000 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, TMK'nun 120. maddesi gereğince 2.000 TL maddi tazminatın davalı Yasemin'den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah ile nişan merasimi gideri olarak 2.000 TL'nin davalı Yasemin'den, 80 gram altın setin 8.040 TL, 4 gram altın söz yüzüğü 402 TL, 4 gram altın nişan yüzüğü 402 TL'nin mevcutsa aynen, olmadığı takdirde bedellerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı-k.davacılar dilekçelerinde; davacı erkek tarafın haksız ve sebepsiz yere nişanı bozduklarını, davacı tarafın takılan takıları yalan söyleyerek aldıklarını ve nişanı bozduklarını, davacı tarafın nişan yüzüklerini iade etmediğinden kendilerinin de nişan yüzüğünü iade etmediklerini, ancak iadeye hazır olduklarını belirterek hediyeler yönünden açılan davanın reddini, davacı tarafın kusurlu davranışları nedeniyle nişan bozulduğundan maddi tazminat talebinin reddini savunmuşlar, nişanın bozulmasında davacı tarafın kusurlu olmasından dolayı evlenme amacıyla yaptıkları 6.000 TL tazminatın davacı Fatih ve davalı Battal'dan tahsili ile davalı-karşı davacı Y.. K..'ya verilmesine, nişanın bozulması nedeniyle TMK'nun 121. maddesi gereğince kişilik hakları saldırıya uğrayan ve ayrıca TMK'nun 23, 24, 25.maddeleri gereğince kişilik hakları saldırıya uğrayan Yasemin lehine toplam 10.000 TL manevi tazminatın davacı-karşı davalı Fatih ve davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece; davacı-karşı davalı Fatih tarafından açılan dava yönünden; Nişanın bozulmasında davacı Fatih'in tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davacı Fatih tarafından açılan maddi tazminat talebinin reddine, nişan hediyelerinin (takılar dışındakilerin) mutat eşya olduğu gerekçesiyle davalı Yasin yönünden husumet nedeni ile, davalı Yasemin yönünden esastan reddine, gerdanlık, bilezik ve küpeden oluşan 80 gr.ağırlığında 8.040 TL bedelli set takımı ve 4 gr. 402 TL bedelli söz yüzüğünün mevcutsa aynen olmadığı takdirde bedelleri toplamı 8.442 TL'nin davalı Yasemin'den tahsiline, 4 gr. 402 TL bedelli nişan yüzüğünün mutat olduğu gerekçesiyle bu yöndeki talebin reddine, davalı Yasin yönünden açılan davanın husumet nedeni ile reddine Davalı karşı davacılar tarafından açılan dava yönünden; 1-Kiğılı marka takım elbise, ayakkabı, terlik ve traş bakım setinin davacılara teslim edilmesi gerekçesiyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, nişan hediyelerinin mutat eşya olduğu gerekçesiyle davacı-karşı davalı Fatih yönünden reddine, davalı Battal yönünden husumet nedeni ile reddine, 400 TL değerindeki alyansın mutat eşya olduğu gerekçesiyle davacı-karşı davalı Fatih yönünden reddine, davalı Battal yönünden husumet nedeni ile reddine, nişan için yapılan yemek masrafının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalı Fatih yönünden reddine, davalı Battal yönünden husumet nedeniyle reddine, 2- Davacı karşı davalı Fatih'in hiç bir gerekçe göstermeden nişanı bozduğu, daha sonra çevreye davalı Yasemin'in başka birisi ile görüştüğünden nişanı bozduğunu söylediğini, davalı Yasemin'in nişandan önce komşusunun oğlu ile internet üzerinden yazışma yaptığını Fatih'in bildiğini, bu olayı önemsemediğini, ancak nişanı bozduktan sonra kendini haklı göstermek için bu durumu ortaya atmasının davalı-karşı davacı Yasemin'in kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın davacı-karşı davalı Fatih'ten tahsiline, davalılar Battal ve Türkan hakkında açılan davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı-karşı davalı Fatih ve davalılar vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ayrıca davalılar Battal ve Türkan'ın yargılamada kendilerini vekille temsil ettirmediklerinin anlaşılması karşısında sair temyiz itirazları yerinde değildir. 4721 sayılı TMK. nun 121.maddesine göre, nişanın bozulması yönünden, kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Bilindiği üzere; manevi tazminat, haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir. Manevi zarar, mal varlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici varlıklarda meydana gelen azalma olup, bu zarar manevi tazminatla giderilmeye, azaltılmaya çalışılmıştır. Bir nişanın bozulmasının, taraflarda değişik şiddet ve ölçülerde de olsa üzüntü yaratması ve menfaatleri haleldar etmesi doğaldır. Doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Ne var ki, davacı nişanın bozulması nedeniyle, fahiş bir zarara uğramış ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebilir. TMK'nun 6.maddesi gereğince, "Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." buna göre davalı karşı davacı Yasemin'in, kişilik haklarının ihlal edildiğini kanıtlaması gerekmektedir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan nesnel (objektif) eksilmedir. Yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (Medeni Yasa 24), isme saldırı (Medeni Yasa 26), nişan bozulması (Medeni Yasa 121), evlenmenin feshi (Medeni Yasa 158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (BK 47, TBK 56) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (Borçlar Yasası 49., TBK 58) Bunlardan Medeni Yasa'nın 24.maddesi ile Borçlar Yasası'nın 49.maddesi (TBK 58)daha kapsamlıdır. Medeni Yasa'nın 24.maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (Örneğin; Medeni Yasa'nın 26, 174, 287); bunların dışında Borçlar Yasası'nın 49.(TBK 58) maddesi uygulanır. Medeni Yasa'nın 24 ve Borçlar Yasası'nın 49.(TBK 59)maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tanrılık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilebilmesi için objektif unsur yanında bir de sübjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Sübjektif unsur ise, zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır. Sübjektif unsur yoksa manevi zarar da yoktur. Somut olayda; her ne kadar mahkemece, nişanı bozan davacının kendini haklı göstermek için davalı Yasemin'in başka birisi ile görüştüğü hususunu ortaya atması nedeniyle davalı Yasemin'in kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yukarıda anılan yasal düzenlemeler, olayın özellikleri ve dosyadaki davalı tanıklarının beyanlarının davalı karşı davacı Yasemin'in kişilik haklarına saldırıya uğrama durumunu kabule elverişli olmaması karşısında, davalı-karşı davacı Yasemin'in manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde manevi tazminat isteminin kısmen kabülüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 29.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Nişanın bozulmasının taraflarda yol açtığı olağan üzüntü ve menfaat sarsıntısı manevi tazminata esas alınamaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2014/6297 Esas ve 2014/13198 Karar sayılı ilamı gereğince, nişanlandıktan sonra tazminat ödeme tehdidi altında bırakılarak evlenmenin taraflar bakımından zorunlu hale gelmesine yol açacak biçimde tazminata hükmedilemez. Manevi tazminata karar verilebilmesi için bozulma neticesinde fahiş bir zararın meydana gelmiş olması ve kişilik haklarının saldırıya uğradığının ispatlanması zorunludur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/6297, K. 2014/13198Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2014/6297 E.  ,  2014/13198 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KAYSERİ 4. AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2013 NUMARASI : 2011/623-2013/556 Taraflar arasında görülen maddi ve manevi tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm birleşen davanın davalısı M.. B.. tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacılar dilekçelerinde, kendilerinin nişanlı M.. B..'un anne ve babası olduklarını, nişanın davalı G.. Ü..'ın kusuru neticesi bozulduğunu beyan ederek 9144. TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Birleşen davada ise, davalı G.. Ü.., açtığı dava ile nişanın karşı tarafın kusuru ile bozulduğunu beyan ederek, maddi ve manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer taleplerin reddine, birleşen davada ise, maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebi yönünden ise, davanın kısmen kabulü ile 15.000 TL manevi tazminatın birleşen davanın davalısı M.. B..'tan tahsiline karar verilmiş, hüküm sadece birleşen davanın davalısı M.. B.. tarafından manevi tazminata yönelik olarak temyiz edilmiştir. TMK.'nın 121.maddesine göre “Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir”. Nişanın bozulmasının, taraflarda üzüntü yaratması ve menfaatleri haleldar etmesi doğaldır. Doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Bir kere nişanlandıktan sonra tazminat ödeme tehdidi altında bulunmak suretiyle evlenmeyi taraflar için zorunlu hale getirebilecek şekilde manevi tazminata hükmedilemez. Ancak nişanın bozulması nedeni ile fahiş bir zarar doğmuş ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olayda, aleyhine manevi tazminata hükmedilen davalı nişanlının ekonomik ve sosyal durumu araştırılmadan , hüküm kurulmuştur. Öyle ise mahkemece, davalının ekonomik ve sosyal durum araştırmasının yapılmasından sonra, nişanın bozulma şekli, olayın özellikleri, ekonomik olgular ve yukarıdaki ilkeler gözetilerek hak ve nesafete uygun manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgıl değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Manevi Tazminat Miktarının Takdiri ve İnceleme Esasları

Hâkim manevi tazminat miktarını tayin ederken kişilik hakkına saldırı teşkil eden eylemin ve olayın özelliğini, tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve ekonomik-sosyal durumlarını dikkate almalıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2013/6142 Esas ve 2013/8543 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere mahkemece takdir hakkını etkileyen gerekçeler kararda objektif olarak gösterilmelidir; olay tarihi, olayın oluş biçimi ve ekonomik olgular gözetilmeden tatmin duygusunun ötesine geçen miktarlara hükmedilmesi bozmayı gerektirir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2014/6297 Esas ve 2014/13198 Karar sayılı ilamı uyarınca, aleyhine manevi tazminat istenen nişanlının ekonomik ve sosyal durum araştırması yapılmadan karar verilemez. Mahkemenin bu araştırmayı tamamladıktan sonra olayın özellikleri, ekonomik veriler ve hakkaniyet ölçülerini dikkate alarak uygun miktarda tazminat belirlemesi gerekir.

İspat Yükü ve Delillerin Değerlendirilmesi

Genel ispat kuralı uyarınca herkes iddiasını ispat etmekle yükümlü bulunduğundan, nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat isteyen taraf kişilik haklarının ihlal edildiğini kanıtlamak zorundadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2013/20270 Esas ve 2014/1180 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, nişanı bozan tarafın sonradan ileri sürdüğü iddialara dair tanık beyanları davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eden durumu kabule elverişli nitelikte değilse manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilir.

Hediyelerin Geri Verilmesi ve Sebepsiz Zenginleşme

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesinin birinci fıkrasına göre, evlilik dışındaki bir nedenle nişanlılığın bitmesi durumunda; tarafların karşılıklı sunduğu veya ana babaları ile onlar gibi hareket eden kişilerin karşı tarafa verdiği mutat dışı hediyeler, bunları bağışlayanlarca talep edilebilir. Söz konusu hediyelerin aynen yahut misliyle iadesinin imkânsız olduğu durumlarda ise aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri devreye girer.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 122Kaynağı aç
Madde 122- Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. IV. Zamanaşımı

Nişanın Bozulmasında Dava Açma Süresi ve Zamanaşımı

Nişanlılığın sona ermesinden doğan maddi tazminat, manevi tazminat ve alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesi taleplerine ilişkin tüm dava hakları, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 123. maddesi gereğince nişanın sona ermesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 123Kaynağı aç
Madde 123- Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İKİNCİ AYIRIM EVLENME EHLİYETİ VE ENGELLERİ A. Ehliyetin koşulları I. Yaş
Nişanın bozulmasından doğan tazminat davası ne kadar sürede açılmalıdır?

Nişanlılığın sona ermesinden doğan tüm dava hakları, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 123. maddesi uyarınca nişanın sona erdiği tarihten itibaren bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Nişanın bozulması yüzünden duyulan olağan üzüntü için manevi tazminat verilir mi?

Nişanın bozulmasının taraflarda yol açtığı doğal üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınamaz; tazminat verilebilmesi için fahiş bir zararın doğması ve kişilik haklarına saldırı yapıldığının ispatlanması gerekir.

Evlenme amacıyla harcama yapan anne ve baba tazminat talep edebilir mi?

Evet, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 120. maddesinin ikinci fıkrası gereğince tazminat isteme hakkı bulunan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davrananlar da yaptıkları evlilik harcamaları için kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebilirler.

Geri verilmesi gereken nişan hediyesi aynen iade edilemiyorsa ne yapılır?

Alışılmışın dışındaki hediyenin aynen veya mislen geri verilmesi mümkün değilse, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu