Ölümlü Trafik Kazasında Manevi Tazminat Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Ölümlü Trafik Kazasında Manevi Tazminat Davası

Bir trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin yakınları, Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi uyarınca manevi tazminat talep edebilir. Söz konusu madde, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da ölenin yakınlarına uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine hâkimin karar verebileceğini öngörmektedir; bu konuda takdir yetkisi hâkime aittir. Manevi tazminat, ölenin yakınlarının yaşadığı acı, elem ve manevi çöküntünün giderilmesini amaçlar; ölenin sağladığı maddi desteğin kaybını karşılamaya yönelik destekten yoksun kalma tazminatından hukuken bağımsız bir kalemdir ve her ikisi birlikte talep edilebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 2. Haksız rekabet

Hukuki Dayanak: Haksız Fiil Sorumluluğu ve Ölüm Zararları

Trafik kazasından doğan sorumluluk haksız fiil hükümlerine dayanır. TBK m. 49 uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür; zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de aynı yükümlülük altındadır. Ölüm hâlinde talep edilebilecek zarar kalemleri TBK m. 53'te sayılmıştır: cenaze giderleri; ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar; ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar. Manevi tazminat ise bu maddi zarar kalemlerinden ayrı olarak TBK m. 56 çerçevesinde değerlendirilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 53Kaynağı aç
MADDE 53- Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar. b. Bedensel zarar

Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında ya da bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur. Bunun yanı sıra işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Müteselsil sorumluluk için aracın bir teşebbüs unvanı veya işletme adı altında işletilmesi koşulunun somut olayda mevcut olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85 – (Değişik birinci fıkra: 17/10/1996-4199/28 md.) Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. (Ek: 17/10/1996-4199/28 md.) Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermiş ise, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temliki veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verilir. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi arasında geçen süreler içinde kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde, şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerh hükümsüz sayılır. İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir. (Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, hakimin takdirine göre kendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruz kaldığı zarardan da sorumlu tutulabilir. Ancak, bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yardımın doğrudan doğruya kendisine veya araçta bulunanlara yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yapılması gerekir. (Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. İşletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğun azaltılması:[70]

Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne sebebiyet verilmesinden dolayı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar teminat altına alır. Sigortacının sorumluluğu poliçe teminat limitiyle sınırlı olup limit aşılarak hüküm kurulamaz; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/19920, K. 2015/6661 sayılı kararında birden fazla davacı bulunması hâlinde limitin davacılar arasında oranlanarak uygulanması gerektiği bozma gerekçesi yapılmıştır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/19920, K. 2015/6661Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2013/19920 E.  ,  2015/6661 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davadaki maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ve birleşen davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı sigorta vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Asıl davada davacılar vekili,….ile… ilçeleri arasındaki yolda seyir halinde olan dava dışı …'a ait aracın karşı şeritten gelen kamyon ile çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacıların murisi …'nun öldüğünü, aracın sürücüsünün davalı gerçek kişilerin murisi olan …. olduğunu, kazanın …'ın tam kusuru ile meydana geldiğini belirterek fazlaya ilşkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 10.000,00 TL maddi tazminat ile eş …için 40.000,00 TL, baba … için ise 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini, eş …için 111.138,18 TL ve oğlu … için 20.208,82 TL'den toplam 131.347,00 TL olarak ıslah etmiştir. Birleşen davacılar vekili, aracı …'nun kullandığını ve kazanın….'ın kusuru ile meydana geldiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla eş … için 7.000,00 TL, çocuklar …, … ve… için ayrı ayrı 1.000,00'er TL den toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; yargılama sırasında talebini teminat limiti dahilinde toplam 125.000,00 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı sigorta vekili, maddi tazminat sorumluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, manevi tazminattan ise sorumlu olmadıklarını savunmuştur. Asıl davada davalı …. mirasçıları vekili, kaza anında aracı muris ….'in değil….'ın kulandığını, kaza anında araç içinde yolcu olarak bulunan …'ın beyanına ile bunun doğrulandığını olayla örtüşmeyen savcılığın takipsizlik kararındaki araç sücüsünün … olduğunun kabul edilemeyeceğini, bunun araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl dava yönünden; davacıların maddi tazminat taleplerinin ıslah edilen hali ile kabulü ile davacı …için 111.138,18 TL ve … için 20.208,82 TL den toplam 131,347,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden, ıslah edilen 130.347,00 tl lik kısmının ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılaradan müştereken ve müteseslsilen tahsili ile davacılara verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı eş …için 10.000,00 TL, davacı çocuk …. için 5.000,00 TL en toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal fazizi ile birlikte davalı …. mirasçılarından alınarak davacılara verilmesine fazlaya ilşkin istemin reddine karar verilmiş;birleşen davada ise birleşen davacıların maddi tazminat davalarının kabulü ile 125.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak birleşene dosya davacıları …. mirasçılarına verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı sigorta vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı sigorta vekilinin birleşen davada yönünden tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Asıl dava yönünden ise; a)Mahkemece poliçe limiti olan 125.000,00 TL aşılarak karar verilmiştir. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi Genel Şartları A1 maddesinde “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde düzenlenmiştir. Bu halde, Mahkemece poliçe limiti aşılmadan ve limit davacı eş ve çocuk için oranlanmak suretiyle karar vermek gerekirken yazılı şekilde limit aşılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. b)Tüm dosya kapsamı ile ekli savcılık dosyasındaki ifade tutanaklarının incelenmesine göre, olay günü aracın … tarafından kullanıldığı, muris….'ın hatır için taşındığı, müteveffa … ile davalı sigorta şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu araç sürücüsü …'ın kazanın meydana geldiği araca binmeden önce birlikte alkol aldıkları ve kazadan sonra bira şişelerinin araç içinden yola saçıldığı anlaşılmaktadır. Otopsi sırasında alınan kan örneğine göre müteveffa…. 1.27 promil alkollü olup, sürücü … ise bilinci kapalı olduğundan alkol ölçümü yapılamamıştır. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Bu durumda, olayda hem hatır taşımasının var olduğu, hem de alkollü vaziyette yine alkollü olan sürücünün aracına binen müteveffanın kazanın oluşumunda müterafik kusurlu olduğu hususu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, bu iki husus gözetilerek, hem hatır taşıması hem de müterafik kusur yönünden 818 sayılı BK 43 ve 44 (6098 sayılı BK 52. maddesine) göre, belirlenen tazminattan takdir edilecek oranda hakkaniyete uygun olarak ayrı ayrı indirim yapılması gerekirken bu hususlar göz ardı edilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. c)Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.2.b maddesi uyarınca,sigorta şirketi harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de teminat limiti dahilinde sorumlu olduğu halde mahkemece teminat limitini aşacak şekilde harç ve yargılama gideri ve vekalet ücrtetinden sorumlu tutulması da hatalı görülmüş ve bozma nedeni yapılmıştır. d)Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. O halde, davalı sigorta ve davalı …. mirasçıları yönünden faiz başlangıcının asıl ve ıslah edilen kısım yönünden kaza tarihi olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir. e)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı sigorta vekilin asıl dava yönünden sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı sigorta vekilinin birleşen davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2-e) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı sigorta vekilinin asıl dava yönünden sair temyiz itirazlarının reddine, (2/a, b, c ve d) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı sigorta vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 4.268,75 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı …'den alınmasına 5.5.2015 gününde Üye…'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. -KARŞI OY- Uyuşmazlık, 2918 sayılı KTK.dan doğan, tehlike sorumluluğu nedeniyle sürücü ….'in vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalanların tazminat taleplerinde, ölen desteğin müterafik kusurunun tazminattan indirim sebebi teşkil edip etmeyeceği, desteğin kusurunun işleten ve araç ZMSS.ini düzenleyen sigorta şirketini ne şekilde etkileyeceğine ilişkindir. Konu ile ilgili yasal düzenlemeler gözden geçirildiğinde; 6098 sayılı TBK.nun 51/1 maddesinde "Hakimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözönüne alarak belirleyeceği" , TBK. 52/1 maddesinde " zarar görenin zararı doğuran fiile razı olması veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olması veya tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırması halinde hakim tazminatı indirebileceği veya tamanen kaldırabileceği", TBK 53/3 maddesinde "ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların" ölüm halinde uğranılan zararlardan bulunduğu, 2918 sayılı KTK 85/1 maddesinde "Bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşübbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağı", 2918 sayılı KTK 85/son maddesinde " işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu", olduğu, 2918 sayılı KTK 86/2 maddesinde " sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, kazanın oluşumunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse hakimin durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebileceği", 2918 sayılı KTK 91/1 maddesinde "İşletenlerin, bu Kanununun 85. maddesinin 1 fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu" bulunduğu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği… " öngörülmüştür. Destekten yoksunluk tazminatı, ölüm nedeniyle ortaya çıkan, miras hukukundan bağımsız, yansıma yolu ile uğranılan maddi zararın tazmini amacını güden bir taleptir.(Emre Gökyayla S:46 vd) Kusursuz sorumlulukta tazminat belirlenirken aksi öngörülmemişse (TBK 49 vd) kusura dayanan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı doktrinde ve yargısal içtihatlarda benimsenmektedir. Tazminatta indirime sebep olan TKB 51, 52 madde hükümleri, kusursuz sorumluluk hallerinde takdir edilecek tazminatlarda da indirim sebebi teşkil edecektir (K.Oğuzman- T.Öz Borçlar Hukuk Genel Hükümler S:131, F.Eren Borçlar Hukuku Genel Hükümler S:7, 728, H.Nomer Haksız Fiil Sorumluluğundan maddi tazminatın belirlenmesi S:77). Sorumluluğun tehlike esasına dayanmasında da müterafık kusurun indirime engel teşkil etmeyeceği, zarar görenin müterafik kusurunun dikkate alınacağı 2918 sayılı Yasanın 86/2 maddesinde de açıkça vurgulanmıştır. TBK 52. maddesinde öngörülen müterafik kusur, zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına yaptığı katkı olup mağdur, zarar veren şahsın hal ve mevkini ağırlaştırdığı için hakim tazminatı indirmekte veya kaldırmaktadır. Nitekim, Federal Mahkeme de sigorta şirketinin, ölen desteğin kazanın oluşumundaki kusur oranında ödemesi gereken tazminat tutarında indirimi uygulamıştır. Bu noktada destekten yoksunluk tazminatının bağımsız hak niteliğinin, müterafik kusur uygulamasına etkisinin ne olduğu önem kazanmaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatının, destekten intikal eden bir hak olmaması, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin bir davada müterafik kusur nedeniyle tazminatın indirilmesi veya kaldırlmasına engel değildir. Bu açıdan bağımsızlık bulunmamaktadır. Bizzat ölenin tazminat talep etmiş olması halinde ortaya çıkacak hukuki sonuçtan daha farklı bir durum yaratılamaz. Desteğin fiil ve davranışları TBK 51, 52 maddesi gereğince destek görenlerin tazminat talepleri bakımından gözönünde tutulur (Gökyayla S.46). Destekten yoksun kalma tazminatında müterafik kusurun dikkate alınmasında şu ölçütten hareket edilmelidir. Zarar gören, destek kendisi tazminat talep etme imkanına sahip olsaydı kusuru sebebiyle tazminatta indirim yapılacak idi ise, destek görenler lehine takdir edilecek tazminatta da indirim yapılmalıdır. Nasıl ki, desteğin ölümü sebebiyle meydana gelen zararın yansıma yolu ile destek görenleri etkilediği kabul ediliyorsa, desteğin tazminattan indirime sebep olacak davranışlarının da aynı şekilde destek görenlere yansıtılması kabul edilmelidir (Gökyayla S 252). Diğer taraftan, zarar görenin kusurlu davranışı ile zararın ortaya çıkmasına veya artmasına sebebiyet vermesi halinde tazminat miktarının indirimine sebep olmasının temelinde dürüstlük kuralı bulunmaktadır. Bir kimsenin hem uğradığı zarara veya uğradığı zararın artmasına sebep olması, hem de bunun tamamını bir başkasından istemesi hukuki açıdan doğru değildir. Kişinin kendi kusurunun sonuçları başkasının sırtına yüklenemez(Gökyayla S.252 Nomer S.87). Aksinin düşünülmesi, dürüstlükle bağdaşmayacağı gibi çelişkili davranış yasağına da girmektedir. Alman Hukukunda BGB 846 hükmü gereği, tehlike sorumluluğundan doğan bir haksız fiil sonucu yaralanan veya ölenin desteğinden yoksun kalan 3.kişilerin, tehlike sorumluluğu esaslarına göre sorumlu olan kişiye karşı yöneltikleri tazminat taleplerinde yaralanan veya ölenin birlikte kusuru dikkate alınmaktadır. …. Hukukunda desteğin kusurunun, destek görenlerin tazminat alacaklarını olumsuz yönde etkileyebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte, doktrinde tazminat miktarının belirlenmesinde mağdur-desteğin müterafik kusurunun mutlaka dikkate alınacağı kabul edilmektedir (Oser, Schönenberger, Das Obligationenrecht.Art 1-183). …. Fedaral Mahkemesi de, sigorta şirketinin mevcudiyeti halinde ölen desteğin kusurunun davacı tarafın tazminat miktarında evleviyetle dikkate alınacağını vurgulayarak sigorta yoluyla korumanın söz konusu olduğu hallerde sigorta şirketini genel hukuk normları üzerinde sorumlu tutmanın söz konusu olamayacağını, davalı sigorta şirketinin ölen desteğin müterafik kusuru oranında tazminat talebinden indirim isteyebileceğine hükmetmiştir (BGE 113 11 328, Prof Dr Saibe Oktay Özdemir – Hukuki Mütalaa). Desteğin ölümü nedeniyle meydana gelen zararın yansıma yolu ile destek görenleri de etkilediği nasıl kabul ediliyorsa desteğin tazminattan indirime sebep olacak davranışların da aynı şekilde destek görenlere yansıyacağı (Gökyayla S.252, Tekinay-Akman- Burcuoğlu-Altop S.650) Türk Hukuk Doktrininde genelde kabul görmektedir. Konunun ZMSS yönünden incelenmesinde de, 2918 Sayılı KTK 85/1, 91/1 ve ZMSS Genel Şartlarının A.1 maddesi hükümlerinden de anlaşıldığı üzere sigortacının (ZMSS) sorumluluğuna gidilebilmesi için; A-Bir sigorta sözleşmesi bulunması, B-Bir zararın gerçekleşmesi, C-İşletenin 2918 Sayılı KTK 85/1 maddesine göre sorumlu olması gerekmektedir. Zorunlu trafik sigortasında sigortacının sigorta sözleşmesinin gereği olarak zarar görene karşı sorumluluğundan söz edebilmek için işleten, motorlu aracın işletilmesinden KTK.85/1 maddesine göre (tehlike sorumluluğu) sorumlu olmalıdır. İşletenin sorumluluğunun bulunmadığı durumda sigortacının sorumluluğu da söz konusu değildir (Çetin Aşçıoğlu- Trafik Kazasından Doğan Hukuk ve Ceza Sorumlulukları 2008 baskı Sayfa 134). Sorumluluk sigortası türlerinden biri olan Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS.de sigorta ettiren durumunda olan işleten ve onun gibilerin, motorlu araçların neden oldukları zararlardan dolayı kendilerine düşen hukuki sorumluluğu sigortacı belirli limite kadar karşılamakla yükümlü olup, sigortacının sorumluluğu işletenin hukuki sorumluluğu ile eş değerdir. Sigortacı ondan fazlasından sorumlu değildir. Zira bir meblağ sigortası olmayan sorumluluk sigortası sadece olaydan zarar görenlerin gerçek zararlarını giderme ve zarardan sorumlu olan işleten ve onun gibilerin mal varlığındaki bu tazminat ödemesi nedeniyle oluşacak eksilmeyi önleme amacına yönelik bir pasif sigorta türüdür. Oluşan bir trafik kazası sonucu ölen işleten- sürücünün desteğinden yoksun kalan hak sahiplerinin sorumluluk sigortacısına karşı yöneltebilecekleri yansıma yolu ile oluşan zarar işletene karşı ileri sürülebilecek tutardan fazla ve ayrı olması mümkün değildir. İşletenin trafik kazası sonucu ölümü durumunda kusurlu olsa dahi kendisinin desteğinden yoksun kalanlara tazminat yükümlülüğü doğmayacaktır (Işıl Ulaş, Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku 8.baskı sayfa 941). Sorumluluk sigortalarında destekten yoksun kalanın sigortacıya karşı doğrudan doğruya bir talep hakkı bulunmamaktadır. Zira bu tür sigortalarda sigorta ettiren kendi mamelekinde vukua gelecek muhtemel bir azalmayı teminat altına almaktadır. Burada riziko, sigorta ettirenin mamelekinde vukua gelecek eksilme ihtimalidir. Zarar gören lehine şart koşulan kimse durumunda olmadığından 3.şahsın sigortacıya karşı bir talep hakkı yoktur (Gürsoy-Sigorta Hukuku sayfa 154, Bozer- Sigorta sayfa 255, Tekinay-sayfa 106, Karayalçın-İşletme Kazaları sayfa 65). Destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinde ölenin davranışının müterafik kusur teşkil edip etmeyeceği, destekten yoksun kalanlara desteğin kusurunun yansıyıp yansımayacağı hususunda Yargıtay uygulamasına gelince; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, desteğin kusuru oranında tazminattan indirim yapılması gerektiği görüşünü sürdürmektedir (4 HD 2010/110825 E 2012/665 K sayı 23.1.2012 günlü karar). Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2007 yılına kadar bir kısım kararlarında ölüm ile sonuçlanan trafik kazalarında destekten yoksun kalma tazminatı nedeni ile ZMSS'e başvurulması halinde tazminat miktarı tesbit edilirken zarar görenin müterafik kusuru oranında indirim yapılması gerektiği içtihat edilmişken bu tarihten sonraki bir kısım kararlarda davacıların 3.kişi olmaları nedeniyle miras hukukundan bağımsız olan destekten yoksun kalma tazminatı istemlerinde desteğin kusurunun tazminattan indirim neden olmaması ilkesi benimsenmiş, daha sonra 2008 ve 2009 yılında verilen kararlarda yine destekten yoksun kalma tazminatlarında mülga BK 44/1 maddesinin uygulanması gereğine değinilmiş, Dairenin bu yöndeki uygulaması iş bölümü nedeni ile bu nitelikteki davalarda görevinin sona erdiği 2009 yılına kadar devam etmiştir. Yargıtay 17.Hukuk Dairesi de ZMSS.nin taraf olduğu destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davalarda iş bölümü nedeniyle görevlendirildiği 2008 yılından itibaren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas 411 Karar sayı ve 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas 2012/92 Karar sayılı kararlarlarına kadar destekten yoksun kalma tazminatlarında mülga BK 44/1 maddesi hükümlerini uygulayarak Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin bu yöndeki son uygulamasını sürdürmüş, daha sonra HGK kararları doğrultusunda desteğin kusurunun tazminattan indirim nedeni olamayacağı yönünde kararlar vermiş olup Dairece halen uygulama bu yönde devam ettirilmektedir. Hukuk Genel Kurulunun yukarıda tarih ve sayıları belirtilen kararlarında ve daha sonraki bir kısım kararlarında trafik kazasında tam veya kısmı kusurlu sürücünün desteğinden yoksun kalanların ZMSS.den müterafik kusur indirimi yapılmaksızın destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecekleri yönündedir. Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; Davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı araç sürücü ….'in araçla geçirdiği ve 8/8 oranında kusurlu bulunduğu trafik kazası sonucu vefatı üzerine sürücünün desteğinden yoksun kaldıklarını iddia eden davacılar tarafından davalı ZMSS aleyhine destekten yoksun kalma tazminatı davası açılmış, Davalı davanın reddi savunmuş, Yargılama sonucunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, Kararın davalı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yazılı gerekçe ile yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Davalı sigorta şirketinin birleşen davada …. mirasçıları tarafından açılan davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz isteminin reddine yönelik sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum. Tehlike sorumluluğunda tazminatın tayini kusur sorumluluğundaki kuralllara bağlı bulunduğundan TBK 52/1 maddesinde öngörülen desteğin müterafik kusuru tazminatın tayininde dikkate alınmalıdır. Destekten yoksun kalma tazminatının miras hukukundan ayrı, bağımsız bir hak olması, desteğin müterafik kusurunun ileri sürülmesine engel değildir. Desteğin kendisinin talep etmesi halinde nasıl müterafik kusur tazminattan indirimi gerektiriyorsa, yansıma yoluyla zarara uğrayan davacılar yönünden de aynı şekilde desteğin kusurunun kendilerine yansıması, bu nedenle sigorta şirketine karşı ileri sürülen tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmasını gerektirir. Olayda destek 8/8 oranında kusurlu bulunduğundan, işletene izafe edilmesi gereken işletme kusurunun varlığıda iddia ve ispat edilmediğinden, davalı ZMSS işletenin sorumluluğunu üstlendiğinden, desteğin kusuru kendilerine yansıyan davacıların tazminat istemleri TBK 52/1 maddesi gereğince tamamen kaldırılmalıdır. Aksi düşüncenin kabulü hukuk düzeni içinde kendi ölümünden sorumlu olmayan desteğin, destek olduğu kişilere karşı sorumluluğunun devam ettirilmesi anlamına gelmektedirki bu durumda destek görenlerin ölenin mirasçılarına karşı bu talep hakını yöneltmelerine imkan vermek gibi kabul edilemez bir durum ortaya çıkmaktadır. (Prof Dr Saibe Oktay Özdemir- Hukuki Müteala) Diğer taraftan amacı, kaynakları ve giderleri 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda belirlenen, bu yasa kapsamında faaliyet gösteren bir özel hukuk tüzel kişisi olan davalı sigorta şirketini Sosyal Güvenlik Kurumu gibi görmek, kamu kurumu niteliği tanımak da sigorta hukuku ilkelerine aykırıdır. Açıklanan yasal düzenlemeler, bilimsel görüşler ve yargı kararları karşısında davalı sigorta şirketinin birleşen dava yönünden temyiz isteminin kabulü ile dava red edilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken bu yöne ilişkin temyiz isteminin reddine yönelik sayın çoğunluk görüşüne karşıyım. Karşı Oy …

Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesinde Ölçütler

Hâkim, manevi tazminat miktarını takdir ederken Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi gereği hukuka ve hakkaniyete göre karar verir; bu madde, kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin bu yetkisini kullanacağını düzenlemektedir. Manevi tazminat miktarını etkileyecek özel hal ve şartlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkimin bu yetkiyi kullanırken ona etkili olan nedenleri kararda nesnel ölçütlere göre göstermesi gerektiği, 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de vurgulanmıştır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. C. Genel nitelikli hükümler

Tazminat Miktarını Etkileyen İndirim Nedenleri

TBK m. 52/1 uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuşsa, zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa veya tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hâkim tazminatı indirebilir ya da tamamen kaldırabilir. TBK m. 52/2'ye göre ise zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecekse ve hakkaniyet de gerektiriyorsa hâkim tazminatı indirebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 52Kaynağı aç
MADDE 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. IV. Özel durumlar 1. Ölüm ve bedensel zarar a. Ölüm

Hatır taşımalarında, yani bir menfaat karşılığı olmaksızın gerçekleştirilen taşımalarda, belirlenen tazminattan uygun bir indirim yapılması hem öğretide hem de Yargıtay içtihatlarında yerleşmiş bir uygulama olarak benimsenmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/19920, K. 2015/6661 sayılı kararında bu indirim kuralı bozma gerekçesi olarak uygulanmış; aynı kararda hatır taşıması indirimi ile müterafik kusur indiriminin her birinin TBK m. 52 (eski BK m. 43-44) çerçevesinde ayrı ayrı ve birbirinden bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Destekten yoksun kalma tazminatında desteğin kusurunun indirim nedeni olup olamayacağı tartışmalı bir konudur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/19920, K. 2015/6661 sayılı kararında çoğunluk, somut olayda hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle bozma yapılması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Aynı kararın karşı oy bölümünde ise Hukuk Genel Kurulu kararları doğrultusunda desteğin kusurunun tazminattan indirim nedeni olamayacağı yönünde farklı bir görüş ileri sürülmektedir. Bu iki yaklaşım aynı kararın farklı bölümlerinde çelişmektedir; konunun somut dava koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

Tazminat Kalemleri: Maddi ve Manevi Tazminat Ayrımı

Ölümlü trafik kazasında talep edilebilecek kalemler birbirine karıştırılmamalıdır. Manevi tazminat, ölenin yakınlarının yaşadığı acı ve manevi çöküntüyü karşılamak amacıyla TBK m. 56 kapsamında istenir. Destekten yoksun kalma tazminatı ise ölenin sağladığı maddi desteğin kaybını karşılamaya yönelik bağımsız bir talep niteliği taşır. TBK m. 53 gereği, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybından doğan kayıplar da ayrıca talep edilebilir. Bu kalemler hukuken birbirinden ayrı olup aynı davada birlikte ileri sürülebilir.

Bedensel zararlarda TBK m. 54 gereği tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar tazminata konu olabilir. TBK m. 54, ekonomik geleceğin sarsılmasını çalışma gücündeki kayıptan bağımsız ayrı bir kalem olarak saymaktadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 54Kaynağı aç
MADDE 54- Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. c. Belirlenmesi

Faiz Başlangıcı

Haksız eylem faili, ihtar veya ihbara gerek olmaksızın zararın doğduğu anda, yani haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Zarar gören, kısmi davaya ya da sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak da haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Bu kural Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/19920, K. 2015/6661 sayılı kararında bozma gerekçesi olarak uygulanmıştır.

