Boşanma kararıyla birlikte hükmedilen nafaka, koşulların değişmesi hâlinde sabit kalmak zorunda değildir. Türk Medeni Kanunu, irat biçiminde ödenen nafakanın belirli durumlarda mahkeme kararıyla kaldırılabileceğini ya da azaltılabileceğini; bazı hâllerde ise herhangi bir mahkeme kararına gerek kalmaksızın kendiliğinden sona ereceğini öngörmektedir. Hangi yolun izleneceği nafakanın türüne ve değişen koşulların niteliğine göre belirlenir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Nafaka Türleri ve Sona Erme Rejimleri
Boşanma sonrasında söz konusu olan başlıca nafaka türleri yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasıdır. Bu türlerin her biri farklı hukuki temellere dayanır ve sona erme koşulları da birbirinden ayrışır. Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eşe diğer eş tarafından ödenir. İştirak nafakası ise velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin müşterek çocuğun giderlerine geliri oranında katılmasından doğar; dayanağı nafaka alacaklısının yoksulluğu değil, nafaka yükümlüsünün çocuğun giderlerine ortak olma borcudur. Bu nedenle nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması, iştirak nafakasının kaldırılması için geçerli bir gerekçe oluşturmaz. İştirak nafakası çocuğun korunmasına yönelik olup kamu düzenine ilişkindir; hâkim talep bulunmasa dahi kendiliğinden iştirak nafakasına hükmedebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1513, K. 2019/1182Kaynağı aç
Nafakanın Kendiliğinden Sona Erdiği Hâller
TMK m. 176/3 uyarınca irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka iki hâlde kendiliğinden kalkar: nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü. Bu hâllerde mahkemeden ayrıca bir karar almaya gerek yoktur; nafaka yükümlülüğü kendiliğinden son bulur. Bu kendiliğinden sona erme hükmünün yoksulluk nafakasına ilişkin olduğu, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesinin iştirak nafakasını kendiliğinden sona erdirmediği değerlendirilmektedir; zira iştirak nafakasının bağlı olduğu hukuki temel, nafaka alacaklısının kişisel durumundan değil çocuğun giderlerine katılım borcundan kaynaklanmaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/6449, K. 2016/9164Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1980, K. 2020/3397Kaynağı aç
Nafaka yükümlülüğünün sona ermesi, o tarihe kadar birikmiş nafaka alacağını ortadan kaldırmaz. Sona erme tarihinden itibaren yeni bir borç doğmayacak olmakla birlikte, önceki döneme ait birikmiş alacağın nafaka yükümlüsü tarafından, nafaka yükümlüsü vefat etmişse mirasçıları tarafından ödenmesi gerekir.
Mahkeme Kararıyla Kaldırma: Üç Temel Gerekçe
TMK m. 176/3, yeniden evlenme ve ölüm dışında nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılabileceği üç durumu düzenlemektedir: nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürmesi. Bu gerekçelerin her biri için dava açılması ve ilgili koşulun mahkemede ispat edilmesi zorunludur; kendiliğinden sona erme söz konusu değildir.
Fiilen Evliymiş Gibi Yaşama: İspat ve Delil
Nafaka alacaklısının başka biriyle evlilik dışı birliktelik sürdürdüğü iddiasına dayalı kaldırma davalarında bu olgunun somut ve inandırıcı delillerle ortaya konulması gerekmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1980, K. 2020/3397 sayılı kararında davalının davacıdan boşandıktan sonra başka bir şahısla evlenme olmaksızın fiilen birlikte yaşadığına dair somut ve inandırıcı delil bulunmaması hâlinde davanın reddedilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Hangi delil bütününün yeterli sayılacağı her somut davanın koşullarına göre belirlenmektedir.
