Hukuki Nitelendirme ve Artık Değere Katılma Alacağı
Evlilik birliği sürerken eşlerden birinin malvarlığını elden çıkararak diğer eşin tasfiye payını karşılıksız bırakmaya çalışması hâlinde, yargılamada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 33 gereğince maddi vakıaları bildirmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise hâkime aittir. Eşin mal devirleri yoluyla gerçekleştirdiği eylemler, uygulamada artık değere katılma alacağı talebi olarak değerlendirilir.
Artık değere katılma alacağı kanundan doğan bağımsız bir haktır. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 219, m. 229, m. 230, m. 231 ve m. 236/1 çerçevesinde; eklenecek değerler ile denkleştirme tutarları hesaba katılarak edinilmiş malların toplamından borçlar indirilir ve kalan artık değerin yarısı üzerinden talep hakkı doğar. Bu hakkı ileri süren eşin ayrıca bir gelirinin bulunması veya malvarlığının edinilmesine, korunmasına ya da iyileştirilmesine fiilen katkı sağlamış olması zorunlu değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/16956, K. 2017/6714Kaynağı aç
Tasfiye hesabında esas alınan edinilmiş mallar Türk Medenî Kanunu m. 219 hükmünde düzenlenmiştir. Bu kapsamda çalışma karşılığı elde edilen edinimler, sosyal güvenlik kurumlarının veya personel yardım sandıklarının yaptığı ödemeler, çalışma gücü kaybı sebebiyle bağlanan tazminatlar, kişisel malların gelirleri ile edinilmiş malların yerine geçen ikame değerler tasfiyeye dahil edilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 219Kaynağı aç
Edinilmiş Mallara Değer Olarak Eklenecek Kazandırma ve Devirler
Mal rejiminin sona erdiği anda mevcut olan edinilmiş malların tasfiyesi asıl olmakla birlikte, evlilik sona ermeden önce devredilen bazı malvarlığı değerleri Türk Medenî Kanunu m. 229 uyarınca mevcutmuş gibi hesaba eklenir. Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan gerçekleştirilen olağan hediyeler haricindeki karşılıksız kazandırmalar değer olarak edinilmiş mallara ilave edilir. Bunun yanında, süre sınırı aranmaksızın mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılmış devirler de hesaba dahil edilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 229Kaynağı aç
Bu kapsamdaki devir ve kazandırmalardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda mahkemece verilecek kararın, devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için davanın bu kişilere ihbar edilmiş olması şarttır.
Eklenecek değerlerin hesaplanmasında Türk Medenî Kanunu m. 235 fıkra 2 hükmü malın devredildiği tarihin esas alınacağını belirtmektedir. Yargı kararlarında ise devredilen malın devir tarihindeki fiziki ve hukuki niteliği korunmak suretiyle tasfiye anındaki sürüm değerinin hesaba katılması yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 235Kaynağı aç
İspat Yükü, Yemin Yasağı ve Kastın Tespiti
Mal rejiminin sona erdiği tarihte fiilen mevcut olmayan bir malvarlığı yönünden, devrin diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla yapıldığını veya devir karşılığında alınan bedelin mal rejiminin sona erdiği tarihte halen mevcut olduğunu kanıtlama yükü davacı tarafa aittir. İspat külfeti iddia eden tarafta bulunduğundan mahkemenin davalı tarafa bu konuda yemin yöneltmesi kanuna aykırıdır.
Katılma alacağını azaltma kastı doğrudan belgelenemediğinde hâkim somut ve dışa yansıyan olayları değerlendirir. Boşanma davasının açılmasından hemen önce veya aile içinde yaşanan ciddi uyuşmazlıkların ardından yapılan tasarruflar şüpheli kabul edilir. Eşler arasında darp, ayrılık ya da kavga gibi olaylardan hemen sonra gerçekleştirilen banka havaleleri azaltma kastı kapsamında görülebilir. Gönderilen paranın ticari ilişkiye dayandığı yönündeki savunmaların soyut beyanlarla sınırlı kalmayıp sözleşme, fatura veya ticari kayıt gibi yazılı belgelerle doğrulanması gerekir.
Boşanma davası açılmasından yaklaşık iki yıl önce elden çıkarılan ve tasfiye anında bulunmayan bir mal yönünden, azaltma kastı veya paranın mevcudiyeti kanıtlanamadığında ve malın değeri dikkate alınarak devir karşılığının evlilik birliği içinde tüketilmiş olduğu kabul edildiğinde katılma alacağı talebi reddedilebilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/13949, K. 2019/2926Kaynağı aç
Artık Değerin Belirlenmesi ve Paylaşım Esasları
Türk Medenî Kanunu m. 231 uyarınca artık değer; eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar dahil edilerek eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar düşüldükten sonra kalan tutardır. Hesaplama yapılırken değer eksilmeleri göz önüne alınmaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Tasfiye neticesinde Türk Medenî Kanunu m. 236 fıkra 1 uyarınca her eş ya da mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur ve alacaklar takas edilir. Kanunun 236. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, zina veya hayata kast gerekçesiyle boşanmaya hükmedilmesi durumunda hâkim, kusurlu olan eşin artık değer üzerindeki pay oranını hakkaniyete uygun biçimde indirebilir veya tamamen ortadan kaldırabilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 236Kaynağı aç
Şirket Varlıkları, Gelirler ve Aile İçi Taşınmaz Edinimi
Eşin ortak olduğu şirket tüzel kişiliğine ait taşınır veya taşınmaz mallar tasfiyeye dahil edilemez ve bu şirket malları üzerine ihtiyati tedbir konulamaz. Çünkü şirket bağımsız bir tüzel kişiliktir. Menfaatlerin korunması amacıyla borçlu eşin şirket paylarını devretmesini engelleyici tedbirler istenebilir; alacağın tahsili sürecinde ise İcra ve İflas Kanunu hükümleri dairesinde pay veya kâr haczi uygulanabilir.
Eşin şirket veya banka gelirlerinin varlığı ve akıbeti incelenirken banka hesap kayıtları, bilançolar ve mali tablolar ayrıntılı olarak değerlendirilir. Gelirin fiilen elde edilip edilmediği, yatırıma veya sermaye artırımına dönüştürülüp dönüştürülmediği ve mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olmamasının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı denetlenir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/507, K. 2016/13581Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1618, K. 2019/1370 kararında ele alındığı üzere, kooperatif ödemelerinin bir eşin geliriyle yapılıp mülkiyetin diğer eş adına tescil edildiği somut uyuşmazlıklarda bu işlem bağışlama değil aile dayanışması sayılmış; ödemelerin gerçekleştirildiği mal rejimi dönemine göre katkı payı, değer artış payı veya artık değere katılma alacağı talebine konu olabileceği değerlendirilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1618, K. 2019/1370Kaynağı aç
Üçüncü Kişilere Karşı Sorumluluk ve Hak Düşürücü Süreler
Tasfiye sürecinde borçlu eşin malvarlığı ya da terekesi katılma alacağını ödemeye yetmezse, alacaklı eş veya mirasçıları Türk Medenî Kanunu m. 241 fıkra 1 uyarınca hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden isteyebilir. Üçüncü kişilerin sorumluluğu, borçlu eşten karşılanamayan eksik kalan miktarla sınırlıdır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 241Kaynağı aç
Borçlu eşin malvarlığının borcu karşılamaması sebebiyle üçüncü kişilere yöneltilecek katılma alacağı talebi kanunen belirli sürelere tabi tutulmuştur. Türk Medenî Kanunu m. 241 uyarınca bu hak, zedelenmenin öğrenildiği andan itibaren bir yıl ve her hâlükarda mal rejiminin sona erdiği tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle düşer. Bu hükümlerde öngörülen süreler ve yetki kuralları haricinde mirastaki tenkis davasına dair düzenlemeler kıyas yoluyla tatbik edilir.
Eşin başkasına devrettiği mallar tasfiyeye nasıl dahil edilir?
Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler Türk Medenî Kanunu m. 229 gereğince hesaba değer olarak eklenir.
Mal kaçırma iddiasında ispat kime aittir ve yemin teklif edilebilir mi?
Mal kaçırma kastıyla devir yapıldığını veya devir bedelinin halen mevcut olduğunu ispat yükü davacı eşe aittir; mahkemece davalı eşe bu konuda yemin teklif edilemez.
Eşin ortağı olduğu şirketin taşınmazına tedbir konulabilir mi?
Şirket tüzel kişiliği bağımsız olduğundan şirkete ait mallara ihtiyati tedbir konulamaz; ancak borçlu eşin şirket hisselerinin devrini önleyici tedbirler istenebilir veya pay ve kâr haczi uygulanabilir.
Eşin malvarlığı borcu karşılamazsa üçüncü kişiye dava açılabilir mi?
Borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamaya yetmediğinde, Türk Medenî Kanunu m. 241 uyarınca karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiden eksik kalan miktar istenebilir; bu dava öğrenmeden itibaren bir yıl ve mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süreye tabidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