Sigorta Şirketinin Sorumluluğu ve Teminat Limiti

Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı sorumluluğunu yalnızca poliçede belirlenen teminat limitleriyle sınırlı olarak üstlenir; limit aşılarak hüküm kurulamaz. Manevi tazminat talepleri kural olarak sigorta poliçesi kapsamında yer almaz; bu tür talepler için Sigorta Tahkim Komisyonu yetkili değildir. Ancak poliçede manevi tazminatı kapsayan ek teminat bulunması hâlinde sigorta şirketinin bu yönden de sorumluluk üstlenebileceği belirtilmektedir.

Zamanaşımı Süreleri

Tazminat istemi, TBK m. 72 uyarınca zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak aynı madde uyarınca, tazminata esas fiilin ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir suç oluşturması hâlinde, ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı uygulanır. Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma TCK m. 85 kapsamında düzenlenmektedir; bu suç için uygulanacak ceza zamanaşımı süresi, TCK'nın dava zamanaşımına ilişkin genel hükümleri çerçevesinde belirlenmekte olup iki yıllık süreyi aşabilir. Ayrıca TCK m. 66/3 uyarınca, dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. II. Rücu isteminde
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer. (2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer. (3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur. (4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır. (5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8 md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar. (6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. (7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz. Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi

Ceza Davasının Tazminat Davasına Etkisi

Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, TCK m. 85/1 uyarınca iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilir. Fiil birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümüyle birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuşsa TCK m. 85/2 uyarınca ceza iki yıldan on beş yıla kadar çıkabilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[35] İKİNCİ BÖLÜM Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar Kasten yaralama[36][37]

Ceza hâkiminin fiilin hukuka aykırılığı ve olayın varlığına ilişkin tespitlerinin hukuk hâkimini bağladığı; buna karşılık kusur oranı, kusur ehliyeti ve tazminat miktarı konularında hukuk hâkiminin bağımsız değerlendirme yapacağı ileri sürülmektedir. Bu ayrımın dayanağı bu makalenin dayandığı kaynaklarda kanun maddesi veya Yargıtay kararı düzeyinde doğrudan bir hüküm içermemektedir; konunun ilgili mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Ceza Yargılamasında Uzlaştırmanın Tazminata Etkisi

Uzlaştırma kapsamındaki suçlarda uzlaşma sağlanması hâlinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç olmak üzere, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. CMK m. 253/1'de uzlaştırmaya tabi suçlar arasında taksirle yaralama (TCK m. 89) sayılmıştır; taksirle öldürme bu listede ayrıca gösterilmemiştir. Bu nedenle ölümlü trafik kazasına konu suçun uzlaştırma kapsamında olup olmadığı somut dosyada ayrıca değerlendirilmelidir. Uzlaştırma girişimi sonuçsuz kalırsa tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar herhangi bir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.) (1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur: a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar. b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;[102] 1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88), 2. Taksirle yaralama (madde 89), 3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit (madde 106, birinci fıkra), 4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116), 5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi), 6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık (madde 141), 7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103] 8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık (madde 157), 9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (madde 165), 10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234), 11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239), suçları. c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar. (2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir. (3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.) Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107] (4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108] (5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır. (6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır. (7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir. (8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi, soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir. (9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.) (10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde bulundurulur. (11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109] (12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir. (13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır. (14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı, uzlaştırmacıya talimat verebilir. (15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına gönderir. (16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler. (17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder. (18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez. (19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.[111] (20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz. (21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez. (22) (Değişik birinci cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından karşılanır. (23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda öngörülen kanun yollarına başvurulabilir. (24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları, uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112] (25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili, uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir. Mahkeme tarafından uzlaştırma

İlk uzlaşma teklifinden, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Trafik kazasından doğan tazminat davaları kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülür. Davanın sigorta şirketine yöneltilmesi hâlinde ticari dava niteliği nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesi görevli mahkeme olarak değerlendirilmektedir. Ticari davalarda, konusu bir miktar para olan tazminat davalarında TTK m. 5/A uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; bu yükümlülük ticari nitelikteki davalara uygulanır. Davalı yalnızca araç sürücüsü, araç sahibi veya işleten ise bu arabuluculuk zorunluluğu uygulanmaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5/AKaynağı aç
MADDE 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.[8] (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. B) Çeşitli hükümler I – Zamanaşımı

Yetkili mahkeme bakımından HMK m. 6 uyarınca genel yetki, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesine aittir. Bunun yanı sıra HMK m. 16 uyarınca haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği ya da gelme ihtimalinin bulunduğu yer mahkemesi ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir; davacı bu seçenekler arasında tercih yapabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
MADDE 6- (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (2) Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Davalının birden fazla olması hâlinde yetki
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 16Kaynağı aç
MADDE 16- (1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Yetki sözleşmesi

İşletenin Sorumluluğuna İlişkin Özel Durumlar

KTK m. 85/3 uyarınca, işletilme hâlinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasında işletenin sorumlu tutulabilmesi için zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulan kişilere ilişkin bir kusurun varlığını ya da araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir. Bu kural yalnızca aracın işletilme hâlinde olmadığı duruma özgüdür. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi arasında geçen süre içinde kötü niyetle yapılan araç tescilleri ise KTK m. 85/2 uyarınca hükümsüz sayılır.

Sık Sorulan Sorular

Ölümlü trafik kazasında kimler manevi tazminat isteyebilir?

TBK m. 56 uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde ölenin yakınları manevi tazminat talep edebilir. Maddede hangi yakınların bu haktan yararlanacağına ilişkin sayısal bir sınır öngörülmemiştir; hâkim olayın özelliklerini göz önünde tutarak ve takdir yetkisini kullanarak karar verir.

Manevi tazminat davası için zamanaşımı süresi ne kadardır?

TBK m. 72 uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde açılmalıdır. Kazanın ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir suç oluşturması hâlinde, aynı madde gereği ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı uygulanır. Bu nedenle kazanın taksirle öldürme suçunu oluşturduğu durumlarda uygulanacak ceza zamanaşımı süresi iki yıllık süreyi aşabilir; kesin süre TCK'nın zamanaşımına ilişkin hükümleri çerçevesinde belirlenir.

Manevi tazminat miktarı nasıl belirlenir?

Hâkim, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. Manevi tazminat miktarını etkileyecek özel hal ve şartlar her olaya göre değişebileceğinden hâkimin takdir yetkisini kullanırken bu yetkiye etkili olan nedenleri kararda nesnel ölçütlere göre göstermesi gerekmektedir; bu ilke 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de vurgulanmıştır.

Destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat birlikte talep edilebilir mi?

Evet. Manevi tazminat ölenin yakınlarının acı ve manevi çöküntüsünü gidermeyi amaçlarken destekten yoksun kalma tazminatı ölenin sağladığı maddi desteğin kaybını karşılar. Bu iki talep hukuken birbirinden bağımsız olup aynı davada birlikte ileri sürülebilir; kalemlerin birbirine karıştırılmaması gerekir.

Sigorta şirketine karşı manevi tazminat davası açılabilir mi?

Manevi tazminat talepleri kural olarak sigorta poliçesi kapsamı dışında kalır; bu talepler için Sigorta Tahkim Komisyonu yetkili değildir. Ancak poliçede manevi tazminatı kapsayan ek teminat bulunuyorsa sigorta şirketinin bu yönden de sorumluluk üstlenebileceği belirtilmektedir. Sigorta şirketine karşı ticari nitelikteki para alacağı veya tazminat davası açılmadan önce TTK m. 5/A uyarınca zorunlu arabuluculuk sürecinin işletilmesi gerekir.

Tazminat miktarından indirim yapılabilir mi?

TBK m. 52/1 uyarınca zarar gören kişinin zararın doğmasında ya da artmasında etkili olması hâlinde hâkim tazminatı indirebilir ya da tamamen kaldırabilir. Yolculuğun hatır için yapıldığı, yani karşılıksız taşıma durumlarında da belirlenen tazminattan ayrıca uygun bir indirim yapılması Yargıtay içtihatlarında ve öğretide yerleşik uygulama olarak benimsenmiştir. Bu iki indirim kalemi birbirinden bağımsız olup her biri TBK m. 52 çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilebilir.

Araç işletilme hâlinde değilken meydana gelen kazada sorumluluk kime aittir?

KTK m. 85/3 uyarınca, aracın işletilme hâlinde olmadığı bir kazada işletenin sorumlu tutulabilmesi için zarar görenin, işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulan kişilere ilişkin kusur ya da araçtaki bozukluğun kazaya neden olduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Bu kural yalnızca aracın işletilme hâlinde olmadığı duruma özgüdür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu