Narsist Eşle Boşanma Sürecinde İspat Güçlüğü
Narsist özellikler sergileyen eşle yürütülen boşanma davalarında vakıaların ispatlanması kolay değildir. Bu durumdaki eşin dışarıya ve toplum içine karşı saygın, güçlü veya sevilen bir görünüm sergileyebilmesine karşılık ortak konutta öfke patlamaları ve psikolojik şiddet uygulayabilmesi, evlilik içerisindeki davranışların mahkeme nezdinde ispatını güçleştirebilir.
Narsist Kişilik Bozukluğunun Boşanma Sebebi Olarak Niteliği
Narsist kişilik bozukluğu, tıbbi açıdan akıl hastalığı değil kişilik bozukluğu olarak sınıflandırılmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesi uyarınca akıl hastalığına dayalı boşanma davası açılabilmesi için hastalığın ortak hayatı diğer eş açısından çekilmez kılması ve iyileşme olanağının bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi şarttır. Kişilik bozuklukları bu çerçevede doğrudan akıl hastalığı sayılmadığından, narsist eşin yarattığı geçimsizlik ve zedeleyici tutumlar Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması vakıası olarak ileri sürülebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 165Kaynağı aç
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması ve İtiraz Dengesi
Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin ilk iki fıkrasına göre ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede evlilik birliği temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri dava açabilir. Davacının kusuru daha ağır olduğu takdirde davalı eşin davaya itiraz etme hakkı saklıdır. Bununla birlikte davalının yönelttiği bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde görülüyorsa ve evlilik birliğinin sürdürülmesinde davalı ile müşterek çocuklar bakımından korunmaya değer bir hukuki yarar kalmamışsa mahkemece boşanmaya karar verilebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Herhangi bir boşanma sebebiyle ikame edilmiş bir davanın reddine karar verilip bu kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçtiği takdirde, her ne sebeple olursa olsun ortak yaşam yeniden tesis edilememişse evlilik birliği kanun gereği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin başvurusu üzerine boşanmaya hükmedilir.
Özel Boşanma Nedenleri ve Hak Düşürücü Süreler
Evlilik sürecinde sergilenen ağır fiiller kanunda belirtilen özel boşanma nedenlerine de vücut verebilir. Eşlerden biri, diğeri tarafından hayatına kastedilmesi, kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir muamelede bulunulması hallerinde Türk Medeni Kanunu'nun 162. maddesine dayanarak boşanma davası açabilir. Bu hak, sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle düşeceği gibi fiili affeden eşin de dava hakkı ortadan kalkar.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 162Kaynağı aç
Zina eylemine dayalı boşanma davasında da Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesi gereğince öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer; eylemi affeden taraf dava açamaz. Buna karşın Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesi gereğince eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi yahut haysiyetsiz bir yaşam sürmesi sebebiyle birlikte yaşaması diğer eşten beklenemez hale gelmişse, hak sahibi eş herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı kalmaksızın her zaman boşanma davası ikame edebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 163Kaynağı aç
Evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak konutu terk eden ya da haklı bir neden bulunmaksızın ortak konuta dönmeyen eşe karşı Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesi uyarınca terk sebebiyle boşanma davası açılabilir. Diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı sebep olmaksızın ortak konuta dönüşünü engelleyen eş de kanunen terk etmiş sayılır. Terk davasının açılabilmesi için ayrılığın en az altı ay sürmüş olması ve bu durumun devam etmesi gerekir. Dava açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe mahkemeden veya noterden ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe terk sebebiyle dava açılamaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 164Kaynağı aç
Dijital Kayıtların Delil Niteliği ve Hukuka Uygunluk
Ortak konut içinde kapalı kapılar ardında yaşanan psikolojik şiddet ve hakaretlerin ispatlanmasında kısa mesajlar, elektronik postalar, sosyal medya yazışmaları ve ses kayıtları önemli delil araçları arasında yer alır. Ancak bu verilerin mahkemede değerlendirmeye alınabilmesi, hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmalarına bağlıdır. Hukuka aykırı şekilde temin edilen kayıtlar yargılamada dikkate alınmaz.
Velayet Uyuşmazlıkları ve Sosyal İnceleme Raporları
Narsist ebeveynlerin ayrılık sürecinde çocukları diğer tarafa karşı yönlendirmesi, duygusal baskı kurarak diğer ebeveynin sevgisiz olduğu algısını aşılamaya çalışması çocuğun psikolojik gelişimini zedeler. Boşanma davalarında velayet düzenlemesi çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda şekillenir. Pedagog veya uzmanlarca hazırlanan sosyal inceleme raporlarında bu tür manipülasyonların çocuğun gelişimine olumsuz yansıdığı belirlendiğinde, mahkeme velayeti diğer ebeveyne tevdi edebilir.
Maddi ve Manevi Tazminat Koşulları
Boşanmanın fer'isi niteliğindeki tazminat talepleri Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinde düzenlenmiştir. Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu olan eş, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Diğer taraftan evliliğin sona ermesine yol açan vakıalar sebebiyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer eşten manevi tazminat olarak uygun miktarda bir paranın ödenmesini talep edebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Mal Kaçırma İddiaları
2002 yılından sonra kurulan evliliklerde yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Eşler arasındaki bu rejim Türk Medeni Kanunu'nun 225. maddesi uyarınca mahkemece evliliğin boşanma veya iptal sebebiyle sona erdirilmesine ya da mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Türk Medeni Kanunu'nun 222. maddesi gereğince belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür; aksi ispat edilinceye kadar bir eşin bütün malları edinilmiş mal sayılır ve kime ait olduğu ispat edilemeyen mallar eşlerin paylı mülkiyetinde kabul edilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/16727, K. 2015/19749Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 222Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 225Kaynağı aç
Türk Medeni Kanunu'nun 236. maddesinde yer alan artık değere katılma alacağı yasadan doğan bir hak niteliğindedir ve borçlar düşüldükten sonra kalan artık değerin yarısı üzerindedir. Türk Medeni Kanunu'nun 227. maddesindeki değer artış payı alacağında eşin diğer eşin mal edinmesinde kişisel malı veya geliriyle somut katkısı aranırken, katılma alacağında talepte bulunan eşin herhangi bir gelirinin bulunması veya mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunması gerekmez.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/4834, K. 2014/4775Kaynağı aç
Tasfiye aşamasında eşin katılma alacağını azaltma kastıyla yaptığı devirler veya mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar, Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesi uyarınca edinilmiş mallara değer olarak eklenir. Bu tür devirlerde malın devir tarihindeki durumu esas alınarak tasfiye ve karar tarihindeki sürüm değeri hesaba dahil edilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/14281 Esas ve 2018/17838 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, karşılıksız kazandırma veya devrin tespiti halinde işlemin ve tasarrufun iptaline karar verilemez; devrin tespitiyle yetinilir ve borçlu eski eşin mal varlığı borcu karşılamaya yettiği sürece üçüncü kişi katılma alacağından sorumlu tutulmaz. Eşle birlikte üçüncü kişiye dava açılmışsa Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca üçüncü kişiye yönelik dava ayrılarak borcun eşten tahsil edilebilirliği bekletici mesele yapılır. Tasfiye sırasında borçlu eşin mal varlığı veya terekesi borcu ödemeye yetmediği takdirde, Türk Medeni Kanunu'nun 241. maddesine göre üçüncü kişi aleyhine eksik kalan miktarla sınırlı olarak alacak davası açılabilecektir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/14281, K. 2018/17838Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 229Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 241Kaynağı aç
Narsist kişilik bozukluğu tek başına boşanma sebebi midir?
Narsist kişilik bozukluğu psikiyatri alanında akıl hastalığı değil kişilik bozukluğu sayıldığından Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesindeki akıl hastalığı sebebine doğrudan dayanak yapılamaz; evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında genel sebeple dava konusu edilebilir.
Narsist eşin ses kayıtları ve mesajları mahkemede kullanılabilir mi?
Narsist eşe ait yazışma ve ses kayıtları delil olarak sunulabilir; ancak mahkemece bu kayıtların hüküm kurulurken dikkate alınabilmesi hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmalarına bağlıdır.
Narsist eşin üçüncü kişiye kaçırdığı mallar iptal davasıyla geri alınır mı?
Katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirlerde tasarrufun iptali kararı verilemez; Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesi uyarınca devredilen mal edinilmiş mallara değer olarak eklenir ve borçlu eşin mal varlığı yetersiz kaldığında üçüncü kişiden ancak eksik kalan miktarla sınırlı talepte bulunulabilir.
Manipülatif narsist eş çocuğun velayetini alabilir mi?
Velayet belirlenirken çocuğun üstün yararı esas alınır; narsist eşin duygusal manipülasyonlarının çocuğun psikolojik gelişimine zarar verdiği uzman incelemesiyle saptandığında velayet diğer ebeveyne bırakılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