Bu tür davalarda nafaka alacaklısının kimlerle ikamet ettiğinin ve bu kişilerle ilişkisinin niteliğinin ayrıntılı biçimde araştırılması gerekmektedir; eksik incelemeyle hüküm kurulması bozma sebebi oluşturmaktadır. Dava sürerken nafaka alacaklısının resmî olarak evlenmesi hâlinde ise Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/6449, K. 2016/9164 kararında toplanan delillerin davanın açıldığı tarih itibarıyla değerlendirilerek, davalının başkasıyla yaşadığı kanıtlandığı takdirde dava tarihi itibarıyla yoksulluk nafakasının kaldırılması koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Yoksulluğun Ortadan Kalkması: Ölçüt ve Sınırlar
Yoksulluk nafakasının kaldırılabilmesi için nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkmış olması gerekir. Yargıtay, yoksulluğu yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım ve eğitim gibi zorunlu harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmama hâli olarak tanımlamaktadır. Yoksulluk durumu, günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları birlikte değerlendirilerek takdir edilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/9901, K. 2017/386Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/10920, K. 2017/996 sayılı kararında yoksulluğun ortadan kalktığının kabul edilebilmesi için nafaka alacaklısının asgari ücret düzeyinin üzerinde ve sürekliliği olan bir gelire sahip olması gerektiğini belirlemiştir. Asgari ücret düzeyinde çalışmak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik yaklaşımında yoksulluk nafakasını gerektirmeyen ya da ortadan kaldıran bir durum olarak kabul edilmemektedir. Geçici işlerde çalışmak da yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirmez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/3339, K. 2015/10532Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/10920, K. 2017/996Kaynağı aç
Nafaka alacaklısının elde ettiği ek gelir onu yoksulluktan tamamen kurtarmaya yetmiyorsa bu durum nafakanın kaldırılmasına değil azaltılmasına gerekçe oluşturabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/10920, K. 2017/996 kararında nafaka alacaklısının ölen babasından aldığı yetim aylığının kaldırma için yeterli olmadığını; ancak nafakanın azaltılmasını etkileyen bir olgu sayılacağını hükme bağlamıştır. Bu tespit o davadaki somut gelir kalemine ilişkindir; farklı gelir türleri için sonucun somut koşullara göre değerlendirileceği gözetilmelidir.
Nafakanın Azaltılması: Koşullar ve Hakkaniyet Denetimi
TMK m. 176/4, irat biçiminde ödenen nafakanın tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde artırılabileceğini ya da azaltılabileceğini öngörmektedir. Bu hüküm yalnızca çekişmeli boşanma kararlarına değil, anlaşmalı boşanma protokolüyle belirlenen nafaka yükümlülüklerine de uygulanır; protokolde nafaka miktarı kararlaştırılmış olması sonradan artırma veya azaltma talep edilmesine engel değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/3339, K. 2015/10532 kararında nafaka alacaklısının elde ettiği düzenli gelirin yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmadığı ancak mali durumunu olumlu yönde değiştirdiği hâllerde, tarafların sosyal ve ekonomik koşulları da gözetilerek nafakada hakkaniyete uygun bir miktarda indirim yapılması gerektiğini; nafakanın tümden kaldırılmasına hükmedilmesinin ise bozma sebebi oluşturduğunu belirlemiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2016/10920, K. 2017/996 kararında da nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı, ancak ekonomik durumunda iyileşme olduğu kabul edilen hâllerde nafakanın hakkaniyet ilkesi gereğince uygun bir miktarda indirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Nafaka indirim veya kaldırma davalarında mahkeme, davanın açıldığı tarihteki tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gözetir; nafaka takdirinde taraflar arasında kurulan denge durumunu da dikkate alır.
Kaldırma Talebinin Azaltma Talebini Kapsaması
Nafakanın kaldırılması talebi, çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince nafakanın azaltılması talebini de kapsar. Bu nedenle mahkeme, kaldırma için yeterli koşulun oluşmadığını tespit etse dahi nafaka alacaklısının mali durumunun olumlu yönde değiştiğini görürse nafaka miktarında indirim yapılması hususunu ayrıca değerlendirmelidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/3339, K. 2015/10532 ve E. 2016/9901, K. 2017/386 kararlarında, kaldırma için yeterli koşul oluşmayan durumlarda yoksulluk nafakasının tümden kaldırılmasına hükmeden kararları bu gerekçeyle bozmuştur.
Sözleşmeye Dayalı Nafakada Kaldırma veya İndirim Talebi
Nafaka iradı, tarafların anlaşmasına ve hâkim onayına dayanıyor olsa bile yasal koşullar gerçekleştiğinde indirilebilir ya da tamamen kaldırılabilir. Bununla birlikte, sözleşme ile kararlaştırılmış ve hâkim tarafından onaylanmış iradın yasada aranan şartlar gerçekleşmeden kaldırılmasını ya da indirilmesini talep etmek hakkın kötüye kullanılması niteliği taşır. Aynı şekilde, sırf boşanmayı sağlamak amacıyla mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü bilerek üstlenen ya da karşı tarafın nafakaya ihtiyacı olmadığını bilen kişinin sonradan bu yükümlülüğün kaldırılmasını ya da azaltılmasını talep etmesi iyiniyet ve sözleşmeye bağlılık ilkeleriyle bağdaşmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/2282, K. 2019/8150 kararında nafaka borçlusunun ekonomik ve sosyal durumundaki kısmi değişikliğin yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirmediğini, ancak nafakanın hakkaniyet oranında indirilmesi sebebi olabileceğini hükme bağlamıştır. Aynı kararda, nafaka alacaklısının boşanma öncesine kıyasla sosyal ve ekonomik durumunda önemli bir değişiklik olmadığında nafaka yükümlüsünün gelirindeki azalmanın protokol yükümlülüklerinin tümden kaldırılmasını değil, hakkaniyete uygun biçimde uyarlanmasını gerektirebileceği de belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/2282, K. 2019/8150Kaynağı aç
İştirak Nafakasının Kaldırılması veya Azaltılması
İştirak nafakası, ana babanın bakım borcunun bir yansımasıdır ve kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim talep olmaksızın da bu nafakaya kendiliğinden hükmedebilir. TMK m. 331 uyarınca durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. İştirak nafakasının azaltılması için tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin bunu gerektirmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2613, K. 2019/1191Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1513, K. 2019/1182 kararında nafaka yükümlüsünün kendi iradesiyle işinden ayrılıp kendi işini kurduğu ve mali durumunda bir bozulma olmadığı tespit edilen bir davada, protokolle belirlenmiş iştirak nafakasının azaltılması için yasal koşulun oluşmadığı sonucuna varmış; iştirak nafakasının azaltılmasına ilişkin yerel mahkeme direnme kararını bozmuştur.
Ana babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder; ergin olmasıyla birlikte bu bakım borcu sona erer. Ancak çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi sürmekteyse TMK m. 328/2 kapsamında ana babanın durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitim sona erene kadar çocuğa bakma yükümlülüğü devam eder.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 328Kaynağı aç
Boşanma davasında iştirak nafakası talep edilmemiş olması, koşulların sonradan değişmesi ve çocuğun üstün yararı gözetilerek ilerleyen dönemde iştirak nafakası talep edilmesine engel değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2613, K. 2019/1191 kararında bu ilkeyi açıkça benimsemiş; boşanma protokolünde müşterek çocuk için peşin tazminat ödenmesinin nafaka yükümlüsünü iştirak nafakası ödemesinden kurtarmayacağını, ancak nafaka miktarının belirlenmesinde dikkate alınabileceğini hükme bağlamıştır.
Hâkimin Gelecek Yıllara İlişkin Nafaka Tespiti Yetkisi
TMK m. 176/5 uyarınca hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine hükkedilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Bu düzenleme, nafaka miktarını zaman içinde esnetme imkânı tanıyan isteğe bağlı bir yetkiyi ifade etmektedir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Nafakanın kaldırılması veya azaltılması davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde bu davalar asliye hukuk mahkemesinde aile mahkemesi sıfatıyla görülür. Yetki bakımından ise TMK m. 177 uyarınca boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 177Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Nafakanın kaldırılması davası ne zaman açılabilir?
Bu davalar, nafaka yükümlülüğü devam ettiği sürece her zaman açılabilir. Nafakanın kaldırılması veya azaltılması için herhangi bir zamanaşımı ya da hak düşürücü süre öngörülmemiştir.
Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi iştirak nafakasını da sona erdirir mi?
TMK m. 176/3 kapsamındaki kendiliğinden sona erme hâlinin yoksulluk nafakasına ilişkin olduğu değerlendirilmektedir. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi iştirak nafakasını kendiliğinden sona erdirmez; zira iştirak nafakasının hukuki temeli, nafaka alacaklısının kişisel durumundan değil müşterek çocuğun giderlerine katılım borcundan kaynaklanmaktadır.
Yoksulluk nafakasının kaldırılması için ne kadar gelir yeterli sayılır?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/10920, K. 2017/996 kararında yoksulluğun ortadan kalktığının kabul edilebilmesi için nafaka alacaklısının asgari ücret düzeyinin üzerinde ve sürekliliği olan bir gelire sahip olması gerektiğini belirlemiştir. Asgari ücret düzeyinde çalışmak ya da geçici işlerde istihdam edilmek, kaldırma için yeterli koşul oluşturmaz. Bu eşiğin somut uygulaması günün ekonomik koşulları ve tarafların sosyal durumu bir arada değerlendirilerek mahkemenin takdirine göre belirlenir.
Anlaşmalı boşanma protokolünde belirlenen nafaka sonradan değiştirilebilir mi?
Evet. TMK m. 176/4'teki artırma ve azaltmaya ilişkin hüküm yalnızca çekişmeli boşanma kararlarına değil, anlaşmalı boşanma protokolüyle belirlenen nafakalara da uygulanır. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde protokol nafakasının artırılması ya da azaltılması talep edilebilir. Ancak sözleşme ile kararlaştırılmış ve hâkimce onaylanmış iradın yasal koşullar gerçekleşmeden kaldırılmasını ya da indirilmesini talep etmek hakkın kötüye kullanılması niteliği taşır.
Nafakanın kaldırılması mümkün değilse mahkeme ne yapar?
Nafakanın kaldırılması talebi, aynı zamanda azaltılması talebini de kapsar. Mahkeme, kaldırma için yeterli koşulun oluşmadığını tespit etse dahi nafaka alacaklısının mali durumunun olumlu yönde değiştiğini görürse nafaka miktarında indirim yapılması hususunu ayrıca değerlendirmelidir. Yargıtay, yoksulluk nafakasının tümden kaldırılmasına hükmeden kararları, kaldırma için yeterli koşul oluşmadığı durumlarda bozmuştur.
Nafaka yükümlüsü öldükten sonra birikmiş nafaka borçları ne olur?
Nafaka yükümlülüğünün sona ermesi, o tarihe kadar biriken alacağı ortadan kaldırmaz. Nafaka yükümlüsünün ölümü hâlinde vadesi gelmiş ve birikmiş nafaka alacakları, mirasçıları tarafından ödenmesi gereken bir borç olarak varlığını korur.
Çocuk ergin olduktan sonra da iştirak nafakası ödenmeye devam eder mi?
TMK m. 328/1 uyarınca ana babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasıyla sona erer. Bununla birlikte çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi sürmekteyse TMK m. 328/2 kapsamında ana babanın durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitim sona erene kadar çocuğa bakma yükümlülüğü devam edebilir. Bu yükümlülüğün hangi hukuki çerçevede karşılanacağı somut koşullara göre değerlendirilmelidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

